05 Mayıs 2026

, ,

İrlandalı Açlık Grevi Eylemcileri ve İran


1 Mart 1981'de, Kuzey İrlanda’daki Maze (Long Kesh) H-blok hapishanesinde cumhuriyetçi tutsaklar açlık grevine girdiler. Bu grev, tutsakların siyasi tutsak statüsünü ve ona eşlik eden kimi ayrıcalıkları elde etmek için yürütülen kampanyalarının bir parçasıydı. Açlık grevi eylemini Gerard (“Bobby”) Sands başlattı. 3 Ekim’de grev sona erdirilmeden önce on grevci hayatını kaybetti.

Yeni kurulan İran İslam Cumhuriyeti (1 Nisan 1979’da kuruldu), “anti-emperyalist mücadelelerle ve dünyanın dört bir yanındaki ezilen halklarla dayanışma” bayrağı altında, İrlandalı cumhuriyetçi açlık grevcilerini desteklemek için kapsamlı bir propaganda kampanyası yürüttü. Bu kampanya, İran İslam Cumhuriyeti’ne, İrlandalı cumhuriyetçilerin mücadelesini desteklemek ve onu yeni bir çerçeveye oturtmak suretiyle, İngiliz emperyalizmini ve vahşetini kınamak için ek bir fırsat sunuyordu.

İran, uzun süredir İngiltere ve ABD’nin halen devam etmekte olan emperyalist saldırılarının bilincinde olan bir ülkeydi. Her iki güç de o dönemde İran-Irak Savaşı’nda (22 Eylül 1980-20 Ağustos 1988) Saddam Hüseyin’i desteklemişti. İran İslam Cumhuriyeti, “Açlık Grevi” üzerinden yürüttüğü propaganda faaliyetinde, İrlandalı cumhuriyetçilerin mücadelesinin asıl hedefi olan İngiliz devletinin yanına, kendi baş düşmanı ABD’yi yerleştirmeyi ihmal etmedi.

İran İslam Cumhuriyeti, Kuzey İrlanda’daki silahlı cumhuriyetçi harekete İran’dan gelen dayanışma ifadeleri konusunda ilk örnek değildi. 1978-1979’daki İran Devrimi’ne iştirak eden, bugünlerde İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı olan muhtelif İranlı laik (çoğunlukla solcu) ve dini gruplar, Kuzey İrlanda’daki silahlı cumhuriyetçi mücadeleyi zaten destekliyor, İrlandalı açlık grevcilere sempati duyuyorlardı. Bu İranlı muhalif gruplar ve İran İslam Cumhuriyeti, o dönemde Kuzey İrlanda’daki en popüler İrlandalı milliyetçi ve Katolik sivil haklar örgütünü, görmezden geliyor veya tümüyle reddediyordu. Bu örgüt, John Hume’un lideri olduğu Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ydi. Bu parti, en büyük cumhuriyetçi yanlısı örgüttü ve şiddetten uzak duruyordu.


İran’ın silahlı mücadeleye yönelik kapsamlı ilgisi, büyük ölçüde İran’ın kendi devrim öncesi ve sonrası şiddet politikalarının bir alametiydi. İrlandalı cumhuriyetçilerin silahlı mücadelesini destekleyen tüm İranlı gruplar (İran İslam Cumhuriyeti yanlısı veya karşıtı örgütler), Kuzey İrlanda’daki çatışmayı soyut ve mutlak bir olgu olarak takdim ettiler. Bu çaba, bir miktar, Kuzey İrlanda’yı Üçüncü Dünyalılaştırma girişimini de içeriyordu.

Kuzey İrlanda’da “Sorunlar” (1969-1998) olarak bilinen dönemin bu aşırı basitleştirilmiş anlatımında, Ulster (Kuzey İrlanda’yı oluşturan altı ilçe) bir tür hapishane olarak tasvir ediliyor, gerçek İrlandalı nüfus ise, tarihsel, politik veya toplumsal nüanslardan yoksun bir şekilde, bölgenin acımasız İngiliz emperyalist işgaline karşı isyan eden, sadece cumhuriyetçi (çoğu zaman da Katolik) olarak nitelendiriliyordu.


1981 Öncesinde İrlanda ve İran'da Anti-Emperyalist Dayanışma

1981 öncesinde İrlanda-İran arasında kurulan anti-emperyalist ilişkiler ilginç bir tarihsel arka plana sahip. İran ulusunun İrlandalı milliyetçilerle kurduğu en kapsamlı ve en uzun süreli dayanışma ilişkisi, 1906-1911’deki İran Anayasa Devrimi sırasında kuruldu.[1] İranlı anti-emperyalistler, İrlanda’daki 1916 Paskalya Ayaklanması’ndan sonra İrlandalı milliyetçilerin mücadelesini (esas olarak cumhuriyetçilerin mücadelesini) kamuoyu önünde savunmaya başladılar.[2] 1922'de, sonrasında Éire (1937) ve İrlanda Cumhuriyeti (1949) olarak bilinen, Özgür İrlanda Devleti’nin kurulmasının ardından çeşitli İranlı anti-emperyalist örgütler, Kuzey İrlanda’daki cumhuriyetçilerin mücadelesini desteklediler.

1978-1979’deki İran devrimine, yani Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin (1941-1979) baskıcı yönetimine son veren devrime dek, İran’daki gelişmelere İrlanda milliyetçileri nadiren ilgi göstermişlerdi. Örneğin, İngiltere’nin İran petrol endüstrisi üzerindeki kontrolüne karşı 1951-1953 yılları arasında yürütülen İran petrol millileştirme kampanyası sırasında, İrlanda Cumhuriyeti’nde (Dáil Éireann) bağımsız solcu bir milletvekili olan John (Jack) McQuillan, 27 Kasım 1952’de şunları söylemişti: “Bu ülkedeki halkın çoğunluğu İran Başbakanı Muhammed Musaddık’ın millileştirme planının arkasındadır” (ki bu plan, nihayetinde 1953’teki ABD-İngiltere destekli darbeyle yürürlükten kaldırıldı).[3]

İrlanda Cumhuriyeti ve Ulster’deki çeşitli İrlandalı milliyetçi örgütler, 1978-1979’da İran monarşisini deviren kitlesel İran ayaklanmasıyla dayanışma ilişkisi kurdu. Bu örgütler arasında, 1969’da kurulan Geçici İrlanda Cumhuriyet Ordusu (PIRA) ile siyasi kanadı Geçici Sinn Féin (PSF) bulunuyordu (PIRA, Kuzey İrlanda’daki en büyük cumhuriyetçi örgüttür, cumhuriyetçi tutsakların da 1981’deki açlık grevine katılan tutsakların da en büyük kısmını bu örgütün üyeleri oluşturmaktadır). Bunların yanında, 1974’te kurulan İrlanda Ulusal Kurtuluş Ordusu (INLA) ve siyasi kanadı İrlanda Cumhuriyetçi Sosyalist Partisi’ni (IRSP) (ki bu partinin tutuklu üyeleri de 1981 açlık grevine katılmıştır) ve 1968’de kurulan “şiddetten uzak duran” devrimci cumhuriyetçi sosyalist (sonrasında Troçkist) Halk Demokrasisi gibi örgütleri de anmak gerekiyor.

1981’deki açlık grevi sırasında, İrlanda’daki çeşitli milliyetçi grupların İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı kamuoyuna yansıttıkları tutumlarda belirgin bir ayrılık söz konusuydu. İran İslam Cumhuriyeti açlık grevini coşkuyla destekliyordu. İran İslam Cumhuriyeti’nin propaganda kampanyasından en çok da PIRA/PSF istifade ediyordu. İki örgüt, İslami hükümetin içeride uyguladığı baskıcı politikalar karşısında sessiz kalırken, hem Ulster’da hem de İrlanda Cumhuriyeti’nde diğer cumhuriyetçi grupların çoğu İran İslam Cumhuriyeti’ni şiddetle eleştiriyordu.

1982 yılına gelindiğinde, IRSP/INLA, o dönemde sürgünde olan ve hızla otoriter bir siyasi kişilik kültüne dönüşen (İslamcı) Halkın Mücahidleri örgütünü destekleyecek kadar ileri gitmişti.

İran’ın 1981’deki Açlık Grevi Eylemcileriyle Dayanışması
ve Rakip Örgütlerin Tutumu

1981’deki açlık grevi sırasında, birçok rakip İranlı muhalif örgüt ve bu muhaliflerin karşı çıktığı İran İslam Cumhuriyeti, aynı anda Kuzey İrlanda’daki en büyük cumhuriyetçi fraksiyon olan PIRA ve onun siyasi kanadı PSF ile dayanışma içinde olduklarını açıklıyordu. Bazı İranlı muhalif gruplar da INLA/IRSP ile dayanışma ilişkisi kurdular. Maze hapishanesindeki açlık grevi, İran’ın kendi iç çatışmaları ve devrim sonrası sorunları içinde, rakip İranlı siyasi örgütlerin ideolojik ve varoluşsal yakınlık iddialarının rekabet ettiği bir alan haline geldi.

İran devleti, ulusal televizyon ve radyo istasyonlarından devlet kontrolündeki basına ve diğer mecralara kadar uzanan propaganda faaliyetlerinde üstünlüğe sahipti. Camilerde ülke çapında kılınan Cuma namazları, resmi afişler gibi alanlarda üstünlük devletteydi. Ayrıca İran İslam Cumhuriyeti, Kuzey İrlanda’ya bir dizi heyet göndererek PIRA/PSF’yi kendi safına çekme konusunda diplomatik bir avantaja da sahipti. Bir diğer örnek ise, 5 Mayıs 1981’de 66 günlük açlık grevinden sonra ölen Bobby Sands’in ölümünün ardından, Tahran’daki İngiliz büyükelçiliği yerleşkesinin yanındaki sokağın adının “Bobby Sands Sokağı” olarak değiştirilmesiydi. Elçiliğin resmi yazışmalarında kullandığı adreste artık Churchill’in değil Bobby Sands’in adı geçiyordu. Bu hamleye karşı İngilizler, adreste değişiklik yapmak zorunda kaldılar.

Diğer benzer örnekler arasında, İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri, Şehit Mutahari Üniversitesi Dış İlişkiler Bölümü (Tahran) tarafından yayınlanan İran İslam Cumhuriyeti’nin Bakış Açısından İrlanda Halkının Mücadelesi başlıklı bir broşür dağıttı. Broşürde, din adamı Ali Hamaney’in 8 Mayıs 1981’de Tahran’da Sands’in azmi ve ölümü üzerine verdiği Cuma hutbesinden bir bölüme yer verilmişti. Hamaney, o dönemde Tahran’ın Cuma namazı imamı ve açlık grevinin haberleştirilmesinde rejimin önde gelen propaganda organı olan Cumhuriyeyi İslamî gazetesinin sahibiydi. Daha sonra cumhurbaşkanlığı yaptı ve şu anda (1989’dan beri) İran İslam Cumhuriyeti’nin yüksek] lideridir.

Bu broşürün ön yüzünde, İran İslam Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ruhani lideri Ayetullah Humeyni’nin fotoğrafı, Humeyni’nin Batılı ve Komünist süper güçlere karşı kurtuluş mücadelelerini destekleyen (İngilizce, Arapça ve Farsça) açıklaması yer alıyordu. PIRA/PSF, İran İslam Cumhuriyeti’nin dayanışma jestlerini takdir etti ve karşılık verdi; ancak genel olarak İran’ın iç siyasetinde açık taraf tutmaktan kaçınmaya çalıştı.

İran İslam Cumhuriyeti, İranlı muhalif örgütlerin İrlandalı açlık grevi eylemcilerine sempati ve dayanışma açıklamalarına karşı çıktı. Bu amaçla, PSF’den aldığı bildirileri de defalarca kamuoyuna duyurdu. PSF, Haziran 1981’de İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı olan İranlı örgütleri desteklediğini reddetti.

1978-1979 Devrimi’ne katılmış, bugünlerde İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı olan bir dizi İranlı muhalif örgüt, diğer dünya çapındaki grupların yanı sıra PSF ile de temas kurmuştu. Açlık grevi sırasında İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı duruşunda PIRA/PSF ile sürekli dayanışma içinde olduğunu iddia eden İranlı muhalif örgütlerden biri de (o dönemde Marksist etkiler taşıyan) İslamcı grup Halkın Mücahidleri’ydi.

Açlık grevinin başlarında PSF, Halkın Mücahidleri ile temaslarını sürdürürken, açlık grevinin geri kalanında bu temaslar, İran İslam Cumhuriyeti yetkililerini gücendirmemek için PSF tarafından sonlandırıldı. Bununla birlikte, Halkın Mücahidleri, PSF ile karşılıklı dayanışmanın devam ettiğini iddia etti.

İran’ın Açlık Grevi Eylemcilerini “Şehit” İlân Etmesi

İrlanda’daki milliyetçi gelenekte olduğu gibi, İran’daki dini ve laik siyasi söylemlerinde de, İrlandalı açlık grevi eylemcileri “şehit” ilân edildiler. IRA’nın propaganda metinlerinde, açlık grevi eylemcileri, sıklıkla İran-Irak Savaşı’nda savaşan İranlı askerlere benzetiliyordu. İrlandalı açlık grevi eylemcileri, İran İslam Cumhuriyeti’nin resmen “şehit” ilan ettiği ilk gayrimüslim ve İranlı olmayan kişiler oldular.

İran İslam Cumhuriyeti yanlısı basında açlık grevi yapanlara ithaf edilen sayısız şiir arasında, İslam Cumhuriyeti’nin resmi yayın organı Keyhân’da yayımlanan bir şiir, Sands’e ve 30 Ekim 1980’de bir Irak tankının altına kendini patlatan on üç yaşındaki İranlı gönüllü savaşçı (besic) Muhammed Hüseyin Fehmide’ye ithaf edilmişti. Fehmide, Ayetullah Humeyni tarafından kahraman şehit olarak ilân edilip övülmüştü. Tahran’da Fehmide anısına hazırlanmış bir duvar resminde Ayetullah Humeyni'nin şu sözleri yer almaktadır: “Liderimiz o 12 yaşındaki çocuktur. [...] elindeki el bombasıyla düşman tankının altına yatıp tankı imha etti, böylelikle şehadet şerbetini içti.”

Mansur Bunakdaryan
24 Mayıs 2018
Kaynak

Dipnotlar:
[1] M. Bonakdarian, Britain and the Iranian Constitutional Revolution of 1906-1911: Foreign Policy, Imperialism, and Dissent (Siraküza, 2006); M. Bonakdarian, ‘Erin and Iran Resurgent: Ireland and the Iranian Constitutional Revolution of 1906-1911’ Yayına Hz.: H.E. Chehabi ve V. Martin, Iran’s Constitutional Revolution: Politics, Cultural Transformations, and Transnational Connections içinde (Londra, 2010), s. 291-318.

[2] M. Bonakdarian, ‘The Easter Rising as a Milestone in Iranian Nationalist Appraisals of the Irish Question’, American Journal of Irish Studies 14 (2017), s. 60-72.

[3] Dáil Debates, Cilt.135, Sayı.2, 1952, s. 255.

0 Yorum: