Ferguson Sonrasında Hareket İnşa Etmenin Beş Yolu

1. Polis teşkilâtını ve hapishaneleri reforma tabi tutmak değil, onları ilga etmek için çalışın: Başkan Obama, polis memurlarının üzerlerine vücut kameraları konulmasını öngören bir kanun çıkarttı ama bu, polislerin siyahları katletmesine mani olmayacaktır. Eric Garner’ın katli, diğerleri gibi kameraya kaydedilmiş ve bu, onun hayatını kurtarmamıştır. Daha da kötüsü, söz konusu reform, halk aleyhine kullanılacak bir reformdur, bu noktada halkın korunması gerekecektir: vücut kameralarıyla ilgili yapılan son çalışma, bu kameraların mağdurlardan çok polise yardım ettiğini göstermektedir.
Polis ve hapishane sistemi asla reforma tabi tutulamaz, çünkü bunların asli rolü, ırkçı, adil olmayan, eşitliğe karşı kapitalist toplumu muhafaza etmektir ki söz konusu rol şiddet uygulamaya muhtaçtır. Kristian Williams’ın Maviler İçindeki Düşmanlarımız: Amerika’da Polis ve İktidar isimli çalışmasında gösterdiği üzere, polis, firari köleleri yakalamak, grevleri bastırmak ve aç yığınların yaşamak için ihtiyaç duyduğu şeyleri almasına mani olmak için geliştirilmiş bir güçtür. Sistem Mike Brown gibi birisini katlettiğinde “parçalanmaz”, aksine o amaçlandığı biçimiyle işliyordur.
Reformlar peşinde koşmak yerine bizim, polis teşkilâtının ve hapishanelerin ilga edilmesi için çalışmamız gerekmektedir. Bu, bir anda sonuç alınacak bir çalışma değilse de, bizim tüm gayretimizi şu herkesin bildiği sloganla hareket etmemiz zorunludur: Yetkisiz Kıl, Silahsızlandır ve Dağıt. Sokaklarda polisi, onun tacizlerine cevap üreten mahalle grupları eliyle yetkisiz kılabilir ve polisin bizi terörize etmesine mani olabiliriz. Polisin silahsızlanmasını talep edebilir, askerî tertibatını ve ateşli silâhlarını elinden alabiliriz. Ayrıca en saldırgan olanlarından başlayarak, polis birimlerini tek tek dağıtabiliriz.
2. İçerisinde kendi liderlerimizi yarattığımız demokratik gruplar kurun: Eski dönemde faaliyet yürütmüş insan hakları mücadelesi liderleri geride kaldı. Ağustos’ta Ferguson’da Jesse Jackson, bağış çanağı almak için çıktığı sahneden yuhalanarak indirildi. Al Sharpton da herkese Demokratlara oy vermesini söylediği anda yuhalandı. Bu değişim uzun süredir ertelenmiş bir süreçti: söz konusu liderler, yetmişlerdeki hareket yenildiği noktada şöhret kazanmış isimlerdi, onlar bu şöhreti temsil ettikleri iddiasında oldukları insanların çıkarları yerine kendi çıkarlarını koyup hep spot ışıkları önünde kalmak suretiyle elde etmişlerdi.
Bugün elimizde, fakirlerin ve emekçi halkın müştereken öncülük edebileceği demokratik grupları, eylemleri ve faaliyetleri doğrudan inşa etme fırsatı var. Evet, hareket liderlere muhtaçtır. Ama gerçek liderler, iktidar ve ünlü olmak için var değildirler. Aksine onların hareketin gelişimine katkı sunmaları ve yeni sorunlarla uğraşmak için yeni liderlerin ortaya çıkmasına yardım etmesi gerekir. Bize gerekli olan, sokaklarda bizimle dövüşen ve kendi varlıklarını zaman içerisinde gereksiz kılan, bizim mahallelerimizden ve işyerlerimizden çıkmış liderlerdir.
3. İnsanlar hakkında kimlikleri veya söylemleri değil, önerdikleri ve yaptıkları üzerinden hüküm verin: Bu hareket, siyah halkın maruz kaldığı zulme karşı mücadele etmekle ilgilidir. Ama aynı zamanda bu hareket, herkes için ümit vaat etmektedir: ırkçılığı ve polisi ezmek, tüm fakirlere ve emekçi halka yardım edecek, müşterek insanî varlığımızı güçlendirecektir. Hareketin bu noktada söz konusu hedefler peşinde koşan herkesi, mümkün olabildiğince aynı seviyede, kendi içerisinde konumlandırması gerekmektedir.
Ancak herkes bu şekilde düşünmüyor. İyi niyetli birçok insan, hareket içerisindeki ırkçılık ve kapitalizme ait eşitsizlikleri düzeltmeye çalışmak için “müttefik” veya “imtiyaz” politikasına başvuruyor. Çoğu zaman bu tip yaklaşımlar, ilgili mücadelelerin merkezinde olanların (çoğunlukla beyazların) suça iştirak etmesine ya da kendi arzularının esiri olmasına yol açıyor. İnsanlar, birlikte çalışma yollarını aramak ve kazanmak için yapılması gerekenler yerine, sürekli kendi kimliklerini ve birlikte çalışmanın nasıl mümkün olmadığını düşünüyorlar. Kapitalizmi ve ırkçılığı ezmek suretiyle birlik olmaktansa, bu yöntemler fiiliyatta bizi ilgili sistemler dâhilinde olduğumuz hale kapatıyor. Son dönemde yayınlanan elektronik dergiler ve blog kayıtlarında da tartışıldığı üzere, bu bizi nevrotikleştiriyor, bölüyor ve ayrıştırıyor.
Daha da kötüsü ise insanları yanlışa sevk eden kimi muhafazakâr ve orta sınıf liderlerin bu suçu, kimliğe göre aralara sınır çekmek ve sokaklarda dövüşen bizleri bölmek için kullanıyor olmaları. Suç, kafası karışık “ittifak” denemeleri, radikal siyahların isyanının desteklenip desteklenmeyeceğine dair kanaatten mahrum. Söz konusu liderler, esasında halktaki militanlığı boğup tartışmaları sonlandırıyorlar. Birisinin tek başına kimlik temelinde haklı olup olmadığına karar verirken, hareketin deneyim ve tartışma üzerinden büyümesini sağlamış oluyoruz. İnsanları bu şekilde yargılamak yerine, bizim, bu insanların önerilerini ve eylemlerini, ilgili öneri ve eylemler fakirlerin ve siyah emekçi halkın, dolayısıyla hepimizin özgürleştirilmesine fiiliyatta katkı sunup sunmadığına göre, değerlendirmemiz gerekiyor.
4.Yıkıcı gösteriler aşamasından kolektif dikkat ve güç aşamasına geçelim: Sokakları ve otoyolları ele geçirmek hareket nezdinde büyük bir sıçramaya neden oldu ama tüm taktiklerin de belirli sınırları vardır. Eğer dövüşme ve varlığımızı sürdürme kapasitemizi teşkil etmeye bir son verirsek, otoyol işgalleri militan bir reformizm biçimi alabilir ki bu da yıkıcılığın bizi yönetenlerin dikkatini üzerine çekmesine neden olur. Hareketin kudretini inşa etmek için bizim kolektif gücümüzü ortaya koymamız ve kendi hayrımıza olacak şekilde, giderek daha fazla sayıda, farklı mekânın kontrolünü ele geçirmemiz gerekir.
Mücadele ettiğimiz noktada birbirimize destek sunacak en küçük adımlar atılmalıdır. Bazı insanlar, göstericilerin polisle çatışmasına, mülkiyete zarar verilmesine, arkadaşlarının gözaltından kurtarılmasına veya sokaklardaki nesnelerin taşınmasına mani olmak suretiyle, hareketi zayıflatıp tehlikeye sokuyorlar. Ama sistem her gün bize şiddet uygulamaktadır. “Şiddet dışılık” ve “barışçıl gösteri” çağrıları, sadece bu gerçeği süreklileştirir ve bunu da bize karşı şiddetin sadece kapitalist devlet tarafından uygulanabileceği konusunda ısrar ederek yapar. Birbirimize karşı polislik yapmak yerine, bizim her birimizin arkasını kollamamız gerekir.
Bize lazım gelen diğer bir husus da, kapitalizme ve devlete vurup hayatlarımızın ve direnişin sürmesi için gerekli araçları ele geçirmektir. Tahrir Meydanı’ndan Oakland’i İşgal Et’e dek dünya genelindeki tüm kamp alanları, bu işi minyatür düzeyde de olsa yapmışlardır. Bugün bizim daha büyük düşünüp daha büyük işler yapmamız gerekmektedir. Polisi, beyaz üstünlükçülüğünü ve kapitalizmi alt etmek için devlet kurumlarını, belediye binalarını ve karakolları işgal etmeli; okulları, işyerlerini ve ulaşım sistemlerini ele geçirmeli; tüm halka eğitimi, sağlık hizmetlerini, ulaşımı, mal ve hizmetleri ücretsiz temin etmeliyiz. Bu işe, çalıştığımız, eğitim aldığımız ve yaşadığımız yerlerdeki insanlarla ve gösteri yapan başkalarıyla birlikte gruplar oluşturarak başlayabiliriz.
5. Irk, kapitalizm ve devrimle ilgili bilginizi derinleştirin: Eğer polis cinayetlerinin sebebi “birkaç kötü elma” ya da “parçalanmış” bir sistem değilse bu cinayetler sistemin mantıkî bir sonucu ise, o vakit bizim bu sistemin nasıl işlediğini anlamamız gerekmektedir. Siyahların, kadınların ve eşcinsellerin, toplamda tüm işçi sınıfının ortaya koyduğu deneyimleri temelden biçimlendiren, kapitalizm ve devlettir. Bu dünyanın nasıl çalıştığını öğrenmek için Marx’ın ve devrimler tarihindeki diğer birçok ismin fikirlerini keşfetmek mümkündür. Dünyayı nasıl dönüştüreceğimizi öğrenme noktasında, dünya devrim tarihinden istifade edebilir, otoriteryanizme ve devlete karşı koyan komünistlere ve diğer birçok büyük devrimciye bakabiliriz.
Geçmiş devrimler, bize kapitalizmin nasıl alt edilebileceğine ilişkin genel özellikleri gösterir. Rusya 1917, İspanya 1936, sömürgecilik karşıtı devrimlerin zirve noktaları ve 2011’deki son Mısır devrimi iyi ve kötü birçok dersle yüklüdür. Biz, iktidar karşıtı güç biçimlerinin önce küçük tohumlar hâlinde, sonrasında da kriz momentlerinde büyük ölçekler dâhilinde ortaya çıkma eğilimi içerisinde olduğunu biliyoruz. Biz biliyoruz ki mazlumlar arasındaki iç bölünmeler, hareketin devam eden büyüme seyri içinde aşılması gereken engellerdir. Biz biliyoruz ki hareketler, devrimi durdurmaya ve sınıf iktidarını pekiştirmeye çalışan yeni muhtemel yönetici grupları üretebilir. Biz biliyoruz ki yeni toplumsal hayat ve yaratıcılık biçimleri, mücadelenin ateşi içerisinde ortaya çıkmaktadır.
Her biri farklı olsa da geçmiş devrimlerden genel dersler çıkartmak mümkündür. Peki, bizim devrimimiz neye benzeyecek?
Unity and Struggle
[Birlik ve Mücadele]

Hiç yorum yok: