Halt
TV’deki (yazım hatası yoktur) “Kürşad Oğuz ile Rota” (26 Mart 2025)
programında, Erdoğan’ın eski basın danışmanı, AKP’nin eski basın engizitörü ve
baş demagogu, günümüzün “muhalif”i ve Karar gazetesi yazarı Akif Beki,
yüzünde çok ciddi olmaya çalışan bir ifadeyle ve her bir hecenin üstüne basa
basa şunları söyledi:
“CHP
büyük iş yaptı aslında: Büyük bir öfkeyi ve tepkiyi organize gösterilerle
kontrol altına aldı.”
HaberTürk
kanalizasyonundan gelme program yapımcısı Kürşad Oğuz, heyecanla araya giriyor:
“Öyle
bakmak lazım değil mi?!”
Dünün
AKP/RTE’ye biraz zorlayıcı bir soru soran herhangi bir gazetecinin
akreditasyonunu anında iptal eden acımasız hükümet komiseri, bugünün sütten
çıkmış ak kaşık muhalifi ve basın özgürlüğü savaşçısı Bay Beki, gözlerini
sonuna kadar belerterek, aynı tonda devam ediyor:
“İktidar, bunun kıymetini
bilmeli. Böyle olmasaydı, [bu öfke ve tepki] CHP’nin öncülüğündeki eylemlerle
dışa vurulmasaydı, daha kontrolsüz bir patlamayla ortaya çıkabilirdi.”
Erdoğan
gibi CHP patronlarının da döneklere özel bir sempatisi ve ilgisi vardır. Dün
iktidar saflarında halka karşı istediğiniz suçu işlemiş olun, en çıkarcı nedenlerle iktidarla çelişkiye düşüp burjuva muhalefete döndüğünüz gün CHP’deki
ve Halt TV’deki koltuğunuz hazırdır. İsterseniz, 23 yıldır AKP/RTE’ye karşı en
önde, en büyük bedelleri ödeyerek mücadele etmiş olun, CHP patronlarına emekçi
halkın çıkarlarını savunmak için en ufak eleştiri yaparsanız, CHP ve
kanalizasyonları tarafından yok sayılırsınız. Bu bayların iktidarında halkın
sesinin polis zoruyla, yasaklarla değil de başka hangi çok daha sinsi
yöntemlerle, nasıl “demokratik” olarak (öyle ya, burjuva “demokrasi”sinde
burjuva kanalların müteahhit patronları istediklerini konuşturup istediklerini “ademe
mahkum etme” özgürlüğüne sonuna kadar sahiptir) bastırılacağının bugünden
resmidir.
Aynı
programın konuğu olan CHP Trabzon milletvekili Av. Sibel Suiçmez, Beki’nin CHP’nin
“büyük iş”i hakkındaki sözlerini coşkuyla onaylıyor:
“Aynen,
tabii, tabii!”
Ama
hemen ardından -bu coşkulu onayının CHP’nin rolünü fazla teşhir ettiğini fark
etmiş olacak ki- görüntüyü kurtarmak için “iktidar, belki de daha kaotik bir
tepki olmasını istiyordu” şeklinde bir şeyler geveledikten sonra şunları
söylüyor:
“[…] Halkın aslında şu an
sokağa çıkma isteğinin nedeni sandığı (‘sandık’ kelimesi özellikle
vurgulanıyor!) getirebilmek, yani demokrasiyi getirebilmek. Diyor ki, niye dört
yıl bekleyeceğim. Getir sandığı hesaplaşalım.”
CHP
patronları, halka sormadan, halk adına konuşmayı çok seviyorlar. Bu burjuva
baylar ve hanımlar, belediye seçimlerinden sonra AKP-MHP koalisyonunun halkı
kaybettiği ortaya çıktığında -bütün anketlerin gösterdiği gibi- halkın erken
seçim istediği ortaya çıkınca, “hayır olmaz, şimdi erken, şimdi iktidarla
normalleşme zamanı” diye diretiyorlardı. Ellerinden geldiği kadar diretmek
zorundalardı, çünkü Güler Sabancı, yerel seçimden hemen sonra para babaları
adına “kesintisiz 4 yıllık seçimsiz dönem” istediklerini açıkça belirtmişti.
Şimdi
halk ya da halkın öncü kesimleri “hükümet istifa/Tayyip istifa” diye yürümek istiyor, CHP derebeyleri ise
yine “susun, hükümet istifa demeyin, Tayyip istifa demeyin, ne kadar şikeli
olursa olsun iktidarı/RTE’yi sandıkta yenmek zorundayız” diye halkı
fırçalıyorlar.
Türkiye
ve dünya tarihinde sayısız hükümet, sandıkta değil, sokakta halkın meşru
demokratik eylemleriyle düşmüşken (ve “sandık” en iyi durumda ancak sonradan bu
sonucu tasdiklemişken), emekçi halklara karşı suçları dağları aşan bu iktidarı
neden ille de sandıkta yenmek zorundayız? Emekçi kitleler işi kendi ellerine
alırsa işler hiçbir düzen aktörünün kontrol edemeyeceği yerlere gidebilir de
ondan. Ve o durumda halk, sadece 23 yıllık burjuva iktidara hesap sormakla
kalmayabilir, bu iktidarın bu kadar uzun süre ayakta kalmasında burjuva
muhalefetin rolü de işleri kendi eline alan öfkeli ve devrimcileşmiş halkın
acımasız yargılamalarına maruz kalabilir. Hakeza, emekçi halkın modern
Robespierre’lerinin giyotinleri “Beşli Çete” ya da MÜSİAD patronları için
çalışırken TÜSİAD patronlarını da esirgemeyebilir.
İktidar,
Bay Beki’nin tavsiye ettiği gibi CHP’nin bu yangın söndürücülüğünün kıymetini
biliyor mu? Erdoğan, beklenebileceği gibi intikam çağrışımları yapsa da en
azından iktidar medyasının hiç “kıymet” bilmediği söylenemez. Halk TV’de bu
tavsiyenin verildiği aynı gece CnnTürk’te yayınlanan “Tarafsız Bölge”
programında, iktidarın baş medya linççisi Ahmet Hakan ve programın diğer
konukları, Saraçhane şovunun son gününde Özgür Özel ve diğer CHP patronlarının
dağılmak istemeyen protestocuları “haydi, evinize, yallah” diye lümpen bir
üslupla kışkışladığı sahneleri ekrana verdiler ve bu tavrı öve öve
bitiremediler. Yani resmi açıklamalarında aksini söyleseler de, AKP patronları
da CHP’nin bu işin ikinci bir Gezi İsyanı’na dönüşmesini (hatta geniş
kitlelerin mahkûm edildiği ekonomik koşulların o döneme göre çok daha kötü
olduğu düşünülürse onun da ötesine geçmesini) engelleyen “kriz yönetme”
tarzından oldukça memnundur.
Kılıçdaroğlu’nun
halkı iktidardan “hak, hukuk, adalet” dilenme ruhuyla eğitmekten başka bir
politik içeriği olmayan icazetli “Adalet Yürüyüşü”nden yıllar sonra, bir diğer
devlet ve saray bülbülü Nevzat Çiçek, HaberTürk kanalizasyonundaki bir
programda, “bu eylemler halkın gazını aldı, iktidarın çok işine yaradı” diyerek
Saray’ın bu eyleme bakış açısını ağzından kaçırıvermişti. Hakeza, o dönemde
meşhur “altılı masa”nın yüzde 0,1 oyu olmayan bileşenlerinden Demokrat Parti’nin
genel başkanı Gültekin Uysal, Kılıçdaroğlu’nun 3 Aralık 2020’de kapalı kapılar
ardında yaptıkları bir görüşmede kendisine, “Bir sokak ekonomisi var, orada
büyük sıkıntı var, milyonlar ekonomik sıkıntıyla birlikte sokağa çıkabilir”
dediğini aktarmıştır. Yani burjuva iktidarın başı gibi, burjuva muhalefetin
başının da en büyük kaygısı, kitlelerin haklı isyanlarıyla ve düzen
aktörlerinin kontrollerinin dışında sokağa çıkmasıdır. Bu durum Özgür Özel
yönetimiyle (ya da onun arka planındaki fiili İmamoğlu yönetimiyle) de tabii ki
hiçbir biçimde değişmemiştir.
Bay
Beki’nin bahsettiği CHP’nin hiç değişmeyen “büyük iş”i budur. Halkın öfkesi
kabarınca kurulu düzeni en az sarsacak şekilde onun gazını almak ve ardından
onun taleplerini mümkün olduğu kadar geriye çekmek, sokaktaki öfkeyi sandığa
hapsetmektir.
CHP
yürümeden yürüyemeyen “sosyalist” partilerimiz (örneğin Saraçhane eylemlerine
kitlesel katılımıyla övünen ama hapisteki kendi vekilleri Can Atalay için bile
şimdiye kadar bu kitlesellikte bir eylem örgütleyemeyen TİP gibileri) de bu gaz
alma ve geri çekme “işi”nin bilinçli ve bilinçsiz ortaklarıdır.
AKP’nin
büyük ortağının MHP değil CHP olduğunu hâlâ anlamayan naif insanlarımızı
siyasetin, özellikle de “sosyalizm” adına yapılan siyasetin dışına davet
etmemizin zamanı sizce de çoktan geldi de geçmiyor mu?
Kızıl Okuyucu
27 Mart 2025
Kaynak
0 Yorum:
Yorum Gönder