Çeşitli
arşivlerde yapılan kapsamlı araştırmaları temel alan, farklı disiplinleri
içeren bu çalışmanın üç amacı var:
1.
Sovyet Rusya’nın teşviki ve yardımıyla Doğu’daki ilk “Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti olarak İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yol açan Cengeli
Hareketi’nin tarihini yeniden inşa etmeye çalışmak;
2.
Bu sovyet cumhuriyetinin ortadan kalkmasını isteyen devletlerin hizmetindekilerce
uydurulmuş “resmi tarih”inin farklı versiyonlarını analiz etmek;
3.
İran’ın ulusal kurtuluş hareketinin ve yenilgisine yol açan dış faktörlerin
içsel zayıflıklarını analiz etmek.
Bu
çalışmada amacım, mitolojik-ideolojik, kolektif bir hafızayı tarih bilinciyle
ikame etmek.
Cengeli
Hareketi, ilk olarak altmışların ortalarında, Ulusal Cephe liderlerinin politik
yetersizliği ve Tude partisinin Sovyet dış politikasına tümüyle boyun eğmesi
karşısında hayal kırıklığına uğrayan genç İranlı aydınların, demokrasiyi ve
ülkelerinin politik-ekonomik bağımsızlığını yeniden tesis etmek için diğer
mücadele yöntemlerine (bilhassa silahlı mücadeleye) giderek daha fazla yöneldikleri
dönemde ilgimi çekmişti. Ön bir çalışma yaparak, Mirza Küçük Han önderliğindeki
Cengeli Hareketi hakkında kısa bir makale kaleme aldım ve bunu sürgünde yaşayan
genç İranlı aydınlarca çıkartılan tek bağımsız dergide yayımladım.[1] Daha
sonra, aramızdan ayrılmış olan Profesör Georges Haupt ile Profesör Alexandre
Bennigsen[2] ile doktora tezim üzerinde çalışırken bu hareketin incelenmesine
devam ettim. O zamandan beri, bu harekete olan ilgim, ilk araştırmaların
yarattığı düşünsel dinamizm sayesinde diri kaldı.
Yetmişlerin
sonlarında bu çalışmanın ilk taslağını yazdığımda, elimizde İbrahim Fahrai[3]
ve Mustafa Şuaiyan’ın[4] kaleme aldığı iki Farsça eser vardı. Hareketin
liderinin sekreteri tarafından derlenen ve gerçeğe dayalı anlatım olduğu iddia
edilen ilk eser, önemli eksiklikler ve ideolojik eğilimlerle maluldü. Daha
sonraki araştırmalarım, Fahrai’nin elindeki malzemenin çoğunu, Yağikyan’ın makaleleri
gibi muhtelif kaynaklardan, kaynak belirtmeden topladığını gösterdi. İkinci
eser, solun kendi şahsına münhasır bir devrimci militanınca kaleme alınmıştı ve
Cengeli Hareketi'nin uzun ve yoruma dayalı bir analizini içeriyordu. Her iki kitap
da temelde hareketi savunuyor, Sovyet Rusya’yı, hareketin dağıtılmasında
oynadığı rol sebebiyle, şiddetle eleştiriyordu.
Bu
noktada bilgi yekûnuna eklenen diğer eserlerden de bahsetmek gerek: ilki, Grigor
Yağikyan’ın yazılarından oluşan Şovravi ve Cortbeş-i Cengel[5]. Diğer
iki önemli kitap: harekette önder konumunda olan, Küçük Han’ın yeğeni Mirza
İsmail Han’ın Cengeli hareketiyle ilgili anıları ve genç işbirlikçilerinden
biri olan M. H. Saburi-Daylrmi'nin anıları.[6]
Her
ne kadar Pehlevi rejiminin yıkılışı sonrası yayımlanmış olsalar da, hiçbiri,
dönemin tam bir anlatımını sunmamaktadır. Saburi’nin eseri, Küçük Han’ın
Bolşeviklerle imzaladıkları anlaşmayla sona ermektedir. (Bu açıdan, daha sonra
ele alınacak olan, İhsan’ın kaleme aldığı, aynı zamanda sona eren, Sovyetler
Birliği’nde yayınlanmış anılarını akla getiriyor.)[7] Saburi’nin çocukları,
babalarının anılarını yazmayı asla bitirmediğini, “1942 Eylül’ünden sonra
çocuklarından bazılarının toplumsal faaliyetleri”[8] neticesinde, 1949 ve 1954’teki
iki kitap yakma olayında bazı “yararlı ve belgelenmiş notlar”ın kaybolduğunu
belirtiyorlar.
Çalışmam
tamamlanmaya yaklaşırken bana ulaşan bir diğer önemli el yazması ise, önce
Mirza Küçük Han ile işbirliği yapan ancak daha sonra ondan ayrılıp
faaliyetlerine onun komünist rakipleriyle devam eden Rıza Hacavi’nin yayımlanmamış
anılarıydı. Hacavi’nin anıları, Cengeli liderinden koptuktan sonra komünist cenahta
neler olup bittiğine dair birkaç ipucu veriyor.[9]
Küçük
Han’la birlikte hareket eden isimlerden S. Küçükpur’un anıları[10] ise bu
çalışma tamamlandıktan sonra yayımlandı. Külliyata yeni bir katkı sunmasa da,
içerdiği bazı tamamlayıcı bilgilerden faydalandım. Önemli olduğunu kanıtlayan
bir diğer kaynak ise, İran’daki Marksist Hınçak partisine mensup bir Ermeni’nin
Zenk (1919-1921) dergisinde çıkan bir dizi makalesi.
Bu
hareketle ilgili olarak Almancada iki önemli çalışma yayımlandı.[11] İlki, Küçük
Han’ın “iyiliğini” ve “vatanseverliğini” kanıtlamayı amaçlarken; ikincisi,
Stalinist tarih yazımına bağlı kaynaklara dayanarak, radikal komünist
Sultanzade yönetimindeki İran Komünist Partisi’ni itibarsızlaştırmayı ve “ılımlı”
Haydar Han ile Küçük Han’ı kusursuz, gerçek ve bilge devrimciler olarak
savunmayı hedefliyor. Bu nedenle, her iki çalışma da alabildiğine ideolojik
olmakla birlikte, tarihsel anlatılar olarak çok eksikler. Birincil kaynakların
çoğunun bu harekete yönelik Sovyet müdahalesi konusunda sessiz kaldıklarını
vurgulamak gerek (Fahrai’nin bu konuya ilişkin, günümüze ait gazetelerde
yayınlanmış olması gereken birkaç önemli belgesinin bu sessizliği bozduğunu
söylemeliyiz).
Bu
arada, bilhassa İran İslam Cumhuriyeti’nde bünyesinde yer alan, ideolojinin
motive ettiği, mevzuya olgu ve analiz düzleminde yaklaşmayan gruplar[12] elimizdeki
bilgi yekûnuna zerre katkı sunmadılar. Anlaşılabileceği üzere, İslam
Cumhuriyeti, Cengeli Hareketi’nin devrimci mirasına sahip çıkmış, hatta hareketin
lideri Mirza Küçük Han’ın anısına hatıra pulu basmıştır. Ayrıca, “devrimci
molla”nın anısını onurlandırmak için resmi makamların onayını alan bir
televizyon filmi çekilmiştir.[13] Neticede İran, her zamanki gibi tarihi gene mitolojiye
dönüştürmüş, böylece onu gerçekliğinden mahrum bırakmış, eleştirel
değerlendirmesini daha da zorlaştırmıştır.
Yirmi
yılı aşkın süredir kapsamlı ve titiz bir araştırma yapmama rağmen, çeşitli
nedenlerden dolayı, bu hareketin eksiksiz bir resmini sunduğum iddiasında
değilim. Hareketin veya önde gelen katılımcılarının anılarının gerçek
kayıtlarından çok azı günümüze ulaşmıştır, bilhassa Sovyetler Birliği’nde
günümüze ulaşanlar, ideolojiyi ve devletin çıkarlarını savunma ihtiyacı göz
önüne alındığında, kıskançlıkla korunmuştur. İlk el yazmasını tamamladıktan
sonra daha fazla araştırma yapmaya çalıştım, ancak birçok kaynağa erişemedim,
bu eksiklik çabalarıma mani oldu. (Bu önsözün son notunda ve sonsözde izah
edildiği üzere, hâlâ erişilemeyen temel kaynaklar arasında Tahran, Moskova ve
Bakû’deki resmi İran ve Sovyet arşivleri bulunmaktadır.) Dahası, bilinen
kaynaklardaki çelişkili bilgiler, işi daha da karmaşık hale getirmektedir. Gelecekte
tarihçiler bu sorunları çözene kadar, önemli konulara ilişkin tüm açıklamaları,
hatta çelişkili olanları bile sunmaya karar verdim.
Bu
el yazmasının Fransızca olan önceki bir versiyonu, 1983 yılında Hoover
Enstitüsü Yayınevi’nce reddedilmişti. Bana iki cevap iletildi. Biri, kurumun “kısıtlı
programı ve sınırlı bütçesi”ni gerekçe gösterirken, diğeri de sunulan “olumlu” rapora
rağmen, kitabın uzman elinden çıkmışlığı ve “eserin bir pazardan yoksun olması”
sebebiyle reddedildiğini söylüyordu. Ancak el yazmasıyla birlikte yanlışlıkla
geri gönderilen tam rapor, gerçek nedeni ortaya koyuyordu. Bu neden, İranoloji’nin
ideolojik niteliğiyle yakından alakalıydı.
Hoover
Enstitüsü’nde kitabı okuyanlar, “Cengeli Hareketi”nin “yirminci yüzyılda İran’da
ortaya çıkan devrimci hareketleri ele alan akademik çalışmalarda büyük bir
eksiklik” olduğunu kabul ediyor, el yazmasının “Farsça, Rusça, İngilizce ve
Fransızca dillerinde hem birincil hem de ikincil kaynaklar kullanılarak kaleme
alındığını, sağlam bir araştırmanın ürünü olduğunu, zengin bir belge
birikiminden beslendiğini, notlarla desteklendiğini” söylüyordu. “Yazar
tarafından daha önce ele alınmamış birçok materyal ortaya çıkarılmış ve
kullanılmıştır” diyen yayınevi editörleri, “metindeki bazı yorumların, atıfların
ve çıkarımların Fransız solcularının üslubuyla kaleme alınmış, İran solcusuna
has bakış açısıyla takdim edilmiş olmasından rahatsız olmuşlardı. Dahası,
“yazarın diğer yayınlarının konuları, solcuların politik görüşlerini ve
faaliyetlerini yansıtmakta”ydı. Rapor, buradan şu sonuca varıyordu:
“1979 yılında Hoover
Enstitüsü, Pehleviler Dönemi’nde İran başlığı altında modern İran
üzerine önemli bir çalışma yayımladı. Bu kitap, Pehlevi döneminin olumlu
yönlerinin olumsuz yönlerinden daha ağır bastığını göstermeye çalışıyor.[14]
Bay Şakiri, merkezi Almanya’da bulunan İran Öğrenci Konfederasyonu’nun sekreteri
ve Pehlevilerin Terör Dönemine Ait Belgeler çalışmasının editörlerinden
biri olarak Pehlevi rejimini yıkma amaçlı mücadelede aktif olarak yer aldı.[15]
Bu gerçeklerim söz konusu el yazmasının yayımlanmasıyla bir alakasının bulunmadığını
söyleyenler olabilir ama ben gene de bu hususları dile getirmem gerektiğini
düşündüm.”
Tarihsel
nesnellik konusunda belirlenen bu türden bir ölçüt karşısında kimse, Stalinist
tarih okulunu yaptıklarından ötürü eleştiremez.
Daha
sonra, Fransız Ulusal Radyosu’nun kültür programı olan France Culture
tarafından, Profesör Bennigsen aracılığıyla, Cengeli Hareketi liderini “Tarihte
Unutulmuş Adamlar”dan biri olarak ele alan üç saatlik bir dizi program
düzenlemem için bana ulaşıldı. Fransızca el yazması, daha sonra sınırlı sayıda
monografi olarak yayımlandı.[16] O zamandan beri, ABD ve İngiliz arşivlerinde
yapılan daha fazla sayıda araştırma, bu harekete epey ışık tuttu.[17]
Bu
çalışma, Stalin rejimi altında uzun süre unutulmuş ve kilit altında tutulmuş Cengeli
Hareketi ile ilgili birkaç gazeteyi alabildiğim için, Glasnost’tan da istifade
etmiştir.[18]
Bu
çalışmada, “İran” ve “Pers” terimleri, birbirinin yerine kullanılıyor, zira
İkinci Dünya Savaşı’na dek neredeyse tüm yabancı kaynaklar “Pers” kelimesini
kullanıyordu. Karışıklığı önlemek için, Cengeli lideri Mirza Küçük Han’ın adını
hem kendi anlatımımda hem de alıntılarda bütün olarak dillendiriyorum.
Son
olarak, kendi geçmişimden bahsetmeliyim. Tercihleri olmadığını iddia
eden herkes, yalnızca “bilim” veya “bilimsel nesnellik” perdesinin arkasına saklanırlar. Güçlü bir
mistik eğilime ve hayırsever
bir bakış açısına sahip, çeşitli etnik kökenlerden
gelen Müslüman bir
ailede doğdum. On yedi yaşıma dek Tahran’da yaşadım, ardından ABD’ye, daha sonra Avrupa’ya taşındım. Burada
Fransa, İngiltere, İtalya ve
Almanya’da eğitim gördüm.
Ebeveynlerimin düşünsel yönelim konusunda gösterdikleri o alışılmadık hoşgörü
sayesinde lise yıllarımda, etkilenmeye müsait bir yaşta, “siyasetle” ilgilenme
imkânı buldum. Bana vatanseverliği, hoşgörüyü ve demokratik değerleri öğreten
Dr. Musaddık’ı destekledim. İran’da ilk başta aldığım hümanist eğitim, hem evde
hem de Musaddık’ın siyaset yaklaşımının hâkim olduğu bir toplumda, Batılı
demokratik eğitim, bilimsel çıraklık ve incelik, sosyalist aydınlanma ve
bilgelik tarafından daha da güçlendirildi ve niteliksel olarak geliştirildi.
Teolojik spekülasyonlara nadiren katıldığım için, erken yaşta “şüphe yok”
ilkesini hayatımın mottosu olarak benimsedim.
Şahın
diktatörlüğüne ve dinci despotizme karşı uzun süredir devam eden muhalefetim,
otuz altı yılı aşkın süredir sürgünde yaşadığım aşırı maddi ve psikolojik
zorluklara yol açmış olsa da, hakikat ve adalet arayışımda beni nadiren
cesaretsizliğe sürükledi. Batı’da (istisnalar hariç) sosyal adaletsizliğin,
demokratik hakların ihlalinin ve insani duyarsızlığın gözlemlenmesi, beni hayal
kırıklığına uğratmak yerine, bu ideallerin peşindeki kararlılığımı güçlendirdi.
İran’a has Maniheist zihniyetimi oldukça erken bir dönemde terk ettiğim için,
adalet duygumu ve insanlık onurumu ihlal edecek tavizler vermekten bilinçli
olarak kaçındım. Bu nedenle, bana ve görüşlerime karşı çıkanların demokratik
haklarını, onlarla politik zeminde mücadele ettiğim kadar güçlü bir şekilde
savundum. Kısacası, her zaman kendi küçük çıkarlarımı korumak yerine, acı
gerçeği söylemeyi tercih ettim, bu da ikiyüzlü bir duruş sergilemek, hem
kişisel hem de akademik açıdan sahte ve “uyumlu” ilişkiler kurmak anlamına
gelirdi.
Kral
Lear’ın soytarısının ya da İranlı muadili Behlül’ün dürüstlüğünü, gemiyi
sallamaktan korkarak toplumun iyiliğini dar çıkarların büyük sunağında feda
eden “bilge”nin uzlaşmacılığına tercih ederim.
Son
Not: Ağustos 1993
Pittsburgh
Üniversitesi Yayınları bu kitabı Rusya ve artık feshedilmiş olan SSCB’nin diğer
cumhuriyetlerinde yaşanan olağanüstü olaylarla aynı zamanda yayımladı.
Birdenbire, kendimi Komintern arşivlerine ve İran Komünist Partisi arşivlerine erişme
şansına sahip olduğum, kelimenin tam anlamıyla fantastik bir durumla karşı
karşıya buldum.
Bu
arşivlere kısa da olsa bir ziyaret gerçekleştirmenin karşı konulmaz güçlüğüyle
yüzleşme fırsatı kaçırılamayacak bir fırsattı. Cengeli Hareketi ve İran
Komünist Partisi’ne ait değerli belgeler içeren çok sayıda dosyayla karşılaştım.
Bu iki arşivin yöneticileri ve personeli, ilgili belgeleri bana hızla sağlamak
için ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Ancak, sanki “tarihin laneti”
gibi, bu belgeleri içeren mikrofilmlerin bir kısmı postada kayboldu, bu da
bunların incelenmesi ve muhtemelen nihai el yazmasına entegre edilmesi görevini
daha da geciktirdi. Ne yazık ki, bu işin ağır olduğu zamanla görüldü.
Belgelerin
hızlı bir şekilde incelenmesi neticesinde, el yazmasının genel çerçevesinin ve
sonucunun doğru olduğu görüldüğünden, okurun Cengeli Hareketi ve onun geçici
ittifak kurduğu Sovyetler’e/komünist harekete dair ek bilgi edinebileceği bir
sonsöz yazmaya karar verdim. Yeni edinilen belgelerin daha ayrıntılı bir
analizi, İran Komünist Partisi’nin tarihi üzerine yazdığım Victims of Faith:
Iranian Communists and Soviet Russia, 1917-1940 [“İnancın Kurbanları: 1917-1940
Arası Dönemde İranlı Komünistler ve Sovyet Rusya”] adlı kitabıma dâhil
edilecektir.
Hüsrev Şakiri
[Kaynak: Birth of the Travma: The Soviet Socialist Republic of Iran, 1920-1921, University of Pittsburgh Press, 1995, s. xix-xxiii.]
Dipnotlar:
[1] Cosroe Chaqueri [Hüsrev Şakiri], “Conbeş-i Cengel, Nahostin İkdam-i
Partizai-yi Muasir dar İran” (“Cengeli Hareketi, Günümüz İran’ında İlk Partizan
Hareket”) Name-yi Persi 1 (1968), yayınyayan: İran Öğrenci
Konfederasyonu (Ulusal Birlik). Bu makale, İran’da Pehlevi devletinde birer
ideolojik araç olarak iş gören tarih anlatılarını eleştirmenin yanında İran’daki
kurtuluş hareketini kendi amaçları doğrultusunda kullandığı için Sovyetler’in
dış politikasını eleştirel değerlendirmeye tabi tutuyor. Konfederasyonun Aralık
1968’de Köln’de düzenlediği kongresinde makaleye Tude ve Maoist eğilimler dâhil
tüm Stalinist kanat saldırmıştı.
[2]
Cosroe Chaqueri, Le Parti Communiste Iranien, Genese, Developpementet Fin,
1916-1932, Universite de Paris (III), Sorbonne Nouvelle, 1980.
[3]
Ebrahim Fakhra’i, Serdar-i Cengel, 4. Baskı (Taheran, 1972).
[4]
Mostafa Sho‘a‘iyan, A Glance at the Relations between the Jangali
Revolutionary Movement and the USSR (Florence, 1976).
[5]
Grigor Yaghikian, Şovravi ve Conbeş-i Cengel, yayına hz.: B. Dehgan (Tahran,
1984).
[6]
Mirza Ismail Khan Jangali, Kıyam-i Cengel, Yaddeşt-ha-yi Mirza İsmail Cengeli
[Hatırat], yayına hz.: ve takdim eden: E. Ra’in (Tahran, 1978); M. H.
Sabouri-Dailami, Nigahi ez Darun beh İnkılab-i Musallahane-yi Cengel (Tahran,
1979), yayınlayan: Sohrab Saburi Daylemi, yazarın oğlu ve 1954 yazında
dağıtılan, Tude’ye bağlı silahlı örgütün eski üyesi. Sohrab Saburi on beş yıl
ağır hapis cezasına çarptırıldı. Bkz.: Military Governor of Teheran, Kitab-i
Siyah (SAVAK, 1955), s. 358.
[7]
Ehsanollah Khan [Dustdar], “Revolutionary and National Movement in Persia,
1914-1917, Memoirs of a Contemporary Witness,” Novyi Vostok, pt. 1, nos.
23-24, (1928); pt. 2, nos. 26-27 (1929); pt. 3, no. 29 (1929); Rusça.
[8]
Saburi’nin notları Bolşeviklerin sürece dâhil olmasından önce “kitap yakma”
olaylarından sağ kurtuldu da sonraki döneme dair notlar ortadan kayboldu? Saburi,
Sovyetler’in çocuklarına bir şey yapacağından mı korkmuştu? Gençken Tude üyesi
olan varisleri kendilerini mi korumuşlardı? Bu sorular, güvensizliğin tarihsel
hakikatin düşmanı olduğu bir toplumu incelemedeki güçlüğe işaret ediyorlar.
[9]
Basılmamış el yazmasını bana verdiği için Rıza Hacavi’nin oğluna ve buna
aracılık eden B. Dehgan’ı teşekkür ederim.
[10]
S. Kuchekpour, Nehzat-i Cengel ve Oza-i Ferhengi ve İçtimai-yi Gilan ve Kezvin
(Reşt, 1990).
[11]
M. Ketabi, Kugek Han und die “Gangali-Bewegung,”Darstellung und Analyse
derPersischenBewegungGangal, 1915-1921, Doktora Tezi, Heidelberg, 1972; S.
Ravassani, Sowjet Republik Gilan, Die Sozialistische Bewegung im Iran seit
19 Jahrhundert bis 1922, Ph.D. diss., Berlin, 1971.
[12]
İran İslam Cumhuriyeti liderlerinin ve meclis üyelerinin anma amaçlı
konuşmalarına ek olarak Umid-i İnkılab ile Peyam-i İnkılab
gazetelerinde Devrim Muhafızları üyelerinin makalelerine yer verildi. Bu
noktada Tahran’da bulunan dışileri, içişleri ve savaş bakanlıklarının
arşivlerinden istifade edilip edilmediğini bilmiyoruz. Bir de V. Şerifi müstear
adıyla basılmış Vaktike Marksist-ha Tarih Minevisand (Tahran, 1979) ile Müslüman
Avrupa Kültür Merkezi’nin bastığı Müderres Merd-i Mübariz, Mirza Küçük Han (Roma,
1982 [?]) isimli eserler var.
[13]
Film, hareketin hikâyesini Ağustos 1918’de İngilizlerce mağlup edildiği güne
dek aktarıyor. Bkz.: H. Banihashemi, “Pervende-yi yek serial—Çahar Sal-i Aval-
i Nehzat-i Cengel,” Film 77 (1988): s. 52-60; “Cengeli Küçük filminin
yönetmeniyle röportaj / ” Kayhan, 10 Mayıs 1988; Risalet, 2-3
Aralık 1987 ve 19 Ocak 1988.
[14]
Bu bir yorum tabii. Birçok insana göre söz konusu kitap talihsizlikti. Yazarları
Pehlevilerin akıbetini görememişti. Kitap, şahlık rejiminin yıkılması ve şahın
ülkeden kaçması sonrası raflardaki yerini aldı.
[15]
Documents of the Pahlavi Reign of Terror insan hakları ihlallerini rapor
etmek için İran’ı ziyaret eden Avrupalı ve Amerikalı avukat ve gazetecilerin
değerlendirmelerini içeriyordu.
[16]
Cosroe Chaqueri, LVnion Sovietique et les Tentatives de Soviets en Iran (Paris,
1983).
[17]
ABD’deki ulusal arşivde yapılan araştırmalar için Kennan İleri Rus Çalışmaları
Enstitüsü, Woodrow Wilson Merkezi’nden bağış alındı.
[18] Bunlar İran-i Sor gazetesinin dört sayısını ve Krasni İran (Kızıl İran) dergisinin elli sayısını içeriyordu. İran Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin ikinci döneminde Gilan’da basılan, sadece Sovyetler Birliği’nde bulunan, İnkılab-i Sor (Kızıl Devrim) ve Cengel (1920-1921) gibi yayınların nüshalarını edinme konusunda ortaya koyduğum çabalar sonuçsuz kaldı.


0 Yorum:
Yorum Gönder