21 Ağustos 2026

George Jackson: Siyahilerin Mücadelesinin Herkese Ayan Kitabı

Dünyanın dört bir yanındaki okurların ekseriyetine “George Jackson” ismi yabancı, hatta muğlâk gelebilir. Bazıları ise Jackson’ın Amerika’nın en sert hapishanelerinden birinde hapsedilmiş tehlikeli suçlu olarak, Soledad Hapishanesi’ndeki tüm ağır silahlı gardiyanları öldürebilecek suç işleme becerisine sahip olduğu ve kaçmaya çalışırken öldürüldüğü yönündeki resmi Amerikan anlatısına inanmaktadır.

Küba’daki Domuzlar Körfezi olayından Vietnam’daki Tonkin Körfezi olayına kadar, önde gelen isimlere ve aktivistlere karşı uydurma suçlamalar yöneltmek, Amerikan medyasının gerçeği gizlemek için kullandığı hilelerden biridir. George Jackson, görünüşte 70 dolar çalmaktan hapse atıldı ve siyahi olduğu için sadece bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Jackson, siyahiliğin bir boyun eğme simgesi değil, amansız bir devrimci mücadelenin bayrağı olması gerektiğine inandığı için yıllarca en aşağılayıcı koşullar altında hapsedildi. Bu inancını diğer mahkûm arkadaşlarına canlı bir kanıt olarak gösterdiği için öldürüldü. Beyaz devlet görevlileri, kendisi ve yoldaşları John Clecht ve Flita Darmgwa aleyhine, bir gardiyanın öldürülmesi iddiasıyla uydurma bir suçlama yönelttiler. Bu suçlama, otomatik olarak ölüm cezasını gerektiriyordu.

George Jackson: Organik Aydın

Kölelik günlerinden günümüze dek ABD, Afrikalı-Amerikalı siyasi tutsakların katledildiği, katledenlerin ceza almadıkları büyük bir hapishanedir. Siyahilerin hayatı gerçekten de ucuzdur. George Jackson, Ağustos 1971’de öldürüldüğünde 29 yaşındaydı. 11 yılını parmaklıklar ardında, 7 yılını da hücre hapsinde geçirmişti.

Cezaevi yönetimi, hücresinde Marx, Mao ve Troçki’ye ait iki yüzden fazla kaçak kitabın yanı sıra Filistinli şair Semih Kasım’ın “Güneşin Düşmanı” adlı şiirini buldu. George Jackson, adaletsizliğin ve baskının kaynağının aynı olduğuna inanan, Filistin mücadelesini destekleyen bir enternasyonalistti. Siyahiler ve Filistinli tutsaklar arasında ortak bir dil konuşulduğunu, Filistin direnişinin uğruna savaştığı şeyleri kendisinin ve Kara Panter Partisi’nin de savunduğunu düşünüyordu. Jackson, emperyalist ABD’nin suçlu Siyonist teşekkülün arkasında olduğunu sürekli vurguladı. Kara Panter Partisi, Filistin hakkında beş resmi bildiri yayınladı. Filistin Kurtuluş Örgütü üyelerinin Kara Panter bülteninde yazı yazmasını sağladı.

George Jackson, örgütlü işçi ve köylü gücünün bir parçası olmadığı için “lümpen proletarya” olarak adlandırılan “siyahi proleter” sınıfa mensuptu. Üretim sisteminden kopuk olması nedeniyle, kendisi ve onun gibiler, örgütlü devrimci adımlar atmaları konusunda güvenilmez olarak görülen Amerikalı sosyalist partiler tarafından her zaman hor görüldüler. Bu sınıf, Amerikan İç Savaşı sırasında kırsal kesimi terk ederek, şehirlerdeki gecekondu mahallelerine doluşan, bir kısmı Detroit gibi limanlara ve sanayi şehirlerine göç ederek kırıntılarla geçinen alt proletaryayı oluşturan köylülerden geliyordu.

Ancak George Jackson, tıpkı kendisinden önce Malcolm X gibi, hapishanede kendini öyle bir noktaya kadar eğitti ki, siyahilerin çağdaş tarihsel gerçekliğine dair geliştirdiği devrimci fikriyat, Amerika’daki iktidar yapısını dehşete düşürdü ve onun fiziksel olarak ortadan kaldırılmasına yol açtı. Hapisteyken Jackson, Soleidad Brother [Soleidad’daki Kardeş”] ve Blood in My Eye [“Gözümdeki Kan”] adlı iki kitabın yanı sıra, Amerika'nın gettolarındaki siyahi veya “lümpen proleter” kitlelerin devrimci potansiyeline dair büyüleyici bilgiler sunan çok sayıda yazı kaleme aldı.

Bu sınıfın devrimci potansiyeliyle ilgili en ünlü sözlerinden biri şudur:

“Sanayi tarihinin başlarında işçiler, ‘çalışma hakkı’ sloganını ortaya attılar. Bugün bile, ABD’deki siyahilerin büyük bir kısmı, bu temel haktan mahrum bırakılıyor. Geçici işçi olarak yaşıyorlar, en son işe alınan ve ilk işten çıkarılanlar onlar. Onları devrimci saflara örgütlemek için işsizler ile lümpen proleterler arasındaki çizgiyi göz ardı etmemeliyiz.”

Gerçekten de, hapishanede yazdığı broşürler, halka açık tuvaletlerde ve otobüs terminallerinde uyuyan çok sayıda siyahi çocuğu ve genci Kara Panter Partisi’nin saflarına kattı. ABD’de bazılarının devrimci eylem için uygun görmediği 33 milyon siyahi, aslında hayatta kalmaları açısından en çok ezilen ve tehdit altında olan insanlardı.

George Jackson’ın büyüklüğü, Amerika’daki en savunmasız ve ezilmiş kesimlerin dinamik bir savunucusu olarak üstlendiği rolde yatmaktadır. Mahkûm arkadaşlarına yaptığı konuşmalar, hapishaneyi çete savaşlarının yaşandığı bir savaş alanından, gardiyanlara karşı onur ve özgürlük için ortak mücadeleyi ifade eden birleşik bir dayanışma cephesine dönüştürdü. George Jackson, Soleidad Brother adlı kitabında, bu mücadelenin son birkaç yıldaki evrimini etkileyici bir dille ortaya koyuyor.

27 Şubat 1970’te, siyahi ve Meksikalı mahkûmlar, San Quentin Hapishanesi’nde mahkûmlar için daha iyi yaşam koşulları talep eden, hapishanelerdeki yarı zorunlu çalışma koşullarını, yetersiz sağlık hizmetlerini ve gardiyanların kötü muamelelerini kınayan barışçıl protestolar düzenlemek üzere bir ittifak kurduklarını duyurdular.

Beyaz olmayan mahkûmların bu düzeydeki seferberliği, cezaevi yetkililerini ve beyaz üstünlükçü gruplara (neo-Naziler) mensup mahkûmları alarma geçirdi. Beyaz yetkililerin bu neo-Nazilerin yanında yer almasıyla, siyahi ve Meksikalı mahkûmlar, katliamlara ve kundaklamalara maruz kaldı. Hedef alınanlar arasında George Jackson da vardı. Hücresinde öldürülmüş halde bulundu. Amerikan medyası, kendisinin kaçmaya çalışırken öldürüldüğünü söyledi. ABD yönetimi ve FBI, solcu ve ilerici hareketlerin benzeri görülmemiş yükselişi karşısında cezaevi isyanlarıyla mücadele etmek için bir dizi gizli mekanizmayı devreye soktu.

Kara Panterler: Hapishanelerin İçinde ve Dışında Mücadele İçin Model

Protestoların yankıları, gün geçtikçe ABD’deki diğer hapishanelere de yayıldı. İlk olarak, Baltimore’dan Teksas’a kadar birçok yerde devrimci kadrolar meydana getirdiler. Mahkûmlar, beyaz kapitalist Amerika’nın demokratik görünümünü ortadan kaldıran, azınlık özgürlüğü, sınıf kurtuluşu ve ırk ayrımcılığının sona ermesi bayrağını yükselten şiirler, makaleler ve mektuplar yazdılar. Özgürlüğün ancak etnik azınlıkların devletin ve hiyerarşik güç yapısının kontrolü dışında kendi işlerini yönetebilmeleri, dayanışma ve sosyal destek ağı kurarak ve toplumsal, ekonomik ve politik mücadele için kapsamlı bir altyapı oluşturarak mümkün olacağına inanıyorlardı.

