Yapay
zekâ alanında faal savaş teknolojisi firması Palantir, Ukrayna’nın askeri
sistemlerine ve sivil toplumuna derinlemesine nüfuz etmek suretiyle, ülkeyi,
izleme, gözetleme ve hedef belirleme gibi distopik teknolojileri için bir
laboratuvara dönüştürdü.
Teknofaşist
savaş ağası Peter Thiel’in kurduğu, şu an Yahudilerin üstün olduğuna inanan
Alex Karp’ın yönettiği Palanti, 2022 yılında Rusya ile savaşın başlamasından
kısa bir süre sonra Ukrayna’ya hedef belirleme, hedefe güçleri sevk etme,
saldırı başlatma ve hedefi yok etme gibi saldırı aşamaların belirlendiği “cinayet
zinciri” konsepti bağlamında süreci kontrol edecek ve hızlandıracak veri
sistemleri temin etti. Hedefi bir vuruş anına veya ölüm anına dek takip etmek
için büyük miktarda veriyi bir araya getiren cinayet zinciri, Palantir’in
geliştirdiği Maven adlı bir yapay zekâ sistemi tarafından kontrol ediliyor.
Palantir’in bir diğer sistemi olan Prisma, insansız hava aracı saldırılarını
yönlendirirken, üçüncü bir Palantir ürünü olan Metaconstellation ise, bir
saldırı çağrısı yapmadan önce gezegenin herhangi bir yerindeki belirlenmiş bir
alanı incelemek için alçak yörünge uydularını görevlendiriyor.
Bu
ilk askeri ortaklığın ardından Palantir, ülkedeki etkisini hızla genişleterek,
Ukrayna devletinin işleyişinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. 2023 yılında Ukrayna,
Palantir’in ülkedeki dijital dönüşüm bakanlığı aracılığıyla bir “giriş noktası”
oluşturduğunu, “birçok devlet kurumu”yla çalışmaya başladığını duyurdu. Bugün
Palantir’in ürettiği yazılım, Ukrayna’nın iç güvenlik hizmetlerine, eğitim
sistemine güç katıyor, ülkede devlete ait tüm işlemlerin dijitalleştirilmesi, Ukrayna’nın
dünyanın ilk yapay zekâ destekli “acente devlet”i olarak adlandırdığı yapıyı oluşturma
çabalarının ön saflarında yer alıyor.
Ukrayna’nın
“acente devlet”ene dönüşümünün en distopik ifadesi, askerlik çağına gelmiş
erkekleri sokaktan alıp kıyma makinesine atmasıdır. Bunu başarmak için Ukrayna,
Oberih olarak bilinen ulusal askeri veri tabanını dijitalleştirdi ve verileri Reserve+
olarak bilinen bir sistemde birleştirdi. Bu sistem, Oberih verilerini ülkenin
devlet kayıtlarından alınan verilerle, vergi ve iş kayıtları, ikamet bilgileri
ve sağlık kayıtları da dâhil olmak üzere çok sayıda diğer kişisel bilgiyle
birleştiriyor. Bir kişinin tam bir resmi oluşturulduktan sonra, sistem, yapay
zekâyı kullanarak, kişinin askere alınmaya uygunluğunu ve durumunu belirliyor.
Ukrayna’nın
nefret edilen zorunlu askerlik programını besleyen de bu Rezerv+ sistemi.
Ukrayna askerlik programına bağlı birlikler, marketlerde alışveriş yaparken veya
sokak dolaşırken, çoğu vakit ailelerinin gözü önünde, erkekleri kaçırıp
minibüslere bindirerek cepheye, neredeyse kaçınılmaz olarak yaşanacak ölüme
gönderdiğini belgeleyen videolar, Ukrayna Telegram kanallarında her gün sıkça
karşımıza çıkan vakalar haline geldi.
Palantir
veya Ukrayna, şirketin Ukrayna’nın askeri sistemlerinin dijitalleştirilmesi
sürecinin ardındaki güç olduğunu kabul etmese de, Palantir’in teknolojisinin
özellikle birden fazla veritabanını birbirine bağlamak ve bunlardan ilişkiler
ve kalıplar çıkarmak için tasarlandığı göz önüne alındığında, eldeki dolaylı
kanıtlar son derece güçlü. Reserve+ sistemi, tam olarak bu işi yapıyor. Ukrayna’daki
tüm devlet kurumlarının kapıları bir bir Palantir’e açılıyor.
Bu
askere alım birliklerinin, ABD’de cezayla karşılaşmadan ortalıkta dolaşan ICE
(Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilâtı) yakalama ekiplerine epey benziyor oluşu
hiç de tesadüf değil. Zira, on yılı aşkın süredir ICE ile çalışan Palantir, bu
kuruma yapay zekâ ve veri araçları temin ediyor. Palantir’in Soruşturma Vaka
Yönetimi platformu, ICE tarafından bireyler hakkında okul durumu, aile
ilişkileri, istihdam bilgileri, telefon kayıtları, kişisel bağlantılar,
biyometrik bilgiler ve ikamet adresleri de dâhil olmak üzere büyük miktarda
veriyi toplamak ve birleştirmek için kullanılıyor. Dolayısıyla, hem Ukrayna’da
hem de ABD’de, bir kişinin fiziken yakalanmasına yol açan temel yazılım,
neredeyse aynı. Palantir, ikisini birbirine bağlayan ana unsur.
Rusya
içlerine yönelik “derin saldırılar” düzenleyen Palantir, Ukraynalılara da büyük
acılar yaşatıyor. Batı medyasında ve batı elitlerince büyük bir coşkuyla
karşılanan bu harekât, stratejik açıdan kayda değer bir kazanım sağlamadı,
bilâkis, Rusya’yı çok daha yıkıcı saldırılar yapma konusunda kışkırttı,
neticede Ukraynalılara daha da büyük acılar yaşattı. Rusya’nın saldırıları
neticesinde Odessa limanı kapandı, böylelikle Ukrayna fiilen bir kara ülkesine
dönüştü. Ukraynalılar hayati öneme sahip ithal mallardan mahrum kaldılar,
ayrıca kritik depoları ve enerji altyapısı hedef alındı. Ukraynalı yetkililerin
açıklamalarına göre Rusların gerçekleştirdikleri saldırılar, Ukrayna’nın gıda lojistik
altyapısının yaklaşık yüzde 90’ını, enerji üretiminin ise yüzde 80’ini yok
etti.
Fakat
Ukraynalıların çektikleri acılar ne Karp’ın ne de Thiel’in umrunda. Gerçekleştirilen
saldırılar ters tepti, sıradan insanlar daha büyük bir sefalete sürüklendiler. Bu
koşullarda düzenlenen harekâtlardan elde edilen veriler Palantir sistemlerinde
toplanacak, şirketin gelecekte üreteceği yapay zekâ temelli savaş teknolojisi
ürünlerini geliştirmesine ve pazarlamasına imkân sağlayacak.
Şu
gerçeği hatırlatmakta fayda var: Palantir, iyilerin tarafında değil. Şirket, Ukrayna’ya
demokrasiyi, insan haklarını ya da Batı’nın Rusya'ya karşı Ukrayna’yı
desteklemesi gerektiğine dair bize satılan propagandatif malzemelerde öne
çıkartılan hususların hiçbirini önemsediği için yardım etmiyor.
Neticede
Palantir, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırıma katkıda bulunan, İsrail’e
yardım eden bir şirket. 2014’ten beri İsrail'de faaliyet yürüten Palantir, 2024
yılının ilk yönetim kurulu toplantısını Tel Aviv’de düzenledi. Toplantının amacı,
İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırımcı harekâtı kutlamaktı. Toplantıdan kısa
bir süre sonra şirket, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) toplu katliamı
gerçekleştirmesine yardımcı olacak yapay zekâ araçları sağlamaya başladı. Palantir,
ABD ordusunun asli sistemi olan, ABD-İsrail’in gerçekleştirdiği saldırıların ilk
gününde İran’ın Minab kentinde 120 çocuğun katledilmesinde kullanılan Maven
isimli yapay zekâ sisteminin sahibi.
Bu
şirket, “Batı'nın üstün bir yaşam ve örgütlenme biçimine sahip olduğunu”
söyleyen, Palantir hissedarlarına yazdığı bir mektupta, “Batı’nın yükselişi,
fikirlerinin, değerlerinin veya dininin üstünlüğünün değil, örgütlü şiddeti
uygulama konusunda sahip olduğu üstünlüğün bir sonucudur” diyen bir adam
tarafından yönetiliyor. Gazze’de katledilenleri “kullanışlı aptallar” olarak
nitelendiren biri bu. Karşımızda, ömrünü Amerikan barbarlığı ve hegemonyası
mevzi kazansın diye tekno-militarizmi kullanmaya adanmış, son derece şiddet
yanlısı biri duruyor.
Bu
şirket, Epstein’in ortağı, aşırı Siyonist ve İsrail teknoloji şirketlerinin
önemli bir finansörü olan, neo-Nazi örgütlerinin yardımıyla güçlenen Peter Thiel
tarafından kurulmuş. Kuruluş sürecinde Thiel’e, kısa süre önce Palantir’in
komünistleri öldürmek için kurulduğunu söyleyen Joe Lonsdale eşlik etmiş.
Demek
ki bunlar, Ukrayna’ya özgecilikle alakalı sebepler üzerinden yardım eden iyi
insanlar değiller.
Palantir,
kitlesel ölüm, boyun eğdirme ve kontrol teknolojilerinin denenmesi için
mükemmel bir zemin olduğu için Ukrayna’ya sülük gibi yapıştı.
Ukraynalı
yetkililer, ülkelerini düzenli olarak alabildiğine tuhaf olan bir yöntemle
pazarlamaya çalışıyorlar. Görevden alınan savunma bakanı Mihailo Fedorov, 2024 yılında
Ukrayna’nın “en yeni teknolojiler için en iyi test alanı olduğunu, çünkü burada
gerçek yaşam koşullarında test edilebileceğini” söylemişti.
Bu
konuyu, Palantir’in İngiltere bürosu başkanı Louis Mosley de dile getirdi. Mosley,
Ukrayna’nın “askeriye bağlamda yapay zekâ için bir Ar-Ge laboratuvarı olduğunu,
askeri teknolojinin en ön saflarında yer aldığını” söyledi. Mosley, Ukrayna’daki
savaşın “askeri teknolojiye olağanüstü bir ivme kattığını, zira, gerçek bir
savaş alanının yerini hiçbir şeyin tutamayacağını” dile getirdi.
Palantir,
Ukrayna’daki savaşa muhtaçtı (halen daha muhtaç). Hisse senedi fiyatı da bunu
gösteriyor. Savaş başlamadan önce sekiz ilâ on dolar arasında seyreden Palantir
hisse senedi fiyatı, o zamandan beri yüzde 2.000’den fazla artarak, geçen yıl
200 dolara kadar yükseldi.
Palantir
yöneticileri, gerçek dünyada konseptin işe yaradığını göstererek, ürünlerini
Rus tehdidine karşı mücadelede modern Avrupa orduları için vazgeçilmez olarak takdim
ettiler, bu sayede çok büyük miktarlarda para kazandılar. 2025 yılında NATO, “kimi
AB ülkelerinin itirazlarına rağmen) Palantir’in Maven sistemini satın aldı.
Sistem bu yıl Haziran ayında faaliyete geçti.
Ancak
bu sadece Palantir ile sınırlı değil. Microsoft’tan Amazon’a ve Google’a kadar
tüm büyük teknoloji firmaları, 2022’den beri savaşın harap ettiği Ukrayna’daki
pastadan büyük dilimi kapma umuduyla Ukrayna’nın etrafını sarmış durumda.
Son
olarak, Google’ın kurucusu Eric Schmidt, Rusya içlerine yönelik “derin
saldırılar” için Ukrayna’ya büyük miktarda, tek kullanımlık insansız hava aracı
sağlayan bir şirket kurdu. Ukrayna medyasında çıkan haberlere göre Schmidt, “yeni
sistemlerini test etmek için gerçek bir savaş alanına ihtiyaç duyuyordu.” Bu
insansız hava araçları da bu saldırılar da Ukrayna’nın Rusya’yı yenmesini
sağlamayacak. Sadece savaşı uzatacak, böylece Kaliforniya’daki malikanesinde
güvende olan Schmidt’in konseptin işe yaradığını görmesini, diğer ordulardan
sözleşmeler kapmasını sağlayacak. Bu arada, Ukrayna işçi sınıfı, katliamların
gerçekleştirildiği cephelere gönderilmeye devam edecek.
Karp,
Thiel ve Schmidt birer paralı asker. Bugün Zelenski, onlar için, deneysel
teknolojilerini tüm bir ülkeye yaymalarına, yalnızca bir devletin mevcut ölçeği
dâhilinde ve sahip olduğu nitelik ölçüsünde veriler toplamalarına imkân
sağlayan mükemmel bir kukla.
Başka
bir deyişle, Ukraynalılar, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın asla sona
ermemesini çıkarına uygun bulan, teknoloji sahasının milyarder savaş ağalarının
megalomanyak hırsları için birer laboratuvar faresi haline geldiler. Bu ağalar,
cinayetlerin de ölümlerin de sona ermesini hiçbir şekilde istemiyorlar. Savaş
teknolojisi denilen kompleks, gerçek dünyadaki bir laboratuvardan, yaşayan
insanlardan değil, ister Ukraynalı, ister Rus isterse Filistinli olsun, ölü
insanlardan kâr ediyor. Ukrayna’da çok fazla ölü insan var.
Ölü
sayısı konusunda elimizde güvenilir rakamlar yok. Her iki taraf da kayıplarını
küçük gösterme eğilimde. NATO’ya bağlı düşünce kuruluşları Rusların kayıplarını
abartıyor, Ukrayna’nın kayıplarını ise küçük gösteriyorlar. Ama şunu söylemek
mümkün: toplam kayıp sayısının bir milyonu aştığına ilişkin tahmin kesinlikle
doğru. Her iki tarafta ölü sayısı yüz binleri buluyor.
Tüm
acımasızlığıyla süren, uzun zamandır devam eden bir yıpratma savaşı, Ukrayna’yı
değil, Rusya’yı önemli ölçüde avantajlı duruma taşıyor.
Ukrayna,
savaştan önce bile demografik bir krizle karşı karşıyaydı. Şimdi ise demografik
bir çöküşle yüzleşiyor. 1991’de Ukrayna’nın nüfusu yaklaşık 52 milyondu. 2021’e
gelindiğinde bu sayı, 10 milyondan fazla eksildi ve 41 milyona geriledi. IMF’in
tahminlerine göre, Ukrayna kontrolündeki topraklarda şu anda 33 milyondan biraz
fazla insan yaşıyor. Bu da Ukrayna’nın tarihte nüfusu en hızlı düşen ülke
olduğunun delili. Üstelik bu düşüş devam edecek. 2025’te ölüm sayısı doğum
sayısının yaklaşık üç katıydı. Çalışma çağındaki üç milyon Ukraynalı ülkeyi
terk etti. Doğurganlık oranı, kadın başına sadece bir çocuk, yani yenilenme
oranının çok altında.
Ana
akım medya, Ukrayna’nın genç ve teknolojiye yatkın nüfusunun, eski kafalı
Ruslara karşı kazandığını söylüyor ama bu sözün gerçekte bir karşılığı yok. Bu
ülkedeki çöküş süreci hızlandı. Bu savaş ne kadar uzun sürerse, bu çöküş de o
kadar sert ve acımasız olacak.
Süreç
bu şekilde işleyecek.
Bu
durum devam edecek, çünkü gerçekçi şartlarda savaşın sona ermesi çok az kişinin
hayrına. Zelenski ve yandaşları askeri sözleşmelerden rüşvet alıyorlar. Ülkeyi kuşatan
savaş teknolojisi endüstrisinin gücüne güç katmasını çok fazla insan istiyor. Bu
sürece bel bağlayanların sayısı çok fazla. En son, ülkesini yeni silahlar için
bir test alanı olarak pazarlayan, kısa süre önce görevden alınan savunma bakanı
Fedorov’un, Karp’ın yeni yapay zekâ temelli savaş teknolojisi girişiminin baş
yatırımcısı olacağını açıklaması, tespitimizin ispatı niteliğinde.
Savaş,
yapay zekâ tarafından üretilen ölümcül silahların geliştirilmesi,
konuşlandırılması ve ince ayarı için gerekli koşulları sağlar. Savaş olmasaydı,
Palantir ve yapay zekâ temelli silahları satanlar iş modellerinden mahrum
kalırlardı.
Ukrayna’da
devletin, teknofaşist savaş ağaları ve yapay zekâ deneyleri için boş bir tuvale
dönüştüğüne şahit olduk. Bu deney, çok kârlı olduğundan, kendi ağırlığı altında
çökene dek devam edecek gibi görünüyor. O noktada Karp, Thiel, Schmidt ve aslında
ölüm saçan yapay zekâ tüccarları bir sonraki tuvallerine geçecekler.
Bu
psikopatlar yenilgiye uğratılmadığı takdirde, bu tuval, bir sonraki aşamada
sizin ülkeniz veya mahalleniz olabilir.
Nate Bear
15
Eylül 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder