İki Taktik ve Nisan Tezleri Arasındaki Diyalektik İlişki
Rusya’da
Taraflar
Rusya’da
devrimin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı konusunda birçok teorisyen ve
grup, farklı tezler ortaya atmıştır. Narodnikler, Rusya’da kapitalizmin
gelişimini idrak edememiş, kapitalist gelişmenin ortaya çıkardığı işçi sınıfını
devrimin öncüsü olarak görmemiş, umutlarını köylülüğe ve proletaryasız
gelişecek bir köylü devrimine bağlamışlar ve bu devrim için köylü kitlelerini
örgütlemek yerine ki köylü kitleleri işçi sınıfı ile bağ kurmadıkları ve
işçi sınıfının yönetimine girmedikleri zaman devrimci potansiyellerini
gerçekleştiremezler, bireysel terörizme başvurmuşlardır. Marksist
olmayan Narodnizm akımı, tarihi yapanların “tekil bireyler” olduğu yanılgısına
kapılmıştır.
Öte
yandan, Rusya’da Marksizm filizlenmeye başlamıştır. Narodnizme karşı verilen
ideolojik savaşla gelişen Marksist akım, kısa süre içinde partileşmiş ve RSDİP’i
kurmuştur. RSDİP’te ise yaklaşan devrim hakkında tahlil yapmaya girişmiş üç ana
isim mevcuttur: Plehanov, Lenin, Troçki.
Plehanov,
Rusya’nın önündeki devrimin burjuva demokratik devrim olduğunu, burjuva
demokratik devrimin karakteri gereği de Rus liberal burjuvazisi tarafından
yönetilmesi gerektiğini ve iktidarın Rus liberal burjuvazisine geçmesi
gerektiğini savunmuştur. Demokratik devrim tamamlandıktan sonra RSDİP ana
faktör olacak ve barışçıl yoldan sosyalizme yürünecektir, ona göre.
Lenin’in
devrim tahlili, Plehanov’unki gibi Rusya’nın küçük burjuva bir ülke olmasına,
emek-sermaye çelişkisinin ana çelişki olmasına rağmen, feodal tarzda ağa ve
serf arasındaki çelişkinin azımsanmayacak derecede önemli olmasına dayanıyordu.
Yani Lenin için demokratik devrim döneminin yaşanması lazımdı, kendi sözleriyle,
bu devrimin öncesi feodal sefalet, sonrası ise sosyalizm için savaşım dönemi
olacaktı. Lenin, Rusya’da liberal burjuvazinin bu devrimi yapamayacağını çünkü
hâkim aristokrasiyle uyum içinde olduğunu ve liberal burjuvazinin Çarlık’la
ters düşmesinin tek nedeninin Çarlığın sert yöntemler kullanıp halkı
ayaklanmaya itmesi olduğunu söyler. Yani özünde liberal burjuvazi, devrimci
değildir. Burada görev, yoksul köylülere (nüfusun çoğuna) ve işçilere düşüyor,
demokratik devrimin iki ana gücü bunlardı. Lenin’in devrim teorisinin en önemli
özelliğiyse demokratik devrim ve sosyalist devrim arasına set koymamaktı,
birinin diğerine kesintisiz dönüşümü şarttı.
“Avrupa’da sosyal-demokrat
çalışmanın gerçek siyasal içeriği, devlette tüm egemenliği elinde tutan
burjuvaziye karşı, proletaryayı iktidar savaşımına hazırlamaktır. Rusya’da ise
sorun, henüz sadece modern bir burjuva devleti yaratmaktır. Bu devlet, (çarlığın
demokrasi üzerinde zafer elde etmesi durumunda) bir junker monarşisine ya da
(demokrasinin çarlık üzerinde zafer kazanması durumunda) köylü burjuva
demokratik cumhuriyetine benzeyecektir. Bugünkü Rusya’da demokrasinin zafer
kazanması, ancak, köylü yığınlarının, hain liberallerin değil, ama devrimci
proletaryanın önderliği ardından gitmeleriyle mümkündür. Tarih henüz bu soru
hakkında kararını vermiş değil. Rusya’da henüz burjuva devrimleri
tamamlanmamıştır.”[1]
[Vladimir Lenin, “Rusya’da Parti-İçi Savaşımın Tarihsel Anlamı”]
Plehanov
ve Lenin, Rusya’nın küçük burjuva bir ülke olması ve azımsanmayacak feodal
çelişkilerin varlığından yola çıkıyorlar ama birisi devrimci, birisi ise
karşı-devrimci bir pozisyon alıyor.
Troçki
ise burjuva demokratik devrimler çağında olan Rusya’yı gelişmiş bir Avrupa
ülkesiyle karıştırarak, kendi yolunu formüle etmeye çalışıyordu. Troçki’nin
Rusya tahlili ve başarısız olan Sürekli Devrim teorisi aslında Aleksandr Parvus’tan
çokça etkilenmişti ve özgün değildi, Lenin, bu durumla çokça alay ederdi.
Troçki, tek bir çırpıda gerçekleşecek sosyalist devrime bel bağlayan ve
tarihsel aşamaları atlamak isteyen biriydi. O günün Rusya’sının çelişkilerini
Avrupa’daki sosyalist devrim yöntemiyle çözmek istiyordu, Rusya’nın özgül
koşulları onun umrunda değildi. Sürekli devrimin özü budur, Troçki köylülüğün
rolünü reddediyordu ve gelişmiş kapitalist ülkelerde uygulanacak devrim
stratejisini Rusya’ya uyarlamaya çalışıyordu. Lenin’e göre Troçki, Rusya’yı
tahlil edemeyen yarı-Menşeviğin tekiydi.
“Hem Martov hem de Troçki,
burjuva devrimini gerçekleştirmekte olan Rusya’yı, bu devrimleri çoktan
kapatmış olan Avrupa ile kıyaslayarak farklı türden tarihsel dönemleri aynı
kefeye koyuyorlar.”
[Vladimir Lenin, “Rusya’da Parti-İçi Savaşımın Tarihsel Anlamı”]
“Troçki’nin özgün teorisi,
Bolşeviklerden kararlı bir proleter devrimci mücadele ve siyasi iktidarın
proletarya tarafından fethedilmesi çağrısını, Menşeviklerden ise köylülüğün
rolünün “reddedilmesini” ödünç almıştır.”[2]
[Vladimir Lenin, “On the Two Lines in the Revolution”]
Lenin
ve Troçki Aynı Çizgiye mi Geldi?
Üç
çizgiyi anladığımıza göre, tarihleri biraz ileri alalım ve 1917’ye gidelim. Tüm
Troçkist yalancıların en büyük yalanı bu yılda yaşananlar hakkındadır, onlara
göre Lenin, 1917’de Troçki’ye hak vermiş, Nisan Tezleri ile de bunu
tescillemiştir.
Birincisi,
Lenin’e göre, 1917’de Rusya hâlâ küçük-burjuva bir ülkedir[3] buradan da
anlaşılacağı üzere, tahlilinden bir geri dönüş söz konusu değildir. Öte yandan,
Troçki tarafında da yapılan yanlış tahlilden geri dönüş söz konusu değildir.
1917
yılına gelindiğinde Rusya’da devrim olmuş, Çar baştan indirilmiş ve birbiriyle
iç içe geçmiş iki hükümet ortaya çıkmıştı: burjuva hükümeti ile işçilerin ve
köylülerin demokratik diktatörlüğü (İKDD). İKDD’nin ortaya çıkışı, teoride
zaten yazılıp çizilmiş, tartışılmış, öngörülmüştü fakat ortaya çıkan İKDD,
hayal edilenden farklı bir şekilde, ikili iktidar biçiminde var olmuştu. Lenin,
bu durumu “hayat yeşil, teori ise gridir” diyerek açıklar. Ortaya ikili iktidar
biçiminde çıkan İKDD, her geçen gün kendi isteğiyle burjuva hükümetine teslim
oluyor, kontrolünü kaybediyordu.
"Örneğin Bolşevizmin
eski "formülleri"ni tümlemeyi ve düzeltmeyi bilmek gerek, çünkü
ortaya çıkmış olduğu gibi bunlar gerçi genelde doğruydu, ama somutta
gerçekleşmesinin başka türlü olduğu görüldü. İkili iktidarı önceden hiç kimse
düşünmedi ve düşünemezdi.”
[Lenin, “İkili
İktidar Üzerine”]
Bu
iki iktidarın birisi Rus liberal burjuvazisini, diğeri ise işçi, asker ve
köylülüğü temsil ediyordu. Peki Sovyetler, neden her geçen gün teslim oluyordu?
Çünkü Sovyetler’de çoğunluk, ilk başta Menşevik ve SR’larda bulunuyordu, bunun
nedenini ise Lenin, politik deneyimi olmayan milyonlarca insanın uyanıp politik
eyleme girişmesine dayandırır. Bu insanlar, çoğunlukla burjuvazi ve proletarya
arasında yer alan esnaflar, yoksul köylüler ve köylülükten işçiliğe yeni geçmiş
kişilerdi ve Menşevik-SR küçük burjuva görüşü onları zehirlemişti. Küçük
burjuva görüşü yalnızca aradaki yığınları değil bilinçli proletaryayı bile
birçok bakımdan ezip geçmiş ve sovyetlerde üstünlüğü elde etmişti. Yetkiyi ele
alan hain Menşevik-SR’lar, ilk günden burjuvazi ve toprak ağalarıyla anlaşmaya
varıp burjuva hükümetini kurmuş, “köylüye toprak” ve “emperyalist savaşa son” gibi
sloganları umursamaz olmuşlardı. Devrimin ilk zamanlardaki başarısının
sarhoşluğuna kapılan geniş halk yığınları, Menşevik-SR’lara kanmışlar, burjuva
hükümetinin sovyetlerin işleyişine zarar vermeyeceğini sanarak, devlet
iktidarını burjuvaziye teslim etmeye razı olmuşlardı. Artık Bolşevik partisinin
önünde burjuva hükümetinin emperyalist niteliğini, Menşevik-SR’ların ihanetini
ve devrim daha ileriye gitmedikçe köylülerin toprağa ve barışa kavuşamayacağını
yığınlar arasında sabırlı bir çalışmayla anlatma görevi vardı.
Lenin
Rusya’ya geldiğinde durumu gördü ve İKDD’nin gerçekleştiğini fakat ikili
iktidar biçiminde var olduğunu ve teslim olmaya başladığını, bu ikili iktidar
durumundan dolayı sürmekte olan köylülüğün devriminin hâlâ tam olarak tamamlanamadığını,
demokratik devrimin tam anlamda yalnızca İKDD’yi günden güne yok eden burjuva
hükümetin ve burjuva hükümeti emperyalist savaşta savunma politikasının
reddiyle ve devlet iktidarının sovyetlere aktarılmasını gerektiren bir proleter
devrimle tamamlanacağını söyledi. Öncesinde söylediği gibi İKDD’nin sonrasının
proleter devrim olacağını ve ikisinin arasında set olmayacağını söyledi. Nisan
Tezleri’ni kaleme aldı ve o meşhur çağrıyı yaptı: “Tüm iktidar sovyetlere!”
“İşçiler, Çarlığa karşı
yürüttüğünüz İç Savaş'ta, proleter ve halk kahramanlığının eşsiz örneklerini
verdiniz. Şimdi, devrimin ikinci aşamasında da, sizi zafere ulaştıracak yolları
açmak için proleter örgütlenmenin ve tüm halkı örgütlendirmenin eşsiz örneklerini
vermelisiniz!”
[Lenin, “Uzaktan Mektuplar”]
Lenin,
zaten İki Taktik’te proletaryanın Çarlığı devirdikten sonra sosyalist
devrimi gerçekleştirmeye koyulacağını söylemişti. Nisan Tezleri’ndeki
yenilik, bu tezlerin sosyalist devrime geçişin ilk adımları için teorik temele
dayanan somut bir plan getirmiş olmasıydı. Somutluğunu 1917’de yaşananlardan,
yani İKDD’nin teslimiyete sürüklenen ikili iktidar durumundan ve hâlâ tam
anlamıyla tamamlanmamış olan köylülüğün demokratik devriminin hesaba
katılmasından alıyordu. Bunları hesaba katmasa 20 yıldır sosyalist devrim için
çığırtkanlık yapan Troçki gibi köylülüğün rolünü yok sayan sıçramacı sosyalist
devrimci anlayışı benimsemiş olurdu. İşte fark budur, Troçki, başından beri
tahlilini yanlış kurarak yanlış programlar ortaya koymuştur. Lenin ise İki
Taktik ile Nisan Tezleri arasındaki süreklilikte görülebileceği gibi
değişen Rusya’yı, yani 1917 Rusya’sını tahlil etmiş, somut görevleri önümüze
koymuştur. Lenin, birden “aydınlanma” yaşayıp Troçki’nin sıçramacı anlayışına
kaymamıştır, anlatılanın aksine. İKDD’nin ilerisine yürünüp devrim
ilerletilecektir ama köylülük ve küçük-burjuva tabakalar yok sayılmayacaktır,
onların kurtuluşu da burjuva hükümetinden kurtulmaktan geçmektedir. İşte İki
Taktik ve Nisan Tezleri arasındaki diyalektik budur.
İşte
Lenin’in bu çıkışı Parti’nin sağ kanadında Troçkizm olarak yorumlandı ve
Kamenev Lenin’e “köylülüğün rolünü reddedip tarihsel aşamaları atlamak istemek”
ithamında bulundu. İşte o kilit makale bunun üzerine yazıldı: Taktik Üzerine
Mektuplar. Bu makale, sağ kanada Lenin’in kendisinin Troçkizme
saplanmadığını anlattığı makaledir.
“Fakat sübjektivizme
düşme, köylü hareketinin henüz sonuçlandırmadığı burjuva-demokratik karakterli
tamamlanmamış devrim üzerinden sosyalist devrime ‘sıçrama’ isteğine düşme
tehlikesi altında değil miyiz?
Eğer: ‘Çar’a hayır, gelsin
işçi hükümeti’ deseydim, bu tehlikenin tehdidi altında olurdum. Fakat ben bunu
söylemedim, ben başka bir şey söyledim. Ben, Rusya’da (burjuva hükümeti bir
yana bırakılırsa), İşçi, Kır İşçisi, Asker ve Köylü Temsilcileri Sovyetleri
dışında başka bir hükümetin olamayacağını söyledim. Rusya’da iktidarın şimdi,
Guçkov ve Lvov’dan ancak bu Sovyetler’e geçebileceğini söyledim. Bunlarda ise
tam da köylülük ağırlıktadır, askerler ağırlıktadır, bilimsel, Marksist bir
terim kullanmak ve günlük yaşamın alışılmış, darkafalı mesleki tanımı yerine
sınıf karakterini vurgulamak gerekirse, küçük-burjuvazi ağırlıktadır.
Tezlerimde, henüz
aşılmamış köylü ya da genelde küçük-burjuva hareketinin her türlü atlanışına
karşı, bir işçi hükümeti tarafından “iktidarın ele geçirilmesi”yle her türlü
oyuna karşı, her türlü Blankist maceraya karşı kendimi kesinlikle güvenceye
aldım, çünkü doğrudan Paris Komünü deneyimine işaret ettim.”
[Lenin, “Taktik Üzerine Mektuplar”]
İşte
bu makale, mükemmel bir yanıt. “Ben, Troçki gibi somut durumun somut tahlilini
yapmadan sosyalist devrim çığırtkanlığı yapmıyorum, İKDD gerçekliğe kavuşmuştur
ve bu açıdan demokratik devrim tamamlanmıştır fakat beklenmeyen biçimde İKDD,
ikili iktidar biçiminde var olmuş, burjuva hükümete teslim olmaya başlamıştır
ve bu yüzden köylülüğün demokratik devrimdeki taleplerini çözümlendirememiştir”
der Lenin. Bu yüzden “İKDD’nin ilerisi olan sosyalist devrimde köylülüğün
varlığı, talebi reddedilemez ve bundan dolayı saf bir işçi hükümeti
savunulamaz. Bunu savunmak Troçkizm, yani sosyalizme sıçramacılık olur” der
Lenin özetle.
Lenin
burada açık açık söylemez ama “Çar’a hayır, gelsin işçi hükümeti” sloganı
Troçki ve onun sıçramacı sosyalist devrimci anlayışına aittir. Başka bir
makalede bunun Troçki’ye ait olduğunu söyler:
“Troçkizm: ‘Çar’a hayır,
yaşasın işçi hükümeti.’ Bu yanlıştır. Bir küçük burjuvazi mevcuttur ve bu göz
ardı edilemez. Ancak o (küçük burjuvazi) iki parçadan oluşur. Bu iki parçadan
daha yoksul olanı, işçi sınıfının yanındadır.”[4]
[Lenin, “The Petrograd City Conference of the R.S.D.L.P.
(Bolsheviks)”]
Yani
Troçki, 20 yıldır aynı sıçramacı çizgiyi savunurken, Lenin gerçekliğe dönüşen
İKDD’yi tahlil eder ve çözümlenmeyen çelişkilerden İKDD’nin sonrası olan
devrimin saf bir işçi hükümeti olmayacağını geniş halk kitlelerini
ilgilendirdiğini savunur.
Lenin’e
göre İKDD, devlet erki konusunda gerçekleşmiş ve burjuva hükümetle iç içe
geçmiştir ama bu yüzden toprak sorunu gibi sorunları çözememiş, burjuva
hükümete teslim olduğu için de çözemeyecektir. Ama Kamenev, demokratik
sorunların çözülmesini teslimiyeti ilerletmekte, burjuva hükümetinin varlığını
kabul edip sadece baskı yapmakta ve sosyalizme doğru ilerlemeyi reddetmekte,
yani “İKDD’yi tamamlamak”ta görmüştür ve sorunlar çözülmeden sosyalist devrime
yürünemeyeceğini savunur. Lenin ise gerçekleştirilememiş demokratik görevlerin
burjuva hükümetiyle iç içe geçmiş İKDD tarafından İKDD teslim olduğu için
gerçekleştirilemeyeceğini, oturup gerçekleşmesi için beklemenin veya burjuva
hükümetine gerçekleştirilmesi yönünde baskı yapmanın hiçbir işe yaramayacağını,
sadece burjuva hükümetinin İKDD’yi tamamen sönümlemesi için zaman kazanmasına
yarayacağını, demokratik görevlerin ancak burjuva hükümetini yıkıp sosyalist
devrime yürünerek gerçekleştirilebileceğini çünkü büyük toprak sahiplerine
karşı tam zaferin elde edilmesinin aynı zamanda köyde proleter devrime
kaçınılmaz geçişi doğuracağını, köylü devriminin tamamlanmasının günümüz
koşullarında ancak proleter devrimin tamamlanmasının yan ürünü olarak bu
devrimle iç içe geçerek başarılabileceğini söyler. İKDD, devlet erki bakımından
gerçekleşmiş ama teslimiyetten dolayı gerçekleştiremediği köylülüğün devrimini
miras bırakmıştı, sosyalist devrime yürünürken bu unutulmamalıydı ve yan ürün
olarak tamamlanmalıydı işçi, köylü ve asker hükümeti tarafından. Yan ürün
olarak tamamlamayı satrançtaki geçerken alma (en passant) kuralına
benzetebiliriz. Köylü devriminin atlanmaması için Kamenev’in istediği gibi uzun
soluklu İKDD döneminin yaşanması gerekmiyordu çünkü varolan İKDD, zaten uzun
süreli var olamayacaktı, ilk günden teslim olmaya başlamıştı ve bu yüzden
demokratik görevleri de tamamlayamamıştı. Eninde sonunda iki iktidardan biri
galip gelecekti.
En
önemli nokta şudur: Lenin’in sosyalist devrime yürümek istemesi,, demek
değildir ki Lenin, sonuçlanmamış köylü devrimini atlayıp işçi hükümeti
sloganını haykırıyor, yani Troçkizme yani sosyalist sıçramacılığa geçiş
yapıyor. Böyle bir atlanmaya karşı Lenin, güvenceyi, köylü kitlelerinin
temsilcilerini bağrında toplayan ve proletaryayı proletarya devrimi yolunda
köylü devriminin önderi olarak bu kitlenin başına geçiren sovyetlerin tek
başına iktidarı şiarında görüyordu. Taktik Üzerine Mektuplar’daki alıntı
şimdi okuyucumuz için açıklığa kavuşmuştur diye umuyoruz. İki Taktik ve
Nisan Tezleri arasındaki diyalektik ilişki özetle budur. Lenin, yanlış
olduğunu anlayıp Troçkizme dönmemiştir, bazılarının anlatısına göre.
Artık
daha fazla söze ihtiyaç var mı? “Cidden Tezlerimde (Nisan Tezleri)
köylülüğün yok sayılması ve iktidarın işçi hükümeti tarafından ele
geçirilmesine yani Troçkizme yani sürekli devrime yani sosyalizme sıçramacılığa
yer vermedim, ikili iktidar biçiminde var olmuş ve her geçen gün teslim olan bu
yüzden de köylülüğün devrimini tamamlayamayacak olan İKDD’nin ikili durumunu
kabullenen ‘devrimini sonuna kadar sürdüme’yi ki teslimiyetten dolayı bu imkânsızdır,
savunan Kamenev’e karşı çıkıp yığınların proletarya önderliğindeki sovyet
iktidarını ve ancak bu iktidarın sosyalist devrimle birlikte yan ürün olarak
köylülüğün devrimini tamamlayabileceğini savundum” diyen birisi, Nisan
Tezleri’nde nasıl Troçki ile aynı çizgiye gelmiş olabilir? Daha ne kadar bu
kanıtları göz ardı edeceksiniz ve yalanlar söylemeye devam edeceksiniz?
Nisan
Tezleri ve yan metinler, ikili iktidarla birlikte İKDD’nin burjuva
hükümetiyle iç içe geçtiğini ve İKDD’nin teslim olduğunu, bu yüzden köylülüğün
devriminin görevlerini yerine getiremeyeceğini göremeyen, burjuva hükümetinin “İKDD
onu denetlediği ölçüde” desteklenmesini savunan, savaş burjuva hükümet
tarafından sonlandırılana kadar savaşın canla başla sürdürülmesi gerektiğini
düşünen, İKDD, henüz sonuçlanmadığı için proleter devrime geçiş sorununu uzak
bir geleceğin sorunu olarak gören Sağ Oportünist Kamenev ilee köylülüğün
rolünü reddeden, köylülüğün tamamlanmamış devriminin atlanmasını isteyen
sıçramacı Sol Oportünist Troçki’ye mükemmel bir yanıttır. Leninist
çizginin mükemmel bir örneğidir. Taktik Üzerine Mektuplar ise sağ kanada
Lenin’in sol oportünist kanada geçmediğini anlatma çabasıdır.
Troçkistler
ve Kamenev, İki Taktik ve Nisan Tezleri arasındaki diyalektik
ilişkiyi anlamamış, somut durumun somut tahlilini yapan Lenin’e birisi
saldırmak diğeri sahiplenmek için Sürekli Devrim teorisine yakınlaştığını,
benimsediğini iddia etmişlerdir. Sağ oportünizm ve sol oportünizm, bir
madalyonun iki farklı yüzüdür ve nihayetinde aynı şeye hizmet ederler.
“Kim
Neyi Savundu?” Tablosu
Kamenev: “Eski
Bolşevik” tezleri savunduğunu iddia ederek, demokratik devrimin (veya İKDD)
henüz sonuçlanmadığını, İKDD’nin sonuna kadar götürülmesi gerektiğini ve ancak
o zaman sosyalist devrim aşamasına geçileceğini savundu. 1917’yi 1917’de
gerçekleşenlere bakarak değil, 1905’e bakarak yorumladı. İkili İktidar durumunu
yorumlayamadı ve burjuva hükümetinin “denetlendiği” ölçüde desteklenmesini
gerektiğini, ayrıca savaşın devam etmesi gerektiğini söyledi.
Troçki: En
başından beri burjuva demokratik devrimin atlanışını, bir çırpıda gerçekleşecek
olan sosyalist devrimi savundu ve Rusya’yı açıkça tahlil edemedi.
Lenin:
İKDD’nin
gerçekleştiğini fakat ikili iktidar biçiminde var olduğunu, her geçen gün
burjuva hükümete teslim olduğunu ve bu yüzden köylülüğün devrimini
tamamlayamayacak olduğunu söyledi. İKDD, devlet erki konusunda gerçekleşmişti
fakat köylülüğün demokratik devrimi henüz sonuçlanmamıştı ve İKDD, ikili
iktidar durumundan dolayı teslim olduğu için de köylülüğün devrimini
sonuçlandıramazdı. Devrimin ilk aşaması devlet erki açısından sonuçlanmış,
iktidar başka bir sınıfın eline geçmişti ve artık ikinci aşamaya geçilecekti
fakat köylülüğün tamamlanmayan devrimi yok sayılamazdı. Lenin, sosyalizme
sıçramacılığa ve köylülüğün henüz sonuçlanmamış devriminin atlanmasına yani
Troçkizme karşı “işçi hükümeti”ni değil, proletaryanın, köylülüğün ve
askerlerin hükümetini savunarak ve bu hükümetin tek başına iktidarı ele alıp
sosyalist devrime yürümesini ve dolaylı, yan ürün olarak köylülüğün devrimini
tamamlanmasını savunarak kendini güvenceye aldı. Ne sağcı Kamenev ne de solcu
Troçki’ye uymuştu. O, 1917’de ortaya çıkan benzersiz durumu analiz etti ve
mücadele programını Parti’nin önüne koydu.
Mert Ali
17 Nisan 2026
Kaynak
Dipnotlar:
[1] V. I. Lenin, “Rusya'da Parti-İçi Savaşımın Tarihsel Anlamı”, 12 Mayıs 1911,
Anadolu Sanat.
[2]
V. I. Lenin, “On the Two Lines in the Revolution”, 20 Kasım 1915, MIA.
[3]
V. I. Lenin, Seçme Eserler, “Devrimin Görevleri”, 6. Cilt, İnter Yayınları.
“Rusya küçük-burjuva bir ülkedir. Nüfusun muazzam yoğunluğu bu sınıfa
mensuptur.”
[4] V. I. Lenin, “The Petrograd City Conference of the R.S.D.L.P. (Bolsheviks)”, 27 Nisan-5 Mayıs 1917, MIA.


0 Yorum:
Yorum Gönder