11 Haziran 2026

,

Bolşevik Devrimi ve Sömürge/Yarı Sömürge Halkları


Grigori Naumoviç Vaytinski [17 Nisan 1893 – 11 Haziran 1953], 1920 yılında Komintern tarafından Çin Cumhuriyeti’ne, Çen Dusio gibi önde gelen Çinli devrimcilerle temas kurmak ve Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşundan önce bir komünist parti için altyapı oluşturmak üzere gönderildi. Vaytinski, ÇKP’nin kuruluş sürecinin baş mimarı kabul edilir.

17 Nisan 1893 günü Nevel’de dünyaya gelen Vaytinski, 1913’te iş bulmak için ABD’ye gitti. Burada Amerika Sosyalist Partisi’ne katıldı. ABD ve Kanada’da beş yıl yaşadıktan sonra, 1918 baharında Rusya’ya döndü. Vladivostok’ta Sovyetler Birliği Komünist Partisi’ne katıldı. Rus iç savaşı süresince Uzak Doğu cephesinde çalıştı.

1920 yılında Sovyetler, Sibirya’da Komintern’e bağlı Uzak Doğu Bürosu’nu kurdu. Bu büro Çin ve bölgedeki diğer ülkelerde komünist partinin kuruluş sürecini yönetmekten sorumluydu. Büronun kurulmasından kısa bir süre sonra Vaytinski Çin’e gönderildi. Nisan 1920’de gazeteci kılığında (Vu Tingkang ismiyle) Pekin’e gitti.

Komintern’in Uzak Doğu Bürosu’nun ilk başkanı Grigori Naumoviç Vaytinski, aşağıdaki makalesinde, devrimin sekizinci yıl dönümü vesilesiyle, devrimin ve Sovyet diplomasisinin etkilerini değerlendiriyor.

* **

Varoluşunun sekizinci yılında, Bolşevik devriminin Doğu’nun ezilen halkları nezdinde sahip olduğu önem, her zamankinden daha açık bir şekilde ortaya çıkıyor. On yıldan uzun bir süre önce dünya emperyalizmi tarafından parçalanan, nüfusu milyonları bulan Çin, devrimin sekizinci yılında, Amerika, İngiltere, Fransa, Japonya ve diğer ülkelerin emperyalistlerinin müdahalesine direnmek için birleşen halkı ile birlikte büyük bir dirilişe şahitlik ediyor. Büyük kapitalist güçler, alenen, Çin’in emekçi kitlelerine karşı büyük bir saldırı başlattılar.

Şu anda Çinli halk kitlelerinin tek müttefiki, çıkarlarının tek savunucusu, Sovyet Cumhuriyetler Birliği’dir. Bu gerçek, Güney, Kuzey ve Orta Çin’in yanı sıra dış Çin halkları (Tibet, Çin Türkistanı ve dış Moğolistan) tarafından da bilinmektedir.

SSCB ve Çin Cumhuriyeti arasında imzalanan antlaşma, Çin halkına yeni devletin emperyalizm tarafından ezilen bir halkla ilişkilerinde gerçek ulusal eşitlik ruhuyla hareket ettiğini göstermiştir. Tüm ulusların emperyalistleri ve eski Çarlık hükümeti tarafından Çin’e şiddetle dayatılan köleleştirici antlaşmalar, Çin-Sovyet antlaşmasıyla Çin halkına ifşa edilmiş, emperyalizmin daha fazla nüfuz etmesinin Çin’i tehdit ettiği büyük tehlike açıkça ortaya çıkmıştır.

Çarlık hükümetinin Çin topraklarında kendi sokaklarına, kendi mahkemelerine, kendi ordularına ve kendi yasalarına sahip olmasına izin veren utanç verici ayrıcalıkları kesin olarak ortadan kaldıran antlaşmamız, Çin halkı arasında bir coşku dalgası uyandırdı; aynı zamanda bu ayrıcalıkları hâlâ kullanmaya devam eden emperyalistlere karşı bu halkın nefretini de yoğunlaştırdı.

Antlaşmayla Boxer İsyanı’ndan doğan tazminatın Rusya'ya düşen kısmının iptal edilmesi, emperyalistlerin 1900-1901 yıllarında Çin halkına karşı kazandığı zaferin bir işareti olarak Çin halkına dayattığı milyonlarca dolarlık yükün ortadan kaldırılması, Çinli kitleleri dünya proletaryasının devrimci hareketine yaklaştırmada büyük bir etkiye sahip olacaktır.

Çin halkı, Kızıl diplomasi ile dünya emperyalizmi arasındaki düelloyu Çin topraklarında anlamaya başlıyor. Çin’in kalbinde, Pekin’de, çetin bir mücadeleden sonra kızıl bayrak, emperyalistlerin kalesi olan elçilik bölgesinde nihayet dalgalandı. Pekin’deki emperyalistlerin bölgesini çevreleyen ve açıklıklarından Çin halkını acımasızca tehdit eden taş duvar, başlangıçta Çarlık hükümetinin imtiyaz bölgesinin bulunduğu yerde yıkıldı. Çin halkı, emperyalizmin kalesine girme imkânını güvence altına aldı. Burada, tüm Çin halkı tarafından onurlandırılan Lenin’in anıtı, Çin’in emekçi kitlelerine ilham kaynağı ve büyük Bolşevik devrimimizin sembolü olarak hizmet edecektir.

Çarlık hükümeti tarafından Çin halkını köleleştirmek amacıyla inşa edilen, daha sonra dünya emperyalizminin yağma seferlerinin ana yolu olarak hizmet veren Çin Doğu Demiryolu, nihayet emperyalistlerin elinden kurtarıldı. Bundan böyle Çin’in ezilen kitlelerine yardım etmek için yürüyen muzaffer proletaryanın ana yolu olarak hizmet edecektir.

Asya’nın diğer ucunda, bağımsızlığı için kahramanca savaşan ve ortaçağ feodalizminin kalıntılarından kurtulmak için umutsuzca mücadele eden küçük Afganistan ülkesi, SSCB’de, İngiliz emperyalizminin saldırganlığına karşı onu savunmaya hazır güvenilir bir müttefik ve yoldaş buluyor. Afganistan tahtını hedefleyen Prens Kerim Han’ın önderliğindeki “işçi hükümeti”nin başlattığı, onun tarafından desteklenen ayaklanmalar, Afgan halkını, uzun yıllardır Afganistan halkının feodalizmin ve yabancı müdahalesinin zincirlerinden kurtulmasına yardımcı olma konusundaki samimi arzusunu kanıtlamış olan Sovyet Cumhuriyetleri Birliği ile daha fazla birleştiriyor.

Kartalların cüretkarlığıyla Hindu Kuş’u aşarak Afganistan’a giren kızıl pilotların uçuşu, zafer kazanmış proletaryanın emperyalizme karşı mücadelelerinde Doğu’nun ezilen halklarına vermeye hazır olduğu yardımın sembolü niteliğindedir.

Bizim 1905 devrimimizin itici güç olarak etkide bulunduğu 1908 devrimini yaşayan, dünya savaşından sonra emperyalistlerin müdahalesi sebebiyle acı çekmiş ve Ankara merkezli mücadelesiyle Türkiye’nin bağımsızlığı için savaşmış olan Türkiye halkı, mücadelesinin her aşamasında SSCB’de güvenilir bir müttefik ve dost bulmuştur.

Sovyet diplomasisinin yardımıyla ve Sovyetler’in Yakın Doğu meselelerindeki kararlı politikası sayesinde, Türk halkı, Lozan Konferansı’nda bağımsızlığını korumayı başardı. Türk halkı, hem siyasi bağımsızlık mücadelesinde hem de gelecekteki ekonomik bağımsızlık mücadelesinde tek dostunun Sovyet Cumhuriyetler Birliği olduğunu biliyor.

Uzun yıllar boyunca İngiltere ve Çarlık Rusyası’nın emperyalist güçlerinin avı olan komşumuz İran, devrimden bu yana ulusal bağımsızlık yoluna girmiştir. Şu anda, İkinci Enternasyonal bayrağıyla desteklenen İngiliz emperyalizmi, İran’ın ulusal devrimci hareketinin lideri ve bağımsızlığı sağlamayı başaran Rıza Han’ı devirmek amacıyla güney İran’da ayaklanmaları kışkırtırken, Sovyetler Birliği’nin muazzam etkisi, İngiliz yağma planlarının parçalandığı bir duvar teşkil etmektedir.

Hindistan’ın milyonlarca emekçisi, devrimden bu yana İngiliz zalimlerine karşı verdikleri mücadelede yalnız olmadıklarını anladı. Kuzeyde güçlü bir gücün ortaya çıktığını ve olgunlaştığını, yenilmez zannedilen İngiliz emperyalizminin bile kalbine korku salabilecek bir gücün var olduğunu artık biliyorlar. Hindistan’ın emekçileri, Sovyetler ülkesinin tek gerçek ve özverili müttefikleri olduğunu biliyorlar.

Bu nedenle, 1921’deki sendika kongresinde Hint proletaryasının Sovyet Rusya’nın işçi ve köylüleriyle kardeşçe dayanışmasını ilan etmesi şaşırtıcı değildir. Bu nedenle, Lenin’in ölümünde Hindistan’ın ezilen kitlelerinin, dünyanın emekçi kitlelerinin yas tutmasına da kimse şaşırmasın.

Dolayısıyla, İngiliz burjuvazisinin Sovyetler’e karşı duyduğu kör nefretin onları Sovyet Rusya ile yapılan anlaşmayı bozmaya itmesi ve Hintli devrimcilerin Sovyetler Birliği’ni İngiliz emperyalistlerinin saldırılarına karşı savunması şaşırtıcı değildir. Bombay Chronicle gibi burjuva Hint gazeteleri bile bu gerçeği kabul etmek zorunda kalmaktadır.

Devrim fikri, Yakın, Orta ve Uzak Doğu’nun en geri kalmış ve ezilmiş halkları için bile giderek daha tanıdık hale geliyor.

15 milyonluk nüfusa sahip Kore, Japon emperyalizminin demir pençeleri altında mücadele ederken, 1919’dan beri devrimin etkisiyle kahramanca özgürleşme girişimlerinde bulundu. Batıdan, Amur ve deniz kıyısı bölgelerinden gelen devrimci bir dalganın etkisi altında kaldı.

Sovyetler Birliği’nden tüm dünyaya yayılan “Çin’den elinizi çekin” çığlığı, şüphesiz kaderi Çin ile yakından bağlantılı olan ezilmiş Kore’de de karşılık bulacak, Kore’nin kurtuluşu hareketine daha da büyük bir ivme kazandıracaktır.

Emperyalist ordularla eşitsiz bir düelloda savaşan, mücadelelerinde tek dostları ve koruyucuları olduklarını düşünen Arap ve Afrika kolonilerinin halkları, gözlerini giderek daha çok Sovyet Cumhuriyetleri’ne çeviriyorlar.

Bu halklar Moskova’ya uzanan yolu buldular. Devrimin sekizinci yıl dönümünde Arabistan temsilcileri, Doğu halklarının ölümcül düşmanı olan Çarlık Rusyası ve uluslararası kapitalizme karşı işçi sınıfının zaferini bizimle birlikte kutlayabilecekler. İnsanlığın ezilen kesimlerinin giderek daha büyük bölümleri, Bolşevik devriminin bayrağı altında yürüyor. Zulme karşı mücadelenin tüm biçimleri devrimin büyük fikrine bağlanıyor. İster kapitalist ülkelerdeki devrimci proletaryanın mücadelesi, ister bağımlı halkların ulusal kurtuluş hareketi, ister teokrasiye, dini baskılara karşı mücadele olsun, bunlar, dünya proletaryasının öncüsü olan Sovyet Cumhuriyetler Birliği’nin mücadelesiyle özdeşleştiriliyor.

Grigori Vaytinski
7 Kasım 1925
Kaynak

0 Yorum: