Dünyanın
dört bir yanındaki okurların ekseriyetine “George Jackson” ismi yabancı, hatta muğlâk
gelebilir. Bazıları ise Jackson’ın Amerika’nın en sert hapishanelerinden
birinde hapsedilmiş tehlikeli suçlu olarak, Soledad Hapishanesi’ndeki tüm ağır
silahlı gardiyanları öldürebilecek suç işleme becerisine sahip olduğu ve kaçmaya
çalışırken öldürüldüğü yönündeki resmi Amerikan anlatısına inanmaktadır.
Küba’daki
Domuzlar Körfezi olayından Vietnam’daki Tonkin Körfezi olayına kadar, önde gelen
isimlere ve aktivistlere karşı uydurma suçlamalar yöneltmek, Amerikan
medyasının gerçeği gizlemek için kullandığı hilelerden biridir. George Jackson,
görünüşte 70 dolar çalmaktan hapse atıldı ve siyahi olduğu için sadece bir yıl
hapis cezasına çarptırıldı.
Jackson,
siyahiliğin bir boyun eğme simgesi değil, amansız bir devrimci mücadelenin
bayrağı olması gerektiğine inandığı için yıllarca en aşağılayıcı koşullar
altında hapsedildi. Bu inancını diğer mahkûm arkadaşlarına canlı bir kanıt
olarak gösterdiği için öldürüldü. Beyaz devlet görevlileri, kendisi ve
yoldaşları John Clecht ve Flita Darmgwa aleyhine, bir gardiyanın öldürülmesi
iddiasıyla uydurma bir suçlama yönelttiler. Bu suçlama, otomatik olarak ölüm
cezasını gerektiriyordu.
George
Jackson: Organik Aydın
Kölelik
günlerinden günümüze dek ABD, Afrikalı-Amerikalı siyasi tutsakların
katledildiği, katledenlerin ceza almadıkları büyük bir hapishanedir.
Siyahilerin hayatı gerçekten de ucuzdur. George Jackson, Ağustos 1971’de
öldürüldüğünde 29 yaşındaydı. 11 yılını parmaklıklar ardında, 7 yılını da hücre
hapsinde geçirmişti.
Cezaevi
yönetimi, hücresinde Marx, Mao ve Troçki’ye ait iki yüzden fazla kaçak kitabın
yanı sıra Filistinli şair Semih Kasım’ın “Güneşin Düşmanı” adlı şiirini buldu.
George Jackson, adaletsizliğin ve baskının kaynağının aynı olduğuna inanan,
Filistin mücadelesini destekleyen bir enternasyonalistti. Siyahiler ve
Filistinli tutsaklar arasında ortak bir dil konuşulduğunu, Filistin direnişinin
uğruna savaştığı şeyleri kendisinin ve Kara Panter Partisi’nin de savunduğunu
düşünüyordu. Jackson, emperyalist ABD’nin suçlu Siyonist teşekkülün arkasında
olduğunu sürekli vurguladı. Kara Panter Partisi, Filistin hakkında beş resmi
bildiri yayınladı. Filistin Kurtuluş Örgütü üyelerinin Kara Panter
bülteninde yazı yazmasını sağladı.
George
Jackson, örgütlü işçi ve köylü gücünün bir parçası olmadığı için “lümpen proletarya”
olarak adlandırılan “siyahi proleter” sınıfa mensuptu. Üretim sisteminden kopuk olması nedeniyle, kendisi ve onun gibiler, örgütlü devrimci adımlar atmaları
konusunda güvenilmez olarak görülen Amerikalı sosyalist partiler tarafından her
zaman hor görüldüler. Bu sınıf, Amerikan İç Savaşı sırasında kırsal kesimi terk
ederek, şehirlerdeki gecekondu mahallelerine doluşan, bir kısmı Detroit gibi
limanlara ve sanayi şehirlerine göç ederek kırıntılarla geçinen alt
proletaryayı oluşturan köylülerden geliyordu.
Ancak
George Jackson, tıpkı kendisinden önce Malcolm X gibi, hapishanede kendini öyle
bir noktaya kadar eğitti ki, siyahilerin çağdaş tarihsel gerçekliğine dair geliştirdiği
devrimci fikriyat, Amerika’daki iktidar yapısını dehşete düşürdü ve onun
fiziksel olarak ortadan kaldırılmasına yol açtı. Hapisteyken Jackson, Soleidad
Brother [Soleidad’daki Kardeş”] ve Blood in My Eye [“Gözümdeki Kan”]
adlı iki kitabın yanı sıra, Amerika'nın gettolarındaki siyahi veya “lümpen proleter”
kitlelerin devrimci potansiyeline dair büyüleyici bilgiler sunan çok sayıda yazı
kaleme aldı.
Bu
sınıfın devrimci potansiyeliyle ilgili en ünlü sözlerinden biri şudur:
“Sanayi tarihinin
başlarında işçiler, ‘çalışma hakkı’ sloganını ortaya attılar. Bugün bile, ABD’deki
siyahilerin büyük bir kısmı, bu temel haktan mahrum bırakılıyor. Geçici işçi
olarak yaşıyorlar, en son işe alınan ve ilk işten çıkarılanlar onlar. Onları
devrimci saflara örgütlemek için işsizler ile lümpen proleterler arasındaki
çizgiyi göz ardı etmemeliyiz.”
Gerçekten
de, hapishanede yazdığı broşürler, halka açık tuvaletlerde ve otobüs
terminallerinde uyuyan çok sayıda siyahi çocuğu ve genci Kara Panter Partisi’nin
saflarına kattı. ABD’de bazılarının devrimci eylem için uygun görmediği 33
milyon siyahi, aslında hayatta kalmaları açısından en çok ezilen ve tehdit
altında olan insanlardı.
George
Jackson’ın büyüklüğü, Amerika’daki en savunmasız ve ezilmiş kesimlerin dinamik
bir savunucusu olarak üstlendiği rolde yatmaktadır. Mahkûm arkadaşlarına
yaptığı konuşmalar, hapishaneyi çete savaşlarının yaşandığı bir savaş
alanından, gardiyanlara karşı onur ve özgürlük için ortak mücadeleyi ifade eden birleşik bir dayanışma cephesine dönüştürdü. George Jackson, Soleidad
Brother adlı kitabında, bu mücadelenin son birkaç yıldaki evrimini etkileyici
bir dille ortaya koyuyor.
27
Şubat 1970’te, siyahi ve Meksikalı mahkûmlar, San Quentin Hapishanesi’nde mahkûmlar
için daha iyi yaşam koşulları talep eden, hapishanelerdeki yarı zorunlu çalışma
koşullarını, yetersiz sağlık hizmetlerini ve gardiyanların kötü muamelelerini
kınayan barışçıl protestolar düzenlemek üzere bir ittifak kurduklarını duyurdular.
Beyaz
olmayan mahkûmların bu düzeydeki seferberliği, cezaevi yetkililerini ve beyaz
üstünlükçü gruplara (neo-Naziler) mensup mahkûmları alarma geçirdi. Beyaz
yetkililerin bu neo-Nazilerin yanında yer almasıyla, siyahi ve Meksikalı mahkûmlar,
katliamlara ve kundaklamalara maruz kaldı. Hedef alınanlar arasında George
Jackson da vardı. Hücresinde öldürülmüş halde bulundu. Amerikan medyası,
kendisinin kaçmaya çalışırken öldürüldüğünü söyledi. ABD yönetimi ve FBI, solcu
ve ilerici hareketlerin benzeri görülmemiş yükselişi karşısında cezaevi
isyanlarıyla mücadele etmek için bir dizi gizli mekanizmayı devreye soktu.
Kara
Panterler: Hapishanelerin İçinde ve Dışında Mücadele İçin Model
Protestoların
yankıları, gün geçtikçe ABD’deki diğer hapishanelere de yayıldı. İlk olarak,
Baltimore’dan Teksas’a kadar birçok yerde devrimci kadrolar meydana getirdiler.
Mahkûmlar, beyaz kapitalist Amerika’nın demokratik görünümünü ortadan kaldıran,
azınlık özgürlüğü, sınıf kurtuluşu ve ırk ayrımcılığının sona ermesi bayrağını
yükselten şiirler, makaleler ve mektuplar yazdılar. Özgürlüğün ancak etnik
azınlıkların devletin ve hiyerarşik güç yapısının kontrolü dışında kendi
işlerini yönetebilmeleri, dayanışma ve sosyal destek ağı kurarak ve toplumsal,
ekonomik ve politik mücadele için kapsamlı bir
altyapı
oluşturarak mümkün olacağına inanıyorlardı.
İkinci
olarak, bu hareket, Jackson’ın da belirttiği gibi, Afrikalı-Amerikalı
topluluğuna siyahi aydınların çaresizliğini gösterdi:
“Sosyoloji kitaplarında,
Amerikan okullarındaki orta sınıf siyahi çocuklara, dünyada yiyecek, giyecek
veya barınaktan yoksun, eziyet gören siyahi kardeşlerinin antisosyal olduğu ve
suçlu olarak etiketlendiği öğretiliyor, oysa gerçekte Amerika’yı yönetenler,
suçlulardır.”
Böylece,
acı çekenler, işsiz sokakların, getto sakinlerinin ve azınlık gruplarından
haksız yere hapsedilenlerin güçleriyle, özellikle de radikalizmiyle olduğu
kadar sermayenin ve beyaz egemen sınıfın gücüyle yüzleşmesiyle ve farklı bir
demokrasi anlayışı ile alternatif bir yönetim ve özyönetim modeli sunmasıyla
öncü bir proje ortaya koyan Kara Panterler ile ittifak kurmanın gerekliliğini
fark ettiler. Örgüt, ekmek, özgürlük, düzgün konut, istihdam, bağımsız bir
eğitim sisteminin kurulması, polis şiddetine son verilmesi ve haksız yere
hapsedilenlerin serbest bırakılmasını talep eden on maddelik bir kurtuluş
vizyonu sundu.
Üçüncüsü,
siyah mahkûmların cesareti, beyaz Amerika’da da bir karşılık buldu. Örneğin,
küçük bir grup beyaz aktivist, onlara karşı olumlu bir tavır takındı. Yeraltında
Hava Durumu, Jackson’ın öldürülmesini kınamak için birkaç yürüyüş düzenledi.
Komünist Parti, siyahi mahkûmların ve Kara Panterler’in cinayetin
soruşturulması taleplerini destekledi. Amerika’daki liberal partiler, halkın
koyduğu bu tepkilerden rahatsız oldu, çünkü Amerikalı liberaller, beyaz
kapitalist toplumun ıslah edilemeyecek kadar yozlaşmış olduğu gerçeğinin
dillendirilmesinden pek hoşnut değillerdi.
Dördüncüsü,
Amerika’daki siyahi mahkûmların ve George Jackson’ın çabaları uluslararası planda
da yankı buldu. Kara Panter liderlerine ve Angela Davis’e yöneltilen suçlamalar,
dünyanın birçok yerinde kınandı. Havana ve Leipzig gibi birçok yerde savunma ve
dayanışma komiteleri kuruldu. Asya, Afrika ve Latin Amerika Halklarıyla Dayanışma
Örgütü (OSPAAAL) 18 Ağustos’u Afrika kökenli Amerikalılarla uluslararası
dayanışma günü ilan ederek tüm politik mahkûmların serbest bırakılmasını istedi.
“Kara Panterler” ve “Siyahların Hayatı Önemlidir” Arasında
George
Jackson, yazılarında kendi ölümünü öngörmüştü, çünkü o, beyaz emperyalizmin merkezinde
sosyalist ve hümanist bilinci geliştirmeye çalışmanın ne anlama geldiğinin son
derece farkındaydı. Ondan sonra mücadele sona ermedi. Hapsedilen Kara
Panterler, yaygın şiddete son verilmesini talep etmek ve ırk ayrımcılığı
uygulamasını protesto etmek için açlık grevleri örgütlediler.
Amerika’da
prosedürler kutsaldır, adalet ise tali bir ayrıntıdır. Adalet, birçok siyahi ve
Meksika kökenli Amerikalının parasının yetmeyeceği bir lükstür. Jim Crow
yasalarıyla pekiştirilen ırk ayrımcılığı sistemi yıkılmış olsa da, mirası ve
ondan önce gelen kölelik sisteminin mirası, daha az belirgin biçimlerde kendini
göstermeye devam ediyor. Irkçılık ve adaletsizlik ise derinlere kök salmış
durumda.
George
Jackson’ın öldürülmesinden günümüze kadar, Amerika’daki ezilen siyahilerin
birikmiş öfkesini yansıtan dramatik sahneler tekrar tekrar yaşandı. Ancak henüz
geniş bir halk tabanına sahip ve programları arasında, çoğunluğu Amerikan polis
şiddetinin kurbanı olan siyah işçi sınıfına yönelik radikal bir hedefe doğru
somut bir değişim içeren bir parti ortaya çıkmadı.
Siyahların
Hayatı Önemlidir hareketinin, kuruluş tarihinin izlediği yolu birebir takip
ettiğini varsaymak bir hatadır. Hareketin başında bulunan, DeRay McKesson ve
Shaun King gibi isimler, hitabet yeteneği olan, kameraların dikkatini çekebilen
orta sınıf veya küçük burjuvaziden, düzene uyumlu aktivistler arıyorlar.
Gerçekten
de bu isimler, arzuladıkları şöhrete ve servete kavuştular. Hareket, artık
birçok iş adamı ve şirketin hâkimiyeti altında. Hareketin yapısının en altında,
George Jackson’ın tanımladığı türden, işçi sınıfının ve lümpen proletaryanın
evlatlarının bulunduğunu kimse inkar edemez tabii. Ancak bu nispeten daha
radikal olan unsurlar, hareketin liderlerinin beyaz burjuva iktidarına karşı
radikal bir tavır almalarını istemedikleri mahallelere dağılmış haldeler.
Bu
nedenle, “Siyahların Hayatı Önemlidir” hareketini “Kara Panter” hareketinin bir
uzantısı olarak görmek yanlış, çünkü ikincisi, başından beri, siyahilerin
kasıtlı olarak öldürülmesini bireysel hatalara değil, on milyonlarca
vatandaşın, özellikle de çalışan ve emek veren siyahilerin, ten rengi nedeniyle
yaşadığı yoksulluk, aşağılanma, güvensizlik ve ayrımcılığın kapsamlı yapısal
gerçekliğine bağlayan radikal bir siyasi duruşu benimsemiştir.
Bu
devlet destekli terör, Amerikan imparatorluğunun temel taşlarından biridir ve
tüm işçi sınıfına karşı burjuva sınıfının baskı aygıtı olarak iş görmektedir.
Siyahilerin zulme uğraması ve işçi sınıfının renk, din, cinsiyet ve ırk
temelinde bölünmesi, Amerikan emperyalizmini korumak için tasarlanmış, işçi
sınıfına karşı düşmanca bir strateji oluşturan ırkçı bir siyasi ve kültürel
yapının ayrılmaz parçasıdır.
Kara
Panter Partisi, sınıf mücadelesi ve kurumsal ırkçılıkla iç içe geçmiş
kapitalizme karşı mücadele konusunda belirli bir olgunluk düzeyine sahipti ve
bunu, en önemlileri konut sorunları, yoksulluk ve ırkçılıkla mücadele, cinsiyet
eşitliği, militarizm karşıtlığı ve emperyalizm karşıtlığı olan on maddeyle
bağlantılı Maoist parti programında ifade ediyordu.
Parti,
mütevazı medya organları aracılığıyla, siyahilerin özgürleşmesinin, üretim
araçlarının sosyalist kooperatif temelli kontrolü olmadan mümkün olamayacağını,
topluma ait servetin dağılımında bir değişimin ancak bu sayede
sağlanabileceğini savundu. Kimlik politikası için gerçek mücadelenin, her zaman
daha geniş kapsamlı sınıf politikası mücadelesiyle bağlantılı olduğunu ileri
sürdü. Parti, programının dünyanın dört bir yanındaki ezilen halkların
mücadeleleriyle dayanışma içinde olmak olduğuna inanıyordu.
Katledilmeden
önce George Jackson, örgütlenmeyen siyahi işçi sınıfının salt sömürü
için hammaddeden ibaret olduğunu dile getirmişti. Bir getto devriminin
başarısının nihai koşulu, liderlik, rehberlik, doğru bakış açıları ve doğru
programı sağlayabilecek öncü bir devrimci oluşumun varlığıdır. Bugün böyle bir
oluşumun yokluğu, Amerika’daki mevcut siyahi ayaklanmasını sekteye uğratan
önemli bir zafiyet kaynağıdır.
Kribsu Diallo
7
Kasım 2020
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder