Özgür Filistin’e Uzanan Yol Direnişten Geçer


New York’ta yaşayan Filistinli örgütçü Nerdin Kisvani ile mülâkat. Kisvani, Filistin’de Adalet İçin Mücadele Eden New Yorklu Öğrenciler örgütünün kurucusu. Kent Üniversitesi’nden mezun olan Kisvani, okulda insan hakları ve uluslararası ilişkiler alanında eğitim gördü. Birçok üniversitede Filistin’de Adalet İçin Mücadele Eden Öğrenciler örgütünün şubelerinin kuruluş sürecine katıldı.
Trump çağında Filistinlilerin hakları için verilen mücadeleyi nasıl niteleyebiliriz? Obama çağıyla arasındaki fark ne veya iki dönem ne ölçüde birbirine benziyor?
Trump, İsrail’in ırkçı, soykırımı ve sömürgeci niyetlerini destekliyor. Bu koşullarda mevcut gerçekliği tarif etmek daha kolay. Obama, benzer politikalara hep arka çıktı ama insanlar onun da soykırıma veya sömürgeciliğe destek olduğunu net olarak göremediler. Trump’ın İsrail’e verdiği destek, İsrail’in gerçekte ne olduğunu ortaya koydu. Giderek daha çok insan Filistinlilerin çilesini fark etti, Trump ile İsrail arasında sömürgecilik ve yerleşimcilik üzerinden kurulan ilişkiyi açık biçimde gördü. Nihayetinde İsrail devleti, emperyalistlerin bölgenin ortasına yerleştirdikleri bir yerleşim alanı. Trump’ın siyaseti, bu gerçeği tüm dünyanın gözüne soktu.
Diğer yandan Trump döneminde Siyonistlerin ve ırkçıların bitleri daha çok kanlandı. Bu da insanların Filistin için mücadele etme noktasında örgütlenmelerini daha da güç ve riskli bir hâle taşıdı. Bu hükümet, Filistinli eylemcileri daha fazla hedef alıyor, üstelik saldırılar her zaman devlet kaynaklı da olmuyor. Bunun dışında Trump, bazen yıkıcı sonuçlara yol açacak şeyler söylüyor, bu da başınızda on tane bela varken bir tek sorun üzerinden örgütlenmenizi zorunlu hâle getiriyor.
Ama insanlar hem Trump’a karşı direnişi örgütlüyor, hem Müslüman Yasağı’na karşı çıkıyor, hem de Özgür Filistin için mücadele ediyorlar. Emperyalizme ve yabancı düşmanlığına karşı mücadeleyi asıl güçlendirecek olan da bu.
Kendi döneminin sonunda Netanyahu ile anlaşmazlık içine girmiş olmasına karşın Obama İsrail devletine verdiği desteği hiç çekmedi ve milyarlarca dolar yardım gönderdi.
Kudüs, bilhassa Doğu Kudüs, Filistinliler için neden bu kadar önemli?
Kudüs, İsrail’den bile önce varolan kutsal ve dinî mekânlar sebebiyle, tüm dinlere mensup Filistinliler için tarihsel açıdan sembolik bir değere sahip. Ayrıca bu kent Filistin’deki en önemli kentlerden biri. Tarihsel düzlemde bizim başkentimiz olduğu için neredeyse her Filistinlinin Kudüs’le bir bağı vardır. Daha da önemlisi, Kudüs sömürgecilik karşısında Filistin halkının gösterdiği dirence dair bir sembol. İsrailliler, Filistinlilerin orada yaşama haklarını ilga edip Yahudileştirme siyasetini zorla uygulamaya çalışsalar da kentin büyük bir kısmı hâlâ Filistinlilere aittir.
1979 Camp David Anlaşması’ndan beri ABD başkanları Kudüs’ü İsrail başkenti olarak tanıma konusunda hep isteksiz oldular. Trump bu uzun zamandır yürürlükte olan siyaseti nede bugün değiştirdi, bu değişiklik Filistinlilerin hakları bağlamında ne ifade ediyor?
Bu isteksizlik, daha çok doğru zamanı beklemekle ilgili. Eski başkanlar İsrail Filistin topraklarını yağmalarken, yerleşimler kurup binlerce insanı yerlerinden yurtlarından ederken onun yanında durdular. Trump Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu söyledi ama aynı zamanda tüm dünya genelinde sömürgeleştirilmiş halklara açıktan saldırmış oldu. Onun eski başkanlardan hiçbir farkı yok, o sadece daha az hesapsız ve lafını sakınmadan konuşan biri.
ABD aslında Kudüs’ün bölünüp askeri açıdan ve yerel yönetim düzleminde kontrol altına alınmasına izin verdiği dönemde zaten onu İsrail’in başkenti olarak tanımıştı. New York Emniyet Müdürlüğü Kudüs’te büro açtığı noktada Kudüs’ün İsrail’in parçası olduğunu da kabul etmiş oldu. Kent fiilen İsrail’in kontrolündeydi oysa bu durum uluslararası hukuka aykırı. Tüm dünya Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğunu biliyor. ABD, İsrail’e milyarlarca dolarlık yardım gönderiyor öte yandan Filistin toprağına yönelik saldırılarına da devam ediyor. ABD İsrail’in Kudüs’e hükümet binaları dikmesine, orada yaşayan Filistinlilerin kovulup yerleşimler inşa edilmesine hep izin verdi. Bu gerçeği açıktan, bağırarak dillendirmekse Trump’a düştü.
Gördüğüm kadarıyla bu siyaset, ABD’nin Filistin’le alakalı eski çıkarlarının ve eylemlerinin süreklileştirilmesi ve radikalleştirilmesinden ibaret. Dolayısıyla kanaatimce ileride Filistin’in sömürgeleştirilmesi ve halkın mülksüzleştirilmesi süreci daha da hızlanacakmış gibi görünüyor.
Özgür Filistin’e ulaşmak için yürünmesi gereken yol sizce hangisi? Sol, uluslararası planda bu mücadeleye nasıl destek vermeli?
Özgür Filistin’e uzanan yol direnişten geçer. Arap liderler ve uluslararası aktörler Filistin mücadelesi söz konusu olduğunda tüm imkân ve becerilerini bir ânda yitiriyorlar. Tek yapabildikleri, tekrar tekrar bizi geriye itmek. Tüm sömürgecilik karşıtı mücadelelerde görüldüğü gibi, ileri doğru atılacak tek somut yol her türden biçimiyle, mücadele etmek. Solun, Filistin direnişinin her biçimini desteklemesi ve Filistinlilerin özgürleşmesi için bir alan açarak Siyonizmle mücadele etmenin zorunlu olduğunu anlaması gerekmektedir. Sol ve ezilen halklar, Filistinlilere destek vermek adına acilen sokaklara dökülmelidirler.
Left Voice

Hiç yorum yok: