25
Eylül 2025, saat 13:15 civarında, Assata Olugbala Şakir, ecdad kervanına
katıldı. Bu, aslında hem acı hem de hoş bir haberdi. Acıydı, çünkü Assata, bir
daha asla aramızda olmayacak, bir daha asla hikâye anlatmayacak veya bir daha
asla şiir yazmayacak; acıydı, çünkü artık onu, siyahi insanlar için cesaret ve
onurla mücadele eden, böylesine şiddetli bir muhalefet karşısında dimdik duran
canlı bir örnek olarak gösteremeyeceğiz. Ama aynı zamanda hoş bir haberdi.
Çünkü ABD İmparatorluğu’nun başındaki güçler, onu tüm o korkunç
teknolojileriyle avlasalar da onu öldüremediler veya tekrar bir kafese
koyamadılar. Hoştu, çünkü artık fiziksel âlemde olmasa da, Assata Şakir, ruhen
bizimle birlikte.
Assata,
1997 tarihli Eyes of the Rainbow [“Gökkuşağının Gözleri”] belgeselinde,
“ecdadımın benden beklentilerini karşılamak istiyorum, çünkü benden önce
gelenler, okyanusun dibinde yatanlar, ister şeker kamışı tarlalarında, ister
pamuk tarlalarında, isterse bir ağaçtan sarkarken hayatını kaybedenler için bu
mücadeleyi sürdürmenin görevim olduğuna gerçekten inanıyorum”[1] diyordu.
Şimdi, görevini en üst düzeyde yerine getirmiş olan Assata, siyahi devrimci
savaşçı kadın ve erkeklerin panteonuna katıldı. Adı artık Kraliçe Nanny,
Jean-Jacques Dessalines, Harriet Tubman, Nat Turner, Robert F. Williams, Mable
Williams, Winnie Mandela, Malcolm X, Lolita Lebron, Safiye Buhari, Sekou Odinga
ve daha niceleriyle birlikte anılmalı. Geriye kalan bizler ise onu
gururlandırmalıyız.
Neyse
ki Assata bize, kendi sözleriyle yazılmış, sıkıntılarının, özlemlerinin ve
görüşlerinin zengin arşivine ait o haritayı bıraktı. Bu, Assata’yı, Malcolm’ın
dediği gibi “masumları suçlu, suçluları da masum kılma” misyonuna sahip FBI’ın
ve müesses nizama hizmet eden medyanın çarpık mantığıyla hatırlamak zorunda
olmadığımız anlamına geliyor. Aksine, “biz, maviden daha koyu tenli insanlar”,
onu bizim için olduğu gibi, savaşçı kraliçemiz olarak hatırlayacağız.
Joanne
Deborah Byron, 16 Temmuz 1947’de Brooklyn Kadın Hastanesi’nde doğdu. Üç yaş
civarı, büyükanne ve büyükbabası Lula ve Frank Hill, onu Kuzey Carolina’nın
Wilmington kentine götürdü. Bir iş kurmak için yeterli parayı biriktirmişlerdi;
bu başarı, Büyük Buhran’ın ve istihdam alanındaki ırk ayrımcılığının yarattığı
tahribatın ortasında ayakta kalmak için gösterdikleri muazzam çabanın
yansımasıydı. Hill ailesi, Assata’nın teyzesi ve gelecekteki avukatı Evelyn
Williams’ın ifadesiyle, "ABD’nin siyahi vatandaşlarına gönülsüzce açtığı
küçük fırsat kapılarında ustaca manevra yapmayı” çocuklarına ve torunlarına
öğretirken, “Amerika’yı sevmek denilen o hastalıklı uyum sağlama çabası”nı
redde tabi tuttu.[2]
Assata,
Jim Crow yasalarının belirlediği ırk ayrımcılığı rejiminde büyüdü. 1857’de
Yüksek Mahkeme Baş Yargıcı Robert B. Taney, bu beyaz üstünlükçü rejimi, “siyahi
adamın, beyaz adamın saygı duymak zorunda olduğu hiçbir hakkı yoktur” şeklinde
özetlemişti. Varlığı bu çarpık denklemin tamamen dışında bırakılan siyahi
kadınlar için bu dünyanın nasıl bir yer olduğunu kavramak zor. Yıllar sonra
Assata, Küba’da sürgünde yaşarken, büyükannesinin politik gelişimi üzerindeki
etkisinden bahsedecek, onun “bana, aleyhime olan muazzam güçlüklerin üstesinden
gelmeyi akledebilmek için ihtiyaç duyduğum o iç gücü veren ilk kişi” olduğunu
söyleyecekti.[3] Ancak çocukken, Wilmington’daki siyahi cemaati, Joey’i korudu.
Ailesi, ona o günlerde “Joey” diyordu. Assata için cemaat, beyaz insanların
hayatlarında yalnızca asgari bir rol oynayacağı bir ortam oluşturuyordu.[4]
Assata,
sekiz-dokuz yaşlarında New York’a döndü. Annesi Doris Johnson ve teyzesi Evelyn
Williams tarafından büyütüldü. Williams, erken gelişmiş, sanata meyilli, ilkeli
ve cesur yeğenini “babasız bir mucize” olarak tanımlıyordu.[5] Assata,
kendisini boğan bir şey varmış gibi hissetmekten bıktığı için 17 yaşında liseyi
bıraktı.[6] Sonunda girdiği Genel Eğitim Geliştirme Sınavı’nı kazandı, ardından
Manhattan Borough Toplum Koleji’ne (BMCC), ardından da New York Kent Koleji’ne
(CCNY) kaydoldu. İlkin ailesinin ektiği politik bilinç tohumları, bu dönemde
yeşermeye başladı. Öğrenme deneyimi açısından en önemli adımları sınıf dışında
attı, bu konuda kendisine profesörlerinden çok akranları yardımcı oldu. Yıllar
sonra kapitalizmde eğitimin rolü üzerine düşünürken şunları söyleyecekti:
“Kimse, size onları alaşağı
etmek için gerekli eğitimi vermeyecek. Kimse size gerçek tarihinizi, gerçek
kahramanlarınızı öğretmeyecek, hele bir de bu bilginin sizi özgürleştireceğini
biliyorlarsa. Amerika’daki okulların tek derdi, insanların beyinlerini
Amerikancılıkla yıkamak, onlara biraz eğitim vermek ve kapitalist sistemin
gerektirdiği pozisyonları doldurmak için gereken becerileri kazandırmak.
Amerika’daki okulların bizi eğitmesini beklediğimiz sürece cahil kalacağız.”[7]
Assata’nın
devrimciye dönüşmesi, Altın Davullar Derneği adlı siyahi bir öğrenci örgütüne
katılmasıyla başladı. Bu örgüt ve ona bağlı (İslam Milleti, Afrikalı-Amerikalı
Birliği Örgütü ve Yeni Afrika Cumhuriyeti gibi) politik ağlar aracılığıyla
Assata, siyahi tarihi ve kültürü üzerine derinlemesine çalışmalar yürüttü.
Otobiyografisinde, “Nat Turner’ı öğrendiğim gün onun hatırasından o kadar çok etkilendim
ki kendimi evde zor tuttum” diyordu.[8] Tutkulu bir okur haline geldi, ancak
aynı zamanda kendisini halkından kopartacağını düşündüğü sınıflara ve
kütüphanelere hapsolmamaya karar verdi. “Pratiksiz teori, teorisiz pratik kadar
eksiktir. İkisinin bir arada olması gerekir. İkisini de yapmaya kararlıydım”
diyordu.[9]
Assata,
1967’de devlet baskısıyla ilk kez yüzleşti. Kendisi ve diğer yüz BMCC
öğrencisi, üniversitenin yetersiz siyahi çalışmaları müfredatını ve siyahi
öğretim üyesi eksikliğini protesto etmek için bir üniversite binasının girişine
barikat kurduktan sonra okula izinsiz girme suçlamasıyla tutuklandı.[10] Ertesi
yıl, Assata ve diğer BMCC öğrencileri, Brooklyn’in Ocean Hill-Brownsville
bölgesindeki siyahi ve Porto Rikolu velilerin, mahallelerindeki okulların nasıl
yönetileceğine karar vermek için örgütledikleri mücadeleye iştirak ettiler. Bu
dönemde, siyahi emeğinin yoğun bir şekilde sömürüldüğü beş güney eyaletinden
oluşan egemen bir siyahi ulus yaratmayı amaçlayan siyahi devrimci bir oluşum
olan Yeni Afrika Cumhuriyeti’nin (YAC) vatandaşı oldu.[11]
Assata
(ki o zamanlar Joanne Deborah Byron olarak biliniyordu) bu dönemde Lois E.
Chesimard ile kısa bir evlilik yaptı, ardından yasal adını Joanne Chesimard
olarak değiştirdi. Yıllar sonra, derin bir mücadele içindeyken, Assata bu köle
soyadlarını bırakıp en çok bilinen unvanları benimsedi. “Kendimi ne bir JoAnne,
ne bir Zenci, ne de bir Amerikalı gibi hissediyordum. Kendimi Afrikalı bir
kadın gibi hissediyordum” diyordu.[12] Yeni Afrikalı isimleri alma geleneğine uygun
olarak, derin anlamlar taşıyan isimler seçti.[13]
Assata,
“mücadeleci kadın; Olugbala, “Halk sevgisi”, Şakir de “şükreden” anlamına
geliyordu. Seçtiği ikinci isim, Siyahi Kurtuluş Ordusu Olugbala Kabilesi’nin
diğer üyelerince de benimsendi: Anthony Kimu Olugbala White, Woodie Changa
Olugbala Green, Frank Olugbala Fields, Zeyd Malik Şakir namı diğer Dedane
Olugbala, Melvin Rema Olugbala Kearney, Twymon Kakuyan Olugbala Myers. Seçtiği
soyadı, Malcolm X’in ortağı Selahaddin Şakir gibi kendisini davaya adamış
devrimcilerle dolu Şakir ailesinin politik soyuna bağlanıyordu; Selahaddin’in oğulları
Lumumba ve Zeyd, Kara Panter Partisi’nin New York Bölümü ve Siyahi Kurtuluş
Ordusu’nun (KPP/SKO) önemli figürleriydi; Afeni Şakir, Lumumba’nın karısı ve
bir diğer önemli New York Panteriydi; Mutulu Şakir ise akupunktur uzmanı ve
Yeni Afrika Cumhuriyeti üyesiydi. Assata’nın bir Şakir olarak sahip olduğu şöhret,
vaftiz oğlu, aynı zamanda Afeni Şakir’in oğlu, sonradan katledilecek olan rapçi
ve şair Tupac Amaru Şakir’in gölgesinde kaldı.[14]
Assata
Şakir, örgütün Philadelphia’daki Devrimci Halk Anayasası Kongresi’ne
katıldıktan kısa bir süre sonra, 1970 sonbaharında Kara Panter Partisi’nin New
York Şubesi’nde çalışmaya başladı.[15] Partiye tam zamanında katılmış olması,
onun cesareti ve mücadeleye olan bağlılığı hakkında çok şey anlatıyor. Ülke
genelinde Panterler, devlet makamlarınca avlanıyor, taciz ediliyor,
tutuklanıyor ve öldürülüyorlardı. Bir yıl önce, KPP’nin Illinois Şubesi’nden
Fred Hampton ve Mark Clark, Şikago Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı bir infaz timi
tarafından katledilmişti. Şube başkanı Hampton, öldürüldüğünde uyuşturulmuş
haldeydi ve hamile eşinin yanında yatakta uyuyordu.[16]
2
Nisan 1969’da Şakir ailesinden iki üye, Lumumba ve Afeni, bir düzineden fazla
New York Panter üyesiyle birlikte koordineli bir polis baskını sırasında
yakalandı. Baskın, yıkıcı faaliyetlere odaklanan gizli bir New York Emniyet
Müdürlüğü birimi olan Özel Hizmetler ve Soruşturma Bürosu tarafından
gerçekleştirilmiş olsa da, altında FBI’ın imzası vardı. “Panter 21” olarak
bilinen grup, polis memurlarını öldürme ve polis karakollarını, tren
istasyonlarını, mağazaları, devlet dairelerini ve Bronx Botanik Bahçeleri’ni
bombalama planları da dâhil olmak üzere bir dizi uydurma suçla suçlandı.
Assata, o günleri değerlendirirken, “New York polisinin, Panterlerin New York
şubesinin en deneyimli, yetenekli ve zeki liderlerini kaçırdığı ve her biri
için 100.000 dolar fidye talep ettiği, hareketteki herkes tarafından
biliniyordu” dedi.[17]
Panterlere
yönelik devlet baskısı, hareketi ezmek ve siyahi cemaati içerisindeki diğer insanları
yetki alanının dışında kalan yollarla mücadeleden kopartmak için tasarlanmıştı.
Ancak Assata yılmadı. 1970 ve 1971 yılları arasında KPP’nin yer üstü kadrosunun
adanmış bir üyesi olarak çalıştı. Panter 21 sanığı Joan Bird ile işbirliği
yaparak bir tıp kliniği kurdu, üniversite öğrencileri için politik eğitim
dersleri verdi, Ücretsiz Kahvaltı Programı’nda çalıştı ve mahkûm savunma
kampanyalarını destekledi.
Assata,
ayrıca KPP ve ilişkili olduğu diğer muhtelif oluşumlar içerisinde
cinsiyetçiliğe karşı ideolojik ve politik mücadele verdi. “Kara Panter Partisi
İçerisinde Cinsiyetçilik Sorunu Üzerine” adlı önemli bir makale kaleme alan
yoldaşı Safiye Buhari gibi Assata da örgüt içerisindeki cinsiyetçiliği,
erkeklerin ve kadınların kapitalizmin ve beyaz üstünlükçülüğünün ataerkil
yapısı dâhilinde başvurdukları toplumsallaşma tarzları ve yöntemlerinin bir
ürünü olarak anlıyordu. Assata, toplumdaki kapitalizmi ve beyaz üstünlükçülüğünü
alt etmek için örgütlenip mücadele eden insanların, toplumdaki ve kendi
hareketleri içerisindeki cinsiyetçiliği ve ataerkilliği ortadan kaldırmak için
de örgütlenmeleri gerektiğini görmüştü.[18]
Assata,
KPP’nin çöküşünden onlarca yıl sonra, “Afrikalıların beyaz üstünlükçülüğünü alt
etme ve Avrupa’nın dünya üzerindeki hâkimiyetine son verme girişimlerinin
direnişle karşılaşacağı açık olsa da, çok azımız, gelecek saldırılara
hazırlıklıydık" dedi.[19] O ve birlikte mücadele ettiği kişiler, o vakitler
şu gerçekten bihaberlerdi: büyük ölçüde siyahi gençlerden oluşan bir hareket
olarak KPP, Karşı İstihbarat Programı olarak bilinen gizli ve büyük ölçüde
yasadışı bir FBI girişiminin hedefiydi. FBI Direktörü J. Edgar Hoover’ın
sözleriyle, yaygın olarak bilinen ismiyle COINTELPRO’nun temel amacı, ABD’deki
neredeyse tüm ilerici hareketleri, özellikle de KPP’yi “ifşa etmek, sekteye
uğratmak, yanlış yöne sevk etmek, itibarsızlaştırmak veya başka şekillerde
etkisiz hale getirmek”ti.[20]
FBI
(yerelliklerdeki polis teşkilatları, CIA ve diğer devlet kurumlarıyla
birlikte), sömürge karşıtı direnişi ezmek isteyen Amerikan ve Avrupa
imparatorlukları tarafından yüzyıllar boyunca geliştirilen kontrgerilla
taktikleri cephaneliğini harekete geçirerek, bu hedefe uygun bir hareket planı
belirledi.[21] FBI, sinsi taktikleriyle (dezenformasyon, gözetleme, ajan
provokatörler vb.) Büro’nun öfkesini Marcus “Musa” Garvey’nin Evrensel Zenci
Geliştirme Derneği’ne yoğunlaştırdığı 1920’lerden beri, Siyahi hareketleri dağıtacak
gizli çalışmalar yürütmüştü. Yarım yüzyıl sonra, bir COINTELPRO yazısında FBI’ın
“Kara Mesih’in yükselişini engelleme” yönündeki çabaların iki katına
çıkarıldığı söyleniyordu. Burada muhtemelen dolaylı olarak Garvey’den bahsedilmekteydi.
Devletin kara gölgesi, altmışlar ve yetmişlerdeki politik suikastlerin üzerinde
tehditkâr bir şekilde gezinip durdu: Malcolm X, Martin Luther King Jr., Fred
Hampton, Mark Clark, Bunchy Carter, John Huggins ve George Jackson bu süreçte
katledildi.
Panter
21 destanı, iki yıldan fazla sürdü ve o zamana kadar New York eyaleti
tarihindeki en uzun ve en pahalı dava haline geldi. Bu çileli süreç, KPP’nin
(yanlışlıkla Doğu ve Batı olarak yaftalanan) iki düşman gruba ayrıştığı, FBI’ın
hızlandırdığı tartışmalı “ayrışma” ile aynı zamana denk geldi, bu ayrışmayı
daha da derinleştirdi. FBI’ın gizliden yürüttüğü dezenformasyon faaliyetlerinin
etkisiyle bu gruplar, Panterlerin Panterleri öldürmeye başladığı iç savaşa
dönüştü. Assata daha sonra, yoldaşlarının hayatına mal olan “Doğu Yakası/Batı
Yakası” çekişmesi ile ana akım Hip-Hop müzik içerisinde yaşanan, vaftiz oğlu
Tupak Şakir’in hayatına mal olan Doğu Yakası/Batı Yakası çekişmesi arasındaki
benzerliğe dikkat çekti.
Çoğu
insan, dışarıdan ve içeriden gelen bu varoluşsal tehditlere, hareketten
uzaklaşarak karşılık verirdi. Ancak Assata, kararlı tutumunu muhafaza etti,
hatta onu daha da güçlendirdi. Yeraltına indi, gizli bir militan direniş
altyapısına katıldı. Siyahi Kurtuluş Ordusu aracılığıyla Assata ve diğer
özverili devrimciler, devlet baskısının ağırlığı altında giderek daha fazla
ezilen yer üstü hareketlerini desteklemek için tasarlanmış suç sayılan
faaliyetlerde bulundular. Bu faaliyetler şunları içeriyordu: yakalanan aktivistleri
esaretten kurtarmak, esir değişimi amacıyla düşmanları kaçırmak, yirminci yüzyıldan
kalma bir yeraltı demiryolu aracılığıyla politik kaçakları nakletmek ve onlar
için güvenli bir liman sağlamak, mücadeleyi finanse etmek için bankalardan ve
uyuşturucu satıcılarından para toplamak ve devletin silahlı ajanlarıyla silahlı
çatışmaya girmek.
Filistin’i
Siyonist yerleşimci sömürgeciliğinden kurtarmak için uzun süre mücadele edenler
gibi, siyahi kurtuluş hareketinin üyeleri de sık sık uluslararası hukukun
kendilerine silahlı mücadeleye girmek için yasal bir temel sağladığını öne sürdüler.[23]
Assata, 1987’de şunları söylüyordu:
“Çok da uzak olmayan bir
gelecekte, bir gün, dalkavukluğa ve yağmaya dayanmayan her siyahi örgütü
yeraltına çekilmek zorunda kalacak. Bu ülke, ne kadar hızlı faşist aşırı sağa
doğru ilerlerse ilerlesin, siyahi devrimci örgütler, bu kaçınılmaz sonuca
hazırlanmaya başlamalı. Faşist hükümetler, ne kadar barışçıl ve şiddetten
uzakmış gibi görünürlerse görünsünler, devrimci veya ilerici muhalefet örgütlerinin
var olmasına asla izin vermezler.”[24]
Günümüzde
“Direniş”, güçlenen faşizm karşısındaki acizliğiyle yüzleşmeye devam ederken,
Assata’nın soyundan geldiğini iddia edenler, onun tavsiyelerinin yeterince
dikkate alınmadığı gerçeğiyle yüzleşmelidirler.
Assata’nın
yeraltındaki ilk dönemi, ister istemez belirsizdir. 5 Nisan 1971’de, 23
yaşındaki Assata, Manhattan’ın merkezindeki Statler Hilton Oteli’nde çıkan bir
çatışmada karnından vuruldu. Evelyn Williams’a göre, herkesçe bilinen bir
uyuşturucu satıcısına “tuzak kurmak” için silahlı bir eylemde bulunurken
yaralandı. Bu bağlamda, söz konusu eylem, SKO’nun siyahi cemaatleri içerisinde
uyuşturucu ticareti yapanları taciz etme ve fonlarına el koyma kampanyasının
bir parçasıydı. Assata’nın KPP/SKO’dan yoldaşı Doruba bin Vahid, 1971 tarihli “Ağır
Uyuşturucular Hakkında” başlıklı makalesinde, “Hem polisin bulaştığı
yolsuzlukların hem de siyahilerdeki çıkarcılığın kurbanları olarak, toptan
yıkımımızdan kâr elde edecek olanlara asla taviz vermemek görevimizdir” diyordu.[25]
FBI’ın,
polisin ve burjuva basınında egemenlere vantrologluk yapanların dedikleri
haricinde elimizde Assata’nın yeraltı faaliyetlerine dair pek bir bilgi yok. New
York Emniyet Müdürlüğü’ne çalışan, onun propaganda faaliyetlerini yürüten Robert
Daily, Assata’yı "Siyahi Kurtuluş Ordusu denilen çetenin ruhu, onu bir
arada tutan, harekete geçiren, ateş etmelerini sağlayan anaç tavuk” olarak tanımlıyordu.[26]
Devlet
makamlarının iddiasına göre Assata, polis cinayeti, el bombasıyla polis otosuna
saldırı ve birkaç banka soygunu gibi bir dizi SKO eylemine iştirak etmişti.
FBI, karşı istihbarat programlarını, özellikle SKO’yu ezmek için tasarlanmış
yeni girişimlerle pekiştirdi. Bunlar arasında “New York’ta Polis Cinayetleri” (NEWKILL),
“Chesimard soygunları” (CHESSROB) ve “Hapishane Aktivistleri Gözetim Programı” (PRISACTS)
gibi çalışmalar yer alıyordu.
Yüzyıllardır
siyahileri köleleştiren, bizi altmış yılı aşkın süredir fiili ırk ayrımcılığına,
hapishanelerde ve gettolarda devasa kafeslerde tutma biçiminde fiili bir
ayrımcılığa maruz bırakan aynı ABD hükümeti, Assata Şakir ve Siyahi Kurtuluş
Ordusu’nu “terörist” olarak yaftaladı. Bazı kafası karışık zenciler, makul
yurttaş rolü keserken bazıları olan bitenin bilinciyle hareket ediyorlardı.
Assata, o dönemde hepimizi “Düşmanlarınızın sizin yerinize düşmanınızı seçmesine
asla izin vermeyin” diye uyarıyordu.[27]
1976’da
görülen hırsızlık davasında kendi avukat yardımcılığını üstlendi. Bu sayede SKO’yu
kendince tarif etme imkânı buldu.
“Siyahi Kurtuluş Ordusu
denilen fikir, Siyahilerin maruz kaldıkları koşulların bir ürünüdür: bu
koşullar yoksulluğa, it bağlasan durmaz evlere, kitlesel işsizliğe, kötü sağlık
hizmetlerine ve zayıf eğitim imkânlarına dairdir. Bu fikrin oluşmasının sebebi,
siyahi halkın bu ülkede eşit ve özgür olmayışıdır. Amerikan hapishanelerindeki
insanların yüzde doksanı ya siyahidir ya da Üçüncü Dünyalıdır. Bu fikir
doğmuştur, çünkü sokaklarımızda on yaşında çocuklar vurulup öldürülmektedir.
Çünkü uyuşturucu, toplumumuzun iliklerine sinmiştir ve çocuklarımızın yaşadığı
hüsran ve hayal kırıklığından beslenmektedir. SKO anlayışının oluşmasının
sebebi, bu ülkede siyahilerin maruz kaldıkları toplumsal ve ekonomik zulümdür.
Ayrıca zulüm varsa direniş de vardır. SKO, o direniş hareketinin bir
parçasıdır. Siyahi Kurtuluş Ordusu, tüm insanların özgürlüğü ve adaleti için
mücadele etmektedir.”[28]
Assata
Şakir’in yeraltındaki ilk dönemi, 2 Mayıs 1973’te, iki yoldaşı Zeyd Malik Şakir
ve Sundiata Acoli ile birlikte New Jersey Otoyolu’nda iki eyalet polisi
tarafından durdurulduklarında sona erdi. Çıkan çatışmada Zeyd Şakir ve Werner
Forester ismindeki polis hayatını kaybetti. Assata, her iki kolundan ve
omzundan vurulurken, diğer polis memuru James Harper da omzundan yaralandı.
Assata, gözaltına alındı. Acoli, olay yerinden kaçmayı başardı, ancak kapsamlı bir
insan avı sonucunda üç gün sonra yakalandı.
ABD
hükümeti, devrimcileri politik tutsak olarak hapiste tuttuğunu hiçbir zaman
kabul etmedi, ancak, cezaevi yöneticilerinin, Assata Şakir gibi tutuklu
devrimcileri politik bir tehdit olarak gördüğü açıktı. Altı buçuk yılının iki
buçuk yılını erkeklere ayrılmış hücre hapsinde geçirdi; bu, sadece onu
cezalandırmak için değil, aynı zamanda diğer tutukluları politik fikirler “bulaştırma”sına
mani olmak için de atılmış bir adımdı. Duvarların ardında kaldığı süre boyunca
fiziksel olarak en ağır muamelelere göğüs gerdi, işkence gördü, korkutulmaya
çalışıldı, gözetlendi, tıbbi şiddete ve tıbbi ihmale maruz kaldı.
“ABD’deki hapishanelerde
gördüğüm şey, bizatihi kölelikti. Zincirlenmiş, hücrelerde tutulan o siyahi
insanlar sadece yoksullardan oluşuyordu. [...] Ayaklar altında çiğnenip eziliyorlardı.
Gördüklerimi asla unutmayacağım. Yaşadıklarımı asla unutmayacağım. Halkımın
yaşadıklarını asla unutmayacağım.”[29]
1973
yılının sonlarında Assata ve KPP/SKO’dan yoldaşı Kamau Sadıki, devrimci sevgi,
meydan okuma ve iyimserlikle tanımlı, olağanüstü bir eylem gerçekleştirdi.
Mahkeme salonunun yanındaki bekleme odasına kapatıldıkları sırada, devam eden
protestolarını susturmak için tasarlanmış bir hamleyle, şimdiye kadarki en
cesur protestoyu tasarladılar: Siyahiler yaşamalıydı. Cinsel olarak
yakınlaşmadan önce, ikili, açıktan hamilelik olasılığını ve siyahileri yok
etmeye kararlı bir dünyaya siyahi bir çocuk getirmenin etik olup olmadığını
tartıştı. Düşmanlarının hayatlarının gidişatını kontrol etmesine izin vermemeye
karar verdiler.[30]
Assata’nın
hamileliği, hapishane yetkililerinden gördüğü kötü muameleyi azaltmadı.
Zincirlenme, yetersiz beslenme, tecrit ve tıbbi istismara maruz kalma deneyimi,
hem geçmişte hem de günümüzde tutuklu kadınların maruz kaldığı şiddeti gözler
önüne seriyor. Assata Şakir’in 11 Eylül 1974’te Kakuya Amala Olugbala Şakir
isminde sağlıklı bir kız çocuğunu dünyaya getirmesi, tam bir mucizeydi.
Küçük
ama özverili bir avukat ekibi ve politik savunma kampanyasının desteğiyle
Assata Şakir ve diğer sanıklar, üç ayrı davada beraat ettiler. Ancak Mart 1977’de,
savcılığın iddiasındaki bazı tutarsızlıklara (COINTELPRO entrikalarından
bahsetmeye bile gerek yok) rağmen, tamamı beyazlardan oluşan bir jüri, onu
Memur Forester’ın öldürülmesinden ve çatışmayla bağlantılı diğer suçlardan mahkûm
etti (Sundiata Acoli, 1974’te hüküm giymişti).
Ömür
boyu hapis cezasına çarptırılan Assata’nın 65 yıl hapis cezasına
çarptırılmasının ardından devletin planı onun bir kafeste ölmesiydi. Ancak o ve
yoldaşlarının başka planları vardı. 2 Kasım 1979 günü öğleden sonra Assata, Yeni
Afrika Cumhuriyeti örgütü mensubu Chokwe Lumumba’nın “belki de bu yüzyıl, bu on
yıl içerisinde imparatorluğun tanık olduğu en büyük askeri başarılarından biri”
olarak adlandırdığı eyleme iştirak etti. O gün, Yeni Afrika Örgütü, Siyahi
Kurtuluş Ordusu ve Yeraltında Hava Durumu isimli örgütlere mensup
devrimcilerden oluşan bir ekip, Assata’yı New Jersey’deki Clinton Kadın
Islahevi’nden kaçırdı. Eylem, Sekou Odinga, Mtayari Shabaka Sundiata, Marilyn
Buck, Mutulu Şakir, Silvia Baraldini ve Judy Clark’ın da aralarında bulunduğu
küçük bir ekip tarafından gerçekleştirildi. Ağır silahlarla donatılmış, savaşa
hazır durumda olmasına karşın ekip, tek bir el ateş etmeden hedeflerine ulaştı.
Bu durum, devletin militanların “sadece kan dökmek isteyen deliler” olduğuna dair
söylemini çürüttü. Yıllar önce merhum Odinga bu olayı anlatırken bana, “Devrimciler
cesur olmalı” demişti.
Assata,
hayatında ikinci kez yeraltına indi. Beş yıl boyunca yakalanmadı. Hareket içerisindeki
unsurların ve hareketi destekleyen kesimlerin, bu kadar uzun süre, böylesine
büyük bir riski üstlenip, kişisel kazanç veya tanınma beklentisi olmadan ona koruyup
saklaması, insanların ona ve temsil ettiği harekete ne kadar çok sevgi
beslediğini açıkça gösteriyor. Rahip Herbert Daughtry’nin New York Amsterdam
News gazetesinde yayınlanan köşe yazısının başlığı “Hızlı koş kardeşim, çok
hızlı koş”tu.[32]
1984’te,
bir yeraltı ağının yardımıyla Assata, Küba’ya ulaştı.
“Aslolarak kendilerine, ‘Ben
buradayım, temsil ettiğim şey bu ve benimle ne yapacağınıza karar vermeyi size bırakıyorum’
dedim, neyse ki desteklerini esirgemediler ve bana politik sürgün statüsü
verdiler.”
Kübalılar,
onun davasını işitmişti, politik tutuklu olarak gördüğü muamele hakkında BM’ye
sunduğu 1978 tarihli dilekçeden haberdarlardı.[33]
Assata’nın
hayatının geri kalanını, 40 yılı aşkın bir süreyi Küba’da görece özgürlük
içinde geçirmiş olması son derece önemli. Bu ada ülkesi, sömürgeci egemenliğin
boyunduruğundan başarıyla kurtulmuş, onlarca yıllık emperyalist müdahalelere ve
ezici bir ABD ambargosuna rağmen kendi yolunu çizmiş bir toplumun canlı örneği.
1959’daki Küba Devrimi’nden bu yana Küba, Afrika, Latin Amerika, Güneydoğu Asya
ve ABD’deki komünist hareketlere ve ulusal kurtuluş hareketlerine maddi destek
sağlayarak, devrim ihtimalinin feneri oldu. 1998 tarihli açık mektubunda
Assata, “Gezegen yüzeyinde varolan en büyük, en dirençli ve en cesur köle
(adalı) kamplarından biri burası” diyordu.
Assata,
Küba’dayken kızıyla yeniden bir araya gelebildi, otobiyografisini tamamladı,
sosyalizm anlayışını derinleştirdi, kendisini Küba tarihi, siyaseti ve kültürü
üzerine çalışmalara adadı. Hapishanedeyken şehadet getirip İslam’a geçmiş olan
Assata, Küba’dayken “kendisinden başka bir parça buldu” ve köleleştirilmiş
Afrikalılar tarafından Küba’ya getirilen Afrika’ya ait, maneviyata dair
pratiklerle ilişkisini derinleştirdi.[35]
2004
tarihli bir makalesinde, “Afrika halklarının kurtuluşu Avrupamerkezci bir dünya
görüşüyle inşa edilemez. Afrika ve
diğer yerli kültürlerden, iş birliğine dayalı toplumlar inşa etmek için ihtiyaç
duyduğumuz manevi ve ahlaki değerleri keşfetmemize yardımcı olacak çok şey
öğrenilebilir” diyordu.[36]
Assata,
Küba’da bir noktaya kadar nispeten rahat hareket etti. Ancak 2005 yılında ABD
Adalet Bakanlığı, Assata Şakir’i Yurt İçi Terörist İzleme Listesi’ne ekledi ve
başına 1 milyon dolar ödül koydu. 2013 yılında, Başsavcı Eric Holder ve Başkan
Barack Obama gibi siyahilerin, Tom Amca’ların o yalan yanlış liderliğinde
Assata, FBI’ın En Çok Aranan Teröristler Listesi’ne eklenen ilk kadın oldu ve
başına konulan ödül iki kat artırılıp 2 milyon dolara çıkartıldı.[37]
Küba
hükümetinin ABD devletinin “Assata’yı bize teslim et” baskısına hiçbir şekilde
boyun eğmemesi, takdirle karşılanmalıdır. Fidel Castro, ABD’nin açıklamasına şu
cevabı vermiştir: “Assata’yı bir terörist olarak takdim etmek istediler, oysa
bu, adaletsizlikti, zulümdü, aşağılık bir yalandan başka bir şey değildi.”[38]
Ama gene de 2005-2025 arası dönemde dünya, Assata’ya dair hiçbir şey işitmedi,
onun sözlerine vakıf olmadı. Birçoğumuz, bu sessizliği memnuniyetle karşıladık,
çünkü bu, onun hâlâ özgür olduğu anlamına geliyordu.
Ama
şimdi savaşçı kraliçemiz, yeni adalımız, kaçak kölemiz, aramızdan göç etmiş
olan ecdadımızın kıymetli bir parçası haline geldi. O, artık ölülerimizin ruhlarının
cisimleştiği bir suret (egungun).
Bu
arada mücadele birçok cephede devam ediyor. Dünya nüfusunun büyük çoğunluğu,
servetin bir avuç azınlığın elinde toplandığı sürecin yepyeni bir biçimiyle, güçlenen
faşizmle, açıktan ilan edilmemiş olan emperyalist savaşlarla, soykırım
sözcüğünü tam anlamıyla karşılayan katliamlarla ve iklim krizinin yoğunlaşan
etkileriyle mücadele ediyor.
Bu
saldırıya karşı mücadele ederken politik tutsaklarımızı unutmamalıyız. Assata’nın çocuğu olan 39 yaşındaki Kamau Sadıki, 69 yaşında ve şu anda Gürcistan’da
tutuklu, üstelik akut sağlık sorunları yaşıyor.[40] İmam Cemil Emin (eski
adıyla H. Rap Brown) ve 41 yaşındaki Mumya
Ebu Cemal, altmışlar ve yetmişlerdeki faaliyetleri sebebiyle hapiste tutulan
Panterler.
2006
yılında Rahip
Joy Powell, polis şiddetine
karşı yürüttüğü faaliyetlerin intikamını almak
isteyen devlet tarafından, saldırı ve hırsızlık suçlamasıyla yargılandı. Şu anda New York’ta tutuklu.[42] İngiltere’de
Filistin Hareketi mensubu Filistinli devrimci Teuta Hoca[43] ile ABD’de Casey
Goonan, Gazze’deki soykırıma karşı yükselen isyan dalgasına katılmış, sonrasında hapse atılmış iki
isim.
Assata’nın
hatırasını tebcil etmenin, yüceltmenin en iyi yolu, kurtuluş mücadelelerini ve
politik tutsakları desteklemektir. Assata’nın da dediği gibi, “Söz de gerekli
elbette ama bilinmelidir ki tarihte her devrim eylemle yapılmıştır. Bizim
düşmanımızın bağrına saplanacak mızraklara ve bizi koruyacak zırhlara
ihtiyacımız vardır. Siyahiler, mücadele etmeyi mücadele ederek öğrenmelidirler.
Yanlışlarımızdan öğrenmeyi bilmeliyiz.”[45]
Orisanmi Burton
7
Ekim 2025
Kaynak
Dipnotlar:
[1] Gloria Rolando, Eyes of the Rainbow. 1997.
[2]
Evelyn Williams, Inadmissible Evidence: The Story of the African-American Trial
Lawyer Who Defended the Black Liberation Army. Lawrence Hill Books. New York,
1993, 25
[3]
Eyes of the Rainbow.
[4]
Bibi Angola, Assata Speaks, 1980, s. 33.
[5]
Williams, Inadmissible Evidence, s. 10.
[6]
Angola, Assata Speaks, s. 34.
[7]
Assata Shakur, Assata, Lawrence Hill Books. New York, 1987, s. 181.
[8]
Shakur, Assata, s. 175.
[9]
Shakur, Assata, s. 180.
[10]
Williams, Inadmissible Evidence, s. 7.
[11]
Shakur, Assata, 185; Edward Onaci, Free the Land: The Republic of New
Afrika and the Pursuit of a Black Nation-State. The University of North
Carolina Press. Chapel Hill, NC, 2020.
[12]
Shakur, Assata, s. 185.
[13]
Edward Onaci, Free the Land: The Republic of New Afrika and the Pursuit of a
Black Nation-State. The University of North Carolina Press. Chapel Hill,
NC, 2020, s. 88.
[14]
Santi Elijah Holley, An Amerikan Family: The Shakurs and the Nation They
Created. Mariner Books, New York: 2023.
[15]
Williams, Inadmissible Evidence, s. 8; Shakur, Assata, s. 205.
[16]
The Murder of Fred Hampton.
[17]
Shakur, Assata, s. 205; Ayrıca bkz.: Orisanmi Burton, “Revolution is
Illegal: Revisiting the Panther 21 at 50”. Spectre Journal. 21 Nisan
2021: SJ.
[18]
Shakur, Assata, s. 223 & 254; Safiya Bukhari, “On the Question of
Sexism in the Black Panther Party,” The War Before. The Feminist Press.
New York, 2010; “Assata Shakur’s Message to Black Women Engaged in
Revolutionary Organizing,” Millennials are Killing Capitalism. Mülâkat.
2025. Youtube.
[19]
Assata Shakur, “Forward,” State of the Race: Creating Our 21st Century,
Where Do We Go From Here. Diaspora Press, Boston, X.
[20]
Kenneth O’Reilly, Racial Matters: The FBI’s Secret File on Black America.
Free Press. New York, s. 131.
[21]
Orisanmi Burton, Tip of the Spear: Black Radicalism, Prison Repression &
the Long Attica Revolt. UC Press. Berkely, 2023.
[22]
Assata Shakur, “The Interview,” Pan-African News Wire. 2 Mayıs 2003. SFA.
[23]
Ihsan Adel, “Do Palestinians Have the Right to Resist and What Are the Limits?”
Law for Palestine. Law4palestine.
[24]
Shakur, Assata, s. 227.
[25]
Williams, Inadmissible Evidence, s. 6. Richard Moore, “Concerning Hard
Drugs,” Right On. 1971, s. 6.
[26]
Robert Daley, Target Blue. Delacorte Press. New York, s. 430.
[27]
Shakur, Assata, s. 152.
[28]
Shakur, Assata, s. 169. İlgili bölümün çevirisi: İştiraki.
[29]
Eyes of the Rainbow; Dhoruba bin Wahad, Assata Shakur ve Mumia Abu
Jamal, “Still Black Still Strong: Survivors of the War Against Black
Revolutionaries”. Semiotext(e). Cambridge, MA, 208; Shakur, Assata.
[30]
Eyes of the Rainbow.
[31]
Walter H .Waggoner, “Joanne Chesimard Convicted in Killing Of Jersey Trooper,” TheNew
York Times. 22 Mart 1977.
[32]
Herbert Daughtry, “Run hard sister, run hard.” The New York Amsterdam News.
1 Aralık 1979, s. 17.
[33]
Talk with Assata Shakur Somewhere in Cuba, 1995, s. 7. SFA.
[34]
Dylan Rodriguez, Forced Passages: Imprisoned Radical Intellectuals and the
U.S. Prison Regime. U Minnesota Press, s. 64.
[35]
Assata Shakur, “The Interview,” Pan-African News Wire. 2 Mayıs 2003, s. 4. SFA.
[36]
State of the Race, s. xxiii.
[37]
PA.
[38]
Cubanet.
[39]
Freekamau.
[40]
IJAN.
[41]
Freemumia.
[42]
Freejoypowell.
[43]
Instagram.
[44]
Instagram.
[45] Shakur, Assata, s. 52. İlgili yazının çevirisi: İştiraki.


0 Yorum:
Yorum Gönder