İkinci olarak, bu hareket, Jackson’ın da belirttiği gibi, Afrikalı-Amerikalı topluluğuna siyahi aydınların çaresizliğini gösterdi:

“Sosyoloji kitaplarında, Amerikan okullarındaki orta sınıf siyahi çocuklara, dünyada yiyecek, giyecek veya barınaktan yoksun, eziyet gören siyahi kardeşlerinin antisosyal olduğu ve suçlu olarak etiketlendiği öğretiliyor, oysa gerçekte Amerika’yı yönetenler, suçlulardır.”

Böylece, acı çekenler, işsiz sokakların, getto sakinlerinin ve azınlık gruplarından haksız yere hapsedilenlerin güçleriyle, özellikle de radikalizmiyle olduğu kadar sermayenin ve beyaz egemen sınıfın gücüyle yüzleşmesiyle ve farklı bir demokrasi anlayışı ile alternatif bir yönetim ve özyönetim modeli sunmasıyla öncü bir proje ortaya koyan Kara Panterler ile ittifak kurmanın gerekliliğini fark ettiler. Örgüt, ekmek, özgürlük, düzgün konut, istihdam, bağımsız bir eğitim sisteminin kurulması, polis şiddetine son verilmesi ve haksız yere hapsedilenlerin serbest bırakılmasını talep eden on maddelik bir kurtuluş vizyonu sundu.

Üçüncüsü, siyah mahkûmların cesareti, beyaz Amerika’da da bir karşılık buldu. Örneğin, küçük bir grup beyaz aktivist, onlara karşı olumlu bir tavır takındı. Yeraltında Hava Durumu, Jackson’ın öldürülmesini kınamak için birkaç yürüyüş düzenledi. Komünist Parti, siyahi mahkûmların ve Kara Panterler’in cinayetin soruşturulması taleplerini destekledi. Amerika’daki liberal partiler, halkın koyduğu bu tepkilerden rahatsız oldu, çünkü Amerikalı liberaller, beyaz kapitalist toplumun ıslah edilemeyecek kadar yozlaşmış olduğu gerçeğinin dillendirilmesinden pek hoşnut değillerdi.

Dördüncüsü, Amerika’daki siyahi mahkûmların ve George Jackson’ın çabaları uluslararası planda da yankı buldu. Kara Panter liderlerine ve Angela Davis’e yöneltilen suçlamalar, dünyanın birçok yerinde kınandı. Havana ve Leipzig gibi birçok yerde savunma ve dayanışma komiteleri kuruldu. Asya, Afrika ve Latin Amerika Halklarıyla Dayanışma Örgütü (OSPAAAL) 18 Ağustos’u Afrika kökenli Amerikalılarla uluslararası dayanışma günü ilan ederek tüm politik mahkûmların serbest bırakılmasını istedi.

“Kara Panterler” ve “Siyahların Hayatı Önemlidir” Arasında

George Jackson, yazılarında kendi ölümünü öngörmüştü, çünkü o, beyaz emperyalizmin merkezinde sosyalist ve hümanist bilinci geliştirmeye çalışmanın ne anlama geldiğinin son derece farkındaydı. Ondan sonra mücadele sona ermedi. Hapsedilen Kara Panterler, yaygın şiddete son verilmesini talep etmek ve ırk ayrımcılığı uygulamasını protesto etmek için açlık grevleri örgütlediler.

Amerika’da prosedürler kutsaldır, adalet ise tali bir ayrıntıdır. Adalet, birçok siyahi ve Meksika kökenli Amerikalının parasının yetmeyeceği bir lükstür. Jim Crow yasalarıyla pekiştirilen ırk ayrımcılığı sistemi yıkılmış olsa da, mirası ve ondan önce gelen kölelik sisteminin mirası, daha az belirgin biçimlerde kendini göstermeye devam ediyor. Irkçılık ve adaletsizlik ise derinlere kök salmış durumda.

George Jackson’ın öldürülmesinden günümüze kadar, Amerika’daki ezilen siyahilerin birikmiş öfkesini yansıtan dramatik sahneler tekrar tekrar yaşandı. Ancak henüz geniş bir halk tabanına sahip ve programları arasında, çoğunluğu Amerikan polis şiddetinin kurbanı olan siyah işçi sınıfına yönelik radikal bir hedefe doğru somut bir değişim içeren bir parti ortaya çıkmadı.

Siyahların Hayatı Önemlidir hareketinin, kuruluş tarihinin izlediği yolu birebir takip ettiğini varsaymak bir hatadır. Hareketin başında bulunan, DeRay McKesson ve Shaun King gibi isimler, hitabet yeteneği olan, kameraların dikkatini çekebilen orta sınıf veya küçük burjuvaziden, düzene uyumlu aktivistler arıyorlar.

Gerçekten de bu isimler, arzuladıkları şöhrete ve servete kavuştular. Hareket, artık birçok iş adamı ve şirketin hâkimiyeti altında. Hareketin yapısının en altında, George Jackson’ın tanımladığı türden, işçi sınıfının ve lümpen proletaryanın evlatlarının bulunduğunu kimse inkar edemez tabii. Ancak bu nispeten daha radikal olan unsurlar, hareketin liderlerinin beyaz burjuva iktidarına karşı radikal bir tavır almalarını istemedikleri mahallelere dağılmış haldeler.

Bu nedenle, “Siyahların Hayatı Önemlidir” hareketini “Kara Panter” hareketinin bir uzantısı olarak görmek yanlış, çünkü ikincisi, başından beri, siyahilerin kasıtlı olarak öldürülmesini bireysel hatalara değil, on milyonlarca vatandaşın, özellikle de çalışan ve emek veren siyahilerin, ten rengi nedeniyle yaşadığı yoksulluk, aşağılanma, güvensizlik ve ayrımcılığın kapsamlı yapısal gerçekliğine bağlayan radikal bir siyasi duruşu benimsemiştir.

Bu devlet destekli terör, Amerikan imparatorluğunun temel taşlarından biridir ve tüm işçi sınıfına karşı burjuva sınıfının baskı aygıtı olarak iş görmektedir. Siyahilerin zulme uğraması ve işçi sınıfının renk, din, cinsiyet ve ırk temelinde bölünmesi, Amerikan emperyalizmini korumak için tasarlanmış, işçi sınıfına karşı düşmanca bir strateji oluşturan ırkçı bir siyasi ve kültürel yapının ayrılmaz parçasıdır.

Kara Panter Partisi, sınıf mücadelesi ve kurumsal ırkçılıkla iç içe geçmiş kapitalizme karşı mücadele konusunda belirli bir olgunluk düzeyine sahipti ve bunu, en önemlileri konut sorunları, yoksulluk ve ırkçılıkla mücadele, cinsiyet eşitliği, militarizm karşıtlığı ve emperyalizm karşıtlığı olan on maddeyle bağlantılı Maoist parti programında ifade ediyordu.

Parti, mütevazı medya organları aracılığıyla, siyahilerin özgürleşmesinin, üretim araçlarının sosyalist kooperatif temelli kontrolü olmadan mümkün olamayacağını, topluma ait servetin dağılımında bir değişimin ancak bu sayede sağlanabileceğini savundu. Kimlik politikası için gerçek mücadelenin, her zaman daha geniş kapsamlı sınıf politikası mücadelesiyle bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Parti, programının dünyanın dört bir yanındaki ezilen halkların mücadeleleriyle dayanışma içinde olmak olduğuna inanıyordu.

Katledilmeden önce George Jackson, örgütlenmeyen siyahi işçi sınıfının salt sömürü için hammaddeden ibaret olduğunu dile getirmişti. Bir getto devriminin başarısının nihai koşulu, liderlik, rehberlik, doğru bakış açıları ve doğru programı sağlayabilecek öncü bir devrimci oluşumun varlığıdır. Bugün böyle bir oluşumun yokluğu, Amerika’daki mevcut siyahi ayaklanmasını sekteye uğratan önemli bir zafiyet kaynağıdır.

Kribsu Diallo
7 Kasım 2020
Kaynak

0 Yorum: