21 Eylül 2026

, ,

Palantir’in Ukraynalı Laboratuvar Fareleri


Yapay zekâ alanında faal savaş teknolojisi firması Palantir, Ukrayna’nın askeri sistemlerine ve sivil toplumuna derinlemesine nüfuz etmek suretiyle, ülkeyi, izleme, gözetleme ve hedef belirleme gibi distopik teknolojileri için bir laboratuvara dönüştürdü.

Teknofaşist savaş ağası Peter Thiel’in kurduğu, şu an Yahudilerin üstün olduğuna inanan Alex Karp’ın yönettiği Palanti, 2022 yılında Rusya ile savaşın başlamasından kısa bir süre sonra Ukrayna’ya hedef belirleme, hedefe güçleri sevk etme, saldırı başlatma ve hedefi yok etme gibi saldırı aşamaların belirlendiği “cinayet zinciri” konsepti bağlamında süreci kontrol edecek ve hızlandıracak veri sistemleri temin etti. Hedefi bir vuruş anına veya ölüm anına dek takip etmek için büyük miktarda veriyi bir araya getiren cinayet zinciri, Palantir’in geliştirdiği Maven adlı bir yapay zekâ sistemi tarafından kontrol ediliyor. Palantir’in bir diğer sistemi olan Prisma, insansız hava aracı saldırılarını yönlendirirken, üçüncü bir Palantir ürünü olan Metaconstellation ise, bir saldırı çağrısı yapmadan önce gezegenin herhangi bir yerindeki belirlenmiş bir alanı incelemek için alçak yörünge uydularını görevlendiriyor.

Bu ilk askeri ortaklığın ardından Palantir, ülkedeki etkisini hızla genişleterek, Ukrayna devletinin işleyişinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. 2023 yılında Ukrayna, Palantir’in ülkedeki dijital dönüşüm bakanlığı aracılığıyla bir “giriş noktası” oluşturduğunu, “birçok devlet kurumu”yla çalışmaya başladığını duyurdu. Bugün Palantir’in ürettiği yazılım, Ukrayna’nın iç güvenlik hizmetlerine, eğitim sistemine güç katıyor, ülkede devlete ait tüm işlemlerin dijitalleştirilmesi, Ukrayna’nın dünyanın ilk yapay zekâ destekli “acente devlet”i olarak adlandırdığı yapıyı oluşturma çabalarının ön saflarında yer alıyor.

Ukrayna’nın “acente devlet”ene dönüşümünün en distopik ifadesi, askerlik çağına gelmiş erkekleri sokaktan alıp kıyma makinesine atmasıdır. Bunu başarmak için Ukrayna, Oberih olarak bilinen ulusal askeri veri tabanını dijitalleştirdi ve verileri Reserve+ olarak bilinen bir sistemde birleştirdi. Bu sistem, Oberih verilerini ülkenin devlet kayıtlarından alınan verilerle, vergi ve iş kayıtları, ikamet bilgileri ve sağlık kayıtları da dâhil olmak üzere çok sayıda diğer kişisel bilgiyle birleştiriyor. Bir kişinin tam bir resmi oluşturulduktan sonra, sistem, yapay zekâyı kullanarak, kişinin askere alınmaya uygunluğunu ve durumunu belirliyor.

Ukrayna’nın nefret edilen zorunlu askerlik programını besleyen de bu Rezerv+ sistemi. Ukrayna askerlik programına bağlı birlikler, marketlerde alışveriş yaparken veya sokak dolaşırken, çoğu vakit ailelerinin gözü önünde, erkekleri kaçırıp minibüslere bindirerek cepheye, neredeyse kaçınılmaz olarak yaşanacak ölüme gönderdiğini belgeleyen videolar, Ukrayna Telegram kanallarında her gün sıkça karşımıza çıkan vakalar haline geldi.

Palantir veya Ukrayna, şirketin Ukrayna’nın askeri sistemlerinin dijitalleştirilmesi sürecinin ardındaki güç olduğunu kabul etmese de, Palantir’in teknolojisinin özellikle birden fazla veritabanını birbirine bağlamak ve bunlardan ilişkiler ve kalıplar çıkarmak için tasarlandığı göz önüne alındığında, eldeki dolaylı kanıtlar son derece güçlü. Reserve+ sistemi, tam olarak bu işi yapıyor. Ukrayna’daki tüm devlet kurumlarının kapıları bir bir Palantir’e açılıyor.

Bu askere alım birliklerinin, ABD’de cezayla karşılaşmadan ortalıkta dolaşan ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilâtı) yakalama ekiplerine epey benziyor oluşu hiç de tesadüf değil. Zira, on yılı aşkın süredir ICE ile çalışan Palantir, bu kuruma yapay zekâ ve veri araçları temin ediyor. Palantir’in Soruşturma Vaka Yönetimi platformu, ICE tarafından bireyler hakkında okul durumu, aile ilişkileri, istihdam bilgileri, telefon kayıtları, kişisel bağlantılar, biyometrik bilgiler ve ikamet adresleri de dâhil olmak üzere büyük miktarda veriyi toplamak ve birleştirmek için kullanılıyor. Dolayısıyla, hem Ukrayna’da hem de ABD’de, bir kişinin fiziken yakalanmasına yol açan temel yazılım, neredeyse aynı. Palantir, ikisini birbirine bağlayan ana unsur.

Rusya içlerine yönelik “derin saldırılar” düzenleyen Palantir, Ukraynalılara da büyük acılar yaşatıyor. Batı medyasında ve batı elitlerince büyük bir coşkuyla karşılanan bu harekât, stratejik açıdan kayda değer bir kazanım sağlamadı, bilâkis, Rusya’yı çok daha yıkıcı saldırılar yapma konusunda kışkırttı, neticede Ukraynalılara daha da büyük acılar yaşattı. Rusya’nın saldırıları neticesinde Odessa limanı kapandı, böylelikle Ukrayna fiilen bir kara ülkesine dönüştü. Ukraynalılar hayati öneme sahip ithal mallardan mahrum kaldılar, ayrıca kritik depoları ve enerji altyapısı hedef alındı. Ukraynalı yetkililerin açıklamalarına göre Rusların gerçekleştirdikleri saldırılar, Ukrayna’nın gıda lojistik altyapısının yaklaşık yüzde 90’ını, enerji üretiminin ise yüzde 80’ini yok etti.

Fakat Ukraynalıların çektikleri acılar ne Karp’ın ne de Thiel’in umrunda. Gerçekleştirilen saldırılar ters tepti, sıradan insanlar daha büyük bir sefalete sürüklendiler. Bu koşullarda düzenlenen harekâtlardan elde edilen veriler Palantir sistemlerinde toplanacak, şirketin gelecekte üreteceği yapay zekâ temelli savaş teknolojisi ürünlerini geliştirmesine ve pazarlamasına imkân sağlayacak.

Şu gerçeği hatırlatmakta fayda var: Palantir, iyilerin tarafında değil. Şirket, Ukrayna’ya demokrasiyi, insan haklarını ya da Batı’nın Rusya'ya karşı Ukrayna’yı desteklemesi gerektiğine dair bize satılan propagandatif malzemelerde öne çıkartılan hususların hiçbirini önemsediği için yardım etmiyor.

Neticede Palantir, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırıma katkıda bulunan, İsrail’e yardım eden bir şirket. 2014’ten beri İsrail'de faaliyet yürüten Palantir, 2024 yılının ilk yönetim kurulu toplantısını Tel Aviv’de düzenledi. Toplantının amacı, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırımcı harekâtı kutlamaktı. Toplantıdan kısa bir süre sonra şirket, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) toplu katliamı gerçekleştirmesine yardımcı olacak yapay zekâ araçları sağlamaya başladı. Palantir, ABD ordusunun asli sistemi olan, ABD-İsrail’in gerçekleştirdiği saldırıların ilk gününde İran’ın Minab kentinde 120 çocuğun katledilmesinde kullanılan Maven isimli yapay zekâ sisteminin sahibi.

Bu şirket, “Batı'nın üstün bir yaşam ve örgütlenme biçimine sahip olduğunu” söyleyen, Palantir hissedarlarına yazdığı bir mektupta, “Batı’nın yükselişi, fikirlerinin, değerlerinin veya dininin üstünlüğünün değil, örgütlü şiddeti uygulama konusunda sahip olduğu üstünlüğün bir sonucudur” diyen bir adam tarafından yönetiliyor. Gazze’de katledilenleri “kullanışlı aptallar” olarak nitelendiren biri bu. Karşımızda, ömrünü Amerikan barbarlığı ve hegemonyası mevzi kazansın diye tekno-militarizmi kullanmaya adanmış, son derece şiddet yanlısı biri duruyor.

Bu şirket, Epstein’in ortağı, aşırı Siyonist ve İsrail teknoloji şirketlerinin önemli bir finansörü olan, neo-Nazi örgütlerinin yardımıyla güçlenen Peter Thiel tarafından kurulmuş. Kuruluş sürecinde Thiel’e, kısa süre önce Palantir’in komünistleri öldürmek için kurulduğunu söyleyen Joe Lonsdale eşlik etmiş.

Demek ki bunlar, Ukrayna’ya özgecilikle alakalı sebepler üzerinden yardım eden iyi insanlar değiller.

Palantir, kitlesel ölüm, boyun eğdirme ve kontrol teknolojilerinin denenmesi için mükemmel bir zemin olduğu için Ukrayna’ya sülük gibi yapıştı.

Ukraynalı yetkililer, ülkelerini düzenli olarak alabildiğine tuhaf olan bir yöntemle pazarlamaya çalışıyorlar. Görevden alınan savunma bakanı Mihailo Fedorov, 2024 yılında Ukrayna’nın “en yeni teknolojiler için en iyi test alanı olduğunu, çünkü burada gerçek yaşam koşullarında test edilebileceğini” söylemişti.

Bu konuyu, Palantir’in İngiltere bürosu başkanı Louis Mosley de dile getirdi. Mosley, Ukrayna’nın “askeriye bağlamda yapay zekâ için bir Ar-Ge laboratuvarı olduğunu, askeri teknolojinin en ön saflarında yer aldığını” söyledi. Mosley, Ukrayna’daki savaşın “askeri teknolojiye olağanüstü bir ivme kattığını, zira, gerçek bir savaş alanının yerini hiçbir şeyin tutamayacağını” dile getirdi.

Palantir, Ukrayna’daki savaşa muhtaçtı (halen daha muhtaç). Hisse senedi fiyatı da bunu gösteriyor. Savaş başlamadan önce sekiz ilâ on dolar arasında seyreden Palantir hisse senedi fiyatı, o zamandan beri yüzde 2.000’den fazla artarak, geçen yıl 200 dolara kadar yükseldi.

Palantir yöneticileri, gerçek dünyada konseptin işe yaradığını göstererek, ürünlerini Rus tehdidine karşı mücadelede modern Avrupa orduları için vazgeçilmez olarak takdim ettiler, bu sayede çok büyük miktarlarda para kazandılar. 2025 yılında NATO, “kimi AB ülkelerinin itirazlarına rağmen) Palantir’in Maven sistemini satın aldı. Sistem bu yıl Haziran ayında faaliyete geçti.

Ancak bu sadece Palantir ile sınırlı değil. Microsoft’tan Amazon’a ve Google’a kadar tüm büyük teknoloji firmaları, 2022’den beri savaşın harap ettiği Ukrayna’daki pastadan büyük dilimi kapma umuduyla Ukrayna’nın etrafını sarmış durumda.

Son olarak, Google’ın kurucusu Eric Schmidt, Rusya içlerine yönelik “derin saldırılar” için Ukrayna’ya büyük miktarda, tek kullanımlık insansız hava aracı sağlayan bir şirket kurdu. Ukrayna medyasında çıkan haberlere göre Schmidt, “yeni sistemlerini test etmek için gerçek bir savaş alanına ihtiyaç duyuyordu.” Bu insansız hava araçları da bu saldırılar da Ukrayna’nın Rusya’yı yenmesini sağlamayacak. Sadece savaşı uzatacak, böylece Kaliforniya’daki malikanesinde güvende olan Schmidt’in konseptin işe yaradığını görmesini, diğer ordulardan sözleşmeler kapmasını sağlayacak. Bu arada, Ukrayna işçi sınıfı, katliamların gerçekleştirildiği cephelere gönderilmeye devam edecek.

Karp, Thiel ve Schmidt birer paralı asker. Bugün Zelenski, onlar için, deneysel teknolojilerini tüm bir ülkeye yaymalarına, yalnızca bir devletin mevcut ölçeği dâhilinde ve sahip olduğu nitelik ölçüsünde veriler toplamalarına imkân sağlayan mükemmel bir kukla.

Başka bir deyişle, Ukraynalılar, Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın asla sona ermemesini çıkarına uygun bulan, teknoloji sahasının milyarder savaş ağalarının megalomanyak hırsları için birer laboratuvar faresi haline geldiler. Bu ağalar, cinayetlerin de ölümlerin de sona ermesini hiçbir şekilde istemiyorlar. Savaş teknolojisi denilen kompleks, gerçek dünyadaki bir laboratuvardan, yaşayan insanlardan değil, ister Ukraynalı, ister Rus isterse Filistinli olsun, ölü insanlardan kâr ediyor. Ukrayna’da çok fazla ölü insan var.

Ölü sayısı konusunda elimizde güvenilir rakamlar yok. Her iki taraf da kayıplarını küçük gösterme eğilimde. NATO’ya bağlı düşünce kuruluşları Rusların kayıplarını abartıyor, Ukrayna’nın kayıplarını ise küçük gösteriyorlar. Ama şunu söylemek mümkün: toplam kayıp sayısının bir milyonu aştığına ilişkin tahmin kesinlikle doğru. Her iki tarafta ölü sayısı yüz binleri buluyor.

Tüm acımasızlığıyla süren, uzun zamandır devam eden bir yıpratma savaşı, Ukrayna’yı değil, Rusya’yı önemli ölçüde avantajlı duruma taşıyor.

Ukrayna, savaştan önce bile demografik bir krizle karşı karşıyaydı. Şimdi ise demografik bir çöküşle yüzleşiyor. 1991’de Ukrayna’nın nüfusu yaklaşık 52 milyondu. 2021’e gelindiğinde bu sayı, 10 milyondan fazla eksildi ve 41 milyona geriledi. IMF’in tahminlerine göre, Ukrayna kontrolündeki topraklarda şu anda 33 milyondan biraz fazla insan yaşıyor. Bu da Ukrayna’nın tarihte nüfusu en hızlı düşen ülke olduğunun delili. Üstelik bu düşüş devam edecek. 2025’te ölüm sayısı doğum sayısının yaklaşık üç katıydı. Çalışma çağındaki üç milyon Ukraynalı ülkeyi terk etti. Doğurganlık oranı, kadın başına sadece bir çocuk, yani yenilenme oranının çok altında.

Ana akım medya, Ukrayna’nın genç ve teknolojiye yatkın nüfusunun, eski kafalı Ruslara karşı kazandığını söylüyor ama bu sözün gerçekte bir karşılığı yok. Bu ülkedeki çöküş süreci hızlandı. Bu savaş ne kadar uzun sürerse, bu çöküş de o kadar sert ve acımasız olacak.

Süreç bu şekilde işleyecek.

Bu durum devam edecek, çünkü gerçekçi şartlarda savaşın sona ermesi çok az kişinin hayrına. Zelenski ve yandaşları askeri sözleşmelerden rüşvet alıyorlar. Ülkeyi kuşatan savaş teknolojisi endüstrisinin gücüne güç katmasını çok fazla insan istiyor. Bu sürece bel bağlayanların sayısı çok fazla. En son, ülkesini yeni silahlar için bir test alanı olarak pazarlayan, kısa süre önce görevden alınan savunma bakanı Fedorov’un, Karp’ın yeni yapay zekâ temelli savaş teknolojisi girişiminin baş yatırımcısı olacağını açıklaması, tespitimizin ispatı niteliğinde.

Savaş, yapay zekâ tarafından üretilen ölümcül silahların geliştirilmesi, konuşlandırılması ve ince ayarı için gerekli koşulları sağlar. Savaş olmasaydı, Palantir ve yapay zekâ temelli silahları satanlar iş modellerinden mahrum kalırlardı.

Ukrayna’da devletin, teknofaşist savaş ağaları ve yapay zekâ deneyleri için boş bir tuvale dönüştüğüne şahit olduk. Bu deney, çok kârlı olduğundan, kendi ağırlığı altında çökene dek devam edecek gibi görünüyor. O noktada Karp, Thiel, Schmidt ve aslında ölüm saçan yapay zekâ tüccarları bir sonraki tuvallerine geçecekler.

Bu psikopatlar yenilgiye uğratılmadığı takdirde, bu tuval, bir sonraki aşamada sizin ülkeniz veya mahalleniz olabilir.

Nate Bear
15 Eylül 2026
Kaynak

0 Yorum: