CHP’ye
mutlak butlan kararının ulaştırılmasının ardından binanın boşaltılması için zor
kullanımı devreye girdi. Solun önemli bir bölümünün CHP’ye verdiği desteğin
yanı sıra sendikaların sergilediği duruş tartışılmıyor.
KESK
ve 1 Mayıs Tertip Komitesi’nin diğer bileşenleri, ortak açıklamada bulunup,
sürecin anti demokratik olduğunu, halkın iradesinin hiçe sayıldığını, mevcut
durumun kabul edilemeyeceğini belirtti.
Öncelikle
bu süreçle ilgili KESK ve DİSK’in duruşu ve açıklamaları, samimiyetsizlik ve
riyakârlıktır. Dünü hatırlamadan bugün anlamlandırılmaz, bugün
anlamlandırılmadan yarın kurulamaz.
OHAL
sürecinde direnenleri sendika binasından tekme tokat, yerlerde sürükleyerek
çıkaran,
Hatay’ın
seçilmiş şube yönetimine “yedek listeyi kaydırma” üzerinden kayyum atayan,
Şubenin
boşaltılmamasına karşın yeni büro tutan,
Yerlerde
sürüklediği direnen üyeleri daha sonra cezaevine girdiklerinde sendikadan ihraç
eden,
Bir
dönem ittifak kurduğu sendikal çevreyle ters düştüğünde, onu “faşizm destekçisi”
ilan edip üç yıl sonra dengeler değiştiğinde tekrar aynı çevreyle ittifak kurup,
o çevreden başkan belirleyen,
Üyeleri
1 Mayıs için “Taksim” diye ısrar ettikleri hâlde her yıl yalan söyleyerek alan
seçen,
Saraçhane
1 Mayıs’ında kitleye “dağılın” çağrısı yaptıktan sonra kitle tarafından
yuhalanan,
Kendi
içinde anti-demokratik süreç işletmeyi kültüre dönüştüren,
Genel
merkezinin elli metre ötesindeki sokakta üyesine saldırılmasına tepkisiz kalan,
AB
fonlarıyla paneller düzenleyen sendika, KESK’tir.
DİSK’in
de durumu ondan farklı olmayıp, AB fonlarını kullanan ilk sendikadır. CHP
belediyelerinde greve çıkan işçileri satan, DİSK’tir. Bir sendika yönetimi
düşünün ki her 1 Mayıs’ta yuhalansın. O sendika, DİSK’tir.
Bugün
Özgür Özel, “Boykotsa boykot, grevse grev!” derken bu sendikalara güveniyor.
Ona bu güveni veren, söz konusu sendikalardır. Kendi genel merkezindeki üyeyi
darp ederek yaka paça dışarı atanların CHP genel merkezine zorla girilmesi
karşısında dayanışma göstermeleri, güce göre şekil almanın ve emperyalizme
hizmetin gereğidir.
Özgür
ve özel olmak isteyen bireye siyaset örenlerin toplanacağı yer, CHP binasının
önü, otobüsünün üstü, belediyesinin ön bahçesidir.
CHP
genel merkezinin kapısının kırılması, anti-demokratik değil mi? Acaba bir sol
siyasete ait kurumların kapıları başka ülkede mi kırıldı? Bugünkü sözde
dayanışmanın özü, kitleleri kurtaracak siyasetin emperyalizmin birey idealine
feda edilmesidir.
Daha
düne kadar “Genel merkezi terk etmem!” deyip, dün meclise yürüyen CHP’nin
emekçi halk kitlelerine faydası olamaz. 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüyeceğini
söyler, o gün gelince alanı terk edip kaçar.
CHP’nin
özü değişmez: yapısı ve tarihsel misyonu gereği bir noktaya kadar gelmiş
öfkeyi, önce orada deşarj edip sonra o noktadan geriye çeker. Geriye düşen
dinamizm, umutsuzluğu yaymaktadır.
Bu
solun emperyalizmin ideolojik aygıtı olarak halkın karşısına çıkarıldığı
görülmelidir. Marksizmden aşırma kavramlarla “özgürlük”, “demokrasi”, “laiklik”
adı altında mandacılıklarını gizleyemezler.
Dün
Enver Hocacı, Maocu, Stalinist olanlar, bugün Ekrem’den özgür ve özel bir
gelecek beklerler. Esasında bir sembol olarak Avrupa Gençlik Festivali’nde
oynatılan dansöz CHP’ye hizalanan sol örgüt ve çevreler, o dansözü oynatan da
emperyalizmdir.
Nesnel
bir ilkedir: Dönüşen dönüştürür, kim neye dönüştüyse odur. Dün Kılıçdaroğlu’na,
bugün Özgür Özel'e sahip çıkarlar. Acaba Kılıçdaroğlu’na desteğini “Ya Xızır!”
paylaşımıyla açıklayan köylücü siyasete taraf gibi poz kesen Pınar Aydınlar, bugün
yaşanan süreç hakkında ne düşünüyor?
Sinan Akdeniz
27 Temmuz 2026


0 Yorum:
Yorum Gönder