Şu
büyük salona bakın hele.
Karl
Marx öldü.[1]
O,
zayıfların yanında olduğunu söyleyen biriydi, dolayısıyla, onurlandırılmayı hak
ediyor. Erdemli insan, sadece oluşan zarara işaret edip onu düzeltmek için
cömert bir kaygıyla yanıp tutuşan değil, zararın nazikçe düzeltilmesini öğreten
kişidir.
İnsanları
birbirine karşı kışkırtmak denilen görev, birilerini ürkütür. Başkalarının
çıkarı için insanların zorla vahşileştirilmesi öfkeye yol açar. Ancak bu öfke
için bir çıkış yolu bulunmalıdır ki, vahşet taşmadan ve dehşet saçmadan önce
sona ersin.
Şu
salona bakın hele: Salona hâkim olan bir noktada, o ateşli reformcunun, farklı
halklardan insanları birleştiren ve yorulmak bilmeyen, güçlü örgütçünün yeşil
yapraklarla çevrili resmi duruyor.
Enternasyonal,
onun eseriydi.[2] Tüm uluslardan insanlar onu onurlandırmak için toplaşıyorlar.
Cesur işçilerden oluşan, görüntüsü etkileyici ve rahatlatıcı kalabalık,
mücevherlerden çok kaslar ve ipek iç çamaşırlarından çok dürüst yüzlerle duruyor
karşımızda. Emek güzelleştiriyor: bir çiftçiyi, bir demirciyi veya bir
denizciyi görmek, insanın canına can katıyor. Doğanın güçlerini manipüle
ederek, doğa kadar güzel hale geliyorlar.
New
York, bir tür girdap olmaya devam ediyor: dünyanın geri kalanında kaynayan şey,
New York’ta denizin dibini boyluyor. Burada kaçan birine gülümserler, New York’ta
insanı kaçmaya zorlarlar. Bu iyiliğin sonucu olarak, bu halka kudret
bahşedilmiştir.
Karl
Marx, dünyayı yeni temeller üzerine kurma yöntemlerini inceledi, uyuyanları
uyandırdı, onlara zaten kırık olan payandaları nasıl yıkacaklarını gösterdi.
Ancak aceleci ve anlayışı biraz bulanık olduğu için, doğal, yavaş ve acı verici
bir gebelik geçirmeyen çocukların, ister tarihteki insanların kucağından, ister
evdeki kadınların rahimlerinden gelsinler, yaşayabilir doğmadıklarını göremedi.
Karl
Marx’ın yakın arkadaşları... onlar ki Avrupalı işçilerin öfkesini büyük ölçüde
körüklemekle kalmayıp, aynı zamanda insandaki sefaletin nedenlerine ve
insanların kaderine dair büyük bir kavrayışa sahip, iyilik yapma arzusuyla
yanıp tutuşan insanlardı. Onlar, herkeste kendilerinde taşıdıkları şeyi, isyan
ateşini, en yüce idealleri, mücadele azmini görüyorlardı.
Misal,
Şeviç[3], gazeteci kendisi: nasıl konuştuğuna bakın: hassas, ışıl ışıl ışıldayan
Bakunin’in[4] yansımaları ona ulaşıyor: İngilizce konuşmaya başlıyor, sonra
Almanca hitap ediyor. Rus hemşehrileri “Da! da!” diye cevap veriyorlar, ne
vakit Rusça konuşsa.[5]
Ruslar,
Reform’un kırbacıdır, bundan fazlası değil! Yeni dünyayı bu sabırsız ve cömert
adamlar kurmayacak: onlar, sadece mahmuzdur, uykuya dalmak üzere olan bir
vicdanın sesi gibi dürterler: ama mahmuzun çeliği, bir inşaat çekici gibi
kullanılamaz.
Adaletsizlikten
öfkelenen yaşlı bir adam olan Swinton[6], Karl Marx’ta dağların ihtişamını ve
Sokrates’in nurunu görüyordu.[7] Alman Johann Most[8], ısrarcı, kimsede sevgi
uyandırmayan, bağırıp duran, şenlik ateşleri yakan, sol eliyle verdiği yaraları
iyileştirmek için sağ elinde merhem taşımayan bir adam. Onları dinlemeye o
kadar çok insan geldi ki salon dolup taştı. Korolar şarkı söylüyor. Bu kadar
çok erkek arasında çokça kadın da var. Alkışlarla, duvarlarda asılı afişlerde
Karl Marx’tan alıntıları koro halinde tekrarlıyorlar.[9]
Fransız
Millot[10] çok güzel bir şey söylüyor: “Özgürlük, Fransa’da birçok kez yenildi,
ama her yenilgisinden daha güzel doğdu.”
Johann
Most’un ağzından tutkulu ve bağnazca[11] sözler dökülüyor: “Sakson
hapishanesinde Marx’ın kitabını okuduğumdan beri vampirlere kılıç çekiyorum.”
McGuire[12]
şunu söylüyor: “Bütün ülkelerden bu kadar çok insanın nefret duymadan
birleştiğini görmek, sevindirici. Dünyanın tüm işçileri tek bir millettir,
kendi aralarında kavga etmezler, aksine kendilerini ezenlere karşı birleşirler.”[13]
Bir
Bohemyalı, “Altı bin Fransız ve İngiliz işçinin, bir zamanlar Bastille’in
yakınında bir araya geldiğini görmekten mutluluk duyuyorum” diyor.[14]
Sonra
ünlü iktisatçı, sıkıntı çekenlerin dostu, halk tarafından sevilen, burada ve
İngiltere’de şöhret sahibi Henry George’un[15] mektubu okunuyor. Alkış tufanı
kopuyor, çılgın tezahürat peşi sıra geliyor. Coşkulu topluluk, hep birlikte
ayağa kalkarken, kürsüden açık yüzlü ve Toledo çeliği bakışlı iki adam,
toplantının sonunu getiren kararları Almanca ve İngilizce olarak okuyor. Bu
kararlarda Karl Marx, dünyanın en soylu kahramanı ve en güçlü düşünürü olarak
adlandırılıyor. Müzik çalıyor, koronun sesi yankılanıyor. Bunların barışın sesi
olduğunu unutmamak gerek.
José Marti
La Nación (Buenos Aires)
13-16 Mayıs 1883
New York
29 Mart 1883
[Kaynak:
Inside the Monster: Writings on the United States and American Imperialism,
Çeviri: Elinor Randall, Yayına Hz.: Philip S. Foner, Monthly Review Press, 1975,
s. 184-188.]
Dipnotlar:
1. Tüm zamanların en etkili düşünürlerinden, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl
Marx (1818-1883) 14 Mart 1883 günü Londra’da vefat etti. 20 Mart 1883 günü New
York Cooper Union binasında Marx için anma toplantısı düzenlendi. Büyük New
York ve Civarı Merkezi İşçi Birliği’nin düzenlediği toplantı Marx’ın ölümünü
takip eden haftalar içerisinde dünyanın çeşitli kentlerinde gerçekleştirildi.
(Marx’ın ölümüne yönelik tepkiler konusunda bkz.: Philip S. Foner, When Karl
Marx Died: Comments in 1883 [New York, 1973])
2.
Marti burada 1864’te Marx’ın kurduğu Birinci Enternasyonal’e yani Uluslararası
İşçi Derneği’ne atıfta bulunuyor. Enternasyonalin ilk konferansı Eylül 1865’te
Londra’da düzenlenmişti. Sonraki yıllarda bir dizi konferans gerçekleştirildi. Enternasyonalin
kontrolü konusunda Marx’ın takipileriyle Bakunin’in anarşist destekçileri
arasında cereyan eden kavganın ardından genel konsey ABD’ye taşındı. Burada
faaliyetlerine 1876’ya dek devam etti.
3.
Sergius E. Şeviç, aslen Rus olan Amerikalı sosyalist. Sosyalist İşçi Partisi’nin
lideri, New Yorker Volkszeiuing gazetesinin yayın yönetmeni. Marti
değerlendirmesinde onu “Lekoviç” olarak anmış ama bu muhtemelen baskı hatası.
4.
Michael Bakunin (1814-1876), Rus anarşist lider. 1860 yılında ABD’ye geldi. Kısa
bir süre sonra Londra’ya gitti. Burasını operasyon üssü olarak kullandı. Rusya’da
fikirleri “nihilizm”le ilişkilendirildi.
5.
Şeviç, kendi ifadesiyle, “toplantının beynelmilel yönünü dile dökmek adına”
Rusça konuştu. İngilizce devam ettiği konuşmasını Almanca konuştuğu bölümle
sona erdirdi.
6.
John Swinton, Kansas’ta John Brown ile mücadele etmiş bir isimdi. İç Savaş sırasında
New York Times gazetesinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Ayrıca Karl
Marx’la 6 Eylül 1880’de röportaj gerçekleştiren Swinton, bu röportajı yayın
yönetmenliğini yaptığı New York Sun gazetesinde yayınladı. 1883’te
Swinton, Sun gazetesinden ayrıldı. 1880’li yılların önde gelen işçi gazetesi
John Swinton’s Paper’ı çıkarttı. Gazete, 21 Ağustos 1887’ye kadar
faaliyetine devam etti. Swinton, 1901’de, 71 yaşındayken vefat etti. Striking
for Life [“Hayat İçin Harekete Geçmek -1894] isimli otobiyografisini
yayımladı.
7.
Sokrat (MÖ 469-399), Atinalı filozof ve Platon’un Diyaloglar’ının önde gelen siması.
Baldıran zehri içerek intihar etti. Atinalı gençlerde görülen, kutsala saygı
göstermeyen fikirlerin suçlusu olarak gösterildi.
8.
Mücellit olan Johann Joseph Most (1846-1906), sosyalist iken sonrasında anarşist
oldu. 1880 yılında Alman Sosyal Demokrat Partisi’nden kovulan Most, ilkin
İngiltere’ye 1883 yılında da ABD’ye gitti. Buranın önde gelen anarşistlerinden
bir haline geldi. Freiheit isimli anarşist gazetesini çıkarttı. Most ile ilgili
tartışma için bkz.: s. 304.
9.
Duvarlardda, Marx ve Engels’in 1848’de yazdıkları Komünist Manifesto’nun
ünlü cümlesi “Tüm ülkelerin işçileri, birleşin” ifadesinin bulunduğu afişler
asılıydı.
10.
Mücellitlik yapan Théodore Millot, ABD’de faaliyet yürüten Birinci
Enternasyonal’in İkinci Seksiyonu’nun sekreteriydi.
11.
Burada “bağnazca” derken ne kastediliyor, anlaşılmıyor.
12.
1852’de doğan Peter J. McGuire, aslen Alman olan Amerikalı sosyalistlerden
etkilenerek Lasalcı harekete katıldı ama sonra Enternasyonal’in sendikalar için
belirlediği ilkeleri savundu. 1876 yılında Sosyalist İşçi Partisi içinde İngilizce
konuşanları bir araya getiren bir örgüt kurdu. 1881 yılında Marangozlar ve
Doğramacılar Kardeşliği isimli sendikanın kuruluş çalışmaları içerisinde yer
aldı. McGuire 1 Mayıs Günü’nün babası olarak kabul edilir. Yalnız bu görüşe New
Jersey’de sendikacılık yapan Matthew MacGuire’ı öne çıkartanlar itiraz
etmektedirler. Marti, burada “Magure” demektedir, bu da muhtemelen baskı
hatasıdır.
13.
McGuire burada Manchester ve Liverpool’dan gelen, İngiliz sendikalarının Paris’e
Fransız işçilerini İngiliz işçilerinin iki ülke arasında savaş yaşanmasını
istemedikleri konusunda bilgilendirmek amacıyla gönderdiği işçilerden
bahsetmektedir. McGuire’ın dediğine göre, “Bastille’in yakınlarında bir yerde 6.000
insan bir toplantı düzenledi.”
14.
Birinci Enternasyonal’in Bohemya Seksiyonu lideri Joseph Bunta, toplantıda
kendi dilinde konuştu.
15.
Henry George (1839-1897), ABD’de yaygın olarak okunan politik ekonomi
kitaplarından olan Progress and Poverty [“İlerleme ve Yoksulluk” -1879]
kitabının yazarı. Bu kitap Avrupa’da da birçok insanı etkiledi. George,
toprağın onun değerini üreten topluma ait olduğunu, “Tek Vergi” üzerinden, gerektiği
şekilde vergilendirildiği vakit yoksulluğun azalacağını düşünüyordu. 1886 yılının
sonbaharında George, Birleşik İşçi Partisi’nin New York belediye başkanı adayı
oldu. Az kalsın seçiliyordu. Onunla ilgili değerlendirme için bkz.: s. 264.
16. Phillip Van Patten’in İngilizcesini, Justus Schwab’ın Almancasını okuduğu kararlar oybirliğiyle kabul edildi. Marx’ın ölümü karşısında duyulan üzüntüyü dile döken kararda “bu ölümün emek ve özgürlük davası için acı verici, telafisi mümkün olmayan büyük bir kayıp olduğundan” bahsedildi. Marx’ın isminin ve eserlerinin her daim anımsanacağına, fikirlerini tüm dünyaya yaymak için her şeyin yapılacağına söz verildi. Kararda ayrıca Marx’ın öncüsü olduğu davaya, uğruna mücadele ettiği o asil kavgaya tüm hayatların adanacağı, “Dünyanın tüm işçileri, birleşin” çağrısının hiçbir şekilde unutulmayacağı vaadine yer verildi.


0 Yorum:
Yorum Gönder