29 Ağustos 2026

,

Hanzala’nın Tüm Düşmanlarına Ölüm

Naci Ali, altmışlarda Lübnan’da bir gazetede ilk karikatürünü yayınladığında, okura sırtı dönük, yalınayak çocuk Hanzala’nın altına şunları yazmıştı: “Ben Hanzala, Aynü’l-Hilve mülteci kampındanım. Şerefim üzerine yemin ederim ki davaya sadık ve vefalı kalacağım.”

O zamandan beri, Naci Ali’nin karikatürleri çeşitli Filistin, Lübnan ve Kuveyt gazetelerinde yüzlerce, binlerce, on binlerce kez yayınlanarak onun uluslararası planda tanınmasını sağladı.

Naci Ali’nin yeni bir karikatürünü her gördüğümüzde, şaşırtıcı özgünlüğünün ve sarsılmaz dürüstlüğünün inkâr edilemez gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz, sanki her yeni karikatürle yeminini yeniliyormuş gibi: “Şerefim üzerine yemin ederim ki davaya sadık ve vefalı kalacağım…”

Arap dünyasında karikatür sanatı, temelde Mısır’a has bir sanat biçimidir. Her zaman neşeli bir sanat olmuştur; kahkaha ve gülümsemeye yol açmış, mizahi duygular uyandırmıştır.

Naci Ali, kendi okulunu kurmuştur. Bu okulun simgesi ise okura sırtı dönmüş, yalınayak çocuk figürü olmuştur. Naci Ali, gerici Arap rejimlerinin ahlaksızlığının aksine, saf ve duru bir kişiliği temsil eder.

Bu bağlamda, sık sık Naci Ali’nin yeni bir karikatürüyle karşılaşınca şöyle haykırıyoruz: “Allah seni korusun, saf ama ilham dolu olan, çizgilerle bir halkın duygularını ve bir dönemin özünü yakalayan!”

Her türden ölçütün hükmünü yitirdiği, değerlerin ayaklar altına alındığı bir dönemde, Naci Ali, şaşmaz bir pusula olmuştur. Bu nedenle, devletleri, orduları, hapishaneleri, istihbarat servisleri, gazeteleri ve elçilikleriyle utanç rejimlerinin Hanzala’dan korkmaları asla tesadüf değildir.

Naci Ali’nin sağlığına bir an önce kavuşmasını, her sabah karikatürlerinin tadını tekrar çıkarabilmemizi derinden umarken, hayatına yönelik suikast girişiminde Hüseyin Mürüvvet, Mehdi Amil, Süheyl Tevile, Halil Navus, Gassân Kenefâni, İzzeddin Felek ve Kemal Canbulat’a yönelik suikastların doğrudan bir devamını görüyoruz. Bu ve diğer suikastların sorumluluğu, aşağılık Arap gericilerine ve iktidardaki İsrail yönetimine aittir.

22 Temmuz günü gerçekleşen suikast, Arap halklarının hayatta kalma, gelişme ve özgürleşme potansiyelini yok etme çabasının ayrılmaz bir parçası olarak ilerici ve devrimci düşünceyi ortadan kaldırma girişimidir.

Kendisine sağlık, esenlik diliyor, bir an önce atölyesine dönmesini umuyoruz.

Ayrıca, Hanzala’nın tüm düşmanlarına ölüm diliyoruz!

O, kırsal yaşamın parlayan gerçeği, ihanetin bir felsefeye dönüştürüldüğü gerçeklik karşısında duran haysiyet, davadan dönmeyi haklı çıkarma girişimleri karşısında ölüme bile götürse de sahip olunan metanet, yoğunluğuyla dehşet verici ama dayanılmaz bir acı.

Kısacası, o, gerçek bir Filistinli: yoksul, ihanete uğramış, sabırlı, kırgın, aydınlanmış, kırk yıldır sırtında taşıdığı azabın büyüklüğüyle hem öğretmenin hem de öğrencinin nefretini omuzlarında taşıyan biri.

Ve bu Filistinlinin özgün ve ayırt edici özelliklerinden biri de, kaynağı ne olursa olsun, tüm yanlışları reddeden, her zaman tetikte olan bir vicdana sahip olmasıdır.

Naci Ali, hiçbir fetvadan istifade etmemiş, bilâkis, kendini yoksul Filistinlinin ikinci sesi olarak görmüştür, ne daha fazla ne de daha az. Bu nedenle, o ve oğulları, ejderha misali, yanlış değerlerinin ve kirli ticaretlerinin bataklığında debelenen Arap gericilerine, yakıcı eleştirilerinin ateşini püskürtüyorlar.

Aynı zamanda, Filistin sahnesinde hiç kimse, Naci Ali’nin keskin bilimsel eleştirisinden kurtulamadı. O sahnedeki gerileme eğilimlerini, Arap gericiliğini benimseme girişimlerini ve Amerikan yanılsamasının peşinden koşan yanlışlarını hemen eleştirisinin kılıcıyla tanıştırdı. Aynı zamanda, Hanzala ailesiyle, ezilenlerle ve yoksullarla bağlantısı olmayan “aydınlanmış solcu” elitin dilini içgüdüsel olarak kullananlara alabildiğine düşmandı.

Naci Ali’nin sanatı kardeşçedir. Bildiğini paylaşır, öğretir.

Naci Ali’nin sırlarından biri, çizimlerinin her şeyin temeli olmamasıdır. Aslında onlar, ezilenlerin ve yoksulların deneyimlerinden devşirilmiş, akıl yüklü, hakiki, dokunaklı kelimelerdir.

Bu sebeple, hakiki sanatı, hakiki düşünceyi seven, Filistin’in trajedisinin son bulmasını arzulayan herkes, Naci Ali’yi sadece sevmiyor kendisini onunla özdeşleştiriyor.

Cedid Dergisi
Ağustos 1987
Kaynak

0 Yorum: