13 Ağustos 2015

, ,

Gerçeklik ve Düşler

Uzun süredir ızdırap içerisinde olan insanlığımızın daha iyi bir duruma gelmesi, bilimler dâhilinde tatmin edici cevaplar arayan araştırmacılar istisna, hepimizin içerisinde kapalı kaldığımız bu inanılmaz cehalet koşullarında, eğitim konusundaki eksikleri büyük ölçüde giderilmesi gerektiğine inanıyorsanız, yazmak faydalı bir yol olmalıdır. Yazmak, o bir avuç harften oluşan kelime, muazzam bir içeriğe sahiptir.

Gençken hepimiz, bilhassa ABD ve Japonya arasındaki o korkunç savaşa son veren, Hiroşima ve Nagazaki’yi harap eden atom bombalarının patlaması ardından Einstein ile ilgili sözleri işitmişizdir.

ABD’nin Pearl Harbor üssüne yapılan saldırının tetiklediği savaşın ardından o bombalar atıldığında Japon İmparatorluğu zaten mağlup olmuştu. Toprakları ve endüstrileri savaşın uzağında kalmış ABD, dünyanın paramparça olduğu, insanların öldüğü, yaralandığı ve aç kaldığı koşullarda, yeryüzündeki en büyük servete ve en fazla silâha sahip ülke hâline geldi.

Sovyetler Birliği ve Çin ise 50 milyondan fazla insan kaybetti, muazzam büyüklükte bir maddî hasara maruz kaldı. Dünyadaki altının neredeyse tamamı ABD’deki kasalarda biriktirildi. Bugün tahminlere göre, bu ülkenin tüm altın rezervi 8.133,5 tona ulaşmış durumda. Buna karşın kendilerinin imzaladıkları Bretton Woods Mutabakatı'nı yırtmak suretiyle ABD kâğıt paradaki altının değeriyle ilgili olarak onsa [Britanya İmparatorluğu’nun hâkim olduğu dönemin ölçü birimine (troy ons) –çn] geri dönme görevini yerine getirmeyeceğini tek taraflı olarak beyan etmiş oldu.

Nixon’ın alınması yönünde emir verdiği tedbir, Başkan Franklin Delano Roosevelt’in verdiği taahhütleri ihlal etti. Konuyla ilgili çok sayıda uzmana göre, böylelikle krizin temeli oluşturulmuş oldu ki bu kriz, böylesi bir ekonomi modeline sahip ülkeyi daha güçlü bir biçimde hırpalama yönünde tehditlere yol açan başka felaketlerle birlikte gerçekleşti. Öte yandan bu güçler Küba’ya verdikleri hasarları karşılayacak bir tazminatı borçlular, bu tazminatın bedeli milyon dolarları buluyor, zira ülkemiz de eldeki inkâr edilemez argümanlar ve gerçeklerle birlikte, Birleşmiş Milletler’deki müdahalelerimiz dâhilinde bu durumu ifşa etmiş bulunuyor.

Küba’da partimiz ve hükümetimizce de tüm açıklığı ile ifade edildiği üzere, bu yarımküredeki tüm ülkeler ve insanlık ailesinin parçası olan birçok halk arasında iyi niyetli barış sürecinin geliştirilmesine, böylelikle türümüzün kâinatın bize verdiği bu mütevazı yerde hayatta kalmasına katkı sunmamız gerek. Barış ve tüm insanlığın, deri rengi veya millî kökeni ne olursa olsun şu gezegende yaşayan cümle beşerin esenliği, dinî inancı olsun olmasın herkesin tüm hakları için verdiğimiz mücadeleyi durdurmamız mümkün değil.

Tüm yurttaşlar, sağlık, eğitim, çalışma, gıda, güvenlik, kültür, bilim ve saadet gibi konularda eşit haklara, yani mücadelemize başladığımızda ilân ettiğimiz aynı haklara sahip olmalı. Bunlara bir de herkes için dilediğimiz, dünyada yaşayan tüm insanlar için adalet ve eşitlik düşlerimizden neşet eden hakları da eklemek gerek. Aynı fikirleri bir bütün olarak ya da kısmen paylaşan veya aynı hat üzerinde daha yüce fikirler ortaya koyanlara, tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Fidel Castro Ruz
13 Ağustos 2015
Kaynak

0 Yorum: