Ekim Devrimi ve İngiltere’nin Ülkeye Tümden Hâkim Olma Çabası
İngiltere:
Yeni Baş Düşman
Çarlık
rejiminin ve Kerenski hükümetinin yıkılmasıyla birlikte oluşan boşluk, kısa
süre sonra İran’da İngiliz nüfuzunun artmasına yol açtı.
1.
Çarlık rejiminin ortadan kalkması, İngilizlerin politik ve ticari çıkarlarını
desteklemek için yeni fırsatlara kapı açarak ülkenin eşi benzeri görülmemiş bir
biçimde ele geçirilmesine sebep oldu.[1]
2.
Bir yandan İngiltere’nin “en kıymetli sömürgesi” olarak Hindistan’a yönelik
Sovyet tehdidi, diğer yandan da İran üzerinden (hâlâ uzak bir ihtimal olsa da)
Sovyetler’in Basra Körfezi’ne ulaşma ihtimali, İngiltere’nin Batı Asya ve Kuzey
Afrika’daki sağlam konumunu zayıflatma riski barındırıyordu. Bütün bunlar,
savaş neticesinde elde edilmiş olan zaferlerin pekiştirilmesini gerektiriyordu.
3.
İngilizler, özellikle İran sınırının hemen kuzeyindeki petrol zengini Bakû
bölgesinde, Kafkasya’daki Çarlık etkisinin yerini almak istediklerine dair açık
işaretler gösterdiler.
4.
Rus emperyalizmine bağımlı olan ve artık “politik açıdan yetim kalan” yönetici
elit kesim, umutsuzca İngiliz vesayetinin peşine düşmüştü.
Bu
gelişmeler ışığında, Kerenski hükümetinin yıkılışı sonrasında bile İngiliz
kuvvetlerinin İran’daki varlığının devam etmesi, Çarlık generalleri Baratov ve
Biçerahov ile işbirliği yapmaları, İranlılar, bilhassa Cengeli hareketince
İngiltere’nin İran’a ve bölgedeki işlere hükmetme arzusunun bir işareti olarak
algılandı. İngilizlerin Kuzey’deki Cengeli Hareketi ile olan ilgisi, özellikle
Rus birliklerinin ayrılmasının duyurulmasından sonra, İran'da üstlenmeyi
planladıkları rolü inkâr edilemez bir şekilde ortaya koyuyordu.[2]
Bu
yeni İngiliz duruşunun göze çarpan bir yönü de, Güney İran Piyade Birliği’ne ek
olarak, kuzey İran için de benzer bir güç oluşturmalarıydı. Böylece İngiliz
yanlısı Rad gazetesi, Ocak 1918’de Fransız, İngiliz ve ABD
hükümetlerinin, “kendi tebaalarını koruma bahanesiyle, ‘Kuzey Polisi’ olarak
adlandırılacak 4.000 kişilik bir güç toplamayı planladıklarını” bildirdi. Üç
hükümetin masrafları üstlendiği süreçte çoğunluğu Ermeni olan çok sayıda adam, zaten
silah altına alınmıştı. Fransız ve İngiliz subaylar eğitim için çoktan
gelmişti.[3] Bu, o kadar açık bir ihlaldi ki, İran Dışişleri Bakanlığı, İtilaf
devletlerine sert bir protestoda bulundu. Bu protesto, İran’ın egemenliğine ve
toprak bütünlüğüne bağlılıklarını yeniden teyit eden Amerikalılardan hemen bir
ret cevabı aldı.[4] Ancak İngilizler protesto karşısında yılmadı ve bu süreç,
savaşın sonuna kadar devam etti.[5] 18 Ağustos 1918’de İran gazetesi, “Kazvin,
Zencan ve Garrus civarında İngiliz liderliğindeki bir askeri güçle çatışma
yaşandığını” duyurdu.
Cengelilerin
bu gelişmelere yönelik tepkisi, bizzat çıkarttıkları Cengel gazetesinde
hemen karşılık budu. Daha sonra, Gilan’daki ilk Bolşevik Devrim Komitesi, Rus askerlerini
bölgeden çıkmaya zorlayamayınca, Cengeliler, “İran’ın çaresiz halkının
feryatları”nı dile getirerek, Rusya’daki yeni Bolşevik rejimini Rus
birliklerinin varlığına karşı gevşek davranmamaları konusunda uyardılar.[6] Rus
güçlerinin İran’da ne kadar uzun süre kalırsa, bölgede İngilizlerin kendi
emelleri doğrultusunda mevzi elde etmelerine o kadar katkı sunacakları konusunda
uyarıda bulundular.[7] “Yeni Rus demokrasisi”nin Rus askerlerini geri çekme
sözünü tutacağını umarak, Moskova’nın yeni yöneticilerine “kurnaz ve bencil”
İngilizlerin kararlaştırılan tahliyeyi engellemek için ellerinden gelen her
şeyi yapacaklarını söylediler.[8] Küçük Han, ayrıca Gilan’daki Rus
komutanlarına, birliklerinin halka karşı kötü davranışlarda bulunmalarını
yasaklayan bir ültimatom gönderdi.[9]
Cengeliler,
Rus Devrim Komitesi’ni başka bir nedenle de çağırmışlardı: Batı İran’da Rus
askerlerince işlenen vahşetler. Örneğin, Hamedan çarşısının yağmalanmasıyla
ilgili haberler Reşt’e ulaştığı vakit Cengeliler, Ruslara, birliklerinin Reşt’i
yağmalamaya veya düzeni bozmaya kalkışmaları halinde “kendilerine derhal
saldıracaklarını” bildirdiler. Neticede 8 Şubat 1918’de Reşt’teki Rus
konsolosluğunda yapılan bir toplantıda, komite temsilcileri, Cengeliler ve İran
hükümeti arasında karma bir milis gücü oluşturulması konusunda anlaşmaya
varıldı. Bu güç, on beş Cengeli ve on beş Rus askerinden oluşacak, her iki
taraftan birer subayın komutasında hareket edecek, masrafları Cengelilerce
karşılanacak, Sipahdar’ın evinde konuşlandırılacaktı.[10]
Kısa
süre sonra Cengelilerin etkisi altına giren milislerin sayıları ve
sorumlulukları çok hızlı bir şekilde arttı.[11] İlk icraatlarından biri, Çar yanlısı
Albay Barumodin’i İngilizler için İran’da hizmet etmek üzere gönüllüler
toplamaya çalıştığı için tutuklamak oldu.[12] Yaklaşık iki hafta sonra,
sayıları 200’e ulaşan, bu güçle Enzeli’deki Rus konsolos yardımcısını kovan
milisler, kendilerini resmi güç olarak tanımasını güvence altınacak belgeleri
imzalasın diye Reşt’teki Rus konsolosuna takdim ettiler.[13]
İngilizler,
birbiri ardı sıra yaşanan iki Rus devriminden sonra Cengelilerin iyileşen
durumundan ve Rus askerlerinin onlara karşı artan sempatisinden endişe
duyuyorlardı. Kısa vadede, Kafkasya’daki egemenliklerinin tehlikeye gireceğini
düşünüyorlardı. Uzun vadede ise, Cengelilerin önderliğinde, Tahran’da kurulacak
vatansever bir hükümetin Bolşeviklerle ittifak kurabileceğinden, İngilizlerin
elindeki Hindistan için oluşturulmuş savunma hattını da İran’a tümüyle egemen
olma halini de tehlikeye atabileceğinden korkuyorlardı. Bu anlamda İngilizler,
iki seçenekle karşı karşıya kaldılar: ya Cengeli Hareketi’ni daha başlangıçta
ezeceklerdi ya da onlarla bir anlaşmaya vararak, İran’ın başındaki
siyasetçilerin geri kalanı gibi onları da kendi etkileri altına alacaklardı.
Daha
önce belirtildiği gibi, Cengeli programında sakıncalı bir şey bulmayan Kazvin’deki
İngiliz siyasi komiseri Maclaren, Cengelilerle bir anlaşma konusunda “nabız
yoklama”nın bir sakıncası olmadığını düşündü.[14] Ancak, ihtiyatlı davrandı ve
önce Cengelilerce atanmış olan Reşt valisi Emir Eşayer’e Küçük Han ile bir
görüşmek için başvurdu. Sonra bu fikirden vazgeçti.[15] İki Cengeli temsilcisi,
İzzetullah ile Mir Mansur, ona Cengelilerin İngilizlere güvenmediklerini
söyledi.[16] İzzetullah aslında Amerikalı misyoner Davidson Frame’in
düzenlediği toplantıda Kaptan Goldsmith’e de aynı şeyi söylemişti. Bu
toplantıda, sıradan bir ulaştırma subayı gibi davranan İngiliz yüzbaşısı İzzetullah’a,
“İngiltere’nin İslam’I her daim korumaya hazır olduğunu, içinde diğer tüm devletlerden
daha fazla Müslümanı barındırdığını, Mekke Şerifi’nin Türklerin karşısında
konum aldığını, İngiltere’nin İran’a dostluk ve yardım elini uzatmak istediğini”
söyleyerek onu ikna etmeye çalıştı. Devamında aynı yüzbaşı, İngiltere’nin İran’ın
tarafsızlığına saygı duymaya hazır olduğunu, Güney İran Piyade Birliği’nin “yolları
korumaktan başka hiçbir şey için kullanılmayacağını” söyledi. Ayrıca Cengeli
lideriyle görüşme arzusunu yineledi. İzzetullah ise “nezaketle tanımlı bir
kayıtsızlık, İngiltere’ye karşı devam eden düşmanlık ve şüphe” ile tanımlı
tavrını sürdürdü. Özellikle yüzbaşının ülkenin on yıllık tarihini İranlıların
bildiği gibi değil de Londra’nın gözüyle tasvir etmeye çalışması sebebiyle
İngilizlerin samimiyetinden şüphe duydu.[17]
Bu
arada, İngilizlerin Hazar bölgesine hâkim olma çabalarını hükümsüz kılmak adına
Cengeliler bir dizi önlem aldılar.[18] Artan İngiliz karşıtı propagandanın yanı
sıra, İngiliz mallarına ve İngilizlere ait İran İmparatorluk Bankası’na (IBP) yönelik
boykot eylemini başlattılar. “Halktan ve tüccarlardan İran İmparatorluk Bankası’na
ait banknotları kabul etmemelerini, bankayla tüm ticari ilişkilerini
kesmelerini” istediler. Neticede tüccarlar, “İngiliz yanlısı görülme korkusu”yla
paralarını İngiliz bankasından gümüş kranlar halinde çektiler. Bankanın
likiditesine yönelik bu hücum, Reşt’teki IBP şubesinin Tahran ofisinden “gerektiğinde
tüm borçları karşılamak için mümkün olduğunca çok para göndermesini” istemesine
yol açtı.
Mart
1918’in ilk haftasında, milisler bankanın müdürü Binbaşı R. S. Oakshott’ı
tutukladılar, zira müdür banka yöneticiliği haricinde başka görevleri de ifa
eden bir isimdi.[19] Hemen ardından, Reşt’te bulunan ofisinden bölgedeki
İngiliz planlarının uygulandığı süreci yöneten Konsolos Maclaren da,
personeline müşterilere ödeme yapmayı reddetmelerini ve bankayı kapatmalarını
emrettiği için tutuklandı. Bu durum, bilhassa Gilan’daki iş dünyasını
öfkelendirdi.[20]
Ama
Cengelilerin şüpheleri yersiz değildi. 18 Mart 1918’de, Kafkasya’dan dönüşünde
İngiliz istihbarat subayı Yüzbaşı E. Noel da tutuklandı. Noel, Tahran’daki
İngiliz bakanı Marling tarafından Bakû’ye keşif görevi için gönderilmişti.[21]
Kendi anlatımına göre, “Bakû’deki durum, Kazvin’deki General Dunsterville ile
görüşmesini gerekli kılmıştı.”[22] Noel’in Bakû bölgesinde yaşanan ve şiddetli
seyreden iç savaşla bağlantılı olarak ifa ettiği görev, Cengeliler açısından,
İngilizlerin hem Kuzey İran’da hem de Kafkasya’da nüfuz alanlarını genişletme
planlarının canlı bir kanıtıydı. On yıl sonra, Tuğgeneral F. J. Moberly bu
korkuları teyit edecek cümleler dile getiriyordu:
“Bolşeviklerin iktidarı
ele geçirmesinden sonra, onların İran’a sızmalarına mani olmak için Rus
askerlerinden oluşan bir gücün örgütlenmesi yönünde muhtelif adımlar atıldı.
Güven duymadığımız Rus askerleri ülkeden çıkarıldı, Baratov, İngiliz parasıyla,
sadık unsurlardan oluşan bir birlik kurmaya çalıştı. Ona yardım etmek için,
Mezopotamya’da İngilizlerle birlikte savaşmış bir Rus subayı olan Biçerahov,
Ocak 1918 başlarında Kirmanşah’a geldi.”[23]
Moberly
ayrıca, Bolşevik asker sovyetleriyle işbirliği içinde Enzeli limanının
kontrolünü ele geçiren Cengelilerin, “İran’da İngilizlerin atacağı tüm adımlara
güç kullanarak karşı koymaya kararlı olduklarını” dile getirmekteydi.[24]
Bu
direniş karşısında, aşırı bir Bolşevik karşıtı olan General Biçerahov, Bakû’deki
Bolşevikleri aldatmak için İngilizlerle işbirliği yaptı. Kasım 1917’de Bakû
Sovyeti’nin Ermeni Stepan Şaumyan önderliğinde kurulmasından beri rakiplerini
kuşatma konusunda elde ettikleri anlık başarılara rağmen, Bolşevikler,
iktidarlarını sağlamlaştıramamışlardı. 1918 baharında Enzeli’deki askerleri sovyetinin
lideri Çiliapin, onları Biçerahov’un Sovyet rejimine bağlılık beyanını kabul
etmeye ikna etti.[25] Bravin’in görevden almak için büyük çaba sarf ettiği
Tahran’daki Çar yanlısı bakan von Etter’in Mayıs 1918 tarihli bir raporu,
Çiliapin’in faaliyetlerine bir miktar ışık tutuyor:
“Yürütme ve
Askeri-Devrimci Komite birleşti. İkincisinin başkanı Çiliapin, Bakû üzerinden
en yüksek yetkilere sahip isimdir. [...] Albay Biçerahov’un ilerleyişi üzerine
Bolşevikler, Enzeli’yi terk etmeyi planlamışlardı, ancak daha sonra ilişkiler
düzelince Biçerahov, Bakinsky [Şaumyan] Hükümeti’ni tanıdı, hatta Bakû’den
Kızıl Ordu’ya bağlı bir birlik ona yardıma geldi.”[26]
İngiliz
siyasi komiseri Clutterbuck, 10 Mayıs 1918 tarihli gizli bir raporunda bu
değerlendirmeyi kabul ediyor:
“Bolşevikler,
Pan-İslamcılığın yayılmasından çok endişe duyuyorlar, Küçük Han’ı
Alman-Pan-İslamcı koalisyonunun bir aracı ve düşmanları olarak gördüklerini
resmen açıkladılar.[27] Bakû Sovyeti, Biçerahov’dan Bakû-Gilan cephesinin
kontrolünü üstlenmesini istedi. Kabul etmesi halinde tüm kaynaklarını ve
güçlerini onun emrine vereceklerdi. Biçerahov teklifi kabul etti, ancak İngiliz
yardımının gerekliliğine yaptı, ayrıca Sovyetler’in Enzeli’nin İngiliz işgaline
ve İngiliz birliklerinin Kafkasya’ya gelişine onay vermesi gerektiğini söyledi.”[28]
Aynı
İngiliz subayı, sevinçle şunları yazıyordu:
“Kafkasya’daki ve Hazar
çevresindeki tüm sovyetler bu projeye dâhil olduklarına göre, Tatarların
Pan-İslamcı partisini bu bölgelerde bize karşı kışkırtabiliriz, böylece Biçerahov’un
ilerlemesine izin verilir verilmez Kafkasya’ya karşı koyulmadan ilerleyebilir,
Hazar’ın kontrolünü ele geçirebiliriz.”[29]
Bakû'deki
Sovyet hükümeti teklife neredeyse hemen onay verdi. Clutterbuck’ın raporunun yazıldığının
günün ertesi, Savaş Bakanlığı’na şu bilgi verildi:
“Sovyetler, İngilizlerin Enzeli’yi
işgal etmeleri talebi konusunda anlaşmaya vardılar. Ayrıca, İngiliz askeri
heyetinin Kafkasya’ya girmesine izin vermeye de hazırlar, ancak sivil
kıyafetlerle gitmelerini istiyorlar.”[30]
İngiltere’nin
hükümetlerini tanımayı reddetmesine rağmen, Bakû Bolşevikleri, “Biçerahov
tarafından eğitilmek üzere Enzeli’ye 5.000 adam göndermeyi öner”di. Kısa süre
sonra iki yüz adam geldi. İngilizler, tüm bunları “Küçük Han’a hem önden hem de
arkadan saldırmak” için altın bir fırsat olarak gördüler.[31]
Şaumyan
hükümetinin imzaladığı bu anlaşmanın bir diğer önemli sonucu da Moskova’nın
Tahran büyükelçisi Bravin’in çabalarını baltalaması oldu. Bravin, Küçük Han’ı
“devrimci” ve “İran’ın hürriyetinin savunucusu” olarak desteklerken, Biçerahov
ve Kazaklarını İngilizlerin “aşağılık paralı askerleri” ve “İran’ın hürriyetini
savunanların düşmanları” olarak görüp ağır bir dille eleştiriyordu.[32] Ekim Devrimi’nden
sonra yeni kurulan Bolşevik Komitesi’ne İngiliz karşıtı propaganda konusunda
yardımcı olmak için Petrograd’dan Gilan’a gelen propagandacıların da konumu
buydu.[33] Böylece hem Enzeli Devrim Komitesi hem de Şaumyan hükümeti, Bravin’in
Tahran’daki çalışmalarını sabote etti. Mayıs 1918 tarihli raporunda Bakan
Etter, Enzeli Komitesi’nin “Bravin’e karşı çok öfkeli” olduğunu da eklerken,
Clutterbuck şunları kaydetti: Biçerahov, Şaumyan’a hükümetinin “Bravin’den
kurtulması ve Etter ile misyonunu tanıması" gerektiğini şart koşmuştu. Şaumyan’ın
hükümeti, bu teklifi kabul etmiş, Bravin meselesini çözmek için özel bir elçi
göndermişti.[34] Bu, Bravin’in İran’da yaklaşık altı aydır yürüttüğü çalışmayı
sabote etmeye yönelik açık bir girişimdi.
İktidarının
içeriden kuşatıldığını düşünen Şaumyan, şimdi bir de bilhassa Türk ordusunun,
diğer yandan da İngilizlerin destekledikleri Ermeni Taşnak hareketinin olası
saldırısıyla, genel anlamda, harici rakiplerin aktif düşmanlığıyla karşı
karşıyaydı.[35]
Belirtildiği
gibi, Cengeliler, başta Biçerahov’un 10.000 ila 20.000 arasında olduğu tahmin
edilen güçlerinin kontrol ettikleri bölgeden geçmesine izin vermeyi
reddettiler.[36] Tabii Cengeliler, Biçerahov’un ve İngiliz müttefiklerinin
Kazvin’i elde tutmak, kendilerini ezmek ve Kazvin-Enzeli yolunu kontrol altına
almak gibi başlıkları içeren planlarından bihaberlerdi.[37] Sadece Rus
birliklerinin güney Kafkasya’ya yöneleceklerinden şüphe ediyorlardı. Ancak Biçerahov’un
operasyonlarına destek, sadece General Dunsterville tarafından önerilmekle
kalmadı, aynı zamanda Tahran’daki Marling de bu operasyonlara destek sundu.
Marling, Londra’daki Dışişleri Bakanlığı’na şu tavsiyede bulundu: “Biçerahov,
önümüzdeki birkaç hafta boyunca bize lazım. Askerlerinden kurtulana dek onun İran’da
kalması için kendisine para ödemeye değer.”[38]
Öte
yandan, Cengeliler, bilhassa İngilizlere ve Biçerahov’a yönelik güvenlerini
iyice yitirmişlerdi. Temsilcileri Hüseyin Ağa Kasmai ile Çarlık Generali
Baratov arasında, Cengelilerin ellerinde tuttukları İngiliz esirlerinin serbest
bırakılmaları karşılığında demokratik lider Süleyman Mirza İskenderi’nin
özgürlüğü ya da yargılanması ile ilgili yapılan görüşmeler sonuçsuz kalmıştı.[39]
İngilizler, İskenderi’nin adil bir biçimde yargılanmasını güvence altına almak
adına İranlı bir temsilcinin de hazır bulunduğu bir İngiliz-Rus mahkemesinin
Kazvin’de kurulması ve onun orada yargılanmasına ilişkin, Baratov’un da
desteklediği öneriyi reddetmişlerdi.[40] Ne var ki Enzeli’de faal olan,
Bolşeviklerin liderliğinde hareket eden asker sovyeti Cengelileri, Biçerahov’un
kuvvetlerinin Gilan’dan geçmelerine izin vermeye ikna etti. İran üzerine
çalışma yürüten Stalinist tarihçiler sonrasında bu kararla ilgili olarak
Cengelileri sorumlu tuttular. Eldeki kanıtlara rağmen, Küçük Han’ı Bakû Sovyeti’nin
düşüşüne katkıda bulunmakla suçladılar.[41]
Oysa
Cengelilerin verdikleri onay, Kafkasya’ya gitmekte kararlı olan ve Rusların
arkasında saf tutan İngiliz birliklerini kapsamıyordu. Binbaşı Donohoe hatıratında,
Küçük Han’ın “Rus birlikleri dilerlerse İran’dan çekilebilirler, Hazar’daki
limanlarına ulaşmak için kendisinin işgal ettiği topraklardan geçmelerine izin
vermeye tümüyle hazırız. Fakat İngilizler olmaz! Onların İran’da hiçbir işleri yok.
Rusya’ya gitmek istiyorlarsa başka bir yol bulmaları gerek” sözlerini
aktarıyor. Küçük Han’ın teklifi reddeden bu açıklamasındaki “kibirli dil”
General Biçerahov’u öfkelendirdi ve Kkendisine bir ültimatom gönderdi. Küçük
Han bu cevabı görmezden geldi.[42]
Dunsterville’in
Küçük Han ile görüşme girişimi de başarısız oldu.[43] İngiliz general, Küçük’ün
düşmanlık konusunda sergilediği inadı, emrindeki yabancı subayların
manipülasyonlarına bağlıyor, “bu subaylar esasında Küçk Han’ın hareketinin ana
itici gücü. Onlar, kendi amaçlarına ulaşmak için Küçük Han’I uçurumdan aşağı
itmeye çalışıyorlar” diyordu. Gilan’da Alman subaylarının “oyuncağı” olduğunu
düşündüğü Küçük Han’ı kazanamamasından dolayı hayal kırıklığına uğrayan
Dunsterville sonrasında şunu söyledi: “Keşke kulağına bir kelime
fısıldayabilseydim de ölüme doğru yürümeseydi!”[44]
Cengeli
kaynakları, Dunsterville’in İranlı politikacılar konusunda eskiden beri
başvurulan iki aracı devreye soktuğunu söylüyorlar. Bu araçlardan ilki rüşvetti.
Kendi askerlerinin geçebilmesi için Küçük Han’a yarım milyon toman teklif etti
ancak bu teklifi Küçük Han öfkeyle reddetti.[45] Onu satın almak için başvurduğu
bir başka girişimde de, Gilan Eyaleti üzerindeki yönetimini tanımayı teklif
etti. Küçük Han bu teklifi de elinin tersiyle itti.[46] Bunun üzerine
İngilizler, Çarlık rejimine bağlı diplomat Nikitin eşliğinde Küçük Han’a daha “kabul
edilebilir” bir elçi olan Binbaşı Stokes’u göndermeye karar verdiler.[47]
Nikitin’in
anlatımı, Cengelilerin İngilizler ve Biçerahov’un temsilcileriyle doğrudan
görüşmelerine dair elimizdeki tek bilgi. Biçerahov, daha önce konsolos
yardımcısı olarak görev yaptığı Gilan’ı bildiğinden, Kürdistan’dan kendisini
aradı.[48] Biçerahov, Şaumyan’ı aldatma planından Nikitin’e bahsetti. Bakû’deki
Bolşevik liderle, bölgenin Türk-Tatar güçlerince işgal edilme olasılığını ve
Bakû Komünü’nün devrilmesine mani olmak için sunulacak yardım konusunda zaten
görüştüğünü dile getirdi. Biçerahov, Bolşevikler arasında Rus İmparatorluğu’nun
birliğini korumak için mücadele eden “akılcı bir hareket ve uygun bir politika”nın
hüküm sürdüğünü de sözlerine ekledi. Bu nedenle, devrimden sonra Rusya’nın
düştüğü uçurumdan “kurtarılması” için Dunsterforce’un (Dunsterville’e bağlı
askeri birliklerin) yardımını istemişti.
Biçerahov,
bu planın başarısının doğal olarak, kudretliymiş gibi görünen, Alman subaylarının
desteğini arkasına almış Cengelilerin kontrolündeki bölgeden geçiş iznine bağlı
olduğunu ekledi. Bolşeviklerin “politika değişikliği” konusunda tam olarak emin
olmasa da, Nikitin, Çarlık askeri komutanıyla çalışmayı kabul etti. Böylece,
Morgan Shuster’ın İran Hazine Polisi’nin başına getirmesini istediği ve birkaç
yıl önce Rusların Shuster’ın İran’daki görevine son vermesinin başlıca nedeni
(veya bahanesi) olan Binbaşı Stokes’la birlikte hareket etmeye başladı. Mayıs
ortasında, Cengelilerin iki elçisi, Kazvin’de Rus birliklerinin Gilan’dan geçmelerine
izin vermeye hazır olduklarını açıkladı. Cengeliler, hatta Ruslara erzak
sağlamayı bile teklif ettiler.
Bolşeviklerin
Biçerahov ve İngiliz müttefiklerinin gerçek amaçlarını öğrenmesinden korkan
Nikitin, Cengeli elçilerine İngilizlerin de Gilan’dan geçip geçemeceğine dair
bilgi aldı. Aldığı ikircimsiz “hayır” cevabı Stokes’u şoke etti, bunun üzerine,
İran devrimindeki “rol”ü” ve Tebriz’in birinci vekili Takizade ile olan
dostluğuyla övünmeye başladı.[49]
Cengeliler
bu tür sözlerden hiç etkilenmediler. Nikitin ve Stokes, Küçük Han ile Ateşgâh’taki
karargâhında görüşmeye karar verdiler. Nikitin, Biçerahov’un Türklerin güney
Kafkasya’yı işgal etmelerine mani olmak için “İngiliz kardeşleri”nin Bakû’de
yanında olmalarını dilediğini söyledi. Gilan’daki konsolosluk günlerinin güzel
anılarını kullanarak Nikitin, Cengelileri yumuşatmaya çalıştı. Ama Cengeliler,
hiç geri adım atmadılar. Binbaşı Stokes ise, İngilizlerin “emirler”inin yerine
getirilmesi, ayrıca, Yüzbaşı Noel’in derhal serbest bırakılması gerektiğini
söyleyerek, Cengelileri daha da kızdırmayı başardı.[50]
Mirza
Küçük Han da Cengelilerle aynı konumu aldı: İngilizler, Gilan’dan geçemezdi,
ancak Biçerahov’un kuvvetleri yüz-iki yüz kişilik gruplar halinde geçebilirdi.
Mencil’de silahlarını Cengelilere teslim etmek zorunda kaldılar, Cengeliler o
silahları Enzeli’de geri vereceklerdi. Ancak Nikitin ve Stokes, raporlarını
vermek üzere Kazvin’e dönmeden önce, Biçerahov, Mencil’de askeri operasyonlar
başlattı ve birliklerini harekete geçirdi.
Nikitin’in
“samimiyet ve nesnellik” iddialarına rağmen, anlatımı tam olarak dürüst değil.
Örneğin, kendisinin ve Stokes’un Reşt’teki Rus ve Fransız konsoloslukları
aracılığıyla Kazvin’e ne kadar istihbarat gönderdiği bilinmiyor. Biçerahov’un,
İngilizlerle birlikte saldırmadan evvel iki elçinin dönüşünü neden beklemediği konusunda
da net bir şey söylemiyor. Dahası, Nikitin, bu sırada İngilizlerin amaçlarının
kendisinin (yani Çarlık rejiminin) savunduğu “ulusal çıkarlar”a aykırı
olmadığını savunurken, Küçük Han’ı Şaumyan ile İngilizlere karşı işbirliği
yapmakla suçluyor! Gördüğümüz gibi, ortada bu iddiayı destekleyecek tek bir
kanıt bile yok.
Eldeki
tek “kanıt”, Küçük Han’ın Bakû Komünü’nden silah temin etme konusunda Şaumyan’la
temas halinde olduğunu söylüyor. Küçük Han, Mayıs 1918’de Bakû’deki Bolşevik
hükümetine bir heyet gönderdi. Hükümet içerisinde ekonomi bakanı olarak yer
alan Himmet partisi lideri Nerimanov üzerinden orada hareketine sempatiyle
yaklaşıldığını düşündü. Ancak, Ermeni Bolşevik Şaumyan yardım sunmayı reddetti.[51]
Bununla birlikte, Küçük Han’ın, esasen vatansever duygularla hareket ederek,
hassas bir bölgede, ait olmadığı bir yerde emperyalist bir gücün (İngilizlerin)
varlığının olası sonuçlarını dikkate aldığına hiç şüphe yok.
Başka
bir olay, Cengelilerle Bolşevikler arasındaki gizli anlaşma iddialarını tümüyle
çürütüyor. Biçerahov’un güçlerinin Gilan’dan geçişi yanında, Çiliapin ve
Kolomitsev başkanlığındaki Devrimci Komite’nin benimsediği konumla ilgili yürütülen
müzakereler sırasında, Bolşevikler ve Cengeliler arasındaki ilişkiler gerildi,
iki taraf birbirine düşman oldu. Muhtemelen bu gelişme sebebiyle Küçük
sonrasında Bolşeviklerle kurulacak ilişkilerde sergilediği aşırı ihtiyatlılığa
katkıda bulundu. Daha önce de belirttiğimiz gibi, Biçerahov’a hiç güvenmeyen
Küçük Han, onun İngilizlerle işbirliği yaptığından şüpheleniyordu, dolayısıyla,
kuvvetlerinin Gilan üzerinden Bakû’ye geçmesine izin verilmesine karşı çıkıyordu.
Küçük Han’ın muhalefeti, Gilan’da Bolşevik liderliğinde hareket eden komitenin
birkaç ültimatom vermesine neden oldu. Komite, Cengelilerin ele geçirdikleri
veya satın aldıkları Rusya kaynaklı savaş teçhizatı ile ilgili meseleyi
tartışmada gündeme getirdi.
1
Mayıs 1918’de imzalanan son ültimatomda Bolşevikler, Enzeli halkına temelde
şunları söyledi: “Bir zamanlar sizi, ülkenizin özgürlüğü ve yeni bir demokratik
düzen için savaşan devrimciler olarak gördük ve size yardım ettik. Ancak bir
dizi olay, bize sizin bir haydut çetesi olduğunuzu gösterdi. Bu şekilde Mencil’de
asker yoldaşlarımızı soydunuz, Reşt’te askeri teçhizatımızı ele geçirdiniz.[52]
Çeşitli bahanelerle çalıntı malları iade etmeyi reddettiniz. Bu ültimatomla,
Rus sistemine ait, satın alınmış veya çalınmış tüm silahları ve askeri teçhizatı
iade etmeniz için size beş gün süre veriyoruz, aksi takdirde sizi suçlu addedip
cezalandıracağız.” Başkan Çiliapin ve Enzeli Savaş ve Devrim Komitesi Sekreteri
Kolomitsev’in imzaladığı ültimatom, o zamanlar Enzeli bölgesinin komutan
yardımcısı olan İhsan’a emanet edildi. İhsan, bu ültimatomu Kasma’daki İttehad-ı
İslam merkezine bizzat teslim etti.[53]
Küçük
Han ve arkadaşları, 1 Mayıs tarihli ültimatoma cevap vermeyi reddederek, bunun
“medeni bir şekilde” değil, “haydutlar”ca yazıldığını söylediler.
Cengeliler,
Bolşeviklere “Ne yapıyorsak sizden öğrendik” diye cevap verdiler. Cezalandırılması
gereken birileri varsa, önce Bolşevikler cezalandırılmalıydı. Bir miktar askeri
teçhizatı ele geçirmek haydutluksa, Bolşeviklerin Rusya’da ve başka yerlerde
Rus devletine ait tüm serveti ele geçirme eylemine ne denebilirdi?[54] Cengeliler,
Vasakuni’ye, Bolşeviklerin önderliğindeki Savaş ve Devrim Komitesi’nin verdiği
ültimatomu aldıktan üç gün sonra, Nikitin eşliğinde İngiliz temsilcilerinin Biçerahov
ve İngiliz kuvvetlerinin Gilan’dan geçişi konusunda müzakere etmek üzere
geldiklerini söylediler. Cengeliler, zaman darlığı sebebiyle cevap veremediler.
Ancak, Şaumyan’ın Biçerahov’a ait güçlerin geçişine izin verme talebini kabul
etmişlerdi. Küçük Han, İngilizlerin onları takip etmesi durumunda Cengelilerin
saldıracakları tehdidinde bulundu.[55]
Vasakuni’nin
tasvirine göre Cengeliler Bolşeviklere karşı nankörlük etmişlerdi. Aynı
Vasakuni, Lenin ve Şaumyan geçmişte İran’ı desteklemiş ve ülkeyi bölme
girişimini kınamış olmalarına rağmen, Cengelilerin Bolşeviklere sempati
duymadığını, çünkü onları seleflerinden daha az Rus olarak görmediklerini,
onlardan “veba” gibi uzak durduklarını söylüyor.[56] Cengel gazetesi ise
kendilerine çok yardımcı olan Bolşeviklere dair çok az kelam ediyordu. Neticede
Küçük Han, Vasakuni’nin önerdiği, Bolşeviklerle dayanışma anlaşmasını reddetti.[57]
İngilizlerle
Askeri Çatışma ve Sonuçları
İngilizler,
kısa süre sonra Küçük Han’a, İran’daki siyasetçilere davranıldığı gibi gibi
davranılmaması gerektiğini anladılar. Dolayısıyla, ta Şubat ayının başlarında
çatışmaya hazırlanmaya başladılar. Hazırlanan bir planda, Emir Muktedir Zargam Sultani,
Emir Eşayer ve Talış Dulab bölgesindeki birkaç mollaya ait aşiret güçlerinin
devreye sokulması üzerinde duruldu.[58] Londra’da Balfour tarafından önerilen
bir diğer plan ise Kafkas Ermenilerinin “Tatar başıbozuklarının güçlendirilmesiyle
birlikte yaklaşık üç yüz Gürcüyü” silahlandırmayı öngörüyordu.[59] Üçüncü plan
ise Bakû’deki Şaumyan hükümetiyle işbirliği yapmak üzerine kuruluydu.
Planlarını Çarlık rejimine bağlı müttefiklerinden bile gizli tutan[60]
İngilizler, bu arada bilhassa ağır silahlar ve hava desteği olmak üzere takviye
kuvvetleri ayarlamışlardı.[61] Ancak Komutan Dunsterville, Cengelilerin
elindeki kuvvetin “ciddiyetle değerlendirilmemesi gerektiğine” inanıyordu.[62]
Cengeliler
de savaşa hazırlanıyorlardı. Ancak safça bir yaklaşım üzerinden, Rus Devrim
Komitesi’nden, İngilizlerle olası bir çatışma durumunda Çarlık generallerinin
tarafsız kalacağına dair güvence istediler. Rus komitesi, İngilizlerin lehine
bir taktik olan on beş günlük bir gecikme talep etti. Cengeliler, İngiliz
birliklerinin geçişini engellemek için Mencil köprüsünü havaya uçurmakla tehdit
ettiler. Bunu “İran’ın bağımsızlığına aykırı” olarak değerlendirdiler.[63] Bu
ruhla Cengeliler, İngilizlerin eline geçmemeleri için Gilan’daki Rus mühimmat
depolarını ele geçirmeye çalıştılar.[64]
Bu
arada, gerilimi azaltmak için Küçük Han, 11 Haziran’da banka müdürü Oakshott ve
Konsolos Maclaren’ı serbest bırakmayı kabul etti.[65] Ancak daha önce
belirtildiği gibi, 12 Haziran’da Mencil’deki Cengeli kuvvetleri, aniden “birleşik
bir Rus-İngiliz kuvveti”nin saldırısına uğradı.[66] Bir İngiliz generalinin
komutasındaki 10.000 ilâ 20.000 asker, 2.000 Cengeli ile karşı karşıya geldi. Gayri
resmi raporların dediğine göre Cengeliler elli ile yüz adamını çatışmada
kaybetti. Birçok kişi yaralandı ve bilinmeyen sayıda kişi esir alındı.[67]
Düzensiz seyreden savaş, Ağustos başlarına kadar sürdü. İngilizler ve Rus
müttefikleri, Cengelilerin sahip olmadıkları hava bombardımanı imkânı, makineli
tüfekler, zırhlı araçlar ve ağır toplar yardımıyla nihayet Hazar kıyılarına
kadar ilerlemeyi başardılar.[68] İngilizler, Cengelilere yardım eden bir köyü
ateşe verdiler.[69] Christopher Sykes bu operasyondan ardından, “Katliamı
Cengeliler gerçekleştirdi” dedi.[70] Reşt ve Enzeli’den çekilirken, İngilizler,
onları bombalayarak birçok sivili öldürdü ve yaraladı.[71]
Yaklaşık
iki ay süren savaş boyunca, her iki taraf da Gilanlılara yönelik propaganda
faaliyeti yürüttü. İngilizler, esas olarak Cengelileri Merkezi güçlerle
işbirliği yapmakla suçladılar, ancak, savaşın ortasında Konsolos Maclaren’dan
gelen bir diplomatik yazının ortaya koyduğu gibi, propagandaları duymazdan
gelindi. Maclaren, maaşlı adamları olan Biçerahov’un askerlerinin kadın ve
çocukları öldürmesi ve yaşanan tecavüz vakaları neticesinde sırtlarına binen
“ahlaki yük” sebebiyle İngilizlerin halktan destek görmediğini söylüyordu.[72]
Öte yandan, Almanya ve Türkiye ile işbirliği içinde hareket ettiğine dair suçlamaları
reddeden Cengeliler, Tahran’daki İngiliz yanlısı gazetecileri ve politikacıları
ülkenin bağımsızlığına karşı sergiledikleri alçakça tavır nedeniyle eleştirdiler,
İngiliz propagandasından korkanları kınadılar, İran’ın bağımsızlığını geri
kazanma, anayasal bir hükümet kurma ve devletteki yolsuzluğu ortadan kaldırma
kararlılıklarını yeniden teyit ettiler.[73]
İlginç
bir şekilde, özgürlük, ulusal bağımsızlık ve adalet adına kibirli açıklamalar
yaparken, İran’daki İngiliz vahşetine karşı kayıtsız kalan ABD hükümetini de
kınadılar.[74] Son olarak, İngilizlerin İranlıların refahı hakkındaki
endişelerini ikiyüzlü olarak nitelendirdiler. Hemşehrilerine, İngiliz işgali
sonucu Kirman, Yezd, Kirmanşah, Hamedan, Kazvin ve Gilan’da yaşanan zorlu
koşulları hatırlattılar. Hindistan ve Mısır gibi diğer sömürgeleri örnek
göstererek, İngilizlerin İran’ın bağımsızlığını desteklediği iddialarıyla alay
ettiler. Cengelilere göre, bırakalım İngiliz kuvvetlerinin gerçekleştirdikleri
saldırıları, tek başına Güney İran Piyade Birliği’nin kurulması da İngiltere’nin
düşmanca niyetlerinin yeterli kanıtıydı.[75]
İki
ay süren savaş, Cengelilerle İngilizler arasında imza edilen “barış antlaşması”yla
sona erdi.[76] Bu anlaşmaya göre, Cengeliler, kuvvetlerini Kazvin-Enzeli
yolundan uzak tutacak, hizmetlerindeki yabancı subayları görevden alacak,
İngilizlere yiyecek satacak, İngiliz esirlerini (Kaptan Noel dâhil) serbest
bırakacak ve Reşt’i boşaltacaktı.[77] Öte yandan İngilizler, Gilan'dan İngiliz
olmayan herhangi bir askeri gücün geçişi için Cengelilerin onayını almayı[78],
yiyecek aramak için kırsal bölgelere kuvvet göndermemeyi, İranlılar İngiliz
karşıtı bir ittifaka girmedikçe, İran’ın iç işlerine müdahale etmemeyi ve İttihad-ı
İslam’ın planlarına, İngilizleri tehdit etmedikleri sürece karşı çıkmamayı
kabul etti. Anlaşma, nihayetinde Gilan halkını, Tahran tarafından bir vali
atanana dek geçici bir vali seçmeye davet ediyordu.[79]
İngilizlerin
galip olarak kendi şartlarını dikte ettikleri açık. Ancak o dönemde ve hatta
daha sonra Cengeliler, antlaşmayı İngilizler nezdinde tam bir zafer olarak
göstermemeye gayret ettiler.[80] Bu, şüphesiz bir itibarı kurtarma çabasıydı. Zaten
İngilizlerin elde ettiği zafer de tam olmaktan uzaktı, çünkü “ev sahiplerine”
bazı tavizler vermek zorunda kaldılar. Bu tavizler, orada kaldıkları sürece
Hazar bölgesinde barışı korumak için şarttı. İngilizler, Cengelilerin Gilan
sınırlarının ötesinde halktan gördükleri desteğin farkındaydılar.[81] Gelgelelim,
İngilizlerin politik bir zafer kazandıklarına hiç şüphe yoktu. Cengelilerle
savaş halindeyken, İngilizler, ülkedeki kabine krizinden yararlanmayı
başardılar ve genç Ahmed Şah’ı kendi adayları olarak dayattılar. 11 Temmuz 1918’de
Hasan Vusuk başbakan olarak atandı[82], böylece savaş döneminde bakanlıklardaki
koltuk kapmaca oyununa bir süre ara verildi, durum İngilizler lehine istikrara
kavuştu.
İngilizlerin
bu büyük zaferinin ardından, Biçerahov’un gelişi ve İngiliz birliklerinin
yaklaşmakta olduğu haberiyle birlikte, 31 Temmuz’da Bolşevik liderliğindeki Bakû
Sovyeti düştü. Bu olaylar ve bir yandan İngiliz yanlısı Orta Hazar
diktatörlüğünün kurulması, diğer yandan Türk kuvvetlerinin Bakû’yü ele
geçirememeleri, İngilizler için bir başka zaferdi. Hatta 1918 Eylül ortalarında
Bakû’de Türk yanlısı Musavatçı hükümetin kurulması bile, savaşın sonuna doğru
İngilizlerin işine yaradı. İngilizler, sadece petrol yataklarını işgal etmekle
kalmadılar, aynı zamanda bu rejimi bir İngiliz himayesine dönüştürerek Musavatçılara
kendi şartlarını dikte ettiler[83], öyle ki Tahran’da iş başında olan Vusuk’un
İngiliz yanlısı hükümetince “dış ilişkiler alanında İran ve Azerbaycan
hükümetlerinin faaliyetlerini birleştirme” konusunda bile ikna edildiler.[84]
1918
yazında İngilizlerin yükselişi, İran siyaset sahnesinde derin ve giderek artan
bir psikolojik etki yarattı. Bu etki, İngilizlerin Büyük Savaş’ta galip ilan
edildiği Ateşkes zamanında zirveye ulaştı. Sonuç olarak, bir yıl önce Cengeliler
tarafından Reşt valisi olarak atanan Şahseven Şatranlı kabilesinin reisi Emir Eşayer
Halhali’nin (Mencil savaşından sonra) “firarına”[85] ek olarak, Tahran’daki
yeni hükümetin teşvik ettiği gerici toprak sahipleri, Cengelilerin elinde kalan
son kent merkezi Lahican’ı ele geçirmek için bir askeri sefer düzenlediler.
Sefer, Emir Esad (Said Devlet, Sipahsâlâr Tonekabuni’nin büyük oğlu) tarafından
yönetiliyordu. Cengeliler, ona Kur’an’a el basarak ettiği, kendilerine karşı
düşmanca bir eyleme girişmeyeceğine dair yeminini hatırlattılar, ancak o
planlanan saldırıya devam etti. Cengeli komutanı Dr. Haşmet, Küçük Han’dan
gelen takviyelerle birlikte, Emir Esad’ın kuvvetlerini birkaç saat içinde
yenerek, Talış’tan Serdar Muktedir Zargam Sultani’nin emrindeki bazı adamları
öldürdü. Oğlunun yenilgisine öfkelenen Sipahsâlâr, 1.500 kişilik bir kuvvetle
Lahican’a doğru yola çıktı ama hayal kırıklığına uğradı. Savaş başlamadan önce
Sipahsâlâr, Cengelilerle anlaşmaya vardı ve Cengelilerin mali yönetimine
karşılık (kendi mülkü olan) Tonekabun’un valiliğini kabul etti.[86]
İngilizlerin
Yükselişi ve Yeni Cengeli Karşıtı Harekât
Yerel
aşiret liderlerinin yok edemedikleri ve askeri yenilgilerinin politik güçlerini
neredeyse hiç azaltmadığı Cengelilere karşı büyük bir güç
konuşlandıramayacaklarını fark eden İngilizler, Küçük Han’ı kazanmaya
çalıştılar. Cengelilerin Türklerle herhangi bir çatışmada belirleyici olacağını
biliyorlardı. Bu nedenle, Kasım 1918’de İtilaf Devletleri’nin zaferinden sonra
açıkça üstünlük kurmalarına rağmen, Tahran’da itaatkâr bir hükümetin iş başında
olduğu koşullarda İngilizler, Cengeli meselesine yönelik politik bir çözüm
bulma işine odaklandılar. Merkezinde “havuç ve sopa” yönteminin yer aldığı üç
yönlü bir yaklaşım benimsediler.
1.
Küçük Han’ı Tahran hükümetiyle müzakere yürütmeye ikna etmeye çalıştılar.[87]
2.
Cengeli liderlerini İngiliz egemenliğindeki Vusuk hükümetine karşı
direnişlerinden vazgeçmeye ikna etmek için Tahran’dan Gilan’a elçiler
gönderildi.[88]
3.
Cengeli Hareketi’ni bir terör rejimi yoluyla tamamen bastırmak amacıyla, Kazak
Tümeni’nin desteklediği acımasız bir genel vali Gilan’a gönderildi. Vali, zor
duruma düşerse elindeki güçler İngiliz askerleriyle takviye edilecekti.
Bu
tür geçmişe dönük düşüncelerle Binbaşı Oakshott, 17 Eylül 1918’de Küçük Han’ı
ziyaret etti. Cengeli liderinin görünüşte “Pers Hükümeti ile olan
anlaşmazlıklarını çözmeye her şekilde istekli olduğunu, bu konuda Tahran’a bir
telgraf göndereceğine söz verdiğini” gördü. Vusuk liderliğindeki mevcut Kabine
tarafından atanan çeşitli departmanlardaki tüm yetkilileri kabul etmeye tamamen
istekliydi, çünkü Pers’in çıkarlarının, savaştan sonra Pers’in bağımsızlığını
ve bütünlüğünü garanti etmesi gereken İngiltere’de olduğunu açıkça görüyordu.
Dahası, Küçük Han’ın, İran’ın Türkiye’ye savaş ilan etmesi durumunda İngiliz
subaylarının kendi kuvvetlerine katılmalarına izin vermeye istekli olduğu,
ancak Tahran’da İngiliz karşıtı bir kabinenin iktidara gelmesi durumunda “küçük
bir Venizelos olayı” yaratma ihtimali hususunda İttehad-ı İslam’a “danışması”
gerektiği bildirilmişti.[89] Kısacası, Oakshott, Cengelilerle gelecekte
kurulacak ilişkiler konusunda oldukça iyimserdi, onlarla “taktiksel düzeyde”
ilişki kurması durumunda Cengelilerin İngilizlere “önemli ölçüde” yardımcı
olacaklarını düşünüyordu.[90]
Ancak
Cengelilerin yenilgiden ve İngilizlerle antlaşmanın imzalanmasından sonraki
aylardaki davranışları, aslında galip olduklarını gösteriyor gibiydi. Cengelilerin
Gilan’da yaptıkları göz önüne alındığında, Dunsterforce Siyasi Bürosu’ndan Yüzbaşı
Ian Moir, hükümetinin politikasının "her ne pahasına olursa olsun
barış" anlamına geldiğini, çünkü Cengelilerin eylemlerinin sözlerini
doğrulamadığını dile getiriyordu. Zira kısa süre önce Cengeliler, İngilizlere “alenen
dost” olan ve “aşırı fahiş fiyatlar uygulayan” Enzeli valisini (Nadir Mirza’yı)
yakalayıp götürmüşlerdi.[91] Moir, Cengelilerin pirinç fiyatlandırma
politikasından, Tahran hükümetine karşı “isyankâr” tavırlarından, Gilan’ın
idari işlerine müdahalelerinden ve Başbakan Vusuk’un Tahran’a heyet gönderme
davetini küçümsemelerinden şikâyetçiydi. Cengelileri, “hiç cezayla
yüzleşmeksizin bize meydan okuyabileceklerini ve bizi engelleyebileceklerini
göstermek istiyorlar” diye itham eden Moir, “vatanseverliğin, İran’daki diğer
tüm benzer hareketlerde olduğu gibi, sadece haydutluğu örtbas etmek için
kullanılan bir kılıf” olduğunu söylüyordu.[92] Enzeli’de Binbaşı McDonnel da aynı
şekilde küçümseyici bir tavır sergiliyordu.[93]
Başbakan
Vusuk da da Siyasi Komiser Kennion’a “Cengelilerin İran hükümetine karşı
davranışlarından, neredeyse isyancı olmalarından” şikâyetçiydi. Hükümetin Gilan’daki
elçileri, Cengelilere yeni bir vali seçiminin onlarla istişare edilerek
yapılacağını söylemiş olsalar da, Cengeliler, “tatmin edici bir cevap”
sunmamışlardı.[94] İngilizlerin Cengelilerle yaptığı anlaşma göz önüne
alındığında, başbakan, İran hükümetinin onları “cezalandırmak” için bir güç
göndermesi durumunda İngilizlerin tutumunun ne olacağını “öğrenmek” konusunda
endişeliydi. Kazvin”den gönderilen bir notta, Yarbay Kennion, Moir ile
anlaşmanın İngilizler için süresiz olarak “bağlayıcı” kabul edilemeyeceği
konusunda hemfikirdi. Cengelilere Tahran’daki bakanlarının tutumlarını
onaylamadığını, ısrarcı olmaları durumunda, İngilizlerin İran hükümetinin
onları kontrol altına almak için gerekli gördüğü her türlü adımı atmasına mani
olmayacağını, hatta gerekirse onlara yardım bile edeceğini bildirmeyi önerdi.[95]
Bu
açıkça bir blöftü. Kennion’ın daha sonra itiraf ettiği gibi, İran hükümeti,
isyancılara “tepeden bakacak” durumda değildi. İngiliz subayı, Cengelilerle
Tahran arasındaki düşmanlıkların ciddi zorluklar yaratacağını vurguladı: “Bence
elçiliğin her iki tarafla da iyi niyetle hareket ederek bir uzlaşma yolu
bulması en uygunu.”[96] 5 Kasım’da büyük bir umutla, Cengelilerin hükümetin
otoritesine “gerçek manada vatansever ve demokratik olan bir reform programını
benimsemeleri [...], ayrıca İngiliz işgalinin gerçekleşmemesi durumunda” boyun
eğeceklerini öne sürdü.[97]
Görünüşe
göre, bu uzlaşmacı tutum, Başbakan Vusuk’un 14 Kasım’da Cengelilere yazdığı bir
mektuba da yansıdı. Başbakan, “ülkenin çıkarları” adına, “farklılıkların ortaya
konulmasına her türden tutuma ve merkeziyetçilikten uzaklaşma”ya tahammül
edilemez olduğunu dile getirerek, “ulusal ideallere ulaşmak için pratik
önlemlerin” uygulanmasının ancak merkezi hükümetin nüfuzunun ülkenin her yerine
yayılmasından sonra mümkün olduğunu ekledi. Ancak Vusuk, 500 ilâ 700 kişiden
oluşan, “yeterince” aylık maaş alan, hükümetin emri altında kalacak, hükümet
tarafından emredilmedikçe hiçbir işe karışmayacak bir Cengeli gücünü muhafaza
etmeyi önerdi.[98] Bu sevimli teklifin özü, Cengelilerin siyasi itibarlarını
feda edemeyeceklerini düşündükleri reformlar için belirsiz bir vaatle birlikte,
onların çekirdek kadrosuna aylık olarak ödenecek rüşvetten ibaretti.
Başbakanın
direnişi, karışıklık döneminde bazı ayrıcalıklarını yitirmiş olan toprak sahibi
tüccarlarca desteklenmekteydi. Daha fazla kayıptan korkan bu grup, camilerde
gösteriler düzenledi, Cengelilerin yüzde 10’luk aşar vergisini iptal etmezlerse
çarşıyı kapatmakla tehdit etti. Ancak bu tehdit Cengelileri hiç etkilemedi.
İngilizlere açıkladıkları gibi, sadece Meclis’in koyduğu kurallara uygun olarak
vergi alıyorlardı ve İran hükümeti adına eyaleti yozlaşmış ve eski kafalı
memurlardan arındırıyorlardı.[99] Bu arada Cengeliler, Tahran hükümetine boyun
eğmeleri önerine karşı tepki geliştirdiler, dürüst ve vatansever bir adam
olması şartıyla, Gilan valisi olarak atadığı kişiyi kabul etmeye hazır
olduklarını dile getirdiler.[100]
Vusuk
hükümeti, Cengelilerle görüşmek üzere Gilan’a çeşitli elçiler gönderirken,
İngiliz elçiliği, Kuzey İran’daki İngiliz kuvvetlerine (Norperforce) bağlı subaylara
Küçük Han’ı Tahran’ın şartlarını kabul etmeye ikna etmeleri talimatını verdi.
Tahran tarafından gönderilen ilk iki elçi (“saygın, özgürlük sevdalısı” bir din
adamı olan Hacı Ağa Şirazi ile Vusuk gibi Demokrat Parti’nin sağcı bir üyesi
olan Muhammed Tedeyyün) ikna etme konusunda başarısız oldu.[101] Tahran’a boyun
eğme isteklerini İngiliz elçilerine defalarca iletmelerine rağmen, Cengelilerin
Vusuk ve hükümetine güvenmemek için her türlü nedeni vardı. Onu, Aralık 1911’deki
Rus ültimatomunun yol açtığı kriz sırasında anayasacı hükümeti ve reform
umutlarını Ruslara satan eski bir demokrat olarak tanıyorlardı. 1916
sonbaharında kısa bir süre başbakanlık yaparken, içişleri bakanı Sipahdar Reşti
ile birlikte Cengelileri ezmek için Rus konsolosuyla komplo kurmuşlardı.[102]
Bu tür politikacılara, özellikle de artık doğrudan İngiliz vesayeti altında
oldukları için, güvenilmezdi.
Vusuk’un
İngiliz elçiliğiyle önceden kararlaştırılan “nihai” şartları şunlardı:
1.
İran hükümeti, İttehad-ı İslam’ın 2.000’e kadar silahlı adamını istihdam
edecekti, ancak toplar, makineli tüfekler, tüfekler ve fişekler de dâhil olmak
üzere, tüm mühimmatlarını teslim etmeleri şartıyla. Bunlar müfrezelere
ayrılacak, hükümetin uygun gördüğü bölgelere konuşlandırılacaktı.
2.
İttehad-ı İslam, askeri bir güç olarak dağılmalıydı, ancak hükümet, Reşt’te “politik
bir dernek” olarak varlığını sürdürmesine itiraz etmeyecekti.
3.
İttehad-ı İslam tarafından kurulan tüm okullar ve kamu kurumları Tahran
hükümetince devralınacaktı.
4.
Gilan milletvekillerinin Dördüncü Meclis’e girmelerini sağlayacak seçim,
merkezi olarak atanan valinin gelişinden sonra yapılacaktı.[103]
İngiliz
elçiliğince “epey makul” olarak nitelendirilen bu koşullar, Cengelilerin
İngilizlere olan bağlılığıyla bilinen Tahran’daki bir hükümete tamamen teslim
olmaları anlamına geliyordu. Küçük Han bu şartları tereddütsüz reddetti.
Ancak
Cengeliler tanımamalarına rağmen, Vusuk hükümetiyle müzakere yürütmeleri
konusunda onları ikna etmeyi amaçlayan İngilizler, onlarla temaslarını
kopartmadılar. Hatta Binbaşı Oakshott, onlar adına Tahran ile bir anlaşmaya
varmayı teklif etti. Binbaşı, başta Tahran ile müzakere etme yetkisine sahip
olmasına rağmen, dile getirdiği bu “dostane tavsiye” de Küçük Han tarafından
reddedildi.
Bu
noktada, hem din adamı hem de toprak sahibi olan Hacı Bahir Ulum ve toprak
sahibi hekim Melik Hükema tarafından organize edilen Küçük Han karşıtı bir
hareket teşvik edilerek devreye sokuldu. (Daha önce dile getirdğimiz üzere,
toprak sahipleri, Cengelilere ve onların yüzde 10’luk aşar vergisine karşıydı.
Tüccarlar da Cengelilerin dayattıkları ihracat vergisinden nefret ediyorlardı.)
Birlikte, tüketim vergilerine karşı direnişleri temelinde esnaf ve köylüleri
harekete geçirmeyi umuyorlardı. Muhalefet liderleri ayrıca, halkı Küçük Han’a
karşı çevirmek için din adamlarını da harekete geçirdi ve Tahran’a Gilan’daki Cengeli
yönetimine sona erdimek adına asker göndersin diye baskı yaptı. Ayrıca Küçük Han’ı
kesesini doldurma iddialarıyla itibarsızlaştırmaya çalıştılar. Sadece onu
kınayan broşürler bastırmakla kalmadılar, aynı zamanda ona yönelik iki
başarısız suikast girişiminde de bulundular. Suçluları yakalayan Küçük Han sonrasında
onları serbest bıraktı.[104]
Yeni
yıla gelindiğinde, farklılıklar nihayet doruk noktasına ulaşmıştı. Ocak 1919
ortalarında, Tahran’daki İngiliz bakanı Sör Percy Cox, “akut bir aşama”ya
ulaşmış olan ve müzakereler yoluyla ortadan kaldırmayı başaramadığı isyancı
hareketten dolayı hayal kırıklığına uğrayarak, İran hükümetini Cengelilere son
tekliflerini kabul etmeleri için kırk sekiz saat süre veren bir ültimatom
vermeye çağırmayı düşündü.[106] Hareketi, İngiliz çıkarları ve Vusuk hükümeti
için “ciddi bir tehdit” olarak gören Cox, Tahran’ın onlara karşı “etkili bir
eylemde bulunma gücünden yoksun” olması nedeniyle, İngiliz kuvvetlerinin İran’dan
çekilmeden önce Cengelileri yatıştırmanın şart olduğunu düşünüyordu.[107]
Önerilen ültimatomu yerine getirmemeleri durumunda, Cox’un kurgusuna göre, Sipahsâlâr,
Emir Afşar ve Talış hanlarına bağlı güçler, Gilan’ı doğudan ve batıdan aynı
anda işgal edeceklerdi. “Norperforce’un Reşt ve Enzeli şehirlerini güvence
altına alarak ve muhtemelen Cengeli köylerini bombalamak için uçaklar
göndererek işbirliği yapması da önerildi.”[108]
Ancak
6 Şubat’ta Reşt’te düzenlenen ve Yüzbaşı Wickham (Norperforce siyasi komiseri),
IBP yöneticisi Binbaşı Oakshott, Albay Mathews (İngiliz kuvvetlerinin komutanı)
ve Reşt komutanı generalin katıldığı bir toplantıda, “gerekli değerlendirmelerin
ardından”, hemen gerçekleştirilecek askeri harekâta başlanmaması tavsiyesinde
bulunuldu.[109] Gerekçeleri şu şekildeydi:
1.
Komutanın emrindeki kuvvetler göz önüne alındığında, “projenin yürürlüğe
konulması, şu an için imkânsız”dı;
2.
“Havaalanlarının durumu nedeniyle, uçakların altı hafta daha uçmaları mümkün
olmayacaktı”, neticede, Enzeli’den gelen, İngilizlere ait irtibat hattı “ciddi
şekilde tehlikeye girebilirdi”;
3.
Cengelilerle yapılacak savaşta İran Kazaklarına güvenilemezdi.
Dolayısıyla,
Küçük Han’ı hükümetin şartlarını kabul etmeye ikna etmek amacıyla, onunla
görüşmeye karar verdiler.[110]
7
Şubat’ta General Champain, Konsolos Yardımcısı Eldrid (Reşt’teki Norperforce
siyasi komiser yardımcısı), Oakshott, Mathews ve Wickham (bir Norperforce
siyasi komiseri) eşliğinde Pasikhan’da Küçük Han ile görüştü.[111] Eski bir
jandarma subayı olan Mirza Hasan Han’ın yanında bulunan Küçük Han,
ziyaretçilerine “alenen” ve “dosdoğru”, mevcut hükümete hiçbir şekilde
güvenmediğini, onun İran halkını hiçbir şekilde temsil etmediğini, herhangi bir
takipçisi olduğu sürece onlarla asla anlaşmayacağını söyledi. “Şimdi teslim
olmak, tüm çabalarını boşa çıkarmak ve yenilgiyi kabul etmek anlamına gelir”
dedi. Ancak, Meclis’in dayatabileceği her türlü şartı kabul etmeye hazır
olduğunu belirtti. Wickham, kendisine Vusuk hükümetinin İngilizlerden “manevi
ve mali destek” aldığını, önceki hükümetlerden “çok farklı" olduğunu
söylediğinde, Mirza Küçük birden “Biz ölmeye hazırız” diye araya girdi.[112]
Wickham, “valilik veya başka herhangi bir devlet makamına ilişkin, İngiliz
koruması altında sunulan bir teklifin Küçük Han’ı etkilemesinin çok düşük bir
ihtimal olduğunu” düşündü.[113] Raporu Binbaşı Oakshott tarafından
doğrulandı.114
Bu
gelişme ışığında, olası bir saldırı için Kuzey’e hükümet birlikleri gönderildi.
Küçük Han, Reşt’teki İngiliz konsolos yardımcısı Eldrid’e, hiç vakit
kaybetmeden, Kazakların Kazvin’den gelen yolu kullanmasına izin vermeyeceğini
bildirdi.[115] Küçük Han’ı temsil eden Mirza Mahmud Garnier ile yaptığı telefon
görüşmesinde Eldrid, Kazakların hareketinin İngilizlerle imzalanan anlaşmanın
şartlarını ihlal ettiğine dair iddiaya karşı çıktı. Küçük Han o noktada
Kazaklarla çatışmanın yaşanması durumunda bu konuda İngilizlerin tarafsız
kalması gerektiği uyarısında bulundu. Cengelilerin planladıkları eylemin
"ciddi" olacağını dile getiren Eldrid, Kazaklar hakkındaki
görüşlerini resmi olarak iletmelerini, böylece yetkili makamlara
iletilebileceğini söyledi.[116] Bunun üzerine Küçük Han, Eldrid’i görüşmeye
davet etti ve o “vahşi” Kazakları, geçmişte insanların evlerine girip
yağmalamış, kadınlara karşı (tecavüz gibi) “uygunsuz eylemler”de bulunmuş
“disiplinsiz adamlar”ı İran askeri olarak görmeyeceğini söyledi. Bu güçlerin
Gilan’a girmeleri durumunda kendileriyle imzalanmış anlaşmanın ihlal
edileceğini bir kez daha dile getirdi.[117]
26
Şubat’taki ziyareti sırasında Eldrid, Küçük Han’a komutanın görüşlerini
açıkladı: “Kazaklar, Gilan yolunda ilerleme hakkına sahiptir, ancak Cengelilerin
varlığı anlaşmayı ihlal edeceğinden böyle bir hakları bulunmamaktadır!”[118]
Öte yandan, Pasikhan’da toprak sahipleri, mollalar ve önde gelen Cengelilerin
gerçekleştirdikleri (Hacı Ahmed’in katılmadığı) o kapsamlı toplantıda demokrat
lider S. Celil Erdebili’nin yanında duran Küçük Han, Vusuk ile kurulacak her
türden işbirliğine kesinlikle karşı çıktı. Kişisel çıkarlarını bir kenara koyan,
cumhuriyete dair düşüncelerini veya İngilizlere karşı her türden niyetini rafa
kaldıran Küçük, Vusuk hükümetine itaat etme fikrine ısrarla karşı çıkıyordu.
Eldrid’e şunları söyledi: “İyiler arasında en iyilerden biri olduğumu iddia
etmiyorum, bilâkis, en kötülerden biri olduğumu düşünüyorum. [...] İyiler
arasında en kötülerin, kötüler arasında en kötülerle birleşmesinden ancak
kötülük doğabilir.” Burada Küçük, Vusuk kabinesinden “yedi adaletsiz kişi” diye
bahsediyordu.[119]
Küçük
Han’ın İngilizlerin taleplerine boyun eğmeyi kesin bir şekilde reddetmesi ve
Hacı Ahmed Kasmai’nin kısa süre önce saf değiştirmesi ışığında, Kazakların
Gilan’a girmesine karşı geliştirdiği tepki, Kuzey İran’daki İngiliz
kuvvetlerinin (Norperforce) başındaki liderlere, Cengelilerin tutumunun kısa
süre içinde “radikal bir değişime uğradığını”, bunun “İttihad-ı İslam
tarafından anlaşmanın feshedilmesine eşdeğer” olduğunu beyan etme konusunda bir
bahane sundu. Bu sırada, İngiliz askeri yetkilileri, Cengelilere karşı topyekûn
bir saldırı hazırlığı içindeydi.[120] Norperforce, 1 Mart’ta Bağdat karargâhına
Küçük Han’ın Kazakların Gilan’a girmelerine mani olma girişiminin antlaşmayı
feshetmek için “yeterli gerekçe” sunduğunu bildirdi. Bütün bunlar, Wickham’ın
iki hafta önceki “birkaç ve önemsiz istisna haricinde, Cengelilerce antlaşma
şartlarına sıkı sıkıya uyulmuştur” şeklindeki ifadesiyle açıkça çelişiyordu.[121]
Askeri hazırlıkları hızla devam ederken, İngilizler, artık antlaşmada yer
almayan son argümanlarını yeniden öne sürebilirlerdi: “Cengeliler, Merkezi
Hükümet’e yeniden bağlanmalılar, aksi takdirde sempatimizi kaybedecekler.”[122]
İngilizlerin
çabaları, Küçük’ü ikna edemese de, en azından Hacı Ahmed ve birkaç kişinin Cengelilerden
kopmalarına sebep oldu. İlk anlaşmazlık belirtileri, 1918 sonbaharında ortaya
çıktı, ancak kısa sürede giderildi. Bu çatışma haberini memnuniyetle karşılayan
İngilizler, ayrışanlar yeniden birleşseler bile bu birliğin geçici olacağı
öngörüsünde bulundular. İngiliz konsolosu ve diğer ilgili kişiler, Hacı Ahmed
üzerinde çalışmaya başladılar. Bunlar arasında en dikkat çekici olanı, Küçük Han’ın
yakın dostu Mirza Rıza Han’dı. Oakshott, Mirza Rıza Han’ın İngilizlere ve
Tahran kabinesine “tamamen vatansever” duygularla yaptığı “hizmetlerin” Gilan’daki
Maliye Dairesi başkanlığına atanarak takdir edilmeyi hak ettiğine dair güvence
vermişti.[123] Mirza Rıza Han, özellikle sadece Hacı Ahmed’i değil, aynı
zamanda Şubat 1918’de Cengelilere iltica eden 150 Kazak grubunu da kendinden
uzaklaştırmak için çalıştı.[124]
Nitekim,
Küçük Han’ın askeri bir sefere çıktığı sırada 27 Aralık’ta toplanan Cengeli
liderlik komitesi (Heyet-i İttihad-ı İslam), (şüphesiz Hacı Ahmed ve Mirza Rıza’nın
ikna çabası neticesinde) “İran hükümetinin şartlarını kabul etmeye ve Cengelileri
terk ederek güçlerini hükümetin eline bırakmaya” karar verdi.[125] Bu
beklenmedik karar, bir yandan Küçük Han ile Cengeli liderlik komitesi arasında
bir anlaşmazlık konusu haline gelmiş olmalı. Diğer tarafta ise Hacı Ahmed ve
iki önemli müttefiki Mirza Rıza ile Dr. Ebulkâsım Han vardı. Her ikisi de bir
önceki Ağustos ayında İngilizlerle anlaşmayı imzalamıştı.[126]
1919
kışı boyunca, IBP yöneticisi Oakshott ve Konsolos Yardımcısı Eldrid, Hacı Ahmed’i
taraf değiştirmeye teşvik etmeye çalıştılar.[127] Özellikle Hacı Ahmed’in
kardeşi Şeyh Mahmud ve kayınbiraderi, etkili ve gerici bir toprak sahibi din
adamı olan Hacı Bahir Ulum’un çabaları önemliydi.[128] Aslında, bir rapora
göre, Hacı Ahmed ve maiyeti, yani çoğunluğu “kendi akrabaları ve mülk sahibi
olan kişiler”, Ocak ayının başlarında Vusuk hükümetine “devlet ve İngiliz
Bakanı tarafından resmen imzalanıp mühürlenmesi” şartıyla, bir “af”
başvurusunda bulunmuşlardı.[129]
Küçük
Han, birilerinin yakında hareketten kopacağının farkındaydı. Firarilerin Tahran’daki
kabineyle olan temaslarını öğrenmiş olmalıydı. Tahran’daki Cengeli temsilcisi
Hacı Şeyh Muhammed Reşti’nin Dr. Haşmet’e yazdığı bir mektup, ona sadece Dr. Ebulkâsım
Han ile Mirza Rıza’nın Tahran’daki girişimleri değil, aynı zamanda yeni Kazak
birlikleri ve çeşitli aşiret güçlerinin Cengelilere karşı başlattıkları yeni
askeri harekât hakkında da önemli bilgiler verdi.[130]
Hacı
Ahmed’in sadakatinin zayıflamasıyla hareketin birliğinin tehdit altında
olduğunu gören Küçük Han[131] önleyici tedbirler aldı: eski sempatizanlarının
yerine kendi sempatizanlarını getirdi, birçok Cengeli ve müttefikleri ise
merkezi hükümete ve İngilizlere boyun eğmesin diye Hacı Ahmed’e baskı
uyguladılar.[132] Demokratların temsilcileri de Hacı Ahmed’i İttihad-o İslam’ın
kararlarına uymaya ikna etmek için son bir girişimde bulundular. Ne bu çabalar,
ne de takipçilerinden bazılarının Küçük Han’a katılması sonuç verdi, zira Hacı
Ahmed, Hacı Bahir Ulum Rafi üzerinden Vusuk’a geçiş izni ve af için çoktan
başvuru yapmıştı.[133] 17 Mart’ta iki düşman kampın temsilcileri uzlaşma
amacıyla bir toplantı düzenlediler ama bir sonuca varamadılar, çünkü Hacı Ahmed
çoktan affedilmişti, dolayısıyla, Eldrid’in de dediği gibi, Hacı Ahmed’in öne
sürdüğü şartlar uzlaşmaya mani olmak için çevrilmiş bir dolaptan ibaretti.[134]
Tehlikeyi sezen Dr. Haşmet, Mirza Ali Han ve İzzetullah, Hacı Ahmed’i
tutuklayıp partiyi silahsızlandırmayı teklid etti fakat Küçük Han, yoldaşlarına
bu şekilde muamele edilmesine karşı çıktı.[135]
Başbakan
Vusuk’un Hacı Ahmed’e ve maiyetindekilere gönderdiği, 26 Mart 1919 tarihli “af”
mektubu dört şart öne sürüyordu:
1.
Hacı Ahmed ve adamları öncelikle silahlarını ve mühimmatlarını hükümete teslim
etmeliler;
2.
Hükümet emirlerine uymalı, ve ona hizmet etmeye hazır olmalılar;
3.
“İsyancıları ve muhalifleri” ortadan kaldırma konusunda devlet güçleriyle tam
işbirliği yapmalılar;
4.
“Hükümetin ve Gilan halkının çıkarlarına aykırı” hiçbir eylemde bulunmamalılar.[136]
Ayrıca,
herhangi bir “ihanet”le yüzleşilmemesini güvence altına almak adına Wickham,
Hacı Ahmed’in “kendisi ve gerilla liderlerince imzalanmış, takipçilerinin
sayısını belirten ve teslim etmeye hazır olduğu mühimmatın ayrıntılarını veren”
ayrı, resmi bir teslimname (teslimiyet bildirisi) sunmasını istedi.[137]
Hacı Ahmed’in hemen kabul ettiği af belgesi, takipçilerinin büyük bir kısmının
kendisinden kopmasına neden oldu. Af belgesinin Hacı Ahmed’in eline ulaştığı
günlerde Norperforce’a bağlı Yüzbaşı Wickham, Küçük Han ve hareketinin
başındaki on lideri kırk sekiz saat içinde görüşmeye davet etti. Bunun bir
tuzak olabileceğini sezen, “rahatsızlığı nedeniyle” mazeret bildiren Küçük Han,
başka bir zaman ve buluşma yeri önerdi. Küçük’ün teklifini reddeden Wickham,
gecikmeksizin Tahran hükümetine boyun eğmesini talep eden bir ültimatom, yani
bir “bildirim” veya özel duyuru gönderdi.[138]
Hacı
Ahmed’e ve Dr. Haşmet’e telefonla alelacele okunan, ancak aynı zamanda yazılı
olarak da iletilen bu ültimatomda[139] Wickham (10 Şubat’ta Küçük’le ilgili
söylediklerini unutarak), Cengelileri “isyankâr kitle” olarak nitelendirdi ve
antlaşmanın isyancıları korumak için değil, “İran’ı Türk birliklerinin
işgalinden korumak” için imzalandığını söyledi. Kendi itirafının aksine, Cengelileri
antlaşmayı “tekrar tekrar ihlal etmek”le suçladı. Birkaç kez dostane İngiliz
tavsiyelerini reddettiklerini belirten Wickham, artık İngilizlerin Tahran’a
itaatsizlik eden kesimlerle “dostluk”larını sürdüremeyeceğini ilan etti.
Wickham, Küçük Han’a İran’ı terk edip Mezopotamya’da İngiliz koruması altında
yaşaması ve İngiliz hükümetinin himayesi altında elde edilen “ilerleme”yi
gözlemleyebilmesi için “samimi tavsiyeler”de bulundu! Kendisine alacağı kararı için
beş gün süre verildi.[140]
30
Mart’ta, Hacı Ahmed’in de hazır bulunduğu bir hükümet temsilcisiyle yaptığı
görüşmede Küçük Han, hükümetin Gilan için jandarma gücü olarak kendi
liderliğindeki 1.350 adamı kabul etmesi halinde teslim olmaya razı olacağını
açıkladı.[141] Hükümet temsilcisi, “biraz korkmuş bir halde, konuyu İran
Hükümeti’ne havale edeceği”ne dair etkisiz bir cevap verdi.[142] Wickham, bunu
doğru bir şekilde, bir geciktirme taktiği olarak gördü. Küçük Han, özellikle
ağaçların yapraksız olduğu bir dönemde düşman uçaklarının bombardıman
tehlikesini bildiği için, kuvvetlerine karşı birleşik askeri seferi ertelemeye
çalışıyordu. Bahar ilerledikçe, çok sayıda firar ve moral kaybına rağmen, en
kötüsünden kaçınmayı umuyordu. Tahran hükümeti adına Küçük’ün blöfüne karşı
çıkan Wickham, İngilizler için kabul edilebilir tek koşulların ültimatomda
belirtilenler olduğunu kesin bir dille belirtti.[143] Bunu kanıtlamak için 29
Mart’ta, sanki bir darbe olmuş gibi, “takdire şayan bir hız”la İngiliz
birliklerini Reşt şehrine getirdi.
Bu
arada, İngilizlerin büyük bir taarruz planlarının farkında olan Küçük Han, o
sırada Musavatçıların yönetiminde olan Bakû’den mühimmat, hatta muhtemelen
askeri uçaklar elde etmek için her türlü çabayı gösterdi.[144] Bakû’yle kurulan
temas hiçbir sonuç vermedi.[145] Ayrıca, yaklaşan krize desteği artırmak için Küçük,
1917’den beri Cengelilerin çiftçilerden aldığı yüzde 10’luk arazi vergisinden
vazgeçmeye karar verdi, devlet mülklerine ve zenginlerin arazilerine el koyarak
kaybedilen geliri telafi etmeyi umdu.[146]
Bu
zamana kadar Küçük Han’ın durumu hızla kötüleşti. Hacı Ahmed ve adamlarının
firarının yanı sıra, aynı gün (Mirza Rıza Han’ın tahmin ettiği gibi) Cengelilere
iltica eden İranlı subay Yüzbaşı Mirza Hasan Han ve yirmi beş “isyancı” Kazak,
İngiliz komutanına teslim oldu.[147] Askeri hazırlıklara ek olarak, İngilizler,
“Küçük Han’ı itibarsızlaştırmak, onu gerçek yüzüyle, bir isyancı ve haydut
olarak göstermek, Gilanlılara İngiltere’nin gücüyle desteklenen hükümete karşı
koymaya çalışmanın beyhude olduğunu anlatmak için yoğun çabalar sarf
ediyorlardı.”[148]
Dahası,
gerici din adamı toprak sahibi Hacı Bahir Ulum Rafi liderliğindeki mollaların
da belirli bir rol üstlendiği süreçte “İngiliz Konsolosluğu ile bağlantısı
olmayan” bir yığın insan, Küçük Han ve gerilla liderlerine İngilizlerin
şartlarını kabul etmeleri yönünde tavsiyelerde bulunmak üzere, “iyi niyetli”
kişiler kılığında Cengelilerin yanına gitmeleri yönünde teşvik edildi. Bunların
içinde İttihad-ı İslam’ın bazı eski üyeleri, hatta Serdar Muhyi bile vardı.
Artık Küçük’ün dostu sayılmayan bu kişilerin derdi hareketi kurtarmak da değildi.[149]
Mirza’ya teslim olması, “böylece köylüleri savaş felâketinden kurtarması”
konusunda “yalvardılar”. Bu ricalar, bilhassa “kararsızlar arasında istenen panik
ve umutsuzluk halini yaratma konusunda” etkili oldu; zira İngilizler, “bir
kilometre çapında bir alana zehirli gaz yayan bombalar atmaktan
çekinmeyeceklerini” söylediler.[150] Alınan önlemin eksiklerini gidermek
istercesine, İngiliz ültimatomunu alıp Tahran hükümetine teslim olduktan sonra
Hacı Ahmed, İttehad-ı İslam’ı, Merkez Komite’sini ve diğer kurumlarını
feshettiğini duyurdu.[151]
Küçük
Han için durumu daha da dramatik hale getiren şey, en yakın yardımcılarından
biri olan Dr. İbrahim Haşmet’in kısa süre önce saf değiştirmesiydi.[152] 7 Mart’ta,
İngiliz siyasi komiserine ve Çarlık Kazak Tümeni komutanına, 400 silahlı adamla
teslim olmaya ve Gilan’ı derhal terk etmeye hazır olduğunu söyledi. Küçük Han’a
hiçbir şekilde yardım etmemesi şartıyla, adamlarını toplaması için on gün süre
verildi.[153] Ancak Mirza ile yaptığı bir görüşmede, izleyeceği yanlış yolun
kesinlikle ölümüne yol açacağı konusunda uyarıldı.[154] Dr. Haşmet’i bu
argümanlar yapacağı şeyden kısa süreliğine caydırdı, zira ülkedeki yeni
psikolojik ortam ve Kasım 1918’de İngilizlerin elde ettikleri zaferinden ardından
Cengelileri yarı yolda bırakan tüm İngiliz karşıtı politikacıların sessizliği
ve geri çekilmesi, onu dehşete düşürmüştü.[155]
Bu
firar dalgasına rağmen Mirza, Vusuk kabinesi aracılığıyla kendisine iletilen,
aslında İngilizlere ait olan emirlere uymayı reddetti. Bu süreçte boş durmadı. Cengeli
yerleşimlerinin tamamını ortadan kaldırmaya ve daha önce bildikleri göçebe
hayata geri dönmeye karar vermişti. Fumen karargâhında adamlarına içine
düştükleri zor durumu anlattı. Firar eden silah arkadaşlarını eleştiri yöneltme
gereği duymayan Küçük Han, geride kalanlara kişisel kazanç veya şöhret değil,
İran’ı yabancıların boyunduruğundan kurtarmak için savaştığını söyledi. Yiyecek
ve mali kaynaklarının tükendiğini, İran askerlerini öldürürlerse kardeş
katliamı yapmak zorunda kalacaklarını, bu nedenle, aynı yolda devam etmenin
artık mümkün olmadığını belirtti. Mücadeleyi bırakıp ailelerine dönmek
isteyenlerin bunu kınanma korkusu olmadan yapabileceğini, ancak gerekirse,
kendisinin ormanda yalnız başına mücadeleye devam edeceğini söyledi. Cengelilerin
Gurab Zermih’teki son karargâhı 25 Mart 1919'da (son İngiliz ültimatomu verilmeden
önce) büyük bir üzüntü ve gözyaşı içinde dağıtıldı, 943 savaşçı, nereye giderse
gitsin onu takip etmeye hazır olduklarını ilan etti. Bu, zaruri olan taktiksel
bir ricattı.[156]
Küçük
Han, Hacı Ahmed’in yaptığı gibi beyaz bayrağı çekemediğinden, Cengeli
liderlerine ve militanlarına son bir uyarı verildi (İngiliz uçakları tarafından
Gilan’a broşürler atıldı). Broşürlerde Gilanlılara, İngiliz askeri
yetkililerinin, “İran’ın güvenliğinin sağlanması, yasalarının pekiştirilmesi,
İran’ın ilerlemesi ve gelişmesiyle ilgilendikleri” gerekçesi üzerinden, artık Vusuk
hükümetine Gilan sorununu çözmede yardımcı olmaya kararlı oldukları bildirildi.[157]
Bu, bir savaş ilanıydı. Böylece, Nisan ortasında, Çarlık subayları ve
Norperforce’un İngiliz komutanları komutasındaki İngiliz askerleri ile İran
Kazak Tümeni’ne bağlı askerler birlikte Cengelilere karşı eşi benzeri
görülmemiş bir saldırı başlattıklarında Küçük Han liderliğindeki hareketin gücü
en düşük seviyedeydi.[158] Ancak, İngiliz kuvvetlerinin topyekûn saldırısı
başlamadan önce, Batı’da Tavaliş’te[159] ve Doğu’da Mazenderan’da Sipahsâlâr’da
Emir Eşayer komutasındaki Kazaklar ve aşiret güçleri, Mirza Küçük, Fumen
bölgesini terk ederek Lahican’a gittiler ve henüz teslim olmamış olan Dr. Haşmet’e
katıldılar. Cengeli kuvvetlerinin tamamı, artık karadan ve askeri uçaklarla
takip edilerek, doğudaki Tonekabun’a doğru hareket etti.
Kuşatma
tehlikesinin giderek arttığı koşullarda Mirza, yine tutkulu bir konuşma yaparak,
subaylarına ve askerlerine isterlerse vicdan azabı duymadan dağılıp teslim
olabileceklerini söyledi. Yaklaşan askeri çatışmalar, onları ölüm veya
tutuklanma tehdidiyle karşı karşıya bırakıyordu. Bu savaşın kardeş katliamına
yol açacağı açıktı.[160] Mirza, hükümet güçlerinin aslında sadece kendisinin
peşinde olduğunu, dolayısıyla, teslim olmaları halinde arkadaşlarının zarar
görmeyeceğini düşünüyordu.[161] Nisan ayının sonuna doğru, adamlarından
bazıları teslim olmaya karar verdi. En büyük grup, taciz edilmeyecekleri veya
hükümetin misillemesine maruz kalmayacakları konusunda güvence almış olan Dr. Haşmet’in
grubuydu.[162] Ne yazık ki, ne İngilizler ne de hükümet sözlerini tuttu. Haşmet’in
eski kalesi Lahican’da, kötü muamele gören tutsaklar dayak yediler iplerle
bağlandılar. Lahican’daki kasaba halkı, güzergâhları boyunca sıralanarak,
anlaşılmaz bir şekilde gerillanın esaretini “sevinç gösterileri” ile
karşıladılar, hatta önlerinden geçen Cengelileri taşladılar. Reşt’te ise tam
tersi muamele gördüler.[163] Reşt’e vardıklarında[164] Dr. Haşmet, adamlarından
ayrıldı, (Saburi ve Fahrai’nin aktarımına göre) yeni Genel Vali Serdar Muazzam’ın
(Teymurtaş) emriyle yargılanmadan hemen darağacına gönderildi.[165] Haşmet’in izleyen
kalabalığın önünde son bir konuşma yapma girişimi, sorumlu İranlı subay
tarafından engellendi. Subay, Haşmet’in yüzüne vurdu, gözlüklerini kırdı,
ağzından kan akmasına neden oldu.[166] Halkı bastırmak ve bir terör ortamı
yaratmak amacıyla, tutuklananlar arasından on altı köylü ve Gilanlı katırcı
seçilerek asıldı. Tamamen masum olan bu insanların tek “suç”u Küçük Han ile
işbirliği yapmaktı.[167] 24 Mayıs’ta yaklaşık 250 mahkûm, Horasan’daki Kaşan ve
Kalat’a işkence dolu bir iç sürgüne gönderildi, bazıları esaret altında öldü.[168]
Wickham’ın, Serdar Muazzam’ın “hükümetin dizginlerini tereddütsüz bir şekilde
ele aldığını, enerjisi, cesareti ve yeteneğiyle üstlendiği göreve, yani ‘anarşiye
sürüklenmesine izin verilen bir eyalette düzeni yeniden sağlama’ görevine layık
olduğunu ispatladığını” söyleyen raporu, Teymurtaş’ın işlediği vahşetlere dair
Farsça anlatımların güvenilir olduğunu ortaya koyuyor.[169] Sadri Eşref, Serdar
Muazzam’ın Gilanlılar arasında isyanı kışkırttığını, bu nedenle daha sonra Vusuk
tarafından görevden alındığını belirtiyor.[170]
Mirza’ya
gelince, bunlar, devrimci kariyerinin kesinlikle en karanlık günleriydi. Son
konuşmasından sonra, geriye sadece sekiz adam kalmıştı. Firarların psikolojik
yüküne ek olarak, bir de tahmin edilebilir şekilde felâketle sonuçlanan asimetrik
savaşlara devam etmek isteyenlerin sert eleştirileriyle de başa çıkmak zorunda
kaldı.[171] Ayrıca, morali bozuk adamlarının önünde, Gilan ve Mazenderan
arasındaki ormanda yaşlı bir Gilanlı köylü kadının, kendi hırsını tatmin etmek
için Gilanlı gençlerin kanını döktüğü için onu eleştirmesi gibi sözleri de
yutmak zorunda kaldı.[172] İlkbaharın sonlarında ve yazın başlarında, Küçük Han
ve en sadık adamları (Halo Kurban, İhsan, Sadullah Han Derviş, İsmail Han Cengeli
ve Hasan Aliani Muin Rüaya) köylerin bombalanması da dâhil olmak üzere, en ağır
zulümle yüzleştiler.[173] Mayıs ortalarına kadar İngiliz uçakları, Hâlâ 300 ilâ
500 kişi arasında olduğu tahmin edilen Cengelilerin ve sempatizanlarının saklanıyor
olabileceği Rudbar yakınlarındaki köylere saldırdı.[174] Bir kişi öldü, altı
kişi yaralandı. İngilizler, bombardımanların “Rüstemabad’da mükemmel bir moral
etkisi yarattığını” düşündüler.[175]
Tek
şansları, babası Sipahsâlâr ve kayınpederi Başbakan Vusuk tarafından Tonekabun
ormanlarındaki Cengeli kalıntılarını ezmekle görevlendirilen Said Devlet’teki
isteksizlikti. Kendi nedenlerine bağlı olarak bu göreve karşı çıkıyordu.[176]
İngilizler,
firarilerin “Küçük Han’ın hali çok fena” açıklamaları üzerinden onun “umudunun
tükendiği”[177] sonucuna ulaştılar.[178] Kendi bölgesi Fumen’e, gömdüğü
mühimmata geri dönmesi; Mazenderan’a kaçması; dağlara sığınması veya Tahran’da
sığınacak yer bulması; ya da teslim olması bekleniyordu. İngilizler, kaderinden
kaçamayacağı, bu nedenle, “Gilan’daki mevcut gücü koruma gerekliliğinin ortadan
kalktığı” sonuncuna ulaştılar. İngiliz ve İran hükümetleri arasında bir bölünme
belirtisi oluşmasını önlemek için “gereksiz birliklerin kademeli olarak geri
çekilmesi” tavsiye edilirken, Starosselski komutasındaki Kazaklar baskı yapmaya
devam ettiler.[179]
Ancak,
Cengeli Hareketi henüz ölmediğinden, ortada bir de beşinci seçenek vardı. İki
ay boyunca kuzey ormanlarında dolaştıktan ve sık sık dost Gilanlı köylülerce
ağırlandıktan sonra[180] Küçük Han, bir kez daha Gilan yaylalarında yeniden
yerleşmeyi başardı ve buradan bölgedeki İran hükümetine bağlı güçlere karşı gerilla
saldırıları düzenledi. 1919 yılının Temmuz ortalarında, yenilenen
faaliyetlerine dair haberler, uzak diyarlarda sürgünde olan adamlarına ulaşmaya
başladı.[181] Kasım başlarında Tahran, Küçük Han’ın Kazaklara karşı elde ettiği
yeni başarıların haberleriyle dolup taştı. Birçoğunu ortadan kaldırdığı ve
yaklaşık 200 esir aldığı, bu esirlerin bir esir değişimiyle serbest
bırakılacağı bildirildi.[182] Gilan eyalet valisinin Aban 1298 (21 Ekim-20
Kasım 1919) ayı için hazırladığı resmi raporda, Cengelilerin güçlerini 453
silahlı ve 200 silahsız adamla birlikte yeniden teşkil ettikleri, silahsızların
ise şehir ve kırsal kesimde erzak ve istihbarat operasyonlarından sorumlu
oldukları açıkça belirtiliyordu. Rapor ayrıca, Cengeli güçlerinin, önceki
bahardaki yenilgilerine rağmen, esas olarak halkın umutsuzluğu ve hükümet
yetkililerinden memnuniyetsizliği nedeniyle arttığını vurguluyordu. Durum o
kadar kötüydü ki, zalim vali Teymurtaş, Cengelileri ezmek için İngilizlerden
doğrudan müdahale etmelerini istedi. Raporda, Reşt’te nüfusun yüzde 95’inin
hareketi desteklediği belirtildi. Etkileri o kadar büyüktü ki Cengelilere karşı
hükümetin başarısızlığından hayal kırıklığına uğrayan eyaletteki mülk sahipleri
ve diğer nüfuzlu tkili kişiler bile, iktidarı ele geçirmeleri durumunda
servetlerini güvence altına alma umuduyla, onlarla temas kurmaya çalışıyorlardı.[183]
Yıl sonuna doğru Vusuk kabinesi, Gilan’a elçiler göndermeyi ve altı ay önce
serveti tamamen tükenmiş gibi görünen Cengeli lideriyle bir “barış antlaşması”
imzalamayı gerekli gördü.
Cengelilerin
yeniden bir araya gelip canlanmalarını iki faktör sağladı: Vusuk hükümetinin
İngilizlerle imzaladığı İngiltere-İran Anlaşması ile hem Kafkas hem de Rus
Bolşeviklerinin İran işlerine olan ilgisinin yeniden canlanması (bkz.: Sekizinci
Bölüm).
Sonuç
Bu
dönemde komşusu zalim Çarlık rejiminin ortadan kalkmasıyla büyümeye devam eden Cengeli
Hareketi, kısa süre sonra başka bir güçlü düşmanla, İngilizlerle karşı karşıya
kaldı. İngilizlerin Birinci Dünya Savaşı’nda elde ettiği nihai zafer, İran’ın
gerici ve yozlaşmış yönetici elitine yeni bir yaşam şansı verdi. Dahası,
İngilizlerin zaferi, İran’daki Alman yanlısı partinin umutlarını suya düşürdü, “liberal
milliyetçileri” mezarlık benzeri bir sessizliğe gömdü. Yeni rüzgâr, ayrıca çok
sayıda oportünisti İngilizlerin safına çekti. Örneğin, umutlarını Cengelilere
bağlamış olan Emir Eşayer, Mirza Rıza Han Afşar, Molla Salih, Molla Ruhani, Sâlâr
Fetih, Said Devlet, hatta Hacı Ahmed Kasmai gibi isimler vardı.[184] Bu tür “çıkarlar
üzerine kurulu” ittifaklar, köylüler üzerinde moral bozucu bir etki yarattı.
Köylüler, özellikle Cengelilerin köylülere karşı acımasızlıkları ve
sömürüleriyle bilinen savaş ağalarıyla kurduğu ittifaklar karşısında büyük
hayal kırıklığına uğradılar. Daha sonra, her biri Cengelilerden ayrılıp düşmanın
safına geçtiğinde, birçoğu şaşkınlık ve ihanet duygusuyla sarsıldı, bu nedenle,
mücadeleye devam etmeye dair hevesini yitirdi.[185] Bununla birlikte, başka
faktörler de yeni psikolojik koşullara destek sundu.
Cengelilere
zarar veren ikinci bir faktör ise savaşta askeri uçakların kullanılmasıydı. Bu,
Wickham’ın her zaman üzerinde durduğu bir avantajdı.[186] Aksi takdirde, Biçerahov
komutasındaki İngilizler ve Rus müttefikleri, insan gücü ve mühimmat
üstünlüklerine rağmen, Cengelilere yabancı bir arazide asla karşı koyamazlardı.
Dahası, 1919 baharında İngilizlerin zehirli gaz kullanma tehdidi, Mirza Küçük
ve yardımcılarına kimyasal savaşın dehşetini kesinlikle gösterdi. Tahran’daki
müttefiklerince terk edilmiş, Kafkasya’daki (ister Bolşevik ister Musavatçı
olsun) “devrimci dostlar”dan yardım alamayan, sadece kendisine bağlı, giderek
zayıflayan güçlerine güvenen Küçük Han, halklarını eşitsiz bir savaşa devam
etmeye zorlayamazdı. dolayısıyla, Küçük Han’ın müesses yapıları dağıtıp,
gerilla savaşına geri dönmesi, taktiksel ricatta karar kılması anlaşılabilir
görünüyor.
Cengeli
Hareketi’ni zayıflatan üçüncü bir faktör ise Küçük Han’ın düşmanlarına,
özellikle de esirlerine karşı uyguladığı “alışılmadık” muameleydi. İntikamın
sadece kabul edilmekle kalmayıp, aynı zamanda şiddetle tavsiye edildiği bir
ülkede, Mirza’nın aşırı insancıl muamelesi (esirleri babacan bir nasihatle
tekrar düşmanlığa bulaşmamaları konusunda uyararak serbest bırakması) adamları
için kesinlikle şaşırtıcıydı. Gerçekten de, Küçük’ün adamlarının eline düşseler
öldürülecek olan esirler, onun bu yumuşaklığını insanlık değil, zayıflık
işareti olarak yorumlamış olmalıydılar.
Küçük
Han, sık sık kardeş katliamına karşı olduğunu söylerdi. Buna karşın, Kazakları,
İngilizlerin de farkında olduğu vahşetlerden sorumlu olan “medeniyetsiz
vahşiler” olarak nitelendirirdi. 1919 baharında kardeş katliamından kaçındı,
ancak o sonbaharda tam tersini yaptı. Bu çelişkili davranış, takipçilerini
şaşırtmış, hatta hayal kırıklığına uğratmıştı. Muhtemelen otoritesi bir miktar
bu yüzden zayıfladı. Bu tutumun en çarpıcı ifadesi, Küçük Han’ın, ihanet edip
teslim olmasının öncesinde Dr. Haşmet’in Cengelilerin iki numaralı lideri Hacı
Ahmed Kasmai’yi tutuklaması ile ilgili talebini reddetmesiydi. Bu durum, daha
sonra İngiliz muhatabına tüm olaydan duyduğu hayal kırıklığını ve İran’ı
tamamen terk etme arzusunu dile getiren Haşmet için tüm hareketi anlamsız
kılmış olmalıydı. Bu bağlamda, dürüst ama hayal kırıklığına uğramış çok sayıda
Cengeli savaşçısının firar etmesi kimseyi şaşırtmamalı.
Daha
az önemli olmayan bir diğer faktör ise Mirza’nın toprak reformu konusundaki
kararsızlığıydı. Daha sonra görüleceği üzere, bu konuyla ilgili sürekli dile
getirdiği şüpheler, hareketinin son günlerine dek onu rahat bırakmadı. Ancak bu
dönemde ilgili kararsızlık, tepede nüfuzlu ve zengin toprak sahipleriyle
kurduğu koalisyonlarla bağlantılıydı. Güçlü düşmanlara karşı verilen bu
mücadelenin mali yükünün büyük bir kısmını omuzlarken, Gilanlı köylüler, şimdi
de kendilerine karşı zehirli gaz kullanmakla tehdit eden bir düşmanın elinde
korkunç ve büyük bir savaşın yükünü çekmek zorunda kaldılar. İngilizlerin
dayattığı barış koşullarında toprak sahiplerinin devam eden zulmüne boyun eğme
seçeneğinin karşısına, Küçük Han’ın muğlak toprak politikasıyla çıkmak zorunda
kaldılar. Başka çile ve ıstıraplarla yüzleştiler. Köylülerin mücadeleye dair
coşkusunun hızla erimesine şaşmamak gerek.
Ancak
tüm bunlara rağmen, Gilanlıların çok saygı duyduğu halk adamı Küçük Han’ı
ayakta tutan şey, merkezdeki iç baskıya ve İran’ın yabancı boyunduruğuna karşı
sergilediği kararlı duruş, eşi benzeri görülmemiş dürüstlüğü ve neredeyse
herkes düşmanın önünde diz çökerken her şeye rağmen direnme konusunda
sergilediği demir iradesiydi. Cesareti, onuru ve dürüstlüğü göz önüne
alındığında, halk, onun hatalarını ve zayıflıklarını sık sık göz ardı ediyordu.
Olumsuz koşullar, kaderci bir şekilde Allah’ın iradesine veya İran
düşmanlarının ezici gücüne atfediliyordu.
Son
olarak, hem bu kaderciliği hem de Küçük’ün tüm yabancılara duyduğu güvensizliği
pekiştiren şey, Kafkasya’ya güçlerini sevk etmeleri gerektiğinde bir “barış
antlaşması” imzalayan, daha sonra da himayelerindeki Vusuk’un kabinesini Tahran’da
sağlamlaştırmak istediklerinde bu anlaşmayı fesheden İngilizlerin
ikiyüzlülüğüydü. Küçük Han’ı önce “olağanüstü bir adam” ve “vatansever”, daha
sonra ise “haydut” olarak görmeleri, birçok kişinin gözünden kaçmamıştı. Wickham’ın
da belirttiği gibi, bu aşamada İngiltere’nin “gücü”, sadık vatanseverlere
değil, İran’ın 1812’deki yenilgisinden beri ülkedeki siyasi elitlerin aleni
temel özelliği olan ahlaki acziyete, düşünsel beceriksizliğe ve siyasi zafiyete
galebe çaldı.
Hüsrev Şakiri
[Kaynak:
Birth of the Travma: The Soviet Socialist Republic of Iran, 1920-1921,
University of Pittsburgh Press, 1995, s. 81-108.]
Dipnotlar:
[1] Sovyet Rusya, Kuzey İran’da İngiltere’nin Rusya’nın elindeki ticari konuma
sahip olmasından endişeleniyordu. Bkz.: L. I. Miroshnikov, Iran in World War
I (Moskova, 1963), s. 56.
[2]
Devlet Arşivleri Kurumu arşivleri üzerinden hüküm veren İngilizler, 1917 yazı
öncesine dek Cengeli Hareketi ile pek ilgilenmediler.
[3]
Ra‘d, 16 Ocak 1918.
[4]
A.g.e. 30 Ocak 1918.
[5]
Tahran’da çıkan yarı resmi gazete İran’ın yaptığı haberde İngilizlerin
Garrus’ta Kürdistan bölgesi yakınlarında polis gücü oluşturma çabalarına devam
ettiği söyleniyordu. Cengelilerden kopan Halhallı Emir Muktedir halkı bu güce
katılmaları yönünde teşvik etti. Iran, 16 Ağustos 1918 tarihli haberinde
bölgedeki jandarma ve polis gücünün İngilizlerce teşkil edilen yapıya dâhil
olduğunu söylüyor. (USNA 891.00, Roll 5).
[6]
Cengelilerin de bildiği üzere, Rus devrimci komiteleri oldukça etkili güçlerdi
(Miroshnikov, Iran in World War I, s. 76).
[7]
Jangal, Sayı. 11, 1917.
[8]
A.g.e. Sayı. 18 ve 23,1917.
[9]
Rad, 16 Ocak 1918.
[10]
Maclaren letter, 14 Şubat 1918, FO 248/1203.
[11]
A.g.e.
[12]
Maclaren letter, 8 Şubat 1918 ve Rawlinson letter, 11 Şubat 1918, FO 248/1203.
[13]
Maclaren letter, 25 Şubat 1918, FO 248/1212.
[14]
Scott’ın Maclaren’dan gelen, Küçük Han’la anlaşılabileceğini söyleyen mektubuna
bakılabilir (31 Aralık 1917, FO 248/1138).
[15]
Maclaren letter, 10 Ocak 1918, FO 248/1203. Maclaren, ilk başta ormana avcılık
amaçlı seyahat düzenleme bahanesiyle Küçük Han’la görüşmeyi düşünmüş (Maclaren
letter, 1 Ocak 1918, FO 248/1203).
[16]
Maclaren letter, 20 Şubat 1918, FO 248/1203.
[17]
Davidson Frame, confidential letter to Maclaren, 13 Şubat 1918, FO 248/1203.
[18]
M. H. Donohoe, With the Persian Expedition (Londra, 1919), s. 64-65, 203.
Donohoe seferi şu şekilde gerekçelendiriyor: ““Dunsterville ve kuvveti İran’da
ne yapıyordu? [...] İngiltere, neden İran’ın tarafsızlığına saygı göstermemiş,
İran topraklarını işgal etmiş, İran’ın tepkilerini görmezden gelmişti? Cevap
basit: İran’a girmemizin nedeni, kendi davamızı ve Müttefiklerin davasını
savunmak kadar İran’ın haklarını da savunmaktı. Dunsterville’in asıl amacı,
Güney Kafkasya’da Ermenileri, Gürcüleri ve mümkünse Tatarları örgütleyerek
Bolşevizmle mücadele etmekti.”
[19]
Askeri hiyerarşide belirli bir yere sahip olduğu görülen Oakshott’ın “solcu politik
görüşleri” olduğundan söz ediliyor (G. Jones, Banking and Empire in Iran [Londra,
1986], 1:278). Eğer bu doğruysa, Oakshott’ın bu solcu görüşleri Cengeliler
meselesiyle ilgilenirken rafa kaldırdığı görülüyor. Bu noktada Goodwin
üzerinden İngiliz ordusuna 2 Nisan 1918’de gönderdiği mesajına bakılabilir: FO
248/1212. Oakshott, bir İngiliz bankası için çalışan tek subay değildi. O
dönemde Norperforce’un siyasi komiser yardımcısı ve Reşt konsolosunun yardımcısı
olan Yüzbaşı Eldrid de 1890’larda Persya İmparatorluk Bankası’nda çalışıyordu.
Gones, Banking and Empire in Iran, 1:200).
[20]
Bankanın İranlı sekreterinin ana büroya gönderdiği mektup (15 Mart 1918, FO
248/1212). Cengeliler konsolos’un gözaltına alınmasını, Merkez Kuvvetler’le
çalışan “ulusal hükümet” içindeki önemli isimlerden Mirza Süleyman Han
İskenderi’nin Kirmanşah’ta gözaltına alınmasına misilleme olarak
gerekçelendiriyorlardı. (A.g.e.; E. Fakhra’i, Sardar-i Jangal [Teheran,
1965], s. 113). Asıl merak edilen husus, kendisinin esaret altındayken dışarıya
nasıl mesaj ilettiği. ABD’li misyoner Murray, Reşt’ten gönderdiği raporda,
gözaltındaki iki kişiye İngilizlere şifreli olarak telgraf çekmelerine izin
verildiğini söylüyor (Letter from U.S. legation, Tahran, 30 Ekim 1919, USNA
891.00/1071).
[21]
Noel altı ay süreyle gözaltında kaldı, İngilizlerle “barış anlaşması” imzalandıktan
sonra serbest bırakıldı. Noel’in Tahran’daki İngiliz bakanına gönderdiği 29
Eylül 1918 tarihli rapor için bkz.: The Revolutionary Movement in Iran
versus Great Britain and Soviet Russia, 1914-1932, yh.: Cosroe Chaqueri
(Floransa, 1979), s. 882- 88 (RMI) \ Sardar, s. 113-14.
[22]
RMI, s. 882.
[23]
F. J. Moberly, History of the Great War, Operation in Persia, 1914-1919, Historical
Section of the Commission of Imperial Defence, London [?], 1929, s. 273-74. Ayrıca
bkz.: C. Sykes, Wassmuss, aThe German Lawrence” (Londra, 1936), s. 172. Sykes,
İngilizlerin parasıyla İran’da çar yanlısı askerlerin yeniden organize edildiği
bilgisini teyit ediyor. Sykes ayrıca Dunsterville’in Rus generalini İngiliz
askerleri Rus askerlerinin yerini alana dek onların çıkış işlemini ertelemesi
konusunda ikna ediyor.
[24]
Moberly, History of the Great War, s. 273-74.
[25]
General Dunsterville ile Çiliapin de müzakere yürüttü. Dunsterville’in dediğine
göre (The Adventures of Dunsterforce (London, 1920) s. 205-06) “Yoldaş Çiliapin’i
ertesi gün karargâhımda ağırladım. Eskiden sert ve uzlaşmaz biriymiş gibi
görünen adamın yerinde yeller esiyordu. Çiliapin karşımda fazla uysal biri
olarak duruyordu. Tüm ciddiyetiyle bana Cengelilerle tüm ilişkileirni
sonlandırdığını söyledi.” Oysa Çiliapin Cengelilerle ilişkilerine devam ediyor,
Cengelilerin elindeki İngiliz tutsakların serbest bırakılması ve Reşt’te
İngiliz Bankası’nın yeniden açılması konusunda onlarla müzakere yürütüyordu. (Baratov
tetter, Rusça, 25 Mart 1918, WO 95/5043). Diğer cephelerde faal olan Çiliapin
bir yandan da kendisine buharlı ikaz cihazı veren İngiliz konsolos yardımcısı
ile Kazvin’de görüştü (28 Mart 1918, WO 95/5043). İngilizler kendisini
gözaltına alıp Gilan’dan çıkarttı (Miroshnikov, Iran in World War I, s.
81).
[26]
Nikolai von Etter, “Political Situation in Persia in May 1918,” WO 106/ 55; ayrıca
bkz.: Lazar Bicherakhov, “Memoranda, The General Situation,” 20 Mayıs 1918, WO
95/5043.
[27]
Biçerahov’un da bildiği üzere bu iddia doğru değildi. İngilizlerin Küçük Han’la
temas kurmalarını isteyen, Biçerahov’du. Biçerahov, Küçük Han’ın Azerbaycan’ın
Türklerce işgal edilmesi ihtimali karşısında İngilizlerle ittifak kurabileceğini
düşünüyordu (Clutterbuck report, 3 Mayıs 1918, WO 95/5043).
[28]
Dunsterforce secret report to Baghdad, 10 Mayıs 1918, WO 95/5043.
[29]
A.g.e.
[30]
Telegram no. 158, 11 Mayıs 1918, file 40, WO 95/5043.
[31]
A.g.e.
[32]
Telegram no. 9, 19 Haziran 1918, FO 248/1213.
[33]
Maclaren tetter, 1 Ocak 1918, FO 248/1212.
[34]
Dunsterforce secret report to Baghdad, 10 Mayıs 1918, WO 95/5043.
[35]
F. Kazemzadeh, The Struggle for Transcaucasia (New York, 1951), s. 133.
Kazımzade şunu söylüyor: “Biçerahov, tipik bir Rus emperyalizmi yanlısıydı. Askerleri
İran’da kötü bir şöhrete sahipti. İsmini bugün bile duyanlar, kendisine yönelik
nefretini dile getirirler. Bolşeviklere düşmandı. Asıl arzusu Kafkasya’ya gidip
Bakû Sovyeti’ni yok etmekti. Fakat bir yandan da Türklerin Bakû’yü ele
geçirmelerine mani olmak istiyordu.” Ayrıca bkz.: T. Swietochowski, Russian
Azerbaijan, 1905-1920 (Londra, 1985), s. 137-42.
[36]
H. von Kiesling, Mit Feldmarschall von der Goltz Pascha in Mesopotamien und
Persien (Leipzig, 1922), s. 124. Kiesling, sayının 10.000 olduğunu
söylerken E. C. Edwards (“German Intrigues in Persia,” Yale Review, Nisan
1918, s. 620) 20.000 olduğu iddiasında.
[37]
Dunsterville telegram no. 141, to the British Middle East Command at Baghdad,
Mayıs 1918, file 19, WO 95/5043.
[38]
Marling to FO, no. 153, Mayıs 1918, WO 95/5043.
[39]
Cengeliler, İskenderi’nin İngiliz esaretinden kurtulması talebinden hiç vazgeçmediler.
3 Mart1918 günü Reşt’te düzenledikleri kitlesel İngiliz karşıtı gösteride İskenderi
serbest bırakılmazsa gerekli tedbirleri almakla tehdit ettiler (British
consular report, 4 Mart 1918, FO 248/1212).
[40]
Bkz.: Baratov telegram to Dunsterville, 16 Nisan 1918, WO 95/5043.
[41]
Gerçekleri tahrif edenler, Kazımzade’nin (The Struggle for Transcaucasia,
s. 133) alıntıladığı Sovyet kaynaklarını göz ardı etmekle kalmıyor, daha da
önemlisi, Bakû’deki Bolşevik lideri Efendiyev’in Küçük Han’ı bu suçlama
karşısında aklayan açık ve net ifadesini de onaylıyorlar. Efendiyev şöyle diyor:
“Küçük Han’daki fazileti, yani İngiliz ajanı Biçerahov ile İngiliz fonlarıyla
donatılmış eski Baratov alayına mensup gönüllülere dair öngörüsünü göz ardı
edemeyiz. Küçük, Transkafkasya’daki varlıklarının sonuçlarının farkında olarak,
Biçerahov alayının [Gilan üzerinden] geçişine izin vermek istemedi. Ancak Bakû
Sovyeti, Biçerahov’un niyetlerini yanlış anladı ve geçişine İranlı
devrimcilerin liderinin izin verdiğini ısrarla dile getirdi.” (Effendiev,
“Enslavement of Persia by the English,” Zhizn NatsionaVnostei 39 [47], 12
Ekim 1919. Çiliapin’in Biçerahov tarafından kandırıldığı, Küçük Han’ın Çiliapin’in
geçişine ilk başta karşı çıktığı bilgisini şu çalışma da teyit ediyor: A. A
Sepehr, Iran dar Jang-i Bozorg (Teheran, 1956), s. 390.
[42]
Donohoe, With the Persian Expedition, s. 204-05. Gilan’dan geçmek için
gerekli izin konusunda bkz.: report by the tsarist Major-General Lastochin in
Hamadan to Dunsterville, no. 151, n.d. [Bahar 1918], WO 95/5043.
[43]
General Dunsterville Londra’daki İran Derneği’nin bir toplantısında şunu
söylüyor: “İran’da tanışmak istediğim ama bir türlü tanışamadığım İranlı
beyefendilerden biri de Küçük Han’dır.” (L. C. Dunsterville, “Six Months in
North-West Persia,” Persia Magazine 1, Sayı. 2 [Haziran 1921]: 48).
[44]
Dunsterville, The Adventures of Dunsterforce, s. 122.
[45]
M. H. Sabouri-Dailami, Negahi az Daroun heh Enqelab-i Mossallahaneh- yi
Jangal (Tahran, 1979), s. 67. Küçük Han’ı itibarsızlaştırmak adına İngilizler,
Gilan’dan geçmeleri karşılığında Küçük Han’a para verdikleri dedikodusunu yaydılar.
Iran, 18-28 Ağustos 1918.
[46]
Mirza Isma’il Khan Jangali, Qiyam-i Jangal, Yad-dasht-ha-yi Mirza Esma ‘il
Jangali [Memoirs] (Jangali), yayına hz. ve takdim eden: E. Ra’in (Tahran,
1978), s. 73.
[47]
Sardar, s. 117-21.
[48]
Bu bağlantıyı şu çalışma da aktarıyor: B. Nikitin, Irani keh Man Shenakhteh
Am (Tahran, 1950), s. 289-310; “Souvenirs,” unpublished MS deposited at the
INALCO Library, Paris, s. 211-26.
[49]
O dönemde Berlin’de olan Takizade İngilizlere ve Ruslara karşı Alman imparatorluğu
ile birlikte çalışmaktadır!
[50]
Hacı Ahmed Kasmai, Noel’in İranlı demokrat lider Süleyman Mirza İskenderi’nin
gözaltısına tepki olarak tutuklandığını söyleyerek İngilizleri geri çevirdi.
[51]
G. Yaghikian, Showravi va Jonbesh-i Jangal, ed. B. Dehgan (Tahran,
1984), s. 415-22. Yağikyan, Şaumyan ile Nerimanov’la biraraya gelen Mirza
Ebutalib Emuzigar’ın başkanlık ettiği heyete tercümanlık yaptı. Nerimanov aslen
İranlıydı ve İran’a bağlı bir isimdi. Cengeliler kendisinden Gilan’da
Bolşevikleri temsilen bulunmasını, Çiliapin ve asker sovyetindeki diğer
isimlerin yerini almasını istedi ama bu teklifi Nerimanov geri çevirdi. Yağikyan’ın
aktardığı kadarıyla Nerimanov, Şaumyan’ın ismi bilinmeyen “diğer”
danışmanlarının onu Cengelilere yardım etme fikrinden caydırmasından korktu.
Fakat 14 Ekim 1918’de Cox’a yazdığı mektupta Yağikyan, Cengelilerin ve
Bolşeviklerin güvenini kazanmış bir isim olarak kendisinin İngilizlere karşı
kurulacak askeri işbirliğinin bozulmasında daha da özelde Şaumyan’ın
Cengelilerin istediği silahları vermemesi konusunda ikna edilmesinde önemli rol
oynadığını söylüyordu. Bkz.: Cosroe Chaqueri, ‘The Role and Impact of Armenian
Intellectuals in Iranian Politics, 1905-1911 "Armenian Review 41, Sayı.
2 (1988): 32-33.
Fahrai,
Yağikyan’ın iddialarına itiraz ediyor. Yağikyan’ın çalışmasını basan yayın
yönetmeni Dehgan’ın cevabı Yağikyan’ın Cox’ yazdığı mektup konusunda gayet ikna
edici. Bkz.: Ayandeh, Sayı. 1-3 (1966), 8-12 (1987). Reşt’te bulunan
İran dışişleri bakanı temsilcisinin Cengeliler-Bolşevikler ilişkisine dair
yalan yanlış değerlendirmeleri için bkz.: Iran va Jang-i Jahani-ye Avval,
Asnad-i Vezdrat-i Kharejeh, yh. K. Bayat (Tahran, 1990), doc. no. 86, s.
275-77.
[52]
Vasakuni (“Kuchek Khan and his Work,” Zank, 28 Nisan 1919 ve 6 Mart 1920),
Küçük Han’ın sanki İngilizlere aitmiş gibi Gilan’daki Rus teçhizatına el koyduğunu
söylüyor. Küçük Han, Enzeli ve Reşt’teki konsolosluklarda bulunan Rus araç
gereçlerine ve teçhizatına el koyuyor. Rus mallarının alınmasına yasak getiren
Cengeliler, Rus askerlerini döverek cezalandırıyorlar.
[53]
Bu ültimatomun birebir çevirisini aktarmayan Vasakuni, özüne sadık kaldığını
zira metni birkaç kez okuduğunu söylüyor (“Kuchek Khan and his Work,” Zank, 17
Temmuz 1920).
[54]
A.g.e.
[55]
A.g.e.
[56]
A.g.e. 6 Mart 1920.
[57]
A.g.e. 3 Mayıs 1919.
[58]
Maclaren letter, 9 Şubat 1918, FO 248/1203.
[59]
Balfour letter to Qazvin HQ, 23 Nisan 1918, FO 248/1203.
[60]
A.g.e.; Maclaren letter, 10 Şubat 1918.
[61]
General Dunsterville (The Adventures of Dunsterforce, s. 67) hatıratında
şunu söylüyor: “Cengelilerle başa çıkabilmek için askere ihtiyaç vardı. Sahada gerekli
sayıda askere sahip olmadığımızdan Küçük Han müzakere yürütmeyi reddediyordu.”
[62]
A.g.e.; “The Kuchek Khan Movement,” Zank, 8 Nisan 1918.
[63]
Telegram no. 126 to Balfour, 20 Şubat 1918, FO 248/1203. Ayrıca bkz.: reports
by the Iranian kargozar, Mehdi Farrokh, between February 19 and March
13, 1918, FO 248/1202.
[64]
A.g.e.
[65]
Cengelilerin resmi açıklaması için bkz.: Jangali, s. 89. Dunsterville,
The Adventures of Dunsterforce adlı eserinin 78. sayfasında, iki İngiliz’in “kendilerine
gösterilen hoşgörü nedeniyle” Enzeli’ye kaçtığını yazarken, Yağikyan (Enzeli’de
yaşayan, Reşt’teki İngiliz konsolosluğuyla temas halinde olan eski bir Ermeni
sosyal demokrat ve Kanada vatandaşı olmuş kişi), Tahran’daki İngiliz bakanına
onların serbest bırakılmasında etkili olduğunu söylemiştir (Marling’s letter,
14 Ekim 1918, FO 248/1212). Dunsterville’in anlattığı hikâye, iki İngiliz’in “zeki
bir hile”ye başvurup kaçtığından, Enzeli’deki bir Rus gemisine sığındığını
yazan Presbiteryen misyoner Murray tarafından kısmen doğrulanmaktadır (30 Ekim
1919, USNA 891.00/1071). Nikitin, Dunsterville’in kitabını okuduktan sonra 1941’de
yazdığı yazıda, iki İngiliz’in kendisi ve Stokes tarafından Ermeni Kızılhaç
çalışanlarının yardımıyla düzenlenen bir hile sayesinde kaçtığını belirtiyor
(Nikitin, Irani keh Man Shenakhteh Am, s. 306; “Souvenirs”, s. 222-23).
Maclaren
tuhaf bir akıbetle karşılaşıyor. Söylendiğine göre bir aile meselesiüzerinden
Tahran’daki İngiliz askeri ateşesi Albay Barttelot’ı vurup öldürüyor. Kendi canına
kıymak isterken bacağına isabet eden kurşun yüzünden hastaneye kaldırılıyor. Oradan
mahkeme huzuruna çıkartılmak üzere İngiltere’ye gönderiliyor (Caldwell report,
15 Ekim 1918, USNA 891.00/ 1092).
[66]
Donohoe, With the Persian Expedition, s. 204-05.
[67]
Fahrai (Sardar, s. 135) 100 Cengelinin öldüğünü, 50’sinin yaralandığını,
tutsak alınanların sayısının bilinmediğini söylüyor. Elde resmi rakamların
bulunmadığını aktarıyor (Jangali, s. 79-80). Murray ise ölü, yaralı ve
tutsak Cengeli sayısının elli olduğunu söylüyor (Murray letter, 30 Ekim 1919,
USNA 891.00/1071).
[68]
Cengeliler, kendilerine ait mevzilerin bombalanması konusunda İngilizlere
istihbarat sağladığı gerekçesiyle Gulam Hüseyin Ebtehac’ı (Pehleviler döneminde
güçlü bir bankacı olan Ebulhasan Ebtehac’ın kardeşi) suçladılar. Ebtehac
ailesi, babalarının Cengelilerce öldürüldüğüne inanıyordu, ancak babaları Şiilerin
inancında önemli bir yer tutan Gizli İmam’la ilgili hakaret içeren bir yorum
dile getirdiği için köylülerinden biri tarafından öldürüldü. Fahrai’ye göre
(Sardar, s. 102, 140), Cengelilerce casus olarak tutuklanıp yargılanmasına
rağmen, Ebtehac, Cengelilerin iki önemli lideri ve Ebtehac’ın Bahailik
üzerinden dindaşı olan İhsan ve Rıza Afşar’ın baskısıyla serbest bırakıldı. Bkz.:
A.-H. Ebtehaj, “Memoirs,” yh.: H. Ladjevardi, file 39 [1], s. 1; ve Planning
and Power in Iran, Ebtehaj and Economic Development under the Shah, yh.: F.
Bostock ve G. Jones (Londra, 1989]), s. 17-20. Burada babasının ölümünü farklı
şekilde aktaran yazar, babasının İngiliz işgal güçlerine yüksek maaş karşılığı tercümanlık
yaptığını kabul ediyor.
[69]
Muharebeler ve bombardımanların açıklamaları için bkz.: 12 Haziran 1918’den
itibaren Dunsterville’e gönderilen Clutterbuck telgrafları ve 1 Eylül 1918'de
Bakû’den gelen Dunsterforce raporu (her ikisi de WO 95/5043’te); 20 Temmuz 1918’de
başlayan Reşt Operasyonları Raporu; ve Nisan-Eylül 1918 için Mezopotamya
Dunster Birlikleri dosyası (her ikisi de WO 95/5044'te); 1 Ağustos 1918’de
İngiliz askeri ataşesine gönderilen Dunsterforce raporu (FO 248/1212); Sabouri,
Negahi az Daroun, s. 66-81; ve Jangali, s. 76-105. Fransız askeri
ataşesi Yüzbaşı Ducrocq, Cengelilere karşı yapılan operasyonlar hakkında rapor
verirken, İngilizlerin askeri uçaklarla desteklenen üstün gücünü teyit ediyor
(8 Mayıs 1919, Archives du MAEF, Asie, Serie E, Perse, 1919-1929, dosya 5, s.
36-40). Nikitin, Reşt’in İngilizler tarafından bombalandığını doğruluyor (Irani
keh Man Shenakhteh Am, s. 310; “Hatıralar”, s. 225-26); ayrıca Rıza Hacavi,
“Memoirs”, yayınlanmamış el yazması, s. 32. Cengelilerin İngilizlerin bir
hastaneyi bombaladığı iddiası (Jangali, s. 91), J. D. Frame tarafından
doğrulanmıştır (rapor, 20 Temmuz 1918, USNA 891.00/1047). Beş hasta öldü ve üçü
yaralandı.
[70]
C. Sykes, Wassmuss, "The German Lawrence,” s. 177.
[71]
Dunsterville’e gönderdiği raporda Clutterbuck Reşt’in bombalanmasını tavsiye
ediyor. Cengelilerin İngilizlerin yaptığı zulümlerle ilgili bir değerlendirmesi
için bkz.: S. Kuchekpour, Nahzat-i Jangal va Oza-i Farhangi va Ejtema'i-yi
Gilan va Qazvin (Reşt, 1990), s. 11-13.
[72]
Maclaren letter, 29 Haziran 1918, FO 248/1212. Maclaren, Rus askerlerinin bir
kadın hamamına zorla girmesi gibi olaylardan bahsediyor olmalı. Bu olay bazı
İranlı kaynaklarda da aktarılıyor. Bkz.: A. H. Mas'oud-Ansari, Zendegi-yi
Man, s. 250, akt.: Ayandeh 13, Sayı. 8-10, s. 652, n. 2.
[73]
Jangali, s. 77-81.
[74]
A.g.e., s. 83-84.
[75]
A.g.e., s. 86-89, 96-100.
[76]
İlginç olan şu ki o dönemde İngilizler sadece Küçük Han’la görüşmek istiyor, Küçükpur’un
(Nahzat-i Jangal, s. 15) aktardığı kadarıyla fazla rahatsız oldukları
Hacı Ahmed Kasmai’yi görmezden geliyorlardı!
[77]
Anlaşmanın İngilizlerce hazırlanan hali de bu koşulu İngiliz güçlerine dayatıyor.
[78]
İngilizlerin hazırladığı versiyon biraz farklı. Orada merkezi hükümete bağlı
güçlerin serbestçe geçiş hakkı ile ilgili bir madde bulunuyor.
[79]
“Anlaşma”yı İngiliz kuvvetleri komutanı Albay Mathews), Meyer (İngiliz siyasi
komiseri), Dr. Ebulkâsım Han Farbud ve Rıza Afşar (Cengeli maliyesinden sorumlu
kişi) imzaladı. Anlaşma metninin tam hali için bkz.: Jangali, s. 109-10;
Sardar, s. 155; ve Jangal, Sayı. 2, 1918. İngilizlerin
hazırladığı versiyon için bkz.: Cox’un telgrafı, 14 Temmuz 1919, FO 248/1243 ve
1203. Küçükpur ve kitabını yayına hazırlayan isim (Nahzat-i Jangal, s.
15, 159) yanlışlıkla, Dunsterville’in müzakerelere katıldığını söylüyor.
(Dunsterville Cengeli lideriyle hiç görüşmediğini dile getiriyor.)
[80]
Örneğin bkz.: Sardar, s. 155-57.
[81]
Bu müzakereler sırasında İngilizler Küçük Han’a “sen demokrat ve yurtsever bir
isimsin. Bu yüzden bu yozlaşmış hanedanlığın yıkılması ve yeni bir yöneticinin
başa geçirilmesi konusunda sana yardım edebiliriz” diyorlar. Küçük, bu fikre
karşı çıkıyor, niyetinin İran’ı İngilizler dâhil tüm yabancı güçlerin
nüfuzundan kurtarmak olduğunu söylüyor (Kuchekpour, Nahzat-i Jangal, s.
15-16).
[82]
Vusuk’un açıklaması için bkz.: Ek Bölüm.
[83]
General Thompson ile Musavatçı bakanlar arasında gerçekleşen müzakereler
konusunda bkz.: Kazemzadeh, The Struggle for Transcaucasia, s. 163-69. Kafkasya’nın
en zengin kısımlarında kazanımlar elde eden İngilizlerin hikâyesini en iyi
aktaran isimlerden biri de Bakû’deki Bibi Eybat Petrol Şirketi yönetim kurulu
başkanı H. Allen. Allen, İngilizlerin Bakû petrol sahalarını işgal etmesini “altın
bir fırsat” olarak değerlendiriyor. Bakû’nün İngiliz İmparatorluğu’na bağlı “ikinci
Hindistan veya ikinci Mısır” olacağını söylüyor (Financial News, 24
Aralık 1918, akt.: L. Fischer, Oil Imperialism [New York, 1928], s. 31).
[84]
Paris’teki Azerbaycan heyetinin açıklaması, akt.: Kazemzadeh, The Struggle
for Transcaucasia, s. 220-30.
[85]
Sardar, s. 138.
[86]
A.g.e., s. 151-53; Jangali, s. 106-07; Sabouri, Negahi az
Daroun, s. 83-86. Kimileri,Serdar Muktedir’in de öldürüldüğünü iddia etti. Ama
bu iddia, yanlış, çünkü Muktedir, 1921 kışında Cengelilerle temas kuruyor,
onlara karşı mücadele ediyor.
[87]
Bkz.: Oakshott telegrams, 3 Ocak 10, 11,1919, FO 248/1243.
[88]
Vusuk’un o dönemki temsilcisi Hacı Mirza Muhsin Rıza idi (Oakshott report, 3
Ocak 1919, FO 248/1243).
[89]
Oakshott letter, 18 Eylül 1918, FO 248/1203.
[90]
A.g.e.
[91]
Moir memorandum, 14 Ekim 1918, FO 248/1203.
[92]
A.g.e.
[93]
McDonnel letter, 18 Ekim 1918, FO 248/1203.
[94]
Başbakan Vusuk önce İngilizlere müzakere konusunda ilk adımı Cengelilerin
atması gerektiğini söyledi fakat Cengeliler bu öneriyi görmezden geldi. Bkz.: Eylül
1918 tarihli nota ve başbakanın kabinesinen gönderilen 28 Eylül 1918 tarihli
mektup, FO 248/1203.
[95]
Kennion memorandum, 23 Ekim 1918, FO 248/1203.
[96]
Kennion letter, 5 Kasım 1918, FO 248/1203. Kennion, al-ver ilişkisi kurulmasını
önerdi, bu noktada Gilan’daki Belçikalı gümrük memuru ile Cengeliler arasında
oluşan görüş ayrılığına işaret etti (Kennion memorandum, 8 Kasım 1918, FO
248/1203).
[97]
A.g.e.; İran hükümetinin ve İngiliz heyetinin “kaygı”sı konusunda bkz.:
memorandum, “Jangali Situation,” 8 Ekim 1918, FO 248/1203.
[98]
Vosouq letter, 14 Kasım 1918, FO 248/1203.
[99]
Kennion memorandum, 20 Kasım 1918, FO 248/1203; aynı vergi konusunda toprak
ağalarının ve tüccarlarının sundukları dilekçeler konusunda bkz.: Resht report Sayı.
9, 13 Şubat 1919, FO 248/1260.
[100]
A.g.e.; Oakshott telegram, 25 Kasım 1918, FO 248/1260.
[101]
Sardar, s. 161-63.
[102]
8 Kasım 1916 günü kaleme alınmış mektubunda Vusuk’un kabinesinde yer alan
içişleri bakanı, Müfekkir Devlet’e Reşt’teki Rus konsolosuyla birlikte 300-400
Kazak’tan oluşan bir birliği organiz etmesi, Emir Eşayet Halhali’den silahlı
adam alması, bunları Cengelileri ortadan kaldırması talimatı verdi. Bakan aynı
zamanda bu hamle konusunda General Baratov’dan yardım almaya çalıştı. Mektup
Cengelilerin eline geçti ve şurada yayınlandı: Sardar, s. 162-63.
[103]
Telegram from British legation at Teheran to the Norperforce, 20 Ocak 1919, FO
248/1243.
[104]
V. Vasakouni, “One Year in Gilan, the Political Events of 1919,” Zank, 12
Haziran 1920.
[105]
Cox telegram, Sayı. 124, 16 Ocak 1919, FO 248/1243.
[106]
Wickham report, 10 Şubat 1919, FO 248/1243.
[107]
Cox telegram and letter, 14 Şubat 1919, FO 248/1243.
[108]
A.g.e.
[109]
Toplantıda Wickham, Oakshott, Mathews ve Reşt’teki birliklere komuta eden subay
Thompson da hazır bulundu.
[110]
Wickham report, 10 Şubat 1919, FO 248/1243, s. 3.
[111]
A.g.e.; Wickham telegram, 7 Şubat 1919, FO 248/1243.
[112]
Wickham report, 10 Şubat 1919, FO 248/1243, s. 5. “Doğal olarak tüm Perslere
şüphe ve güvensizlikle yaklaşsam da, Küçük Han’ın çok istisnai bir adam, davasına
bağlı, sadık biri olduğuna inanmaktan başka çarem yoktu ve geçmiş deneyimler de
sözünün senet olduğunu kanıtladı.” Böylece Wickham, Küçük’ün “İngilizler
Perslerin gerçek dostlarıydı, Perslerin uluslar arasındaki eski yerini yeniden
kazanmasına yardımcı olmak için ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlardı”
şeklindeki taktiksel açıklamasına inandı! (A.g.e., s. 6).
[113]
Wickham report, 7 Şubat 1919, FO 248/1243.
[114]
Oakshott report, 9 Şubat 1919, FO 248/1243.
[115]
Eldrid telegram, 17 Şubat 1919, FO 248/1243.
[116]
Resht situation report no. 3, 22 Şubat 1919, FO 248/1260.
[117]
Anlaşma metninin Farsça aslı (3 Hut 1297 = 25 Şubat 1919) ve çevirisi: FO
248/1243.
[118]
Resht situation report no. 4, 27 Şubat 1919, FO 248/1260.
[119]
A.g.e.
[120]
Norperforce summary no. 40, 28 Şubat 1919, FO 248/1243.
[121]
Wickham report, 10 Şubat 1919, FO 248/1243. Wickham ayrıca, “İttihad-ı İslam
mensuplarının yaşadığı yoğun ormanlık alanlardan dolambaçlı bir şekilde geçen Enzeli-Mencil
yolu tamamen güvenli iken, Kazvin-Hamedan yolunda soygunlar neredeyse her gün
meydana gelmektedir” diyor. Aynı durumu, Sör Percy Cox Ocak ortasında çektiği
telgrafında (FO 248/1243, s. 2) da tespit ediyor. Norperforce’un komutanı
İngiliz subay Tümgeneral Thompson da aynı şeyi kabul ediyor. Küçük Han’a,
anlaşmanın şartlarına “sadakatle” uyması nedeniyle teşekkür eden general,
Türklerle savaşa katılma yönündeki tekrarlanan teklifleri reddettiği için onu
övüyor. Bkz.: Jangali file 139, 9 Kasım 1918, FO 248.1203.
[122]
Norperforce telegram to Baghdad GHQ, 1 Mart 1919, FO 248/1243.
[123]
Oakshott report to Norperforce political officer, 9 Aralık 1919 ve Oakshott
letter, 11 Aralık 1918, FO 248/1203.
[124]
A.g.e.
[125]
Oakshott telegram, 28 Aralık 1918, FO 248/1203.
[126]
Dr. Ebulkasım Han’ın ayrılması konusunda bkz.: Eldrid report, 22 Şubat 1919, FO
248/1260.
[127]
Oakshott telegram, 9 Şubat 1919; Eldrid telegrams, 8 ve 17 Şubat 1919, FO
248/1243.
[128]
Resht situation report no. 5, 6 Mart 1919; İngilizlerin eline geçen, Şeyh Mahmud
tarafından savaş bakanı Sipahdar Reşti’ye Mart 1919’da gönderilen mektup;;
Resht situation report no. 7, 13 Mart 1919, all in FO 248/1260.
[129]
Wickham report, 12 Mart 1919, FO 248/1243.
[130]
İngilizlerin eline geçen, Muhammed Reşti’nin 19 Şubat 1919 tarihli mektubunun
çevirisine ayrıca N. Yortçi’nin Serdar Nusret Erdebili’ye gönderdiği 26 Şubat
1919 tarihli mektuba bakınız, FO 248/1243.
[131]
Ahmed’in sadakatsizliğinin bir işareti de askeri operasyonlar için fon
sağlamayı reddetmesiydi (Sabouri, Negahi az Daroun, s. 90-91). Bu
sıralarda, Hacı Ahmed’in emri altında olan, Cengeli maliyesinden sorumlu olan
Rıza Afşar (İngilizlerle yapılan antlaşmanın müzakerecilerinden biri), Cengelilerin
sahip olduğu tüm nakit parayla, yani 84.000 tomanla “firar etti” (Sardar, s.
97); Hacı Ahmed’in bu operasyona ne kadar dahil olduğu bilinmiyor.
[132]
Hakimi letter to Premier Vosouq, 20 Mart 1919, FO 248/1243.
[133]
Sardar, s. 173; Wickham report, 12 Mart 1919, FO 248/1243.
[134]
Eldrid report, 20 Mart 1919, FO 248/1243.
[135]
A.g.e.; Resht situation report no. 5, 6 Mart 1919, FO 248/1260.
[136]
Sardar, s. 174.
[137]
Wickham report, 6 Mayıs 1919, FO 248/1243.
[138]
Jangali, s. 111-16; Sardar, s. 164-70; Bu görüşmelere dair
değerlendirme için bkz.: Wickham’s report, 6 Mayıs 1919, FO 248/1243.
[139]
Mirza, telefonla İngiliz subay ile görüşmeyi reddetti.
[140]
29 Mart 1919 tarihli ve Reşt’teki İngiliz kuvvetlerinin komutanı Binbaşı Bredin
tarafından imzalanan, Farsça yazılmış ve geniş çapta dağıtılmış bir diğer
ültimatomda, halka açık toplantılar yapılması, şah ve hükümetine karşı
konuşmalar yapılması, silah taşınması ve Majestelerinin birliklerine veya şahın
birliklerine herhangi bir şekilde müdahale edilmesi yasaklanmıştır. Bkz.: FO
248/1260.
[141]
Bu düşük sayı ile ilk belirtilen 650 sayısı arasındaki fark, bize firarilerin
sayısını vermektedir.
[142]
Wickham report, 6 Mayıs 1919, FO 248/1243; benzer bir değerlendirmeyi o dönem
Cengeli lideriyle birlikte olan Saburi yapıyor (Negahi az Daroun, s.
94).
[143]
A.g.e. Küçük Han’ın temsilcileri, 2 Nisan 1919’da Wickham’a benzer bir
teklifte bulundular. Wickham bu teklifi reddederek, Mirza’nın adamlarına
İngilizlerin “Küçük Han’a yapılan bildirimde ifade edilenlerden başka herhangi
bir şartta bulunmaya hazır olmadıklarını” söyledi (Wickham telgrafı, 2 Nisan
1919, FO 248/1243). Zaman kazanmaya yönelik bir diğer girişim ise Küçük Han’ın
Gilan’da eyalet encümeninin zorla örgütleme çabasıydı, ancak İngilizler bunu
Tahran’dan yeni sert Genel Vali Serdar Muazzam tarafından gönderilen emirlerle
engelledi. Bkz. Reşt durum raporu no. 10, 26 Mart 1919, FO 248/1260.
[144]
Küçük Han, yeğeni Mirza İsmail’İ (Davudzade) askeri teçhizat karşılığında
50.000 sterlinlik pirinçle Bakû’ye gönderdi. Bu durum, 1907-1909 yılları
arasında Reşt Eyalet Encümeni Başkanı ve İttihad-ı İslam üyesi olan, 1917
yazında Emin Devlet ile birlikte tutuklanan kişinin Başbakan Vusuk’a yazdığı
bir mektupta bildirilmiştir (Hacı Mirza Muhammed Rıza Hakimi, 29 Mart 1919, FO
248/1243).
[145]
Fahrai’ye (Sardar, s. 178) göre, Davudzade’ye İttihad-ı İslam Komitesi
üyesi Meşhedi Alişah eşlik ediyordu. Eldrid bu Alişah’ın Hacı Ahmed Getter’in
safında olduğunu söylüyor. 20 Mart 1919 FO 248/1243).
[146]
Hakimi letter to Vosouq, 29 Mart 1919, FO 248/1243.
[147]
Savaş başlamadan önce İngilizler, Cengelilerin gücünü 1800 kişi olarak tahmin
etmişti; bunların 350’si süvari, geri kalanı piyadeydi (“Distribution of Forces
of the Ettehad-i Islam”, 7 Şubat 1919, FO 248/1243). Norperforce’tan Yarbay
Little’ın raporuna göre (28 Nisan 1919, FO 248/1243), İngiliz ve Pers
birliklerinin Fumen’e ilerlediği Nisan ortalarında, Hacı Ahmedin çabalarıyla Cengeli
kuvvetleri zaten 1.100’e düşmüştü. Firarlar devam ettikçe, Küçük Han ve Dr. Haşmet
güçlerini birleştirdiklerinde, sayıları 700-800’ü bile geçmemişti, öte yandan, İhsan’ın
yanında 300’den fazla asker olmadığı tahmin ediliyordu. Little’ın raporuna
göre, geriye kalan Cengeli sayısı 100’den azdı.
[148]
Wickham report, 6 Mayıs 1919, FO 248/1243.
[149]
Bu tür dönekler arasında, Emin Devlet ile işbirliği yaparak Cengelilerin 1917
yazında onu tutuklamasına yol açan Hacı Mirza M. Rıza Hakimi de vardı; İkinci
Meclis’in dağılmasından beri Serdar Muhyi, Kirmanşah’taki Alman yanlısı “ulusal
hükümet” ile olduğu kadar Vusuk’un kabinesiyle de işbirliği yapmıştı. Sadece
iki hafta önce Tahran’daki kardeşine yazdığı mektupta, Vusuk hükümetinin “hükümetin
amaçları doğrultusunda 200 asker ve 200 süvari toplamasına, Cengelilerin
topladığı vergileri ve yasadışı haraçları bu kuvvetin masrafları için almasına
izin vermesi” gerektiğini önermişti. Ayrıca hükümetin Cengelilerle savaşmak
için Kazakların gelişini hızlandırması gerektiğini de eklemişti. Bkz. Eldrid
telgrafı, 20 Mart 1991, FO 248/1243.
[150]
Wickham report, 6 Mayıs 1919, FO 248/1243, italik bana ait. Bu çağrılara
ilişkin bir değerlendirme için bkz.: Kuchekpour, Nahzat-i Jangal, s. 17.
[151]
Vasakouni, “One Year in Gilan, the Political Events of 1919,” Zank, 7
Ekim 1920.
[152]
Wickham report, 6 Mayıs 1919 ve Wickham telegram, 2 Nisan 1919, FO 248/1243.
[153]
Wickham (6 Mayıs 1919, FO 248/1243), Dr. Haşmet’in 31 Mart günü 200 adamıyla
teslim olduğunu söylüyor. Teslim olan isimlerden Saburi, sayının 180 olduğunu
ve 8 Mayıs günü teslim olduklarını iddia ediyor. Lakin bu iddia yanlış olmalı (Negahi
az Daroun, s. 11); Fakhra’i (Sardar, s. 179) 270 sayısını veriyor.
[154]
Sardar, s. 179.
[155]
Vasakouni, “One Year in Gilan, the Political Events of 1919,” Zank, 7
Ekim 1920; Haşmet, Wickham’a “ne yaptıysam vatanseverlikle ilgili yüce gerekçeler
üzerinden yaptım” dedi. “Artık Haşmet yaptığı hizmetleri takdir etmeyen ülkede
kalmak istemiyordu.” Tıp eğitimini Fransa’da tamamlamak için izin istedi
(Wickham report, 6 Mayıs 1919, FO 248/1243); ayrıca Küçük Han’ın teslim
olmasına mani olduğunu söyledi (Wickham report, 20 Mayıs 1919, FO 248/1244).
[156]
Sabouri, Negahi az Daroun, s. 92-93; Hacavi (“Memoirs,” s. 33) Mirza’nın
güçlerini dağıtma kararı konusunu başka şekilde izah ediyor: (1) İngilizlerin
iyi örgütlenmiş, iyi idare edilen güçleri yok etmesi mümkün değil; (2) Yağmurlu
günlerde Dayleman yakınındaki Kaku dağında gizlice depolanan silah ve cephanenin
İngiliz saldırılarına karşı korunması gerekiyordu; (3) Devrimciler, Mazenderan’daki
Kocur ile Klarsetak’ta bulunan Mücahidlerin ve Said Devletin yanına sığınmayı
umut ettiler.
[157]
A.g.e.
[158]
Fransız askeri ataşesi, savaş güçlerinin 6.000 kişiden oluştuğunu, bunların
1.500-2.000’inin Hint askeri olduğunu, geri kalanının ise şu şekilde
bölündüğünü belirtiyor: (1) 300 İngiliz, makineli tüfekli bir dağ bölüğü, iki
dağ topu ve üç veya dört askeri gemi; (2) Tahran Birliği’nden 2.000 Kazak, dört
büyük top; (3) Albay Verba ve Yüzbaşı Hudanski komutasındaki Gilan, Erdebil,
Kürdistan ve Meşhed Kazak Birlikleri; (4) Emir Afşar liderliğindeki Kazvin,
Zencan ve Erdebil’den 400 Şahseven süvarisi; ve (5) Karma Tugay’dan 500 Pers
askeri (serbaz). İngiliz kuvvetlerine General Champain, Perslere ise Albay
Starosselski’nin komuta ettiği Çarlık subayları komuta ediyordu (raporlar, 8
Mayıs ve 8 Eylül 1919, MAEF Arşivleri, Asya, İsviçre, Pers, 1919-1929, dosya
5).
[159]
İttihad-ı Tavaliş adlı Cengeli karşıtı örgüt, esas olarak Binbaşı Oakshott için
çalışan İran İmparatorluk Bankası baş sekreteri Mirza Hüseyin Han Münşi’nin çabaları
sayesinde kuruldu (Wickham raporu, 6 Mayıs 1919, FO 248/1243).
[160]
Jangali (s. 119-21), Küçük Han’ın bu konuşmasının biraz farklı bir
versiyonunu aktarıyor; Mirza’nın artık direnemeyenlere teslim olmalarını
tavsiye ettiğini aktarıyor. Bu versiyon, Serdar tarafından da doğrulanıyor, s.
202-03. Tude yanlısı bir makale, Sadık Han Küçükpur’un hatıratına atıfta
bulunarak, Mirza Küçük’ün sistematik olarak düşmanla yüzleşmeyi veya onlara
saldırmayı reddettiğini iddia ediyor; Chista, Sayı. 1, 1987, s. 7.
Ayrıca bkz. Kuchekpour, Nahzat-i Jangal, s. 18-23.
[161]
Bu bilgi, Said Devlet’ten gelen bir mektuptan alınmıştır (Sardar, s. 205).
[162]
Kendisi de orada bulunan Saburi, gerekli güvenceleri aldıktan sonra teslim
olduklarını belirtmektedir (Negahi az Daroun, s. 108-12); Fahrai,
güvencelerin, amanların (güvenlik belgelerinin) eskiden olduğu gibi, Kur’an’ın
bir kopyasının iç kapağında verildiğini iddia etmektedir (Sardar, s. 170-80);
Öte yandan, Wickham, Dr. Haşmet ve adamlarının hükümet güçleriyle savaştıktan
sonra teslim olduklarını bildiriyor; önceki görüşmeleri ve Mirza Küçük
tarafından tüm adamlara verilen özgürlük göz önüne alındığında, Wickham’ın
iddiası, gerçeği yansıtmaktan çok, kendi yetki alanındaki birlikleri yüceltme
amacını güdüyor.
[163]
Bunu, kendisi de bu fiziksel ve psikolojik zorlukları yaşamış olan Saburi anlatmaktadır
(Negahi az Daroun, s. 112-13); Reşt halkı, tutsakları üzüntü ve keder
içinde karşılamıştır. Şaşkına dönen Saburi, Lahicanlıların önceki liderlerine
karşı düşmanlığını açıklayamamaktadır. Teslim olanlara değer vermediklerinden
ve onları hor gördüklerinden olabilir mi? Hacavi (“Memoirs”, s. 43), Haşmet’e
hakaret edenlerin “Haşmet’e ölüm! Yaşasın Ahmed Şah!” diye bağıran bir grup “serseri
çocuk” olduğunu söylüyor.
[164]
İngilizler, Haşmet ile birlikte 230 esirin geldiğini söylüyor. O sırada Reşt’teki
toplam sayı 500’dü, muhtemelen bu sayıya Hacı Ahmed ile teslim olanlar dâhil
değildi (telgraf no. 74, 11 Mayıs 1919, FO 248/1244).
[165]
Sabouri (Negahi az Daroun, s. 114); Sardar, s. 180-81; bu, tüm Cengelilerin
izlenimi gibi görünüyor (Khajavi, “Memoirs”, s. 44). İngiliz siyasi komiser
yardımcısına göre (reports, 14 ve 20 Mayıs 1919, FO 248/1244), Haşmet, 12 Mayıs’ta
“askeri mahkemede yargılandı”. Askeri “mahkeme”, Çarlık Yüzbaşısı Slivitski
başkanlığında Kazak Tümeni’nden dört İran subayından oluşuyordu. Haşmet, “tek
amacının İngilizlere karşı çıkmak olduğunu” iddia etti. Öngörülen karar çıktı:
İran hükümetine karşı “bilerek” silahlandığı için asılarak ölüme mahkûm edildi.
Albay Starosselski, cezanın derhal infaz edilmesini emretti. Bir mollanın
ziyaretinden sonra, Haşmet, Kazak silahlarının kesik kesik sesleri arasında
süngü zoruyla kontrol altında tutulan 3.000 kişilik dehşete düşmüş, inleyen bir
kalabalığın önünde saat 17:00’de idam edildi.
Kerim
Keşavarz anılarında, çevresindekilerin Haşmet’in Başbakan Vusuk ve genel valisi
tarafından kandırılmasından pişman olduklarını, teslim olmak yerine, canını savaşırken
verebilmesini dilediklerini anlatır (Ayandeh, Sayı. 6, 1982, s. 326-27).
[166]
Hacavi, “Memoirs”, s. 44. Tude yanlısı yazar M. Peyande, Doktor Heshmat-i
Jangali (Tahran, 1989), s. 112-17’de, Dr. Haşmet’in zayıflığını ve rejime boş
yere boyun eğişini temize çıkartmak isterken örtük olarak yaşanan felâketin asıl
sorumlusunun Küçük Han olduğunu söylüyor. Ayrıca bkz.: Kuchekpour, Nahzat-i
Jangal, s. 23-28.
[167]
Jangali, s. 118; Khajavi, “Memoirs,” s. 49. O dönem Gilan Adalet Bakanı
olan Sadri Eşref masum olduklarını teyit etti (Khaterat, [Tahran 1985], s.
240-41). Emirleri verdiği vakit sarhoş olan genel valinin sadece beş kişiyi
astırdığını söylüyor. Hacı Ahmed Kasmai ve adamlarının silahları alınıyor,
Kasmai, bir süre hapiste tutuluyor. Serbest kalan Kasmai, kalan ömrünü inzivada
geçiriyor. Zira Küçük Han’dan ihanet ederek koptuğu için Gilanlılar kendisinden
nefret ediyorlar (Sardar, s. 196-200).
[168]
Tutsaklar arasında bulunan Saburi, bu sürgünü tüm detaylarıyla aktarıyor (Negahi
az Daroun, s. 116-41). Ayrıca bkz.: Sardar, s. 181.
[169]
Wickham report, 6 Mayıs 1919, FO 248/1243.
[170]
Sadr ol-Ashraf, Khaterat, s. 241.
[171]
Sardar, s. 204-05.
[172]
A.g.e., s. 206-07.
[173]
Örneğin bkz.: report no. 128, 21 Nisan 1919, FO 248/1243.
[174]
İngilizlerin Cengelilerin gücüyle ilgili muhtelif raporları için bkz.: file no.
152, 153, 156, 161, 182, 183, 11-27 Mayıs 1919, FO 248/1244.
[175]
Resht political report, 16 Mayıs 1919, FO 248/1244.
[176]
Sardar, s. 211. İngilizler, Said Devlet’in Cengelilerle “entrika
çevirdiğini”, Küçük Han’ın saklandığı, Hürremabad yakınlarındaki yeri “bilmesine”
rağmen bunu gizli tuttuğunu, bunun sebebinin ise Vusuk’a duyduğu düşmanlık
olduğunu, onun hayatına kastetmek için bir komplo kurduğunu tespit ettiler
(BAGS/MR, s. 383). Mirza, yardım istemek için Hacavi’yi gönderdi, ancak Said Devlet,
Hacavi ve arkadaşlarını tutuklatıp hükümet güçlerine teslim ettirdi (“Memoirs”,
s. 35-38). Oportünist bir kişiliğe sahip olan Said Devlet, Cengeliler ve Vusuk
hükümeti arasında gidip geldi.
[177]
Little report, 28 Nisan 1919, FO 248/1243.
[178]
“Summary of Intelligence Items,” 22 Nisan 1919, Küçük Han’ın ve başka isimlerin
23 ve 24 Nisan’da gönderdikleri, İngilizlerin eline geçen üç mektubun çevirisi;
Wickham reports, 23 Nisan ve 6 Mayıs 1919; all in FO 248/1243.
[179]
Resht political report, 20 Mayıs 1919, FO 248/1244. Küçük Han’ın ileride
yürüteceği faaliyetlerle başa çıkmak için Reşt’te bir İngiliz birliğinin ve bir
askeri uçağın kalması öngörülüyor (A.g.e., s. 3).
[180]
Khajavi, “Memoirs,” s. 41-42.
[181]
Sabouri, Negahi az Daroun, s. 120-21.
[182]
I A.g.e., s. 140-41, 147.
[183]
Islamic Republic of Iran, National Archives, Sazman-i Asnad-i Melli, Ganjineh,
bk. 1 (Tahran, 1988), s. 70-74. Ancak raporda, Cengelilere karşı kırsalda
yürütülen askeri operasyonların Ekim sonlarında sonuç vermeye başladığı da belirtiliyor.
Bu, daha sonraki gelişmelerin hükümetin Cengelilerle müzakere etmek zorunda
kaldığını gösterdiği için fazla iyimser bir rapor olarak değerlendirilebilir.
[184]
Cengeli Hareketi’ne dâhil olanlar, Tavaliş ve Halhal bölgelerindeki aşiret
liderlerinin Küçük Han ile işbirliği yapmasının üç nedenini belirtiyorlar.
Birincisi, adamlarının kendi yurttaşlarıyla savaşmak istememesi; ikincisi,
Ruslardan nefret etmeleri; üçüncüsü, Rusların Cengelilerle başa çıkamaması
nedeniyle “bekle gör” tutumunu benimsemeleri (Sardar, s. 93; Div-Sâlâr, Armaghan,
no. 8, 1965, s. 371).
[185]
Fransız askeri ataşesi, Hacı Ahmed’in “ihaneti” ve Haşmet’in firarının Cengeliler
arasında kargaşaya yol açtığına inanıyordu (report, 8 Mayıs 1919, MAEF
Arşivleri, Asya, Seri E, İran, 1919-1929, dosya 5).
[186] Bu, aynı zamanda Fransız askeri ataşesinin de görüşüydü; A.g.e.


0 Yorum:
Yorum Gönder