Sebte
(Ceuta) ne işe yarar?
İşe
yarayacağı hususlardan biri şu: en vatanseverlerin bile Cebelitarık Boğazı’nın
İspanyol karasularının bir koridoru olduğunu keşfetmelerine yardımcı olacak.
Bu
sayede bu vatanseverlerin yüksek sesle dillendirdikleri “İspanya, İspanya” ve “ulusun
önceliği” sloganlarının yerini, “egemenlik” ve “bağımsızlık" sloganları
alacak mı, hep birlikte görebiliriz.
Bu
sayede, vatanseverlerin, Cebelitarık Boğazı’nda İspanya’ya sulardan geçen
gemilerin geçişinin düzene sokulması, Türkiye’nin İstanbul Boğazı’nda veya
Avustralya’nın Torres Boğazı’nda yaptığı gibi, gemilerden geçiş ücreti alınması
gerektiğini söylemeye cesaret edip etmeyeceklerini göreceğiz.
Elbette
bu korkak vatanseverler, İspanya’nın BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf olduğu
için bunun yapılamayacağını söyleyecek, bu sayede “egemenlik” kelimesini pratiğe
dökme karşısında duydukları korkuyu gizlemeye çalışacaklar.
Birkaç
dakika sonra, bu korkak vatanseverler, her zaman ilgilendikleri konulara
dönecek, insan hakları, çalışma hayatındaki düzenlemeler, yaşam koşulları, duyarcılığın
tesis ettiği diktatörlük gibi konularda uluslararası sözleşmelerden veya
anlaşmalardan çekilmemiz gerektiğini söyleyecekler, İspanyol devletinin
jeopolitik bağımlılığını sorgulamayan her şeye dair yaygara koparacaklar.
“Egemenlik”
ve “bağımsızlık” kelimelerinin bir bedeli varken, korkaklığı ve yabancı güçlere
boyun eğmeyi küçük bayrakları altında ve o boş “İspanya İspanya!” çığlıklarıyla
gizlemenin bir bedeli yok.
ABD,
Fas ve İsrail’in bu hamlesinin, Faslı gençlerin rejim tarafından (Milili’ye (Melilla)
değil de) Sebte’ye yönlendirilmesiyle ilgili tartışmanın ötesine geçen daha
derin sonuçları olduğuna inanıyorum.
Bence
İspanya’nın kendi içinde, gezegenin en kritik boğazlarından biri olan
Cebelitarık Boğazı’nın, bir kıyıdan diğerine İspanyol karasuları olması sebebiyle
sahip olduğu jeopolitik önem, tam olarak idrak edilemiyor.
Bugünkü
İspanya, egemenliğini ABD’ye, AB’ye ve emperyalizme tabi uluslararası
çerçevelere tümüyle teslim etmeyi kabul etti. İspanyol halkı bu sürece
jeopolitik anlamda uyum gösteriyor. Ancak bu durum üç nesil sonra böyle
olmayabilir.
ABD,
on yıllar sonrasını düşünüyor. BM Deniz Hukuku Sözleşmesi gibi anlaşmaların
artık geçerli olmayacağı veya İspanya’nın artık kendisine bağlı bir vasal
olarak hareket etmeyeceği bir dünya tahayyül ediyor. Bu bugün tahayyül edilmesi
garip olsa da önemli bir ihtimal.
Bu
ihtimal, bilhassa İran’ın onlarca yıl aklına bile getirmediği, Hürmüz Boğazı’ndaki
gemi geçişlerini düzene sokmak için attığı adımlardan sonra daha da güçlendi.
İran’ın egemenliğini esas alan bu pratiği, diğer ülkeler için örnek teşkil
edecektir.
Muhtemelen
gelecekte ABD, Cebelitarık Boğazı’nın tek bir ülkeye, İspanya’ya bağlı
olmamasını, bu deniz yolunun biri İspanyol diğeri Fas olmak üzere iki bölgesel
koridora bağlanmasını sağlamayı amaçlıyor.
İsrail’in
hesaplamalarına göre, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’ndaki güvensizlik göz önüne
alındığında, Cebelitarık Boğazı’nın gelecekte kendisine müttefik olan Fas
tarafından yönetilmesi, çok önemli bir hedef.
ABD’nin
Fas’a yaptığı yatırım, Afrika’ya ve kaynaklarına yönelik bir yatırımdır. Bu
yatırım, NATO ve AB’nin vasal devleti haline gelen İspanya’ya yaptığı
yatırımdan çok daha yoğun olacaktır.
Sebte
operasyonu, bilhassa Sebte ve Milili üzerindeki İspanyol egemenliğinin ABD
içinde sorgulanması, bu projenin ilk aşamalarıdır: Sebte’nin statüsünde zorla
yapılacak bir değişiklikle, Cebelitarık Boğazı’nda sular, artık sadece İspanya’ya
ait olmayacak ve neticede bir Fas koridoru kurulacak.
Bence
ABD’nin planı da bu yönde.
Daniel Lobato
1
Ağustos 2026
Kaynak



0 Yorum:
Yorum Gönder