Boğazdaki Diken

Halk Direniş Komiteleri sözcüsü Ebu Mücahid Lübnan’daki İslamî Direniş’in misafiriydi. Ziyareti esnasında İsrail Suriye’deki Kuneytra bölgesinde Hizbullah’a mensup direniş savaşçılarını katletti. Ebu Mücahid, şehidlerin cenazelerine katıldı. "Lübnan direnişi ve Filistin direnişi yekvücuddur” diyen Ebu Mücahid Gazze’ye dönüşünden önce Ahbar gazetesiyle bir mülâkat gerçekleştirdi.
Halk Direniş Komiteleri, 2000 yılında ikinci Aksa İntifadası sonrası Filistin’de oluşturulan bir koalisyon. Askerî kanadı Nasır Selahaddin Tugayları bir dizi operasyon gerçekleştirdi. En önemli operasyonlarından biri, İsrailli asker Gilad Şalit’in ele geçirilip üç genel sekretere suikast düzenlendiği “Dağılan Yanılsama Operasyonu”na ek olarak, İsrail yapımı Merkava tankının ilk kez bombalanması.
Ahbar: Kuneytra’da Hizbullah savaşçılarının katline yönelik tepkiniz ne oldu?
Ebu Mücahid: Bu, çatışmanın seyrinde ciddi bir yükselişin yaşandığını gösteriyor. İsrail işgali bölgede sakinleşmeyecekmiş gibi görünüyor. İsrail Kuneytra’da bu kadar çok sayıda savaşçıyı şehid etmenin aptalca bir eylem olduğunu ve önemli sonuçlara yol açacağını anlayacak. Şehidlerin ve şehid komutan İmad Muğniye’nin oğlunun kanları direnişi daha da motive edecek.
A: Operasyonun zamanlaması konusunda ne düşünüyorsunuz?
EM: İsrail devleti bir muamma ile yüz yüze. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun en son Gazze’deki savaştan sonra yaklaşan seçimlerdeki şansı daha da azaldı. Bu operasyonla Netanyahu topu direnişin kucağına atmak, onun bir cevap vermesini sağlamak, ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemek ve bu sayede hedeflerine ulaşmak istedi. Geçmiş deneyimlerin de gösterdiği üzere, seçimlerde başarı kazanmak için Hizbullah’ı veya Filistin’i hedef almak yenilgiyle sonuçlanıyor. Bu, daha önce Ehud Olmert’in ve Şimon Perez’in de başına geldi, Netanyahu da aynı kadere mahkûm. İşgalci güç bir mesaj vermek istedi. Direniş sessiz kalmayacak ve kesin olarak bir cevap verecektir.
A: Yaşam koşullarını iyileştirmek için Gazze’de 50 günlük bir savaş verdiniz. Bugün Gazze Şeridi’ndeki durum nedir?
EM: Gazzeliler oldukça zor ve sert koşullarda yaşıyorlar. Durumları 2012’deki savaşın ardındaki durumdan daha kötü, çünkü o gün Kahire’de kabul edilen maddelerin hiçbiri uygulanmadı. İsrail ordusu anlaşma şartlarına uymadı, her şey lafta kaldı ve hiçbir taraf anlaşmaya imza atmadı. Bunun Gazze’ye yansıması olumsuz oldu, özellikle evleri yıkılanlar ve son fırtınadan mağdur olanlar çok kötü şartlara mahkûm oldular. Elimizdeki tüm imkânları kullandığımız 52 gün boyunca kararlı olmaya çalıştık ama eldeki sonucun bu olması gerçekten üzücü.
A: Mevcut durumun sorumlusu kimdir?
EM: Taleplerimizi karşılamadıkları için siyasetçiler sorumludur. Direniş, olan biten karşısında terk edilmişlik hissi içerisindedir. Askerî yaratıcılığımızın zirvesinde iken siyasetçiler sahadaki başarıları halk için birer kazanıma dönüştürmeyi becerememişlerdir. Onlar bu başarılarımızı avantaja çevirip, düşmana daha fazla baskı yapabilirler ve taleplerimizi yerine getirmek için mevcut savaşı İsrail’e taşıyabilirlerdi.
A: Savaşı elli günden fazla sürdürme imkânına sahip miydiniz?
EM: Savaşı aylarca sürdürecek imkâna ve beceriye sahiptik; düşmanın imkânlarımızı azalttığı ve altyapımızı imha ettiği iddiası doğru değildir. Sahadaki operasyonlara dair bilgime dayanarak bu gerçeği teyit etme imkânına sahibim.
A: Savaş süresince Hizbullah ile temas hâlinde miydiniz?
EM: İslamî Direniş [Hizbullah] ve İran İslam Cumhuriyeti’ndeki kardeşlerimizden muhaberat konusunda yardım aldık. Daha öncesinde olduğu gibi savaş esnasında da ve savaş sonrasında da onlarla, özellikle Filistin meselesiyle ilgilenen liderlerle temas hâlindeydik. Savaşın başından sonuna dek verilen desteğin hiç kesilmediği konusunda sizi temin edebilirim.
A: Yani savaş esnasında aldığınız destek askerî mi yoksa ahlâkî miydi?
EM: Her ikisi de: askerî ve ahlâkî destek aldık.
A: Mısır’ın Gazze’yle arasına tampon bölge kurması sonrası Gazze’ye silâh temini daha da güç bir hâl aldı mı?
EM: Çok güç ama Filistinlilerdeki kararlılık ve direnişin evlatlarının halkını korumak için gerekli silâhları muhafaza etme gayretleri asla kesilmeyecek. Bu gayretler, ister yurtdışındaki kardeşlerimiz, yani Hizbullah ve İran üzerinden olsun isterse ülke içindeki kardeşlerimiz üzerinden olsun, hiç kesintiye uğramadı, bundan sonra da uğramayacak.
A: Gelecekte muhtemel yaşanacak bir savaşa yönelik hazırlığınız var mı?
EM: Direniş, savaş sonrasında elindeki imkânları hemen geliştirmeye başladı. Restorasyon safhasını bitirip gelişme safhasına geçtik. Bugün kendi imkânlarımıza güvenecek durumdayız.
A: Hamas ve direniş ekseni arasındaki anlaşmazlık Halk Direniş Komiteleri’ni [HDK] etkiledi mi?
EM: Hizbullah ve İran direniş sürecinin bileşeni olan hiziplere dönük desteğini hiç kesmedi, bildiğim kadarıyla [Hamas’ın askerî kanadı] Kassam Tugayları’na verilen destek Hamas politik liderliği ile direniş ekseni arasında yaşanan kavga ve ilişkilerin askıya alındığı dönemde bile devam etti. Politik cephede yaşanan ihtilafın Filistin davasına bir bütün olarak olumsuz yansıması oldu. Eğer bu, Hamas’ın yürüttüğü bir taktiktiyse, bu, karşılığında hiçbir şeyin alınmadığı, koşulsuz destek sunan kardeşlerine karşı tatbik edilmemesi gereken bir taktikti. Parti ve İran içerisindeki kardeşlerimizle aramızdaki stratejik ilişkinin sürdürülmesi zorunlu, zira hepimiz müşterek bir gerçekliği paylaşıyoruz. Direniş ekseni bize her türden desteği sundu. Yakın ya da uzak, hiçbir Arap ülkesi, Filistin’i İran kadar merkezî bir dava olarak görmedi.
A: Anlaşmazlık Gazze’deki kamuoyunu da etkiledi. Dürüst olmak gerekirse, Hizbullah mezhepçi bir parti olarak mı görülüyor?
EM: Filistin halkı ve toplumu en genel manada mezhepçi değildir. Eğer Hizbullah mezhepçi bir gözle izleniyorsa bu, muhtemelen örgüt içerisindeki olumsuz bir kanaatin yayılmasıyla ilgilidir. Filistinlilerin mezhepçi bir zihniyeti yoktur çünkü halkın bir davası vardır ve o işgal koşulları altında yaşamaktadır. Birileri bize destek sunuyor ama bir yandan da emirler yağdırmıyorsa, bizim ona müteşekkir olmamız gerekir. Mezhepçilik söylemi, tüm Filistinlilerin başvurduğu bir söylem değildir.
A: Özellikle Hizbullah ve İran’la ilişkiler bağlamında Hamas içerisinde savaşçılar ve siyasetçiler arasında yaşandığı iddia edilen anlaşmazlık hakkında neler söyleyeceksiniz?
EM: Hamas içerisinde açık ve net bir uzlaşma durumu mevcuttur. Direniş ekseniyle ilişkileri tekrar kurmakla ilgili olarak askerî ve politik liderlerin aldıkları karar baskı altında alınmış bir karar değildir, ortada birlikte geliştirilmiş bir görüş söz konusudur. Kardeşlerimiz [Hamas] Hizbullah ve İran’a teşekkür etmemekle hata yaptıklarını görmüşlerdir; bu yaklaşım, İzzeddin Kassam Tugayları sözcüsü Ebu Ubeyde’nin bir konuşmasında iki tarafa da teşekkür etmesine neden olmuştur. Konuşma özel olarak önemlidir zira Hamas savaşçıları askerî desteği almış, Gazze’deki politik liderlik savaşçıların arkasında durmuştur, bu da her iki tarafın söz konusu şükran ifadelerine onay verdiği anlamına gelmektedir.
A: Hiziplerdeki savaşçıların sayıları göz önünde bulundurulduğunda, silâhlanma süreci ne durumdadır?
EM: Silâhlanma, sahadaki savaşçı sayısına dayanır. Örneğin bugün sahada HDK’nin 3.000, İslamî Cihad’ın 5.000, İzzeddin Kassam Tugayları’nın da 10.000 savaşçısı vardır. Silâhlanma süreci bazen sahadaki savaşçı sayısı ile orantısız seyretmekte ve belirlenen sınırı aşmaktadır.
A: Askerî kadrolarınızı Gazze dışında eğitme yoluna gidiyor musunuz?
EM: Saha komutanlarının önemli bir bölümü ileri eğitimlerini yurtdışında aldı. Gençlerin Gazze dışında eğitilmesi konusunda karar güvenlik durumu ile bağlantılı. Bizim direniş faaliyetlerimizi sekteye uğratabilecek meselelere karışmak gibi bir niyetimiz bulunmamaktadır.
A: Seyyid Hasan Nasrallah’ın “Hizbullah zamanını Filistin direnişini desteklemeye vakfedecektir” açıklaması konusunda ne düşünüyorsunuz?
EM: Hizbullah içerisindeki kardeşlerimizle yaşadığımız deneyimlere dayanarak diyebilirim ki Seyyid Nasrallah’ın ifadesinin sahada pratiğe döküleceği kesindir zira o her daim sözlerini tutmuş biridir.
A: İşgal altındaki Batı Şeria’da yürütülen operasyon sayısı son dönemde epey arttı. Bu, yeni komando operasyonlarının yapılmasının muhtemel olduğunu mu gösteriyor?
EM: Halkımız işgalci güçle savaşmanın en uygun araçlarını bulacaktır. Son operasyonlar Filistin Devleti’ni endişeye sürüklemiştir. Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas’ın çözüm bulamaması, yanılsamalara dayalı yaklaşımlarını sürekli dillendirmesi ve buna ek olarak kendisinin politik bir açmaza girmesi Batı Şeria’daki halk öfkesinin yoğunlaşmasına neden olacak ve direniş için askerî operasyonlarla sonuçlanacak oldukça mümbit bir toprağın oluşmasını sağlayacaktır.
A: Bu operasyonlarla ilgili olarak hizipler arasında alınmış herhangi bir karar mevcut mu?
EM: Bazıları hiziplerin aldığı bir karar bazıları da kişisel bir karar üzerinden yürütüldü. Her ikisi de birbirini tamamlıyor. Sonuçta bunlar direnişin müşterek gayretleri. Biz Batı Şeria’da düşmana karşı ileride boğaza kaçmış birer diken gibi İsrail’e çok acı verecek yeni operasyonlar yapılmasını bekliyoruz.
A: Ama Batı Şeria’da silâhlanma sürecinin başladığından söz edilebilir mi?
EM: Bu, çok hassas bir mesele. Batı Şeria’daki olaylar İran Dinî Lideri Ali Hameney’in Batı Şeria’ya silâh temin edilmesi gerektiğine ilişkin açıklamalarından ayrı düşünülemez. Burada, ileride, kısa bir süre içerisinde yeni operasyonlar yapılacağına dönük bir vurgu vardır. Hameney’in o güçlü mesajını işgalci güç de gayet iyi anlamıştır.
A: 2000’deki ayaklanma esnasında Aksa Tugayları [Fetih] Batı Şeria’dan saldırı gerçekleşme becerisi en yüksek örgüttü. Tugayların ve diğer hiziplerin dağıtılması sonrasında öncü rolü orada kim üstlenecek?
EM: Önceki çalışma tarzının aynısını benimsememiz gerekmiyor. Direniş yeni safhada operasyonlar yapmak için yeni bir yaklaşım benimseyebilir; Batı Şeria’da işgalci güce karşı yürütülen savaşta tek bir hizbin öne çıkması zorunlu değil.
A: Geçmişte görevinden azledilmiş Fetih lideri Muhammed Dahlan’ın Gazze’ye dönüşü ve onun Hamas’la koordineli çalıştığı iddiaları hakkında ne diyeceksiniz?
EM: Biz Gazze’deki direniş cephesini güçlendirmeyi amaçlayan bir direniş hizbiyiz. Dahlan ve Hamas meselesi karmaşık bir konudur, biz bu meseleye girmek niyetinde değiliz. Dahlan ve Hamas arasındaki ilişkiye dair çelişkili bilgiler söz konusudur. Bu nedenle söz konusu ilişkinin stratejik mi yoksa taktiksel mi olduğunu, gerçekte neler olup bittiğini anlayana dek yorumda bulunmak istemiyoruz.
A: Sizce Dahlan cumhurbaşkanı seçilecek mi?
EM: Filistin halkı bu seçimi yapmayacak kadar bilinçli bir halktır.
A: Gazze’ye karşı yeni bir savaş başlatılacak mı?
EM: Toplumsal durum çok kötü ve muhtemelen yakında patlayacak.

Hiç yorum yok: