30 Ekim 2011

, ,

Nato'nun Libya Ajandası

Sirte’nin hemen dışındaki tozlu yollarda savaş alanından kaçan bir konvoy. Bir NATO uçağı araçları vurur. Yaralılar kaçmaya uğraşır. Zırhlı kamyonlar, üzerlerinde silahlı adamlar olduğu halde, olay yerine yetişir. Yaralıları bulurlar; aralarında büyük ödül ayarında biri de vardır: Kanlar içindeki Muammer Kaddafi. Yakalanmış ve savaşçıların içine atılmış. Heyecanlarını tahmin etmek zor değil. Bir cep telefonu...

26 Ekim 2011

, ,

Batı'nın İkiyüzlülüğü ve Kaddafi

David Cameron’ın Muammer Kaddafi’nin öldürülmesine ilişkin ifadesi, İngiliz başbakanının küstahlığını ve ikiyüzlülüğünü ortaya koyuyor. Cameron, Libya’daki ayaklanmada ülkesinin oynadığı rol ile gurur duyduğunu söylüyor. Ancak o, geçmişte yaşanan olaylar üzerinde kimi etkileri olan Kaddafi rejimi ile el ele verirken oynadığı diğer rollerden hiç mi hiç bahsetmiyor, hatta onları inkâr ediyor: Associated...

20 Ekim 2011

,

En İyi Kürd Ölü Kürd!

Türk Solu dergisi, iki gerilla n’aşını “devletin bölünmez bütünlüğü” önünde teşhir eden fotoğrafı kapağa taşıyor. Bunlar, gerillanın kulaklarını kesip arkadaşlarına övünç madalyası niyetine gönderen Türk faşizminin duygularına oynuyorlar. O duyguyu örgütlemek, ona örgütlenmek istiyorlar. Doğrudan Hitler-Goebbels dimağından çıkmış fikirler, bir tür iktisadî kavgayı coğrafî ve biyolojik olanla bütünleştiriyor. Burjuvazinin...

16 Ekim 2011

,

Demokrasi Hipnozu

1. Demokrasi ve liberalizm, at başı ilerler ve şahısları aşan yönleri törpüler. Onların görevi, budur. Görev, sömürü ve zulmün ağrı ve acılarını teskin edici araçlar bulmak suretiyle ifa edilir. “Demokrasi ve liberalizm aydınların afyonudur.” 2. İşçi vurgusunu işçinin, ezilen vurgusunu ezilenin acı çığlığından korkanlar yaparlar. Bu korku, her şeyi ve herkesi demokraside boğmak zorundadır. Demokrasi işçiyi...

14 Ekim 2011

, ,

Fidelist Sentezin Başarısı

Bu çalışma, Castro’nun politik şiddet bağlamında kendine has biçimde devreye soktuğu ahlâkî ve etik etmenin, sadece günümüz dünyası için geçerli bir tartışmaya dönük belli bir kararın verilebilmesini mümkün kılmadığını, ayrıca siyaset felsefesinin daimî meselesine de yeni bir ışık tutmakta olduğunu göstermeye çalışacak. Bu noktada ilkin Camus–Sartre polemiğine bakılacak, ardından da Castro “karşılıklı temas”...