Bosna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bosna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Temmuz 2015

,

Bosna-Hersek'te İşçi Eylemi



Bosna Hersek’te işçi haklarına yönelik yeni saldırıları hedefleyen yasa tasarısına karşı binlerce işçi sokaklara çıktı. İşçiler yasanın görüşülmesi sırasında parlamentoya girmeye çalıştılar. Çeşitli şehirlerden başkent Saraybosna’ya gelen işçiler, Federal Meclis binası önünde toplandılar. Yeni yasa, AB’nin önerdiği sosyo-ekonomik reformların bir parçası. İşten çıkartmaları kolaylaştırıyor ve kıdem tazminatı şartlarını değiştiriyor. Emekliliğe kadar istihdam edilmeyi artık kesinlikle garanti etmeyen batı tipi iş sözleşmelerini gündeme getiriyor. Eski iş yasası komünist dönemden kalma ve kesinlikle iş dünyasının aleyhine.

Gösteriler sabah saat onda başladı. Sayıları giderek artan ve ülkenin çeşitli kısımlarından gelen işçi kitlesi yeni yasaya yönelik memnuniyetsizliklerini ifade etti.

Hükümet binasının önünde işçilerin toplaştığı esnada meclis üyeleri yeni yasayı tartışıyorlardı.

Bu yasa Avrupa Birliği temsilcilerinin desteklediği bir yasa. Ancak işçi haklarını sınırlayan önemli yönleri mevcut. İşçi sendikaları ve birçok solcu muhalefet partisi önerilen yasaya ilişkin endişelerini ifade etti.

13:00 – Meclis üyeleri toplantı gündemini otuza yirmi oyla kabul etti. Muhalif üyeler meclisi terk etti.

Bosna-Hırvat Federasyonu’nda yeni iş yasasının geçirilmesini protesto etmek için binlerce işçi Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna’da eylem gerçekleştirdi.

13:30 – Sırp Cumhuriyeti’ndeki işçileri etkilememesine rağmen bazı işçi sendikaları da dayanışma amacıyla eyleme katıldılar.

Bu esnada polise takviye yapıldı.

Şehir merkezinde ana caddeler polis tarafından kapatılmış durumda.

13:40 – Meclis gündeminin kabul edildiğini duyan işçiler binayı girmeye çalıştılar ama polis tarafından durduruldular. Şu an giriş kapısını özel kuvvetler tutuyor.

13:50 – Göstericilerin bir kısmı hükümet binasının avlusunu terk etti. Amaçları şehir merkezine gidip burada trafiği engellemek. İşçiler “hırsızlar, hırsızlar!” diye bağırıyorlar. Sırbistan’dan gelen işçi sendikası Bosnalı sendikalara desteklerini sundular.

14:00 – İşçilerin temsilcisi binaya girip meclis üyeleri ile görüştü. Temsilci şu an dışarıda 15.000 işçinin bulunduğunu, her ne kadar örgütleyiciler protestoların barışçıl geçeceğine dair vaatte bulunsa da bunu garanti edemeyeceklerini söyledi.

14:15 – İşçiler meclis üyelerinin temsilcisine, “eğer bu yasanın gerçekten işçiler için hayırlı olduğuna inanıyorsan dışarı çık kendin söyle bunu işçilere” diyor.

15:00 – İşçiler polis kordonunu aştı, bir işçi yaşanan çatışmada yaralandı. Çatışma yaşanmamasını istediklerini göstermek için işçiler binaya doğru elleri havada yürüyorlar.

15:40 – Yasa 28 evet oyuna karşılık 3 hayır oyu ile geçti.

15:50 – İşçi sendikası şu an toplantıda ve yasa geçtikten sonra atacakları adımları tartışıyor.

16:15 – İşçi sendikası göstericilerin dağılmasını, dinlenip yarın gene gelmelerini istedi. Yarın saat 14’te temsilciler meclisinde iş yasası onaylanacak. Buna yönelik eylemler gerçekleştirilecek.

Agan Uzunoviç
Kaynak

07 Temmuz 2015

,

Bir Emsal Olarak Srebrenitsa


Bu ay, Srebrenitsa Katliamı’nın yirminci yıldönümü. Bu Bosna şehrinde sekiz bin insan katledildi. Yaşanan söz konusu kitlesel katliam Bosna Savaşı’nın en acımasız olayı idi ve Soğuk Savaş sonrası dönemin en çok bilinen mezalimiydi.

Katliamın sahip olduğu önemin küçümsenmesi elbette mümkün değil. Katliam, Bosna Savaşı’nı sona erdirmek suretiyle belirli bir itibar kazanan o NATO bombardımanını tetikledi ve NATO’ya Sovyetler Birliği’nin yıkılışı için ikinci bir şans verdi. O günden beridir bir emsal olarak Srebrenitsa dünya genelinde askerî müdahalelerin yardıma çağrılması noktasında devreye sokuluyor.

2005’te Christopher Hitchens ABD’nin Irak’ı işgal etme kararını “Srebrenitsa’dan Bağdat’a” başlıklı makalesi ile destekledi. 2011’de Guardian’da köşe yazarı olan Peter Preston Libya’ya yapılacak askerî müdahaleyi “Srebrenitsa’yı Hatırlayan Var mı?” başlıklı makalesi ile savundu. 2012’de CNN’de Suriye’ye yönelik batı müdahalesine yönelik yapılan çağrının başlığı “Suriye, Saraybosna ve Srebrenitsa” idi. 2014 tarihli IŞİD’in Suriye’de ilerleyişi ile ilgili makale de “Yeni Bir Srebrenitsa” ihtimali konusunda uyarıda bulunuyor ve bu felâkete mani olma noktasında Batı’nın askerî açıdan harekete geçmesi gerektiğinden dem vuruyordu.

Askerî müdahale destekçileri Srebrenitsa’ya atıfta bulunduklarında sıklıkla diplomasiyi devre dışı kılma ve insanî yardım konusunda oluşan acil durumlara cevap vermek adına kararlı bir biçimde askerî güç kullanma ihtiyacına vurgu yapıyorlar. Yeni Cumhuriyet [“New Republic”] dergisinin 2006 tarihli sayısında editör şu tespiti yapıyor: “Birçok dış siyaset krizine yönelik tepkide askerî güç kullanımı son çare olarak görülüyor. Soykırıma tepki noktasında ise askerî güç kullanımı ilk çare olarak değerlendiriliyor.” Yazıda soykırım en geniş tanım dâhilinde ele alınıyor, buradan da askerî müdahalelerin hiçbir sınıra tabi olmaksızın gerçekleşmesine dönük bir çağrı yapılmış olunuyor.

Srebrenitsa ve Bosna Savaşı’na daha yakından baktığımızda ise katliamla ilgili geleneksel kanaatlerin hatalı olduğu görülüyor. Yaygın inancın aksine, NATO’nun Bosna’ya müdahaleleri fiiliyatta çözdüklerini varsaydıkları zulümleri ortadan kaldırmadı. Eldeki mebzul delil, diplomasinin Bosna Savaşı’na mani olabileceğini, dolayısıyla Srebrenitsa Katliamı’nı önleyebileceğini gösteriyorken, bu seçenek ABD’deki müdahale yanlısı güçlerce bloke ediliyor.

Hâsılı, dış siyasette söz sahibi olan müesses nizamın öğrenmesi gereken öncelikli ders şu: “ABD’nin daha fazla askerî müdahale gerçekleştirmesi iyidir” fikri tümüyle yanlıştır.

David N. Gibbs
6 Temmuz 2015
Kaynak