19 Mayıs 2026

,

Karl Marx Onuruna Anma Toplantısı


Şu büyük salona bakın hele.

Karl Marx öldü.[1]

O, zayıfların yanında olduğunu söyleyen biriydi, dolayısıyla, onurlandırılmayı hak ediyor. Erdemli insan, sadece oluşan zarara işaret edip onu düzeltmek için cömert bir kaygıyla yanıp tutuşan değil, zararın nazikçe düzeltilmesini öğreten kişidir.

İnsanları birbirine karşı kışkırtmak denilen görev, birilerini ürkütür. Başkalarının çıkarı için insanların zorla vahşileştirilmesi öfkeye yol açar. Ancak bu öfke için bir çıkış yolu bulunmalıdır ki, vahşet taşmadan ve dehşet saçmadan önce sona ersin.

Şu salona bakın hele: Salona hâkim olan bir noktada, o ateşli reformcunun, farklı halklardan insanları birleştiren ve yorulmak bilmeyen, güçlü örgütçünün yeşil yapraklarla çevrili resmi duruyor.

Enternasyonal, onun eseriydi.[2] Tüm uluslardan insanlar onu onurlandırmak için toplaşıyorlar. Cesur işçilerden oluşan, görüntüsü etkileyici ve rahatlatıcı kalabalık, mücevherlerden çok kaslar ve ipek iç çamaşırlarından çok dürüst yüzlerle duruyor karşımızda. Emek güzelleştiriyor: bir çiftçiyi, bir demirciyi veya bir denizciyi görmek, insanın canına can katıyor. Doğanın güçlerini manipüle ederek, doğa kadar güzel hale geliyorlar.

New York, bir tür girdap olmaya devam ediyor: dünyanın geri kalanında kaynayan şey, New York’ta denizin dibini boyluyor. Burada kaçan birine gülümserler, New York’ta insanı kaçmaya zorlarlar. Bu iyiliğin sonucu olarak, bu halka kudret bahşedilmiştir.

Karl Marx, dünyayı yeni temeller üzerine kurma yöntemlerini inceledi, uyuyanları uyandırdı, onlara zaten kırık olan payandaları nasıl yıkacaklarını gösterdi. Ancak aceleci ve anlayışı biraz bulanık olduğu için, doğal, yavaş ve acı verici bir gebelik geçirmeyen çocukların, ister tarihteki insanların kucağından, ister evdeki kadınların rahimlerinden gelsinler, yaşayabilir doğmadıklarını göremedi.

Karl Marx’ın yakın arkadaşları... onlar ki Avrupalı işçilerin öfkesini büyük ölçüde körüklemekle kalmayıp, aynı zamanda insandaki sefaletin nedenlerine ve insanların kaderine dair büyük bir kavrayışa sahip, iyilik yapma arzusuyla yanıp tutuşan insanlardı. Onlar, herkeste kendilerinde taşıdıkları şeyi, isyan ateşini, en yüce idealleri, mücadele azmini görüyorlardı.

Misal, Şeviç[3], gazeteci kendisi: nasıl konuştuğuna bakın: hassas, ışıl ışıl ışıldayan Bakunin’in[4] yansımaları ona ulaşıyor: İngilizce konuşmaya başlıyor, sonra Almanca hitap ediyor. Rus hemşehrileri “Da! da!” diye cevap veriyorlar, ne vakit Rusça konuşsa.[5]

Ruslar, Reform’un kırbacıdır, bundan fazlası değil! Yeni dünyayı bu sabırsız ve cömert adamlar kurmayacak: onlar, sadece mahmuzdur, uykuya dalmak üzere olan bir vicdanın sesi gibi dürterler: ama mahmuzun çeliği, bir inşaat çekici gibi kullanılamaz.

Adaletsizlikten öfkelenen yaşlı bir adam olan Swinton[6], Karl Marx’ta dağların ihtişamını ve Sokrates’in nurunu görüyordu.[7] Alman Johann Most[8], ısrarcı, kimsede sevgi uyandırmayan, bağırıp duran, şenlik ateşleri yakan, sol eliyle verdiği yaraları iyileştirmek için sağ elinde merhem taşımayan bir adam. Onları dinlemeye o kadar çok insan geldi ki salon dolup taştı. Korolar şarkı söylüyor. Bu kadar çok erkek arasında çokça kadın da var. Alkışlarla, duvarlarda asılı afişlerde Karl Marx’tan alıntıları koro halinde tekrarlıyorlar.[9]

Fransız Millot[10] çok güzel bir şey söylüyor: “Özgürlük, Fransa’da birçok kez yenildi, ama  her yenilgisinden daha güzel doğdu.”

Johann Most’un ağzından tutkulu ve bağnazca[11] sözler dökülüyor: “Sakson hapishanesinde Marx’ın kitabını okuduğumdan beri vampirlere kılıç çekiyorum.”

McGuire[12] şunu söylüyor: “Bütün ülkelerden bu kadar çok insanın nefret duymadan birleştiğini görmek, sevindirici. Dünyanın tüm işçileri tek bir millettir, kendi aralarında kavga etmezler, aksine kendilerini ezenlere karşı birleşirler.”[13]

Bir Bohemyalı, “Altı bin Fransız ve İngiliz işçinin, bir zamanlar Bastille’in yakınında bir araya geldiğini görmekten mutluluk duyuyorum” diyor.[14]

Sonra ünlü iktisatçı, sıkıntı çekenlerin dostu, halk tarafından sevilen, burada ve İngiltere’de şöhret sahibi Henry George’un[15] mektubu okunuyor. Alkış tufanı kopuyor, çılgın tezahürat peşi sıra geliyor. Coşkulu topluluk, hep birlikte ayağa kalkarken, kürsüden açık yüzlü ve Toledo çeliği bakışlı iki adam, toplantının sonunu getiren kararları Almanca ve İngilizce olarak okuyor. Bu kararlarda Karl Marx, dünyanın en soylu kahramanı ve en güçlü düşünürü olarak adlandırılıyor. Müzik çalıyor, koronun sesi yankılanıyor. Bunların barışın sesi olduğunu unutmamak gerek.

José Marti
La Nación (Buenos Aires)
13-16 Mayıs 1883
New York
29 Mart 1883

[Kaynak: Inside the Monster: Writings on the United States and American Imperialism, Çeviri: Elinor Randall, Yayına Hz.: Philip S. Foner, Monthly Review Press, 1975, s. 184-188.]

Dipnotlar:
1. Tüm zamanların en etkili düşünürlerinden, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx (1818-1883) 14 Mart 1883 günü Londra’da vefat etti. 20 Mart 1883 günü New York Cooper Union binasında Marx için anma toplantısı düzenlendi. Büyük New York ve Civarı Merkezi İşçi Birliği’nin düzenlediği toplantı Marx’ın ölümünü takip eden haftalar içerisinde dünyanın çeşitli kentlerinde gerçekleştirildi. (Marx’ın ölümüne yönelik tepkiler konusunda bkz.: Philip S. Foner, When Karl Marx Died: Comments in 1883 [New York, 1973])

2. Marti burada 1864’te Marx’ın kurduğu Birinci Enternasyonal’e yani Uluslararası İşçi Derneği’ne atıfta bulunuyor. Enternasyonalin ilk konferansı Eylül 1865’te Londra’da düzenlenmişti. Sonraki yıllarda bir dizi konferans gerçekleştirildi. Enternasyonalin kontrolü konusunda Marx’ın takipileriyle Bakunin’in anarşist destekçileri arasında cereyan eden kavganın ardından genel konsey ABD’ye taşındı. Burada faaliyetlerine 1876’ya dek devam etti.

3. Sergius E. Şeviç, aslen Rus olan Amerikalı sosyalist. Sosyalist İşçi Partisi’nin lideri, New Yorker Volkszeiuing gazetesinin yayın yönetmeni. Marti değerlendirmesinde onu “Lekoviç” olarak anmış ama bu muhtemelen baskı hatası.

4. Michael Bakunin (1814-1876), Rus anarşist lider. 1860 yılında ABD’ye geldi. Kısa bir süre sonra Londra’ya gitti. Burasını operasyon üssü olarak kullandı. Rusya’da fikirleri “nihilizm”le ilişkilendirildi.

5. Şeviç, kendi ifadesiyle, “toplantının beynelmilel yönünü dile dökmek adına” Rusça konuştu. İngilizce devam ettiği konuşmasını Almanca konuştuğu bölümle sona erdirdi.

6. John Swinton, Kansas’ta John Brown ile mücadele etmiş bir isimdi. İç Savaş sırasında New York Times gazetesinin yayın yönetmenliğini üstlendi. Ayrıca Karl Marx’la 6 Eylül 1880’de röportaj gerçekleştiren Swinton, bu röportajı yayın yönetmenliğini yaptığı New York Sun gazetesinde yayınladı. 1883’te Swinton, Sun gazetesinden ayrıldı. 1880’li yılların önde gelen işçi gazetesi John Swinton’s Paper’ı çıkarttı. Gazete, 21 Ağustos 1887’ye kadar faaliyetine devam etti. Swinton, 1901’de, 71 yaşındayken vefat etti. Striking for Life [“Hayat İçin Harekete Geçmek -1894] isimli otobiyografisini yayımladı.

7. Sokrat (MÖ 469-399), Atinalı filozof ve Platon’un Diyaloglar’ının önde gelen siması. Baldıran zehri içerek intihar etti. Atinalı gençlerde görülen, kutsala saygı göstermeyen fikirlerin suçlusu olarak gösterildi.

8. Mücellit olan Johann Joseph Most (1846-1906), sosyalist iken sonrasında anarşist oldu. 1880 yılında Alman Sosyal Demokrat Partisi’nden kovulan Most, ilkin İngiltere’ye 1883 yılında da ABD’ye gitti. Buranın önde gelen anarşistlerinden bir haline geldi. Freiheit isimli anarşist gazetesini çıkarttı. Most ile ilgili tartışma için bkz.: s. 304.

9. Duvarlardda, Marx ve Engels’in 1848’de yazdıkları Komünist Manifesto’nun ünlü cümlesi “Tüm ülkelerin işçileri, birleşin” ifadesinin bulunduğu afişler asılıydı.

10. Mücellitlik yapan Théodore Millot, ABD’de faaliyet yürüten Birinci Enternasyonal’in İkinci Seksiyonu’nun sekreteriydi.

11. Burada “bağnazca” derken ne kastediliyor, anlaşılmıyor.

12. 1852’de doğan Peter J. McGuire, aslen Alman olan Amerikalı sosyalistlerden etkilenerek Lasalcı harekete katıldı ama sonra Enternasyonal’in sendikalar için belirlediği ilkeleri savundu. 1876 yılında Sosyalist İşçi Partisi içinde İngilizce konuşanları bir araya getiren bir örgüt kurdu. 1881 yılında Marangozlar ve Doğramacılar Kardeşliği isimli sendikanın kuruluş çalışmaları içerisinde yer aldı. McGuire 1 Mayıs Günü’nün babası olarak kabul edilir. Yalnız bu görüşe New Jersey’de sendikacılık yapan Matthew MacGuire’ı öne çıkartanlar itiraz etmektedirler. Marti, burada “Magure” demektedir, bu da muhtemelen baskı hatasıdır.

13. McGuire burada Manchester ve Liverpool’dan gelen, İngiliz sendikalarının Paris’e Fransız işçilerini İngiliz işçilerinin iki ülke arasında savaş yaşanmasını istemedikleri konusunda bilgilendirmek amacıyla gönderdiği işçilerden bahsetmektedir. McGuire’ın dediğine göre, “Bastille’in yakınlarında bir yerde 6.000 insan bir toplantı düzenledi.”

14. Birinci Enternasyonal’in Bohemya Seksiyonu lideri Joseph Bunta, toplantıda kendi dilinde konuştu.

15. Henry George (1839-1897), ABD’de yaygın olarak okunan politik ekonomi kitaplarından olan Progress and Poverty [“İlerleme ve Yoksulluk” -1879] kitabının yazarı. Bu kitap Avrupa’da da birçok insanı etkiledi. George, toprağın onun değerini üreten topluma ait olduğunu, “Tek Vergi” üzerinden, gerektiği şekilde vergilendirildiği vakit yoksulluğun azalacağını düşünüyordu. 1886 yılının sonbaharında George, Birleşik İşçi Partisi’nin New York belediye başkanı adayı oldu. Az kalsın seçiliyordu. Onunla ilgili değerlendirme için bkz.: s. 264.

16. Phillip Van Patten’in İngilizcesini, Justus Schwab’ın Almancasını okuduğu kararlar oybirliğiyle kabul edildi. Marx’ın ölümü karşısında duyulan üzüntüyü dile döken kararda “bu ölümün emek ve özgürlük davası için acı verici, telafisi mümkün olmayan büyük bir kayıp olduğundan” bahsedildi. Marx’ın isminin ve eserlerinin her daim anımsanacağına, fikirlerini tüm dünyaya yaymak için her şeyin yapılacağına söz verildi. Kararda ayrıca Marx’ın öncüsü olduğu davaya, uğruna mücadele ettiği o asil kavgaya tüm hayatların adanacağı, “Dünyanın tüm işçileri, birleşin” çağrısının hiçbir şekilde unutulmayacağı vaadine yer verildi.

0 Yorum: