11 Haziran 2026

,

En Kötü Dünya Kupası



2018 yılında ABD (Kanada ve Meksika ile birlikte) FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak üzere seçildi. Oysa bu, zaten başlı başına berbat bir fikirdi. 2018 yılında başta Donald Trump vardı ve dünya kupası adaylığının görüşüldüğü dönemde ABD Yüksek Mahkemesi’nce onaylanan “Müslüman Yasağı” başlıklı kararnameyi imzalamıştı. Elde bu dünya kupasının ABD’ye verilmesinin kötü bir fikir olduğuna dair işaretler vardı, buna rağmen FIFA, dünya kupasını düzenleme hakkını ABD’ye verdi. İşte sonuç bu. 2026 Dünya Kupası, daha başlamadan değersizleşti, anlamını yitirdi.

Turnuva öncesinde ABD, İran milli takımının antrenman yaptığı Azadi Stadyumu’nu bombaladı. İran takımının Amerika’da bir gece kalmasına yasak getirdi, birçok İranlı personel ve gazetecinin ülkeye girişine mani oldu. Bu düşmanlık, sadece İran’ı hedef almıyor. Elemelere katılan ülkelerden birçok taraftarın vizeleri iptal edildi, dünyanın dört bir yanından birçok kişinin ülkeye girişine izin verilmiyor. Sadece taraftarlar değil, takım üyeleri, personel ve hakemler de aynı durumda. Bu, bir dünya kupası değil, hatta bir Kuzey Amerika Kupası bile değil. Bu, tüm acımasızlığı, düşmanca tutumu ve insafsızlığı ile “Amerika’nın kupası”.

Bu kupa, Amerika’nın Filistin’de soykırım uyguladığı, Küba’yı açlıktan ölmenin eşiğine getirme amaçlı kuşatma siyasetini devreye soktuğu, İran’da okul çocuklarını katlettiği, Venezuela Devlet Başkanı’nı ülkeden kaçırdığı, Suriye’de Kaide rejimi tesis ettiği, sayısız başka vahşete imza attığı dönemde düzenleniyor. Bugünlerde yasadışı göçmen olarak görülen, toplama kamplarına mahkûm edilen Kuzey Amerika yerlilerinden çaldıkları topraklarda top koşturulacak. En iyi günlerinde bile en büyük hapishane nüfusuna sahip olan ABD, nedense, Kansas şehrinde bir de “Dünya Kupası Hapishanesi” inşa etmek için çalışma yürütüyor. Kendi halklarının konuşma özgürlüğünü ortadan kaldıran Amerika, bu kısıtlamaları ziyaretçilere de tatbik ediyor. Bugünün ABD’si, 1936 Olimpiyatları’na ev sahipliği yaptıklarında Nazilerin yaptığından çok daha fazla ihlalin altına imza attı, atmaya da devam ediyor. Peki asıl rezillik nerede?

Alın size rezilliğin daniskası.

Taraftarlara Karşı Tutum

Dünya Kupası, adından da anlaşılacağı üzere, dünyanın savaştan başka bir şey için bir araya geldiği bir an olabilmeli. Ama şu anda “Amerika”nın yaptığı tek şey, savaş. Dünya Kupası da bu konuda istisnai bir yere sahip değil. Dünya Kupası, artık imparatorluğun kendini aşağılama ayini, ölmekte olan haliyle artık kontrol edemediği bir dünyaya karşı öfkesini kustuğu bir yer haline geldi. Bunların hiçbiri normal değil. Hatta, çok eski zamanlardan beri var olan normları ihlal ediyor.

Brezilya, 2014’te dünya kupasına ev sahipliği yaptığında, “vize ve çalışma izinlerinden toplumsal kampanyalara ve ceza hükümlerine kadar her şeyi kapsayan” 900 sayfalık bir Genel Dünya Kupası Kanunu çıkartmıştı. Rusya, 2018 dünya kupasına ev sahipliği yaptığında ise meclis, FAN ID (taraftar kimliği) sahiplerine yılın geri kalanında vizesiz giriş hakkı tanımıştı. 2022’de maçlara girişi epey kolay kılan Katar, maç bileti olan veya sadece konaklama belgesi bulunan kişilere Hayye Kartı vermişti. Bu karta sahip olanlar, toplu taşıma hizmetlerinden de istifade edebiliyorlardı.

Daha da geriye gidersek, İngiltere, 1966’da Kuzey Kore takımına vize vermeyi reddetmeyi düşündüğü günlerde yapılan iç yazışmada FIFA, “herhangi bir takımın finallere katılma hakkını kazanması durumunda kendisine vize verilmezse, finallerin başka bir yerde yapılacağını Futbol Federasyonu’na (FA) çok açık bir şekilde belirtmiştir” denilmekteydi. Daha yakın bir örnek olarak, Endonezya, 2023’te “İsrail”in 17 yaş altı takımına vize vermeyi reddettiğinde, FIFA, Filistin takımının üyelerini öldüren “İsrail” karşısında Endonezya’nın doğru olanı yapmış olmasına rağmen, 20 Yaş Altı Dünya Kupası’nı tamamen başka bir yere taşıdı. Orada nedense ilkeler konuşmuştu, ama bugün sadece “beyazlar üstündür” diyen ilkenin konuştuğunu görüyoruz.

“Amerika”, çalınmış topraklara girişle ilgili olarak gündeme getirdiği acımasız vize düzenlemelerini asla gevşetmedi, yerlilere yönelik Gestapo tarzı baskınlarına asla son vermedi. Naziler bile oyunlar sırasında kuralları biraz esnetmişti, ama savaştan zaferle çıkan Naziler, yani “Amerikalılar” zerre yumuşamadılar. Trump’ın “Amerika”sı, Müslüman yasağıyla ilgili tartışmaların yaşandığı sırada oyunlara ev sahipliği yapma hakkını kazandı. Aynı “Amerika”, birçok Faslıya vize vermedi. Ne var ki bu tutum, sadece Müslümanlarla sınırlı değil. Birçok İngiliz (İskoç) taraftarının da vizesine onay verilmedi. Şimdi “Amerika”nın ülkeye girmeden önce insanların sosyal medyalarını incelemediğini kim söyleyebilir!

Haiti, İran, Senegal ve Fildişi Sahili’nden gelecek taraftarlara ziyaretçi vizesi verilmemesi gayet doğal. Mayıs ayına dek Cezayir, Yeşil Burun Adaları, Fildişi Sahili, Senegal ve Tunus’tan gelecek taraftarlar, 15.000 dolar ödemek zorunda. Normalde birçok ülkenin yurttaşının yaptıkları vize başvurularının reddedilme oranı, yüzde 40’ın üzerinde. Bu arada, İran’a (FIFA kuralları gereği!) tahsis edilen yüzde 8’lik bilet kontenjanı, Amerika tarafından tümüyle iptal edildi.

FIFA'nın korkak (ve kel) başkanı Gianni Infantino, 2017’de Dünya Kupası’na ev sahipliği yapma hakkını vermeden önce sarf ettiği, “Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanan takımların ülkeye giriş hakkına sahip olması gerekir, aksi takdirde Dünya Kupası olmaz. Bu çok açık” sözünü bizzat yedi.

Bu sorunlarla uğraşması gereken, FIFA. Oysa FIFA, asıl sorunun bir parçası. Diğer tüm uluslararası kurumlar gibi FIFA’nın da Beyazların İmparatorluğu’nun bir parçası olduğu net bir biçimde görüldü. Filistinli sporcuların birçoğunun katledildiği, Gazze’deki tüm tesislerin yıkıldığı, genel manada bir soykırımın uygulandığı koşullarda FIFA, Trump’a barış ödülü verdi. Nazi oyunları oynarsan, Nazi ödülleri kazanırsın.

Bu, gelmiş geçmiş en kötü Dünya Kupası. Ülkeye alınmayan insanlarla dayanışma içine girmek ve onu boykot etmek gerek. “Amerika”, sadece taraftarlara değil, futbolculara, hakemlere, dünyadaki herkese saldırıyor. Bu adaletsiz kupada herkes hedef alınıyor.


Takımlar, Hakemler ve Taraftarlar Oyuna Dezavantaj

lı Başlıyor

Dünya Kupası’na katılmalarına izin verilmeyenler, sadece taraftarlar değil, takımlar da ülkeye sokulmuyor. İsviçre’nin yıldız forveti Breel Embolo’ya vize verilmedi. Futbolcu, takımla seyahat edemedi (ne tesadüftür ki kendisi siyahi!). Vizesi büyük bir tartışmanın ardından onaylandı, ancak bu durum, oyuna hilafına olacak sonuçlar doğurdu. Güney Afrika takımının tamamının seyahati vize sorunları nedeniyle geç gerçekleşti. Böylelikle takım, daha baştan kupa sürecine dezavantajlı başlamış oldu. Aynı durum, Faslı futbolcu Zekeriya Vahdi’nin de başına geldi. Iraklı forvet Eymen Hüseyin, yedi saat gözaltında kaldı. Sorgulandı. Bu korkunç örnekler, bir şekilde “çözüme kavuşturuldu” ama şimdiden takımların ve futbolcuların rekabet sürecince olumsuz yönde etkilenmelerine neden oldu.

Daha fazla örnek vermek gerekirse, Senegal takımının uçağı havalimanına indikten hemen sonra ekip daha pistte vücut aramasına tabi tutuldu. Özbekistan takımı ise daha önce gümrükten geçmiş olmalarına rağmen, otobüsten indiklerinde tek tek, sıkı bir şekilde arandı. Bu gözdağı verme yöntemi, Hitler’i bile gururlandıracak ölçüde, alenen ırkçı. Gerçi o bile 1936’da bunu yapmaya ar etmişti. Ah, şu beyazlar ne kadar da zelil olmuşlar!

Elbette en vahim örnek, İran takımı. “Amerika”, sadece antrenman tesislerinden birini bombalamakla kalmadı, bugün aynı zamanda maçlardan sonra uyumalarına bile izin vermiyor. Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum'un aktardığına göre “ABD, İran milli takımının ülkede kalmasını istemiyor.” FIFA da bu işin içinde. Trump’ın İranlı oyuncuların “hayatını ve güvenliğini” güvence altına alamayacağını söylemesinden sonra bile (sanki önemsiyorlarmış gibi!), maçlarını Meksika’ya taşıma taleplerini reddetti. Bu yüzden takım, maçlardan önce ve sonra ülkeye giriş çıkış yapmak zorunda kalacak, bu da onları fiziksel olarak büyük bir dezavantaja sokacak. Ev sahibi ülkelerden kaynaklanan fiziksel tehlikelerden bahsetmiyorum bile. Bu arada, antrenörler de dâhil olmak üzere İranlı personele ve gazetecilere vize verilmedi.

Bu rezilliklerin dibi yok. “Amerika”, FIFA hakemlerini bile reddetti! Somalili hakem Ömer Abdülkadir Artan, Miami Havaalanı’na sokulmadı. FIFA, o noktada tüm korkaklığıyla şu açıklamayı yaptı: “FIFA, vize değerlendirmeleri de dâhil olmak üzere ev sahibi ülkenin göçmenlik süreçlerine müdahele etmez.” Oysa yalan söylüyordu. Mevzuatı bizzat değiştirdiler ama bu değişiklik, tabii ki “Amerika”yı kapsamıyordu. Ayrıca ortada, bu hakemi Meksika veya Kanada’daki maçlara kaydırdıklarına dair de bir rapor yok. Bugün FIFA, kendi insanlarına bile sahip çıkmıyor.

Takımların Hal-i Pür Melâli

Bu kupada daha henüz topa vurulmuş değil, rezillik diz boyu. İngiltere kampının yakınlarında bir okulda silahlı saldırı oldu, ki zaten ülkede neredeyse her gün silahlı saldırı gerçekleşiyor. Asıl, yaşanmaması anormal! İsviçre kampını yılanlar bastı, Senegal takımının antrenman sahasında topun yerde sekmediği görüldü, Japonya berbat tesisler nedeniyle mekân değiştirmek zorunda kaldı.

“Amerika”, seyahat etmek için güvenli veya düzgün bir yer değil. Bu gerçeği tüm dünya biliyor. Wall Street Journal’ın haberinde şu söyleniyor: “Dünya Kupası bu hafta başlıyor. ABD otelleri pek rağbet görmüyor. Misafir çekme konusunda son sırada. Kanada ve Meksika’daki otel rezervasyonları, San Fransisko hariç tüm Amerikan şehirlerini geride bırakıyor.” Bir koloni olarak “Amerika”, sonuna yaklaşan bir piramit şemasından başka bir şey değil, her şey bir aldatmaca, Dünya Kupası da öyle. Biletler 20.000 dolardan fazla (bazıları bir milyon doların üzerinde) fiyata satılıyor. Peki ama bilete talep var mı? Satın alabilseniz bile, dünya kupasını yerinde izlemeniz mümkün değil.

FIFA, bu hilekarlığın bir parçası olarak, kendi karaborsa platformunu kurdu, ancak burada da işler iyi gitmiyor. Biletin yeniden satılması ile birlikte fiyat yüzde 26 oranında azalmasına rağmen (misal) ABD-Paraguay maçının ortalama bilet fiyatı 800 dolara düşüyor, elde hâlâ 4400 bilet var çünkü onları kimse almıyor. Buna karşılık, Meksika’nın kendi sahasında oynacağı maçın biletleri neredeyse tükendi. Elde sadece 300 bilet kaldı. Financial Times’ın haberine göre, “Taraftar grupları, bu yazki Dünya Kupası’nda bir takımı desteklemenin maliyetinin dört yıl öncesine göre beş kat daha yüksek olacağını tahmin ediyor.” Tüm açgözlülüklerine rağmen, bu Dünya Kupası’nda maçlar muhtemelen boş koltuklara oynanacak. Hatta zaten öyle olmalı. Kupa organizasyonunun her noktasından berbat bir koku yükseliyor. Bu Dünya Kupası, zaten yolsuzluk, ırkçılık ve açgözlülüğün yuva yaptığı bir yer. Pek rağbet görecekmiş gibi görünmüyor.

Vitrin: Gösterilerin Sonu

Elemeleri geçememesine rağmen Katar Dünya Kupası’na katılmayacağını söyleyen Norveç ve ağızlarını elleriyle kapatıp gökkuşağı renkli Rolex saatler takan Almanya gibi ikiyüzlü ülkeler, Katar konusunda büyük bir yaygara koparmışlardı, ama şimdi hiçbir şey söylemiyorlar. Takımların ve hakemlerin bile özgürce seyahat edemedikleri, herkesin sosyal medyasının, şu anda devam eden soykırım konusunda konuşup konuşmadıklarına bakılarak incelendiği bir kupa hakkında tek laf etmiyorlar. Katar’ı protesto eden aynı gazeteciler ve yetkililer dut yemiş bülbüle döndüler, çünkü geriye dönüp bakıldığında yaptıkları şey ırkçılıktan başka bir şey değildi. Bu sahtekâr ülkeler, sahtekâr kurumlar, sahtekâr gazeteciler, cümlesi, Beyaz İmparatorluğu’nun parçası. Hepsi de FIFA’nın yalancı beynelmilelliğine cuk diye oturan bir sürü sahte bayraktan başka bir şey değil. Bu kupa, bu yüzyıldaki birçok olay gibi, perde gerisindeki Beyazların İmparatorluğu’nu ifşa ediyor, onun iğrençliğini ve rezilliğini cümle âleme gösteriyor.

Dünya Kupası, ev sahibi ülke için bir vitrin olmalı, 2026 Kupası da öyle. Bu, kötü bir ülkede düzenlenen berbat bir Dünya Kupası. Maya Angelou’nun da dediği gibi, “Birisi size kim ve ne olduğunu söylediğinde, ona ilk seferde inanın.” FIFA, “Müslüman Yasağı” kararnamesinin çıkartıldığı günden beri “Amerika”nın Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak için hiç de uygun bir aday olmadığını görüyor olmalıydı, oysa gerçeklere gözlerini kapattılar, yollarına devam ettiler, çünkü FIFA’nın başındaki isimler de kupaya uygun kişiler değil.

FIFA’nın açıkça korkak ve yozlaşmış olduğu ortada, hiçbir ülke, sesini çıkarmaya cesaret edemiyor, beyaz gazeteciler bu olayları, tarihsel olarak Nazilerden daha kötü olan bir ev sahibi ülkenin ürettiği sonuçlardan ziyade, bir anormallik olarak ele alıyorlar. “Amerika”, düşmanca bir tavır sergileyen Dünya Kupası pratiği ile kim olduğunu cümle âleme gösteriyor. Bu yaptıklarının bir sonucu olacak. Çin’in düzenlediği olimpiyatlar, dünya için düzenlenmiş bir “açılış” partisi gibiyken, bu kupa, “Amerika”nın “parti sona erdi” mesajı. Gerçekten de topu alıp eve gitmeye çalışıyorlar. Komik olan şu ki, esasında bu “Amerikalılar” futbolu bile sevmiyorlar. Sevmediklerini her hareketleriyle gösteriyorlar.

Indrajit Samarajiva
9 Haziran 2026
Kaynak

0 Yorum: