24 Temmuz 2026

,

Yanlış Çatılan Çubuk


Aydın Çubukçu’nun Mahir eleştirisi 25 Haziran’da Teori ve Eylem dergisinde yayınlandı. Çubukçu’nun eleştirileri, Ortodoks Leninizmin, kendi özel Lenin kurgusunun sınırları dışına çıkmıyor. Somut durumun somut çözümlemesini bile yapamıyor.

Eleştiri usulden geçersiz, çünkü Çubukçu niyet okuyor. Mahir’in şu kitabı okumadığını, kendi teorisi için ilgili kısmı alıp teoriyi tahrif ettiğini söylüyor. Niyet okuma, okuyanın niyetini açığa çıkarır. Mahir’in ML teoriyi aştığını söylemesinin geçersiz olduğunu iddia ediyor fakat Mahir, Çubukçu’nun EMEP’inin yaptığı gibi, Marks’ı aştığını iddia eden birilerinin peşinden vekillik için gitmediği gibi kitapta aşmaya dair bir ifade kullanmıyor, teorisyenler için “usta” nitelemesinde bulunuyor.

Bugünlerde Mahir konulu yazılan kitaplara Çubukçu sitem edip bu konuda ilk eleştiriyi 1978’de kendi siyasi çizgisinin yaptığını söylüyor ama bugün niye eleştirilmeden kitap yazıldığından dem vuruyor. Doğrudur, 1978 ve 1992’de Çubukçu ekibi bu eleştirileri yaptı. O zaman mantıksal tutarlılıkla şu soruyu soralım: Bugün Çubukçugiller, neden 1970’lerde Denizlerin idamının ardından çıkardıkları Yoldaş dergisinde Hüseyin İnan’ın görüşlerini Troçkist ilan ettiklerini söylemiyor, neden bu yazıyı tekrar yayımlamıyor/basmıyor?

Mahir’in teorisine temelden karşı çıkan Çubukçu, suni dengenin aslında 15-16 Haziran’da kırıldığını fakat Mahir’in bunu görmezden geldiğini çünkü teorisini temelsiz dayattığını iddia ediyor. Çubukçu, bindiği dalı bir kez daha kesiyor. Onun savunduğu çizginin aksine 15-16 Haziran’da işçilere ateş açılmış, Kemal Türkler dâhil sendika bürokratları bürolardan çıkamayıp, “haddi aşmaması” için radyo üzerinden işçilere seslenmiştir. İşçi, hiçbir zora başvurmadığı hâlde...

Yine bir başka bindiği dalı kesen çarpıtmayı 15-16 Haziran gösteriyor. Mahirlerin bu derece zora başvurma yöntemleri yüzünden egemenlerin kendileri üzerine geldiğini iddia ediyor Çubukçu. Öyleyse neden 15-16 Haziran’da ve 1 Mayıs’ta işçiler katledildi?

Aydın Çubukçu çizgisinin geldiği yer, iflastır. Aynen Mahir’in dediği gibi, Lenin’i zaman ve mekân mefhumundan bağımsız ele alıp ortodoks bir çizgiyi reformizm için donduruyor. Bu dondurma işleminin söylem alanı da “Lenin’e tam bağlı kalmak” diye ajite ediliyor.

Şimdi gelelim, 78’deki eleştiriye ve Çubukçu’nun reformist çizgisine. 12 Eylül’e kadar Tiran Radyosu’nda yayın hakkı olan HK, darbeyle etkisiz kılındığı hâlde Arnavutluk yönetimi darbecilere destek açıklamasında bulundu. Erdal Eren asıldığı hâlde Enver Hocacı Arnavutluk yönetimi, darbecileri kınamadı bile. 12 Eylül’de de aynı çizgi direniş göstermedi. Doğru çizgi ve teoriye sadakat bu mudur? Eleştiren, eleştirdiğinin alternatifini hayata geçirmek zorundadır.

Böyle olmak zorundaydı. Teoriyi dondurup Sovyet tipi düzen değişikliği bekleyenler, önce 12 Eylül’de, sonra Sovyetler Birliği dağıldığında bozguna uğradılar. İngiltere’den konuşan Çubukçu çizgisi, hiçbir zaman bu ülkenin sosyo kültürel, tarihî, ekonomik şartlarına uygun teori üretemedi.

Bugün küçümsenen ve eleştirilen Anadolu halkının temayüllerini, metropolleri dolduran emekçilerin küçük burjuva hüsranlarını anlamanın yolu, suni dengenin inşasını kavramadan geçer. Objektif şartların en keskinleştiği dönemlerde bile üst yapıdaki inşanın değişimin önünde nasıl set çektiğini anlamadan, Mahir eleştirisi yapılamaz.

Çubukçu’nun yazısının sonunda Mahir’in de zaten ölmeden önce teorisinin çöktüğünü fark ettiğini söylüyor. İdealizmin geldiği aşama bu olsa gerek. Bunu gören biri, neden kesintisiz şekilde mücadelesini sürdürsün? Yol yakınken havlu atmaz mıydı? Mahir, Çubukçu’ya mı demiş bunu? Teorisinin hayata geçirilmesinin dolambaçlı on yılları alacağını söyleyen ve buna uygun hareket eden bir isim için Çubukçu’nun iddiası olsa olsa saçmalamadır. Bırakalım mevcut tartışmayı, tarih bilmemektir. Aynı bilgisizlik, suni dengenin kırılmasını Pir Sultanlara bağlamaktadır. Sistemler arası olayları bugüne teşmil etmek, mantık hatasıdır. Ekonomik temel, mezhep, feodal beylik kategorilerini çarpıtmak bu kadar kolay, yazınca oluyor.

Çifte standart, kronolojik çarpıtma, niyet okumayla eleştiri yazısı yazılamaz. Mahir, ilgili tarihsel olayları yorumlama biçimiyle haklı çıktı, Çubukçu her defasında bindiği dalı kesiyor. Çubukçu çizgisinin zaman içinde CHP kuyruğu haline geleceğini söylemesiyle de haklı çıktı. Basit bir belediye başkanlığı seçiminde Gebze’de Doğu Perinçek kadar oy alan EMEP de türevleri de ne bu ülkenin özgün koşullarını çözümleyebilir ne de ekonomizmden bir adım ileri gidebilir. Şimdi umudu yine Batı emperyalizmine bağladıklarından CHP’nin otobüsleri üstünde konuşuyorlar.

Perinçek, Nizip'te muhtarlık almanın başarısıyla övünüyordu, EMEP’in de halkın belleğine yer etmiş bir direniş ördüğü görülmemiştir. İşçi sınıfı ailelerini batağa çeken uyuşturucu, bahis, fuhuş çarpıklığının ekonomi politiğini anti emperyalizm düzleminde eleştiremeyenler, Epştayn bataklığı karşısında ses çıkarmayanlar, ancak fahişe pazarlayan kadının teşhir edilmesine karşı çıkarlar. Bu söylem de cemevlerinde sahiplenilerek dillendirilir. Çubukçu EMEP’inin geldiği yer burasıdır.

Mahir’in çökerttiği Kenan Somer, Yalçın Küçük, Mihri Belli, Şahin Alpay ve Perinçek’in çizgi ve görüşleriyle Çubukçu aynı yerdedir. Bu isimleri eleştirdiği için bile Çubukçu söz söylüyor.

Siz, Deniz’i sömürmeye devam edin. Siz Mahir’i boşverin, kendi denginiz TKP ve Sol Parti’yi eleştirin, Mahir çapınızı aşar. Bir kez daha Mahir’in dediğini söylersek: “Oportünizm ancak ideolojik mücadeleyle alt edilir.”

Sinan Akdeniz
24 Temmuz 2026

0 Yorum: