Haziran
1982’de İsrail, Lübnan’ı işgal etti ve Güney Lübnan’ı ele geçirdi. 18 yıllık
acımasız işgalin ardından İsrail, Siyonist teşekkülün tarihindeki ilk tarihi
yenilgiyi yaşadı ve burnu sürtüle sürtüle, geri çekilmek zorunda kaldı. Altı
yıl sonra, Temmuz 2006’da İsrail, Lübnan’a karşı bir savaş daha başlattı. 33
gün boyunca Güney Lübnan’ın bazı bölgelerini işgal etmeye çalıştı, 33 gün
boyunca başarısız oldu. Topraklar üzerindeki kontrolünü yeniden kurma
girişimlerine rağmen, İsrail, bir kez daha geri çekilmek zorunda kaldı ve tüm
tarihindeki ikinci yenilgisini yaşadı. İkisinin de tadına Güney Lübnan'ın
inatçı ve direşken topraklarında vardı.
Geçtiğimiz
ay boyunca İsrailli yetkililer, Güney Lübnan’ı yeniden işgal etme fantezilerini
dile getirdiler. Bizim için gelecek belirsiz görünüyor, gerçekten de büyük
ölçüde öyle. Ancak bir şey kesin: Yenilecekler. Kırk iki yıl önce, Tarik
dergisinin düzenlediği bir yuvarlak masa toplantısında, Güney Lübnanlı Marksist
felsefeci ve militan Hasan Hamdan (Mehdi Amil), aklın ve iradenin teslimiyetine
ve karamsarlığına karşı uyarıda bulunmuştu. Savaşın ortasında bile sarsılmaz
bir düşünsel netlikle ve görünüşte umutsuz zamanlarda bile az görülen, yılmaz
bir siyasi militanlıkla Amil, yazısında bize rehberlik edecek ilkeyi dile
döküyordu, bu ilke ki Lübnan’ın bugünü ve geleceğini bir direniş kalesi olarak
şekillendirmeyi halen daha sürdürüyor, İsrail’e bir hayalet gibi musallat oluyor,
iradesini kırıyor.
Londra’da
psikiyatri alanında çalışan Lübnan asıllı İngiliz doktor Ahmed Emine, Mehdi Amil’in “Lübnan’da
Devrimin Yolu Kâinatımızdır” (Tarik, 1982) adlı makalesini tercüme etti.
* * *
Tarihin
mantığı, Lübnan’daki işgalcilere ve okyanustan körfeze kadar tüm zalimlere
karşı mücadele edilmesini emrediyor. Tarih, her zaman bu mücadele mantığıyla
ilerlemiştir. O zalimler ki komplo kurarlar, ancak komploları kendilerine karşı
dönecektir.
Görünüşte
olayların kontrolü kendi ellerindedir: başlatıyorlar, yok ediyorlar ve intikam
alıyorlar. Karayı, denizi ve gökyüzünü kuşatıyorlar, ölümü savunuyorlar. Ancak
bizim gözümüzde, gelecek çağda ölüm, onları her köşeden kuşatacak.
Lübnan’daki
savaşın hızlı olacağını, bir anda biteceğini iddia ettiler. Sadece birkaç gün
içinde, henüz diz çökmemiş olanların, yalnızca gücün dilinden anlayanların
sonunda diz çökeceklerini söylediler. Selam’ın yerini Şalom’un alacağını, İsrail’in
günümüzün Roma’sı olduğunu iddia ettiler.
İsrail
krallarına ve emperyalist efendilerine, ayrıca, Arap dünyamızdaki iğrenç
rejimlerin efendilerine, o küçük faşistlere şunu söylüyoruz: Yüzünüze
memnuniyetle tüküreceğiz. Hiçbir şeyimiz olmasın, sizinle tırnaklarımızla bile savaşacağız.
Yumruklarımız tarihin pusulasıdır, özgürlüğümüzün kurşunları, kaburgalarınızın
içinde ölüme yazgılı kalplerinizi delik deşik edecektir. Size sözümüz şudur:
Tuğla tuğla, kirli mezarlarınızın üzerine bir dünya kuracağız. Siz tarihin
çöplüğüsünüz ve Beyrut, “Size direneceğiz” diye yemin etmiş özgür insanların
şehridir.
Bize
rehberlik eden ilkemizse şudur: Faşizme hayır.
Lübnan’da
devrimin yolu bizim kâinatımızdır. Direnişimizin güneşiyle başlayacak sabah.
Biz şimdi bu direnişi, tam bu anda, burada, şimdi savunuyoruz ve o, bizim
aracılığımızla zafer kazanacak.
Mehdi Amil
1982
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder