07 Haziran 2026

,

Mukaddime

Çeşitli arşivlerde yapılan kapsamlı araştırmaları temel alan, farklı disiplinleri içeren bu çalışmanın üç amacı var:

1. Sovyet Rusya’nın teşviki ve yardımıyla Doğu’daki ilk “Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti olarak İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yol açan Cengeli Hareketi’nin tarihini yeniden inşa etmeye çalışmak;

2. Bu sovyet cumhuriyetinin ortadan kalkmasını isteyen devletlerin hizmetindekilerce uydurulmuş “resmi tarih”inin farklı versiyonlarını analiz etmek;

3. İran’ın ulusal kurtuluş hareketinin ve yenilgisine yol açan dış faktörlerin içsel zayıflıklarını analiz etmek.

Bu çalışmada amacım, mitolojik-ideolojik, kolektif bir hafızayı tarih bilinciyle ikame etmek.

Cengeli Hareketi, ilk olarak altmışların ortalarında, Ulusal Cephe liderlerinin politik yetersizliği ve Tude partisinin Sovyet dış politikasına tümüyle boyun eğmesi karşısında hayal kırıklığına uğrayan genç İranlı aydınların, demokrasiyi ve ülkelerinin politik-ekonomik bağımsızlığını yeniden tesis etmek için diğer mücadele yöntemlerine (bilhassa silahlı mücadeleye) giderek daha fazla yöneldikleri dönemde ilgimi çekmişti. Ön bir çalışma yaparak, Mirza Küçük Han önderliğindeki Cengeli Hareketi hakkında kısa bir makale kaleme aldım ve bunu sürgünde yaşayan genç İranlı aydınlarca çıkartılan tek bağımsız dergide yayımladım.[1] Daha sonra, aramızdan ayrılmış olan Profesör Georges Haupt ile Profesör Alexandre Bennigsen[2] ile doktora tezim üzerinde çalışırken bu hareketin incelenmesine devam ettim. O zamandan beri, bu harekete olan ilgim, ilk araştırmaların yarattığı düşünsel dinamizm sayesinde diri kaldı.

Yetmişlerin sonlarında bu çalışmanın ilk taslağını yazdığımda, elimizde İbrahim Fahrai[3] ve Mustafa Şuaiyan’ın[4] kaleme aldığı iki Farsça eser vardı. Hareketin liderinin sekreteri tarafından derlenen ve gerçeğe dayalı anlatım olduğu iddia edilen ilk eser, önemli eksiklikler ve ideolojik eğilimlerle maluldü. Daha sonraki araştırmalarım, Fahrai’nin elindeki malzemenin çoğunu, Yağikyan’ın makaleleri gibi muhtelif kaynaklardan, kaynak belirtmeden topladığını gösterdi. İkinci eser, solun kendi şahsına münhasır bir devrimci militanınca kaleme alınmıştı ve Cengeli Hareketi'nin uzun ve yoruma dayalı bir analizini içeriyordu. Her iki kitap da temelde hareketi savunuyor, Sovyet Rusya’yı, hareketin dağıtılmasında oynadığı rol sebebiyle, şiddetle eleştiriyordu.

Bu noktada bilgi yekûnuna eklenen diğer eserlerden de bahsetmek gerek: ilki, Grigor Yağikyan’ın yazılarından oluşan Şovravi ve Cortbeş-i Cengel[5]. Diğer iki önemli kitap: harekette önder konumunda olan, Küçük Han’ın yeğeni Mirza İsmail Han’ın Cengeli hareketiyle ilgili anıları ve genç işbirlikçilerinden biri olan M. H. Saburi-Daylrmi'nin anıları.[6]

Her ne kadar Pehlevi rejiminin yıkılışı sonrası yayımlanmış olsalar da, hiçbiri, dönemin tam bir anlatımını sunmamaktadır. Saburi’nin eseri, Küçük Han’ın Bolşeviklerle imzaladıkları anlaşmayla sona ermektedir. (Bu açıdan, daha sonra ele alınacak olan, İhsan’ın kaleme aldığı, aynı zamanda sona eren, Sovyetler Birliği’nde yayınlanmış anılarını akla getiriyor.)[7] Saburi’nin çocukları, babalarının anılarını yazmayı asla bitirmediğini, “1942 Eylül’ünden sonra çocuklarından bazılarının toplumsal faaliyetleri”[8] neticesinde, 1949 ve 1954’teki iki kitap yakma olayında bazı “yararlı ve belgelenmiş notlar”ın kaybolduğunu belirtiyorlar.

Çalışmam tamamlanmaya yaklaşırken bana ulaşan bir diğer önemli el yazması ise, önce Mirza Küçük Han ile işbirliği yapan ancak daha sonra ondan ayrılıp faaliyetlerine onun komünist rakipleriyle devam eden Rıza Hacavi’nin yayımlanmamış anılarıydı. Hacavi’nin anıları, Cengeli liderinden koptuktan sonra komünist cenahta neler olup bittiğine dair birkaç ipucu veriyor.[9]

Küçük Han’la birlikte hareket eden isimlerden S. Küçükpur’un anıları[10] ise bu çalışma tamamlandıktan sonra yayımlandı. Külliyata yeni bir katkı sunmasa da, içerdiği bazı tamamlayıcı bilgilerden faydalandım. Önemli olduğunu kanıtlayan bir diğer kaynak ise, İran’daki Marksist Hınçak partisine mensup bir Ermeni’nin Zenk (1919-1921) dergisinde çıkan bir dizi makalesi.

Bu hareketle ilgili olarak Almancada iki önemli çalışma yayımlandı.[11] İlki, Küçük Han’ın “iyiliğini” ve “vatanseverliğini” kanıtlamayı amaçlarken; ikincisi, Stalinist tarih yazımına bağlı kaynaklara dayanarak, radikal komünist Sultanzade yönetimindeki İran Komünist Partisi’ni itibarsızlaştırmayı ve “ılımlı” Haydar Han ile Küçük Han’ı kusursuz, gerçek ve bilge devrimciler olarak savunmayı hedefliyor. Bu nedenle, her iki çalışma da alabildiğine ideolojik olmakla birlikte, tarihsel anlatılar olarak çok eksikler. Birincil kaynakların çoğunun bu harekete yönelik Sovyet müdahalesi konusunda sessiz kaldıklarını vurgulamak gerek (Fahrai’nin bu konuya ilişkin, günümüze ait gazetelerde yayınlanmış olması gereken birkaç önemli belgesinin bu sessizliği bozduğunu söylemeliyiz).

Bu arada, bilhassa İran İslam Cumhuriyeti’nde bünyesinde yer alan, ideolojinin motive ettiği, mevzuya olgu ve analiz düzleminde yaklaşmayan gruplar[12] elimizdeki bilgi yekûnuna zerre katkı sunmadılar. Anlaşılabileceği üzere, İslam Cumhuriyeti, Cengeli Hareketi’nin devrimci mirasına sahip çıkmış, hatta hareketin lideri Mirza Küçük Han’ın anısına hatıra pulu basmıştır. Ayrıca, “devrimci molla”nın anısını onurlandırmak için resmi makamların onayını alan bir televizyon filmi çekilmiştir.[13] Neticede İran, her zamanki gibi tarihi gene mitolojiye dönüştürmüş, böylece onu gerçekliğinden mahrum bırakmış, eleştirel değerlendirmesini daha da zorlaştırmıştır.

Yirmi yılı aşkın süredir kapsamlı ve titiz bir araştırma yapmama rağmen, çeşitli nedenlerden dolayı, bu hareketin eksiksiz bir resmini sunduğum iddiasında değilim. Hareketin veya önde gelen katılımcılarının anılarının gerçek kayıtlarından çok azı günümüze ulaşmıştır, bilhassa Sovyetler Birliği’nde günümüze ulaşanlar, ideolojiyi ve devletin çıkarlarını savunma ihtiyacı göz önüne alındığında, kıskançlıkla korunmuştur. İlk el yazmasını tamamladıktan sonra daha fazla araştırma yapmaya çalıştım, ancak birçok kaynağa erişemedim, bu eksiklik çabalarıma mani oldu. (Bu önsözün son notunda ve sonsözde izah edildiği üzere, hâlâ erişilemeyen temel kaynaklar arasında Tahran, Moskova ve Bakû’deki resmi İran ve Sovyet arşivleri bulunmaktadır.) Dahası, bilinen kaynaklardaki çelişkili bilgiler, işi daha da karmaşık hale getirmektedir. Gelecekte tarihçiler bu sorunları çözene kadar, önemli konulara ilişkin tüm açıklamaları, hatta çelişkili olanları bile sunmaya karar verdim.

Bu el yazmasının Fransızca olan önceki bir versiyonu, 1983 yılında Hoover Enstitüsü Yayınevi’nce reddedilmişti. Bana iki cevap iletildi. Biri, kurumun “kısıtlı programı ve sınırlı bütçesi”ni gerekçe gösterirken, diğeri de sunulan “olumlu” rapora rağmen, kitabın uzman elinden çıkmışlığı ve “eserin bir pazardan yoksun olması” sebebiyle reddedildiğini söylüyordu. Ancak el yazmasıyla birlikte yanlışlıkla geri gönderilen tam rapor, gerçek nedeni ortaya koyuyordu. Bu neden, İranoloji’nin ideolojik niteliğiyle yakından alakalıydı.

Hoover Enstitüsü’nde kitabı okuyanlar, “Cengeli Hareketi”nin “yirminci yüzyılda İran’da ortaya çıkan devrimci hareketleri ele alan akademik çalışmalarda büyük bir eksiklik” olduğunu kabul ediyor, el yazmasının “Farsça, Rusça, İngilizce ve Fransızca dillerinde hem birincil hem de ikincil kaynaklar kullanılarak kaleme alındığını, sağlam bir araştırmanın ürünü olduğunu, zengin bir belge birikiminden beslendiğini, notlarla desteklendiğini” söylüyordu. “Yazar tarafından daha önce ele alınmamış birçok materyal ortaya çıkarılmış ve kullanılmıştır” diyen yayınevi editörleri, “metindeki bazı yorumların, atıfların ve çıkarımların Fransız solcularının üslubuyla kaleme alınmış, İran solcusuna has bakış açısıyla takdim edilmiş olmasından rahatsız olmuşlardı. Dahası, “yazarın diğer yayınlarının konuları, solcuların politik görüşlerini ve faaliyetlerini yansıtmakta”ydı. Rapor, buradan şu sonuca varıyordu:

“1979 yılında Hoover Enstitüsü, Pehleviler Dönemi’nde İran başlığı altında modern İran üzerine önemli bir çalışma yayımladı. Bu kitap, Pehlevi döneminin olumlu yönlerinin olumsuz yönlerinden daha ağır bastığını göstermeye çalışıyor.[14] Bay Şakiri, merkezi Almanya’da bulunan İran Öğrenci Konfederasyonu’nun sekreteri ve Pehlevilerin Terör Dönemine Ait Belgeler çalışmasının editörlerinden biri olarak Pehlevi rejimini yıkma amaçlı mücadelede aktif olarak yer aldı.[15] Bu gerçeklerim söz konusu el yazmasının yayımlanmasıyla bir alakasının bulunmadığını söyleyenler olabilir ama ben gene de bu hususları dile getirmem gerektiğini düşündüm.”

Tarihsel nesnellik konusunda belirlenen bu türden bir ölçüt karşısında kimse, Stalinist tarih okulunu yaptıklarından ötürü eleştiremez.

Daha sonra, Fransız Ulusal Radyosu’nun kültür programı olan France Culture tarafından, Profesör Bennigsen aracılığıyla, Cengeli Hareketi liderini “Tarihte Unutulmuş Adamlar”dan biri olarak ele alan üç saatlik bir dizi program düzenlemem için bana ulaşıldı. Fransızca el yazması, daha sonra sınırlı sayıda monografi olarak yayımlandı.[16] O zamandan beri, ABD ve İngiliz arşivlerinde yapılan daha fazla sayıda araştırma, bu harekete epey ışık tuttu.[17]

Bu çalışma, Stalin rejimi altında uzun süre unutulmuş ve kilit altında tutulmuş Cengeli Hareketi ile ilgili birkaç gazeteyi alabildiğim için, Glasnost’tan da istifade etmiştir.[18]

Bu çalışmada, “İran” ve “Pers” terimleri, birbirinin yerine kullanılıyor, zira İkinci Dünya Savaşı’na dek neredeyse tüm yabancı kaynaklar “Pers” kelimesini kullanıyordu. Karışıklığı önlemek için, Cengeli lideri Mirza Küçük Han’ın adını hem kendi anlatımımda hem de alıntılarda bütün olarak dillendiriyorum.

Son olarak, kendi geçmişimden bahsetmeliyim. Tercihleri olmadığını iddia eden herkes, yalnızca bilim veya bilimsel nesnellik perdesinin arkasına saklanırlar. Güçlü bir mistik eğilime ve hayırsever bir bakış açısına sahip, çeşitli etnik kökenlerden gelen Müslüman bir ailede doğdum. On yedi yaşıma dek Tahran’da yaşadım, ardından ABD’ye, daha sonra Avrupa’ya taşındım. Burada Fransa, İngiltere, İtalya ve Almanya’da eğitim gördüm. Ebeveynlerimin düşünsel yönelim konusunda gösterdikleri o alışılmadık hoşgörü sayesinde lise yıllarımda, etkilenmeye müsait bir yaşta, “siyasetle” ilgilenme imkânı buldum. Bana vatanseverliği, hoşgörüyü ve demokratik değerleri öğreten Dr. Musaddık’ı destekledim. İran’da ilk başta aldığım hümanist eğitim, hem evde hem de Musaddık’ın siyaset yaklaşımının hâkim olduğu bir toplumda, Batılı demokratik eğitim, bilimsel çıraklık ve incelik, sosyalist aydınlanma ve bilgelik tarafından daha da güçlendirildi ve niteliksel olarak geliştirildi. Teolojik spekülasyonlara nadiren katıldığım için, erken yaşta “şüphe yok” ilkesini hayatımın mottosu olarak benimsedim.

Şahın diktatörlüğüne ve dinci despotizme karşı uzun süredir devam eden muhalefetim, otuz altı yılı aşkın süredir sürgünde yaşadığım aşırı maddi ve psikolojik zorluklara yol açmış olsa da, hakikat ve adalet arayışımda beni nadiren cesaretsizliğe sürükledi. Batı’da (istisnalar hariç) sosyal adaletsizliğin, demokratik hakların ihlalinin ve insani duyarsızlığın gözlemlenmesi, beni hayal kırıklığına uğratmak yerine, bu ideallerin peşindeki kararlılığımı güçlendirdi. İran’a has Maniheist zihniyetimi oldukça erken bir dönemde terk ettiğim için, adalet duygumu ve insanlık onurumu ihlal edecek tavizler vermekten bilinçli olarak kaçındım. Bu nedenle, bana ve görüşlerime karşı çıkanların demokratik haklarını, onlarla politik zeminde mücadele ettiğim kadar güçlü bir şekilde savundum. Kısacası, her zaman kendi küçük çıkarlarımı korumak yerine, acı gerçeği söylemeyi tercih ettim, bu da ikiyüzlü bir duruş sergilemek, hem kişisel hem de akademik açıdan sahte ve “uyumlu” ilişkiler kurmak anlamına gelirdi.

Kral Lear’ın soytarısının ya da İranlı muadili Behlül’ün dürüstlüğünü, gemiyi sallamaktan korkarak toplumun iyiliğini dar çıkarların büyük sunağında feda eden “bilge”nin uzlaşmacılığına tercih ederim.

Son Not: Ağustos 1993

Pittsburgh Üniversitesi Yayınları bu kitabı Rusya ve artık feshedilmiş olan SSCB’nin diğer cumhuriyetlerinde yaşanan olağanüstü olaylarla aynı zamanda yayımladı. Birdenbire, kendimi Komintern arşivlerine ve İran Komünist Partisi arşivlerine erişme şansına sahip olduğum, kelimenin tam anlamıyla fantastik bir durumla karşı karşıya buldum.

Bu arşivlere kısa da olsa bir ziyaret gerçekleştirmenin karşı konulmaz güçlüğüyle yüzleşme fırsatı kaçırılamayacak bir fırsattı. Cengeli Hareketi ve İran Komünist Partisi’ne ait değerli belgeler içeren çok sayıda dosyayla karşılaştım. Bu iki arşivin yöneticileri ve personeli, ilgili belgeleri bana hızla sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Ancak, sanki “tarihin laneti” gibi, bu belgeleri içeren mikrofilmlerin bir kısmı postada kayboldu, bu da bunların incelenmesi ve muhtemelen nihai el yazmasına entegre edilmesi görevini daha da geciktirdi. Ne yazık ki, bu işin ağır olduğu zamanla görüldü.

Belgelerin hızlı bir şekilde incelenmesi neticesinde, el yazmasının genel çerçevesinin ve sonucunun doğru olduğu görüldüğünden, okurun Cengeli Hareketi ve onun geçici ittifak kurduğu Sovyetler’e/komünist harekete dair ek bilgi edinebileceği bir sonsöz yazmaya karar verdim. Yeni edinilen belgelerin daha ayrıntılı bir analizi, İran Komünist Partisi’nin tarihi üzerine yazdığım Victims of Faith: Iranian Communists and Soviet Russia, 1917-1940 [“İnancın Kurbanları: 1917-1940 Arası Dönemde İranlı Komünistler ve Sovyet Rusya”] adlı kitabıma dâhil edilecektir.

Hüsrev Şakiri

[Kaynak: Birth of the Travma: The Soviet Socialist Republic of Iran, 1920-1921, University of Pittsburgh Press, 1995, s. xix-xxiii.]

Dipnotlar:
[1] Cosroe Chaqueri [Hüsrev Şakiri], “Conbeş-i Cengel, Nahostin İkdam-i Partizai-yi Muasir dar İran” (“Cengeli Hareketi, Günümüz İran’ında İlk Partizan Hareket”) Name-yi Persi 1 (1968), yayınyayan: İran Öğrenci Konfederasyonu (Ulusal Birlik). Bu makale, İran’da Pehlevi devletinde birer ideolojik araç olarak iş gören tarih anlatılarını eleştirmenin yanında İran’daki kurtuluş hareketini kendi amaçları doğrultusunda kullandığı için Sovyetler’in dış politikasını eleştirel değerlendirmeye tabi tutuyor. Konfederasyonun Aralık 1968’de Köln’de düzenlediği kongresinde makaleye Tude ve Maoist eğilimler dâhil tüm Stalinist kanat saldırmıştı.

[2] Cosroe Chaqueri, Le Parti Communiste Iranien, Genese, Developpementet Fin, 1916-1932, Universite de Paris (III), Sorbonne Nouvelle, 1980.

[3] Ebrahim Fakhra’i, Serdar-i Cengel, 4. Baskı (Taheran, 1972).

[4] Mostafa Sho‘a‘iyan, A Glance at the Relations between the Jangali Revolutionary Movement and the USSR (Florence, 1976).

[5] Grigor Yaghikian, Şovravi ve Conbeş-i Cengel, yayına hz.: B. Dehgan (Tahran, 1984).

[6] Mirza Ismail Khan Jangali, Kıyam-i Cengel, Yaddeşt-ha-yi Mirza İsmail Cengeli [Hatırat], yayına hz.: ve takdim eden: E. Ra’in (Tahran, 1978); M. H. Sabouri-Dailami, Nigahi ez Darun beh İnkılab-i Musallahane-yi Cengel (Tahran, 1979), yayınlayan: Sohrab Saburi Daylemi, yazarın oğlu ve 1954 yazında dağıtılan, Tude’ye bağlı silahlı örgütün eski üyesi. Sohrab Saburi on beş yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Bkz.: Military Governor of Teheran, Kitab-i Siyah (SAVAK, 1955), s. 358.

[7] Ehsanollah Khan [Dustdar], “Revolutionary and National Movement in Persia, 1914-1917, Memoirs of a Contemporary Witness,” Novyi Vostok, pt. 1, nos. 23-24, (1928); pt. 2, nos. 26-27 (1929); pt. 3, no. 29 (1929); Rusça.

[8] Saburi’nin notları Bolşeviklerin sürece dâhil olmasından önce “kitap yakma” olaylarından sağ kurtuldu da sonraki döneme dair notlar ortadan kayboldu? Saburi, Sovyetler’in çocuklarına bir şey yapacağından mı korkmuştu? Gençken Tude üyesi olan varisleri kendilerini mi korumuşlardı? Bu sorular, güvensizliğin tarihsel hakikatin düşmanı olduğu bir toplumu incelemedeki güçlüğe işaret ediyorlar.

[9] Basılmamış el yazmasını bana verdiği için Rıza Hacavi’nin oğluna ve buna aracılık eden B. Dehgan’ı teşekkür ederim.

[10] S. Kuchekpour, Nehzat-i Cengel ve Oza-i Ferhengi ve İçtimai-yi Gilan ve Kezvin (Reşt, 1990).

[11] M. Ketabi, Kugek Han und die “Gangali-Bewegung,”Darstellung und Analyse derPersischenBewegungGangal, 1915-1921, Doktora Tezi, Heidelberg, 1972; S. Ravassani, Sowjet Republik Gilan, Die Sozialistische Bewegung im Iran seit 19 Jahrhundert bis 1922, Ph.D. diss., Berlin, 1971.

[12] İran İslam Cumhuriyeti liderlerinin ve meclis üyelerinin anma amaçlı konuşmalarına ek olarak Umid-i İnkılab ile Peyam-i İnkılab gazetelerinde Devrim Muhafızları üyelerinin makalelerine yer verildi. Bu noktada Tahran’da bulunan dışileri, içişleri ve savaş bakanlıklarının arşivlerinden istifade edilip edilmediğini bilmiyoruz. Bir de V. Şerifi müstear adıyla basılmış Vaktike Marksist-ha Tarih Minevisand (Tahran, 1979) ile Müslüman Avrupa Kültür Merkezi’nin bastığı Müderres Merd-i Mübariz, Mirza Küçük Han (Roma, 1982 [?]) isimli eserler var.

[13] Film, hareketin hikâyesini Ağustos 1918’de İngilizlerce mağlup edildiği güne dek aktarıyor. Bkz.: H. Banihashemi, “Pervende-yi yek serial—Çahar Sal-i Aval- i Nehzat-i Cengel,” Film 77 (1988): s. 52-60; “Cengeli Küçük filminin yönetmeniyle röportaj / ” Kayhan, 10 Mayıs 1988; Risalet, 2-3 Aralık 1987 ve 19 Ocak 1988.

[14] Bu bir yorum tabii. Birçok insana göre söz konusu kitap talihsizlikti. Yazarları Pehlevilerin akıbetini görememişti. Kitap, şahlık rejiminin yıkılması ve şahın ülkeden kaçması sonrası raflardaki yerini aldı.

[15] Documents of the Pahlavi Reign of Terror insan hakları ihlallerini rapor etmek için İran’ı ziyaret eden Avrupalı ve Amerikalı avukat ve gazetecilerin değerlendirmelerini içeriyordu.

[16] Cosroe Chaqueri, LVnion Sovietique et les Tentatives de Soviets en Iran (Paris, 1983).

[17] ABD’deki ulusal arşivde yapılan araştırmalar için Kennan İleri Rus Çalışmaları Enstitüsü, Woodrow Wilson Merkezi’nden bağış alındı.

[18] Bunlar İran-i Sor gazetesinin dört sayısını ve Krasni İran (Kızıl İran) dergisinin elli sayısını içeriyordu. İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin ikinci döneminde Gilan’da basılan, sadece Sovyetler Birliği’nde bulunan, İnkılab-i Sor (Kızıl Devrim) ve Cengel (1920-1921) gibi yayınların nüshalarını edinme konusunda ortaya koyduğum çabalar sonuçsuz kaldı.

0 Yorum: