La guerre sale

Geceden korkuyor
Gündüze övgüler düzüyoruz.
Sahili izleyip duruyoruz
Ama dalgalardan kaçırıyoruz gözümüzü.
Zengin
Ve zararsız olana hayranlıkla bakıyoruz.
Şikayetlerimiz ise
Yoksul
Ve beyaz olmayan her şeye dair.
Madalyalar takıp takıştırıyoruz
(Gururla sallıyoruz onları heyt be!)
Pop yıldızlarına kamuflaj giydiriyoruz.
Onları göklere çıkartıyoruz.
O köyleri yerle bir ettiğimizde ise
Sessizliğe gömülüyoruz.
Katillerimizi yüceltiyoruz
Liderlerimizi ayartıp
“Şuna demeyin ihlal
Dilimiz oluyor lal” diye hayıflanıyoruz.
CIA’in kirli savaşları karşısında[1]
Dudaklarımızda
Müstehzi bir gülümseme beliriyor hemen.
Aynı CIA’in temiz savaşlarıysa
Bizi mest ediyor, canımıza can katıyor.
T.P. Wilkinson
Not
[1] “Kirli savaş (Fr. la guerre sale) insanın kafasını bile isteye karıştırmak için icat edilmiş bir kavram. Her şeyden önce bu tabir iyi savaş olduğunu varsayıyor. Sol, genelde “emperyal kibir”den (ki artık bana gına getirten bir klişe bu) söz edip duruyor. Bu tabirle sol, “imparatorluğun zulüm noktasında daha kibar ve nazik olması gerektiğini” söylemiş oluyor. “Üretken olmayan müdahaleler”den şikâyet ediyor, yani bir yönüyle o, “üretken işgaller”i destekliyor. Hâsılı sol, kendi muktedirlerinin dünyayı solun vicdanına leke düşürmeden boyun eğdirmesini istiyor.
La guerre sale, Fransızların Cezayir’de yürüttükleri savaş (1954-1962) için kullandıkları bir tabir. Bu savaşta Fransa, halkı zaptetmek için beyaz sömürgeciliğine ve kimi Müslüman din adamlarındaki muhafazakârlığa başvurdu. Halkın bağımsızlığına mani olabilmek adına Fransa, Cezayir’de kapsamlı bir kontrgerilla mücadelesi (yani terörizme dayalı savaş) verdi. Fransız subaylar bu savaşı analiz ettiler ve ürettikleri fikirlerin ABD’nin geçmişte Vietnam’da (1954–1975), bugün Afganistan gibi yerlerde tatbik ettiği terör doktrinine ait formül üzerinde muazzam bir etkisi oldu. Genel ölçüyü veren ve rejime bağlı düşünce kuruluşu RAND tarafından yayınlanan “Cezayir’de Asayişin Sağlanması” isimli kitap David Galula’nın elinden çıkmıştı. Doktrinin sahnelendiği bir yer de klasikleşmiş bir film olan Cezayir Savaşı idi. “Kirli savaş” tabiri, halkları kontrol altına almaya dönük tedbirleri meşrulaştırma amacıyla kullanıldı. Bu tedbirler, süreç içerisinde CIA’in geliştirdiği Anka Kuşu Programı ile kemale erdirildi ve zamanla ABD’nin işgal ve güç tesisi için gerekli şablon hâline geldi. Bahsi edilen dönemde Cezayir’de bağımsızlık mücadelesi veren FLN’nin “kirli bir savaş” yürüttüğü, Fransız Ordusu’nun bu savaşa “nezaketle” karşılık verdiği söylendi. Oysa burada gerçekler tüm çıplaklığı ile çarpıtılıyordu. FLN aslında askerî ve mali açıdan üstün olan Fransız devletine karşı direniş yürüten bir örgüttü. Sonuçta resmi söylem dâhilinde insanı yanlışa sevkeden bir terimin kullanılması, Arjantin, Brezilya, Şili gibi ülkelerde açığa çıkan muhalefete yönelik devlet terörizminin veya emperyal savaşların temiz oldukları ölçüde kabul edilir olduğunu iddia etmeyi mümkün kılıyor. Başka bir deyişle, kimse savaşın fiilî şartlarını sorgulamıyor.

Hiç yorum yok: