Sömürgecilik
Geçmişi
Bangladeş’te
sol politika güçlüydü. 1857-1947 arası sömürgecilik döneminde Bengal’in doğu
kısmını teşkil eden bölge, bir dizi köylü ayaklanmasına tanıklık etti.
Ağırlıklı olarak Müslümanlardan oluşan Doğu Bengal’in nüfusu içinde feodal
ağalar (zemindarlar) ise büyük ölçüde Hinduydu.[1]
Köylüler,
ağalara ve İngiliz yöneticilerine tepki geliştirmeye başladılar.[2] Ancak süreç
içerisinde harekete liderlik eden Hindular, Doğu Bengal’daki sol politikaya
damga vuran seküler kültür için gerekli zemini meydana getirdiler.
Ülkede
Nilbidraha olarak bilinen “Çivit İsyanları” yaşandı. İsyan, İngilizlerin
köylüleri zararına ürün ekmeye zorlaması neticesinde yaşandı.[3] Bir de 1873’te
topraklarıyla ilgilenmeyen ağalara karşı Pabna İsyanları gerçekleştirildi.
İlk
başta ağalardan yana saf tutan, onların icar üzerinden kâr elde etmesini
kolaylaştıran yasalar çıkartan İngilizler, köylülerin öfkesini dindirmek için
araziyi işleme karşılığında ağasına icar ödeyen köylüyü koruyan yasalar
çıkarttı.[4] 1885’te hem ağaların hem de köylülerin yükümlülüklerini tanımlayan
Bengal İcar Kanunu kabul edildi.[5]
1947’de
Pakistan Hindistan’dan ayrıldı. Doğu Bengal Pakistan’da, Batı Bengal
Hindistan’da kaldı. Kongre Partisi’nin Hindistan’ın bağımsızlığı, Müslüman
Birliği’nin Pakistan’ın bağımsızlığı için mücadele verdiği koşullarda, her iki
yakada 1920’de kurulmuş olan Hindistan Komünist Partisi içerisinde faaliyet
yürüten Bengalli komünistler, “bu bağımsızlık sahte” anlayışına örgütlendiler.
Bu komünistlere göre bağımsızlık, işçi sınıfının kurtuluşunu koşullamamıştı.[6]
Coşkunun hâkim olduğu koşullarda iki egemen devletin doğumuna büyük isyanlar
eşlik etti.
Doğu
Pakistan’da Sol Politika
1956’da
Pakistan kurulana dek Bangladeş Doğu Pakistan olarak anıldı. Bu ülkede sol iki
önemli gelişme neticesinde güçsüzleşti. İlki, yaklaşık yirmi bin HKP üyesinin
Doğu Bengal’den Hindistan’a göç etmesiydi. 1950’deki isyanlar neticesinde tamamı
Hindu olan bu insanlar Hindistan’a yerleştiler.[7] İkinci gelişme, 1950’te
Devletin Arazi Satın Alması ve Kiralaması ile İlgili Kanun’un kabul
edilmesiydi. Müslüman Birliği hükümeti Doğu Bengal’de bu kanunla ilerici bir
adım atmıştı. Bu adımdan en çok da Hindu toprak ağaları etkilendi, Müslüman Birliği’ni
destekleyenlere bir şey olmadı, çünkü onlar çok önceden Kalküta’ya gitmişlerdi.
İlgili
kanun eşitlikçi bir toplumun inşasında önemli bir adımdı. Pencap, Sind,
Belucistan gibi yerlere, Pakistan’ın batısındaki eyaletlere kıyasla daha
eşitlikçi bir zeminin kurulmasını sağlıyordu. Bunun iki sebebi vardı. İlk
olarak kanun toprak ağalarını ortadan kaldırarak, devrimcilerin “sınıf düşmanı”
olarak gördükleri kesimi yok ediyordu. İkinci sebepse devletin tahsildarlar
aracılığıyla reayayı düzene sokmak gibi kalkınma ve yönetimle ilgili hedeflere
daha kolay ulaşabilir hale gelmesiydi.
Bu
süreçte tahsildarlar ve devlet sömürücü değil hayırsever olarak görülmeye
başlandı. Köylüler radikal sloganlara yüz vermemeye başladılar. Şubat 1952’de
dil hareketi başlatıldı. Müslüman Birliği Urducayı devlet dili kabul etti. 1954’te
Doğu Bengal’deki seçimlerde Bengalce yerine Urduca öne çıkartıldı.
Hükümet
koridorlarına Birleşik Cephe içerisindeki partiler hâkimdi. Bu cephenin sıradan
insanların arzularını düşündüğüne inanılıyordu. En önemli güç, Avami Birliği’ydi.
Sonrasında başına Şeyh Mucibur Rahman geçti. Bu kişi 1971’de Bangladeş’in
bağımsızlığı mücadelesine öncülük etti.[8]
1956-57’de
Avami Birliği üyesi H. S. Sühreverdi Pakistan başbakanı oldu. Başbakanın batı
yanlısı dış politikasını protesto eden, sosyalizme meyilli din adamı Mevlana Abdülhamid
Han Başani Avami Birliği’nden ayrılıp Ulusal Avami Partisi’ni kurdu.[9]
Başani’nin
sosyalist politikalarına yanaşan sıkıyönetim hükümeti ve cumhurbaşkanı Muhammed
Eyüp Han kısa bir süre sonra Çin’le ittifak kurdu. Bu koşullarda kendisini Hindistan
Komünist Partisi’nin varisi olarak gören, ondan daha devrimci bir partinin,
Doğu Pakistan Komünist Partisi’nin kuruluşu için çalışmalara başlandı.
Komünistler
ve Bangladeş Hareketi
1962’de
hangi Marksist tekniklerin kabul edileceği tartışması üzerinden uluslararası
komünist hareket ikiye bölündü. Doğu Pakistan Komünist Partisi de bu saflaşmada
yerini aldı. Parti, Moskova yanlıları ile Pekin yanlıları arasındaki tartışma
süreci ardından bölündü.
Başını
eski Hindu toprak ağası ve HKP üyesi Moni Sih’in çektiği Moskova kanadı,
sosyalizmin barışçıl parlamento süreci üzerinden kurulacağını söylüyordu. Bu anlamda
Başani’yle ve başını Profesör Muzaffer Ahmed’in çektiği Moskova yanlısı Ulusal
Avami Partisi’yle aynı yerde duruyordu.
Pekinci
kanada ise ileride Maoizm olarak anılacak olan, devrimci sınıf mücadelesi
çizgisini savunan Muhammed Taha ve Suhendu Dastidar öncülük etmekteydi. Hatta
bu süreçte, 1967 yılında Sirac Sikdar’ın liderliğinde bir grup, Dakka’da genç
komünist, Mao Düşüncesi Araştırma Merkezi’ni kurdu.[10] Bu, bugün Bangladeş
olarak anılan bölgede Maoist politikanın ilk kaynağıydı. Pekinci kanat,
Bangladeş hareketi ve sonrasında bir düzineden fazla hizbe bölündü.
1971’de
halkta ciddi bir desteğe sahip olan Bangladeş hareketi Doğu Pakistan Komünist
Partisi’ni yoğun bir teorik tartışmaya sürükledi. Muhammed Taha’nın yanında bu
tartışmada öne çıkan isim Abdülhak idi.
Bu
ikiliye göre, Pakistan’dan ayrılma fikrini savunanlar, Hint yayılmacılığı ile
Sovyet hegemonyasının hilelerine teslim oluyorlardı. Abdülhak, Pakistan’dan ayrılmanın
Sovyet hegemonyasını savunanları ve Hint yayılmacılarını sevindireceğini,
onların elini güçlendireceğini düşünüyordu. Hatta Abdülhak, hem Pakistan ordusuyla
hem de Avami Birliği ile savaşılması gerektiğini söyledi.[11]
Abdülhak’ın
çizgisi sonrasında Çin’den destek gördü. Çin, Pakistan’ın bölünmesine karşı çıktı
ama itirazı sözde kaldı, Pakistan’ı kurtarmak için askeri bir müdahale
gerçekleştirmedi.[12] Abdülhak ve ona benzer görüşlere sahip olan HKP (ML)
üyesi Aşim Çatırcı’nın görüşleri Pekin Radyosu’nda ve Tiran Radyosu’nda kendilerine
yer buldular.[13]
Aslında
komünistler ve devrimciler, Bangladeş’in bağımsızlığına destek veren kamuoyuyla
çelişen bir görüşe sahiplerdi. Bu onlara ve Maoistlere politik düzlemde pahalıya
mal oldu. Tuhaf bir biçimde İslamcılar da aynı pozisyondalardı.
Sirac
Sikdar ve “Serbaharalar”
1967’de
Dakka’da Mao Düşünce Merkezi’ni kuran genç komünistlerin lideri Sirac Sikdar, Bangladeş
mücadelesi konusunda Pekinci yoldaşlarından farklı bir çizgiyi benimsedi.
Sikdarcı hizip, sömürgeci güç olarak gördüğü Pakistan’a da Hindistan’a da karşı
çıkıyordu. Doğu Bengal Demokratik Cumhuriyeti’nin kurulmasını isteyen bu hizip,
1971’’de Purbu Banglar Şarbahara Partisi’ni [Doğu Bengal Proletarya Partisi] kurdu.
Bangladeş’in egemen bir devlet haline gelmesiyle birlikte parti Mucip
hükümetine karşı militan bir mücadele yürüttü.
Düşüncelerini
yaymak için temelde Lal Canda [“Kızıl Bayrak”] adını taşıyan broşürü
kullandılar. Sikdar, Ocak 1975’te katledildi. Sonrasında parti muhtelif
gruplara ayrıştı. Militanlık düzeyi düştü. Bu süreçte Avami Birliği içinde yer
alan ve bilimsel sosyalizmi benimseyen kesim ayrışıp Milliyetçi Sosyalist Parti’yi
kurdu. Bu parti de yetmişlerin sonunda Albay Ebu Tahir’in idamı ve sonradan cumhurbaşkanı
olacak olan Ziya Rahman’ın benimseyeceği sert tedbirlerle birlikte güç
kaybetti.[14]
Yetmişlerin
sonunda Maoist hareket ülkede güç kaybetti. Düşünsel planda ayakta kalmak için
uğraşan hareket Hindistan’daki Maoistlerin yeni gelişen faaliyetlerinden
beslenmeye çalıştı. Hareket, Hindistan’daki hareketle bölgesel ve uluslararası
bağlar kurmayı başardı. Sikdarcı çizgiden geriye kalanlar sapmacıları eleştiren
broşür yayımladılar. Doğru yol konusunda şu tespitleri yaptılar:
“Biz, boş ve gerçekte
karşılığı olmayan teoriye inanmıyoruz. Başkan Mao, ana çelişki yasasının
karşıtların birliği yasası olduğunu gösterdi. Başkan Mao, niceliğin niteliğe
karşıtların birliği yasası üzerinden dönüştüğünü izah etti. O, yadsınmanın
yadsımasının artık bir yasa olarak varolmadığını söyledi. Ona göre asıl
varolan, olumlama ve yadsımanın birliğiydi. Mao, aşamalı gelişme öğretisini
çöpe attı ve monizmi savundu. Engels’in özgürlükle ilgili formülünü düzelten
Mao, özgürlüğün ancak zorunluluğu ama aynı zamanda o zorunluluğun dönüşümü
olarak anlaşılması gerektiğini ortaya koydu.”[15]
Bu
kapalı dille kaleme alınmış, felsefi sözlerle örülü yaklaşımın kitleleri
örgütlemesi imkânsız. Sadece üniversitelerde ve sivil toplumda bir avuç aydını
etkileyebilir. Gelgelelim Bangladeş’te militan Maoizm kitle desteği olmaksızın hiçbir
hedefine ulaşamaz.
İftihar Ahmed Çavduri
2010
Dipnotlar:
[1] On üçüncü yüzyılda Müslümanların bölgeyi fethetmesi ardından Hinduların ve
Budistlerin önemli bir bölümü Müslüman oldu. Bunun sebebi, ilgili halk
kitlelerinin “kast disiplininin o katı sistemi”nden pek hoşlanmıyor
oluşlarıydı. (E.A. Gait, Census of India, 1909, Cilt. 6, Bölüm 1, Rapor,
s. 165). Bu gelişme Doğu Bengal deltasında yaşananlarla alakalıydı. Bölgenin batısında
iletişim imkânları daha iyiydi. Daha düzenli ürün alınıyordu. Bu durum toplumsal
ayrışma sürecine katkıda bulundu. Bu farklılaşma Ganj Nehri’nin üst kısmındaki
düzlüklerde hâkim olan Hindu kültürünün parçası haline geldi. Bkz.: Premen Addy
ve Ibn Azad, “Politics and Society in Bengal”, Yayına Hz.: Robin Blackburn, Explosion
in a Subcontinent içinde (Penguin, 1975), s. 80-82.
[2]
Doğu Bengal’de bu türden fikir ve duygulara Lord Cornwallis’in çıkarttığı Daimi
Yerleşim Kanunu (1793) sebep oldu. Bkz.: Rajat ve Ratna Ray, “Zamindars and
Jotdars: A Study of Rural Politics in Bengal”, Modern Asian Studies, Cilt.
9 (1975), s.101.
[3]
İki olayla ilgili incelemeler konusunda bkz.: Kalyan Kumar Sengupta, “The
Agrarian League of Pabna, 1873”, The Economic and Social History Review,
Cilt. 7, Sayı. 2, (Haziran 1970), s. 253-270; ve Chittabrata Palit, Tensions
in Rural Bengal Society: Landlords, Planters, and Colonial Rule, 1830- 1860
(Kalküta: Progressive Publishers, 1975), s. 140-151. “Çivit İsyanları” 1858-1859’da
Dinabandu Mitra’nın kaleme aldığı Nil Durpan [“Çivit Aynası”] ismini taşıyan
Bengal oyununda anlatılır.
[4]
Dietmar Rothermund, Government, Landlord and Peasant in India: Agrarian
Relations Under British Rule (Wiesbaden: Franz Steiner Verlog GMBH, 1978), s.
89.
[5]
“Banglapedia: Survey and Settlement Operations”, National Encyclopedia of
Bangladesh 2006, Banglapedia, erişim tarihi: 14 Mayıs
2010.
[6]
Saurabh Jyoti Sharma, “Evaluating Jyoti Basu”, Voice of India Features
(7 Şubat 2010), Voi, Erişim tarihi: 10 Mayıs 2010.
[7]
Bu tespit şu çalışmadan alındı: Marcus Franda, “Communism and Regional Politics
in East Pakistan”, Asian Survey, Cilt. 10, Sayı. 7 (Temmuz 1970), s. 588-606.
[8]
Iftekhar Ahmed Chowdhury, “Pre-history of Bangladeshi Nationalism and a Theory
of Tripartite Balance”, Asian Affairs, Cilt. IV, Sayı. IV, Aralık 1982, s.
417-418.
[9]
M. Rashiduzzaman, “The National Awami Party of Pakistan: Leftist Politics in
Crisis”, Pacific Affairs, Cilt. XLIII, Sayı.3 (Güz 1970), s. 395.
[10]
M. Nurul Amin, “Maoism in Bangladesh: The Case of the East Bengal Sarbohara
Party”, Asian Survey, Cilt. 26, Sayı. 7 (Temmuz 1986), s. 759-773.
[11]
Radikal Bengal partilerinin Bangladeş Hareketi’ne yönelik konumları konusunda
bkz.: Talukdar Maniruzzaman, Radical Politics and Emergence of Bangladesh
(Dakka: Bangladesh Books International, 1978), özellikle s. 51-52.
[12]
Stephen Philip Cohen, The Idea of Pakistan (Washington DC: Brookings
Institution Press, 2004), s. 73.
[13]
Tariq Ali, “Pakistan and Bangladesh: Results and Prospects”, Yayına Hz.: Robin
Blackburn, a.g.e., s. 318.
[14]
Bu döneme dair ilginç bir değerlendirme için bkz.: Lawrence Lifsschultz, Bangladesh:
The Unfinished Revolution (Londra: Zed Press, 1979).
[15] “Maoist Party in Bangladesh Reorganizes”, Anubad Sahitya Potro, (10. Sayı). Southasiarev, erişim tarihi: 7 Mayıs 2010.