20 Ağustos 2026

,

Rus Devrimi’nde Lenin ve Troçki’nin Ayrılıkları

İki Taktik ve Nisan Tezleri Arasındaki Diyalektik İlişki


Rusya’da Taraflar

Rusya’da devrimin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı konusunda birçok teorisyen ve grup, farklı tezler ortaya atmıştır. Narodnikler, Rusya’da kapitalizmin gelişimini idrak edememiş, kapitalist gelişmenin ortaya çıkardığı işçi sınıfını devrimin öncüsü olarak görmemiş, umutlarını köylülüğe ve proletaryasız gelişecek bir köylü devrimine bağlamışlar ve bu devrim için köylü kitlelerini örgütlemek yerine ki köylü kitleleri işçi sınıfı ile bağ kurmadıkları ve işçi sınıfının yönetimine girmedikleri zaman devrimci potansiyellerini gerçekleştiremezler, bireysel terörizme başvurmuşlardır. Marksist olmayan Narodnizm akımı, tarihi yapanların “tekil bireyler” olduğu yanılgısına kapılmıştır.

Öte yandan, Rusya’da Marksizm filizlenmeye başlamıştır. Narodnizme karşı verilen ideolojik savaşla gelişen Marksist akım, kısa süre içinde partileşmiş ve RSDİP’i kurmuştur. RSDİP’te ise yaklaşan devrim hakkında tahlil yapmaya girişmiş üç ana isim mevcuttur: Plehanov, Lenin, Troçki.

Plehanov, Rusya’nın önündeki devrimin burjuva demokratik devrim olduğunu, burjuva demokratik devrimin karakteri gereği de Rus liberal burjuvazisi tarafından yönetilmesi gerektiğini ve iktidarın Rus liberal burjuvazisine geçmesi gerektiğini savunmuştur. Demokratik devrim tamamlandıktan sonra RSDİP ana faktör olacak ve barışçıl yoldan sosyalizme yürünecektir, ona göre.

Lenin’in devrim tahlili, Plehanov’unki gibi Rusya’nın küçük burjuva bir ülke olmasına, emek-sermaye çelişkisinin ana çelişki olmasına rağmen, feodal tarzda ağa ve serf arasındaki çelişkinin azımsanmayacak derecede önemli olmasına dayanıyordu. Yani Lenin için demokratik devrim döneminin yaşanması lazımdı, kendi sözleriyle, bu devrimin öncesi feodal sefalet, sonrası ise sosyalizm için savaşım dönemi olacaktı. Lenin, Rusya’da liberal burjuvazinin bu devrimi yapamayacağını çünkü hâkim aristokrasiyle uyum içinde olduğunu ve liberal burjuvazinin Çarlık’la ters düşmesinin tek nedeninin Çarlığın sert yöntemler kullanıp halkı ayaklanmaya itmesi olduğunu söyler. Yani özünde liberal burjuvazi, devrimci değildir. Burada görev, yoksul köylülere (nüfusun çoğuna) ve işçilere düşüyor, demokratik devrimin iki ana gücü bunlardı. Lenin’in devrim teorisinin en önemli özelliğiyse demokratik devrim ve sosyalist devrim arasına set koymamaktı, birinin diğerine kesintisiz dönüşümü şarttı.

“Avrupa’da sosyal-demokrat çalışmanın gerçek siyasal içeriği, devlette tüm egemenliği elinde tutan burjuvaziye karşı, proletaryayı iktidar savaşımına hazırlamaktır. Rusya’da ise sorun, henüz sadece modern bir burjuva devleti yaratmaktır. Bu devlet, (çarlığın demokrasi üzerinde zafer elde etmesi durumunda) bir junker monarşisine ya da (demokrasinin çarlık üzerinde zafer kazanması durumunda) köylü burjuva demokratik cumhuriyetine benzeyecektir. Bugünkü Rusya’da demokrasinin zafer kazanması, ancak, köylü yığınlarının, hain liberallerin değil, ama devrimci proletaryanın önderliği ardından gitmeleriyle mümkündür. Tarih henüz bu soru hakkında kararını vermiş değil. Rusya’da henüz burjuva devrimleri tamamlanmamıştır.”[1]

[Vladimir Lenin, “Rusya’da Parti-İçi Savaşımın Tarihsel Anlamı”]

Plehanov ve Lenin, Rusya’nın küçük burjuva bir ülke olması ve azımsanmayacak feodal çelişkilerin varlığından yola çıkıyorlar ama birisi devrimci, birisi ise karşı-devrimci bir pozisyon alıyor.

Troçki ise burjuva demokratik devrimler çağında olan Rusya’yı gelişmiş bir Avrupa ülkesiyle karıştırarak, kendi yolunu formüle etmeye çalışıyordu. Troçki’nin Rusya tahlili ve başarısız olan Sürekli Devrim teorisi aslında Aleksandr Parvus’tan çokça etkilenmişti ve özgün değildi, Lenin, bu durumla çokça alay ederdi. Troçki, tek bir çırpıda gerçekleşecek sosyalist devrime bel bağlayan ve tarihsel aşamaları atlamak isteyen biriydi. O günün Rusya’sının çelişkilerini Avrupa’daki sosyalist devrim yöntemiyle çözmek istiyordu, Rusya’nın özgül koşulları onun umrunda değildi. Sürekli devrimin özü budur, Troçki köylülüğün rolünü reddediyordu ve gelişmiş kapitalist ülkelerde uygulanacak devrim stratejisini Rusya’ya uyarlamaya çalışıyordu. Lenin’e göre Troçki, Rusya’yı tahlil edemeyen yarı-Menşeviğin tekiydi.

“Hem Martov hem de Troçki, burjuva devrimini gerçekleştirmekte olan Rusya’yı, bu devrimleri çoktan kapatmış olan Avrupa ile kıyaslayarak farklı türden tarihsel dönemleri aynı kefeye koyuyorlar.”

[Vladimir Lenin, “Rusya’da Parti-İçi Savaşımın Tarihsel Anlamı”]

“Troçki’nin özgün teorisi, Bolşeviklerden kararlı bir proleter devrimci mücadele ve siyasi iktidarın proletarya tarafından fethedilmesi çağrısını, Menşeviklerden ise köylülüğün rolünün “reddedilmesini” ödünç almıştır.”[2]

[Vladimir Lenin, “On the Two Lines in the Revolution”]

Lenin ve Troçki Aynı Çizgiye mi Geldi?

Üç çizgiyi anladığımıza göre, tarihleri biraz ileri alalım ve 1917’ye gidelim. Tüm Troçkist yalancıların en büyük yalanı bu yılda yaşananlar hakkındadır, onlara göre Lenin, 1917’de Troçki’ye hak vermiş, Nisan Tezleri ile de bunu tescillemiştir.

Birincisi, Lenin’e göre, 1917’de Rusya hâlâ küçük-burjuva bir ülkedir[3] buradan da anlaşılacağı üzere, tahlilinden bir geri dönüş söz konusu değildir. Öte yandan, Troçki tarafında da yapılan yanlış tahlilden geri dönüş söz konusu değildir.

1917 yılına gelindiğinde Rusya’da devrim olmuş, Çar baştan indirilmiş ve birbiriyle iç içe geçmiş iki hükümet ortaya çıkmıştı: burjuva hükümeti ile işçilerin ve köylülerin demokratik diktatörlüğü (İKDD). İKDD’nin ortaya çıkışı, teoride zaten yazılıp çizilmiş, tartışılmış, öngörülmüştü fakat ortaya çıkan İKDD, hayal edilenden farklı bir şekilde, ikili iktidar biçiminde var olmuştu. Lenin, bu durumu “hayat yeşil, teori ise gridir” diyerek açıklar. Ortaya ikili iktidar biçiminde çıkan İKDD, her geçen gün kendi isteğiyle burjuva hükümetine teslim oluyor, kontrolünü kaybediyordu.

"Örneğin Bolşevizmin eski "formülleri"ni tümlemeyi ve düzeltmeyi bilmek gerek, çünkü ortaya çıkmış olduğu gibi bunlar gerçi genelde doğruydu, ama somutta gerçekleşmesinin başka türlü olduğu görüldü. İkili iktidarı önceden hiç kimse düşünmedi ve düşünemezdi.”

[Lenin, “İkili İktidar Üzerine”]

Bu iki iktidarın birisi Rus liberal burjuvazisini, diğeri ise işçi, asker ve köylülüğü temsil ediyordu. Peki Sovyetler, neden her geçen gün teslim oluyordu? Çünkü Sovyetler’de çoğunluk, ilk başta Menşevik ve SR’larda bulunuyordu, bunun nedenini ise Lenin, politik deneyimi olmayan milyonlarca insanın uyanıp politik eyleme girişmesine dayandırır. Bu insanlar, çoğunlukla burjuvazi ve proletarya arasında yer alan esnaflar, yoksul köylüler ve köylülükten işçiliğe yeni geçmiş kişilerdi ve Menşevik-SR küçük burjuva görüşü onları zehirlemişti. Küçük burjuva görüşü yalnızca aradaki yığınları değil bilinçli proletaryayı bile birçok bakımdan ezip geçmiş ve sovyetlerde üstünlüğü elde etmişti. Yetkiyi ele alan hain Menşevik-SR’lar, ilk günden burjuvazi ve toprak ağalarıyla anlaşmaya varıp burjuva hükümetini kurmuş, “köylüye toprak” ve “emperyalist savaşa son” gibi sloganları umursamaz olmuşlardı. Devrimin ilk zamanlardaki başarısının sarhoşluğuna kapılan geniş halk yığınları, Menşevik-SR’lara kanmışlar, burjuva hükümetinin sovyetlerin işleyişine zarar vermeyeceğini sanarak, devlet iktidarını burjuvaziye teslim etmeye razı olmuşlardı. Artık Bolşevik partisinin önünde burjuva hükümetinin emperyalist niteliğini, Menşevik-SR’ların ihanetini ve devrim daha ileriye gitmedikçe köylülerin toprağa ve barışa kavuşamayacağını yığınlar arasında sabırlı bir çalışmayla anlatma görevi vardı.

Lenin Rusya’ya geldiğinde durumu gördü ve İKDD’nin gerçekleştiğini fakat ikili iktidar biçiminde var olduğunu ve teslim olmaya başladığını, bu ikili iktidar durumundan dolayı sürmekte olan köylülüğün devriminin hâlâ tam olarak tamamlanamadığını, demokratik devrimin tam anlamda yalnızca İKDD’yi günden güne yok eden burjuva hükümetin ve burjuva hükümeti emperyalist savaşta savunma politikasının reddiyle ve devlet iktidarının sovyetlere aktarılmasını gerektiren bir proleter devrimle tamamlanacağını söyledi. Öncesinde söylediği gibi İKDD’nin sonrasının proleter devrim olacağını ve ikisinin arasında set olmayacağını söyledi. Nisan Tezleri’ni kaleme aldı ve o meşhur çağrıyı yaptı: “Tüm iktidar sovyetlere!”

“İşçiler, Çarlığa karşı yürüttüğünüz İç Savaş'ta, proleter ve halk kahramanlığının eşsiz örneklerini verdiniz. Şimdi, devrimin ikinci aşamasında da, sizi zafere ulaştıracak yolları açmak için proleter örgütlenmenin ve tüm halkı örgütlendirmenin eşsiz örneklerini vermelisiniz!”

[Lenin, “Uzaktan Mektuplar”]

Lenin, zaten İki Taktik’te proletaryanın Çarlığı devirdikten sonra sosyalist devrimi gerçekleştirmeye koyulacağını söylemişti. Nisan Tezleri’ndeki yenilik, bu tezlerin sosyalist devrime geçişin ilk adımları için teorik temele dayanan somut bir plan getirmiş olmasıydı. Somutluğunu 1917’de yaşananlardan, yani İKDD’nin teslimiyete sürüklenen ikili iktidar durumundan ve hâlâ tam anlamıyla tamamlanmamış olan köylülüğün demokratik devriminin hesaba katılmasından alıyordu. Bunları hesaba katmasa 20 yıldır sosyalist devrim için çığırtkanlık yapan Troçki gibi köylülüğün rolünü yok sayan sıçramacı sosyalist devrimci anlayışı benimsemiş olurdu. İşte fark budur, Troçki, başından beri tahlilini yanlış kurarak yanlış programlar ortaya koymuştur. Lenin ise İki Taktik ile Nisan Tezleri arasındaki süreklilikte görülebileceği gibi değişen Rusya’yı, yani 1917 Rusya’sını tahlil etmiş, somut görevleri önümüze koymuştur. Lenin, birden “aydınlanma” yaşayıp Troçki’nin sıçramacı anlayışına kaymamıştır, anlatılanın aksine. İKDD’nin ilerisine yürünüp devrim ilerletilecektir ama köylülük ve küçük-burjuva tabakalar yok sayılmayacaktır, onların kurtuluşu da burjuva hükümetinden kurtulmaktan geçmektedir. İşte İki Taktik ve Nisan Tezleri arasındaki diyalektik budur.

İşte Lenin’in bu çıkışı Parti’nin sağ kanadında Troçkizm olarak yorumlandı ve Kamenev Lenin’e “köylülüğün rolünü reddedip tarihsel aşamaları atlamak istemek” ithamında bulundu. İşte o kilit makale bunun üzerine yazıldı: Taktik Üzerine Mektuplar. Bu makale, sağ kanada Lenin’in kendisinin Troçkizme saplanmadığını anlattığı makaledir.

“Fakat sübjektivizme düşme, köylü hareketinin henüz sonuçlandırmadığı burjuva-demokratik karakterli tamamlanmamış devrim üzerinden sosyalist devrime ‘sıçrama’ isteğine düşme tehlikesi altında değil miyiz?

Eğer: ‘Çar’a hayır, gelsin işçi hükümeti’ deseydim, bu tehlikenin tehdidi altında olurdum. Fakat ben bunu söylemedim, ben başka bir şey söyledim. Ben, Rusya’da (burjuva hükümeti bir yana bırakılırsa), İşçi, Kır İşçisi, Asker ve Köylü Temsilcileri Sovyetleri dışında başka bir hükümetin olamayacağını söyledim. Rusya’da iktidarın şimdi, Guçkov ve Lvov’dan ancak bu Sovyetler’e geçebileceğini söyledim. Bunlarda ise tam da köylülük ağırlıktadır, askerler ağırlıktadır, bilimsel, Marksist bir terim kullanmak ve günlük yaşamın alışılmış, darkafalı mesleki tanımı yerine sınıf karakterini vurgulamak gerekirse, küçük-burjuvazi ağırlıktadır.

Tezlerimde, henüz aşılmamış köylü ya da genelde küçük-burjuva hareketinin her türlü atlanışına karşı, bir işçi hükümeti tarafından “iktidarın ele geçirilmesi”yle her türlü oyuna karşı, her türlü Blankist maceraya karşı kendimi kesinlikle güvenceye aldım, çünkü doğrudan Paris Komünü deneyimine işaret ettim.”

[Lenin, “Taktik Üzerine Mektuplar”]

İşte bu makale, mükemmel bir yanıt. “Ben, Troçki gibi somut durumun somut tahlilini yapmadan sosyalist devrim çığırtkanlığı yapmıyorum, İKDD gerçekliğe kavuşmuştur ve bu açıdan demokratik devrim tamamlanmıştır fakat beklenmeyen biçimde İKDD, ikili iktidar biçiminde var olmuş, burjuva hükümete teslim olmaya başlamıştır ve bu yüzden köylülüğün demokratik devrimdeki taleplerini çözümlendirememiştir” der Lenin. Bu yüzden “İKDD’nin ilerisi olan sosyalist devrimde köylülüğün varlığı, talebi reddedilemez ve bundan dolayı saf bir işçi hükümeti savunulamaz. Bunu savunmak Troçkizm, yani sosyalizme sıçramacılık olur” der Lenin özetle.

Lenin burada açık açık söylemez ama “Çar’a hayır, gelsin işçi hükümeti” sloganı Troçki ve onun sıçramacı sosyalist devrimci anlayışına aittir. Başka bir makalede bunun Troçki’ye ait olduğunu söyler:

“Troçkizm: ‘Çar’a hayır, yaşasın işçi hükümeti.’ Bu yanlıştır. Bir küçük burjuvazi mevcuttur ve bu göz ardı edilemez. Ancak o (küçük burjuvazi) iki parçadan oluşur. Bu iki parçadan daha yoksul olanı, işçi sınıfının yanındadır.”[4]

[Lenin, “The Petrograd City Conference of the R.S.D.L.P. (Bolsheviks)”]

Yani Troçki, 20 yıldır aynı sıçramacı çizgiyi savunurken, Lenin gerçekliğe dönüşen İKDD’yi tahlil eder ve çözümlenmeyen çelişkilerden İKDD’nin sonrası olan devrimin saf bir işçi hükümeti olmayacağını geniş halk kitlelerini ilgilendirdiğini savunur.

Lenin’e göre İKDD, devlet erki konusunda gerçekleşmiş ve burjuva hükümetle iç içe geçmiştir ama bu yüzden toprak sorunu gibi sorunları çözememiş, burjuva hükümete teslim olduğu için de çözemeyecektir. Ama Kamenev, demokratik sorunların çözülmesini teslimiyeti ilerletmekte, burjuva hükümetinin varlığını kabul edip sadece baskı yapmakta ve sosyalizme doğru ilerlemeyi reddetmekte, yani “İKDD’yi tamamlamak”ta görmüştür ve sorunlar çözülmeden sosyalist devrime yürünemeyeceğini savunur. Lenin ise gerçekleştirilememiş demokratik görevlerin burjuva hükümetiyle iç içe geçmiş İKDD tarafından İKDD teslim olduğu için gerçekleştirilemeyeceğini, oturup gerçekleşmesi için beklemenin veya burjuva hükümetine gerçekleştirilmesi yönünde baskı yapmanın hiçbir işe yaramayacağını, sadece burjuva hükümetinin İKDD’yi tamamen sönümlemesi için zaman kazanmasına yarayacağını, demokratik görevlerin ancak burjuva hükümetini yıkıp sosyalist devrime yürünerek gerçekleştirilebileceğini çünkü büyük toprak sahiplerine karşı tam zaferin elde edilmesinin aynı zamanda köyde proleter devrime kaçınılmaz geçişi doğuracağını, köylü devriminin tamamlanmasının günümüz koşullarında ancak proleter devrimin tamamlanmasının yan ürünü olarak bu devrimle iç içe geçerek başarılabileceğini söyler. İKDD, devlet erki bakımından gerçekleşmiş ama teslimiyetten dolayı gerçekleştiremediği köylülüğün devrimini miras bırakmıştı, sosyalist devrime yürünürken bu unutulmamalıydı ve yan ürün olarak tamamlanmalıydı işçi, köylü ve asker hükümeti tarafından. Yan ürün olarak tamamlamayı satrançtaki geçerken alma (en passant) kuralına benzetebiliriz. Köylü devriminin atlanmaması için Kamenev’in istediği gibi uzun soluklu İKDD döneminin yaşanması gerekmiyordu çünkü varolan İKDD, zaten uzun süreli var olamayacaktı, ilk günden teslim olmaya başlamıştı ve bu yüzden demokratik görevleri de tamamlayamamıştı. Eninde sonunda iki iktidardan biri galip gelecekti.

En önemli nokta şudur: Lenin’in sosyalist devrime yürümek istemesi,, demek değildir ki Lenin, sonuçlanmamış köylü devrimini atlayıp işçi hükümeti sloganını haykırıyor, yani Troçkizme yani sosyalist sıçramacılığa geçiş yapıyor. Böyle bir atlanmaya karşı Lenin, güvenceyi, köylü kitlelerinin temsilcilerini bağrında toplayan ve proletaryayı proletarya devrimi yolunda köylü devriminin önderi olarak bu kitlenin başına geçiren sovyetlerin tek başına iktidarı şiarında görüyordu. Taktik Üzerine Mektuplar’daki alıntı şimdi okuyucumuz için açıklığa kavuşmuştur diye umuyoruz. İki Taktik ve Nisan Tezleri arasındaki diyalektik ilişki özetle budur. Lenin, yanlış olduğunu anlayıp Troçkizme dönmemiştir, bazılarının anlatısına göre.

Artık daha fazla söze ihtiyaç var mı? “Cidden Tezlerimde (Nisan Tezleri) köylülüğün yok sayılması ve iktidarın işçi hükümeti tarafından ele geçirilmesine yani Troçkizme yani sürekli devrime yani sosyalizme sıçramacılığa yer vermedim, ikili iktidar biçiminde var olmuş ve her geçen gün teslim olan bu yüzden de köylülüğün devrimini tamamlayamayacak olan İKDD’nin ikili durumunu kabullenen ‘devrimini sonuna kadar sürdüme’yi ki teslimiyetten dolayı bu imkânsızdır, savunan Kamenev’e karşı çıkıp yığınların proletarya önderliğindeki sovyet iktidarını ve ancak bu iktidarın sosyalist devrimle birlikte yan ürün olarak köylülüğün devrimini tamamlayabileceğini savundum” diyen birisi, Nisan Tezleri’nde nasıl Troçki ile aynı çizgiye gelmiş olabilir? Daha ne kadar bu kanıtları göz ardı edeceksiniz ve yalanlar söylemeye devam edeceksiniz?

Nisan Tezleri ve yan metinler, ikili iktidarla birlikte İKDD’nin burjuva hükümetiyle iç içe geçtiğini ve İKDD’nin teslim olduğunu, bu yüzden köylülüğün devriminin görevlerini yerine getiremeyeceğini göremeyen, burjuva hükümetinin “İKDD onu denetlediği ölçüde” desteklenmesini savunan, savaş burjuva hükümet tarafından sonlandırılana kadar savaşın canla başla sürdürülmesi gerektiğini düşünen, İKDD, henüz sonuçlanmadığı için proleter devrime geçiş sorununu uzak bir geleceğin sorunu olarak gören Sağ Oportünist Kamenev ilee köylülüğün rolünü reddeden, köylülüğün tamamlanmamış devriminin atlanmasını isteyen sıçramacı Sol Oportünist Troçki’ye mükemmel bir yanıttır. Leninist çizginin mükemmel bir örneğidir. Taktik Üzerine Mektuplar ise sağ kanada Lenin’in sol oportünist kanada geçmediğini anlatma çabasıdır.

Troçkistler ve Kamenev, İki Taktik ve Nisan Tezleri arasındaki diyalektik ilişkiyi anlamamış, somut durumun somut tahlilini yapan Lenin’e birisi saldırmak diğeri sahiplenmek için Sürekli Devrim teorisine yakınlaştığını, benimsediğini iddia etmişlerdir. Sağ oportünizm ve sol oportünizm, bir madalyonun iki farklı yüzüdür ve nihayetinde aynı şeye hizmet ederler.

“Kim Neyi Savundu?” Tablosu

Kamenev: “Eski Bolşevik” tezleri savunduğunu iddia ederek, demokratik devrimin (veya İKDD) henüz sonuçlanmadığını, İKDD’nin sonuna kadar götürülmesi gerektiğini ve ancak o zaman sosyalist devrim aşamasına geçileceğini savundu. 1917’yi 1917’de gerçekleşenlere bakarak değil, 1905’e bakarak yorumladı. İkili İktidar durumunu yorumlayamadı ve burjuva hükümetinin “denetlendiği” ölçüde desteklenmesini gerektiğini, ayrıca savaşın devam etmesi gerektiğini söyledi.

Troçki: En başından beri burjuva demokratik devrimin atlanışını, bir çırpıda gerçekleşecek olan sosyalist devrimi savundu ve Rusya’yı açıkça tahlil edemedi.

Lenin: İKDD’nin gerçekleştiğini fakat ikili iktidar biçiminde var olduğunu, her geçen gün burjuva hükümete teslim olduğunu ve bu yüzden köylülüğün devrimini tamamlayamayacak olduğunu söyledi. İKDD, devlet erki konusunda gerçekleşmişti fakat köylülüğün demokratik devrimi henüz sonuçlanmamıştı ve İKDD, ikili iktidar durumundan dolayı teslim olduğu için de köylülüğün devrimini sonuçlandıramazdı. Devrimin ilk aşaması devlet erki açısından sonuçlanmış, iktidar başka bir sınıfın eline geçmişti ve artık ikinci aşamaya geçilecekti fakat köylülüğün tamamlanmayan devrimi yok sayılamazdı. Lenin, sosyalizme sıçramacılığa ve köylülüğün henüz sonuçlanmamış devriminin atlanmasına yani Troçkizme karşı “işçi hükümeti”ni değil, proletaryanın, köylülüğün ve askerlerin hükümetini savunarak ve bu hükümetin tek başına iktidarı ele alıp sosyalist devrime yürümesini ve dolaylı, yan ürün olarak köylülüğün devrimini tamamlanmasını savunarak kendini güvenceye aldı. Ne sağcı Kamenev ne de solcu Troçki’ye uymuştu. O, 1917’de ortaya çıkan benzersiz durumu analiz etti ve mücadele programını Parti’nin önüne koydu.

Mert Ali
17 Nisan 2026
Kaynak

Dipnotlar:
[1] V. I. Lenin, “Rusya'da Parti-İçi Savaşımın Tarihsel Anlamı”, 12 Mayıs 1911, Anadolu Sanat.

[2] V. I. Lenin, “On the Two Lines in the Revolution”, 20 Kasım 1915, MIA.

[3] V. I. Lenin, Seçme Eserler, “Devrimin Görevleri”, 6. Cilt, İnter Yayınları. “Rusya küçük-burjuva bir ülkedir. Nüfusun muazzam yoğunluğu bu sınıfa mensuptur.”

[4] V. I. Lenin, “The Petrograd City Conference of the R.S.D.L.P. (Bolsheviks)”, 27 Nisan-5 Mayıs 1917, MIA.

0 Yorum: