12 Ağustos 2026

,

Liberal Virüs ve Değişim Yanılsaması

Sosyal medyada kimi sözde Marksistlerin ve komünistlerin analizleri, yalnızca işçi sınıfının koşullarını ülke düzeyinde iyileştirmeye ve reforme etmeye odaklanarak, iç maddi koşulları yurtdışındaki sömürü ve tahakkümle, yerleşimci sömürgeciliği ve ırkçı kapitalizm ekseni etrafında dönen iç iktidar ilişkileriyle ilişkilendirmeden, enternasyonalizme ne kadar çabuk ihanet ettiklerini ortaya koyuyor.

Metodolojik milliyetçilik, insanların ulus-devleti merkeze koyan dar referans noktaları üzerine kurulu teorik çerçevelerin ötesinde düşünmelerini engelliyor. Nihayetinde bu durum, ABD siyasetinde liberal, hatta faşist bir eğilimin tezahürü.

Bu düzlemde başkalarının acıları kolayca göz ardı ediliyor, Gazze’de olup bitenler, tüm dikkatleri “Amerikalıların” yaşadığı sorunlardan başka yöne çeken bir mesele olarak görülüyor.

Bu, aşağıdan siyaset yapmanın, topluluk örgütlenmesinin ve koalisyon kurmanın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Burada eleştirdiğim şey, siyasetin seçimlere dayalı bir sisteme indirgenmesi, reformun, birbirine bağlı sömürü ve tahakküm sistemlerinin yıkılması değil, nihai hedef haline getirilmesidir.

Toplumsal varoluşun tüm alanlarını etkisi altına almış olan liberalizm, faşizmin ve sömürgeciliğin altyapısını oluşturmaktadır. Mülkiyetçi bireycilik, beyazlık, fetih, sömürgecilik, emperyalizm, faşizm ve ırkçılık (bunlar arasındaki yapısal bağları inkâr edenlere inat) derinden iç içe geçmiş haldedir. Bu nedenle, kendilerince radikal pozu kesenler de dâhil olmak üzere, her türden liberalin Gazze’deki soykırımı küçümsemesi şaşırtıcı değildir.

Liberalizmin, kapitalist sistemi “reforma tabi tutmak istiyorsak, onun sınırları içinde hareket etmemiz gerek” dediğini söyleyen Samir Amin, “Yurttaşı temel alan siyasetin yeniden inşasının, ‘liberal virüs’ün direnen, tepki koyan ve mücadele eden hareketler eliyle ortadan kaldırılmasını gerekli kıldığını” söylüyor.

Liberalizmin ürettiği mit bize, dünyada çoğunluğu meydana getirenlere farklı politik seçenekler olduğuna inandırmaya çalışıyor. Oysa bu seçeneklerin birbirinden farkı yok.

George Jackson’ın liberalizmin kontrgerilla faaliyetine yönelik eleştirisi, bugün her zamankinden daha geçerli. “Ne zaman bir seçim yapılır, bu seçim, iktidar sahiplerinin güvenilirliğini yok etmek yerine pekiştirir.”

Sömürgecilikten ve ırkçı kapitalizmden istifade eden, belirli bir etnisiteye mensup muktedir sınıfın bir gün (seçimler yoluyla) “ilerici” bir müdahale üzerinden değişeceğine dair umut, liberalizmin en büyük mitlerinden biridir.

Tam da bu sebeple Sara Ahmed, kurumların zararı çok iyi fark edebileceklerini ancak bunu yalnızca sembolik bir jest olarak yapacaklarını, somutta bir şeyleri şeyi dönüştürmeye hiçbir zaman yanaşmayacaklarını söylüyor.

Bu “edimsizlik” hali, yapısal bir değişiklik yapmadan liberalizmin “onaylama ve unutma” yöntemini güçlendiriyor, böylece genel manada halk, değişimin gerçekten yolda olduğuna ikna ediliyor. Halkı merkeze koyan kontrgerilla faaliyeti bu şekilde yürütülüyor.

Tarihsel açıdan ABD’de liberal virüs, yerleşimci-sömürgecilerin yaşadığı sınır bölgesinin ve yerleşimcilerin kısıtlamalardan muaf olduğu, mülk sahipliğini esas alan bireyci mantığın ve bu mantığın pratiklerinin bir sonucudur.

Örneğin, şiddet kullanılarak yerlerinden edilen ve sistematik olarak öldürülen, örneğin bizonların öldürülmesiyle geçim kaynakları yok edilen yerli halklar için kısıtlamalardan özgürleşmenin ne anlama geldiğini ancak hayal edebiliriz.

Katliamlar, liberalizmin temel ilkesidir. Sınır bölgesi, sömürgeciliğin yoğunlaştığı alanlardır. Demek ki liberalizm, yerleşimcilerin politik kültürüdür. Bu anlamda liberalizm, dünya ölçeğinde, sömürgecilik pratiklerini ve mülksüzleştirme çabalarını haklı çıkarmaya devam eden, mağdur olanları da baştan çıkaran, onların devrimci bir bilinç edinmelerine mani olan bir kültürdür.

Liberaller için hiçbir şeyin ve kişinin önemi yoktur. Onlar, az da olsa fayda sağladıkları sürece, soykırıma, kitlesel sınır dışı etme pratiklerine ve hapsetme çabalarına (etnik temizlik) ses çıkarmazlar.

Insurgent Thoughts
23 Kasım 2025
Kaynak

0 Yorum: