26 Eylül 2026

,

“Epstein Sınıfı” Diye Bir Şey Yok


Jeffrey Epstein ve işverenlerinin suç olarak kabul edilmesi gereken eylemleriyle ilgili ortaya çıkan ifşaatlar, birçok kişiyi haklı olarak zengin muktedirlerin ahlaksız davranışları karşısında rahatsız olmalarına neden oldu. Bu durum, kendilerini Marksist olarak adlandıran bazı kişilerin, muktedir sınıfı tanımlamak üzere, bir tür kısaltma olarak “Epstein sınıfı” terimini benimsemelerine yol açtı.

Bunun bir hata olduğunu görmek gerekiyor. Bu makale, bunun neden hata olduğunu izah edecek.

Bilimsel sosyalistler için kesinlik önemlidir. Zira bizim amacımız, dünyanın nasıl işlediğini kesin olarak ortaya koymak, böylece sermayenin işçi sınıfının gözlerine çektiği perdeyi kaldırmaktır.

Popülistler ve demagoglar, bu “Epstein sınıfı” terimini sınıfsal ilişkileri gizlemek istedikleri için kullanıyorlar. Oysa bizim Epstein gibi bir adamın toplumsal sınıfı açısından ne ifade ettiğini açıkça dile getirmemiz gerekiyor.

Epstein; Les Wexner ve Leon Black gibi, Amerikan muktedir sınıfının gerçek üyeleri olan iki adamın hizmetkârı, nihayetinde gözden çıkarılabilir bir uşağıydı. Dolayısıyla, pezevenk, iş bitirici ve para adamıyla onu istihdam eden adamların aynı sınıfa mensup olduklarını iddia etme yanlışına düşmemeliyiz.

I. Bir Marksistin Asla Kullanmaması Gereken Bir İfade

“Epstein sınıfı” ifadesi, radikal sol olarak adlandırılan çevrelerde dikkat çekici bir yaygınlık kazandı. Bu ifade, yozlaşmış, dokunulmaz bir elit tabakayı, nihayet gerçek karakteriyle ifşa edilmiş bir yönetici katmanı kısaca tanımlamak için kullanılıyor. Kullananlar, sınıf savaşı içinden konuşuyorlarmış gibi poz kesiyorlar ama aslında sınıfsal analizi terk ediyorlar. Neticede bu ifadeyi, kendini Marksist olarak gören hiç kimse kullanmamalı.

İtirazımı üç temelde dillendiriyorum. Burada her birini sırayla ele almak istiyorum.

1. Bu ifade, ampirik olarak yanlıştır:

Jeffrey Epstein, Amerikan muktedir sınıfının bir üyesi değildi. O, bu sınıfın bir çalışanıydı; bir iş bitirici, bir finansçı, (ahlaksızlıkla tanımlı) belirli hizmetlerin sağlayıcısıydı, yani aslında her şeye sahip olan adamlara hizmet eden biriydi.

2. Teorik olarak tutarsızdır:

Bir sınıf, bir adres defteri değil, bir ilişkidir, bir bireyin adıyla anılan bir “sınıf”, terim düzleminde bir çelişkidir.

3. Siyaseten zararlıdır:

Halkın öfkesini hizmetkârların odalarına yönlendirirken, efendilerin evlerini dokunulmaz kılar, bunu Marksizmi popülist şeytanlaştırmanın diline dönüştüren bir anlayışla yapar.

Burada bir yandan da aslında neyi söylemediğimi de dile dökmem gerekiyor. Benim niyetim, “Epstein olayından artık bahsetmeyin” çağrısı yapmak değil. Tam tersine: doğru şekilde ele alındığında, bu olay, yakın tarihte Amerikan devletinin ve ABD liderliğindeki emperyalist bloğa mensup muktedir sınıflar konusunda bize en fazla şeyi öğreten ifşaatlarından biridir. Asıl mesele şu ki, bu ifşaatı Marksist olarak mı kullanacağız yoksa birer seyirci olarak mı tüketeceğiz? “Epstein sınıfı” ifadesi, ikincisini yaptığımızın delilidir.

II. Sınıf Bir İlişkidir Bir Liste Değil

Öncelikle temel ilkelerden başlamalıyız, zannımca yapılan hata bununla ilgili. Engels, Komünist Manifesto’nun 1888 tarihli İngilizce baskısında, Marksist sözlükte en net tanıma sahip olan “burjuvazi” kelimesine bir dipnot eklemiştir: "Burjuvazi ile kastedilen, toplumsal üretim araçlarının sahipleri ve ücretli emeğin işverenleri olan modern kapitalistler sınıfıdır.”[1] Başka bir deyişle, sınıf, üretim ilişkilerindeki konumla, üretim araçlarının mülkiyetine sahip olup bu araçları kontrol etmeyle ve bu sahiplik sayesinde emek üzerinde tesis edilen güçle tanımlanır. Sergilenen zenginlikle, iddia edilen ahlaksızlıkla veya elde edilen şöhretle tanımlanmaz.

Marx, Kapital’in ilk Almanca baskısının önsözünde bu noktayı daha da derinleştirdi. Kendi döneminin ahlakçılarını ele alan Marx, orada şunları söylüyordu:

“Kapitalisti ve toprak sahibini hiçbir şekilde pembeye boyamıyorum. Fakat burada bireyler, yalnızca ekonomik kategorilerin kişileştirilmiş halleri, belirli sınıf ilişkilerinin ve sınıf çıkarlarının somutlaşmış halleri olarak ele alınıyor. Toplumun ekonomik oluşumunun evrimini doğal bir tarih süreci olarak gören bakış açım, bireyi, öznel olarak kendisini bunların üstüne ne kadar yükseltirse yükseltsin, toplumsal olarak kendisinin bir yaratığı olarak kaldığı ilişkilerden sorumlu tutmuyor.”[2]

Bu, sosyalist gelenekte yazılmış, metodolojik açıdan en önemli cümlelerden biridir. Marx için, fabrikanın, bankanın, plantasyonun sahibi olan gerçek kapitalist bile bir karakter maskesidir: bir ilişkinin kişileştirilmesi, yazarı değil. Kapital’in I. Cildi’nde bu nokta açıkça belirtilmiştir: paranın sahibi, “kapitalist olarak, yani kişileştirilmiş, bilinç ve irade ile donatılmış sermaye olarak iş görür.”[3] Sermaye özne; kapitalist, onun taşıyıcısıdır.

III. Cilt’te Marx, anonim şirket sistemine dair analizinde sanki yüzyılımızı anlatmaktadır: yönetim mülkiyetten ayrıldıkça, “ortada sadece memurlar kalır, kapitalistse üretim sürecinden gereksiz unsur olarak silinip gider.”[4]

Şimdi bunun ele aldığımız ifade için ne anlama geldiğini düşünelim. Eğer burjuvazinin kendisi bile kendi kendini hareket ettiren bir kötü adamdan ziyade bir ilişkinin taşıyıcısı olarak analiz edilecekse, hiçbir önemli üretim aracına sahip olmayan bir adamın adını taşıyan bir “sınıf” hakkında ne düşünmeliyiz? Tersine çevirme işlemi Marx şahsında tamamlanmıştır. Marksizm, odağı bireyden uzaklaştırıp ilişkiye çevirir: “Epstein sınıfı” terimi ise odağı tekrar bireye çevirir ve ulaştığı sonucu analiz olarak adlandırır. Bu, Kapital’in metodolojik zıttıdır. “Epstein sınıfı”ndan söz edenler, utanmaları gereken bir sonuca ulaşırlar: “Eğer sorun, bir kişi tarafından tanımlanan bir sınıf ise, çözüm, kişilerin ortadan kaldırılmasından ibarettir.” Bu yaklaşım benimsendiği takdirde ilgili kişileri üreten ilişkiler dokunulmadan yollarına devam eder, tıpkı iş piyasasının yeni yöneticileri üretmesi gibi yeni Epstein’ler üretirler.

III. Bir Hizmetçinin Hesap Defteri

Ampirik kayıtlar, meseleyi açıklığa kavuşturuyor. Bunların üzerinde durulmalı, zira gerçekler, herhangi bir teorik pasajdan daha yıkıcı bir etkiye sahip. Jeffrey Epstein, maddiyatta neydi? Özel bir okulda öğretmenlik görevini bırakan, Bear Stearns’ten hiçbir başarı elde etmeden geçen, daha sonra müşteri portföyü esasen bir avuç milyarderden oluşan bir “finans danışmanı” olarak iş kuran bir adamdı. Serveti, üretken varlıkların sahipliğinden değil, bu tür varlıklara sahip olan kişilere hizmet sunmaktan elde ettiği ücretlerden, bağışlardan ve fazladan kazanılan paralardan oluşuyordu.

Paranın izini sürmeliyiz, çünkü para, sınıfsal analizin temelini oluşturuyor. Victoria’s Secret’ın arkasındaki perakende milyarderi Leslie Wexner, Epstein’e işleri konusunda vekaletname verdi; bir ortağının ifadesine göre, “Les, ona çek defteri üzerinde tam yetki verdi.” Wall Street Journal, Epstein’in yalnızca Wexner’den elde ettiği kazancın yaklaşık 200 milyon dolar olduğunu tahmin ediyor. Manhattan’daki ev, jetler, ada, bu parayla satın alındı.[5] Özel sermaye milyarderi Leon Black, 2012 ile 2017 yılları arasında Epstein’e vergi ve miras danışmanlığı için 158 milyon dolar ödedi. Bu danışmanlığın Black’e bir milyar dolardan fazla tasarruf sağladığı tahmin ediliyor.[6] Black’in serveti 11,5 milyar dolar.[7]

Şimdi tüm tartışmaları sonlandıracak aritmetik hesaplamaya geçelim. Epstein öldüğünde, vasiyetinde 577.672.654 dolarlık bir serveti olduğu ortaya çıktı.[8] Yarım milyar dolar, çok büyük bir para. Aynı zamanda, bir müşterisi için düzenlediği vergi tasarruflarının yaklaşık yarısı kadar. Tüm yaşamı boyunca biriktirdiği para, hizmet ettiği adamların servetlerinin yanında bir yuvarlama hatası gibi kalıyor. Bu, muktedir sınıfın bir yöneticisinin bilançosu değil. Bu, bir avukatın zarfı. Amerikan ahlaksızlığının tarihindeki en büyük avukatın zarfı, ama gene de neticede bir avukatın zarfı.

Böyle bir figür, Marksist sınıf haritasında nereye aittir? Tam olarak Nicos Poulantzas’ın tekelci kapitalizmin maaşlı memur katmanlarını konumlandırdığı yere: yüksek gelirleri onlara rahatlık ve iktidara yakınlık sağlayan, ancak üretim araçları üzerinde hiçbir kontrol sağlamayan yöneticiler, denetçiler ve sermayenin profesyonel hizmetkârlarından oluşan “yeni küçük burjuvazi”ye.[9]

Dilerseniz, siz “üst küçük burjuvazi” deyin. Etiket, konumdan daha az önemlidir. Epstein, hizmet satıyordu. Özel dikim takım elbiseli bir ücretli çalışan, özel jetli bir ücretli çalışandı. Neticede bir çalışandı.

Epstein’in maaşının Wexner’ın hesabından mı, Black’in aile ofisinden mi yoksa bir istihbarat teşkilâtının maaş bordrosundan mı geldiği, özünde hiçbir şeyi değiştirmez. İstihbarat teşkilâtının bir çalışanı, bir çalışandır. Bir devlet memuru, bir memurdur. Gizem tam olarak hizmetkârın efendi konumuna yükseltilmesiyle başlar.

IV. Devlet, Efendilerine Hizmet Ettiği İçin Hizmetçiyi Korumuştur

Efsaneleri bir kenara bırakırsak, olayın belgelenmiş kaydı, siyaseten çok daha değerli hale gelir, zira bu, sistemden kaçan bir canavarı değil, sistemin tam olarak tasarlandığı gibi işlediğini gösterir.

2007 yılında, Florida’daki federal savcılar, Epstein’i ömür boyu hapse mahkûm edebilecek 53 sayfalık bir iddianame hazırlamıştı.[10] Ancak bu iddianame, hiçbir zaman mahkemenin gündemine gelmedi. Bunun yerine, Acosta’nın ofisi, ülke genelinde Epstein’in kovuşturulmaması konusunda anlaşması imzaladı: Epstein, fuhuşla ilgili iki eyalette gündeme gelen suçlamayı kabul edecekti. Bu sonuç, kaçırılan küçükleri tuhaf bir biçimde “fahişe” olarak tanımlıyordu. Önerilen on sekiz ayını bir ilçe hapishanesinde geçirecek, cinsel suçlu olarak kayıt altına alınacaktı. Hapishaneye girmeden kısa bir süre önce kurduğu bir vakıfta günde on iki saat, haftada altı gün çalışmasına izin veren bir çalışma izni düzenlemesiyle on üç aydan az bir süre hapis yattı.[11] Bu anlaşmanın iki özelliğinin sindire sindire okunması gerekiyor. Birincisi anlaşma, yalnızca Epstein’e değil, adı geçen dört suç ortağına da “herhangi bir muhtemel suç ortağına” dokunulmazlık sağlıyor, bu anlamda, müşterilerin üzerinde bir şemsiye görevi görüyordu.[12] İkincisi anlaşma, bir federal hâkimin daha sonra karar verdiği üzere, Suç Mağdurlarının Hakları Yasası’nı ihlal ederek mağdurlardan kasten gizlendi.[13]

Leninist klasikler, bu mekanizmayı duygusallıktan uzak bir şekilde tanımlıyor. Lenin’in Devlet ve Devrim’in temeline yerleştirdiği pasajda Engels, “Modern temsilî devlet, sermaye tarafından ücretli emeğin sömürülmesinin bir aracıdır” diyordu.[14] Demokratik cumhuriyette, bilhassa Engels’in soğuk bir dille belirttiği gibi, Amerika’da “servet, gücünü dolaylı olarak, ancak çok daha kesin bir şekilde memurların doğrudan yolsuzluğu ve hükümet ile Borsanın ittifakı” yoluyla kullanır.[15] Manifesto, otuz yıl önce bunu tek bir cümleyle ifade etmişti: “Modern devletin yürütme organı, tüm burjuvazinin ortak işlerini yönetmek için kurulmuş bir komiteden başka bir şey değildir.”[16]

Ralph Miliband, bu ifadenin özetlediği ayrımı belgelemek için ömrünü harcadı: Devlet personeli muktedir sınıf değildir; onun çalışanlarıdır, onun içinden seçilir, onun tarafından eğitilir, ona karşı sorumludur, bu nedenle, şu veya bu memurun yakalanması çok az şeyi değiştirir.[17]

Epstein olayı, doğru okunduğunda, nesnelliğin tezahürüdür. Devlet, efendilerini korumak için (bir süreliğine) hizmetçiyi korumuştur; dokunulmazlık maddesi, açık ve net bir şekilde ortadadır. Bu tek cümle, “Epstein sınıfı” ifadesinin binlerce tekrarından daha fazla sınıfsal analiz içerir.

V. “Epstein Sınıfı” İfadesi Neden Baştan Çıkarıcı?
Baştan Çıkarıcı Oluşunun Sorun Teşkil Etmesinin Nedeni Nedir?

Madem bu “Epstein sınıfı” ifadesi, bu kadar kolay çürütülebiliyor, neden o vakit bu kadar çok yaygınlaştı? Çünkü aynı anda iki kötü alışkanlığı, en yakın kötü adamı aramaya dair popülist alışkanlığını ve skandalı yapı ile karıştıran gazetecilik alışkanlığını körüklüyor. Çünkü bu ifade, bir kestirme yol vaat ediyor, açıklama yapmak denilen o zor işi yapmadan kamuoyunun öfkesini kontrol altına almanın bir yolunu sunuyor.

Lenin, siyaseti anın ruhuna göre şekillendirmenin adını “kuyrukçuluk” koymuştu. Kendi hareketinin, işçilerin kendiliğinden düşündükleri her şeye tapan ekonomistlere karşı, “işçi sınıfı hareketinin kendiliğinden gelişimi, onun burjuva ideolojisine boyun eğmesine yol açar” diyen Lenin şu tespiti yapıyordu:

“Bizim görevimiz, Sosyal Demokrasinin görevi, kendiliğindenliğe karşı koymak, işçi sınıfı hareketini burjuvazinin kanatları altına girmeye yönelik bu kendiliğinden, sendikacı çabadan saptırmak ve onu devrimci Sosyal Demokrasinin kanatları altına almaktır.”[18]

Ele aldığımız konuyla ilgili olarak bu alıntı, meselenin özünü yalın çıplak ortaya koyuyor. Siyaseti yalnızca şahısların işleri olarak gören tabloid kültürü içinde yoğrulmuş kamuoyunun kendiliğinden bilinci şöyle der: Epstein sınıfı kötü elitlerden müteşekkil. Komünistlerin görevi, bu kafa karışıklığını kırmızı bir bayrakla vaftiz etmek değil, bilinci ilişkiler düzeyine yükseltmek. Epstein’in neden var olduğunu, kime hizmet ettiğini, onu neyin koruduğunu açıklamak.

Bu ifadeyi kullanmanın yol açtığı bir başka tehlikeye de işaret etmek, onun da adını koymak zorundayız. Sermayeyi ahlak düzleminde ele alan, bu anlamda, toplumsal ilişkileri kötü kişilerle ikame eden yaklaşım, burjuva ideolojisinin en eski öz savunma biçimidir. Tarihsel seyrine ait örnekler mebzul miktardadır, kitaplarda derinlemesine ele alınmıştır.

Kapitalizmin sorunları, aydınlanmamış zihinlere bir kişi, bir klik, bir komplo kılığında göründüğünde, bir sonraki durak, komplo teorileridir. Ayrıca, bu ifadenin içine gizlenmiş siyasi mantığa da dikkat edilmelidir. Eğer sorun “Epstein sınıfı” ise, ima edilen çözüm, devletin onu yargılaması, yani burjuva devletinin kendi memurlarını tasfiye ederek sistemi temizlemesidir. Burjuvazinin ortak işlerini yönetmekle görevli komitenin, sonunda burjuvaziye karşı döneceğine inanmamız isteniyor. Bu, bir sınıf savaşı değil. Bu, mahkûmların gardiyana sunduğu mütevazı bir dilekçedir.

VI. Efendiler Arasında Bir Hizmetçi Yüzünden Çıkan Savaş

Bu ifadenin reddedilmesi için bir neden daha var. Bu neden en güncel yönüyle ilgili. Epstein olayı, bugün sadece bir skandal değil. Amerikan muktedir sınıfının fraksiyonları arasındaki savaşta kullanılan bir silah, bir cephane. Adalet Bakanlığı dosyalarının kademeli olarak yayınlanması ve son iki yıldır Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi’nin sergilediği gösteri, Amerika’yı yeniden büyük olmasını isteyen Trampçı sağcılar (MAGA) ile müesses nizamın liberal kanadı arasındaki mücadelenin tezahürü. Her iki taraf da kendi işlerini halleden kişiyi diğer tarafla ilişkilendirmeye çalışıyor. Her yeni belge, efendiler arasındaki bir topçu düellosunda sıkılan top mermisi, hizmetçilerin isimleri sadece mermilerin nereye düştüğünü gösteriyor.

Marx’ın Louis Bonaparte’ın On Sekizinci Brumaire’i isimli eseri, bu tür olayları okumak için bir kılavuz olmaya devam ediyor:

“İnsanlar, kendi tarihlerini kendileri yaparlar, ancak bunu istedikleri gibi yapmazlar. Kendi seçtikleri koşullar altında değil, zaten var olan, geçmişten gelen ve aktarılan koşullarda altında yaparlar.”[19]

İşçi sınıfının, burjuva fraksiyonları arasında dönen, hangisinin daha kötü şöhretli pezevenk çalıştırdığı konusunda dönen kavgada hiçbir çıkarı yoktur. Kendilerine Marksist diyenler, “Epstein sınıfı”na savaş ilan ettiklerinde, sınıf savaşı yürütmüş olmuyorlar. İşçileri başkasının savaşının bir tarafı için seyirci ve gönüllü piyade kılıyorlar.

Bu savaşın amacına dikkat edin: sermaye sahipleri değil, hizmetkâr sınıfının üst tabakası, yani iş bitiriciler, avukatlar, pezevenkler. Üst küçük burjuvaziye yönlendirilen sınıf savaşı, sınıf savaşı değildir. Hedefe uşağı koyan popülizmdir.

VII. Marksistler Epstein Olayı Konusunda Ne Yaparlar?

Bunların hiçbiri sessiz kalmak gerektiği anlamına gelmiyor. Lenin’in komünisti, muktedirlerin suçlarına göz yuman bir sekter değildi. O, “herhangi bir yerde ortaya çıkarsa çıksın, hangi halk tabakasını veya sınıfını etkilerse etkilesin, istibdatın ve zulmün her tezahürüne tepki verebilen, tüm bu tezahürleri genele teşmil edip polis şiddeti ve kapitalist sömürünün tek bir resmini üretebilen halk kürsüsü”ydü.[20]

Lenin, işçi sınıfı bilincinin, "işçiler, hangi sınıfı etkilerse etkilesin, tüm istibdat, zulüm, şiddet ve istismar vakalarına cevap geliştirmeleri konusunda eğitilmedikçe gerçek bir politik bilince sahip olamayaklarını” ısrarla vurguluyordu.[21]

Epstein olayını kullanırken, onu Marksist bir bakış açısıyla kullanmalıyız. Paranın izini sürün: Jeffrey Epstein’e kimin para ödediğini sorun, cevap, Amerika’nın en zengin iki adamıdır. İsimleri onunki kadar ünlü olmalıdır. Koruma faaliyetinin izlerini sürün: Onu kimin koruduğunu sorun, cevap, ABD Savcılık Ofisi, Adalet Bakanlığı ve ilk mahkûmiyetinden sonra ona özel olarak kanat geren, on iki saatlik günlük izinle ödüllendiren hapishane sistemidir. Dokunulmazlık maddesine bakın: Kimleri kapsadığını sorun, cevap, “potansiyel suç ortakları”, müşterileri, hizmet ettiği sınıftır.

Bir skandalı genele teşmil edip sisteme ait resme ulaşmak, işte budur. Bu, Leninist ifşaattır ve skandal konusunda yaygara kopartmaktan, skandal tellâllığından farklı bir yolu izlemektedir. Skandal tellâllığı ise siyasetten arındırılmış ifşaattır. Sirkten nefret edene hem ekmek hem de sirk hizmeti sunar.

VIII. Sonuç: Hizmetçi Efendi Değildir

Bu “Epstein sınıfı” ifadesi, her açıdan yanlış. Ampirik olarak: Epstein, sermayenin bir çalışanıydı, onun kişileştirilmiş hali değildi. Serveti, tek bir müşteri için sağladığı değerin çok küçük bir kısmıydı. İşverenlerine hizmet eden devlet tarafından korunuyordu. Teorik olarak: bir sınıf bir ilişkidir, bir liste değil. Bir sınıfı bir memurun adıyla adlandırmak, Kapital’in yöntemini terk edip magazin gazetelerinin yöntemini benimsemektir. Siyasi olarak: bu ifade, öfkeyi efendilerden hizmetçilere yönlendirir, kendiliğinden oluşan karışıklığı bastırmak yerine ona prim verir, burjuva devletinin kendi saflarını arındırdığına dair inancı teşvik eder, komplo teorilerine meyleder, ve şu anda burjuva fraksiyonları arasındaki bir savaşta cephane görevi görür.

Bizim işimiz, “Epstein sınıfı” diye bağırmaktan daha zor ve daha az tatmin edici. İşimiz, işçi sınıfının maruz kaldığı güç ilişkilerini açıklamak ve somutlaştırmak. Hizmetçiyi efendiye, skandalı yapıya, iş bitiriciyi çeklerini imzalayanlara kadar takip etmektir. Hizmetçi, efendi değildir. Sol, sınıf siyasetine geri döndüğü gün aradaki bu farkı da bilince çıkartacaktır. O zamana dek bu ifade, bize muktedir sınıf hakkında hiçbir şey söylemeyecek, bilâkis, onu kullananların kafa karışıklığını açığa vuracka, oportünizmini ifşa edecek.

Alexander McKay
24 Eylül 2026
Kaynak

Dipnotlar:
[1] Frederick Engels, 1888 tarihli İngilizce baskısına dipnot, Karl Marx ve Frederick Engels, Manifesto of the Communist Party içinde, Bölüm I. MIA.

[2] Karl Marx, Capital, Cilt. I, Preface to the First German Edition (1867) MIA.

[3] Karl Marx, Capital, Cilt. I, Bölüm 4, “The General Formula for Capital.” MIA.

[4] Karl Marx, Capital, Cilt. III, Bölüm 23, “Interest and Profit of Enterprise.” MIA.

[5] Wexner konusunda bkz.: Wall Street Journal gazetesinin Epstein’in Wexner’dan aldığı 200 milyon dolarlık gelirle ilgili haberi ve Wexner-Epstein ilişkisini ele alan Vanity Fair haberinde özetlenen “çek defterini istediği zaman kullanabildiği”ne dair haber (2019). Manhattan’daki ev, vekâletname ve bağlantılı havaleler aynı haberde paylaşılıyor.

[6] PBS NewsHour, Apollo Küresel Yönetim Şirketi’nin görevlendirmesi üzerine Dechert LLP hukuk firmasının süreci incelemesine yönelik haber (Ocak 2021): Leon Black, 2012-2017 arası dönemde Epstein’e finans ve vergi meseleleriyle ilgili danışmanlık hizmeti karşılığında 158 milyon dolar ödemiş. Tavsiyeler sayesinde Black, 1 milyar dolar kazanç elde etmiş.

[7] Bloomberg Hukuk Departmanı’nın Black ve Epstein dosyalarıyla ilgili haberleri. Bloomberg Milyarderler Endeksi onun kıymetli bir isim olduğunu söylüyor.

[8] Forbes, “Jeffrey Epstein’s Will Leaves Everything To A Trust He Signed The Day Before His Death”. Mahkeme tüm mirasının toplam değerinin 577.672.654 dolar olduğunu söylüyor.

[9] Danışmanlık ve hizmet alanında maaşlı çalışanlardan oluşan “yeni küçük burjuvazi” konusunda bkz.: Nicos Poulantzas, Classes in Contemporary Capitalism (New Left Books, 1975).

[10] NPR, “Former U.S. Attorney On Epstein And Acosta” (11 Temmuz 2019). Burada eski ABD savcısı Joyce Vance’in federal mahkemenin suçlamalarını içeren 53 sayfalık dosyaya dair görüşleri aktarılıyor. Ayrıca bkz.: ABC News (12 Kasım 2020).

[11] US Department of Justice, Office of Professional Responsibility, Investigation into the U.S. Attorney’s Office for the Southern District of Florida’s Resolution of Its 2006–2008 Federal Criminal Investigation of Jeffrey Epstein (Kasım 2020), özet: Justice.

[12] Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda “muhtemel suç ortaklarının her biri” cezadan muaf tutuluyor. Bkz.: önceki dipnotta yer alan Adalet Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Bürosu raporu ve Cornell Hukuk Okulu Toplumsal Cinsiyetler Arası Adalet Projesi’nin sunduğu dava özeti, “In re Investigation of Jeffrey Epstein (2008).”

[13] Judge Kenneth Marra, US District Court for the Southern District of Florida, February 2019, burada savcılar, mağdurlardan anlaşmayı gizlemek suretiyle Suç Sonucu Mağdur Olanların Hakları Kanunu’nu ihlal ettiler (sonrasında On Birinci Bölge Hâkimliği’nce usul zemininde itiraz edildi. Gizlemeyle ilgili değerlendirme olduğu gibi muhafaza edildi.)

[14] Frederick Engels, The Origin of the Family, Private Property and the State, akt.: V. I. Lenin, The State and Revolution, Bölüm 1. MIA.

[15] Engels, akt.: Lenin, The State and Revolution, Bölüm 1, §3.

[16] Marx ve Engels, Manifesto of the Communist Party, Bölüm I. MIA.

[17] Ralph Miliband, The State in Capitalist Society (Weidenfeld & Nicolson, 1969). Bu çalışmada, devlet personelinin kapitalist sınıfı teşkil etmediğini, ona hizmette bulunduğunu söyleyen klasik yaklaşıma yer veriliyor.

[18] V. I. Lenin, What Is To Be Done?, Bölüm II (”The Spontaneity of the Masses and the Consciousness of the Social-Democrats”). MIA.

[19] Karl Marx, The Eighteenth Brumaire of Louis Bonaparte, Bölüm I. MIA.

[20] Lenin, What Is To Be Done?, Bölüm III, §E (”The Working Class as Vanguard Fighter for Democracy”). MIA.

[21] Lenin, What Is To Be Done?, Bölüm III, §C (”Political Exposures and ‘Training in Revolutionary Activity’”).

0 Yorum: