28 Mart 2025

,

Gaz Alma Partisinin “Büyük İş”i

Halt TV’deki (yazım hatası yoktur) “Kürşad Oğuz ile Rota” (26 Mart 2025) programında, Erdoğan’ın eski basın danışmanı, AKP’nin eski basın engizitörü ve baş demagogu, günümüzün “muhalif”i ve Karar gazetesi yazarı Akif Beki, yüzünde çok ciddi olmaya çalışan bir ifadeyle ve her bir hecenin üstüne basa basa şunları söyledi:

“CHP büyük iş yaptı aslında: Büyük bir öfkeyi ve tepkiyi organize gösterilerle kontrol altına aldı.”

HaberTürk kanalizasyonundan gelme program yapımcısı Kürşad Oğuz, heyecanla araya giriyor:

“Öyle bakmak lazım değil mi?!”

Dünün AKP/RTE’ye biraz zorlayıcı bir soru soran herhangi bir gazetecinin akreditasyonunu anında iptal eden acımasız hükümet komiseri, bugünün sütten çıkmış ak kaşık muhalifi ve basın özgürlüğü savaşçısı Bay Beki, gözlerini sonuna kadar belerterek, aynı tonda devam ediyor:

“İktidar, bunun kıymetini bilmeli. Böyle olmasaydı, [bu öfke ve tepki] CHP’nin öncülüğündeki eylemlerle dışa vurulmasaydı, daha kontrolsüz bir patlamayla ortaya çıkabilirdi.”

Erdoğan gibi CHP patronlarının da döneklere özel bir sempatisi ve ilgisi vardır. Dün iktidar saflarında halka karşı istediğiniz suçu işlemiş olun, en çıkarcı nedenlerle iktidarla çelişkiye düşüp burjuva muhalefete döndüğünüz gün CHP’deki ve Halt TV’deki koltuğunuz hazırdır. İsterseniz, 23 yıldır AKP/RTE’ye karşı en önde, en büyük bedelleri ödeyerek mücadele etmiş olun, CHP patronlarına emekçi halkın çıkarlarını savunmak için en ufak eleştiri yaparsanız, CHP ve kanalizasyonları tarafından yok sayılırsınız. Bu bayların iktidarında halkın sesinin polis zoruyla, yasaklarla değil de başka hangi çok daha sinsi yöntemlerle, nasıl “demokratik” olarak (öyle ya, burjuva “demokrasi”sinde burjuva kanalların müteahhit patronları istediklerini konuşturup istediklerini “ademe mahkum etme” özgürlüğüne sonuna kadar sahiptir) bastırılacağının bugünden resmidir.

Aynı programın konuğu olan CHP Trabzon milletvekili Av. Sibel Suiçmez, Beki’nin CHP’nin “büyük iş”i hakkındaki sözlerini coşkuyla onaylıyor:

“Aynen, tabii, tabii!”

Ama hemen ardından -bu coşkulu onayının CHP’nin rolünü fazla teşhir ettiğini fark etmiş olacak ki- görüntüyü kurtarmak için “iktidar, belki de daha kaotik bir tepki olmasını istiyordu” şeklinde bir şeyler geveledikten sonra şunları söylüyor:

“[…] Halkın aslında şu an sokağa çıkma isteğinin nedeni sandığı (‘sandık’ kelimesi özellikle vurgulanıyor!) getirebilmek, yani demokrasiyi getirebilmek. Diyor ki, niye dört yıl bekleyeceğim. Getir sandığı hesaplaşalım.”

CHP patronları, halka sormadan, halk adına konuşmayı çok seviyorlar. Bu burjuva baylar ve hanımlar, belediye seçimlerinden sonra AKP-MHP koalisyonunun halkı kaybettiği ortaya çıktığında -bütün anketlerin gösterdiği gibi- halkın erken seçim istediği ortaya çıkınca, “hayır olmaz, şimdi erken, şimdi iktidarla normalleşme zamanı” diye diretiyorlardı. Ellerinden geldiği kadar diretmek zorundalardı, çünkü Güler Sabancı, yerel seçimden hemen sonra para babaları adına “kesintisiz 4 yıllık seçimsiz dönem” istediklerini açıkça belirtmişti.

Şimdi halk ya da halkın öncü kesimleri “hükümet istifa/Tayyip istifa” diye yürümek istiyor, CHP derebeyleri ise yine “susun, hükümet istifa demeyin, Tayyip istifa demeyin, ne kadar şikeli olursa olsun iktidarı/RTE’yi sandıkta yenmek zorundayız” diye halkı fırçalıyorlar.

Türkiye ve dünya tarihinde sayısız hükümet, sandıkta değil, sokakta halkın meşru demokratik eylemleriyle düşmüşken (ve “sandık” en iyi durumda ancak sonradan bu sonucu tasdiklemişken), emekçi halklara karşı suçları dağları aşan bu iktidarı neden ille de sandıkta yenmek zorundayız? Emekçi kitleler işi kendi ellerine alırsa işler hiçbir düzen aktörünün kontrol edemeyeceği yerlere gidebilir de ondan. Ve o durumda halk, sadece 23 yıllık burjuva iktidara hesap sormakla kalmayabilir, bu iktidarın bu kadar uzun süre ayakta kalmasında burjuva muhalefetin rolü de işleri kendi eline alan öfkeli ve devrimcileşmiş halkın acımasız yargılamalarına maruz kalabilir. Hakeza, emekçi halkın modern Robespierre’lerinin giyotinleri “Beşli Çete” ya da MÜSİAD patronları için çalışırken TÜSİAD patronlarını da esirgemeyebilir.

İktidar, Bay Beki’nin tavsiye ettiği gibi CHP’nin bu yangın söndürücülüğünün kıymetini biliyor mu? Erdoğan, beklenebileceği gibi intikam çağrışımları yapsa da en azından iktidar medyasının hiç “kıymet” bilmediği söylenemez. Halk TV’de bu tavsiyenin verildiği aynı gece CnnTürk’te yayınlanan “Tarafsız Bölge” programında, iktidarın baş medya linççisi Ahmet Hakan ve programın diğer konukları, Saraçhane şovunun son gününde Özgür Özel ve diğer CHP patronlarının dağılmak istemeyen protestocuları “haydi, evinize, yallah” diye lümpen bir üslupla kışkışladığı sahneleri ekrana verdiler ve bu tavrı öve öve bitiremediler. Yani resmi açıklamalarında aksini söyleseler de, AKP patronları da CHP’nin bu işin ikinci bir Gezi İsyanı’na dönüşmesini (hatta geniş kitlelerin mahkûm edildiği ekonomik koşulların o döneme göre çok daha kötü olduğu düşünülürse onun da ötesine geçmesini) engelleyen “kriz yönetme” tarzından oldukça memnundur.

Kılıçdaroğlu’nun halkı iktidardan “hak, hukuk, adalet” dilenme ruhuyla eğitmekten başka bir politik içeriği olmayan icazetli “Adalet Yürüyüşü”nden yıllar sonra, bir diğer devlet ve saray bülbülü Nevzat Çiçek, HaberTürk kanalizasyonundaki bir programda, “bu eylemler halkın gazını aldı, iktidarın çok işine yaradı” diyerek Saray’ın bu eyleme bakış açısını ağzından kaçırıvermişti. Hakeza, o dönemde meşhur “altılı masa”nın yüzde 0,1 oyu olmayan bileşenlerinden Demokrat Parti’nin genel başkanı Gültekin Uysal, Kılıçdaroğlu’nun 3 Aralık 2020’de kapalı kapılar ardında yaptıkları bir görüşmede kendisine, “Bir sokak ekonomisi var, orada büyük sıkıntı var, milyonlar ekonomik sıkıntıyla birlikte sokağa çıkabilir” dediğini aktarmıştır. Yani burjuva iktidarın başı gibi, burjuva muhalefetin başının da en büyük kaygısı, kitlelerin haklı isyanlarıyla ve düzen aktörlerinin kontrollerinin dışında sokağa çıkmasıdır. Bu durum Özgür Özel yönetimiyle (ya da onun arka planındaki fiili İmamoğlu yönetimiyle) de tabii ki hiçbir biçimde değişmemiştir.

Bay Beki’nin bahsettiği CHP’nin hiç değişmeyen “büyük iş”i budur. Halkın öfkesi kabarınca kurulu düzeni en az sarsacak şekilde onun gazını almak ve ardından onun taleplerini mümkün olduğu kadar geriye çekmek, sokaktaki öfkeyi sandığa hapsetmektir.

CHP yürümeden yürüyemeyen “sosyalist” partilerimiz (örneğin Saraçhane eylemlerine kitlesel katılımıyla övünen ama hapisteki kendi vekilleri Can Atalay için bile şimdiye kadar bu kitlesellikte bir eylem örgütleyemeyen TİP gibileri) de bu gaz alma ve geri çekme “işi”nin bilinçli ve bilinçsiz ortaklarıdır.

AKP’nin büyük ortağının MHP değil CHP olduğunu hâlâ anlamayan naif insanlarımızı siyasetin, özellikle de “sosyalizm” adına yapılan siyasetin dışına davet etmemizin zamanı sizce de çoktan geldi de geçmiyor mu?

Kızıl Okuyucu
27 Mart 2025
Kaynak

0 Yorum: