“Doğunun gençleri! Genç komünistler örgütünün kızıl bayrağı
altında toplanın!”
[Taşkent, Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti 1921]
Dışişleri
Bakanı Çiçerin, 1921 yılında bakanlığının yaptığı çalışmaları ele alan bu kıymetli
raporunda, özellikle İngiltere’nin İran’dan çekilmesi ve yeni rejimle yapılan
antlaşma, Afganistan ile kurulan ilişkiler, Türkiye ve Japonya ile müzakereler
ve Orta Asya’da Sovyet gücünün artması konularına değiniyor.
* * *
Kasım
1920’den Kasım 1921’e kadar uzanan süreçte, tam siyasi ve ekonomik bağımsızlık
için mücadele eden Doğu halklarının ulusal hareketlerinin epey güçlendiğine
şahit olduk. Bu dönemde tüm Doğu devletlerinin tarihi, Doğu halklarının
ekonomik ve siyasi yaşamlarını güçlendirme ve zenginleştirme çabalarına tam bir
sempatiyle yaklaşan Sovyet Rusya’ya yakınlaştığı gerçeğini kayıt altına alıyor.
Sovyet
Rusya ile Milliyetçi Türkiye arasındaki müzakereler, 1920 yılında başladı. Türk
Milli Meclisi’nin gönderdiği heyet, hükümetlerine rapor vermek üzere, 1920
sonbaharında Moskova’dan ayrıldı. Misyonumuzun sekreteri Upmal, 6 Kasım’da Ankara’ya
ilk ulaşan kişi oldu. O dönemde Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler biraz
sorunluydu, çünkü Türk hükümeti, Rusya’nın Türkiye ile Ermenistan arasında
arabuluculuk yapmasına izin vermiyordu. Kâzım Karabekir Paşa’ya bağlı Türk
ordusu, karşı-devrimci Ermeni Taşnak Hükümeti birliklerine karşı kazandığı
zaferin ardından, Erivan önündeki hattı işgal etmişti. Ermeni Sovyeti Hükümeti’nin
ilanından sonra Türkiye, 2 Aralık’ta Aleksandropol’de Taşnak Hükümeti ile
Ermenistan için son derece ağır şartlar içeren ve tüm ülkeyi Türkiye’ye bağımlı
hale getiren bir barış anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşma, ne Ermeni Sovyet
Hükümeti ne de müttefik Sovyet Cumhuriyetleri tarafından tanındı. Rusya ile
Türkiye arasındaki müzakerelerde bu anlaşmanın değiştirilmesi meselesi gündeme
geldi. Ancak aynı zamanda iki devlet arasında siyasi bir anlaşma için
görüşmeler de sürdürülüyordu. Fakat Türkiye, bir yandan da İtilaf Devletleri
ile de görüşmeler yapıyordu. 1921 yılının ilk ayları birbirine paralel
ilerleyen görüşmelerle geçti. İstanbul ve Ankara’dan Londra’ya gelen Türk
heyetleri, Türk halkının her türlü gelişimini imkânsız kılan Sevr Antlaşması’nda
değişiklik yapılmasını talep ettiler, ancak başarılı olamadılar.
7
Mart’ta, Londra’daki Türk heyetinin başkanı Bekir Sami Bey, Fransa ile Kilikya’dan
çekilmeyi öngören bir anlaşma imzaladı. Ancak bu anlaşma, Türkiye’ye büyük
tavizlere mal oldu. 13 Mart’ta İtalya ile de benzer bir anlaşma imzaladı. Nisan
ayında ise bu iki anlaşma da Türkiye Millet Meclisi tarafından iptal edildi ve
Bekir Sami Bey, Dışişleri Bakanlığı görevinden istifa etti.
Bu
arada, Türk Büyükelçisi Ali Fuad Paşa ve başında Yusuf Kemal Bey’in bulunduğu
Türk barış heyeti, 2 Şubat’ta Moskova'ya geldi. 16 Mart’ta Moskova’da iki ülke
arasındaki dostane ilişkileri güçlendiren ve sağlam bir temele oturtan bir
anlaşma imzalandı. Batum Gürcistan’a bırakıldı, Kars, Ardahan ve Artvin,
Türkiye’nin eline geçti. 3 Mayıs’ta Nazarenus, Sovyetler’in Ankara Büyükelçisi
olarak atandı. Onun Ankara’ya gelişi, Kars bölgesindeki Rus nüfusunun maruz
kaldığı baskıyla ilgili ihtilafın çözümünü kolaylaştırdı.
Türkiye
Kıtlıkla Mücadele Çalışmalarına Destek Veriyor
Son
aylarda Rusya’da şiddetli bir kıtlık yaşandı. Türk hükümeti de kıtlık
bölgelerine tahıl ve gıda yardımı yaparak bu mücadeleye katıldı. Bu aylarda
Türk halkı, Yunan saldırısının ağır sınavından geçti. İtilaf Devletleri’nden
büyük miktarda para ve mühimmat desteği alan Yunanistan, Türk birliklerinden
çok daha kalabalık bir orduyu Türkiye’ye karşı gönderebildi. Türk birliklerinin
kahramanlığı sayesinde Mustafa Kemal, Ankara yakınlarındaki Sakarya Nehri’nde
Yunan ordusuna kesin bir yenilgi yaşatmayı ve onları batıya doğru geri
püskürtmeyi başardı. 20 Ekim’de Türkiye ile Ankara’ya gelen Franklin-Bouillon
arasında görüşmeler başladı ve bu görüşmeler neticesinde Türk birliklerinin
Kilikya’dan çekilmesi konusunda bir anlaşmaya varıldı.
Yunanistan’ın
saldırısı sırasında, Türkiye açısından ciddiyet arz eden bir momentte Ukrayna
Sovyet Hükümeti, Ukrayna Sovyet Cumhuriyeti’nin delegesi olarak Yoldaş Frunze’yi
Türkiye ile Ukrayna arasında bir anlaşma imzalanması için Ankara’ya göndermeyi
önerdi. Frunze, şu anda Ankara’ya doğru yolda. Moskova Antlaşması, Türkiye ile
Kafkas Sovyet Cumhuriyetleri arasında anlaşmalar imzalanmasını öngörüyor.
Türkiye, Rusya ve üç Kafkas Sovyet Cumhuriyeti temsilcilerinin konferansı 26
Eylül’de Kars’ta başladı, 10 Ekim’de, bir yandan Türkiye ile diğer yandan
Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki tüm ihtilaflı noktaları
düzenleyen bir antlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi.
İran’la
İlişkiler
İran’da
Ekim Devrimi’nin üçüncü yıldönümü, Sovyet Rusya ile siyasi ilişkilerde radikal
bir değişime denk geldi. 22 Ekim 1920’de İran Komünist Partisi Merkez Komitesi,
İran’daki devrimin burjuva devrimi aşamasından geçmesi gerektiği yönünde bir
karar aldı.
Çiçerin 1921’de Sovyet-İran antlaşmasını imzalarken.
Böylece,
Gilan’daki Sovyet Hükümeti’nden yürütülen, İran’da komünist rejim kurma
çabalarına son verildi. 25 Ekim’de İran Hükümeti Büyükelçisi Memalik, Bakû’den
Moskova’ya gitti, orada Rus ve İran hükümetleri arasında bir antlaşma
imzalanması için görüşmeler başladı. Tam bu sırada İngiliz diplomasisi, İran’ı
daha önce Ḥasan Vüsûḳü'd-Devlet hükümeti tarafından imzalanan
İngiliz-İran antlaşmasına uymaya ikna etmek için her türlü çabayı gösteriyordu.
27 Ekim’de, İngiliz-İran antlaşmasına karşı olan Müşirü’d-Devlet’in demokratik
kabinesi, İran Kazak hükümetinde görev yapan Rus subaylarının görevden alınması
yönündeki İngiliz talebini geri çevirince Müşirüd’-Devlet istifa etti. Halefi Sipahdar,
Rus subaylarını görevden aldı, ancak İngiltere’ye antlaşmanın yakında
onaylanacağına dair güvence vermesine rağmen, Meclis’i toplayıp İngiliz-İran
antlaşmasını onay için onlara sunmaya bir türlü yanaşamadı.
Moskova’daki
müzakerelerin son derece olumlu bir seyir izlemesi, İran’ın iç siyasi hayatı
üzerinde büyük bir etki yarattı. 6 Ocak’ta İran hükümetinin Rothstein’ın Tahran’daki
Rus temsilcisi olarak atanmasına razı olduğuna dair bir telgraf aldık. 23 Ocak’ta
Karahan, İran büyükelçisine Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Gilan’dan askerlerini
çekmesini engelleyen gerekçeleri açıklayan ve İngilizler İran’dan ayrılır
ayrılmaz Azerbaycan’ın askerlerini derhal geri çekeceğini belirten bir not iletti.
İngiliz yanlısı Sipahdar, İngiliz-İran antlaşmasının onaylanması için 2 Şubat’ta
Meclis’i topladı. Ancak 2 Şubat’ta antlaşma onaylanamadı. 21 Şubat’ta Tahran,
Rıza Han’a bağlı İran Kazakları tarafından ele geçirildi ve Sipahdar
kabinesinin üyeleri tutuklandı.
26
Şubat’ta Ziyaeddin’in kurduğu yeni hükümet, İngiliz-İran antlaşmasının
feshedildiği ve iç reform planının önerildiği bir bildiri yayınladı. Aynı gün
Moskova’da Rus-İran antlaşması imzalandı, bu da eski Çarlık rejiminin İran’a
yönelik politikasının radikal bir şekilde tasfiye edildiği anlamına geliyordu.
İngilizler
Birliklerinin İran’dan Tahliye Edilmesi
13
Nisan’da Londra’dan yapılan bir radyo yayınında, İngiliz birliklerinin Kuzey
İran’dan tahliyesinin Mayıs ortasında tamamlanacağı duyuruldu. İngiliz
birliklerinin tahliyesiyle eş zamanlı olarak Azerbaycan birliklerinin tahliyesi
de başladı. 25 Nisan’da Sovyet temsilcisi Rothstein, Tahran’a geldi.
İngiltere-İran
antlaşmasının iptaline rağmen, Ziyaeddin’in kabinesi, İngiliz yanlısı bir
politika izledi, bu da 24 Mayıs'ta hükümetin düşmesine sebep oldu. 4 Haziran’da
Ahmed Kavam başkanlığında yeni bir kabine kuruldu. Ziyaeddin, otomobille Bağdat’taki
İngilizlerin yanına gitti. 22 Haziran’da İran Ulusal Meclisi açıldı. Ancak
artık İngiltere-İran antlaşmasının onaylanması söz konusu değildi.
13
Temmuz’da, Belgov başkanlığındaki Dış Ticaret Komiserliği heyeti, İran’a doğru
yola çıktı. Bu sırada Sovyet birliklerinin Gilan’dan tahliyesi zaten sona
ermişti. İsyancılar, hâlâ kendi güçleriyle orada varlıklarını sürdürüyorlardı.
İran hükümeti, Azerbaycan hükümetini Gilan’daki isyancıları desteklemekle
suçladı. Azerbaycan hükümeti, bunu resmen reddetti ve Bakû’deki İran konsolosu,
Azerbaycan hükümetinin tutumunun doğruluğunu resmen onayladığını ifade etti.
İngiliz
birliklerinin İran’dan çekilmesinin ardından, Ahmed Kavam hükümeti döneminde çalışan
İngiliz eğitmenler görevden alındı. 18 Eylül’de İngiliz maliye danışmanı İngiltere’ye gitti. Ekim ayında Gilan’daki isyancıların liderleri arasında çatışma başladı. Bunların çoğunluğu, İran hükümetiyle
barış anlaşması imzaladı. 30 Ekim’de
Gilan’daki cephe nihayet tasfiye edildi ve İran hükümetine
boyun eğmek istemeyen isyancılar Azerbaycan’a gittiler.
Kuzey
illeri üzerinden İran’a uzanan yolun açılması, İran ve Rusya arasındaki
ilişkileri büyük ölçüde kolaylaştırdı. İran hükümeti de Türk hükümeti gibi
Volga bölgesinde açlık çekenlere gıda yardımı yaptı.
Rusya
ve Afganistan
Geçtiğimiz
yıl boyunca Rusya ve Afganistan arasındaki ilişkilerde en önemli rolü bir
antlaşmanın imzalanması oynadı. 1 Eylül’de, Rus temsilcisi Suriz ile Afgan
hükümeti arasında Kabil’de bir antlaşma taslağı imzalandı. 1921 yılında Henry
Dobbs başkanlığındaki bir İngiliz heyeti Kabil’e geldi ve İngiltere ile
Afganistan arasında bir antlaşma imzalanmasını önerdi. İngilizler, Afganlara
sürekli isyan halinde olan Hindistan halkına daha fazla yardım etmemeleri
gerektiğini önerdi. İngilizler ise Afganistan’a maddi yardımda bulunmayı ve
1919’daki İngiliz-Afgan savaşı sırasında uğradığı tüm kayıpları telafi etmeyi
istiyordu. Buna karşılık Afganlar, sınır boyunca uzanan Hindistan bölgelerinde
plebisit yapılmasını talep etti.
28
Şubat’ta Rus hükümeti ve Afganistan’ın Moskova’daki temsilcisi tarafından
Rusya-Afganistan anlaşması onaylandı.
1921
baharında Afganistan’da kanunların yazılması, köleliğin kaldırılmasına ilişkin
kanunlar, toprak kanunlarının oluşturulması gibi büyük iç reformlar başladı.
Afgan hükümeti, sanayiyi geliştirmek ve ülkenin kültür seviyesini yükseltmek
için çaba sarf ediyordu.
Sonraki
aylarda Henry Dobbs, Rus-Afgan anlaşmasına karşı mücadelesini sürdürdü.
Çabalarına rağmen, onay belgelerinin değişimi Kabil’de gerçekleşti.
16
Temmuz’da Rusya’nın yeni temsilcisi Raskolnikov, Kabil'e geldi. Kendisi, son
derece sıcak bir şekilde karşılandı. Dobbs heyeti, Eylül ayında Kabil’den
ayrılıp Londra’ya döndü.
Buhara
ve Horasan’da (Hive) Sovyet gücünün istikrarlı bir şekilde pekiştiği
gözlemlendi. 6 Ekim 1920’de ilk Tüm Buhara Sovyet Kurultayı (Sovyet Kongresi)
toplandı.
4
Mart’ta Rusya ile Buhara arasında bir ittifak antlaşması ve ekonomik anlaşma
imzalandı. İkinci Tüm Buhara Kurultayı 20 Eylül 1921’de toplandı.
Sovyet
Rusya, büyük Çin Cumhuriyeti ile de diplomatik ilişkiler sürdürmektedir. 3
Şubat’ta Çin Konsolosu Zeng Kuang Ping, Moskova’ya geldi. Çin hükümeti, prensip
olarak bir Sovyet temsilcisinin Pekin’i ziyaret etmesinden yana olduğunu
açıklamıştı. Bu konunun ayrıntıları son dönemde incelendi. 24 Ekim’de Çin
Konsolosu, hükümetinin Rus Ticaret Heyeti’ni tanıdığını duyurdu ve aynı gün Rus
hükümetinin temsilcisi Paikes, Çin’e gitti.
Uzak
Doğu Cumhuriyeti, temsilcisi Yurin’in Pekin’e geldiği Eylül 1920’de Çin ile
diplomatik ilişkilerini zaten yeniden başlatmıştı.
Vladivostok’taki
Japonlar
26
Mayıs’ta Vladivostok’ta Japonya’nın yardımıyla bir ayaklanma gerçekleşti.
Onların yardımıyla gerici Merkulov hükümeti kuruldu. O sırada Moğolistan’ı
elinde tutan ve Japonya ile yakın temas halinde olan Beyaz Muhafızlar lideri
Baron Ungern, birliklerini Uzak Doğu Cumhuriyeti ve Sovyet Hükümeti birliklerinin
üzerine saldı. Eski Moğolistan’da Ungern’in yönetimi sırasında Rus
topraklarında kurulan ve devrimci bir ordu oluşturan Moğolistan Devrimci Halk Hükümeti,
Sovyet Rusya ve Uzak Doğu Cumhuriyeti ile yakın ittifak içinde, Beyaz
Muhafızlara karşı mücadele yürüttü.
Bu
üç gücün birlikleri, Ungern birliklerini yenerek, başkent Ugra’yı ele geçirdi.
Temmuz ayında Moğolistan devrimci hükümeti, Sovyet Rusya’dan, dışarıdan gelen
tehlikenin tamamen ortadan kalkmasına kadar Moğolistan’da birliklerini
bırakmasını istedi. 10 Ağustos’ta Sovyet hükümeti, bu isteği yerine getirmeye
hazır olduğunu açıkladı. 10 Eylül’de Sovyet hükümeti, Moğolistan ve Çin
arasında arabuluculuk rolünü üstlenmeye hazır olduğunu söyledi. 26 Ekim’de
Moğol heyetinin Moskova’ya gelmesiyle iki devlet arasında dostluk anlaşması
imzalanması için görüşmeler başladı. Şu anda Moğolistan’ın batı bölgelerinde,
geniş bir alanda, hâlâ Beyaz Muhafız birlikleri bulunmaktadır. Onlara karşı
mücadele, başarıyla sürdürülmektedir.
Japonya’yla
Müzakereler
Kasım
Devrimi’nden bu yana ilk kez Japonya ile doğrudan müzakereler yapma fırsatımız
oldu. 26 Ağustos’ta Dairen'de Uzak Doğu Cumhuriyeti ile Japonya arasında, Japon
birliklerinin Primoria bölgesinden çekilmesi ve ekonomik ilişkilerin kurulması
konusunda müzakereler başladı. Uzak Doğu Cumhuriyeti, bu müzakerelere bir Rus
temsilcisinin katılmasını şart koştu. Japon hükümeti, her iki hükümeti de
ilgilendiren konularda Rus heyetiyle müzakerelere girmeye hazırdı. 24 Ekim’de Sovyet
temsilcisi Marklevski, Japonya ile yapılacak konferansa katılmak üzere yola
çıktı.
Asya’da
nereye baksak, Doğu devletlerinin Sovyet Rusya ile ilişkilerinin güçlendiğini
veya dostlukla tanımlı önemli bir yaklaşımın açığa çıktığını görüyoruz. Doğu
halkları, Sovyet Rusya’nın, bağımsız ekonomik ve siyasi yaşamlarını
derinleştirme ve güçlendirme çabalarına sempati duyan, özverili bir dost
olduğunu giderek daha fazla farkına varıyor.
Georgi Çiçerin
Dışişleri
Bakanı
6 Kasım 1921
Kaynak



0 Yorum:
Yorum Gönder