13 Şubat 2025

Dibe Vurma Pratikleri

Türkiye Kamu Sen’in Niğde temsilciliği tarafından kadınlar buluşması düzenlenecek. Erkek üyelere kapalı bu etkinlik, kadınlara yönelik. 

Etkinliğin katılımcısı da Ankaralı Yasemin.

İlk başta bunun ne olduğu, sendikacılık mı yapıldığı, haremlik selamlık sendikal etkinlik mi yapıldığı sorusu yöneltilebilir. 

Gerçek, eksik değerlendirilmemeli.

Neden-sonuç ilişkisi, tartışma dışı bırakılmamalı. Evet, bu yapılan da sendikacılık değil. İlgili sendikanın ideolojik olarak ülkücü hatta durması, bu etkinliği açıklamakta yetersiz kalır. Bu yolu solun ve Kürt milliyetçilerinin biricik sendikası KESK açtı.

KESK, kadınlara yönelik ayrı etkinlikler ve dergiler çıkarıyor. Kaç yazıda öğretmenlerin kültür, sanat ve politik düzlemde yazı gönderebileceği bir dergiyi Eğitim Sen yayımlamalı demiştik fakat bu dergiyi şu an Eğitim İş “Ekenek” adıyla yayımlıyor. KESK ve Eğitim Sen ise akademik teşviğe uygun hakemli akademik dergi, Kadın dergisi ve bülteni yayımlıyor. Kadınlar için giysi takası, kahvaltı buluşması, beden atölyesi, kitap okuma etkinlikleri düzenliyor. 

Kadın meclisi istediği politik ittifakı radikal demokrasi partisinin politikalarına uygun şekilde kuruyor, sendikanın bu anarşizme müdahalesi devre dışı bırakılıyor. Sirtaki ve yoga atölyeleri, kadınların film izleme etkinliği... Teknelerde, otel lobilerinde, termal otellerde, şubelerde alkollü kokteyller düzenleniyor.

Sendika içindeki sol partiye yakın grup Meclis Meyhanesi adlı yerde dayanışma gecesi düzenleyip davetiyeye Gülten Akın’dan dizeler yazıyor. Diğer sol bir sendikal grup da şube yöneticileriyle ortak bar ve meyhane açıyor. Tüm bunlar, Gezi sonrasının Taksim’inde gerçekleşiyor.

Yol bir kere açılınca gerisini Eğitim İş getiriyor. O da teknede kokteyl, kadınlara özel etkinlikler düzenliyor. Solun liberalleşme sürecinde post Marksist ve liberal tezleri Birikim boca ederken, bunun pratiğini KESK üretiyor. Biri teorik diğeri pratik bir dibe vuruşun yolunu açıp emekçiyi oraya sürüklüyor.

Bu yolun kapısını Gezi açtı. Kimse de Gezi'nin sivil toplumcu zaferini tartışmıyor. Öyle olmasa neden Kavala ve onun gibi liberaller tutuklansın? Gezi'den dolayı bunların hapiste olmasını kimse sorgulamıyor. Liberal bir gösterinin kanaat önderleri de liberal olmak zorunda çünkü Gezi’den tutuklanan tek sosyalist yok.

Yol bir kez açılınca Sol Parti, dayanışma konserine Gazapizm’i davet ediyor, bira satıyor. 1 Mayıs sahnesine Bandista çağrılıyor. Mustafa Ceceli’ye Ankara’da 1 Mayıs sahnesi veren konfederasyonla KESK ve DİSK arasında fark olmadığını sınıf görmek zorunda. Sınıf mücadelesinde sanat, spor, müzik, logo, slogan, amblem kitleye gösterilen kimlik ve değerler toplamıdır.

Yola düşenler arasında radikal sol diye kendini tarif edenler de var. Onlar da Avrupa’da düzenledikleri gençlik festivalinde dansöz oynatıyor, hem de canıyla bedel ödemiş insanlarının fotoğraflarının önünde.

Ahlak da bu, siyasetleri de. Buradan ileriye bir adım gelişmez. İdeolojik savrulma en çok da ahlakı bozuyor. Bu sendikalar arasında biçimde farklılık olsa da özde aynılık gün gibi gerçektir. Bu gerçek yerle bir edilmedikçe sömürülmek kaçınılmazdır.

Şimdi duvarlara yazılan o faşist ırkçı sloganları KESK’in niye silmediği daha rahat anlaşılabilir. Kutsadığı radikal demokrasi partisi, Ankaralı Yasemin’e sahne veren sendikanın peşinden gittiği partiye tespih hediye eder. DİSK’in peşinden gittiği CHP belediyesi de Tarkan’a ve Gülşen’e sahne verir.

Sahne de duvar da işçi emekçinin olacak. Bizi sömürenlere tespih diye hediye etmek isteyenler bilmeli ki emekçilerin içine çıkacak yüzünüz olmayacak. Her platformda ve iş yerinde bu gerçeği dile getireceğiz.

Tarihe Not: Gizli gizli İştiraki okuduklarını biliyoruz. Bugün seçmeli Kürtçe dersi için Hüdapar’a dilekçe kampanyası düzenletiliyorsa, Eğitim İş kültür ve sanat dergisi çıkarıyorsa, Yeni Yaşam göstermelik bir özürle Nazım konulu yazı için açıklama yapıyorsa, 25 Kasım’da Filistin direnişçisi kadınların fotoğrafları taşınıyorsa bu Eğitim Sen’in, solun, KESK’in ve onların biricik yayınlarının sessiz kalmalarının suçu olup İştiraki’nin bu müdahaleyi ilkesel olarak anında gerçekleştirmesindendir. Bu müdahale aforoza, saldırıya, algı çarpıtmasına rağmen, mücadelemizin ideolojik gereği olarak devam edecek.

S. Adalı
11 Şubat 2025

0 Yorum: