Saddam
Hüseyin dönemi (1979–2003) öncesinde Irak Komünist Partisi, ülkedeki en önemli
ve en etkili politik partilerden birisiydi. Bu dönemin belirli kesitlerinde parti,
geniş bir kitleyi örgütlemeyi bildi, bu sayede kendi döneminde Arap dünyasında
en büyük ve en önemli komünist partisi hâline geldi.
IKP,
Irak siyasetinde etkili etkili bir parti olarak, öncelikle Komintern’in
yardımlarıyla kurulan, ülkede dünya devrimine mevzi kazandırma amacıyla
devrimci politikalar uygulamayı önüne koyan, “enternasyonalist” bir yapı iken
zamanla “Iraklı” bir politik partiye dönüştü. Doğu Avrupa ve Üçüncü Dünya’daki
diğer komünist partilerden farklı olarak IKP, hiçbir zaman SBKP’nin uydusu
hâline gelmedi. Marksist-Leninist ideolojinin teşkil ettiği genel ideolojik
çerçeve içerisinde hareket etse de süreç içerisinde çerçevenin sınırlarını genişletmeyi,
hatta kimi zaman aşmayı bildi.
Parti,
Irak topraklarında gelişen milliyetçiliğin oluşumunda etkili bir unsur olarak
iş gördü. Bir yandan da panarabizmin ve Kürd milliyetçiliğinin gelişimine de
katkıda bulundu. Bu milliyetçi ideolojilerin zihinsel ve politik düzeyde üretiminde
ve formüle edilme sürecinde önemli bir rol üstlenen, bölgedeki ve ülkedeki gelişmelere
cevap sunmayı, bu gelişmelerle ilişki kurmayı bilen parti, süreç içerisinde sol
milliyetçi bir partiye dönüştü.
Partinin
kurulduğu 31 Mart 1934 tarihi ile birlikte Irak siyaseti, yeni bir döneme girdi.
Kırklı ve ellili yıllarda etnisite, kabile ve mezhep esası üzerine kurulu kitle
hareketliliği, politik partilerin öncülük ettiği, belirli ideolojileri temel
alan politik hareketliliğe galebe çaldı. Bu dönemin izini taşıyan ve yaşanan
gelişmenin önemli bir örneği olarak karşımızda duran IKP, toplumun her kesiminin,
Kürdlerin, Sünnilerin, Şiilerin, Yahudilerin, Hristiyanların vs. desteğine
mazhar oldu. Zaten partinin kurucu üyelerinden olan, kırklarda partiye öncülük
eden efsanevi lideri Yusuf Selman Yusuf (Fahad Yoldaş) Arap Keldanilerine
mensup bir Hristiyan’dı. Yusuf Selman Yusuf’un yerini sonrasında Şii olan
Hüseyin Ahmed Razi (Selam Adil) aldı. O da yerini Sünni Kürd olan Aziz Muhammed’e
bıraktı. Parti süreç içerisinde farklı mezheplere, dinlere ve etnik gruplara
mensup insanları örgütledi.
Parti,
tabanı ve yönetim kademesiyle “Iraklı” bir partiydi. Belirli etnik yapıların ve
mezhebî oluşumların çıkarlarını temsil etmekten uzak duran parti, herhangi bir
gruba özel siyaset de gütmedi. Bu çeşitliliği kucaklayabilmesinin sebebini 1934’te
Marksist-Leninist bir örgüt olarak kurulmuş olmasında ve 1958 devrimine dek
uzanan süreçte gerçek manada “Iraklı” olan bir kitle partisine dönüşmesinde
aramak gerekiyor.
Ama
bu gelişimin bir bedeli de vardı: belirli ideolojik ilkelerine karşı gelmek
zorunda kalan partinin üyeleri ve liderleri arasında kafa karışıklıklarına
rastlanmaya başlandı. Bu kafa karışıklıkları, daha çok partinin Irak siyaseti
içerisinde oynayacağı rolle ilgiliydi. Parti, süreç içerisinde “amacımız devrim
için çalışıp proletarya diktatörlüğünü kurmak mı yoksa emperyalizmin
kötülüklerine karşı ülkedeki ‘ilerici’ rejimleri desteklemek mi?” sorusuyla
yüzleşti. Parti, ideolojik mücadelelerinde hep bu tür açmazlarla uğraşmak
zorunda kaldı.
Başta
İngiltere’nin başa geçirdiği ve koruduğu bir kralın olduğu 1958 Devrimi öncesi IKP’nin
ana politikası, emperyalizmle mücadele ve rejime yönelik muhalefet üzerine
kuruluydu. Krala, İngilizlere ve emperyalizme karşı çıkan politikası dâhilinde
parti, bir yandan da demokrasiyi ve sosyal adaleti savundu. Bu sayede önemli
bir kitleye sahip oldu. İngiliz nüfuzunun kırılması, krallık rejiminin
yıkılması ve yaşanan 1958 Devrimi, IKP için önemli bir turnusol kâğıdı işlevi
gördü.
Devrim
sonrası illegalden legal alana geçen parti üyeleri, Irak devletine ait yapının
içinde kendilerine yer buldular. Arap ve Kürd milliyetçilerinin siyasetinin
ideolojik mücadelesiyle ve ülkenin Soğuk Savaş bataklığında debelendiği
gerçeğiyle yüzleşen parti, önceden ilkesel yaklaştığı birçok hususta pratik bir
konum almak zorunda kaldı. Bu anlamda, 1958 Devrimi’nden Saddam Hüseyin’in
iktidara geldiği 1979 yılına dek uzanan dönem, parti açısından ideolojik ve
politik düzlemde önemli bir dönemdi.
Saddam’ın
iktidara gelişiyle birlikte ülkedeki ideoloji temelli politika dönemi de sona
erdi. Dolayısıyla, IKP de Irak’taki siyaset sahnesinde önemli bir politik aktör
olarak hareket etme imkânını yitirdi.
Johan Franzén
[Kaynak: Red
Star Over Iraq: Iraqi Communism Before Saddam, Columbia University Press,
2011,
s. 1-3.]
0 Yorum:
Yorum Gönder