27 Mayıs 2026

,

CHP'nin Özü



CHP’ye mutlak butlan kararının ulaştırılmasının ardından binanın boşaltılması için zor kullanımı devreye girdi. Solun önemli bir bölümünün CHP’ye verdiği desteğin yanı sıra sendikaların sergilediği duruş tartışılmıyor.

KESK ve 1 Mayıs Tertip Komitesi’nin diğer bileşenleri, ortak açıklamada bulunup, sürecin anti demokratik olduğunu, halkın iradesinin hiçe sayıldığını, mevcut durumun kabul edilemeyeceğini belirtti.

Öncelikle bu süreçle ilgili KESK ve DİSK’in duruşu ve açıklamaları, samimiyetsizlik ve riyakârlıktır. Dünü hatırlamadan bugün anlamlandırılmaz, bugün anlamlandırılmadan yarın kurulamaz.

OHAL sürecinde direnenleri sendika binasından tekme tokat, yerlerde sürükleyerek çıkaran,

Hatay’ın seçilmiş şube yönetimine “yedek listeyi kaydırma” üzerinden kayyum atayan,

Şubenin boşaltılmamasına karşın yeni büro tutan,

Yerlerde sürüklediği direnen üyeleri daha sonra cezaevine girdiklerinde sendikadan ihraç eden,

Bir dönem ittifak kurduğu sendikal çevreyle ters düştüğünde, onu “faşizm destekçisi” ilan edip üç yıl sonra dengeler değiştiğinde tekrar aynı çevreyle ittifak kurup, o çevreden başkan belirleyen,

Üyeleri 1 Mayıs için “Taksim” diye ısrar ettikleri hâlde her yıl yalan söyleyerek alan seçen,

Saraçhane 1 Mayıs’ında kitleye “dağılın” çağrısı yaptıktan sonra kitle tarafından yuhalanan,

Kendi içinde anti-demokratik süreç işletmeyi kültüre dönüştüren,

Genel merkezinin elli metre ötesindeki sokakta üyesine saldırılmasına tepkisiz kalan,

AB fonlarıyla paneller düzenleyen sendika, KESK’tir.

DİSK’in de durumu ondan farklı olmayıp, AB fonlarını kullanan ilk sendikadır. CHP belediyelerinde greve çıkan işçileri satan, DİSK’tir. Bir sendika yönetimi düşünün ki her 1 Mayıs’ta yuhalansın. O sendika, DİSK’tir.

Bugün Özgür Özel, “Boykotsa boykot, grevse grev!” derken bu sendikalara güveniyor. Ona bu güveni veren, söz konusu sendikalardır. Kendi genel merkezindeki üyeyi darp ederek yaka paça dışarı atanların CHP genel merkezine zorla girilmesi karşısında dayanışma göstermeleri, güce göre şekil almanın ve emperyalizme hizmetin gereğidir.

Özgür ve özel olmak isteyen bireye siyaset örenlerin toplanacağı yer, CHP binasının önü, otobüsünün üstü, belediyesinin ön bahçesidir.

CHP genel merkezinin kapısının kırılması, anti-demokratik değil mi? Acaba bir sol siyasete ait kurumların kapıları başka ülkede mi kırıldı? Bugünkü sözde dayanışmanın özü, kitleleri kurtaracak siyasetin emperyalizmin birey idealine feda edilmesidir.

Daha düne kadar “Genel merkezi terk etmem!” deyip, dün meclise yürüyen CHP’nin emekçi halk kitlelerine faydası olamaz. 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüyeceğini söyler, o gün gelince alanı terk edip kaçar.

CHP’nin özü değişmez: yapısı ve tarihsel misyonu gereği bir noktaya kadar gelmiş öfkeyi, önce orada deşarj edip sonra o noktadan geriye çeker. Geriye düşen dinamizm, umutsuzluğu yaymaktadır.

Bu solun emperyalizmin ideolojik aygıtı olarak halkın karşısına çıkarıldığı görülmelidir. Marksizmden aşırma kavramlarla “özgürlük”, “demokrasi”, “laiklik” adı altında mandacılıklarını gizleyemezler.

Dün Enver Hocacı, Maocu, Stalinist olanlar, bugün Ekrem’den özgür ve özel bir gelecek beklerler. Esasında bir sembol olarak Avrupa Gençlik Festivali’nde oynatılan dansöz CHP’ye hizalanan sol örgüt ve çevreler, o dansözü oynatan da emperyalizmdir.

Nesnel bir ilkedir: Dönüşen dönüştürür, kim neye dönüştüyse odur. Dün Kılıçdaroğlu’na, bugün Özgür Özel'e sahip çıkarlar. Acaba Kılıçdaroğlu’na desteğini “Ya Xızır!” paylaşımıyla açıklayan köylücü siyasete taraf gibi poz kesen Pınar Aydınlar, bugün yaşanan süreç hakkında ne düşünüyor?

Sinan Akdeniz
27 Temmuz 2026

0 Yorum: