31 Ağustos 2026

,

Sahte Cennet



Küçük burjuvalar cenneti ülkemizde sınıflar mücadelesi zorlu bir süreci gerektiriyor. Nispi refah dengeleriyle ayakta tutulan küçük burjuva, tüm ekonomik krizlere rağmen belirli bir güvenceyi ve yaşam biçimini elinde tutuyor.

Feodalizm yıkılırken ekonomik altyapı altüst olmuş fakat kültürel kalıntıları sürdürmeye devam etmiştir, öyle ki onu yıkan kapitalizm, hâlen feodal kültür ve alışkanlıkları insanların beyinlerine işlemektedir. Ekonomik krizlerden bir şekilde kısmi güvenceyle çıkan küçük burjuva ise kültürel kodlarını ve bencil davranış biçimlerini sürdürmeye devam ediyor.

Ekonomik altyapıyla sınırlandırılan mücadele biçimlerinin insanı belirli bir bütünlükle değerlendirmediği ve toplumsal yapıyı kavrayamadığı gerçeğinden hareket ettiğimizde başarısızlıklarının nedenleri daha net anlaşılabilir. Başarmak cüretine ve özgüvenine sahip olmadıkları da ayrı bir tartışma konusudur. Ekonomik temelli, sendikalist ve işçici temele dayanan mücadele hatları, emperyalizmin geldiği aşamada kitlelerde rızayı nasıl ürettiğini ve hegemonya tesis ettiğini dikkate almıyor.

Sarp yamaçlı, zorlu ve dolambaçlı mücadele yolu fiziksel boyutla sınırlandırıldığında, insan ve kitle dönüşümünün kolay olmadığı hesaba katılmaz ki katılmıyor da. Güvencesizlik, sınıflar mücadelesindeki dinamizmin temel motivasyonudur. Yanılsamaya dönüştürülen güvence ise küçük burjuvanın atıllığının temel nedenidir. Gittiği mekânın konumunu paylaşıp işletmenin kâr marjını katlamasına katkı sağlayan, Apple telefon kullanıp kredi ve çift maaşla araç alarak tatile gidip burjuvayla eşitlendiğini sanmak, kablosuz kulaklıklarla çevreyle iletişimi kesmek, sürekli tüketim ve kesintisiz “değerli” hissetme pratikleri, emperyalist sistemin insan özgünlüğünün içini boşaltma taktikleridir. Sistemin başarısı burada devreye giriyor, rıza üretimini birey gerçekleştiriyor.

Biriciklik ve tüketimle kendini değerli hissetme geriliği, küçük burjuvanın şahsında sistemi ayakta tutan dinamiklerdir. Bu dinamikler, yoksulu hiçe sayar. Sistemin ayakta kalabilmesi için küçük burjuvanın her tarihsel eşikte göreceli ve kısmi refaha eriştirilmesi zorunludur.

Küçük burjuva adına üretilen sol siyaset, “Kıyıdan yararlanma hakkı tüm halkındır” diye slogan atarken, bar ve meyhanelerin kaldırım işgalinde o soyutlaştırıp nesnelleştirdiği halkı hiçe sayar. Kıyı ve kaldırım, halkın değil, siyaset örülen küçük burjuvanın hakkıdır.

Mücadelede burjuvaziden daha zor bir sınıf katmanı varsa o da küçük burjuvadır. Halk sınıflarıyla mekânsal açıdan iç içe, yüz yüzedir. Burjuvazinin kendisine aşıladığı tüm pratikleri, biçimi ve motivasyonu yoksullara taşımada köprü görevine bürünür. Yoksullar ile burjuvazi arasındaki sistem kalkanı küçük burjuvadır. Bencilliğin, tüketimin, yozlaşmanın, anlam ve değer yitiminin üretildiği yer, küçük burjuvanın beyni ve kalbidir; sistemle çelişkisini perdeleyen gerçek, ideolojik zemindir. Hegemonya ve karşı ideolojinin etki ve yayılım alanı tam olarak burasıdır. Solun da politika ürettiği merkez aynıdır fakat sol, küçük burjuvayı değil; küçük burjuva, solu dönüştürüyor. Siyaset diye meydana çıkarılan şey, ağlayan çocuğun eline tutuşturulan akıllı telefon ve tabletten farksız.

Mücadelenin odak sınıfı, en dipteki güvencesiz yoksullardır. İstese de nispi refaha erişemeyecek olan yoksulların zihinleri küçük burjuvanın ideolojik aşılamasından kurtarılmalıdır. Sol diye meydanı dolduranların küçük burjuva kibri, halk düşmanlığı, politika üretimi yoksullar adına bertaraf edilmelidir. Bu nedenle, metropolleri mücadelenin merkezi olmaktan çıkarmak tarihsel görevdir.

Sinan Akdeniz
31 Ağustos 2026

0 Yorum: