Jeffrey
Epstein ve işverenlerinin suç olarak kabul edilmesi gereken eylemleriyle ilgili
ortaya çıkan ifşaatlar, birçok kişiyi haklı olarak zengin muktedirlerin
ahlaksız davranışları karşısında rahatsız olmalarına neden oldu. Bu durum,
kendilerini Marksist olarak adlandıran bazı kişilerin, muktedir sınıfı
tanımlamak üzere, bir tür kısaltma olarak “Epstein sınıfı” terimini
benimsemelerine yol açtı.
Bunun
bir hata olduğunu görmek gerekiyor. Bu makale, bunun neden hata olduğunu izah
edecek.
Bilimsel
sosyalistler için kesinlik önemlidir. Zira bizim amacımız, dünyanın nasıl
işlediğini kesin olarak ortaya koymak, böylece sermayenin işçi sınıfının
gözlerine çektiği perdeyi kaldırmaktır.
Popülistler
ve demagoglar, bu “Epstein sınıfı” terimini sınıfsal ilişkileri gizlemek
istedikleri için kullanıyorlar. Oysa bizim Epstein gibi bir adamın toplumsal
sınıfı açısından ne ifade ettiğini açıkça dile getirmemiz gerekiyor.
Epstein;
Les Wexner ve Leon Black gibi, Amerikan muktedir sınıfının gerçek üyeleri olan
iki adamın hizmetkârı, nihayetinde gözden çıkarılabilir bir uşağıydı.
Dolayısıyla, pezevenk, iş bitirici ve para adamıyla onu istihdam eden adamların
aynı sınıfa mensup olduklarını iddia etme yanlışına düşmemeliyiz.
I.
Bir Marksistin Asla Kullanmaması Gereken Bir İfade
“Epstein
sınıfı” ifadesi, radikal sol olarak adlandırılan çevrelerde dikkat çekici bir
yaygınlık kazandı. Bu ifade, yozlaşmış, dokunulmaz bir elit tabakayı, nihayet
gerçek karakteriyle ifşa edilmiş bir yönetici katmanı kısaca tanımlamak için
kullanılıyor. Kullananlar, sınıf savaşı içinden konuşuyorlarmış gibi poz
kesiyorlar ama aslında sınıfsal analizi terk ediyorlar. Neticede bu ifadeyi,
kendini Marksist olarak gören hiç kimse kullanmamalı.
İtirazımı
üç temelde dillendiriyorum. Burada her birini sırayla ele almak istiyorum.
1.
Bu ifade, ampirik olarak yanlıştır:
Jeffrey
Epstein, Amerikan muktedir sınıfının bir üyesi değildi. O, bu sınıfın bir
çalışanıydı; bir iş bitirici, bir finansçı, (ahlaksızlıkla tanımlı) belirli hizmetlerin
sağlayıcısıydı, yani aslında her şeye sahip olan adamlara hizmet eden biriydi.
2.
Teorik olarak tutarsızdır:
Bir
sınıf, bir adres defteri değil, bir ilişkidir, bir bireyin adıyla anılan bir “sınıf”,
terim düzleminde bir çelişkidir.
3.
Siyaseten zararlıdır:
Halkın
öfkesini hizmetkârların odalarına yönlendirirken, efendilerin evlerini dokunulmaz
kılar, bunu Marksizmi popülist şeytanlaştırmanın diline dönüştüren bir anlayışla
yapar.
Burada
bir yandan da aslında neyi söylemediğimi de dile dökmem gerekiyor. Benim
niyetim, “Epstein olayından artık bahsetmeyin” çağrısı yapmak değil. Tam
tersine: doğru şekilde ele alındığında, bu olay, yakın tarihte Amerikan
devletinin ve ABD liderliğindeki emperyalist bloğa mensup muktedir sınıflar
konusunda bize en fazla şeyi öğreten ifşaatlarından biridir. Asıl mesele şu ki,
bu ifşaatı Marksist olarak mı kullanacağız yoksa birer seyirci olarak mı
tüketeceğiz? “Epstein sınıfı” ifadesi, ikincisini yaptığımızın delilidir.
II.
Sınıf Bir İlişkidir Bir Liste Değil
Öncelikle
temel ilkelerden başlamalıyız, zannımca yapılan hata bununla ilgili. Engels, Komünist
Manifesto’nun 1888 tarihli İngilizce baskısında, Marksist sözlükte en net
tanıma sahip olan “burjuvazi” kelimesine bir dipnot eklemiştir: "Burjuvazi
ile kastedilen, toplumsal üretim araçlarının sahipleri ve ücretli emeğin
işverenleri olan modern kapitalistler sınıfıdır.”[1] Başka bir deyişle, sınıf,
üretim ilişkilerindeki konumla, üretim araçlarının mülkiyetine sahip olup bu
araçları kontrol etmeyle ve bu sahiplik sayesinde emek üzerinde tesis edilen güçle
tanımlanır. Sergilenen zenginlikle, iddia edilen ahlaksızlıkla veya elde edilen
şöhretle tanımlanmaz.
Marx,
Kapital’in ilk Almanca baskısının önsözünde bu noktayı daha da
derinleştirdi. Kendi döneminin ahlakçılarını ele alan Marx, orada şunları
söylüyordu:
“Kapitalisti ve toprak
sahibini hiçbir şekilde pembeye boyamıyorum. Fakat burada bireyler, yalnızca
ekonomik kategorilerin kişileştirilmiş halleri, belirli sınıf ilişkilerinin ve
sınıf çıkarlarının somutlaşmış halleri olarak ele alınıyor. Toplumun ekonomik
oluşumunun evrimini doğal bir tarih süreci olarak gören bakış açım, bireyi,
öznel olarak kendisini bunların üstüne ne kadar yükseltirse yükseltsin,
toplumsal olarak kendisinin bir yaratığı olarak kaldığı ilişkilerden sorumlu
tutmuyor.”[2]
Bu,
sosyalist gelenekte yazılmış, metodolojik açıdan en önemli cümlelerden biridir.
Marx için, fabrikanın, bankanın, plantasyonun sahibi olan gerçek kapitalist
bile bir karakter maskesidir: bir ilişkinin kişileştirilmesi, yazarı değil. Kapital’in
I. Cildi’nde bu nokta açıkça belirtilmiştir: paranın sahibi, “kapitalist
olarak, yani kişileştirilmiş, bilinç ve irade ile donatılmış sermaye olarak iş
görür.”[3] Sermaye özne; kapitalist, onun taşıyıcısıdır.
III.
Cilt’te Marx, anonim şirket sistemine dair analizinde sanki yüzyılımızı anlatmaktadır:
yönetim mülkiyetten ayrıldıkça, “ortada sadece memurlar kalır, kapitalistse
üretim sürecinden gereksiz unsur olarak silinip gider.”[4]
Şimdi
bunun ele aldığımız ifade için ne anlama geldiğini düşünelim. Eğer burjuvazinin
kendisi bile kendi kendini hareket ettiren bir kötü adamdan ziyade bir
ilişkinin taşıyıcısı olarak analiz edilecekse, hiçbir önemli üretim aracına
sahip olmayan bir adamın adını taşıyan bir “sınıf” hakkında ne düşünmeliyiz?
Tersine çevirme işlemi Marx şahsında tamamlanmıştır. Marksizm, odağı bireyden
uzaklaştırıp ilişkiye çevirir: “Epstein sınıfı” terimi ise odağı tekrar bireye
çevirir ve ulaştığı sonucu analiz olarak adlandırır. Bu, Kapital’in
metodolojik zıttıdır. “Epstein sınıfı”ndan söz edenler, utanmaları
gereken bir sonuca ulaşırlar: “Eğer sorun, bir kişi tarafından tanımlanan bir
sınıf ise, çözüm, kişilerin ortadan kaldırılmasından ibarettir.” Bu yaklaşım
benimsendiği takdirde ilgili kişileri üreten ilişkiler dokunulmadan yollarına
devam eder, tıpkı iş piyasasının yeni yöneticileri üretmesi gibi yeni Epstein’ler
üretirler.
III.
Bir Hizmetçinin Hesap Defteri
Ampirik
kayıtlar, meseleyi açıklığa kavuşturuyor. Bunların üzerinde durulmalı, zira
gerçekler, herhangi bir teorik pasajdan daha yıkıcı bir etkiye sahip. Jeffrey
Epstein, maddiyatta neydi? Özel bir okulda öğretmenlik görevini bırakan, Bear
Stearns’ten hiçbir başarı elde etmeden geçen, daha sonra müşteri portföyü
esasen bir avuç milyarderden oluşan bir “finans danışmanı” olarak iş kuran bir
adamdı. Serveti, üretken varlıkların sahipliğinden değil, bu tür varlıklara
sahip olan kişilere hizmet sunmaktan elde ettiği ücretlerden, bağışlardan ve
fazladan kazanılan paralardan oluşuyordu.
Paranın
izini sürmeliyiz, çünkü para, sınıfsal analizin temelini oluşturuyor. Victoria’s
Secret’ın arkasındaki perakende milyarderi Leslie Wexner, Epstein’e işleri
konusunda vekaletname verdi; bir ortağının ifadesine göre, “Les, ona çek
defteri üzerinde tam yetki verdi.” Wall Street Journal, Epstein’in
yalnızca Wexner’den elde ettiği kazancın yaklaşık 200 milyon dolar olduğunu
tahmin ediyor. Manhattan’daki ev, jetler, ada, bu parayla satın alındı.[5] Özel
sermaye milyarderi Leon Black, 2012 ile 2017 yılları arasında Epstein’e vergi
ve miras danışmanlığı için 158 milyon dolar ödedi. Bu danışmanlığın Black’e bir
milyar dolardan fazla tasarruf sağladığı tahmin ediliyor.[6] Black’in serveti
11,5 milyar dolar.[7]
Şimdi
tüm tartışmaları sonlandıracak aritmetik hesaplamaya geçelim. Epstein
öldüğünde, vasiyetinde 577.672.654 dolarlık bir serveti olduğu ortaya çıktı.[8]
Yarım milyar dolar, çok büyük bir para. Aynı zamanda, bir müşterisi için
düzenlediği vergi tasarruflarının yaklaşık yarısı kadar. Tüm yaşamı boyunca
biriktirdiği para, hizmet ettiği adamların servetlerinin yanında bir yuvarlama
hatası gibi kalıyor. Bu, muktedir sınıfın bir yöneticisinin bilançosu değil.
Bu, bir avukatın zarfı. Amerikan ahlaksızlığının tarihindeki en büyük avukatın
zarfı, ama gene de neticede bir avukatın zarfı.
Böyle
bir figür, Marksist sınıf haritasında nereye aittir? Tam olarak Nicos
Poulantzas’ın tekelci kapitalizmin maaşlı memur katmanlarını konumlandırdığı
yere: yüksek gelirleri onlara rahatlık ve iktidara yakınlık sağlayan, ancak
üretim araçları üzerinde hiçbir kontrol sağlamayan yöneticiler, denetçiler ve
sermayenin profesyonel hizmetkârlarından oluşan “yeni küçük burjuvazi”ye.[9]
Dilerseniz,
siz “üst küçük burjuvazi” deyin. Etiket, konumdan daha az önemlidir. Epstein,
hizmet satıyordu. Özel dikim takım elbiseli bir ücretli çalışan, özel jetli bir
ücretli çalışandı. Neticede bir çalışandı.
Epstein’in
maaşının Wexner’ın hesabından mı, Black’in aile ofisinden mi yoksa bir
istihbarat teşkilâtının maaş bordrosundan mı geldiği, özünde hiçbir şeyi
değiştirmez. İstihbarat teşkilâtının bir çalışanı, bir çalışandır. Bir devlet
memuru, bir memurdur. Gizem tam olarak hizmetkârın efendi konumuna
yükseltilmesiyle başlar.
IV.
Devlet, Efendilerine Hizmet Ettiği İçin Hizmetçiyi Korumuştur
Efsaneleri
bir kenara bırakırsak, olayın belgelenmiş kaydı, siyaseten çok daha değerli
hale gelir, zira bu, sistemden kaçan bir canavarı değil, sistemin tam olarak
tasarlandığı gibi işlediğini gösterir.
2007
yılında, Florida’daki federal savcılar, Epstein’i ömür boyu hapse mahkûm
edebilecek 53 sayfalık bir iddianame hazırlamıştı.[10] Ancak bu iddianame,
hiçbir zaman mahkemenin gündemine gelmedi. Bunun yerine, Acosta’nın ofisi, ülke
genelinde Epstein’in kovuşturulmaması konusunda anlaşması imzaladı: Epstein,
fuhuşla ilgili iki eyalette gündeme gelen suçlamayı kabul edecekti. Bu sonuç,
kaçırılan küçükleri tuhaf bir biçimde “fahişe” olarak tanımlıyordu. Önerilen on
sekiz ayını bir ilçe hapishanesinde geçirecek, cinsel suçlu olarak kayıt altına
alınacaktı. Hapishaneye girmeden kısa bir süre önce kurduğu bir vakıfta günde
on iki saat, haftada altı gün çalışmasına izin veren bir çalışma izni
düzenlemesiyle on üç aydan az bir süre hapis yattı.[11] Bu anlaşmanın iki
özelliğinin sindire sindire okunması gerekiyor. Birincisi anlaşma, yalnızca
Epstein’e değil, adı geçen dört suç ortağına da “herhangi bir muhtemel suç
ortağına” dokunulmazlık sağlıyor, bu anlamda, müşterilerin üzerinde bir
şemsiye görevi görüyordu.[12] İkincisi anlaşma, bir federal hâkimin daha sonra
karar verdiği üzere, Suç Mağdurlarının Hakları Yasası’nı ihlal ederek
mağdurlardan kasten gizlendi.[13]
Leninist
klasikler, bu mekanizmayı duygusallıktan uzak bir şekilde tanımlıyor. Lenin’in Devlet
ve Devrim’in temeline yerleştirdiği pasajda Engels, “Modern temsilî devlet,
sermaye tarafından ücretli emeğin sömürülmesinin bir aracıdır” diyordu.[14] Demokratik
cumhuriyette, bilhassa Engels’in soğuk bir dille belirttiği gibi, Amerika’da “servet,
gücünü dolaylı olarak, ancak çok daha kesin bir şekilde memurların doğrudan
yolsuzluğu ve hükümet ile Borsanın ittifakı” yoluyla kullanır.[15] Manifesto,
otuz yıl önce bunu tek bir cümleyle ifade etmişti: “Modern devletin yürütme
organı, tüm burjuvazinin ortak işlerini yönetmek için kurulmuş bir komiteden
başka bir şey değildir.”[16]
Ralph
Miliband, bu ifadenin özetlediği ayrımı belgelemek için ömrünü harcadı: Devlet personeli
muktedir sınıf değildir; onun çalışanlarıdır, onun içinden seçilir, onun
tarafından eğitilir, ona karşı sorumludur, bu nedenle, şu veya bu memurun
yakalanması çok az şeyi değiştirir.[17]
Epstein
olayı, doğru okunduğunda, nesnelliğin tezahürüdür. Devlet, efendilerini korumak
için (bir süreliğine) hizmetçiyi korumuştur; dokunulmazlık maddesi, açık ve net
bir şekilde ortadadır. Bu tek cümle, “Epstein sınıfı” ifadesinin binlerce
tekrarından daha fazla sınıfsal analiz içerir.
V. “Epstein
Sınıfı” İfadesi Neden Baştan Çıkarıcı?
Baştan Çıkarıcı Oluşunun Sorun Teşkil Etmesinin Nedeni Nedir?
Madem
bu “Epstein sınıfı” ifadesi, bu kadar kolay çürütülebiliyor, neden o vakit bu
kadar çok yaygınlaştı? Çünkü aynı anda iki kötü alışkanlığı, en yakın kötü
adamı aramaya dair popülist alışkanlığını ve skandalı yapı ile karıştıran
gazetecilik alışkanlığını körüklüyor. Çünkü bu ifade, bir kestirme yol vaat
ediyor, açıklama yapmak denilen o zor işi yapmadan kamuoyunun öfkesini kontrol
altına almanın bir yolunu sunuyor.
Lenin,
siyaseti anın ruhuna göre şekillendirmenin adını “kuyrukçuluk” koymuştu. Kendi
hareketinin, işçilerin kendiliğinden düşündükleri her şeye tapan ekonomistlere
karşı, “işçi sınıfı hareketinin kendiliğinden gelişimi, onun burjuva
ideolojisine boyun eğmesine yol açar” diyen Lenin şu tespiti yapıyordu:
“Bizim görevimiz, Sosyal
Demokrasinin görevi, kendiliğindenliğe karşı koymak, işçi sınıfı hareketini
burjuvazinin kanatları altına girmeye yönelik bu kendiliğinden, sendikacı
çabadan saptırmak ve onu devrimci Sosyal Demokrasinin kanatları altına almaktır.”[18]
Ele
aldığımız konuyla ilgili olarak bu alıntı, meselenin özünü yalın çıplak ortaya
koyuyor. Siyaseti yalnızca şahısların işleri olarak gören tabloid kültürü içinde
yoğrulmuş kamuoyunun kendiliğinden bilinci şöyle der: Epstein sınıfı kötü
elitlerden müteşekkil. Komünistlerin görevi, bu kafa karışıklığını kırmızı
bir bayrakla vaftiz etmek değil, bilinci ilişkiler düzeyine yükseltmek. Epstein’in
neden var olduğunu, kime hizmet ettiğini, onu neyin koruduğunu açıklamak.
Bu
ifadeyi kullanmanın yol açtığı bir başka tehlikeye de işaret etmek, onun da
adını koymak zorundayız. Sermayeyi ahlak düzleminde ele alan, bu anlamda,
toplumsal ilişkileri kötü kişilerle ikame eden yaklaşım, burjuva ideolojisinin
en eski öz savunma biçimidir. Tarihsel seyrine ait örnekler mebzul miktardadır,
kitaplarda derinlemesine ele alınmıştır.
Kapitalizmin
sorunları, aydınlanmamış zihinlere bir kişi, bir klik, bir komplo kılığında
göründüğünde, bir sonraki durak, komplo teorileridir. Ayrıca, bu ifadenin içine
gizlenmiş siyasi mantığa da dikkat edilmelidir. Eğer sorun “Epstein sınıfı”
ise, ima edilen çözüm, devletin onu yargılaması, yani burjuva devletinin kendi
memurlarını tasfiye ederek sistemi temizlemesidir. Burjuvazinin ortak işlerini
yönetmekle görevli komitenin, sonunda burjuvaziye karşı döneceğine inanmamız
isteniyor. Bu, bir sınıf savaşı değil. Bu, mahkûmların gardiyana sunduğu
mütevazı bir dilekçedir.
VI.
Efendiler Arasında Bir Hizmetçi Yüzünden Çıkan Savaş
Bu
ifadenin reddedilmesi için bir neden daha var. Bu neden en güncel yönüyle
ilgili. Epstein olayı, bugün sadece bir skandal değil. Amerikan muktedir
sınıfının fraksiyonları arasındaki savaşta kullanılan bir silah, bir
cephane. Adalet Bakanlığı dosyalarının kademeli olarak yayınlanması ve son iki
yıldır Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi’nin sergilediği gösteri, Amerika’yı
yeniden büyük olmasını isteyen Trampçı sağcılar (MAGA) ile müesses nizamın
liberal kanadı arasındaki mücadelenin tezahürü. Her iki taraf da kendi işlerini
halleden kişiyi diğer tarafla ilişkilendirmeye çalışıyor. Her yeni belge,
efendiler arasındaki bir topçu düellosunda sıkılan top mermisi, hizmetçilerin
isimleri sadece mermilerin nereye düştüğünü gösteriyor.
Marx’ın
Louis Bonaparte’ın On Sekizinci Brumaire’i isimli eseri, bu tür
olayları okumak için bir kılavuz olmaya devam ediyor:
“İnsanlar, kendi
tarihlerini kendileri yaparlar, ancak bunu istedikleri gibi yapmazlar. Kendi
seçtikleri koşullar altında değil, zaten var olan, geçmişten gelen ve aktarılan
koşullarda altında yaparlar.”[19]
İşçi
sınıfının, burjuva fraksiyonları arasında dönen, hangisinin daha kötü şöhretli
pezevenk çalıştırdığı konusunda dönen kavgada hiçbir çıkarı yoktur. Kendilerine
Marksist diyenler, “Epstein sınıfı”na savaş ilan ettiklerinde, sınıf savaşı
yürütmüş olmuyorlar. İşçileri başkasının savaşının bir tarafı için seyirci ve gönüllü
piyade kılıyorlar.
Bu
savaşın amacına dikkat edin: sermaye sahipleri değil, hizmetkâr sınıfının üst
tabakası, yani iş bitiriciler, avukatlar, pezevenkler. Üst küçük burjuvaziye
yönlendirilen sınıf savaşı, sınıf savaşı değildir. Hedefe uşağı koyan
popülizmdir.
VII.
Marksistler Epstein Olayı Konusunda Ne Yaparlar?
Bunların
hiçbiri sessiz kalmak gerektiği anlamına gelmiyor. Lenin’in komünisti, muktedirlerin
suçlarına göz yuman bir sekter değildi. O, “herhangi bir yerde ortaya çıkarsa
çıksın, hangi halk tabakasını veya sınıfını etkilerse etkilesin, istibdatın ve zulmün
her tezahürüne tepki verebilen, tüm bu tezahürleri genele teşmil edip polis
şiddeti ve kapitalist sömürünün tek bir resmini üretebilen halk kürsüsü”ydü.[20]
Lenin,
işçi sınıfı bilincinin, "işçiler, hangi sınıfı etkilerse etkilesin, tüm
istibdat, zulüm, şiddet ve istismar vakalarına cevap geliştirmeleri
konusunda eğitilmedikçe gerçek bir politik bilince sahip olamayaklarını”
ısrarla vurguluyordu.[21]
Epstein
olayını kullanırken, onu Marksist bir bakış açısıyla kullanmalıyız. Paranın
izini sürün: Jeffrey Epstein’e kimin para ödediğini sorun, cevap, Amerika’nın
en zengin iki adamıdır. İsimleri onunki kadar ünlü olmalıdır. Koruma
faaliyetinin izlerini sürün: Onu kimin koruduğunu sorun, cevap, ABD Savcılık
Ofisi, Adalet Bakanlığı ve ilk mahkûmiyetinden sonra ona özel olarak kanat
geren, on iki saatlik günlük izinle ödüllendiren hapishane sistemidir.
Dokunulmazlık maddesine bakın: Kimleri kapsadığını sorun, cevap, “potansiyel
suç ortakları”, müşterileri, hizmet ettiği sınıftır.
Bir
skandalı genele teşmil edip sisteme ait resme ulaşmak, işte budur. Bu, Leninist
ifşaattır ve skandal konusunda yaygara kopartmaktan, skandal tellâllığından farklı
bir yolu izlemektedir. Skandal tellâllığı ise siyasetten arındırılmış ifşaattır.
Sirkten nefret edene hem ekmek hem de sirk hizmeti sunar.
VIII.
Sonuç: Hizmetçi Efendi Değildir
Bu
“Epstein sınıfı” ifadesi, her açıdan yanlış. Ampirik olarak: Epstein,
sermayenin bir çalışanıydı, onun kişileştirilmiş hali değildi. Serveti, tek bir
müşteri için sağladığı değerin çok küçük bir kısmıydı. İşverenlerine hizmet
eden devlet tarafından korunuyordu. Teorik olarak: bir sınıf bir ilişkidir, bir
liste değil. Bir sınıfı bir memurun adıyla adlandırmak, Kapital’in
yöntemini terk edip magazin gazetelerinin yöntemini benimsemektir. Siyasi
olarak: bu ifade, öfkeyi efendilerden hizmetçilere yönlendirir, kendiliğinden
oluşan karışıklığı bastırmak yerine ona prim verir, burjuva devletinin kendi
saflarını arındırdığına dair inancı teşvik eder, komplo teorilerine meyleder,
ve şu anda burjuva fraksiyonları arasındaki bir savaşta cephane görevi görür.
Bizim
işimiz, “Epstein sınıfı” diye bağırmaktan daha zor ve daha az tatmin edici.
İşimiz, işçi sınıfının maruz kaldığı güç ilişkilerini açıklamak ve
somutlaştırmak. Hizmetçiyi efendiye, skandalı yapıya, iş bitiriciyi çeklerini
imzalayanlara kadar takip etmektir. Hizmetçi, efendi değildir. Sol, sınıf
siyasetine geri döndüğü gün aradaki bu farkı da bilince çıkartacaktır. O zamana
dek bu ifade, bize muktedir sınıf hakkında hiçbir şey söylemeyecek, bilâkis,
onu kullananların kafa karışıklığını açığa vuracka, oportünizmini ifşa edecek.
Alexander McKay
24
Eylül 2026
Kaynak
Dipnotlar:
[1] Frederick Engels, 1888 tarihli İngilizce baskısına dipnot, Karl Marx ve
Frederick Engels, Manifesto of the Communist Party içinde, Bölüm I. MIA.
[2]
Karl Marx, Capital, Cilt. I, Preface to the First German Edition (1867) MIA.
[3]
Karl Marx, Capital, Cilt. I, Bölüm 4, “The General Formula for Capital.”
MIA.
[4]
Karl Marx, Capital, Cilt. III, Bölüm 23, “Interest and Profit of
Enterprise.” MIA.
[5]
Wexner konusunda bkz.: Wall Street Journal gazetesinin Epstein’in Wexner’dan
aldığı 200 milyon dolarlık gelirle ilgili haberi ve Wexner-Epstein ilişkisini
ele alan Vanity Fair haberinde özetlenen “çek defterini istediği zaman
kullanabildiği”ne dair haber (2019). Manhattan’daki ev, vekâletname ve
bağlantılı havaleler aynı haberde paylaşılıyor.
[6]
PBS NewsHour, Apollo Küresel Yönetim Şirketi’nin görevlendirmesi üzerine
Dechert LLP hukuk firmasının süreci incelemesine yönelik haber (Ocak 2021):
Leon Black, 2012-2017 arası dönemde Epstein’e finans ve vergi meseleleriyle ilgili
danışmanlık hizmeti karşılığında 158 milyon dolar ödemiş. Tavsiyeler sayesinde
Black, 1 milyar dolar kazanç elde etmiş.
[7]
Bloomberg Hukuk Departmanı’nın Black ve Epstein dosyalarıyla ilgili haberleri.
Bloomberg Milyarderler Endeksi onun kıymetli bir isim olduğunu söylüyor.
[8]
Forbes, “Jeffrey Epstein’s Will Leaves Everything To A Trust He Signed
The Day Before His Death”. Mahkeme tüm mirasının toplam değerinin 577.672.654
dolar olduğunu söylüyor.
[9]
Danışmanlık ve hizmet alanında maaşlı çalışanlardan oluşan “yeni küçük
burjuvazi” konusunda bkz.: Nicos Poulantzas, Classes in Contemporary
Capitalism (New Left Books, 1975).
[10]
NPR, “Former U.S. Attorney On Epstein And Acosta” (11 Temmuz 2019). Burada eski
ABD savcısı Joyce Vance’in federal mahkemenin suçlamalarını içeren 53 sayfalık dosyaya
dair görüşleri aktarılıyor. Ayrıca bkz.: ABC News (12 Kasım 2020).
[11]
US Department of Justice, Office of Professional Responsibility, Investigation
into the U.S. Attorney’s Office for the Southern District of Florida’s
Resolution of Its 2006–2008 Federal Criminal Investigation of Jeffrey Epstein
(Kasım 2020), özet: Justice.
[12]
Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda “muhtemel suç ortaklarının her biri”
cezadan muaf tutuluyor. Bkz.: önceki dipnotta yer alan Adalet Bakanlığı Mesleki
Sorumluluk Bürosu raporu ve Cornell Hukuk Okulu Toplumsal Cinsiyetler Arası
Adalet Projesi’nin sunduğu dava özeti, “In re Investigation of Jeffrey Epstein
(2008).”
[13]
Judge Kenneth Marra, US District Court for the Southern District of Florida,
February 2019, burada savcılar, mağdurlardan anlaşmayı gizlemek suretiyle Suç
Sonucu Mağdur Olanların Hakları Kanunu’nu ihlal ettiler (sonrasında On Birinci
Bölge Hâkimliği’nce usul zemininde itiraz edildi. Gizlemeyle ilgili
değerlendirme olduğu gibi muhafaza edildi.)
[14]
Frederick Engels, The Origin of the Family, Private Property and the State,
akt.: V. I. Lenin, The State and Revolution, Bölüm 1. MIA.
[15]
Engels, akt.: Lenin, The State and Revolution, Bölüm 1, §3.
[16]
Marx ve Engels, Manifesto of the Communist Party, Bölüm I. MIA.
[17]
Ralph Miliband, The State in Capitalist Society (Weidenfeld & Nicolson,
1969). Bu çalışmada, devlet personelinin kapitalist sınıfı teşkil etmediğini,
ona hizmette bulunduğunu söyleyen klasik yaklaşıma yer veriliyor.
[18]
V. I. Lenin, What Is To Be Done?, Bölüm II (”The Spontaneity of the
Masses and the Consciousness of the Social-Democrats”). MIA.
[19]
Karl Marx, The Eighteenth Brumaire of Louis Bonaparte, Bölüm I. MIA.
[20]
Lenin, What Is To Be Done?, Bölüm III, §E (”The Working Class as
Vanguard Fighter for Democracy”). MIA.
[21] Lenin, What Is To Be Done?, Bölüm III, §C (”Political Exposures and ‘Training in Revolutionary Activity’”).


0 Yorum:
Yorum Gönder