Hukuksuzluğu,burjuvazinin
kendi kanunlarına bile uymamasını en demokratik söylem ve pratiğin prangaya
vurulduğu burjuva demokrasisinin bile olmadığı konjonktürde iktidar ve
muhalefetin it dalaşında devrimci komünistlere, işçi sınıfına, ezilen ulus ve
halkara karşı demokrasi dersi vermek, “demokrasi herkese lazımdır, susma
sustukça sıra sana gelecek” gibi laf kalabalıkları, kendini bilmeyenlerin
harcıdır.
Zira
faşizm, ezilecekler listesine ilkin işçi sınıfını, devrimci komünistleri,
ezilen ulusları ve halkları koyar. Onların iradesini görmeyen bir anti-faşist
mücadele olamaz. “Ben kendi adamlarımı bakan koltuklarına oturtacağım” diyen
burjuva siyaseti, faşizmle mücadele edemez.
Biz,
hukuksuzluğu, haksızlığı, anti-demokratik söylem ve pratikleri sermayenin
farklı temsilcilerinin iktidar ve muhalefetin birbiri aralarındaki it
dalaşından öğrenecek değiliz. Onlar birbirini ısırmaz, dişleri sadece bize
keskindir.
Tarih
şahittir: çeşitli milletlerden oluşan işçi, köylü, emekçi halkımız, ezilen uluslar
ve inançlara mensup devrimci komünistler, kendilerine yönelik pratiklerin
bilincindedir. Yaşananlar unutulmamıştır.
Biz
hukuksuzluğu, maden ocaklarında katledilen işçileri savunduğu, onların savunmalarını
üstlendikleri için hapse atılan devrimcilerden biliyoruz.
Biz
hukuksuzluğu, faşist diktatörlüğün insanlık dışı yol ve yöntemlerini teşhir
etmek için bedenini açlığa yatıran devrimcilerden biliyoruz.
Biz
hukuksuzluğu, Dünya işçi sınıfının 1 Mayıs emek ve dayanışma gününde Taksim’e
gitme iradesi üzerinden gözaltına alınan ve hapse atılan devrimcilerden
biliyoruz.
Biz
hukuksuzluğu, Karadeniz’de Mustafa Suphi, Maria ve yoldaşlarının kalleşçe
katledilmesinden biliyoruz!
Herşeyi
biliyor, unutmuyoruz!
Elbet
bizim de günümüz gelecek!
Serkan Yıldırım
24 Mayıs 2026



0 Yorum:
Yorum Gönder