Marcel Khalife: Şiir ve Direniş

Devrimci bir müzisyen olarak yetmişlerde ve seksenlerde epey ünlendiniz. Devrimci dönüşüm için mücadele ettiniz, toplumsal adaleti ve Arapların birliğini savundunuz.
Bugün Arap dünyasında devrimci rüzgârlar esiyor. Böylesi bir dönemde bir yandan da otoriter görüşlerin, mezhepçiliğin, savaşın ve ayrışmanın dirildiğine de tanık oluyoruz. Bu kargaşanın orta yerinde ümit namına bir şeyler görüyor musunuz?
Ben yaratıcılıktan ve güzellikten ümitliyim. Yaratıcılık olmasa, hayat her daim güçlüklerle yüklü olacaktır. Gündelik hayat ideolojiye tabidir, ama yaratıcılık daha özgürdür; müzik ve şarkılar herhangi bir ideolojiye teslim olmazlar.
Yaratıcı ve sanatsal faaliyet önemlidir, çünkü bu faaliyet, belirli bir vizyonun oluşumunu sağlar. Bu özelliğiyle yaratıcılık, yalnız başına işleyen sanatsal çalışmadır ve iletişim konusunda kendince bir serbestiyete sahiptir.
Eğer bu mesaj düşmana ulaşırsa, o vakit o bir arkadaşa mesaj göndermekten daha fazla başarılı olacaktır. Müzik bir davaya hizmet edebilir, ama asla davayı kullanamaz.
Lübnan ve Beyrut için kaleme alınmış birçok ünlü kasideyi bestelediniz. Kargaşanın hâkim olduğu, tüm politik sistemin yozlaştığı bir ülkede yaşıyorsunuz. Bugünlerde vatanınızla ilgili şarkılar söylerken kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
İçinde yaşadığımız durum, maruz kaldığımız gerçeklik içler acısı. Ama gene de şarkılarımızda hasretimizi dile getirdiğimiz bir ülkeye kavuşacağımıza dair rüyamızı ve hayalimizi hâlen daha muhafaza ediyoruz.
Benim müziğim ve şarkılarım, beni bu ümitsizlikten kurtarıyor. Bu savaşların ve karanlık boşluğun kaynağı bölgemiz değil, dünyanın ta kendisi. Bu insanlar ve ülkeler için kapalı kapılar ardında neler planlanıyor, asıl mesele bu.
Elbette bölgemizin de kendi sorumlulukları var. Sormamız gereken soru şu: bu bölge için neler planlıyoruz? Onunla ilgili vizyonumuz nedir?
Geçen yıl politik elitlere karşı #Kokuyorsunuz eylemlerinde yürüyen göstericilerde gerçek ve sürdürülebilir bir değişimin kökleri olduğunu düşünüyor musunuz?
İnsanları tahrik eden birçok unsur var. Onlar, ayağa kalkıp içinde yaşadığımız tüm bu ümitsizliğe “hayır” diyorlar. “Artık bunlar yaşanmayacak” diye haykırıyorlar. Yolsuzluğa, sefalete, maruz kalınan her şeye karşı isyan ettiğinizde olumlu bir şeyler ortaya koymalısınız.
Benim baktığım tek şeyse, mücadele araçlarımızı, yeni ve daha iyi toplum inşa etme araçlarımızı geliştiren görüşler.
#Kokuyorsunuz gösterileri esnasında bazı göstericiler, sizin şarkılarınızın artık çalınmamasını talep ettiler. Seslerini yansıtan yeni bir müziğin yapılmasını istediler.
Bu devrimcilerin sizinle bir ilişkisi var mı yoksa siz başarısız olmuş ve mevcut sorunun parçası olan bir nesli mi temsil ediyorsunuz?
Hayatta her şey değişir. Yeni olgular ve kişiler açığa çıkar, bunlar müziği ileri taşır. Lübnan’da ve bölgede bugün gelişip serpilen başka bir dinamik mevcuttur.
Benim kırk yıl önce yaptığım müzik, bugün de geçerli, çünkü benim müziğim tek bir döneme veya yere ait değil. Rita, Ümmi ve Civaz gibi şarkılarım, ait oldukları zamanı aşarlar. Müziğim, insanlığımızın derinlerine nüfuz eder ve ona vermesi gerekeni verir.
Konserlere gelen ve şarkılarımdan daha genç olan insanlar tanıyorum. Onlar, müziği benimsiyorlar ve seviyorlar. Dede torun, bu müzikte ortak bir şeyler buluyorlar.
Arap dünyasına medya ve haber kanallarının gözüyle bakan birçok insan açısından anlatıya hâkim olan ana unsur şiddet, çatışma ve göçtür. Bu anlatıya karşı sizin bir müzisyen ve sanatçı olarak oynadığınız rol nedir?
Müzik kolayca tarif edilemeyecek olan, önemli bir rol oynar.
Görebileceğimiz veya temas edebileceğimiz daha derin bir şeydir müzik. İnsanlar müzikten ihtiyaç duydukları şeyleri alırlar, bunlar manevidir, duygusaldır veya sadece kişiye özel bir şeydirler. Müzik, evrensel bir dildir ve onun sayesinde dilden bağımsız olarak, dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan insandan bir şeyler öğrenir, onunla bağ kurarsınız.
Kanaatime göre Endülüs’ul Hub isimli yeni albümüm dinleyenlere sevgi denilen önemli bir davaya bakmalarını sağladığı için önemlidir. Burada sadece aşk değil, evrensel sevgi söz konusudur. Sevme cesareti, bizim başkalarına aktarmamız, aksettirmemiz ve gerçekleştirmemiz gereken bir şeydir.
Filistin, müzik çalışmalarınızda merkezî bir tema olageldi hep. Savaşın her yanı sardığı bir bölgede Filistin davası gündemden düştü mü sizce?
Şüphesiz ki öyle. Arap ülkelerindeki savaşlarla birlikte Filistin davası önemsiz hâle geldi.
Filistin ile ilgili bir yığın basmakalıp laf edildi, ama Arapların Filistin’le kurduğu ilişkinin derinliği veya özü pek irdelenmedi. Bazen bu savaşların Filistin meselesinden uzaklaşmamız için çıkartıldığını düşünüyorum.
Filistin davası, haklı ve asli bir davadır. Filistin halkının devam eden çilesine son vermek için gerçek bir ayaklanmanın gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu mesele çözüme kavuşturulmadan, diğer sorunlarımız çözülemez.
Bazı insanlar, sizin başarınızın millet veya direniş ile ilgili nostaljik fikirlere dayandığını söylüyor. Sizce bu adil bir yaklaşım mı?
Bence değil. Benim ortaya koyduğum muhtevanın kapsamı, o fikirlerin kapsamından daha geniş. Doğrudan politik ifade veya milliyetçi bir fikir içermeyen eserlerim de var. Ayrıca bazı bestelerim, müzikal içeriği açısından değerli, şiirsel içeriği özel etiketlerin ötesine uzanır.
Emperyalizm, Siyonizm ve kapitalizme karşı Arap halkının direnişi anlamında mukavemetin kültür sahasındaki öncü ismi olarak ünlenmiş birisiniz.
Özelde bu direniş Hizbullah’la ilişkili ve bugün Suriye savaşının mevcut tuzağına düşmüş durumda. Hâlâ kendinizi mukavemetin parçası olarak tanımlıyor musunuz kendinizi?
Bizi ileri taşımayı amaçlayan tüm çalışmalar direnişe aittir. O çalışmaların müzikal, toplumsal, entelektüel veya şiirsel olmasının bir önemi yoktur. Direniş, ülkenin kurtuluşu ile bağlantılıdır.
Her gün başka şeylerin kurtarılmasına katkı sunabilmek adına, kendimizi kurtarmaya, iç kurtuluşa katkı sunmaya çalışıyorum. Kendimi kurtaramazsam, hiçbir şeyi kurtaramam.
Her türden direnişin içerisindeyim, amacım bu mesajı, ülkemizi kurtarmak için önce kendimizi kurtarmak zorunda olduğumuz mesajını başkalarına taşımak.
Bugünlerde Filistin davası ile ilişkiniz nedir? BDS kampanyası gibi desteklediğiniz herhangi bir hareket var mı?
Medyada değilim, politik bir isim de değilim, sanatçıyım.
Dilim başka, müzik ve şiir benim dilim. Eğer bu çalışma, insanın evrimine yönelik bir katkı ise, Filistin davası da dâhil, iştirak ettiğim herhangi bir davaya sırtımı asla dönemem.
Endülüsu’l Hub isimli yeni albümünüzün merkezî mesajı nedir?
Bu çalışmayı Mahmud Derviş’in doğduğu günden beri sahip olduğumuz tüm 75 yıllık hafızaya ithaf etmek istedim. Mahmud ve ben Paris’te birlikteyken, o bana bir şey göstermek istediğini söyledi ve Endülüsu’l Hub şiirini okudu.
Ardından bana bir kâğıt parçası verdi, üzerinde “Marcel Khalife, sen benim müzikal ikizimsin” yazıyordu.
Bu yıl Mahmud Derviş’e sevgimi sunmak istedim. Bu şiir sevgiden bahsediyor. Bu önemli çünkü gaddarlığın sağır edici bir biçimde varolmayı sürdürdüğü bu dönemde onun karşısına çığlık, şiddet ve acı ile yüklü olan bu dünyadan uzakta olan bir yerden, farklı dille eser üreterek çıkmak gerekmektedir. İşte Endülüsu’l Hub budur.
Zak Brophy

Hiç yorum yok: