10 Haziran 2026

, , ,

Nübalı, Komünist, Yazar: Muhammed Halil Kasım’ın Devrimci Sesi

Muhammed Halil Kasım’ın hayat hikâyesi, Mısır’da 1952’de gerçekleşen devrim öncesi yüzleşilen toplumsal ve politik güçlüklerin tezahürüdür. Halil Kasım’ın hayatı, o dönemde Nübalıların yaşadıkları dışlanmaya tanıklık etmiştir. İngiliz destekli Mısır monarşisi, ülkenin kuzeyindeki kentsel alanların geliştirilmesine odaklanırken, Nüba, toplumsal ve politik dışlanmadan muzdarip olmuştur. Monarşik sistemde, zengin kültürel tarihi ve eşsiz kimliğiyle Nüba, Mısır’ın politik alanından dışlanmış, sefalet içinde yaşamış, Nübalılar ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüşlerdir.

Muhammed Halil Kasım, siyasi ve edebi çalışmalarıyla farklı bir Nüba kimliği ortaya koydu. Nüba’nın kültürel kimliğinin korunmasını, Mısır devrimci kurtuluş projesine aktif katılım ile birleştirmeye çalıştı. 

Demokratik Ulusal Kurtuluş Hareketi’ne (“Haddato” olarak anılır) bağlılığı, Nüba toplumunun karşılaştığı koşullara bir cevap niteliğindeydi, zira devrimci bir devlet kurma hedefine ulaşmak için bölgesel kimliğin ötesine geçmenin önemini fark etmişti.

Bir Marksist olarak Kasım, devrimci projesinin temel bileşenleri olarak sosyal adalet ve ekonomik eşitliğe odaklandı. Bu vizyon, siyasi değişimle sınırlı değildi, aynı zamanda kuzeyden veya güneyden, şehirden veya kırsaldan olsun, her bireyin temel haklarını koruyan sosyo-ekonomik bir sistem kurmayı amaçlıyordu. Ayrıca, Nübalıların maruz kaldıkları sınıf temelli sömürü ve ırk ayrımcılığının ortadan kaldırılmasını da savunuyordu.

Kasım, radikal değişimin ancak hayatın tüm yönlerini kapsayacak kapsamlı bir devrimle sağlanabileceğine inanıyordu. Şamandıra adlı romanı ve “Haddato”ya katılımıyla Kasım, Mısır toplumunun kenarında yaşayan Nübalıların hayatlarının doğru bir tasvirini sunmaya çalışarak, kendi toplumunun dertlerine ses oldu. 1968’de yayımlanan roman, bilhassa Asvan Barajı’nın ikinci kez yapılışı ve büyütülmesine dönük çalışmaların ardından, yoksulluk ve ayrımcılığın sert koşulları altında Nübalıların çektiği acıları ve yaşadıkları yalnızlığı dile getirir.

Kasım, Nübalıların varlığını, onları gerçekten kendi halkı olarak tanımayan bir vatanda savunmak için mücadele etti. Kasım, sadece Nübalıların haklarını savunmuyordu. Adil ve eşitlikçi bir Mısır toplumu tahayyül ediyordu. Sınıfsal eşitsizliklerden ve ırkçılıktan arınmış, kültürel ve toplumsal çeşitliliğe açık bir toplumdu düşündeki.

Katta

Muhammed Halil Kasım, 15 Temmuz 1922’de Nüba’nın Katta köyünde doğdu. Babası çiftçiydi, ancak Asvan Barajı’nın ikinci kez yükseltilmesinin yol açtığı sel felâketinin ardından tüccar oldu. Sel, büyük bir afete yol açtı. Evleri sular altında kaldı, topraklarda büyük yıkıma yol açtı, her yerde enkaz ve tahribata sebep oldu. Bu afet, Nübalıların kalplerinde büyük bir üzüntüye neden oldu. Birçoğu, daha sonra yakındaki kayalık arazilerde ve Nil Nehri kıyısındaki dağlık bölgelerde yeni bir hayat kurmaya çalıştı. Sağlıklı insanlar da derin bir acı ve yabancılaşma duygusu içinde iş aramak için başka bölgelere kaçtı. Geride sadece bazı zayıflıklar veya kısıtlamalar nedeniyle bir yere gidemeyenler kaldı.

Çocukken Kasım, çeşmenin üzerinde oturur, kalbi ağırlaşır, gözleri ufka doğru uzanır, geçmişin anılarını hatırlar, kökünden sökülmüş ve dağılmış hurma ağaçlarını incelerdi.

Alfabeyi öğrenir öğrenmez, Kasım, perakende dükkânını işletme konusunda babasına yardım etmeye başladı. Çok geçmeden, göçmen aileleri için mektuplar yazsın, onlara aldıkları mektupları okusun diye evlere davet edilmeye başladı. Böylece Kasım, köy halkının sırlarına ve acılarına ortak oldu. Hatta kadınların uzun bir aradan sonra köye dönmeleri için yalvaran gurbetçi eşlerine duydukları sevgi ve şefkati bile öğrendi. Tüm bu sırlar kalbine kazındı. Kasım, ilköğretimini köydeki ilkokulda tamamladı. Daha sonra Aniba köyündeki ortaokula kaydoldu. İlkokul diplomasını aldıktan sonra, Asvan’da bulunan liseye kaydolmak için kuzeye gitmek zorunda kaldı. Köyden ayrılmaya hazırlanırken evini saran o hüzün duygusu aklından hiç çıkmayacaktı.

Bu dönemde Kasım’ın şair olarak edebi yeteneği gelişmeye başladı. Şiirleri isyan ve doğa imgeleriyle doluydu, Nil kıyılarında vakit geçiriyordu. Şiir yeteneği sayesinde liseye girdi. Lise diplomasını aldıktan sonra, Kasım, üniversiteye gitmek için Kahire’ye taşındı. Asvan’da kalmaya pek istekli görünmüyordu (İskhak, 1995).

Kahire

Üniversite yıllarında Kasım, edebiyat, felsefe ve siyaset üzerine kitaplar okudu. Anlattığına göre, katıldığı dersler ve seminerler onu, kısa bir süreliğine de olsa, Müslüman Kardeşler’e katılmaya yönlendirdi. Asıl dikkatini, Kahire’nin merkezindeki Nübalılar Kulübü’nde Nübalı hemşehrilerinin düzenledikleri toplumsal ve politik faaliyetler çekiyordu. Şimdilerde adı Cumhuriyet olan İbrahim Paşa Caddesi’ndeki kulüp merkezinde yoldaşları Zeki Murad ve Mahir Zeki ile ilginç sohbetler gerçekleştiriyordu. Farklı köylerden gelen Nübalılar bir araya gelir, 1933’teki sel öncesi kendi toplumlarının hayatına dair hikâyeler ve gerçekler üzerine sohbetler ederlerdi.

İngiliz işgalinin iyice kökleştiği koşullarda Marksist fikirler, onun ve yoldaşlarının zihinlerine işlemeye başladı. Kitleler; yoksulluk, cehalet, hastalık ve sömürünün pençesindeydi. İngilizlerin yıllarca sürdürdükleri oyalama taktiklerinin ardından, Mısır’ın asla ateşkesler, tavizler, ittifaklar veya uzlaşmalar yoluyla değil, silahlı mücadele ve devrim yoluyla özgürleştirilebileceğinin farkına varılmasıyla sömürgecilik karşıtı duygular alabildiğine arttı.

Sömürgeciliğe ne pahasına olursa olsun son vermeye kararlı kişilerle, işgal güçlerinin Mısır’da kalmasını isteyen, etkili toprak sahiplerini temsil eden Kraliyet Ailesi, partiler ve örgütler arasına kalınbir çizgi çekilmişti. Bu sınıflar, sömürgecilerden çok halktan korkuyorlardı, zira onlar, kendi vatanlarından ziyade ortak çıkarları sebebiyle işgalcilere daha fazla bağlılardı.

Kasım, sosyalizmin Nüba halkının kaygı ve çıkarlarıyla örtüştüğüne inanıyordu. Ayrıca, sosyalizmin milyonlarca yoksul emekçi insanın sosyal adaletsizlikle mücadele etmeye yetecek kapsama sahip bir yol sunacağını düşünüyordu. Bu nedenle Kasım, kırkların başlarında Demokratik Ulusal Kurtuluş Hareketi’ne katıldı. Harekete katıldıktan sonra Kasım, bazı Nübalı arkadaşlarıyla birlikte hareketin Nüba Şubesi’ni kurdu. Şubenin faaliyetleri, Kahire’de yaşayan Nübalıların büyük bir bölümünün ilgisini çekti, ancak bu kişiler Abdin, Bulak Ebu’l-Ula ve Misrü’l-Kadime (“Eski Mısır” bölgesi) gibi çeşitli bölgelere dağılmışlardı. Nüba Şubesi’nin faaliyetleri, Nüba’da önceden var olan hayır kurumlarını, dernek ve kulüpleri kurmaktan ibaretti. Bu kurumlar, genelde Nüba topluluğundaki ölenlerin ailelerine yardım ve teselli sunmayı amaçlayan dayanışma kampanyaları düzenliyorlardı.

1945-1948 arası dönemde Kasım ve yoldaşları, eğitim, kültür ve spor faaliyetlerini de dâhil ederek bu Nübalı hayır kurumlarını canlandırmaya çalıştılar. Nüba Şubesi, Kahire ve İskenderiye’deki Nübalı işçilerin olumsuz çalışma koşullarını ortadan kaldırmaya, Asvan çevresindeki bölgelerde yaşayan, yerinden edilmiş kişilere çok az maddi tazminat verilen Nübalıların çektikleri acıları dindirmeye çalıştı. Haddato tarafından benimsenen ve dile dökülen slogan, Nil Vadisi halklarının İngiliz askeri güçlerinin Mısır ve Sudan’dan çekilmesi için verdikleri mücadelenin birliğine ve Sudan halkının kendi kaderini tayin hakkına inanıyordu. Bu slogan, liberal partilerin ve büyük toprak sahiplerinin temsilcilerinin “tek halk, tek taç” sloganına tamamen zıttıydı.

Kasım, Haddato’nun Sudan Şubesi’nce çıkartılan Umm Durman dergisi için makaleler yazıyordu. Bu şubede Abdülhalik Mahcub, Ebubekir Muhammed Ali Fadl, Cüneyd Ali Ömer ve Ahmed Selman gibi isimler yer alıyordu. Bu şubenin kurulmasının amacı, Sudan komünistlerini yeterince bağımsız hale gelene kadar geliştirmekti. Sonunda “Sudan Ulusal Kurtuluş Hareketi” (kısaca “Hasstu”) adını aldı, daha sonra kendisini Sudan Komünist Partisi ilan etti. İngilizler, Abdu Dahab’ın yayın yönetmenliğini yaptığı Umm Durman dergisinin Sudan’a girişine mani oldular. Daha sonra, 8 Temmuz 1946’da diğer gazetelerle birlikte tamamen yasaklandı (El-Sayed, 1978).

Kasım, ayrıca parti hücreleri de kurdu. Kahire Üniversitesi’ndeki bir öğrenci konferansının ardından binlerce öğrencinin katıldığı, 9 Şubat 1946 günü gerçekleştirilen kitlesel gösterinin düzenlenmesinde önemli bir rol oynadı. Ardından, İngilizlerle tüm müzakerelerin durdurulmasını ve İngiliz güçlerinin Mısır ve Sudan’dan derhal çekilmesini talep eden kararlar alındı. Öğrenciler, kararları Kral Faruk’a sunmak için Abdin Sarayı’na doğru yürüyüş gerçekleştirdiler. Gösteri, Abbas Köprüsü’nden geçerken, köprüyü yöneten şirket, köprüyü açtı, ardından askerler kitleye saldırdı. Birçok öğrenci Nil'e düştü, çok sayıda kişi yaralandı. Bu olay, Mısır’ın çeşitli şehirlerinde halkta büyük bir öfkeye yol açtı. 10 Şubat ile 4 Mart 1946 tarihleri arasında yoğun gösterilere neden oldu.

Şubat ayı boyunca öğrenci hareketi kök saldı ve yeni bir sınıf bilinci boyutu kazandı. Bunun en açık ifadesi, 18 ve 19 Şubat 1946’da Ulusal İşçi ve Öğrenci Komitesi’nin kurulmasıydı. Vefd partisi üyelerini, Marksistleri, işçileri ve sendikacıları bir araya getiren Komite, 21 Şubat 1946’da “Tahliye Günü” olarak adlandırılan genel grev çağrısında bulundu. O gün, yaklaşık 100.000 kişilik büyük bir kalabalık toplandı. Bu kitlenin içinde sadece Şubrat’ül-Hiyme’den 15.000 işçi vardı (Şubratü’l-Hiyme şehrinde çalışan tekstil işçileri bu harekette öne çıkan güçtü). Eylemcilerle çatışan İngiliz işgal güçleri 23 göstericiyi öldürdü, 121 kişiyi yaraladı. Ertesi gün, Ulusal Öğrenci ve İşçi Komitesi, 4 Mart 1946’da “Şehitler Günü” olarak bilinen ikinci bir genel grev çağrısında bulundu.

Ardından İsmail Sıdki hükümeti, yüzlerce komünist öğrenciyi, yazarı, gazeteciyi, Ulusal Komite üyesini ve sendika aktivistini tutukladı. Fecrü’l-Cedid (“Yeni Şafak”), Umm Durman, Vefdü’l-Masri ve Zamir (“Vicdan”) gibi gazeteler kapatıldı. Kasım, İskenderiye Valiliği’ndeki Hadra hapishanesinde beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu hapishane, Mısır Marksist hareketinin kurucularından Anton Marun’un 1924’te öldüğü yerdi.

Kasım, 1953’te hapisten çıktı. Bu romancı-aktivist, Afrika ve Arap dünyasında ulusal kurtuluş hareketlerinin dalgalandığı bir dönemde yaşadı. Mısır ve Sudan sınırında yer alan ve Afrika bağlamına derinden bağlı bir bölge olan Nüba’da doğmuş olması nedeniyle, sömürge sınırlarının yapaylığının son derece farkındaydı. Avrupa sömürgeciliğine karşı mücadelenin her iki bölgenin halklarını birleştirebileceğine inanıyordu. Yazıları, Araplar ve Afrikalılar arasındaki ortak noktaları ve sömürgeciliğe karşı ortak mücadelelerini yansıtan ulusal kurtuluş söylemine katkıda bulundu.

Kenyalı-Ummanlı tarihçi Ali Mazrui’nin aksine, Muhammed Halil Kasım, Afrika ve Arap kimliklerinin kaynaşması üzerinde duran bir isim değildi. Bir Nübalı olarak, güçlü bir Afrika kimliğine sahip, ancak Arap kültürüyle derinden iç içe geçmiş bir toplumda büyüdü. Bununla birlikte, yaşamı ve çalışmaları, Arap ve Afrika siyasetinin ve milliyetçiliğinin arasında yaşanan karşılaşmanın cisimleşmiş halleriydi.

1952 Devrimi

Kasım’ın 1952 devrimine ve Hür Subaylar Hareketi’ne verdiği destek, uzun bir militanlık geçmişinden kaynaklanıyordu. Başından itibaren Kasım’ın tutumu milli burjuva devrimini desteklemek üzerine kuruluydu. Ancak, Hür Subaylar rejimi ve Cemal Abdünnasır ile ayrışıyordu. Onların anti-komünist eğilimlerini ve sert yöntemlerini eleştiriyordu. Demokrasi kavramına ve kitle hareketlerine, siyasi partilere ve kimi aydın çevrelerine yönelik düşmanlıkları konusunda da onlarla aynı fikirde değildi. İşçilere baskı yapmalarını ve Kefrü’d-Devvar şehrinde mücadele eden iki aktivisti idam etmelerine de onay vermedi.

Kasım, 1954’te tekrar tutuklandı. 64’ler Davası olarak bilinen olaydan sonra askeri hapishanede on yıl hapis cezasına çarptırıldı. Askeri hapishaneden, 1959’da Haddato örgütünün üyelerini harekete geçirdiği Vahatü’l-Harga’daki (Harga Vahası) Maharik hapishanesine nakledildi. 1962’nin sonuna gelindiğinde, tüm komünist akımlar, savunucuları ve sempatizanlarıyla birlikte, Vaha hapishanesinde toplanmıştı. Muhammed Halil Kasım, 1964 yılına kadar bu hapishaneden çıkamadı. O yıl aynı zamanda tek romanı olan Şamandıra’yı (El-Qosair, 2009) tamamladı.

Roman ve Gözaltı Merkezi

Kasım, tutukluluğu sırasında oldukça üretken bir şekilde yazdı. Polonya asıllı Amerikalı siyaset bilimci ve politika yapıcı Zbigniew Brzezinski’nin eserlerini tercüme etti. Yazdığı şiirler, Zeki Murad, Kemal Abdülhalim, Mahmud Tevfik ve Filistinli şair Muayin Bsisu’nun birlikte yayımladıkları “Kassîd Masriya”(“Mısır Şiirleri”) adlı antolojide yayımlandı. Nübalı şairlerden oluşan (Muhammed Şindi, Zeki Murad, Abdidaim Taha ve İbrahim Şaarui’yi içeren) grupla birlikte “Sirbü’l-Balaşun”(“Balıkçıl Sürüsü”) adlı ikinci antolojiyi çıkarttı.

Kasım, hapishaneyi insanlara bir şeyler öğretebileceği ve onlardan bir şeyler öğrenebileceği bir yer olarak görüyordu. Okuma-yazma bilmeyen gardiyanlara okuma-yazma öğretti. Bu haber, hızla diğer gözaltı merkezlerine yayıldı ve kısa süre sonra gardiyanlar, Kasım ve komünist tutsakların okuma-yazma dersleri verdiği Vaha gözaltı merkezine nakledilmeyi talep ettiler. Kasım, bu okulun müdürü olarak görev yaptı. Gardiyanlar ona "Saygıdeğer Müdür” diye hitap edene kadar eğitim sürecini başarıyla yönetti. Arkadaşlarıyla birlikte bir sahne de kurdu ve burada çeşitli oyunlar sergiledi.

Gözaltındayken Kasım, uzun zamandır üzerinde çalıştığı en önemli edebi eseri olan Şamandıra romanını da tamamladı. 1946 ile 1961 yılları arasında Kasım, aylarca, belki de yıllarca, mum ışığında, küçük Bafra kağıtlarına (sigara sarma kağıdına) yazarak uzun geceler geçirmişti. Haddato Merkez Komutanlığı, Kasım’a Şamandıra’yı tamamlaması için gerekli tüm imkânları sağladı, onu tüm parti sorumluluklarından muaf tuttu, romanını yazması için kendisine tek kişilik bir oda tahsis etti, çay ile sigarasını eksik bırakmadı (Adab ve Nakd, 1994).

Kasım, tüm çileye katlandı çünkü halkının hayatını, tarihte Nübalılar hakkında yazılmış ilk romanda ölümsüzleştirmek istiyordu. Roman, bir Nüba köyü olan Katta’nın durumuna odaklanmasına rağmen, Nüba hayatının ve çeşitli Nüba köylerinin çektiği acıların kapsamlı bir resmini sunar. Şamandıra, bir Nüba köyünün dünyasını, doğayla mücadelesini, adaletsizliği, baskıyı ve sel felâketini gözler önüne serer. Kasım, olayları kolay ve sade, ancak şiirsel bir üslupla kurgulamıştı. O kurgu, betimlemeler, kahramanlar arasındaki diyaloglarla can bulmuştu.

Siyasi bilinci ve devrimci düşüncesiyle Kasım, bir yandan Mısır kırsalının ve Nüba köylerinin yerel mücadelelerini, diğer yandan da sömürgeci baskı ve istibdata karşı makro düzeydeki mücadeleleri birbirine bağlamayı bildi. Sel felâketi, egemen sınıf tarafından yaratılan bir toplumsal afet olarak görülmeye başlandı. Trajedi, Şamandıra romanının merkezinde duran ana unsurdu. Roman, sel felâketini ve Nüba toplumunun hayatta kalma mücadelesini açıkça tasvir eden ilk Nübalı edebiyat eseriydi.

Yolculuğun Sonu

10 Haziran 1968’de Kasım, Bulakü’d-Dakrur’daki evinde geçirdiği şiddetli bir kalp krizi sonucu vefat etti. Cenazesine kendisi için yas tutan Nübalılar ve sıradan insanların yanı sıra aydınlar, yazarlar ve gazeteciler de katıldı. Hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde okuma-yazmayı öğrettiği öğrencilerinin ona son bir veda için orada bulunmaları dokunaklı bir görüntüydü. Cenaze alayı, Kahire şehir merkezindeki Nübalılar Kulübü’nden hareket etti. Ölümünden kırk gün sonra, Babü’l-Lavk’taki Ticaret Odası’nda bir anma töreni düzenlendi. Burada ünlü yazar Yusuf Subai onun onuruna, yazarı öven bir konuşma yaptı.

Kasım’ın vefatından sonra, ölüm, hızla ailesinin geri kalanını da aldı (Shaarawi, 2006). Ona anne gibi olan ablası da kısa süre sonra vefat etti. Üremi hastası olan küçük üvey kız kardeşi de hayatını kaybetti. Bağımlılığın pençesine düşen üvey kardeşi, son günlerine kadar Kahire sokaklarında dolaştı.

Vatanını ve halkını seven, hayatını inandığı davalara adayan kararlı komünist Kasım Hamid Halil Kasım’ın kaybıyla, direncin ışıltılı bir simgesi söndü. Onun hatırasını onurlandırmak isteyenler, işe Nüba tarihinin yanı sıra Mısır ve Afrika edebiyatında da eşsiz bir eser olan Şamandıra’nın yeniden basılması ve tercüme edilmesi çabasıyla başlamalı.

Kribsu Diallo
Kaynak

Kaynakça:
Adab wa Naqd, Fourth Book. (Ocak 1994). Bu önemli aydına ve yaratıcı edebiyat insanına özel bir dizi tahsis edildi. Kahire: Al-Ahali Foundation.

Iskhak, S. G. (1995). Searching for the Shamandora. Cairo.

El-Sayed, R. (1978). The Egyptian Left and the National Movement: 1940-1950. Kahire.

El-Qosair, A. (2009). Haddato: Memory of a Nation. Kahire.

Shaarawi, H. (2006). Readings in “Al-Shamandoura” and the Biography of Mohamed Khalil Qassem. Kahire: Arab and African Research Center.

0 Yorum: