12 Mayıs 2026

,

Vatanseverlik ve Emek


İrlanda’daki yoldaşlarımızın İrlanda Sosyalist Cumhuriyetçi Partisi'nin "Vatanseverlik ve Emek" ile ilgili açıklaması üzerine özenle hazırlayıp yayınladıkları, aşağıda paylaşılan belge, bugün öyle özel ve genel bir öneme sahip ki, sadece Amerikalı işçi sınıfına mensup İrlandalılar değil, ülkenin tüm işçi sınıfı da bunu dikkate almalıdır; zira Helen Gould’ların emekçi sınıfı, şimdi “üstün vatanseverlik” gösterileriyle kendilerini şımartmaktadır. İşte belge:

Vatanseverlik nedir? Bazıları buna ülke sevgisi der. Peki “ülke sevgisi” ne anlama geliyor? Bir Fransız yazar şöyle diyor: “Zengin adam, ülkesini, ülkesinin ona karşı bir görevi olduğuna inandığı için sever; oysa fakir adam, ülkesini, kendisinin ona karşı bir görevi olduğuna inandığı için sever.”

Ülkemize yönelik görevimizin farkına varmak, vatansever eylemin gerçek itici gücüdür. “Ülkemiz”, doğru anlaşıldığında, sadece ecdadımızın geldiği yeryüzündeki belirli noktayı değil, aynı zamanda kolektif yaşamları ülkemizin politik varlığını oluşturan tüm erkekleri, kadınları ve çocukları da kapsar. Gerçek vatanseverlik, her bir kişinin refahını herkesin mutluluğunda bulmaktır. Gerçek vatanseverlik, daha az şanslı olan fanilerin malını mülkünü yağmalamakla elde edilen dünyevi zenginliğe yönelik bencil arzuyla asla bağdaşmaz.

Bu tanım ışığında, İrlanda’nın varlıklı sınıfının vatanseverlik iddialarının ardındaki gerçeğe bakabiliriz. Ticaret Kurulu raporuna göre, üç krallığın işçilerinin haftalık 1 sterlin ve altında aldıkları ücretlerin yüzdesi şu şekildedir: İngiltere, yüzde 40; İskoçya, yüzde 50; ve İrlanda, yüzde 78. Başka bir deyişle, İrlanda’daki her dört ücretliden üçü haftada 1 sterlinden az kazanıyor. Bunun suçlusu kim? Ücret oranını ne belirliyor? İşçiler arasındaki iş bulma konusunda yaşanan rekabet. İrlanda’da her zaman büyük bir işsiz işgücü fazlası vardır ve bu gerçek nedeniyle İrlandalı işveren, daha yoksul hemşehrilerinin çaresizliğinden yararlanarak, onları İngiltere’deki meslektaşlarının aynı iş için aldığı ücretten daha azına çalışmaya zorlayabiliyor. İrlanda’daki belediye şirketlerimizin ve diğer kamu kuruluşlarının çalışanları, orta sınıf belediye meclis üyelerimiz, yani “kendi hemşehrileri”nin verdiği 4 ila 8 şilin arasında değişen ücretleri kabul etmek zorunda kalmaktadır. İrlanda’daki demiryolu çalışanları, benzer kamu hizmeti dallarında İngiliz şirketlerinin ödediğinden haftalık olarak daha az kazanıyor. İrlanda’da demiryolları çalışanları, aynı departmanlardaki İngiliz demiryolu çalışanlarından haftalık 5 ila 10 şilin daha az kazanıyor, oysa İrlanda’daki demiryollarının hissedarları, en müreffeh İngiliz hatlarında ödenenlerden daha yüksek temettü alıyor. İrlanda’daki tüm özel sektör istihdamında da aynı durum geçerli. Bu konuda açık olalım. İrlanda'daki işveren sınıfını, işgücü piyasasındaki yoğunluktan istifade etmesine mani olacak, çalışanlarının ücretlerini mevcut açlık seviyesine düşürmeye zorlayabilecek, zorlayan veya zorlamaya çalışan hiçbir kanun yok. Özel Konsey, Başbakan, Lord Teğmen veya Baş Sekreter sahip oldukları sivil ya da askeri hiçbir yetkiyle bu tür bir işi yapamaz. Bu sonuç, toprak sahipliği ve kapitalizmin yarattığı toplumsal koşullar üzerinden faaliyet yürüten, yabancı süngülerle desteklenen zengin sınıfımızın açgözlülüğüyle alakalıdır. Bugün hiçbir protesto, zeki işçileri, onları endüstriyel köleliğe sürükleyen sınıfın aynı anda onları ulusal özgürlüğe doğru ilerletebileceğine ikna edemez.

İşçi sınıfının görevi, vatanseverliğe daha yüksek, daha soylu bir anlam kazandırmaktır. Bu ancak, tek evrensel, her şeyi kapsayan sınıf olan işçi sınıfımız tarafından, ayrı bir politik parti olarak örgütlenerek, Emeği ekonomik yapımızın temel taşı ve politik eylemlerimizin canlandırıcı ilkesi olarak kabul ederek gerçekleştirilebilir. İşte İrlanda Sosyalist Cumhuriyetçi Partisi tam da bu sebeple ortaya çıkmıştır. Ulusal bağımsızlığı endüstriyel özgürleşmenin vazgeçilmez temeli olarak görüyoruz, ancak biz aynı zamanda toplum sözleşmesi zulmün eseri olan bir sınıfın liderliğinden de kurtulma kararlılığındayız.

Politikamız, ülkemizin tarihi ve kendine özgü koşulları üzerine uzun süren tefekkür sürecinin neticesidir. Bağımsız bir ülkede, yasama organına sosyalist temsilcilerin çoğunluğunun seçilmesi, devrimci partinin politik iktidarı ele geçirmesi, dolayısıyla, devletin askeri ve polis güçlerinin kontrolünü ele geçirmesi anlamına gelir. Yani devlet, çoğunluğun düşmanı değil müttefiki olacaktır. Müteakip toplumsal yeniden yapılanma sürecinde, mülk sahibi sınıfların kendi sınıfsal gayeleri için yarattıkları devlet iktidarı, yeni toplumsal düzenin, ayrıcalıklı sınıfların yönetiminin kademeli olarak ortadan kalkmasına direnmeye çalışan taraftarlarına karşı mücadelesinde bir silah olarak hizmet edecektir.

İrlanda bağımsız bir ülke değil, ancak İrlanda halkının tam özgürlüğe doğru ilerlemesi, dünyanın sosyalist partilerinin olgunlaşmış deneyimleriyle kanıtlanmış olan belirtilen çizgilerle aynı doğrultuda ilerlemelidir. Özgürlük, en tam ve tek gerçek anlamıyla, ancak ulusal eylemle elde edilebilir. Burada ve başka yerlerde atılacak adımlar şunlardır:

İlk olarak, devrimci güçlerin çabalarını yoğunlaştırmak ve onların gücünü göstermek amacıyla tüm temsili makamları ele geçirmek; sonrasında, mümkünse barışçıl yollarla, gerekirse zorla, ulusal hükümetin yetkilerini ve maddi kaynaklarını ele geçirmek, böylece bu yetkilere sahip olan işçi sınıfının toplum üzerinde kendi iradesini dayatmasına imkân sağlamak.

Geçmişteki sınıfsal hükümetlerini (kişisel çıkarlarını gözeterek) insanlığın ulusal ve toplumsal özgürlüklerine savaş açmaya iten ekonomik koşullar, işçilerin sınıfsal miraslarına, yani toplumsal devrime genel olarak girmesinden önce ortadan kalkacağından, geleceğin özgür toplumunda bir ulusun diğerine boyun eğmesi, doğalında imkânsız hale gelecektir. Bu nedenle, İrlanda Sosyalist Cumhuriyeti lehine verilen her bir oy, yapıcı niteliğiyle, her ulusun halkının özgür sesinin, ulusal ve uluslararası ilişkilerini etkileyen tüm konularda nihai olarak kabul edileceği ve iradeleri dışında hiçbir birliğe veya ittifaka zorlanmayacakları, ancak bağımsızlıklarının dünyanın sosyalist cumhuriyetlerinin özgür halklarının aydınlanmış öz çıkarlarıyla güvence altına alınacağı bir toplum sistemi için verilen bir oy olacaktır.

Ancak mevcut toplumsal ve politik düzende bile, İrlanda halkının çoğunluğunun sosyalist cumhuriyetçi ilkelere oy vererek destek sunması, son derece önemli bir etkiye sahip olacaktır. İrlanda’nın bugüne dek elde ettiği her türden reform, yöneticilerimizin korkularının eseridir, belirtilen çizgilerde ilerleyen bir parti, daha sağlıklı bir korkuya yol açacak, neticede İngiliz Anayasası’nın (örneğin Özerklik ile ilgili maddesinin) basit manada yeniden düzenlenmesini hedefleyen herhangi bir partiden daha fazla reforma yol açacaktır. Bu nedenle, hem acil faydalar hem de gelecekteki özgürlük için sosyalist cumhuriyetçi politika en hayırlısıdır. Bu politika, işçileri sahte politik özgürlük önlemleriyle boyun eğdirmeye yönelik tüm girişimlere karşı tek olası güvencedir.

İrlanda Sosyalist Cumhuriyetçi Partisi, İngiliz İmparatorluğu’nun en yüksek politik ifadesi olduğu toplumsal sistemde var olan kötülüklere dikkat çekerek, propagandasını İmparatorluk ortadan kalkana dek sürecek olan toplumsal adaletsizliklere duyulan hoşnutsuzluk üzerine kurar, böylece tüm takipçilerine, politik sahtekârlığın akla gelebilecek her türden sistemiyle rahatsız edilmeyecek ve yatıştırılamayacak, ölümsüz ve silinmez bir düşman nefreti aşılar.

Dolayısıyla, İrlanda Sosyalist Cumhuriyeti, vatanseverliğin ve emeğin birliği ve zaferini görmek isteyen tüm yurttaşlarımızın birleştirici sloganı olmalıdır.

James Connolly
15 Mayıs 1898
Kaynak

0 Yorum: