29 Haziran 2026

, ,

Lumumba Dünya Kupası’nda

Komplo teorilerini savunan, her olayı perde gerisinde ipleri tutan gizli ellerle açıklayan biri değilim. Ancak bazı gerçekler kendilerini bir biçimde dayatıyor, olaylar arasındaki bağlantıyı görmezden gelmeyi güçleştiriyor.

Michel Koka Mbuladinga, 2025 yılında Fas’ta düzenlenen Afrika Uluslar Kupası sırasında seyirciler arasında durup Patrice Lumumba heykelinin pozunu vermeye başlayınca, özellikle Avrupa’da birçok kişi şu soruyu sormaya başladı: Patrice Lumumba kim? Hikâyesi neydi?

Arama motorlarında adını arayanların sayısı da hayat hikâyesi ile ilgili kitapların satışları da hızla arttı. Bu süreç, sadece tarihsel merakla sınırlı kalmadı. Avrupa kamuoyu, Lumumba ve Kongo tarihi konusunda daha da bilinçlendikçe, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusundaki savaşı eleştiren Kongolular ve örgütleri, Avrupa başkentlerinde düzenlenen protestolara geniş geniş katılım gösterdiler.

Medyanın Lumumba’nın ailesinin suikastıyla ilgili tüm gerçeği ortaya çıkarmak ve sorumluları adalete teslim etmek için izlediği yola yönelik ilgisi de arttı. Avrupa’da Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki çatışmanın doğasına ilişkin bilinç ve farkındalık arttıkça, savaş ekonomisinden veya çocuk işçiliği ve doğal kaynakların sömürülmesiyle bağlantılı tedarik zincirlerinden doğrudan veya dolaylı olarak kâr elde etmekle suçlanan çeşitli çokuluslu şirketlere yönelik boykot çağrıları da yoğunlaştı.

Bu şirketlerin ilk sermayesi, toprakların ele geçirilmesini, Kongo’nun doğal kaynaklarının ve emeğinin zorunlu çalışma ve örgütlü kölelik sistemleri aracılığıyla sömürülmesini kolay kılan bir sömürge sistemi bağlamında üretildi.

Unilever’in en bilinen markalarından biri olan Rexona’nın geçmişi, endüstriyel imparatorluğunu Belçika sömürgeciliğinin hüküm sürdüğü dönemde Kongo’dan çıkarılan palmiye yağına büyük ölçüde borçlu olan Lever Brothers şirketine uzanır. 1911’de şirketin kurucusu William Lever, Belçika hükümetinden Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaklaşık 750.000 hektarlık bir araziyi kapsayan bir sömürge imtiyazı elde etti. Belçika Kongo Petrol Şirketi (Huileries du Congo Belge - HCB), palmiye ormanlarını işletmek ve yağlarını İngiltere’deki sabun üretiminin ana hammaddesine dönüştürmek amacıyla kuruldu.

Bu imtiyaz alanları, Belçika’nın neredeyse iki katı büyüklüğünde bir alanı kapsayacak şekilde genişledi. İşgücü kıtlığını telafi etmek için şirket, Belçika’ya bağlı sömürge yönetimiyle işbirliği yaparak, binlerce Kongolu üzerinde uygulanan zorunlu çalışma sistemini kullandı. Nüfus, katı bir kota sistemine göre hurma hasadı yapmaya zorlandı, gerekli miktarı karşılayamayanlar, hapis cezasıyla ya da Kral II. Leopold’ün kanlı saltanatıyla ilişkilendirilen en acımasız sömürge cezalandırma araçlarından biri olan kırbaç cezasıyla karşı karşıya kaldılar. Sömürge yetkilileri, ayrıca “boş arazi” olarak gördükleri yerleri de ele geçirip şirkete verdiler, oysa bu yerler, yerel toplulukların yaşam alanlarının bir parçasıydı.

Bu anlamda, Lever Brothers, toprak gaspı, nüfusun boyun eğdirilmesi ve Kongo’nun doğal kaynaklarının Avrupa’daki sanayi zenginliğinin bir kaynağına dönüştürülmesi süreci ile birlikte büyüdü. 1930 yılında Lever Brothers, Margarin Şirketi ile birleşerek Unilever’i kurdu. 1960 yılında Patrice Lumumba’nın iktidara gelmesi ve doğal kaynaklar üzerindeki ulusal egemenliği yeniden tesis etme ve yabancıların ekonomik nüfuzunu azaltma üzerine kurulu bir projeyi uygulamaya koymasıyla, Unilever de dâhil olmak üzere birçok büyük Batılı şirketin çıkarları riske girdi. Bu nedenle, Lumumba’nın devrilmesi Unilever’in çıkarına oldu, zira şirket, Lumumba suikastından sonra yürürlüğe giren ekonomik sistemin başlıca faydalanıcılarından biriydi.

Unilever, Mobutu Sese Seko’nun yönetimi sırasında Kongo’daki faaliyetlerine devam etti. Mobutu, sömürge döneminden miras kalan ekonomik ayrıcalıklar için onlarca yıl elverişli bir ortam sağladı. Şirket, 2009 yılında satmaya karar verene dek Kongo’da palmiye plantasyonlarına sahip olmaya devam etti.

Rexona’nın, ürünlerini tanıtmak için Patrice Lumumba gibi bir figürü seçmesi, büyüme sürecini aklama girişiminden ayrı ele alınamaz. Bu yükseliş, sömürgedeki ayrıcalıklar, kaynakların yağmalanması ve Kongo’daki zorunlu çalışma koşulları olmaksızın mümkün olamazdı.

Bu reklâm, Trump’ın göçmenlik ve vize politikaları nedeniyle Michel Kuka Mboladinga’nın milli takımını desteklemek için ABD’ye girişine mani olunması ardından, son derece önemli bir zamanda yayına girdi. Sanki şu mesaj veriliyordu: “Bakın, biz onun yanındayız, onu bir deodorant reklâmıyla destekliyoruz.”

Kapitalizm, sadece insan emeğini sömürmez, aynı zamanda insanların anılarını da gasp eder.

Devrimci bir simge, anlamından ve tarihinden arındırılıp bir pazarlama aracına dönüştürüldüğünde, kitleleri harekete geçirme ve kışkırtma gücünü yitirir, sadece tüketim döngüsünün bir parçası haline gelir. Mirası daha sonra bir deodorant şişesine, iç çamaşıra veya bir sosis torbasına indirgenir, özgürleştirici gücü amacından koparılır.

Kribsu Diallo
29 Haziran 2026
Kaynak

0 Yorum: