30 Haziran 2026

,

Hareketimizde Görülen Avakyancı Örgütlenme Anlayışı

Ülkemizdeki devrimciler, kitle hareketinde etkili ve istikrarlı örgütler kurmak veya yönetmek için onlarca yıldır mücadele ederken defalarca kez çıkmaz sokaklara sürüklenmişlerdir. Bu başarısızlıklarla tanımlı tarihe, gerçek bir kitle karakterine sahip ve emperyalizme etkili bir şekilde karşı koyabilen, kalıcı ve tutarlı örgütlerdeki eksiklik damgasını vurmuştur. Bu örgütlenmeyle alakalıymış gibi görünen sorun, temelde ideolojik ve politik bir kökene sahiptir. İlgili başarısızlığın büyük bir kısmı, ABD’de yaygın olan modern revizyonizm biçimi olarak Avakyancılıktan kaynaklanmaktadır.

Avakyancılığın hedefi, kitle hareketi içinde “ara örgütler” oluşturmaktır. Avakyancılığın etkisi, anlaşılması güç teorik bir sorunmuş gibi görünüyor olabilir. Oysa gerçekte Avakyancılığın kitle hareketi içindeki etkisi ve mirası, ABD’deki her kitle eylemcisinin, farkında olmasalar bile, çalışmalarında karşılaştığı önemli bir meseledir.

Avakyancılık, adını baş mimarı, ABD Devrimci Komünist Partisi’nin (RKP-ABD) lideri Bob Avakian’dan almaktadır. RKP-ABD, ABD’de altmışlar ve yetmişlerde açığa çıkmış olan Yeni Komünist Hareket’ten neşet etmiş, günümüze dek varlığını korumayı bilmiş en büyük örgütlerden biridir. Hareket, dünya genelinde de Marksist örgütler nezdinde belirgin bir nüfuza sahiptir.

Avakyancılık, altmışlar ve yetmişlerde açığa çıkmış olan radikal öğrenci hareketinden ve Troçkist hareketten kimi yanlış pratikleri ödünç alıp bunları kendi özgün “Maoizm” versiyonuyla cem etmek suretiyle, özellikle ABD içinde, faal olan uluslararası devrimci hareket bünyesinde, yeni ve önemli bir revizyonist akım meydana getirmiştir. ABD’deki Yeni Komünist Hareket’ten doğan, sonrasında gelişme kaydedip etkili olmayı bilen ideolojik bir sapma olarak Avakyancılıktan etkilenen birçok örgüt, farkında olsun ya da olmasın, bu harekete ait fikirleri, ouşturduğu geleneği, savunduğu yöntemleri benimsemiş, uygulamaya koymuştur.

Avakyancılık, Marksizmin temel felsefi ve politik-ekonomik içeriklerini sistematik olarak revize ettiği iddiasındadır. Biz bu makalede, belirlenen amaçlar doğrultusunda, Avakyancılığın kitle hareketi içinde hâkim kılmaya çalıştığı tehlikeli örgütlenme anlayışını analiz edeceğiz. İlgili anlayışın, devrimci inşa ilkesini başaşağı çevirmek suretiyle devrimcileri kitlelerden ve onların mücadelelerinden koparttığını görmek gerekmektedir.

Avakyancı örgütlenme anlayışının, hareketimiz içinde tezahür ettiği yollardan biri şudur: Amatör ama devrimci zihniyetli bir grup öğrenci, yerelliklerde “parti kurma” ve “kadro geliştirme”ye odaklanan kendi “kolektiflerini” oluştururlar. Genellikle kendilerine açıktan “parti” demezler, ama kendilerini basit bir günlük taleplere dayalı kitle mücadelesi örgütüne göre daha yücede duran bir şey olarak görürler. Bazıları, çalışma ve propagandanın yeterli politik çalışma olduğunu savunurken, bazıları da çalışmalarının ikincil bir bileşeni olarak, genellikle reformizm ve amatörlüğün damgasını vurduğu, gelişigüzel işleyen kitle çalışmalarına girişirler. Her ne olursa olsun, bu tür pratikler, Avakyancılığın ilk aşamasından büyük ölçüde etkilenmiştir.[1] Bu devrimci zihniyetli bireyler, Marksizme dair belirledikleri dar ölçüt konusunda birleşirlerken bir yandan da “kitlelere” karşı geniş kitle örgütleri haline gelmeye çalışırlar.

Bu türden bir çember gelişmeye devam ettikçe ve sınırlılıkları pratikte ortaya çıkmaya başladıkça, genellikle ilk bakışta gerçek bir devrimci partiye benzeyen, ancak altta yatan mantığı değiştirmeyen farklı bir modele geçilir. Bu durumda, kendini “komünist” ilan eden küçük grup, kitleleri örgütlemek ister, ancak bu grup, kitle örgütünü örgütsel ilkeler veya örnek teşkil etme yoluyla gerçekten yönetmek için gerekli beceri veya deneyime sahip değildir. Buna karşılık, uzun vadede politik liderliği sürdürebilecekleri konusunda kendilerine güvenmezler, bu nedenle, kitleleri politik anlayışlarına ikna edebileceklerine veya onları politik teori konusunda eğitebileceklerine inanmazlar.

ABD’deki politik koşullar ve kendi amatörlükleri nedeniyle, liderlik görevini üstlenmek için parti veya yeraltı örgütlerine de güvenemezler. Bunun yerine kestirme bir yol izlerler. İlk olarak, iki kitle örgütü kurarlar: biri (kendi ifadelerine göre) daha “kızıl”, daha gelişmiş ve teoriye odaklı iken, diğeri, daha düşük seviyededir ve pratik odaklıdır. İkinci olarak, daha “kızıl” olan kitle örgütünü “düşük seviyedeki” kitle örgütlerinin lideri, koordinatörü veya kurucusu olarak adlandırırlar. Her iki örgüt de halka açıktır, hatta genelde sosyal medya hesaplarına bile sahiptir. Ancak buna rağmen “daha yüksek seviyedeki” kitle örgütü, yerel halka daha “seçici” ve “gizli” olduğunu söyler.

Yukarıda özetlenen tarz ve yöntem, ABD’deki devrimci hareketin tamamında kitle örgütlerinin örgütlenme pratiğinde başvurulan Avakyancı yöntem ve uygulamaların bir özelliğidir. Lakin bu özellik, Maoizme yabancıdır, temelde Troçkizmden ithal edilmiştir. Burada karşımızda aslında, “ara örgütlenme” modeli olarak adlandırılan örgütlenme tarzının dolaysız bir örneği durmaktadır.[2]

Sorunun kökenini tam olarak anlamak için öncelikle “devrimin üç aracı” denilen anlayışı ele almalıyız. Rus devriminin, Çin devriminin ve dünyanın dört bir yanında gerçekleşmiş diğer devrimlerin zengin deneyimi uyarınca, devrimci bir harekete mensup muhtelif örgütler ve organlar, devrimin komünist parti olarak bilinen örgütlü komünistler birliğinin önderliğinde işleyen büyüme süreci bağlamında, üç genel kategoriye veya araca ayrılabilir. Başkan Mao, 1949’da üç aracın önemini şu şekilde özetlemiştir:

“Marksizm-Leninizmin teorisini kuşanmış, öz eleştiri yöntemini kullanan ve halk kitleleriyle bağlantılı, iyi disiplinli bir Parti; böyle bir Partinin önderliğinde harekete eden bir Ordu; böyle bir Partinin önderliğinde tüm devrimci sınıfların ve tüm devrimci grupların Birleşik Cephesi, biz, düşmanı işte bu üç ana silahla yendik.”[3]

En genel düzeyde konuşacak olursak, burada her bir aracın devrim sürecinde belirli bir soruya cevap olduğunu, her birinin (üçüncüden birinciye doğru) birlik temelinde giderek daha kısıtlayıcı hale gelirken, aynı zamanda politik olarak daha da gelişmiş olduğunu görebiliriz.

Parti, sınıf mücadelesinin potasında ortaya çıkan, kendini kanıtlamış, “sınıfın en iyi evlatlarından”, en iyi “savaşçılardan ve yöneticilerden” oluşur. O, yeni bir toplumun yaratılmasına öncülük eden öncü birliktir.

Ordu, devrimin ana aracıdır, çünkü o, eski üretim ilişkilerini yıkıp yeni bir tane kurabilecek en yüksek ve en temel sınıf mücadelesi biçimiyle görevlendirilmiştir. Son olarak, Birleşik Cephe, hem işçi sınıfı içinde hem de diğer sınıflarda, talepleri ve yeni bir toplum için mücadele eden komünistler ve kitleler arasında teşkil edilmiş bir ittifaktır.

Bu araçlar, bir devrimde birbirleriyle nasıl ilişki kurarlar? Üçüncü araç olan Birleşik Cephe, sosyalizm koşullarında yeni devleti kurmanın temelini meydana getirir. En geniş manada kitlelerden ve örgütlerinden oluşur. Özellikle, kitle örgütlerinin görevi, kitleleri günlük yaşamlarının farklı cephelerinde politikleştirmek, seferber etmek ve örgütlemektir. Kitlelerle en yakın bağı kurmak suretiyle, günlük mücadelelerini temel sorunlarını çözen, dolayısıyla, çıkarlarıyla örtüşen devrime bağlar, devrim mertebesine taşır.

İkinci araç, “örgütlenmenin ana biçimi” olarak, devrimci ordudur. Üçüncü araçtan daha yüksek bir birlik temeline sahiptir. Bu araç, eski toplumsal ve üretimsel ilişkileri yıkmak ve parçalamak için mücadele eden, gizli ve silahlı devrimci savaşçılar olarak eğitilmiş kitlelerden oluşur, kitle hareketine önderlik eder, ona en fazla güveneceği savunmayı sağlar. Bu nedenle, gizli olmaları gerekir.

Son olarak, devrimin ideolojik-politik lideri olan parti, ilerleme yolunu belirler ve diğer iki araca iki güçlü silahı olarak yön verir. Bu çerçevede, “kitle örgütleri” olarak bilinen geniş tabanlı ittifak tipi örgütler, kitleler arasında yürüttükleri çalışmalar nedeniyle parti tarafından yönetildikleri için birleşik cephenin bir parçasıdır.

Peru Komünist Partisi ve Peru Devrimi lideri Başkan Gonzalo, bu inşa yöntemini şu formülle özetlemiştir: “Partiyi her şeyin ekseni olarak alın, orduyu onun etrafında kurun ve bu araçlarla, Halk Savaşı’ndaki kitlelerle birlikte, yeni devleti ikisinin etrafında inşa edin.”[4]

Bu yöntem, proletarya ideolojisinde de “üç aracın eş merkezli inşası” olarak adlandırılır, çünkü Parti merkezdedir, Ordu da Birleşik Cephe de Parti etrafında teşkil edilir.

Ara örgütler ve Avakyancılık meselesi konusunda şu gerçeği vurgulamak gerekmektedir: Brezilya Komünist Partisi, Avakyancılığı bu doğru yapılanma biçimini reddeden, özellikle ikinci araç olan yeraltı örgütlerinin ve ordunun rolüne saldıran, itiraz eden bir akım olarak tanımlamaktadır.[5]

“Yeni revizyonizm, partinin merkezi meselesi olarak neyi görüyor? Avakian, Praçanda-Bataray ve Peru’daki Af ve Temel Haklar Hareketi (Movadef) saldırılarını nereye yoğunlaştırıyor? Bunlar, askerileştirilmiş partinin teori ile pratiğine ve devrim araçlarının eşmerkezli inşasına karşı çıkıyorlar. Politikada Avakian, askeri çizginin genel politik çizginin merkezini teşkil ettiği fikrine karşı çıkıyor, iki çizgiyi birbirinden ayırıyor. Muhtemelen Avakian, yakında partinin her şeyin ekseni olduğu, devrimci ordu ile kendisinin ‘alabildiğine esnek olan sağlam çekirdeği’ karşısına koyduğu yeni devletin parti ölçütü uyarınca inşa edileceği fikrini de çöpe atacak. Hain ve dönek Praçanda’nın ‘füzyon teorisi’, ‘çok partili rekabet’ ve ‘yirmi birinci yüzyıl sosyalizmi’ gibi görüşleri de çok farklı bir yerde durmuyor.”

Avakyancılığın temel hatasının, ikinci araç olan gizli Devrimci Ordu’nun tasfiye edilmesi, yerine, yerellikte faal küçük sektlerin liderlerinin o an için en iyisi olduğunu düşündükleri şekilde, üç aracın da yönlerini aynı anda harmanlayan bir dizi “ara” örgüt oluşturulması olduğu açıktır. Bu yaklaşım genelde, kendilerini “kolektif”, “kadro örgütü”, “parti öncesi örgüt”, “kuluçka merkezi”, “devrimci kitle örgütü” vb. olarak adlandırarak, bir parti tarzı örgütün görevlerini, liderlik biçimlerini veya birliğini üstlenmeye çalışan sözde kitle örgütleriyle sonuçlanır. Bu, karmaşık bir soruna, doğru örgütsel yapıların ve bunları oluşturacak güçlerin eksikliğine sunulmuş basit bir çözümdür: ilkelerden ödün veren bir çözümdür.

Neticede gerçekten bir parti veya devrimci ordu kurabilmek, birçok eylemcinin alışkın olduğu küçük burjuva yaşam tarzından vazgeçmeyi gerektirir. Gerçek bir parti örgütünün “her şeyin ölçütü” olan parti haline gelebilmesi için pratikte kendilerini ispatlamış komünistlerin birleşip o en ciddi görev (burjuvazinin ve eski devletinin şiddet yoluyla devrilmesi ve sosyalizmin kurulması görevi) için en üst düzeyde liderlik edebilmelidir. Bu görevi yıllarca süren sert sınıf mücadelesinde ve iki çizgi mücadelesinde sınanmamış insanlar üstlenemezler. Bu iş, telefon üzerinden ya da açık kitle örgütleri aracılığıyla yapılacak bir iş değildir. Açık çalışma, devletin kendisini baskı yapmaya odaklamaya karar vermesi durumunda baskıyla yüzleşecektir. Kendi kendini korumak için kuduz bir köpek gibi dünyanın işçilerine ve halklarına saldıran, genel bir çözülme süreci içindeki emperyalizmin merkezinde, iyi niyetten bile kaynaklansa, her türden amatörce hata, halkın gereksiz yere fedakârlıklarda bulunmasına yol açacaktır.

Pratikte her türden ara örgütlenme, genel olarak kitle örgütlerinde demokratik merkeziyetçiliğin temelini ortadan kaldırır, zira bu türden bir örgütlenme, kendini sınıfın liderliğinin en yüksek biçimi olarak görür. Bu nedenle, gerçek geniş kitle örgütlerini kendilerine eşit olarak görmek yerine, onları bir parti üyesiymiş gibi girilecek örgütler olarak görürler. Oysa öyle değildirler: bu türden bir ara örgüte üyelik pratiği, çoğu vakit, sınıf mücadelesinin ateşinde sınanan ve sınıf düşmanına karşı somut zaferlerle kanıtlanan herhangi bir gerçek sınıf kriterinden ziyade, bir kişinin belirli bir devrimci ideolojiye ne kadar aşina olduğunu temel almaktadır.[6] Bunun anlamı, bir ara örgütün üyelerinin, gerçek bir kitle örgütü içinde, belki de kendi günlük mücadelelerinde daha fazla deneyime sahip olsalar da, bu ara örgüt üyeleri gibi kendilerini Marksist olarak tanımlamayan “aydınlanmamış kitlelere” karşı, ilkesiz bir fraksiyon oluşturarak, parazitik veya paralel bir demokratik merkeziyetçilik biçimini uygulamalarıdır. En önemli nokta vurgulanmalıdır: bu ara örgütler, öznel kriterlere dayandığı için, işçi sınıfından ve onun mücadelesinden kategorik olarak kopmuşlardır. Sadece devrimciler ve komünistler yetiştirmekte başarısız olmakla kalmayacaklar, aynı zamanda bir şekilde kazandıkları az sayıdaki ilerici işçi kitlesini de hızla kaybedecekler, kitlelerden kopuk bir şekilde, var olan “aktivist sahnesi”nin bir parçası olacaklardır.

Bu mesele, çok soyut veya anlaşılmazmış gibi görünse de, aramızdaki en yeni aktivistlerin bile kendi başlarına veya daha geniş yerel veya bölgesel devrimci hareketi gözlemleyerek fark etmiş olacağı bir husustur. Ara örgütler, ülke genelinde yaygın görülen bir olgudur. Onlar, son elli yılda kitlesel hareketin inşasındaki başarısızlığın başlıca ürünlerinden biridir. Ortalıkta bu çizgiyi her gün uygulamaya koyan ve kitleleri örgütlerine çekmekte başarısız olmakla kalmayıp, kitleleri onlardan uzaklaştıran çok sayıda küçük burjuva aktivisti vardır. Güya daha gelişmiş olmalarına rağmen, bu “Marksist” klikler ve liderleri, her zaman yerellikleri yanlışa sevk edenlerin, cinsel tacizcilerin ve güvenilmez ama kendini beğenmiş sözde liderlerin ana kaynağı olmaya devam eder, bu da çalışmalarımız ve örgütlerimiz için bitmek bilmeyen krizlere, bölünmelere ve sorunlara neden olur. Bu modelde, onlara sınıfsal kriterleri uygulayacak sağlam bir parti örgütü, onları test edecek yeraltı örgütleri yoktur, bunun sonucunda da proletaryanın liderliği, işlevsel olarak tasfiye edilir, neticede küçük burjuva aydınlarının dizginsizce hareket etmesine izin verilir. Bu tür eğilimler veya yöntemler, Avakyancılığın inşasından evvel Troçkizme has olgulardı. Avakian’ın RKP-ABD’si ve onu doğuran Yeni Komünist Hareket, bu olguları resmi ideolojik eğilim mertebesine yükseltti, onların etki alanını alabildiğine genişletti.

Ayrıca bu yöntemler, kitle örgütlerinin doğru birlik temelinin ortadan kaldırılmasına yol açmaktadır. Bir partinin teşkil ettiği birlik çatısı altında faaliyet yürütüyormuş gibi yaparak, bir kitle örgütünün farklı kesimlerinden oluşan, sınıf mücadelesine dayalı birliğini geri plana atıp, genel ideolojik-politik temeli esas alan yüksek düzeyde birlik anlayışını ve pratiğini ön plana çıkartırlar. Dolayısıyla, orta düzey bir örgüte katılmak için genellikle belirli bir sektörde ilkeli sınıf mücadelesine girmek için birleşmek gerekmez, bunun yerine somut uygulamadan kopuk, bayat bir ideolojik çizgiyle birleşmek gerekir. Böyle bir örgüt düşük bir gelişim seviyesindedir ve politik mücadeleden kaçınır. Yalnızca fikirler üzerinden birleşmek ve ara örgütlerin defalarca yaptığı gibi, öznel kriterlere göre faaliyet yürütmek, Avakyancı örgüt kurma anlayışının en büyük hatasıdır. Bu anlayışı uygulayanlar, toplumsal pratiğe her seferinde sırtlarını dönecek, soyut çalışmayı asli kabul edecek, kendilerini güvenle ve öznelci bir üslupla “komünist” olarak niteleyen örgütler kuracaklardır.

Düşünmek bir şey, hareket etmek başka bir şeydir. Marksist ilkeleri pratikte nesnel ve kapsamlı bir odakla birlikte doğru biçimde uygulamaksa bambaşka bir şeydir. Ara örgütler, bunu pratikte asla yapamazlar.

Uygulamada ara örgütlerin yakın tarihli bir örneği, (şimdi yerini Worker (“İşçi”) dergisinin kurduğu komitelere bırakan) Tribune of the People (“Halkın Kürsüsü”) dergisine bağlı destek komiteleridir. Bu örnekte tüm kitleyle temaslar ve kitle içinde faal olan eylemciler, sektörler içindeki kitle çalışmasından da sınıf mücadelesine yönelik doğrudan pratik müdahaleden de men edilmişlerdir. Sınıf mücadelesini örgütlemek yerine, gazetelerini kasıtlı olarak uygulamadan kopartılmış dar çalışma, ideolojik birlik ve teorik üretimin zeminine dönüştürmüşlerdir. Bu pratik, RKP-ABD’nin bizzat öncülük ettiği, gazete odaklı bir ara örgütlenme biçiminin devamıydı. Kendilerini şu şekilde tarif ediyorlardı:

“Partinin çalışmalarının merkezine gazetenin yerleştirmek, basit bir evrak işi ya da amaçsız bir eğitim faaliyeti değil, saldırı için politik, ideolojik ve örgütsel düzeylerde devrimci gücü biriktirmek oluşturulmuş en somut ve en pratik plandır.”[7]

Her iki durumda da bu, aslında Troçkizmin örgütlenme anlayışının sahte bir “Maoizm” bayrağı altında hareketimize sokulması ve kızıl bayrağa karşı kızıl bayrak sallanmasıdır. Gazetelerine çok büyük değer atfediyorlardı ve onu Lenin’in Ne Yapılmalı? adlı eserinde tanımladığı gibi, kolektif bir örgütleyici olarak görüyorlardı. Oysa bu arkadaşlar, Lenin’in açık bir şekilde ortaya koyduğu, bahsini ettiğimiz üç aracı inşa etmenin ana yolunun esas olarak açık bir yayın çalışması yürütmek olduğunu söyleyen görüşünü yanlış uyguluyorlardı. Gerçekte, Rus devriminin tarihsel gerçeklerinden bile açıkça anlaşılıyor ki, “tüm Rusya’yı kuşatan bir gazete”, zafere uzanan yolda başvurulan ana yöntem değildi.[8] Dolayısıyla, bu özel ara örgütlenme biçiminin, yani gazeteyi öncelikli gören yöntemin, Marksist ilkeleri açıktan revize eden bir yaklaşımın ürünü olduğunu görmek gerekmektedir. Bir gazete, ideolojik lider olarak iş görür, harekete rehberlik eder, fakat kitle çalışması, öncelikle kitle örgütlerince yapılır, pratik önceliklidir. Bu tür bir gazeteyi destekleyen okurlar ve insanlar, zaten sınıf içinde çalışma yürütmektedirler, ondan gayrı bir çalışmaları yoktur.

Öznel kriterleri uygulamaya koyan ve pratikten ziyade ideolojiyi öne çıkaran Devrimci Çalışma Grupları ve Devrimci Maoist Koalisyon gibi ara örgütler de kısa süre öncesine dek aynı sorundan muzdaripti. Daha önce, yalnızca fikirler temelinde birleşmeyi esas alan ara örgütlenme türü bir pratiği savunan bu yapılar, bir gazeteyi esas unsur olarak benimseme tuzağına düşmediler. Bu gruplar, bugün kendilerini düzelttiler, dolayısıyla, artık kendilerini kitle örgütlerinin doğru ilkelerini savunmaya ve çeşitli mücadele alanlarında kitle hareketini inşa etmeye çalışıyorlar.[9] Bugün görüldüğü gibi yarın da şu gerçek bir biçimde idrak edilecek: muhtelif Avakyancı ara örgütlenme yöntemlerini savunmaya ve uygulamaya devam edenler, kitleleri harekete geçiremeyecek, kitle hareketinde örgütler kuramayacak, en nihayetinde defalarca başarısız olacaklardır.

Bu noktada okurlar, ara örgütlenme yönteminin ne kadar zararlı olduğunu kesinlikle görebilirler: ara örgütleri savunanlar, partiye ve yeniden yapılanma sürecine de, ikinci araca (devrimci orduya) ve gizlilik ilkesine de kitle hareketinde etkili mücadele örgütleri, gerçek kitle karakterine sahip ve sınıfın bir parçası olarak ona derinlemesine kök salmış örgütler kurma becerimize de saldırıyorlar. Sonuç olarak, öznel kriterleri (kendi ölçütlerini) uyguluyorlar, kendi kendilerini “gelişkin” ilân ediyorlar, politik mücadelede pratikten ziyade fikirleri savunuyorlar. Doğru demokratik merkeziyetçiliği ve liderliği redde tabi tutan bu örgütler, kitlelerin gerçek örgütlerinin asalakları haline geliyorlar. Doğru örgütsel inşa sürecini kesintiye uğrattıkları için baskıya karşı koyamama riskine yol açıyorlar.

Bu, kararlılıkla mücadele edilmesi gereken bir anlayıştır, zira revizyonizme karşı mücadele kesinlikle şarttır. Bugün bile, özellikle ara örgütler aracılığıyla uygulanan Avakian revizyonizminin, özellikle de inşa anlayışının yol açtığı sorunlarla karşı karşıya kalmaya devam ettiğimiz son derece açıktır. Oluşum halindeki devrimciler, Troçkizmden de altmışların-yetmişlerin öğrenci hareketinden kaynaklanan hatalı yöntemlerden de kopmalı, bunlara karşı iki yönlü mücadeleyi derinleştirip genişletmeli, örgütlerini, sınıf mücadelesinin çeşitli sektörlerinde ve cephelerinde kitlelerle yakından bağlantılı hale getirmek üzere düzeltebilmelidirler. Bu, doğru ilkelere dayalı güçlü bir kitle hareketi inşa etmenin zorlu ama gerekli çalışmasına başlamanın, küçük burjuva çalışma ve yaşam tarzından sıyrılıp, kitlelerle birlikte yaşama, birlikte çalışma, birlikte mücadele etme denilen “üç birliktelik ilkesi”ni devrimciler olarak gelişimimizin ve tüm çalışmalarımızın temeli olarak uygulamanın tek yoludur.

Revizyonizmle heba ettiğimiz her gün, sınıf düşmanımızın hanesine yazılmaktadır. Dolayısıyla, kendimizi ve örgütümüzü düzeltmeden geçirdiğimiz her gün, oluşum halindeki devrimciler olarak israf ettiğimiz bir gündür. Kendimizi devrimci toplumsal pratiğe adamalı, kendimizi yeniden şekillendirmeli, sınıf mücadelesi yoluyla dünyayı dönüştürmeli, bunları ABD devrimci hareketi içinde yeni bir dönemin başlamasını sağlamak için yapabilmeliyiz!

Partisan
6 Temmuz 2025
Kaynak

Dipnotlar:
[1] Avakyancılığın ilk döneminin geride bıraktığı mirastan söz ederken akla ilk olarak Devrimci Birlik ile bu örgütün Kızıl Belgeler serisi gelmelidir.

[2] “Ara örgüt”, ABD Devrimci Komünist Partisi’nin 1975 tarihli kuruluş programı ve tüzüğünde zikredilen bir terimdir. Esas olarak 1975 tarihli ABD Devrimci Komünist Partisi Programı ve Tüzüğü’nün 109. sayfasında bulunan “ara işçi örgütleri” (AİÖ’leri) geliştirme kampanyalarını tanımlarken kullanılır:

“Bu işçi örgütleri, Parti ile sendikalar (ve diğer benzeri kitlesel işçi örgütleri) arasında ara konumdadır. Parti veya sendikaların yerini tutmazlar. Bu örgütlerin inşası, Parti’nin inşasıyla çelişmez, bilâkis, Parti’nin inşasına ve sendika yetkililerinin ihanetini yenmek için taban üyelerinin mücadelesinin inşasına katkıda bulunur.

Bu örgütler, Parti’yi bir bütün olarak sınıfla bağlayan taşıma bantları görevi görür. Bunlar, komünistlerin ilerici işçilerle birleşerek, proletarya önderliğinde emperyalizme karşı birleşik bir cephe oluşturabileceği ve kesintisiz mücadeleye katılan ilerici işçileri komünistlere dönüştürebileceği önemli örgütlenme biçimlerinden biridir.”

[3] Mao Zedong, “On the People’s Democratic Dictatorship”, Mao Zedong Selected Works Cilt. 4 (1961), s. 411.

[4] Communist Party of Peru, “Line of Building the Three Instruments of the Revolution,” General Political Line içinde (Germinal Publications, 2022), s. 92–93.

[5] Communist Party of Brazil – Red Fraction, “Lenin and the Militarized Communist Party”, Maoísta #2 (Ekim 2018): s. 74.

[6] Burada önemli olan, kişilerin ne kadar Marksist ideolojik içeriği okuduğu veya internette izlediği, kendini belirli bir konuda ne ölçüde uzman kabul ettiğidir.

[7] Revolutionary Communist Party, New Programme and New Constitution of the Revolutionary Communist Party, ABD, 1 Mayıs 1981, s. 42–44.

[8] Lenin and the Militarized Communist Party, s. 67–68.

[9] People’s Defense Committee, “Statement on the Formation of the People’s Defense Committee,” Partisan, 1 Mayıs 2025.

0 Yorum: