Naci
Ali, altmışlarda Lübnan’da bir gazetede ilk karikatürünü yayınladığında, okura
sırtı dönük, yalınayak çocuk Hanzala’nın altına şunları yazmıştı: “Ben Hanzala,
Aynü’l-Hilve mülteci kampındanım. Şerefim üzerine yemin ederim ki davaya sadık
ve vefalı kalacağım.”
O
zamandan beri, Naci Ali’nin karikatürleri çeşitli Filistin, Lübnan ve Kuveyt
gazetelerinde yüzlerce, binlerce, on binlerce kez yayınlanarak onun uluslararası
planda tanınmasını sağladı.
Naci
Ali’nin yeni bir karikatürünü her gördüğümüzde, şaşırtıcı özgünlüğünün ve
sarsılmaz dürüstlüğünün inkâr edilemez gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz,
sanki her yeni karikatürle yeminini yeniliyormuş gibi: “Şerefim üzerine yemin
ederim ki davaya sadık ve vefalı kalacağım…”
Arap
dünyasında karikatür sanatı, temelde Mısır’a has bir sanat biçimidir. Her zaman
neşeli bir sanat olmuştur; kahkaha ve gülümsemeye yol açmış, mizahi duygular
uyandırmıştır.
Naci
Ali, kendi okulunu kurmuştur. Bu okulun simgesi ise okura sırtı dönmüş,
yalınayak çocuk figürü olmuştur. Naci Ali, gerici Arap rejimlerinin
ahlaksızlığının aksine, saf ve duru bir kişiliği temsil eder.
Bu
bağlamda, sık sık Naci Ali’nin yeni bir karikatürüyle karşılaşınca şöyle
haykırıyoruz: “Allah seni korusun, saf ama ilham dolu olan, çizgilerle bir
halkın duygularını ve bir dönemin özünü yakalayan!”
Her
türden ölçütün hükmünü yitirdiği, değerlerin ayaklar altına alındığı bir
dönemde, Naci Ali, şaşmaz bir pusula olmuştur. Bu nedenle, devletleri,
orduları, hapishaneleri, istihbarat servisleri, gazeteleri ve elçilikleriyle
utanç rejimlerinin Hanzala’dan korkmaları asla tesadüf değildir.
Naci
Ali’nin sağlığına bir an önce kavuşmasını, her sabah karikatürlerinin tadını
tekrar çıkarabilmemizi derinden umarken, hayatına yönelik suikast girişiminde
Hüseyin Mürüvvet, Mehdi Amil, Süheyl Tevile, Halil Navus, Gassân Kenefâni, İzzeddin
Felek ve Kemal Canbulat’a yönelik suikastların doğrudan bir devamını görüyoruz.
Bu ve diğer suikastların sorumluluğu, aşağılık Arap gericilerine ve iktidardaki
İsrail yönetimine aittir.
22
Temmuz günü gerçekleşen suikast, Arap halklarının hayatta kalma, gelişme ve
özgürleşme potansiyelini yok etme çabasının ayrılmaz bir parçası olarak ilerici
ve devrimci düşünceyi ortadan kaldırma girişimidir.
Kendisine
sağlık, esenlik diliyor, bir an önce atölyesine dönmesini umuyoruz.
Ayrıca,
Hanzala’nın tüm düşmanlarına ölüm diliyoruz!
O,
kırsal yaşamın parlayan gerçeği, ihanetin bir felsefeye dönüştürüldüğü
gerçeklik karşısında duran haysiyet, davadan dönmeyi haklı çıkarma girişimleri
karşısında ölüme bile götürse de sahip olunan metanet, yoğunluğuyla dehşet
verici ama dayanılmaz bir acı.
Kısacası,
o, gerçek bir Filistinli: yoksul, ihanete uğramış, sabırlı, kırgın,
aydınlanmış, kırk yıldır sırtında taşıdığı azabın büyüklüğüyle hem öğretmenin
hem de öğrencinin nefretini omuzlarında taşıyan biri.
Ve
bu Filistinlinin özgün ve ayırt edici özelliklerinden biri de, kaynağı ne
olursa olsun, tüm yanlışları reddeden, her zaman tetikte olan bir vicdana sahip
olmasıdır.
Naci
Ali, hiçbir fetvadan istifade etmemiş, bilâkis, kendini yoksul Filistinlinin
ikinci sesi olarak görmüştür, ne daha fazla ne de daha az. Bu nedenle, o ve
oğulları, ejderha misali, yanlış değerlerinin ve kirli ticaretlerinin
bataklığında debelenen Arap gericilerine, yakıcı eleştirilerinin ateşini
püskürtüyorlar.
Aynı
zamanda, Filistin sahnesinde hiç kimse, Naci Ali’nin keskin bilimsel
eleştirisinden kurtulamadı. O sahnedeki gerileme eğilimlerini, Arap
gericiliğini benimseme girişimlerini ve Amerikan yanılsamasının peşinden koşan
yanlışlarını hemen eleştirisinin kılıcıyla tanıştırdı. Aynı zamanda, Hanzala
ailesiyle, ezilenlerle ve yoksullarla bağlantısı olmayan “aydınlanmış solcu”
elitin dilini içgüdüsel olarak kullananlara alabildiğine düşmandı.
Naci
Ali’nin sanatı kardeşçedir. Bildiğini paylaşır, öğretir.
Naci
Ali’nin sırlarından biri, çizimlerinin her şeyin temeli olmamasıdır. Aslında onlar,
ezilenlerin ve yoksulların deneyimlerinden devşirilmiş, akıl yüklü, hakiki, dokunaklı
kelimelerdir.
Bu
sebeple, hakiki sanatı, hakiki düşünceyi seven, Filistin’in trajedisinin son
bulmasını arzulayan herkes, Naci Ali’yi sadece sevmiyor kendisini onunla özdeşleştiriyor.
Cedid Dergisi
Ağustos 1987
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder