25 Aralık 2025

,

Hristiyan Komünizmi


Hristiyan komünistlerin proletarya diktatörlüğünü veya işçi devletini reddetmeleri, proletarya diktatörlüğünü güçlendirme fikrine karşı çıkmaları gerektiği söyleniyor. Sosyalizm içerisinde birçok yönelim ve anlayış mevcut. Proletarya diktatörlüğüne karşı çıkmayan eğilimse epey güçlü.

Esasında proletarya diktatörlüğü, Kitab-ı Mukaddes’te bahsi edilen erdemli otoriter yapılara denk düşer. Marx’ın kullandığı terim, kişisel diktatörlüğü değil, azınlık elitlere karşı inşa edilmiş kolektif diktatörlüğü ifade eder. Komünizme doğru giden yolda, o geçiş sürecinde, sınıfın hâkimiyeti tesis edilmeli, ahlaken meşru, bilimsel açıdan halkın yaşam standartlarını iyileştirecek bir düzen kurulmalıdır.

Günah, yapısal bir olgudur. Kapitalizm, tarafsız olmak yerine, azınlığın toprak, servet ve güç biriktirmesinden ve kârdan yana saf tutar. Çoğunluğun hilafına, adaletsiz yönetici sınıfa hizmet eder. Adaletsiz bir sistemi ortadan kaldırmak için zora başvurulmalıdır.

Hristiyan ahlakı, devrimci otoriteyle uyumludur. Kitab-ı Mukaddes’te sınıf mücadelesi ve yönetici elitlerin ortadan kaldırılması fikri, kendisine önemli bir yer bulur.

Otorite, özünde günah değildir. Onun ahlaki açıdan meşru olup olmadığını tayin eden husus, kullanım biçimidir. Baskıdan kurtuluş, adaletsiz sistemleri ortadan kaldırmak için kararlı bir otoriteye ihtiyaç duyar.

Metinler: Çıkış 3–20, Tesniye

Örnek olarak Musa’yı ele alabiliriz: Hz. Musa, kölelik sistemini yıkmak için yönetici sınıfa (Firavunlara) karşı merkezi bir otorite tesis etmiştir. Görevi, yasal bir düzen kurmak ve uygulamak, ayrıca toprak ve kaynakları yeniden dağıtmaktı. Musa, kölelik sisteminin yerine ahdi esas alan bir düzen tesis etti.

Metinler: Hâkimler 2–16

Dahası, Hâkimler Kitabı’nda Tanrı, zalimleri ezmek için önderler yetiştirmiştir. Debora, Gideon ve Samson, önderler olarak halkı savunmuş, toplumsal düzeni yeniden tesis etmiştir. Burada otoritenin geçici olduğunu görüyoruz, tıpkı devletin işçi devletini kurmak ve komünizme geçişi sağlamak için bir araç olarak kullanıldığı sosyalizmde olduğu gibi. Komünizmde ise devlet ortadan kalkar, üretim, otomasyon ve bolluk durumuna ulaştığı için işçiler ona ihtiyaç duymaz.

Metinler: İşaya, Amos, Mika, Yeremya

Peygamberler, ahlaki diktatörlük koşullarında mutlak ahlaki otoriteye sahiptirler. Bu otorite, zengin elitleri mahkûm etmek, piyasa sömürüsünü ve sahte hukuki zemini eleştirmek için kullanılır. Peygamberler, ayrıca toprak birikimine de saldırdılar. Radikal otorite, bize sınıf adaletsizliğiyle yüzleşmeyi öğretir.

Metinler: İnciller (özellikle Matta, Luka)

Burada Hz. İsa’nın siyasi ve dini elitlere meydan okuduğu faaliyetleri ele alınıyor. İsa, hukuk ve mülkiyet üzerinde otorite iddiasında bulundu. Gerçek bir devrimci olarak, tapınak merkezli ekonomik yapılarını alt üst etti. İşçi devleti gibi erdemli bir otorite de zalim kurumları sadece reforme etmekle kalmaz, onları karşıya atar ve ortadan kaldırır.

Zor Yoluyla İnşa Edilmiş Otorite Komünleri

Metinler: Elçilerin İşleri 2-5

İlk Hristiyanlar, o dönemde var olmayan Marksist görüşleri, kaynakları ihtiyaçlara göre dağıtarak, mülkiyeti ortaklaşa kullanarak ve disiplini uygulayarak hayata geçirdiler. Bu nedenle, havariler, bağlayıcı bir otoriteye başvurdular, bu otoritenin uygulanması zorunlu hale geldi.

Aziz Pavlus’un Otoriteye Dair Görüşleri

Metinler: Romalılar 13, 1 Korintliler

Burada otorite, kötülüğü dizginlemek için meşru bir şey ve adaletin hizmetkârı olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca, Aziz Pavlus’un zalim yöneticilere meydan okuması nedeniyle mutlak da değildir. Bu nedenle, otorite, şiddete ve sömürüye karşı çıktığında gerekli ve meşrudur.

Sonuç

Kitab-ı Mukaddes’de Marksizm-Leninizmi anıştıran görüşlere rastlarız. Temel temalardan biri, sıradan insanı sömüren zalim zengin elitlerin Tanrı tarafından cezalandırılmasıdır. Musa’nın merkezi otoritesi altında toprak ve kaynaklar halka yeniden dağıtılmıştır. Tanrı’nın eli, zulme karşı savaşmak için liderler yetiştirmiştir. Marx ve Lenin, bu dönemlerde yaşamamış olsalar da, teorik temellerinin Kitab-ı Mukaddes öğretisinin oluştuğu zemini içerdiği görülmektedir.

Hristiyan olmak için bireyden ziyade kolektiften yana olmak gerekir. Zalimlere karşı koymak için işçi devleti gibi merkezi bir otorite tesis edilmeli, merkezi otoriteyi tesis edip onun uygulanabilmesi amacıyla devletten istifade edebilmek için proletarya diktatörlüğü kurulmalıdır.

Birçok kişi, benimle aynı fikirde olmayacak, çünkü birçok Hristiyan, gıdadan veya başını sokacak bir evden mahrum olan insanlara sırtını dönerken, kapitalizmi servet biriktirmek için bir araç olarak kullanıyor. Katolik, Protestan, Evanjelik, Mormon kiliselerinde durum bu şekildedir.

Bu insanlar, mevcut üretim biçimini benimsiyorlar çünkü üstyapı, bunun üzerine kurulu. İnsanlar din, siyaset ve medya üzerinden bu üretim biçimini savunuyorlar. Bu kurumlar, insanların önyargılarını sürekli besliyor.

Hristiyanlar, ahlak anlayışlarını Kitab-ı Mukaddes’te arayacaklar, sosyalizm ve komünizmin ahlaki açıdan haklı ve kaçınılmaz olduğunu görecekler.

Marxist Hoodlum
17 Aralık 2025
Kaynak

0 Yorum: