01 Ağustos 2026

,

Nikos Zaşaryadis


Nikos Zaşaryadis, 1931’den 1956’ya kadar Yunanistan Komünist Partisi (YKP) genel sekreteriydi. 1935’te Stalin ve Komintern'in emriyle YKP genel sekreterliğine atandı. Ertesi yıl sağcı Metaksas diktatörlüğünce tutuklandı. Hapiste olan Zaşaryadis, 28 Ekim 1940’ta İtalya’nın Yunanistan’ı işgalinin ardından kurulan birleşik anti-faşist cepheyi politik açıdan etkileyen önemli isimlerdendi. Faşist saldırı karşısında birlik ve direnişi teşvik etme çabalarına rağmen, Zaşaryadis hapiste tutulmaya devam etti. Naziler, 1941’de Yunanistan’ı işgal edip ele geçirdiğinde, Zaşaryadis, Mayıs 1945’te ABD ordusunca kurtarılan aldığı Dachau kampına nakledildi.

Markos Vafiadis ile birlikte Zaşaryadis, 1946-1949 arası dönemde yaşanan Yunan İç Savaşı sırasında YKP liderliğine hareket eden Yunanistan Demokratik Ordusu’nun (YDO) oluşumunda ve faaliyetlerinde önemli bir isimdi. 1949’da askeri çabaların çökmesinin ardından Zaşaryadis ve YDO’nun diğer liderleri Özbekistan sovyetinin başkenti Taşkent’e gitti. 1953’te Joseph Stalin’in ölümüne dek YKP’nin “harici” bürosunun genel sekreteri olarak destek almaya devam etti.

Zaşaryadis, 1955’te YKP’nin Taşkent şubesiyle tartışma yaşadı, bazı iç çekişmelerin ardından, görünüşte Nikita Hruşçev’in desteği ve onayıyla, Mayıs 1956’da görevinden alındı. Zaşaryadis, ertesi yıl YKP’den ihraç edildi. Bazı kaynaklar, Zaşaryadis’in sürgünden sonraki yıllarda Ural bölgesinde yaşadığını, Su ve Orman Dairesi’nde memur olarak görev yaptığını belirtiyor. Çoğu kaynak ise hayatının geri kalanını Sibirya’da, önce Yakutistan’da, ardından Surgut’ta sürgünde geçirdiğini, resmi KGB kayıtlarına göre 1973’te intihar ettiğini öne sürüyor. Cesedi, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1991’de Yunanistan’a iade edildi.

* * *

YKP Genel Sekreteri’nden

Yunanistan Halkına Açık Mektup

 

Mussolini’nin faşizmi hançerini, Yunanistan'ı köleleştirmek ve esaret altına almak amacıyla, Yunan halkının sırtına acımasızca ve pervasızca sapladı. Bugün, biz Yunanlılar, özgürlük, onur ve ulusal bağımsızlığımız için savaşıyoruz. Mücadele, çok zor ve çetin olacak. Ama yaşamak isteyen bir millet, tehlikelere ve fedakârlıklara meydan okuyarak savaşmalıdır. Yunan halkı, bugün Mussolini’nin faşizmine karşı ulusal kurtuluş savaşı veriyor. Ana cephenin yanında, her kaya, her koru, her köy, kulübe, her şehir, her bir ev, ulusal kurtuluş mücadelesinin kalesi olmalıdır. Faşizmin her ajanı acımasızca yok edilmelidir. Metaksas hükümetinin yönettiği bu savaşta, hepimiz çekinmeden tüm gücümüzü vermeliyiz. İşçi sınıfı, tüm emperyalist bağımlılıktan kurtulmak, gerçek bir halk kültürüne sahip, emeğin ve hürriyetin üzerine kurulu yeni Yunanistan’ı inşa etmek suretiyle o güzel ödüle kavuşacak, mücadelemiz bu haliyle zirvesine ulaşacaktır. Herkes mücadeleye, herkes kendi mevziine geçsin, elde edeceğimiz zafer, Yunanistan’ın ve halkın zaferi olacaktır. Bugün tüm dünyanın işçileri bizim yanımızdadır.

Nikos Zaşaryadis
YKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri
Atina
31 Ekim 1940
Kaynak


* * *

Ulusal Kurtuluş Cephesi İkinci Kongresi’nde Yapılan Konuşma

 

Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin ikinci kongresi çok zor ve tarihsel süreçte belirleyici olacak bir momentte toplandı. Dün gece konuşan Glüchsburg, 1949 yılının başındaki durumun her zamankinden daha kritik olduğunu söyledi. Bu değerlendirme, halkımızın demokratik hareketinin sahip olduğu imkânların da bir göstergesidir. Bu nedenle, kongrenizde alınacak kararlar, halkınızın mücadeleye daha da büyük bir katkısını ifade etmeli ki, birlikte bu yıl içinde zafere doğru belirleyici bir adım atabilelim.

Bu bakış açısıyla kongre, şu şekilde değerlendirilmelidir:

1. Halkın askeri katkılarını artırma kararlılığını yansıtması gereken bir askeri kongre düzenlenmeli. Bu nedenle, Makedon halkının tüm güçlerini, tüm mevcut kaynaklarını zafer yolunda istikrarlı bir şekilde seferber etmelisiniz.

2. Kongreniz, Makedon halkının birliğini sağlamaya yönelik bir kongredir. Biz biliyoruz ki örgütümüz, geçmiş yıllarda Makedon halkının askeri çabalarına da yansıyan bir kriz yaşadı.

Bugün, Ulusal Kurtuluş Cephesi, kendi örgütsel yapısını ideolojik açıdan arındırılmış, daha sağlam bir birlik için temeller atmıştır. Halkınız geleceğe güvenle bakmaktadır; zaferin neticesinde özgürleşme hedeflerine ulaşacaklarını ve gelecek yaşamlarının seyrini bağımsız olarak belirleyeceklerini bilmektedirler. Her bir temelde, kardeş halkın birliği bozulmadan kalacaktır.

3. Dahası, kongreniz, Yunan ve Makedon halkları arasında tam bir birlik kongresidir. Bu soru doğru bir temele oturtulduğundan ve iki halk ortak hedefler için çabaladığından, yanlış algılar ortadan kaldırılmıştır. Bu nedenle, Yunanistan Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin Beşinci Genel Kurul Toplantısı’ndan sonra kongreniz, temel sorunlardan birini ideolojik ve politik olarak açıklığa kavuşturacak ve birliği güçlendirecektir. Bu birlik, zafer için vazgeçilmez bir ön koşuldur; çünkü birbirimizden ayrı savaşsaydık, monarşist faşizmi yenemezdik. Bu birlik korunmalıdır çünkü o, zaferin temelidir, düşmanımızın saldırdığı ana hedeftir. Zaferimizi bu birlik güvence altına alacaktır. Ancak, zafere giden yolun zor olduğunu ve sadece monarşist faşizmle değil, aynı zamanda Amerikalılar ve İngilizler tarafından somutlaştırılan, silah tedariki, hava kuvvetleri ve ülkemizde İngiliz kuvvetlerinin konuşlandırılmasıyla çok yönlü destek sağlayan birleşik uluslararası emperyalist gericilikle de karşı karşıya olduğumuzu bilmeliyiz. Ayrıca, ülkemize Amerikan kuvvetlerinin gönderilmesi için hazırlıklar yapılmaktadır. Ancak tüm bunlara rağmen, birliğimiz ve topyekûn mücadelemizle onların planlarını bozabiliriz.

Hareketimizin karşı karşıya olduğu güçlüklerin ne kadar büyük olduğunu hepimiz biliyorduk, bunları dikkatle gözlemlemeliyiz, çünkü onların üstesinden ancak bu şekilde gelebiliriz. Gayet büyük olan bu güçlükler, iki halkın ortaklaşa yüzleştiği güçlüklerdir.

(Burada konuşmacı haince eylemlerden bahsettikten sonra şöyle devam etti:)

Makedon halkı, özellikle Viç bölgesinde, mücadele için sahip oldukları her şeyi verdi ve gerçekten de yenilgiye uğradı. Çocuklarını, kızlarını ve sahip oldukları her şeyi verdiler. Bu insanüstü fedakârlık, aşılması gereken güçlüklere yol açtı. Bu güçlükler, savaştan, gücün yoğunluğundan kaynaklanıyor. Bunlar, savaşın yol açtığı güçlüklerdir. Ancak, yükü daha da ağırlaştıran ve diğer güçlükleri daha da artıran başka, öznel güçlükler de vardı. Bu insanlar, mücadele için sahip oldukları her şeyi verdiler. Ancak, bir komiser veya levazım subayı bu insanlara kötü davrandığında, birliği baltalıyor demektir. Her bir eyleme şahit olduk, suçluların çoğu mahkûm edildi, ancak tüm suçluları bağlayamadık. Bu engellerle karşılaşıyoruz, bilinçli olarak bunların üstesinden geliyoruz. Ancak bu şekilde, düşmanın birliğimizi baltalamak için sızdığı yaraları vurabileceğiz.

İnsanların başka güçlükleri de var. Bunlardan biri de genç kadınların seferber edilmesi. Hepimiz, böyle bir şeyden yana olmadığımızı anlıyoruz. Kızlarımızı sık sık uzuvlarının kesilmesi için göndermek doğru değil. Bu ne doğal ne de insani; ancak iki halkımızın da yüksek çıkarları tarafından dayatılan doğal bir önlem, mücadelemiz için zorunlu. Bu önlem, düşman tarafından körüklenen birçok yanlış anlaşılmaya yol açtı. Ancak özgürlük uğruna her şeyi feda etmeliyiz. Makedon halkının yukarıda bahsedilen önleme bakış açısının tek yolu budur. Bu, onlara yeni bir cesaret kazandıracak, böylece iradeleri mücadelenin çıkarlarına boyun eğecektir.

Diğer güçlüklerse açlık, bombardıman, yoksulluk, soğuk vb. Bazı zayıf ruhlara yorgunluk işlemiş durumda ve düşman, zulmün önünü açmak adına, onları daha da zayıflatmak için daha da fazla çaba sarf ediyor.

Bu kürsüden Makedon halkı, mücadelelerinde kendilerine yardımcı olacak başka gerçekleri de keşfetmelidir. Yoldaş Vurnas, bir süre önce Yunan Çiftçiler Partisi Merkez Komitesi Politbürosu’nda Mora Yarımadası halkının çektiği acılar hakkında konuştu. Tüm Yunan halkı acı çekiyor, sadece Makedon halkı değil. Makedon halkı, Rumeli halkının çektiği acıları yaşadı. Hepiniz, Yunanistan Demokratik Ordusu subaylarının ve savaşçılarının 40 çocuğunu, anneleri tarafından bir dağdan diğerine, bir vadiden diğerine taşınan ve monarşist faşistlerce yakalanıp katledilen çocukları hatırlıyorsunuz. Bugün Rumeli, Tesalya ve Mora Yarımadası’nda binlerce çocuk, duyulmamış güçlükler içinde ve her şeyden mahrum bırakılmış halde ıssız yerlerde yaşıyor. Viç’te böyle bir trajedinin yaşanmasına izin vermeyeceğiz. Burada halk, böyle güçlükler yaşamadı. Binlerce çocuk kurtarıldı, halk demokrasisi ülkelerinde ihtiyaçları karşılanıyor. Bu şekilde Slav-Makedon halkı barış içinde olabilir.

Genç kadınlara gelince, Rumeli ve Tesalya’dan binlerce genç kadının tıpkı buradaki kadınınız gibi savaştığını bilmelisiniz. Yunanistan Demokratik Kadınları konferansında da duyduğunuz gibi, Rumeli’deki Yunanistan Demokratik Ordusu’nun yüzde 40’ı, burada olduğu gibi evlerine dönme imkânı olmayan, bu yüzden öldürülmekten ve tecavüze uğramaktansa silahlanıp savaşan kadınlardan oluşuyor. Yoldaşlar, tüm bunları gördüğümüzde, iki halkın eşit olması için Yunanistan’daki herkesin eşit derecede fedakârlık yaptığını söyleyebiliriz. Bu meseleye bugün böyle bakmalı, başkalarına da böyle açıklamalı, böylece paniğe kapılanları ve hainleri dizginleyip izole etmeliyiz.

Şimdi de birliği baltalayanlar hakkında birkaç söz söyleyeceğim. Mücadeleden kaçanlar, Yunanlılar tarafından satılacaklarını düşünenler, bu halkı ihanete uğratanlar, çünkü halklarını ancak ellerinde cinlerle savunabileceklerini düşünenler. Bu saçmalığın bir yalan ve korkakların işi olduğunu söyleyenler, kertenkele gibi saklanıp kendi derilerini kurtarmaya çalışanlar. Halklarını terk edenler, “Bırakın başkası cehenneme gitsin” diyorlar. Birliği baltalayan bu korkaklar ve monarşist faşizme yardım edenler, kongreniz tarafından firari ve hain olarak kınanmalıdır.

Sadece halkınızın genel seferberliği, onların zaferin belirleyici bir faktörüne dönüşebileceği elverişli koşulları yaratacaktır.

Monarşi yanlısı faşizmin konumu kritik. Son üç yıldır tüm güçlerine rağmen bizi yok etmeyi başaramayanlar, bugün yıkılmaz bir duvar olduğumuzu anlayamıyorlar. Bugün büyük zorluklardan geçiyorlar. İngiliz parlamentosunda, Churchill’in Akdeniz’den sorumlu eski bakanı MacMillan şöyle dedi: Eğer monarşist faşizmi desteklemezsek, yazın yok edilecek. Sofulis, Amerikan ordusunun Yunanistan’a gelmesinden memnuniyet duyacağını belirtti. Böyle bir durumda monarşist faşizm derilerini temizlemeye çalışıyor. Düşmanlarımızın yaptığı bu değerlendirmeye dayanarak, ortak zafere daha fazla katkıda bulunmalısınız. Yoldaşlar, kazanacağız. Son üç yıl, monarşi yanlısı faşizmin bizi asla yenemeyeceğini gösterdi. Bu üç yıl açıkça gösteriyor ki, ancak istersek kazanabiliriz.

Direnişimize yeniden başladığımızda, özellikle Batı'daki bazı dostlarımız, kaderimizin belirlendiğini söylediler. Mücadelemizde bir gelecek görmediler. Karşılaştığımız güçlükleri ve seçtiğimiz yolu biliyoruz. Gene de başka bir yol seçebilirdik. Başlangıçta büyük olan bu zorlukların üstesinden bugün bile gelebiliriz. Ancak kararlı, azimli olmalı, düşmanımızdan zaferi almalıyız. Kongreniz, 1949’un zafer için belirleyici bir yıl olacağından emin olmanız için alınacak kararları onaylamalıdır.

Halk demokrasisinin zaferi için belirleyici faktörlerden biri de şudur: Diğer yoldaşlar da halk demokrasileri kampının güçlendiğini, uluslararası tepkinin ise onlara daha fazla zorluk çıkarmaya çalıştığını, yeni bir savaşta çıkış yolu bulmayı umduğunu vurgulamışlardır. Tüm ilerici insanlık bizim yanımızda. Bu, demokratik halklardan aldığımız manevi ve maddi destekle kanıtlanmaktadır.

Amerikalılar, ordularını Yunanistan’a getirmeyi düşünüyorlar. Bundan korkmuyoruz, çünkü özgürlükleri için savaşan insanlar, hiçbir şeyden korkmazlar. Dünyanın tüm demokratlarının kendi taraflarında olduğunu biliyorlar, bu nedenle zaferlerinden eminler.

Uluslararası demokrasinin bu önemli noktasında, savaşçılar ve özgür keskin nişancılar olarak mücadele ederek, monarşist faşizmi yok etmek denilen o büyük görevi ifa edeceğiz.

Çabalarımızın temelini, başarının ön koşulu olan birliğe dayandıracağız. Kazanmaktan gayrı seçeneğimiz yok.

Yaşasın iki halkın birliği!

Nikos Zaşaryadis
25 Mart 1949
Kaynak

0 Yorum: