1
Mart 1981'de, Kuzey İrlanda’daki Maze (Long Kesh) H-blok hapishanesinde cumhuriyetçi
tutsaklar açlık grevine girdiler. Bu grev, tutsakların siyasi tutsak statüsünü
ve ona eşlik eden kimi ayrıcalıkları elde etmek için yürütülen kampanyalarının
bir parçasıydı. Açlık grevi eylemini Gerard (“Bobby”) Sands başlattı. 3 Ekim’de
grev sona erdirilmeden önce on grevci hayatını kaybetti.
Yeni
kurulan İran İslam Cumhuriyeti (1 Nisan 1979’da kuruldu), “anti-emperyalist
mücadelelerle ve dünyanın dört bir yanındaki ezilen halklarla dayanışma”
bayrağı altında, İrlandalı cumhuriyetçi açlık grevcilerini desteklemek için
kapsamlı bir propaganda kampanyası yürüttü. Bu kampanya, İran İslam Cumhuriyeti’ne,
İrlandalı cumhuriyetçilerin mücadelesini desteklemek ve onu yeni bir çerçeveye
oturtmak suretiyle, İngiliz emperyalizmini ve vahşetini kınamak için ek bir
fırsat sunuyordu.
İran,
uzun süredir İngiltere ve ABD’nin halen devam etmekte olan emperyalist saldırılarının
bilincinde olan bir ülkeydi. Her iki güç de o dönemde İran-Irak Savaşı’nda (22
Eylül 1980-20 Ağustos 1988) Saddam Hüseyin’i desteklemişti. İran İslam Cumhuriyeti,
“Açlık Grevi” üzerinden yürüttüğü propaganda faaliyetinde, İrlandalı
cumhuriyetçilerin mücadelesinin asıl hedefi olan İngiliz devletinin yanına, kendi
baş düşmanı ABD’yi yerleştirmeyi ihmal etmedi.
İran
İslam Cumhuriyeti, Kuzey İrlanda’daki silahlı cumhuriyetçi harekete İran’dan
gelen dayanışma ifadeleri konusunda ilk örnek değildi. 1978-1979’daki İran
Devrimi’ne iştirak eden, bugünlerde İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı olan muhtelif
İranlı laik (çoğunlukla solcu) ve dini gruplar, Kuzey İrlanda’daki silahlı
cumhuriyetçi mücadeleyi zaten destekliyor, İrlandalı açlık grevcilere sempati
duyuyorlardı. Bu İranlı muhalif gruplar ve İran İslam Cumhuriyeti, o dönemde
Kuzey İrlanda’daki en popüler İrlandalı milliyetçi ve Katolik sivil haklar
örgütünü, görmezden geliyor veya tümüyle reddediyordu. Bu örgüt, John Hume’un
lideri olduğu Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ydi. Bu parti, en büyük cumhuriyetçi
yanlısı örgüttü ve şiddetten uzak duruyordu.
İran’ın
silahlı mücadeleye yönelik kapsamlı ilgisi, büyük ölçüde İran’ın kendi devrim
öncesi ve sonrası şiddet politikalarının bir alametiydi. İrlandalı cumhuriyetçilerin
silahlı mücadelesini destekleyen tüm İranlı gruplar (İran İslam Cumhuriyeti yanlısı
veya karşıtı örgütler), Kuzey İrlanda’daki çatışmayı soyut ve mutlak bir olgu
olarak takdim ettiler. Bu çaba, bir miktar, Kuzey İrlanda’yı Üçüncü Dünyalılaştırma
girişimini de içeriyordu.
Kuzey
İrlanda’da “Sorunlar” (1969-1998) olarak bilinen dönemin bu aşırı
basitleştirilmiş anlatımında, Ulster (Kuzey İrlanda’yı oluşturan altı ilçe) bir
tür hapishane olarak tasvir ediliyor, gerçek İrlandalı nüfus ise, tarihsel, politik
veya toplumsal nüanslardan yoksun bir şekilde, bölgenin acımasız İngiliz
emperyalist işgaline karşı isyan eden, sadece cumhuriyetçi (çoğu zaman da Katolik)
olarak nitelendiriliyordu.
1981
Öncesinde İrlanda ve İran'da Anti-Emperyalist Dayanışma
1981
öncesinde İrlanda-İran arasında kurulan anti-emperyalist ilişkiler ilginç bir
tarihsel arka plana sahip. İran ulusunun İrlandalı milliyetçilerle kurduğu en
kapsamlı ve en uzun süreli dayanışma ilişkisi, 1906-1911’deki İran Anayasa
Devrimi sırasında kuruldu.[1] İranlı anti-emperyalistler, İrlanda’daki 1916
Paskalya Ayaklanması’ndan sonra İrlandalı milliyetçilerin mücadelesini (esas
olarak cumhuriyetçilerin mücadelesini) kamuoyu önünde savunmaya başladılar.[2]
1922'de, sonrasında Éire (1937) ve İrlanda Cumhuriyeti (1949) olarak bilinen, Özgür
İrlanda Devleti’nin kurulmasının ardından çeşitli İranlı anti-emperyalist örgütler,
Kuzey İrlanda’daki cumhuriyetçilerin mücadelesini desteklediler.
1978-1979’deki
İran devrimine, yani Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin (1941-1979) baskıcı
yönetimine son veren devrime dek, İran’daki gelişmelere İrlanda milliyetçileri
nadiren ilgi göstermişlerdi. Örneğin, İngiltere’nin İran petrol endüstrisi
üzerindeki kontrolüne karşı 1951-1953 yılları arasında yürütülen İran petrol
millileştirme kampanyası sırasında, İrlanda Cumhuriyeti’nde (Dáil Éireann)
bağımsız solcu bir milletvekili olan John (Jack) McQuillan, 27 Kasım 1952’de
şunları söylemişti: “Bu ülkedeki halkın çoğunluğu İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ın
millileştirme planının arkasındadır” (ki bu plan, nihayetinde 1953’teki
ABD-İngiltere destekli darbeyle yürürlükten kaldırıldı).[3]
İrlanda
Cumhuriyeti ve Ulster’deki çeşitli İrlandalı milliyetçi örgütler, 1978-1979’da İran
monarşisini deviren kitlesel İran ayaklanmasıyla dayanışma ilişkisi kurdu. Bu örgütler
arasında, 1969’da kurulan Geçici İrlanda Cumhuriyet Ordusu (PIRA) ile siyasi
kanadı Geçici Sinn Féin (PSF) bulunuyordu (PIRA, Kuzey İrlanda’daki en büyük
cumhuriyetçi örgüttür, cumhuriyetçi tutsakların da 1981’deki açlık grevine
katılan tutsakların da en büyük kısmını bu örgütün üyeleri oluşturmaktadır). Bunların
yanında, 1974’te kurulan İrlanda Ulusal Kurtuluş Ordusu (INLA) ve siyasi kanadı
İrlanda Cumhuriyetçi Sosyalist Partisi’ni (IRSP) (ki bu partinin tutuklu
üyeleri de 1981 açlık grevine katılmıştır) ve 1968’de kurulan “şiddetten uzak
duran” devrimci cumhuriyetçi sosyalist (sonrasında Troçkist) Halk Demokrasisi
gibi örgütleri de anmak gerekiyor.
1981’deki
açlık grevi sırasında, İrlanda’daki çeşitli milliyetçi grupların İran İslam
Cumhuriyeti’ne karşı kamuoyuna yansıttıkları tutumlarda belirgin bir ayrılık söz
konusuydu. İran İslam Cumhuriyeti açlık grevini coşkuyla destekliyordu. İran
İslam Cumhuriyeti’nin propaganda kampanyasından en çok da PIRA/PSF istifade
ediyordu. İki örgüt, İslami hükümetin içeride uyguladığı baskıcı politikalar
karşısında sessiz kalırken, hem Ulster’da hem de İrlanda Cumhuriyeti’nde diğer
cumhuriyetçi grupların çoğu İran İslam Cumhuriyeti’ni şiddetle eleştiriyordu.
1982
yılına gelindiğinde, IRSP/INLA, o dönemde sürgünde olan ve hızla otoriter bir
siyasi kişilik kültüne dönüşen (İslamcı) Halkın Mücahidleri örgütünü
destekleyecek kadar ileri gitmişti.
İran’ın
1981’deki Açlık Grevi Eylemcileriyle Dayanışması
ve Rakip Örgütlerin Tutumu
1981’deki
açlık grevi sırasında, birçok rakip İranlı muhalif örgüt ve bu muhaliflerin
karşı çıktığı İran İslam Cumhuriyeti, aynı anda Kuzey İrlanda’daki en büyük
cumhuriyetçi fraksiyon olan PIRA ve onun siyasi kanadı PSF ile dayanışma içinde
olduklarını açıklıyordu. Bazı İranlı muhalif gruplar da INLA/IRSP ile dayanışma
ilişkisi kurdular. Maze hapishanesindeki açlık grevi, İran’ın kendi iç
çatışmaları ve devrim sonrası sorunları içinde, rakip İranlı siyasi örgütlerin ideolojik
ve varoluşsal yakınlık iddialarının rekabet ettiği bir alan haline geldi.
İran
devleti, ulusal televizyon ve radyo istasyonlarından devlet kontrolündeki
basına ve diğer mecralara kadar uzanan propaganda faaliyetlerinde üstünlüğe
sahipti. Camilerde ülke çapında kılınan Cuma namazları, resmi afişler gibi alanlarda
üstünlük devletteydi. Ayrıca İran İslam Cumhuriyeti, Kuzey İrlanda’ya bir dizi
heyet göndererek PIRA/PSF’yi kendi safına çekme konusunda diplomatik bir
avantaja da sahipti. Bir diğer örnek ise, 5 Mayıs 1981’de 66 günlük açlık
grevinden sonra ölen Bobby Sands’in ölümünün ardından, Tahran’daki İngiliz
büyükelçiliği yerleşkesinin yanındaki sokağın adının “Bobby Sands Sokağı”
olarak değiştirilmesiydi. Elçiliğin resmi yazışmalarında kullandığı adreste
artık Churchill’in değil Bobby Sands’in adı geçiyordu. Bu hamleye karşı
İngilizler, adreste değişiklik yapmak zorunda kaldılar.
Diğer
benzer örnekler arasında, İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri, Şehit Mutahari Üniversitesi
Dış İlişkiler Bölümü (Tahran) tarafından yayınlanan İran İslam Cumhuriyeti’nin
Bakış Açısından İrlanda Halkının Mücadelesi başlıklı bir broşür dağıttı. Broşürde,
din adamı Ali Hamaney’in 8 Mayıs 1981’de Tahran’da Sands’in azmi ve ölümü
üzerine verdiği Cuma hutbesinden bir bölüme yer verilmişti. Hamaney, o dönemde
Tahran’ın Cuma namazı imamı ve açlık grevinin haberleştirilmesinde rejimin önde
gelen propaganda organı olan Cumhuriyeyi İslamî gazetesinin sahibiydi.
Daha sonra cumhurbaşkanlığı yaptı ve şu anda (1989’dan beri) İran İslam
Cumhuriyeti’nin yüksek] lideridir.
Bu
broşürün ön yüzünde, İran İslam Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ruhani lideri
Ayetullah Humeyni’nin fotoğrafı, Humeyni’nin Batılı ve Komünist süper güçlere
karşı kurtuluş mücadelelerini destekleyen (İngilizce, Arapça ve Farsça) açıklaması
yer alıyordu. PIRA/PSF, İran İslam Cumhuriyeti’nin dayanışma jestlerini takdir
etti ve karşılık verdi; ancak genel olarak İran’ın iç siyasetinde açık taraf
tutmaktan kaçınmaya çalıştı.
İran
İslam Cumhuriyeti, İranlı muhalif örgütlerin İrlandalı açlık grevi eylemcilerine
sempati ve dayanışma açıklamalarına karşı çıktı. Bu amaçla, PSF’den aldığı
bildirileri de defalarca kamuoyuna duyurdu. PSF, Haziran 1981’de İran İslam Cumhuriyeti’ne
karşı olan İranlı örgütleri desteklediğini reddetti.
1978-1979
Devrimi’ne katılmış, bugünlerde İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı olan bir dizi
İranlı muhalif örgüt, diğer dünya çapındaki grupların yanı sıra PSF ile de
temas kurmuştu. Açlık grevi sırasında İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı duruşunda
PIRA/PSF ile sürekli dayanışma içinde olduğunu iddia eden İranlı muhalif
örgütlerden biri de (o dönemde Marksist etkiler taşıyan) İslamcı grup Halkın Mücahidleri’ydi.
Açlık
grevinin başlarında PSF, Halkın Mücahidleri ile temaslarını sürdürürken, açlık
grevinin geri kalanında bu temaslar, İran İslam Cumhuriyeti yetkililerini
gücendirmemek için PSF tarafından sonlandırıldı. Bununla birlikte, Halkın Mücahidleri,
PSF ile karşılıklı dayanışmanın devam ettiğini iddia etti.
İran’ın
Açlık Grevi Eylemcilerini “Şehit” İlân Etmesi
İrlanda’daki
milliyetçi gelenekte olduğu gibi, İran’daki dini ve laik siyasi söylemlerinde
de, İrlandalı açlık grevi eylemcileri “şehit” ilân edildiler. IRA’nın
propaganda metinlerinde, açlık grevi eylemcileri, sıklıkla İran-Irak Savaşı’nda
savaşan İranlı askerlere benzetiliyordu. İrlandalı açlık grevi eylemcileri, İran
İslam Cumhuriyeti’nin resmen “şehit” ilan ettiği ilk gayrimüslim ve İranlı
olmayan kişiler oldular.
İran
İslam Cumhuriyeti yanlısı basında açlık grevi yapanlara ithaf edilen sayısız
şiir arasında, İslam Cumhuriyeti’nin resmi yayın organı Keyhân’da
yayımlanan bir şiir, Sands’e ve 30 Ekim 1980’de bir Irak tankının altına
kendini patlatan on üç yaşındaki İranlı gönüllü savaşçı (besic) Muhammed
Hüseyin Fehmide’ye ithaf edilmişti. Fehmide, Ayetullah Humeyni tarafından kahraman
şehit olarak ilân edilip övülmüştü. Tahran’da Fehmide anısına hazırlanmış bir duvar
resminde Ayetullah Humeyni'nin şu sözleri yer almaktadır: “Liderimiz o 12
yaşındaki çocuktur. [...] elindeki el bombasıyla düşman tankının altına yatıp
tankı imha etti, böylelikle şehadet şerbetini içti.”
Mansur Bunakdaryan
24 Mayıs 2018
Kaynak
Dipnotlar:
[1] M. Bonakdarian, Britain and the Iranian Constitutional Revolution of
1906-1911: Foreign Policy, Imperialism, and Dissent (Siraküza, 2006); M.
Bonakdarian, ‘Erin and Iran Resurgent: Ireland and the Iranian Constitutional
Revolution of 1906-1911’ Yayına Hz.: H.E. Chehabi ve V. Martin, Iran’s
Constitutional Revolution: Politics, Cultural Transformations, and
Transnational Connections içinde (Londra, 2010), s. 291-318.
[2]
M. Bonakdarian, ‘The Easter Rising as a Milestone in Iranian Nationalist
Appraisals of the Irish Question’, American Journal of Irish Studies 14
(2017), s. 60-72.
[3] Dáil Debates, Cilt.135, Sayı.2, 1952, s. 255.





0 Yorum:
Yorum Gönder