Nikos
Zaşaryadis, 1931’den 1956’ya kadar Yunanistan Komünist Partisi (YKP) genel sekreteriydi.
1935’te Stalin ve Komintern'in emriyle YKP genel sekreterliğine atandı. Ertesi
yıl sağcı Metaksas diktatörlüğünce tutuklandı. Hapiste olan Zaşaryadis, 28 Ekim
1940’ta İtalya’nın Yunanistan’ı işgalinin ardından kurulan birleşik anti-faşist
cepheyi politik açıdan etkileyen önemli isimlerdendi. Faşist saldırı karşısında
birlik ve direnişi teşvik etme çabalarına rağmen, Zaşaryadis hapiste tutulmaya
devam etti. Naziler, 1941’de Yunanistan’ı işgal edip ele geçirdiğinde, Zaşaryadis,
Mayıs 1945’te ABD ordusunca kurtarılan aldığı Dachau kampına nakledildi.
Markos
Vafiadis ile birlikte Zaşaryadis, 1946-1949 arası dönemde yaşanan Yunan İç
Savaşı sırasında YKP liderliğine hareket eden Yunanistan Demokratik Ordusu’nun
(YDO) oluşumunda ve faaliyetlerinde önemli bir isimdi. 1949’da askeri çabaların
çökmesinin ardından Zaşaryadis ve YDO’nun diğer liderleri Özbekistan sovyetinin
başkenti Taşkent’e gitti. 1953’te Joseph Stalin’in ölümüne dek YKP’nin “harici”
bürosunun genel sekreteri olarak destek almaya devam etti.
Zaşaryadis,
1955’te YKP’nin Taşkent şubesiyle tartışma yaşadı, bazı iç çekişmelerin
ardından, görünüşte Nikita Hruşçev’in desteği ve onayıyla, Mayıs 1956’da
görevinden alındı. Zaşaryadis, ertesi yıl YKP’den ihraç edildi. Bazı kaynaklar,
Zaşaryadis’in sürgünden sonraki yıllarda Ural bölgesinde yaşadığını, Su ve
Orman Dairesi’nde memur olarak görev yaptığını belirtiyor. Çoğu kaynak ise
hayatının geri kalanını Sibirya’da, önce Yakutistan’da, ardından Surgut’ta
sürgünde geçirdiğini, resmi KGB kayıtlarına göre 1973’te intihar ettiğini öne
sürüyor. Cesedi, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1991’de Yunanistan’a
iade edildi.
* * *
YKP Genel Sekreteri’nden
Yunanistan Halkına Açık Mektup
Mussolini’nin
faşizmi hançerini, Yunanistan'ı köleleştirmek ve esaret altına almak amacıyla, Yunan
halkının sırtına acımasızca ve pervasızca sapladı. Bugün, biz Yunanlılar,
özgürlük, onur ve ulusal bağımsızlığımız için savaşıyoruz. Mücadele, çok zor ve
çetin olacak. Ama yaşamak isteyen bir millet, tehlikelere ve fedakârlıklara
meydan okuyarak savaşmalıdır. Yunan halkı, bugün Mussolini’nin faşizmine karşı
ulusal kurtuluş savaşı veriyor. Ana cephenin yanında, her kaya, her koru, her
köy, kulübe, her şehir, her bir ev, ulusal kurtuluş mücadelesinin kalesi
olmalıdır. Faşizmin her ajanı acımasızca yok edilmelidir. Metaksas hükümetinin
yönettiği bu savaşta, hepimiz çekinmeden tüm gücümüzü vermeliyiz. İşçi sınıfı,
tüm emperyalist bağımlılıktan kurtulmak, gerçek bir halk kültürüne sahip, emeğin
ve hürriyetin üzerine kurulu yeni Yunanistan’ı inşa etmek suretiyle o güzel
ödüle kavuşacak, mücadelemiz bu haliyle zirvesine ulaşacaktır. Herkes
mücadeleye, herkes kendi mevziine geçsin, elde edeceğimiz zafer, Yunanistan’ın
ve halkın zaferi olacaktır. Bugün tüm dünyanın işçileri bizim yanımızdadır.
Nikos Zaşaryadis
YKP
Merkez Komitesi Genel Sekreteri
Atina
31 Ekim 1940
Kaynak
* * *
Ulusal Kurtuluş Cephesi İkinci Kongresi’nde Yapılan Konuşma
Ulusal
Kurtuluş Cephesi’nin ikinci kongresi çok zor ve tarihsel süreçte belirleyici
olacak bir momentte toplandı. Dün gece konuşan Glüchsburg, 1949 yılının
başındaki durumun her zamankinden daha kritik olduğunu söyledi. Bu
değerlendirme, halkımızın demokratik hareketinin sahip olduğu imkânların da bir
göstergesidir. Bu nedenle, kongrenizde alınacak kararlar, halkınızın mücadeleye
daha da büyük bir katkısını ifade etmeli ki, birlikte bu yıl içinde zafere
doğru belirleyici bir adım atabilelim.
Bu
bakış açısıyla kongre, şu şekilde değerlendirilmelidir:
1.
Halkın askeri katkılarını artırma kararlılığını yansıtması gereken bir askeri
kongre düzenlenmeli. Bu nedenle, Makedon halkının tüm güçlerini, tüm mevcut
kaynaklarını zafer yolunda istikrarlı bir şekilde seferber etmelisiniz.
2.
Kongreniz, Makedon halkının birliğini sağlamaya yönelik bir kongredir. Biz biliyoruz
ki örgütümüz, geçmiş yıllarda Makedon halkının askeri çabalarına da yansıyan
bir kriz yaşadı.
Bugün,
Ulusal Kurtuluş Cephesi, kendi örgütsel yapısını ideolojik açıdan arındırılmış,
daha sağlam bir birlik için temeller atmıştır. Halkınız geleceğe güvenle
bakmaktadır; zaferin neticesinde özgürleşme hedeflerine ulaşacaklarını ve
gelecek yaşamlarının seyrini bağımsız olarak belirleyeceklerini bilmektedirler.
Her bir temelde, kardeş halkın birliği bozulmadan kalacaktır.
3.
Dahası, kongreniz, Yunan ve Makedon halkları arasında tam bir birlik
kongresidir. Bu soru doğru bir temele oturtulduğundan ve iki halk ortak
hedefler için çabaladığından, yanlış algılar ortadan kaldırılmıştır. Bu
nedenle, Yunanistan Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin Beşinci Genel Kurul
Toplantısı’ndan sonra kongreniz, temel sorunlardan birini ideolojik ve politik
olarak açıklığa kavuşturacak ve birliği güçlendirecektir. Bu birlik, zafer için
vazgeçilmez bir ön koşuldur; çünkü birbirimizden ayrı savaşsaydık, monarşist
faşizmi yenemezdik. Bu birlik korunmalıdır çünkü o, zaferin temelidir,
düşmanımızın saldırdığı ana hedeftir. Zaferimizi bu birlik güvence altına
alacaktır. Ancak, zafere giden yolun zor olduğunu ve sadece monarşist faşizmle
değil, aynı zamanda Amerikalılar ve İngilizler tarafından somutlaştırılan,
silah tedariki, hava kuvvetleri ve ülkemizde İngiliz kuvvetlerinin
konuşlandırılmasıyla çok yönlü destek sağlayan birleşik uluslararası
emperyalist gericilikle de karşı karşıya olduğumuzu bilmeliyiz. Ayrıca,
ülkemize Amerikan kuvvetlerinin gönderilmesi için hazırlıklar yapılmaktadır.
Ancak tüm bunlara rağmen, birliğimiz ve topyekûn mücadelemizle onların
planlarını bozabiliriz.
Hareketimizin
karşı karşıya olduğu güçlüklerin ne kadar büyük olduğunu hepimiz biliyorduk,
bunları dikkatle gözlemlemeliyiz, çünkü onların üstesinden ancak bu şekilde gelebiliriz.
Gayet büyük olan bu güçlükler, iki halkın ortaklaşa yüzleştiği güçlüklerdir.
(Burada
konuşmacı haince eylemlerden bahsettikten sonra şöyle devam etti:)
Makedon
halkı, özellikle Viç bölgesinde, mücadele için sahip oldukları her şeyi verdi
ve gerçekten de yenilgiye uğradı. Çocuklarını, kızlarını ve sahip oldukları her
şeyi verdiler. Bu insanüstü fedakârlık, aşılması gereken güçlüklere yol açtı.
Bu güçlükler, savaştan, gücün yoğunluğundan kaynaklanıyor. Bunlar, savaşın yol
açtığı güçlüklerdir. Ancak, yükü daha da ağırlaştıran ve diğer güçlükleri daha
da artıran başka, öznel güçlükler de vardı. Bu insanlar, mücadele için sahip
oldukları her şeyi verdiler. Ancak, bir komiser veya levazım subayı bu
insanlara kötü davrandığında, birliği baltalıyor demektir. Her bir eyleme şahit
olduk, suçluların çoğu mahkûm edildi, ancak tüm suçluları bağlayamadık. Bu
engellerle karşılaşıyoruz, bilinçli olarak bunların üstesinden geliyoruz. Ancak
bu şekilde, düşmanın birliğimizi baltalamak için sızdığı yaraları
vurabileceğiz.
İnsanların
başka güçlükleri de var. Bunlardan biri de genç kadınların seferber edilmesi.
Hepimiz, böyle bir şeyden yana olmadığımızı anlıyoruz. Kızlarımızı sık sık
uzuvlarının kesilmesi için göndermek doğru değil. Bu ne doğal ne de insani;
ancak iki halkımızın da yüksek çıkarları tarafından dayatılan doğal bir önlem,
mücadelemiz için zorunlu. Bu önlem, düşman tarafından körüklenen birçok yanlış
anlaşılmaya yol açtı. Ancak özgürlük uğruna her şeyi feda etmeliyiz. Makedon
halkının yukarıda bahsedilen önleme bakış açısının tek yolu budur. Bu, onlara
yeni bir cesaret kazandıracak, böylece iradeleri mücadelenin çıkarlarına boyun
eğecektir.
Diğer
güçlüklerse açlık, bombardıman, yoksulluk, soğuk vb. Bazı zayıf ruhlara
yorgunluk işlemiş durumda ve düşman, zulmün önünü açmak adına, onları daha da
zayıflatmak için daha da fazla çaba sarf ediyor.
Bu
kürsüden Makedon halkı, mücadelelerinde kendilerine yardımcı olacak başka
gerçekleri de keşfetmelidir. Yoldaş Vurnas, bir süre önce Yunan Çiftçiler
Partisi Merkez Komitesi Politbürosu’nda Mora Yarımadası halkının çektiği acılar
hakkında konuştu. Tüm Yunan halkı acı çekiyor, sadece Makedon halkı değil.
Makedon halkı, Rumeli halkının çektiği acıları yaşadı. Hepiniz, Yunanistan
Demokratik Ordusu subaylarının ve savaşçılarının 40 çocuğunu, anneleri
tarafından bir dağdan diğerine, bir vadiden diğerine taşınan ve monarşist
faşistlerce yakalanıp katledilen çocukları hatırlıyorsunuz. Bugün Rumeli,
Tesalya ve Mora Yarımadası’nda binlerce çocuk, duyulmamış güçlükler içinde ve
her şeyden mahrum bırakılmış halde ıssız yerlerde yaşıyor. Viç’te böyle bir
trajedinin yaşanmasına izin vermeyeceğiz. Burada halk, böyle güçlükler
yaşamadı. Binlerce çocuk kurtarıldı, halk demokrasisi ülkelerinde ihtiyaçları
karşılanıyor. Bu şekilde Slav-Makedon halkı barış içinde olabilir.
Genç
kadınlara gelince, Rumeli ve Tesalya’dan binlerce genç kadının tıpkı buradaki
kadınınız gibi savaştığını bilmelisiniz. Yunanistan Demokratik Kadınları
konferansında da duyduğunuz gibi, Rumeli’deki Yunanistan Demokratik Ordusu’nun yüzde
40’ı, burada olduğu gibi evlerine dönme imkânı olmayan, bu yüzden öldürülmekten
ve tecavüze uğramaktansa silahlanıp savaşan kadınlardan oluşuyor. Yoldaşlar,
tüm bunları gördüğümüzde, iki halkın eşit olması için Yunanistan’daki herkesin
eşit derecede fedakârlık yaptığını söyleyebiliriz. Bu meseleye bugün böyle
bakmalı, başkalarına da böyle açıklamalı, böylece paniğe kapılanları ve
hainleri dizginleyip izole etmeliyiz.
Şimdi
de birliği baltalayanlar hakkında birkaç söz söyleyeceğim. Mücadeleden
kaçanlar, Yunanlılar tarafından satılacaklarını düşünenler, bu halkı ihanete
uğratanlar, çünkü halklarını ancak ellerinde cinlerle savunabileceklerini
düşünenler. Bu saçmalığın bir yalan ve korkakların işi olduğunu söyleyenler,
kertenkele gibi saklanıp kendi derilerini kurtarmaya çalışanlar. Halklarını
terk edenler, “Bırakın başkası cehenneme gitsin” diyorlar. Birliği baltalayan
bu korkaklar ve monarşist faşizme yardım edenler, kongreniz tarafından firari
ve hain olarak kınanmalıdır.
Sadece
halkınızın genel seferberliği, onların zaferin belirleyici bir faktörüne
dönüşebileceği elverişli koşulları yaratacaktır.
Monarşi
yanlısı faşizmin konumu kritik. Son üç yıldır tüm güçlerine rağmen bizi yok
etmeyi başaramayanlar, bugün yıkılmaz bir duvar olduğumuzu anlayamıyorlar.
Bugün büyük zorluklardan geçiyorlar. İngiliz parlamentosunda, Churchill’in
Akdeniz’den sorumlu eski bakanı MacMillan şöyle dedi: Eğer monarşist faşizmi
desteklemezsek, yazın yok edilecek. Sofulis, Amerikan ordusunun Yunanistan’a
gelmesinden memnuniyet duyacağını belirtti. Böyle bir durumda monarşist faşizm
derilerini temizlemeye çalışıyor. Düşmanlarımızın yaptığı bu değerlendirmeye
dayanarak, ortak zafere daha fazla katkıda bulunmalısınız. Yoldaşlar,
kazanacağız. Son üç yıl, monarşi yanlısı faşizmin bizi asla yenemeyeceğini
gösterdi. Bu üç yıl açıkça gösteriyor ki, ancak istersek kazanabiliriz.
Direnişimize
yeniden başladığımızda, özellikle Batı'daki bazı dostlarımız, kaderimizin
belirlendiğini söylediler. Mücadelemizde bir gelecek görmediler.
Karşılaştığımız güçlükleri ve seçtiğimiz yolu biliyoruz. Gene de başka bir yol
seçebilirdik. Başlangıçta büyük olan bu zorlukların üstesinden bugün bile
gelebiliriz. Ancak kararlı, azimli olmalı, düşmanımızdan zaferi almalıyız.
Kongreniz, 1949’un zafer için belirleyici bir yıl olacağından emin olmanız için
alınacak kararları onaylamalıdır.
Halk
demokrasisinin zaferi için belirleyici faktörlerden biri de şudur: Diğer
yoldaşlar da halk demokrasileri kampının güçlendiğini, uluslararası tepkinin
ise onlara daha fazla zorluk çıkarmaya çalıştığını, yeni bir savaşta çıkış yolu
bulmayı umduğunu vurgulamışlardır. Tüm ilerici insanlık bizim yanımızda. Bu,
demokratik halklardan aldığımız manevi ve maddi destekle kanıtlanmaktadır.
Amerikalılar,
ordularını Yunanistan’a getirmeyi düşünüyorlar. Bundan korkmuyoruz, çünkü
özgürlükleri için savaşan insanlar, hiçbir şeyden korkmazlar. Dünyanın tüm
demokratlarının kendi taraflarında olduğunu biliyorlar, bu nedenle
zaferlerinden eminler.
Uluslararası
demokrasinin bu önemli noktasında, savaşçılar ve özgür keskin nişancılar olarak
mücadele ederek, monarşist faşizmi yok etmek denilen o büyük görevi ifa
edeceğiz.
Çabalarımızın
temelini, başarının ön koşulu olan birliğe dayandıracağız. Kazanmaktan gayrı
seçeneğimiz yok.
Yaşasın
iki halkın birliği!
Nikos Zaşaryadis
25 Mart 1949
Kaynak



0 Yorum:
Yorum Gönder