09 Mayıs 2026

Sol Karamsarlık ve Kendiliğindenlik Kültüne Karşı

Emperyalizmin merkezi, tuhaf bir narsisizmle malul. Her daim Troçkist olanlar türünden kimi solcular, Berlin’de barikatlar yükselmedikçe hiçbir şeyin önemi olmadığını düşünüyorlar. Amerikalı Demokratik Sosyalistler türü örgütlerse, dünyadaki hiçbir sosyalist projenin John Locke’un anayasal ideallerine ulaşamayacağını söylüyorlar. Bunlar, bildiğimiz şovenistler.

Ama ben, daha çok onların ikiz görüntüsü olan, ölümüne kötümserlerle ilgileniyorum. Bu tür insanlarla illaki karşılaşmışsınızdır. Asıl size Amerikan işçi sınıfının yitip gittiğini söyleyenler, yitip gitmiştir. Eroin, iPhone’lar ve yavan aptallığa tapan bu kişiler, kendi bataklıklarında boğulmuşlardır. Bu ulusun yozlaştığını, burada devrimin imkânsız olduğunu, Kuzey Kore’nin son derece hayal kırıklığına uğramış solcu mültecileri kabul edip etmediğini sormamız gerektiğini (bu arada kabul etmiyorlar) söyleyenler bunlar.

Size şunu söylemem lazım, yoldaşlar: Siz sadece şovenist önermeyi tersine çevirdiniz. Eğer DSA’e göre en iyi yer Batı ise siz de Batı’nın aynı ölçüde felâket olduğunu düşünüyorsunuz. Her iki görüş de Batı’nın istisnai konumunu merkeze alıyor. Her ikisi de yanlış.

Epstein Testi

İngiliz-Amerikan elitinin ahlaksızlığına dair son ifşaatlar, bazı platformlarda öngörülebilir tepkilere yol açtı: Gördünüz mü? İşçi sınıfı çok pasif, çok atomize olmuş, isyan edemeyecek kadar parçalanmış halde. Eğer analiziniz buysa, Lenin’e, bu sefer daha ciddi bir şekilde, dönmenizi öneririm.

Lenin, “kendiliğindenlik tapıncı” olarak adlandırdığı şeye karşı kapsamlı yazılar kaleme aldı. Neden? Çünkü Gramsci’nin de belirttiği gibi, gerçekten kendiliğinden bir siyasi olay diye bir şey yoktur. Kendiliğinden gibi görünen şey, aslında “önceden var olan bir bilincin ifadesidir.” Lenin’in döneminde bu bilinç, sendika bilincine, yani sermayeyi devirmek yerine onunla uzlaşmaya yol açıyordu.

“İşçiler arasında sosyal demokrat bilincinin olamayacağını, bunun onlara dışarıdan getirilmesi gerektiğini söylemiştik.”

[Lenin, Ne Yapmalı?]

İşçi sınıfının yaşamını kuşatan her yapı, sermaye veya onunla uyum sağlayan güçlerce yaratılır ve idame ettirilir. Medya, okullar, (hâlâ var oldukları yerlerde) sendikalar, kiliseler, algoritmalar, hepsi, burjuva ideolojisini yeniden üretir. Çile, devrimci bilinci doğalında doğurmaz. Onun inşa edilmesi gerekir.

Altyapı Sorunu

Peki Epstein olayı, neden kitlesel protestolara konu olmadı? Neden sürekli bir öfke gösterisi yaşanmadı?

Bunun yerine, şunu sorun: Bu eylemleri kim organize edecek?

ABD’deki muktedir sınıf, seksen yıldır kendisini tehdit edebilecek her türlü örgütlenme biçimini başarıyla ortadan kaldırdı veya onları kendi çıkarları için kullandı. Dikkatle gözlemdiğinizde göreceksiniz, yapılan eylemler, genelde sermayenin bir fraksiyonuna karşı duran diğer fraksiyona hizmet eder. Gerçek bağımsız örgütlenme; zaman, para, yetenekli kadrolar ve altyapı gerektirir. Muktedir sınıf haricinde bunlara kim sahip?

İşte bizim mevcut durumumuz bu. Pasif bir işçi sınıfı değil, örgütsüz bir işçi sınıfı var elimizde.

“Parti, proletaryanın sınıf örgütlenmesinin en yüksek biçimidir.”

[Stalin, Leninizmin Temelleri]

Stalin, yeniden öğrenmemiz gereken şeyi anlamıştı: Parti, birçok örgütlenme biçiminden biri değil, gerekli olan biçimdir. Gramsci’nin analiz ettiği gibi, “burjuva sivil toplumunun toprak setlerini” yıkıp, ideolojik etkilerini devrimci bilinçle değiştirebilecek yapının adıdır parti.

Rusya Örneği

1880 yılını düşünün. Ortalama bir Rus köylüsü, okuma-yazma bilmeyen, köyünde izole olmuş, muhtemelen Çar’ı Tanrı tarafından kutsanmış kişi olarak gören biriydi. Siyasi olarak aktifse bile, ancak rahipler ve toprak sahipleri tarafından yönlendirilen Yahudi karşıtı pogromlara katılabilirdi, bu da neticede gerici bir şiddet eylemiydi. Birçok Rus ilericisinin gözünde devrimci potansiyel, yok gibi bir şeydi.

Ardından kırk yıl süren sabırlı ve tehlikeli bir çalışma dönemi geldi. Birçok kayıp yaşandı, birçok şehit verildi. Bolşevikler, hem yasal hem de yasadışı yollarla, yapılar inşa ettiler, yayınlar çıkartıp dağıttılar, çalışma grupları kurdular, alternatif kurumlar oluşturdular. 1917’ye gelindiğinde aynı köylülük, proletarya ile ittifak kurup devrimi gerçekleştirdi.

“Devrim, bir akşam yemeği partisi düzenlemek, bir makale yazmak, bir resim çizmek veya nakış yapmak değildir. Bu kadar incelikli, bu kadar rahat ve nazik olamaz.”

[Mao, Hunan’daki Köylü Hareketine İlişkin Soruşturma Raporu]

Mao, devrimin emek gerektirdiğini anlamıştı. Bu emek, çoğu zaman göz alıcı olmayan, sıklıkla sinir bozucu, bazen de son derece tehlikeli bir iştir. Asıl mesele, koşulların elverişli olup olmadığı değil, koşullar değiştiğinde müdahale edebilecek örgütsel kapasiteyi oluşturup oluşturmadığımızdır.

Gerçek Zemin

Siyasi mücadeleye 1999 yılında girdim. O zamanlar çoğu işçinin şikâyetleri vardı ama temelde sisteme inanıyorlardı. Bu inanç aşındı. Muktedir sınıfın paranoyası, gözetleme faaliyetleri, sansürü, umutsuzca yürüttüğü ideolojik kampanyalar, bu aşınmanın yansıması. Devrimci bilinç için malzeme hiç olmadığı kadar mevcut. Eksik olan şey ise onu kristalleştirecek, somutlayacak biçim.

“Semanın altında her şey tam bir kargaşa içinde, vaziyet harika.”

[Mao]

Mao’nun ünlü ifadesi, içinde bulunduğumuz anı tam olarak özetliyor. Kargaşa, apaçık ortada. Vaziyetin harika olup olmayacağı ise örgütlenmemize bağlı.

Geriye kalan yıllarımı, gelecek nesiller zafer kazanma becerisi edinsinler diye, gerekli örgütü kurmaya adamaya hazırım. Başta ufak, belki de asap bozucu ölçüde ufak bir örgüt olacak bu. Bu, bireysel egoyla veya anlık tatminle ilgili bir mesele değil. Bazen sadece birkaç günde çok şey olur ve yapılarımızı hazır hale getirmemiz gerekir.

Batı, günahkâr değil. Kutsanmış bir yer de değil. Diğer tüm bölgeler gibi zorlu, ağır şekilde tahkim edilmiş, ancak sabırlı, örgütlü devrimci çalışmanın silahlarına karşı zayıf bir araziden söz ediyoruz.

Bir seçim yapacaksak, umutsuzlukla kendiliğinden gelişen mucize arasında yapmayacağız. Örgütlenmekle örgütlenmemek arasında yapacağız.

Kurtuluş Haber Ağı
11 Mart 2026
Kaynak

0 Yorum: