Birinci
Uluslararası Anti-Emperyalist Konferans’ın katılımcıları olarak biz:
1.
Emperyalist
saldırıların arttığı, anti-emperyalist direnişin keskinleştiği, tarihi ve
tehlikeli bir momentte bir araya geldiğimiz düşüncesindeyiz. İkinci Dünya
Savaşı sonrası ortaya çıkan, ABD’nin öncülük ettiği emperyalizm, büyük bir
krize girmiş durumda. Bu krizin neticesinde ortaya, önceden belirlenmemiş, otomatik
işlemeyen yeni bir dünya düzeni çıkıyor.
2.
Emperyalizme
karşı başarılı stratejilerin geliştirilebilmesi için belirleyici ön koşul
olarak tarihin nesnel ve bilimsel analizinin sahip olduğu merkezi önemi kabul
ediyoruz. Devrimci teori olmadan devrimci hareket olamaz.
3.
Halihazırda
yaşanan tarihsel değişimleri anlama çabasına bağlıyız, ilgili devrimci anlayışı,
ekonomik fazlalıkların onları üreten bölgeler, topraklar ve halklarda kalmasını
sağlayacak, egemen kalkınmaya dayalı çok merkezli bir dünya düzeninin kurulması
yönünde aktif olarak kullanmaya kararlıyız.
4.
Filistin,
İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan, Irak, Yemen ve daha geniş kapsamda Batı Asya
bölgesindeki halk güçlerinin direnişini selamlıyoruz. Bu güçler, savaşlar
yoluyla emperyalizme ve onun yayılmacı ajandasına tarihi bir darbe indirdiler.
Bu, uluslararası ölçekte birikimin gerçekleştiği kanallara ve ona aracılık eden
teknolojilere doğrudan meydan okuyarak, emperyalist düzenin yapısı ile ilgili olarak
yürütülen, emsali bulunmayan, ilk kez gerçekleştirilmiş bir savaştır.
5.
Sıcak
savaşın, diplomatik baskı, siyasi tehditler ve ekonomik savaş da dâhil olmak
üzere, emperyalizmin ülkelerin kalkınma süreçlerini ortadan kaldırma üzerine
kurulu siyasi ajandasının bir uzantısı olarak görüyoruz. Bilhassa yaptırımlar,
emperyalist birikimin gerekleri doğrultusunda tüm toplumları ve sınıfsal
oluşumları kademeli olarak yeniden yapılandırmak için işleyen, görünmez
silahlardır, devletlerin temel gelir kaynaklarını ve halklarının geçim
kaynaklarını hedef alarak bağımlılık dayatma aracıdır. Yaptırımlar, hedef
alınan devletlerdeki komprador sınıfları ayrıcalıklı kılan neoliberal ajandalara
mevzi kazandırmak adına, borç ve yapısal uyum politikalarıyla birlikte işleyen
bir süreçtir.
6.
Emperyalizmin
hızlanan gerileme süreci ile derinleşen bir kriz içinde olduğunu kabul ediyoruz.
Filistin, İran ve başka yerlerde ABD ve Siyonizm eliyle yürütülen savaşlar,
derin bir zayıflığın belirtileridir. Devletleri çökertmek, gelirleri ve kaynak
değerlerini düşürmek, iş gücünü ucuzlatmak ve insan hayatını telef etmek için
yapılan bu savaşlar, bölgesel direniş ve egemen kalkınma çerçevesinin temsil
ettiği varoluşsal zorluklar karşısında emperyalizmin askeri ve ekonomik
temelini yeniden teşkil etme girişimleridir.
7.
Emperyalizmin
Küresel Güney’deki ülkelerde ancak ulusal bir yönetici sınıfın ulusal
kaynakların sömürülmesine izin vermesi, halkın ihtiyaçlarını ve ülkenin ulusal
kalkınmasını emperyalizmin talimatlarına feda etmesi durumunda yer
edinebileceğini, bu nedenle, halkın kalkınmasına hizmet eden bir siyasi
yönelimin egemenliğin gerekli bir bileşeni olduğunu kabul ediyoruz.
8.
Devletin
emperyalizme karşı bir kalkan olarak sahip olduğu merkezi önemi görüyoruz.
Egemenlik mücadelesi, üretken kapasiteleri geliştirmek ve kalkınma sürecine
katkı sunabilecek birikim biçimleri oluşturmak için devlet önderliğindeki
çabalar olmadan ilerleyemez. Bu, egemen kalkınmanın diğer biçimlerinin
garantörü olan askeri üretim alanını da içerir. Bu nedenle, emperyalist
müdahalenin temel hedefi, devlet ve devletin kendi içinde yaşayan halkla oluşturduğu
birliktir.
9.
Devletlerin
kendi içinde sınıfsal, etnik köken, din veya cinsiyetle alakalı çelişkilerle
boğuştuğunu, bunların gerçek ve meşru şikâyetlere yol açabileceğini kabul ediyoruz,
ancak bu tür şikâyetlerin rejim değişikliği ve istikrarsızlaştırma gibi emperyalizme
ait ajandalara hizmet etmesine izin verilmemesi gerektiğini savunuyoruz.
10.
Teorilerimizi
keskinleştirme, bölge ve dünya genelindeki güçlerle anti-emperyalist birlik
kurma sürecine katkıda bulunacak hareketler inşa etme davasına bağlıyız. Gerilemekte
olan bir emperyalizmi yenmek için gerekli küresel cepheyi ancak programlı ve
ilkeli bir birlik sayesinde kurabiliriz.
Hukuk-u Halk
3
Mayıs 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder