Ülkemizdeki
devrimciler, kitle hareketinde etkili ve istikrarlı örgütler kurmak veya
yönetmek için onlarca yıldır mücadele ederken defalarca kez çıkmaz sokaklara
sürüklenmişlerdir. Bu başarısızlıklarla tanımlı tarihe, gerçek bir kitle
karakterine sahip ve emperyalizme etkili bir şekilde karşı koyabilen, kalıcı ve
tutarlı örgütlerdeki eksiklik damgasını vurmuştur. Bu örgütlenmeyle alakalıymış
gibi görünen sorun, temelde ideolojik ve politik bir kökene sahiptir. İlgili
başarısızlığın büyük bir kısmı, ABD’de yaygın olan modern revizyonizm biçimi
olarak Avakyancılıktan kaynaklanmaktadır.
Avakyancılığın
hedefi, kitle hareketi içinde “ara örgütler” oluşturmaktır. Avakyancılığın
etkisi, anlaşılması güç teorik bir sorunmuş gibi görünüyor olabilir. Oysa gerçekte
Avakyancılığın kitle hareketi içindeki etkisi ve mirası, ABD’deki her kitle eylemcisinin,
farkında olmasalar bile, çalışmalarında karşılaştığı önemli bir meseledir.
Avakyancılık,
adını baş mimarı, ABD Devrimci Komünist Partisi’nin (RKP-ABD) lideri Bob
Avakian’dan almaktadır. RKP-ABD, ABD’de altmışlar ve yetmişlerde açığa çıkmış
olan Yeni Komünist Hareket’ten neşet etmiş, günümüze dek varlığını korumayı
bilmiş en büyük örgütlerden biridir. Hareket, dünya genelinde de Marksist
örgütler nezdinde belirgin bir nüfuza sahiptir.
Avakyancılık,
altmışlar ve yetmişlerde açığa çıkmış olan radikal öğrenci hareketinden ve
Troçkist hareketten kimi yanlış pratikleri ödünç alıp bunları kendi özgün “Maoizm”
versiyonuyla cem etmek suretiyle, özellikle ABD içinde, faal olan uluslararası
devrimci hareket bünyesinde, yeni ve önemli bir revizyonist akım meydana getirmiştir.
ABD’deki Yeni Komünist Hareket’ten doğan, sonrasında gelişme kaydedip etkili
olmayı bilen ideolojik bir sapma olarak Avakyancılıktan etkilenen birçok örgüt,
farkında olsun ya da olmasın, bu harekete ait fikirleri, ouşturduğu geleneği,
savunduğu yöntemleri benimsemiş, uygulamaya koymuştur.
Avakyancılık,
Marksizmin temel felsefi ve politik-ekonomik içeriklerini sistematik olarak revize
ettiği iddiasındadır. Biz bu makalede, belirlenen amaçlar doğrultusunda,
Avakyancılığın kitle hareketi içinde hâkim kılmaya çalıştığı tehlikeli
örgütlenme anlayışını analiz edeceğiz. İlgili anlayışın, devrimci inşa ilkesini
başaşağı çevirmek suretiyle devrimcileri kitlelerden ve onların
mücadelelerinden koparttığını görmek gerekmektedir.
Avakyancı
örgütlenme anlayışının, hareketimiz içinde tezahür ettiği yollardan biri şudur:
Amatör ama devrimci zihniyetli bir grup öğrenci, yerelliklerde “parti kurma” ve
“kadro geliştirme”ye odaklanan kendi “kolektiflerini” oluştururlar. Genellikle
kendilerine açıktan “parti” demezler, ama kendilerini basit bir günlük
taleplere dayalı kitle mücadelesi örgütüne göre daha yücede duran bir şey
olarak görürler. Bazıları, çalışma ve propagandanın yeterli politik çalışma
olduğunu savunurken, bazıları da çalışmalarının ikincil bir bileşeni olarak,
genellikle reformizm ve amatörlüğün damgasını vurduğu, gelişigüzel işleyen kitle
çalışmalarına girişirler. Her ne olursa olsun, bu tür pratikler, Avakyancılığın
ilk aşamasından büyük ölçüde etkilenmiştir.[1] Bu devrimci zihniyetli bireyler,
Marksizme dair belirledikleri dar ölçüt konusunda birleşirlerken bir yandan da “kitlelere”
karşı geniş kitle örgütleri haline gelmeye çalışırlar.
Bu
türden bir çember gelişmeye devam ettikçe ve sınırlılıkları pratikte ortaya
çıkmaya başladıkça, genellikle ilk bakışta gerçek bir devrimci partiye benzeyen,
ancak altta yatan mantığı değiştirmeyen farklı bir modele geçilir. Bu durumda,
kendini “komünist” ilan eden küçük grup, kitleleri örgütlemek ister, ancak bu
grup, kitle örgütünü örgütsel ilkeler veya örnek teşkil etme yoluyla gerçekten
yönetmek için gerekli beceri veya deneyime sahip değildir. Buna karşılık, uzun
vadede politik liderliği sürdürebilecekleri konusunda kendilerine güvenmezler,
bu nedenle, kitleleri politik anlayışlarına ikna edebileceklerine veya onları politik
teori konusunda eğitebileceklerine inanmazlar.
ABD’deki
politik koşullar ve kendi amatörlükleri nedeniyle, liderlik görevini üstlenmek
için parti veya yeraltı örgütlerine de güvenemezler. Bunun yerine kestirme bir
yol izlerler. İlk olarak, iki kitle örgütü kurarlar: biri (kendi ifadelerine
göre) daha “kızıl”, daha gelişmiş ve teoriye odaklı iken, diğeri, daha düşük
seviyededir ve pratik odaklıdır. İkinci olarak, daha “kızıl” olan kitle
örgütünü “düşük seviyedeki” kitle örgütlerinin lideri, koordinatörü veya
kurucusu olarak adlandırırlar. Her iki örgüt de halka açıktır, hatta genelde
sosyal medya hesaplarına bile sahiptir. Ancak buna rağmen “daha yüksek
seviyedeki” kitle örgütü, yerel halka daha “seçici” ve “gizli” olduğunu söyler.
Yukarıda
özetlenen tarz ve yöntem, ABD’deki devrimci hareketin tamamında kitle
örgütlerinin örgütlenme pratiğinde başvurulan Avakyancı yöntem ve uygulamaların
bir özelliğidir. Lakin bu özellik, Maoizme yabancıdır, temelde Troçkizmden
ithal edilmiştir. Burada karşımızda aslında, “ara örgütlenme” modeli olarak
adlandırılan örgütlenme tarzının dolaysız bir örneği durmaktadır.[2]
Sorunun
kökenini tam olarak anlamak için öncelikle “devrimin üç aracı” denilen anlayışı
ele almalıyız. Rus devriminin, Çin devriminin ve dünyanın dört bir yanında
gerçekleşmiş diğer devrimlerin zengin deneyimi uyarınca, devrimci bir harekete
mensup muhtelif örgütler ve organlar, devrimin komünist parti olarak bilinen
örgütlü komünistler birliğinin önderliğinde işleyen büyüme süreci bağlamında,
üç genel kategoriye veya araca ayrılabilir. Başkan Mao, 1949’da üç aracın
önemini şu şekilde özetlemiştir:
“Marksizm-Leninizmin
teorisini kuşanmış, öz eleştiri yöntemini kullanan ve halk kitleleriyle
bağlantılı, iyi disiplinli bir Parti; böyle bir Partinin önderliğinde harekete
eden bir Ordu; böyle bir Partinin önderliğinde tüm devrimci sınıfların
ve tüm devrimci grupların Birleşik Cephesi, biz, düşmanı işte bu üç ana
silahla yendik.”[3]
En
genel düzeyde konuşacak olursak, burada her bir aracın devrim sürecinde belirli
bir soruya cevap olduğunu, her birinin (üçüncüden birinciye doğru) birlik
temelinde giderek daha kısıtlayıcı hale gelirken, aynı zamanda politik olarak
daha da gelişmiş olduğunu görebiliriz.
Parti,
sınıf mücadelesinin potasında ortaya çıkan, kendini kanıtlamış, “sınıfın en iyi
evlatlarından”, en iyi “savaşçılardan ve yöneticilerden” oluşur. O, yeni bir
toplumun yaratılmasına öncülük eden öncü birliktir.
Ordu,
devrimin ana aracıdır, çünkü o, eski üretim ilişkilerini yıkıp yeni bir tane
kurabilecek en yüksek ve en temel sınıf mücadelesi biçimiyle
görevlendirilmiştir. Son olarak, Birleşik Cephe, hem işçi sınıfı içinde hem de
diğer sınıflarda, talepleri ve yeni bir toplum için mücadele eden komünistler
ve kitleler arasında teşkil edilmiş bir ittifaktır.
Bu
araçlar, bir devrimde birbirleriyle nasıl ilişki kurarlar? Üçüncü araç olan
Birleşik Cephe, sosyalizm koşullarında yeni devleti kurmanın temelini meydana
getirir. En geniş manada kitlelerden ve örgütlerinden oluşur. Özellikle, kitle
örgütlerinin görevi, kitleleri günlük yaşamlarının farklı cephelerinde politikleştirmek,
seferber etmek ve örgütlemektir. Kitlelerle en yakın bağı kurmak suretiyle,
günlük mücadelelerini temel sorunlarını çözen, dolayısıyla, çıkarlarıyla
örtüşen devrime bağlar, devrim mertebesine taşır.
İkinci
araç, “örgütlenmenin ana biçimi” olarak, devrimci ordudur. Üçüncü araçtan daha
yüksek bir birlik temeline sahiptir. Bu araç, eski toplumsal ve üretimsel
ilişkileri yıkmak ve parçalamak için mücadele eden, gizli ve silahlı devrimci
savaşçılar olarak eğitilmiş kitlelerden oluşur, kitle hareketine önderlik eder,
ona en fazla güveneceği savunmayı sağlar. Bu nedenle, gizli olmaları gerekir.
Son
olarak, devrimin ideolojik-politik lideri olan parti, ilerleme yolunu belirler
ve diğer iki araca iki güçlü silahı olarak yön verir. Bu çerçevede, “kitle
örgütleri” olarak bilinen geniş tabanlı ittifak tipi örgütler, kitleler
arasında yürüttükleri çalışmalar nedeniyle parti tarafından yönetildikleri için
birleşik cephenin bir parçasıdır.
Peru
Komünist Partisi ve Peru Devrimi lideri Başkan Gonzalo, bu inşa yöntemini şu
formülle özetlemiştir: “Partiyi her şeyin ekseni olarak alın, orduyu onun
etrafında kurun ve bu araçlarla, Halk Savaşı’ndaki kitlelerle birlikte, yeni
devleti ikisinin etrafında inşa edin.”[4]
Bu
yöntem, proletarya ideolojisinde de “üç aracın eş merkezli inşası” olarak
adlandırılır, çünkü Parti merkezdedir, Ordu da Birleşik Cephe de Parti
etrafında teşkil edilir.
Ara
örgütler ve Avakyancılık meselesi konusunda şu gerçeği vurgulamak gerekmektedir:
Brezilya Komünist Partisi, Avakyancılığı bu doğru yapılanma biçimini reddeden, özellikle
ikinci araç olan yeraltı örgütlerinin ve ordunun rolüne saldıran, itiraz eden
bir akım olarak tanımlamaktadır.[5]
“Yeni revizyonizm,
partinin merkezi meselesi olarak neyi görüyor? Avakian, Praçanda-Bataray ve Peru’daki
Af ve Temel Haklar Hareketi (Movadef) saldırılarını nereye yoğunlaştırıyor? Bunlar,
askerileştirilmiş partinin teori ile pratiğine ve devrim araçlarının eşmerkezli
inşasına karşı çıkıyorlar. Politikada Avakian, askeri çizginin genel politik
çizginin merkezini teşkil ettiği fikrine karşı çıkıyor, iki çizgiyi birbirinden
ayırıyor. Muhtemelen Avakian, yakında partinin her şeyin ekseni olduğu, devrimci
ordu ile kendisinin ‘alabildiğine esnek olan sağlam çekirdeği’ karşısına
koyduğu yeni devletin parti ölçütü uyarınca inşa edileceği fikrini de çöpe
atacak. Hain ve dönek Praçanda’nın ‘füzyon teorisi’, ‘çok partili rekabet’ ve ‘yirmi
birinci yüzyıl sosyalizmi’ gibi görüşleri de çok farklı bir yerde durmuyor.”
Avakyancılığın
temel hatasının, ikinci araç olan gizli Devrimci Ordu’nun tasfiye edilmesi,
yerine, yerellikte faal küçük sektlerin liderlerinin o an için en iyisi
olduğunu düşündükleri şekilde, üç aracın da yönlerini aynı anda harmanlayan bir
dizi “ara” örgüt oluşturulması olduğu açıktır. Bu yaklaşım genelde, kendilerini
“kolektif”, “kadro örgütü”, “parti öncesi örgüt”, “kuluçka merkezi”, “devrimci
kitle örgütü” vb. olarak adlandırarak, bir parti tarzı örgütün görevlerini,
liderlik biçimlerini veya birliğini üstlenmeye çalışan sözde kitle örgütleriyle
sonuçlanır. Bu, karmaşık bir soruna, doğru örgütsel yapıların ve bunları
oluşturacak güçlerin eksikliğine sunulmuş basit bir çözümdür: ilkelerden ödün
veren bir çözümdür.
Neticede
gerçekten bir parti veya devrimci ordu kurabilmek, birçok eylemcinin alışkın
olduğu küçük burjuva yaşam tarzından vazgeçmeyi gerektirir. Gerçek bir parti
örgütünün “her şeyin ölçütü” olan parti haline gelebilmesi için pratikte
kendilerini ispatlamış komünistlerin birleşip o en ciddi görev (burjuvazinin ve
eski devletinin şiddet yoluyla devrilmesi ve sosyalizmin kurulması görevi) için
en üst düzeyde liderlik edebilmelidir. Bu görevi yıllarca süren sert sınıf
mücadelesinde ve iki çizgi mücadelesinde sınanmamış insanlar üstlenemezler. Bu
iş, telefon üzerinden ya da açık kitle örgütleri aracılığıyla yapılacak bir iş
değildir. Açık çalışma, devletin kendisini baskı yapmaya odaklamaya karar vermesi
durumunda baskıyla yüzleşecektir. Kendi kendini korumak için kuduz bir köpek
gibi dünyanın işçilerine ve halklarına saldıran, genel bir çözülme süreci içindeki
emperyalizmin merkezinde, iyi niyetten bile kaynaklansa, her türden amatörce
hata, halkın gereksiz yere fedakârlıklarda bulunmasına yol açacaktır.
Pratikte
her türden ara örgütlenme, genel olarak kitle örgütlerinde demokratik
merkeziyetçiliğin temelini ortadan kaldırır, zira bu türden bir örgütlenme,
kendini sınıfın liderliğinin en yüksek biçimi olarak görür. Bu nedenle, gerçek
geniş kitle örgütlerini kendilerine eşit olarak görmek yerine, onları bir parti
üyesiymiş gibi girilecek örgütler olarak görürler. Oysa öyle değildirler: bu
türden bir ara örgüte üyelik pratiği, çoğu vakit, sınıf mücadelesinin ateşinde
sınanan ve sınıf düşmanına karşı somut zaferlerle kanıtlanan herhangi bir
gerçek sınıf kriterinden ziyade, bir kişinin belirli bir devrimci ideolojiye ne
kadar aşina olduğunu temel almaktadır.[6] Bunun anlamı, bir ara örgütün
üyelerinin, gerçek bir kitle örgütü içinde, belki de kendi günlük
mücadelelerinde daha fazla deneyime sahip olsalar da, bu ara örgüt üyeleri gibi
kendilerini Marksist olarak tanımlamayan “aydınlanmamış kitlelere” karşı,
ilkesiz bir fraksiyon oluşturarak, parazitik veya paralel bir demokratik
merkeziyetçilik biçimini uygulamalarıdır. En önemli nokta vurgulanmalıdır: bu
ara örgütler, öznel kriterlere dayandığı için, işçi sınıfından ve onun
mücadelesinden kategorik olarak kopmuşlardır. Sadece devrimciler ve komünistler
yetiştirmekte başarısız olmakla kalmayacaklar, aynı zamanda bir şekilde
kazandıkları az sayıdaki ilerici işçi kitlesini de hızla kaybedecekler,
kitlelerden kopuk bir şekilde, var olan “aktivist sahnesi”nin bir parçası olacaklardır.
Bu mesele, çok soyut veya anlaşılmazmış
gibi görünse de, aramızdaki en yeni aktivistlerin bile kendi
başlarına veya daha geniş yerel veya bölgesel devrimci hareketi gözlemleyerek
fark etmiş olacağı bir husustur. Ara örgütler, ülke genelinde yaygın görülen bir
olgudur. Onlar, son elli yılda kitlesel hareketin inşasındaki başarısızlığın
başlıca ürünlerinden biridir. Ortalıkta bu çizgiyi her gün uygulamaya koyan ve
kitleleri örgütlerine çekmekte başarısız olmakla kalmayıp, kitleleri onlardan
uzaklaştıran çok sayıda küçük burjuva aktivisti vardır. Güya daha gelişmiş
olmalarına rağmen, bu “Marksist” klikler ve liderleri, her zaman yerellikleri
yanlışa sevk edenlerin, cinsel tacizcilerin ve güvenilmez ama kendini beğenmiş
sözde liderlerin ana kaynağı olmaya devam eder, bu da çalışmalarımız ve
örgütlerimiz için bitmek bilmeyen krizlere, bölünmelere ve sorunlara neden
olur. Bu modelde, onlara sınıfsal kriterleri uygulayacak sağlam bir parti
örgütü, onları test edecek yeraltı örgütleri yoktur, bunun sonucunda da
proletaryanın liderliği, işlevsel olarak tasfiye edilir, neticede küçük burjuva
aydınlarının dizginsizce hareket etmesine izin verilir. Bu tür eğilimler veya
yöntemler, Avakyancılığın inşasından evvel Troçkizme has olgulardı. Avakian’ın
RKP-ABD’si ve onu doğuran Yeni Komünist Hareket, bu olguları resmi ideolojik
eğilim mertebesine yükseltti, onların etki alanını alabildiğine genişletti.
Ayrıca
bu yöntemler, kitle örgütlerinin doğru birlik temelinin ortadan kaldırılmasına
yol açmaktadır. Bir partinin teşkil ettiği birlik çatısı altında faaliyet yürütüyormuş
gibi yaparak, bir kitle örgütünün farklı kesimlerinden oluşan, sınıf
mücadelesine dayalı birliğini geri plana atıp, genel ideolojik-politik temeli
esas alan yüksek düzeyde birlik anlayışını ve pratiğini ön plana çıkartırlar.
Dolayısıyla, orta düzey bir örgüte katılmak için genellikle belirli bir
sektörde ilkeli sınıf mücadelesine girmek için birleşmek gerekmez, bunun yerine
somut uygulamadan kopuk, bayat bir ideolojik çizgiyle birleşmek gerekir. Böyle
bir örgüt düşük bir gelişim seviyesindedir ve politik mücadeleden kaçınır.
Yalnızca fikirler üzerinden birleşmek ve ara örgütlerin defalarca yaptığı gibi,
öznel kriterlere göre faaliyet yürütmek, Avakyancı örgüt kurma anlayışının en
büyük hatasıdır. Bu anlayışı uygulayanlar, toplumsal pratiğe her seferinde sırtlarını
dönecek, soyut çalışmayı asli kabul edecek, kendilerini güvenle ve öznelci bir
üslupla “komünist” olarak niteleyen örgütler kuracaklardır.
Düşünmek
bir şey, hareket etmek başka bir şeydir. Marksist ilkeleri pratikte nesnel ve
kapsamlı bir odakla birlikte doğru biçimde uygulamaksa bambaşka bir şeydir. Ara
örgütler, bunu pratikte asla yapamazlar.
Uygulamada
ara örgütlerin yakın tarihli bir örneği, (şimdi yerini Worker (“İşçi”)
dergisinin kurduğu komitelere bırakan) Tribune of the People (“Halkın Kürsüsü”)
dergisine bağlı destek komiteleridir. Bu örnekte tüm kitleyle temaslar ve kitle
içinde faal olan eylemciler, sektörler içindeki kitle çalışmasından da sınıf
mücadelesine yönelik doğrudan pratik müdahaleden de men edilmişlerdir. Sınıf
mücadelesini örgütlemek yerine, gazetelerini kasıtlı olarak uygulamadan kopartılmış
dar çalışma, ideolojik birlik ve teorik üretimin zeminine dönüştürmüşlerdir. Bu
pratik, RKP-ABD’nin bizzat öncülük ettiği, gazete odaklı bir ara örgütlenme
biçiminin devamıydı. Kendilerini şu şekilde tarif ediyorlardı:
“Partinin çalışmalarının
merkezine gazetenin yerleştirmek, basit bir evrak işi ya da amaçsız bir eğitim
faaliyeti değil, saldırı için politik, ideolojik ve örgütsel düzeylerde
devrimci gücü biriktirmek oluşturulmuş en somut ve en pratik plandır.”[7]
Her
iki durumda da bu, aslında Troçkizmin örgütlenme anlayışının sahte bir “Maoizm”
bayrağı altında hareketimize sokulması ve kızıl bayrağa karşı kızıl bayrak
sallanmasıdır. Gazetelerine çok büyük değer atfediyorlardı ve onu Lenin’in Ne
Yapılmalı? adlı eserinde tanımladığı gibi, kolektif bir örgütleyici olarak
görüyorlardı. Oysa bu arkadaşlar, Lenin’in açık bir şekilde ortaya koyduğu, bahsini
ettiğimiz üç aracı inşa etmenin ana yolunun esas olarak açık bir yayın çalışması
yürütmek olduğunu söyleyen görüşünü yanlış uyguluyorlardı. Gerçekte, Rus
devriminin tarihsel gerçeklerinden bile açıkça anlaşılıyor ki, “tüm Rusya’yı
kuşatan bir gazete”, zafere uzanan yolda başvurulan ana yöntem değildi.[8]
Dolayısıyla, bu özel ara örgütlenme biçiminin, yani gazeteyi öncelikli gören
yöntemin, Marksist ilkeleri açıktan revize eden bir yaklaşımın ürünü olduğunu
görmek gerekmektedir. Bir gazete, ideolojik lider olarak iş görür, harekete
rehberlik eder, fakat kitle çalışması, öncelikle kitle örgütlerince yapılır, pratik
önceliklidir. Bu tür bir gazeteyi destekleyen okurlar ve insanlar, zaten sınıf
içinde çalışma yürütmektedirler, ondan gayrı bir çalışmaları yoktur.
Öznel
kriterleri uygulamaya koyan ve pratikten ziyade ideolojiyi öne çıkaran Devrimci
Çalışma Grupları ve Devrimci Maoist Koalisyon gibi ara örgütler de kısa süre
öncesine dek aynı sorundan muzdaripti. Daha önce, yalnızca fikirler temelinde
birleşmeyi esas alan ara örgütlenme türü bir pratiği savunan bu yapılar, bir
gazeteyi esas unsur olarak benimseme tuzağına düşmediler. Bu gruplar, bugün
kendilerini düzelttiler, dolayısıyla, artık kendilerini kitle örgütlerinin
doğru ilkelerini savunmaya ve çeşitli mücadele alanlarında kitle hareketini
inşa etmeye çalışıyorlar.[9] Bugün görüldüğü gibi yarın da şu gerçek bir
biçimde idrak edilecek: muhtelif Avakyancı ara örgütlenme yöntemlerini
savunmaya ve uygulamaya devam edenler, kitleleri harekete geçiremeyecek, kitle
hareketinde örgütler kuramayacak, en nihayetinde defalarca başarısız
olacaklardır.
Bu
noktada okurlar, ara örgütlenme yönteminin ne kadar zararlı olduğunu kesinlikle
görebilirler: ara örgütleri savunanlar, partiye ve yeniden yapılanma sürecine de,
ikinci araca (devrimci orduya) ve gizlilik ilkesine de kitle hareketinde etkili
mücadele örgütleri, gerçek kitle karakterine sahip ve sınıfın bir parçası
olarak ona derinlemesine kök salmış örgütler kurma becerimize de saldırıyorlar.
Sonuç olarak, öznel kriterleri (kendi ölçütlerini) uyguluyorlar, kendi kendilerini
“gelişkin” ilân ediyorlar, politik mücadelede pratikten ziyade fikirleri savunuyorlar.
Doğru demokratik merkeziyetçiliği ve liderliği redde tabi tutan bu örgütler,
kitlelerin gerçek örgütlerinin asalakları haline geliyorlar. Doğru örgütsel
inşa sürecini kesintiye uğrattıkları için baskıya karşı koyamama riskine yol
açıyorlar.
Bu,
kararlılıkla mücadele edilmesi gereken bir anlayıştır, zira revizyonizme karşı
mücadele kesinlikle şarttır. Bugün bile, özellikle ara örgütler aracılığıyla
uygulanan Avakian revizyonizminin, özellikle de inşa anlayışının yol açtığı
sorunlarla karşı karşıya kalmaya devam ettiğimiz son derece açıktır. Oluşum
halindeki devrimciler, Troçkizmden de altmışların-yetmişlerin öğrenci
hareketinden kaynaklanan hatalı yöntemlerden de kopmalı, bunlara karşı iki
yönlü mücadeleyi derinleştirip genişletmeli, örgütlerini, sınıf mücadelesinin
çeşitli sektörlerinde ve cephelerinde kitlelerle yakından bağlantılı hale
getirmek üzere düzeltebilmelidirler. Bu, doğru ilkelere dayalı güçlü bir kitle
hareketi inşa etmenin zorlu ama gerekli çalışmasına başlamanın, küçük burjuva
çalışma ve yaşam tarzından sıyrılıp, kitlelerle birlikte yaşama, birlikte çalışma,
birlikte mücadele etme denilen “üç birliktelik ilkesi”ni devrimciler olarak
gelişimimizin ve tüm çalışmalarımızın temeli olarak uygulamanın tek yoludur.
Revizyonizmle
heba ettiğimiz her gün, sınıf düşmanımızın hanesine yazılmaktadır. Dolayısıyla,
kendimizi ve örgütümüzü düzeltmeden geçirdiğimiz her gün, oluşum halindeki
devrimciler olarak israf ettiğimiz bir gündür. Kendimizi devrimci toplumsal
pratiğe adamalı, kendimizi yeniden şekillendirmeli, sınıf mücadelesi yoluyla
dünyayı dönüştürmeli, bunları ABD devrimci hareketi içinde yeni bir dönemin
başlamasını sağlamak için yapabilmeliyiz!
Partisan
6 Temmuz 2025
Kaynak
Dipnotlar:
[1] Avakyancılığın ilk döneminin geride bıraktığı mirastan söz ederken akla ilk
olarak Devrimci Birlik ile bu örgütün Kızıl Belgeler serisi gelmelidir.
[2]
“Ara örgüt”, ABD Devrimci Komünist Partisi’nin 1975 tarihli kuruluş programı ve
tüzüğünde zikredilen bir terimdir. Esas olarak 1975 tarihli ABD Devrimci
Komünist Partisi Programı ve Tüzüğü’nün 109. sayfasında bulunan “ara işçi
örgütleri” (AİÖ’leri) geliştirme kampanyalarını tanımlarken kullanılır:
“Bu işçi örgütleri, Parti
ile sendikalar (ve diğer benzeri kitlesel işçi örgütleri) arasında ara
konumdadır. Parti veya sendikaların yerini tutmazlar. Bu örgütlerin inşası, Parti’nin
inşasıyla çelişmez, bilâkis, Parti’nin inşasına ve sendika yetkililerinin
ihanetini yenmek için taban üyelerinin mücadelesinin inşasına katkıda bulunur.
Bu örgütler, Parti’yi bir
bütün olarak sınıfla bağlayan taşıma bantları görevi görür. Bunlar,
komünistlerin ilerici işçilerle birleşerek, proletarya önderliğinde
emperyalizme karşı birleşik bir cephe oluşturabileceği ve kesintisiz mücadeleye
katılan ilerici işçileri komünistlere dönüştürebileceği önemli örgütlenme
biçimlerinden biridir.”
[3]
Mao Zedong, “On the People’s Democratic Dictatorship”, Mao Zedong Selected
Works Cilt. 4 (1961), s. 411.
[4]
Communist Party of Peru, “Line of Building the Three Instruments of the
Revolution,” General Political Line içinde (Germinal Publications,
2022), s. 92–93.
[5]
Communist Party of Brazil – Red Fraction, “Lenin and the Militarized Communist
Party”, Maoísta #2 (Ekim 2018): s. 74.
[6]
Burada önemli olan, kişilerin ne kadar Marksist ideolojik içeriği okuduğu veya
internette izlediği, kendini belirli bir konuda ne ölçüde uzman kabul
ettiğidir.
[7]
Revolutionary Communist Party, New Programme and New Constitution of the
Revolutionary Communist Party, ABD, 1 Mayıs 1981, s. 42–44.
[8]
Lenin and the Militarized Communist Party, s. 67–68.
[9] People’s Defense Committee, “Statement on the Formation of the People’s Defense Committee,” Partisan, 1 Mayıs 2025.


0 Yorum:
Yorum Gönder