18 Mayıs 2026

, ,

Lübnan’da Devrimin Yolu Bizim Kâinatımızdır



Haziran 1982’de İsrail, Lübnan’ı işgal etti ve Güney Lübnan’ı ele geçirdi. 18 yıllık acımasız işgalin ardından İsrail, Siyonist teşekkülün tarihindeki ilk tarihi yenilgiyi yaşadı ve burnu sürtüle sürtüle, geri çekilmek zorunda kaldı. Altı yıl sonra, Temmuz 2006’da İsrail, Lübnan’a karşı bir savaş daha başlattı. 33 gün boyunca Güney Lübnan’ın bazı bölgelerini işgal etmeye çalıştı, 33 gün boyunca başarısız oldu. Topraklar üzerindeki kontrolünü yeniden kurma girişimlerine rağmen, İsrail, bir kez daha geri çekilmek zorunda kaldı ve tüm tarihindeki ikinci yenilgisini yaşadı. İkisinin de tadına Güney Lübnan'ın inatçı ve direşken topraklarında vardı.

Geçtiğimiz ay boyunca İsrailli yetkililer, Güney Lübnan’ı yeniden işgal etme fantezilerini dile getirdiler. Bizim için gelecek belirsiz görünüyor, gerçekten de büyük ölçüde öyle. Ancak bir şey kesin: Yenilecekler. Kırk iki yıl önce, Tarik dergisinin düzenlediği bir yuvarlak masa toplantısında, Güney Lübnanlı Marksist felsefeci ve militan Hasan Hamdan (Mehdi Amil), aklın ve iradenin teslimiyetine ve karamsarlığına karşı uyarıda bulunmuştu. Savaşın ortasında bile sarsılmaz bir düşünsel netlikle ve görünüşte umutsuz zamanlarda bile az görülen, yılmaz bir siyasi militanlıkla Amil, yazısında bize rehberlik edecek ilkeyi dile döküyordu, bu ilke ki Lübnan’ın bugünü ve geleceğini bir direniş kalesi olarak şekillendirmeyi halen daha sürdürüyor, İsrail’e bir hayalet gibi musallat oluyor, iradesini kırıyor.

Londra’da psikiyatri alanında çalışan Lübnan asıllı İngiliz doktor Ahmed Emine, Mehdi Amil’in “Lübnan’da Devrimin Yolu Kâinatımızdır” (Tarik, 1982) adlı makalesini tercüme etti.

* * *

 

Tarihin mantığı, Lübnan’daki işgalcilere ve okyanustan körfeze kadar tüm zalimlere karşı mücadele edilmesini emrediyor. Tarih, her zaman bu mücadele mantığıyla ilerlemiştir. O zalimler ki komplo kurarlar, ancak komploları kendilerine karşı dönecektir.

Görünüşte olayların kontrolü kendi ellerindedir: başlatıyorlar, yok ediyorlar ve intikam alıyorlar. Karayı, denizi ve gökyüzünü kuşatıyorlar, ölümü savunuyorlar. Ancak bizim gözümüzde, gelecek çağda ölüm, onları her köşeden kuşatacak.

Lübnan’daki savaşın hızlı olacağını, bir anda biteceğini iddia ettiler. Sadece birkaç gün içinde, henüz diz çökmemiş olanların, yalnızca gücün dilinden anlayanların sonunda diz çökeceklerini söylediler. Selam’ın yerini Şalom’un alacağını, İsrail’in günümüzün Roma’sı olduğunu iddia ettiler.

İsrail krallarına ve emperyalist efendilerine, ayrıca, Arap dünyamızdaki iğrenç rejimlerin efendilerine, o küçük faşistlere şunu söylüyoruz: Yüzünüze memnuniyetle tüküreceğiz. Hiçbir şeyimiz olmasın, sizinle tırnaklarımızla bile savaşacağız. Yumruklarımız tarihin pusulasıdır, özgürlüğümüzün kurşunları, kaburgalarınızın içinde ölüme yazgılı kalplerinizi delik deşik edecektir. Size sözümüz şudur: Tuğla tuğla, kirli mezarlarınızın üzerine bir dünya kuracağız. Siz tarihin çöplüğüsünüz ve Beyrut, “Size direneceğiz” diye yemin etmiş özgür insanların şehridir.

Bize rehberlik eden ilkemizse şudur: Faşizme hayır.

Lübnan’da devrimin yolu bizim kâinatımızdır. Direnişimizin güneşiyle başlayacak sabah. Biz şimdi bu direnişi, tam bu anda, burada, şimdi savunuyoruz ve o, bizim aracılığımızla zafer kazanacak.

Mehdi Amil
1982
Kaynak

0 Yorum: