Kuklacı

Baba filminde vardı. “Baba’yı kim vurdu?” sorusuna Baba’nın yardımcısı “hastaneye ziyaretine ilk kim gelirse odur” diyordu.
Reina saldırısının faili de ilk başsağlığı mesajı yayınlayandır. NATO’dan, ABD’den gelen mesajlar, failin odağını ele vermektedir.
Ama artık emperyalizm parantezdedir. Kısa günün kârı niyetine yaşam tarzı ve laiklik gibi başlıklar üzerinden politikalar geliştirmek en kolayıdır. Bu noktada Kemal Okuyan’ın “iktidara gelirsem, etnik ve dinî referanslarla siyaset yapmayı yasaklayacağım” diye yazılar yazması normaldir. Her türlü kutsala saldıranlar, kendi kutsal koltuklarını korumak için türlü taklalar atmaktadır. Parti içi tartışma, bireyin kutsal varlığı ile alakalıdır.
Demek ki kutsal olarak belirlenip düşman bellenen her şey, başka bir kutsalın zırhıdır. Reina’nın sahibinin “Dersimli” oluşuna atıfta bulunanlar, onun burjuvaziyle ve devletle kurduğu “kutsal” ilişkilerden memnundur. Buradan siyaset namına hiçbir şey çıkmaz.
Siyaset çıkmasın diye emperyalizm parantez içerisindedir. O mutlak kutsal veri kabul edilmektedir. Oysa son dönemdeki saldırılar arasında bir simetri var gibidir. Bataclan ile Reina, Libya büyükelçisi ile Rus büyükelçisi arasında böylesi bir simetrinin aranması mümkündür. Bataclan’a saldırı esnasında bir de stada saldırılmıştır. Akla İnönü stadı geliyor olmalıdır. Emperyalizm, kendisinin bulunmasını isteyen, bunun için sürekli geride delil bırakan seri katil gibidir.
“Sevgi, bilim, sanat ve eğlence üretenler”, siyaset üretmemeye ahdetmiştir. Çünkü siyaset bu dört pratiği bozan bir mikroptur. Devletin laik ve şeriatçı kuklaları arasındaki atışmanın bir hükmü yoktur. Renkli pazenlerden laikliğe dair notlar çıkartanlar, tekstil endüstrisinde köle gibi çalıştırılan işçileri görmezler. Reina’nın ABD’den istihbarat aldığına şaşırmayanlar, turizm sektöründe çalışan emekçilerin çığlığını duymazlar. Ali Ağaoğlu’ndan gazetelerine reklâm alanlar, inşaatlardan düşen işçilerin cesetlerine sırtlarına dönmek zorundadırlar.
Ve nasıl olsa (emperyalizm) parantez içerisindedir. Çünkü emperyalizmin ilericiliğine ve ilerleticiliğine her şeyden önce iman edilmiştir. Kutsala karşı savaş, bu ilerleme içindir. Suskunluk, dilsizlik, AKP’ye sivriltilen mızraklar bunun içindir. Onun emperyalizm ve devletle örülü yapısına ses etmeyenler, münferit ve mücerret varlığına saldıranlar, suç ortaklarıdır.
Siyaset, sanat, bilim, sevgi ve eğlencenin mutlak ve saf anlamda icra edileceği yer-zaman için yapılmaz. Cumhurbaşkanlığından ödül alana kızanlar, siyasetsiz sanatlarının hesabını vermekten kaçmaktadırlar. Siyaset, sanatı, bilimi, sevgiyi ve eğlence dediğiniz şeyi dikine keser, kusura bakmayın!
Herkesin ABD’ye ve AB’ye kaçmayı içten içe düşündüğü dönemde (emperyalizmin) paranteze alınması kaçınılmazdır. Emperyalizmse Libya’da iş bittiğinde, yeni moment için kendi büyükelçisini öldürür. Rus elçisi de yeni dönemin eşiğinde kesilmiş kurbandır. Buradan din karşıtı siyasetine artı puan kazanacaklarını düşünenler de bu operasyonun parçasıdır.
IŞİD için genel teorik dayanak noktası Teymiyye ise, Teymiyye’nin tüm zihnî kurgusu Moğol düşmanlığıdır. Moğol karşıtlığı tersine döner, Moğollaşılır; Bugün Moğol ordularını Batı emperyalizminde görmek şarttır. Batı emperyalizminin Hindistan’a, Afrika’ya, Ortadoğu’ya önden gönderdiği misyonerler gibi hareket edip, ona benzer bir dil tutturmak, hiçbir sonuç üretmeyecektir. Tankların, füze rampalarının, postalların yerlerinin sağlamlaşmasını isteyenler, her şeyi dikine kesen siyaseti enselerinde hissetmeye hazırlar demektir.
Okuyan, okuduğu kitapları okuma yöntemini sorgulamalıdır. “Düzen, ezilenleri birbirine düşürmeden ayakta kalamaz” demekte, ama “dine ve etnisiteye geçit vermeyeceğim” diye bağırmaktadır. Ezilenler boş gösterendir, boştur, hükümsüzdür, saf olanı temsil eden küçük burjuva bir kurgudur. Ezilenler, Sudan'da yüz küsur yıl önce İngilizleri kovan mehdici hareketi de namluya sürebilir, Siyonistlere kan kusturan Filistinlileri de. “Din ve etnisiteye düşmanım” diyenler, işte bu yüzden emperyalizmi paranteze almaktadırlar.
Türkiye devleti, geleceğin Ortadoğu kurgusunda sahip olacağı ağırlık konusunda fazla yüklerinden kurtulmaktadır. Üzerimize düşen, emperyalizmin kara gölgesidir.
Yusuf Karagöz

Hiç yorum yok: