Grigori
Naumoviç Vaytinski [17 Nisan 1893 – 11 Haziran 1953], 1920 yılında Komintern
tarafından Çin Cumhuriyeti’ne, Çen Dusio gibi önde gelen Çinli devrimcilerle
temas kurmak ve Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşundan önce bir komünist
parti için altyapı oluşturmak üzere gönderildi. Vaytinski, ÇKP’nin kuruluş
sürecinin baş mimarı kabul edilir.
17
Nisan 1893 günü Nevel’de dünyaya gelen Vaytinski, 1913’te iş bulmak için ABD’ye
gitti. Burada Amerika Sosyalist Partisi’ne katıldı. ABD ve Kanada’da beş yıl
yaşadıktan sonra, 1918 baharında Rusya’ya döndü. Vladivostok’ta Sovyetler
Birliği Komünist Partisi’ne katıldı. Rus iç savaşı süresince Uzak Doğu cephesinde
çalıştı.
1920
yılında Sovyetler, Sibirya’da Komintern’e bağlı Uzak Doğu Bürosu’nu kurdu. Bu
büro Çin ve bölgedeki diğer ülkelerde komünist partinin kuruluş sürecini
yönetmekten sorumluydu. Büronun kurulmasından kısa bir süre sonra Vaytinski Çin’e
gönderildi. Nisan 1920’de gazeteci kılığında (Vu Tingkang ismiyle) Pekin’e
gitti.
Komintern’in
Uzak Doğu Bürosu’nun ilk başkanı Grigori Naumoviç Vaytinski, aşağıdaki
makalesinde, devrimin sekizinci yıl dönümü vesilesiyle, devrimin ve Sovyet
diplomasisinin etkilerini değerlendiriyor.
* **
Varoluşunun
sekizinci yılında, Bolşevik devriminin Doğu’nun ezilen halkları nezdinde sahip
olduğu önem, her zamankinden daha açık bir şekilde ortaya çıkıyor. On yıldan
uzun bir süre önce dünya emperyalizmi tarafından parçalanan, nüfusu milyonları
bulan Çin, devrimin sekizinci yılında, Amerika, İngiltere, Fransa, Japonya ve
diğer ülkelerin emperyalistlerinin müdahalesine direnmek için birleşen halkı
ile birlikte büyük bir dirilişe şahitlik ediyor. Büyük kapitalist güçler, alenen,
Çin’in emekçi kitlelerine karşı büyük bir saldırı başlattılar.
Şu
anda Çinli halk kitlelerinin tek müttefiki, çıkarlarının tek savunucusu, Sovyet
Cumhuriyetler Birliği’dir. Bu gerçek, Güney, Kuzey ve Orta Çin’in yanı sıra dış
Çin halkları (Tibet, Çin Türkistanı ve dış Moğolistan) tarafından da
bilinmektedir.
SSCB
ve Çin Cumhuriyeti arasında imzalanan antlaşma, Çin halkına yeni devletin
emperyalizm tarafından ezilen bir halkla ilişkilerinde gerçek ulusal eşitlik
ruhuyla hareket ettiğini göstermiştir. Tüm ulusların emperyalistleri ve eski
Çarlık hükümeti tarafından Çin’e şiddetle dayatılan köleleştirici antlaşmalar,
Çin-Sovyet antlaşmasıyla Çin halkına ifşa edilmiş, emperyalizmin daha fazla
nüfuz etmesinin Çin’i tehdit ettiği büyük tehlike açıkça ortaya çıkmıştır.
Çarlık
hükümetinin Çin topraklarında kendi sokaklarına, kendi mahkemelerine, kendi
ordularına ve kendi yasalarına sahip olmasına izin veren utanç verici
ayrıcalıkları kesin olarak ortadan kaldıran antlaşmamız, Çin halkı arasında bir
coşku dalgası uyandırdı; aynı zamanda bu ayrıcalıkları hâlâ kullanmaya devam eden
emperyalistlere karşı bu halkın nefretini de yoğunlaştırdı.
Antlaşmayla
Boxer İsyanı’ndan doğan tazminatın Rusya'ya düşen kısmının iptal edilmesi,
emperyalistlerin 1900-1901 yıllarında Çin halkına karşı kazandığı zaferin bir
işareti olarak Çin halkına dayattığı milyonlarca dolarlık yükün ortadan
kaldırılması, Çinli kitleleri dünya proletaryasının devrimci hareketine
yaklaştırmada büyük bir etkiye sahip olacaktır.
Çin
halkı, Kızıl diplomasi ile dünya emperyalizmi arasındaki düelloyu Çin
topraklarında anlamaya başlıyor. Çin’in kalbinde, Pekin’de, çetin bir
mücadeleden sonra kızıl bayrak, emperyalistlerin kalesi olan elçilik bölgesinde
nihayet dalgalandı. Pekin’deki emperyalistlerin bölgesini çevreleyen ve
açıklıklarından Çin halkını acımasızca tehdit eden taş duvar, başlangıçta
Çarlık hükümetinin imtiyaz bölgesinin bulunduğu yerde yıkıldı. Çin halkı,
emperyalizmin kalesine girme imkânını güvence altına aldı. Burada, tüm Çin
halkı tarafından onurlandırılan Lenin’in anıtı, Çin’in emekçi kitlelerine ilham
kaynağı ve büyük Bolşevik devrimimizin sembolü olarak hizmet edecektir.
Çarlık
hükümeti tarafından Çin halkını köleleştirmek amacıyla inşa edilen, daha sonra
dünya emperyalizminin yağma seferlerinin ana yolu olarak hizmet veren Çin Doğu
Demiryolu, nihayet emperyalistlerin elinden kurtarıldı. Bundan böyle Çin’in
ezilen kitlelerine yardım etmek için yürüyen muzaffer proletaryanın ana yolu
olarak hizmet edecektir.
Asya’nın
diğer ucunda, bağımsızlığı için kahramanca savaşan ve ortaçağ feodalizminin
kalıntılarından kurtulmak için umutsuzca mücadele eden küçük Afganistan ülkesi,
SSCB’de, İngiliz emperyalizminin saldırganlığına karşı onu savunmaya hazır
güvenilir bir müttefik ve yoldaş buluyor. Afganistan tahtını hedefleyen Prens Kerim
Han’ın önderliğindeki “işçi hükümeti”nin başlattığı, onun tarafından desteklenen
ayaklanmalar, Afgan halkını, uzun yıllardır Afganistan halkının feodalizmin ve
yabancı müdahalesinin zincirlerinden kurtulmasına yardımcı olma konusundaki
samimi arzusunu kanıtlamış olan Sovyet Cumhuriyetleri Birliği ile daha fazla
birleştiriyor.
Kartalların
cüretkarlığıyla Hindu Kuş’u aşarak Afganistan’a giren kızıl pilotların uçuşu,
zafer kazanmış proletaryanın emperyalizme karşı mücadelelerinde Doğu’nun ezilen
halklarına vermeye hazır olduğu yardımın sembolü niteliğindedir.
Bizim
1905 devrimimizin itici güç olarak etkide bulunduğu 1908 devrimini yaşayan,
dünya savaşından sonra emperyalistlerin müdahalesi sebebiyle acı çekmiş ve Ankara
merkezli mücadelesiyle Türkiye’nin bağımsızlığı için savaşmış olan Türkiye
halkı, mücadelesinin her aşamasında SSCB’de güvenilir bir müttefik ve dost
bulmuştur.
Sovyet
diplomasisinin yardımıyla ve Sovyetler’in Yakın Doğu meselelerindeki kararlı
politikası sayesinde, Türk halkı, Lozan Konferansı’nda bağımsızlığını korumayı
başardı. Türk halkı, hem siyasi bağımsızlık mücadelesinde hem de gelecekteki
ekonomik bağımsızlık mücadelesinde tek dostunun Sovyet Cumhuriyetler Birliği
olduğunu biliyor.
Uzun
yıllar boyunca İngiltere ve Çarlık Rusyası’nın emperyalist güçlerinin avı olan
komşumuz İran, devrimden bu yana ulusal bağımsızlık yoluna girmiştir. Şu anda,
İkinci Enternasyonal bayrağıyla desteklenen İngiliz emperyalizmi, İran’ın
ulusal devrimci hareketinin lideri ve bağımsızlığı sağlamayı başaran Rıza Han’ı
devirmek amacıyla güney İran’da ayaklanmaları kışkırtırken, Sovyetler Birliği’nin
muazzam etkisi, İngiliz yağma planlarının parçalandığı bir duvar teşkil
etmektedir.
Hindistan’ın
milyonlarca emekçisi, devrimden bu yana İngiliz zalimlerine karşı verdikleri
mücadelede yalnız olmadıklarını anladı. Kuzeyde güçlü bir gücün ortaya
çıktığını ve olgunlaştığını, yenilmez zannedilen İngiliz emperyalizminin bile
kalbine korku salabilecek bir gücün var olduğunu artık biliyorlar. Hindistan’ın
emekçileri, Sovyetler ülkesinin tek gerçek ve özverili müttefikleri olduğunu
biliyorlar.
Bu
nedenle, 1921’deki sendika kongresinde Hint proletaryasının Sovyet Rusya’nın
işçi ve köylüleriyle kardeşçe dayanışmasını ilan etmesi şaşırtıcı değildir. Bu
nedenle, Lenin’in ölümünde Hindistan’ın ezilen kitlelerinin, dünyanın emekçi
kitlelerinin yas tutmasına da kimse şaşırmasın.
Dolayısıyla,
İngiliz burjuvazisinin Sovyetler’e karşı duyduğu kör nefretin onları Sovyet
Rusya ile yapılan anlaşmayı bozmaya itmesi ve Hintli devrimcilerin Sovyetler
Birliği’ni İngiliz emperyalistlerinin saldırılarına karşı savunması şaşırtıcı
değildir. Bombay Chronicle gibi burjuva Hint gazeteleri bile bu gerçeği
kabul etmek zorunda kalmaktadır.
Devrim
fikri, Yakın, Orta ve Uzak Doğu’nun en geri kalmış ve ezilmiş halkları için
bile giderek daha tanıdık hale geliyor.
15
milyonluk nüfusa sahip Kore, Japon emperyalizminin demir pençeleri altında
mücadele ederken, 1919’dan beri devrimin etkisiyle kahramanca özgürleşme
girişimlerinde bulundu. Batıdan, Amur ve deniz kıyısı bölgelerinden gelen
devrimci bir dalganın etkisi altında kaldı.
Sovyetler
Birliği’nden tüm dünyaya yayılan “Çin’den elinizi çekin” çığlığı, şüphesiz
kaderi Çin ile yakından bağlantılı olan ezilmiş Kore’de de karşılık bulacak,
Kore’nin kurtuluşu hareketine daha da büyük bir ivme kazandıracaktır.
Emperyalist
ordularla eşitsiz bir düelloda savaşan, mücadelelerinde tek dostları ve
koruyucuları olduklarını düşünen Arap ve Afrika kolonilerinin halkları, gözlerini
giderek daha çok Sovyet Cumhuriyetleri’ne çeviriyorlar.
Bu
halklar Moskova’ya uzanan yolu buldular. Devrimin sekizinci yıl dönümünde
Arabistan temsilcileri, Doğu halklarının ölümcül düşmanı olan Çarlık Rusyası ve
uluslararası kapitalizme karşı işçi sınıfının zaferini bizimle birlikte
kutlayabilecekler. İnsanlığın ezilen kesimlerinin giderek daha büyük bölümleri,
Bolşevik devriminin bayrağı altında yürüyor. Zulme karşı mücadelenin tüm
biçimleri devrimin büyük fikrine bağlanıyor. İster kapitalist ülkelerdeki
devrimci proletaryanın mücadelesi, ister bağımlı halkların ulusal kurtuluş
hareketi, ister teokrasiye, dini baskılara karşı mücadele olsun, bunlar, dünya
proletaryasının öncüsü olan Sovyet Cumhuriyetler Birliği’nin mücadelesiyle
özdeşleştiriliyor.
Grigori Vaytinski
7
Kasım 1925
Kaynak



0 Yorum:
Yorum Gönder