Hristiyan
komünistlerin proletarya diktatörlüğünü veya işçi devletini reddetmeleri, proletarya
diktatörlüğünü güçlendirme fikrine karşı çıkmaları gerektiği söyleniyor. Sosyalizm
içerisinde birçok yönelim ve anlayış mevcut. Proletarya diktatörlüğüne karşı
çıkmayan eğilimse epey güçlü.
Esasında
proletarya diktatörlüğü, Kitab-ı Mukaddes’te bahsi edilen erdemli otoriter
yapılara denk düşer. Marx’ın kullandığı terim, kişisel diktatörlüğü değil,
azınlık elitlere karşı inşa edilmiş kolektif diktatörlüğü ifade eder. Komünizme
doğru giden yolda, o geçiş sürecinde, sınıfın hâkimiyeti tesis edilmeli,
ahlaken meşru, bilimsel açıdan halkın yaşam standartlarını iyileştirecek bir
düzen kurulmalıdır.
Günah,
yapısal bir olgudur. Kapitalizm, tarafsız olmak yerine, azınlığın toprak,
servet ve güç biriktirmesinden ve kârdan yana saf tutar. Çoğunluğun hilafına,
adaletsiz yönetici sınıfa hizmet eder. Adaletsiz bir sistemi ortadan kaldırmak
için zora başvurulmalıdır.
Hristiyan
ahlakı, devrimci otoriteyle uyumludur. Kitab-ı Mukaddes’te sınıf mücadelesi ve yönetici
elitlerin ortadan kaldırılması fikri, kendisine önemli bir yer bulur.
Otorite,
özünde günah değildir. Onun ahlaki açıdan meşru olup olmadığını tayin eden
husus, kullanım biçimidir. Baskıdan kurtuluş, adaletsiz sistemleri ortadan
kaldırmak için kararlı bir otoriteye ihtiyaç duyar.
Metinler:
Çıkış 3–20, Tesniye
Örnek
olarak Musa’yı ele alabiliriz: Hz. Musa, kölelik sistemini yıkmak için yönetici
sınıfa (Firavunlara) karşı merkezi bir otorite tesis etmiştir. Görevi, yasal
bir düzen kurmak ve uygulamak, ayrıca toprak ve kaynakları yeniden dağıtmaktı. Musa,
kölelik sisteminin yerine ahdi esas alan bir düzen tesis etti.
Metinler:
Hâkimler 2–16
Dahası,
Hâkimler Kitabı’nda Tanrı, zalimleri ezmek için önderler yetiştirmiştir.
Debora, Gideon ve Samson, önderler olarak halkı savunmuş, toplumsal düzeni
yeniden tesis etmiştir. Burada otoritenin geçici olduğunu görüyoruz, tıpkı
devletin işçi devletini kurmak ve komünizme geçişi sağlamak için bir araç
olarak kullanıldığı sosyalizmde olduğu gibi. Komünizmde ise devlet ortadan
kalkar, üretim, otomasyon ve bolluk durumuna ulaştığı için işçiler ona ihtiyaç
duymaz.
Metinler:
İşaya, Amos, Mika, Yeremya
Peygamberler,
ahlaki diktatörlük koşullarında mutlak ahlaki otoriteye sahiptirler. Bu otorite,
zengin elitleri mahkûm etmek, piyasa sömürüsünü ve sahte hukuki zemini
eleştirmek için kullanılır. Peygamberler, ayrıca toprak birikimine de
saldırdılar. Radikal otorite, bize sınıf adaletsizliğiyle yüzleşmeyi öğretir.
Metinler:
İnciller (özellikle Matta, Luka)
Burada
Hz. İsa’nın siyasi ve dini elitlere meydan okuduğu faaliyetleri ele alınıyor. İsa,
hukuk ve mülkiyet üzerinde otorite iddiasında bulundu. Gerçek bir devrimci
olarak, tapınak merkezli ekonomik yapılarını alt üst etti. İşçi devleti gibi erdemli
bir otorite de zalim kurumları sadece reforme etmekle kalmaz, onları karşıya
atar ve ortadan kaldırır.
Zor
Yoluyla İnşa Edilmiş Otorite Komünleri
Metinler:
Elçilerin İşleri 2-5
İlk
Hristiyanlar, o dönemde var olmayan Marksist görüşleri, kaynakları ihtiyaçlara
göre dağıtarak, mülkiyeti ortaklaşa kullanarak ve disiplini uygulayarak hayata
geçirdiler. Bu nedenle, havariler, bağlayıcı bir otoriteye başvurdular, bu
otoritenin uygulanması zorunlu hale geldi.
Aziz
Pavlus’un Otoriteye Dair Görüşleri
Metinler:
Romalılar 13, 1 Korintliler
Burada
otorite, kötülüğü dizginlemek için meşru bir şey ve adaletin hizmetkârı olarak
tanımlanmaktadır. Ayrıca, Aziz Pavlus’un zalim yöneticilere meydan okuması
nedeniyle mutlak da değildir. Bu nedenle, otorite, şiddete ve sömürüye karşı
çıktığında gerekli ve meşrudur.
Sonuç
Kitab-ı
Mukaddes’de Marksizm-Leninizmi anıştıran görüşlere rastlarız. Temel temalardan
biri, sıradan insanı sömüren zalim zengin elitlerin Tanrı tarafından
cezalandırılmasıdır. Musa’nın merkezi otoritesi altında toprak ve kaynaklar
halka yeniden dağıtılmıştır. Tanrı’nın eli, zulme karşı savaşmak için liderler
yetiştirmiştir. Marx ve Lenin, bu dönemlerde yaşamamış olsalar da, teorik
temellerinin Kitab-ı Mukaddes öğretisinin oluştuğu zemini içerdiği görülmektedir.
Hristiyan
olmak için bireyden ziyade kolektiften yana olmak gerekir. Zalimlere karşı
koymak için işçi devleti gibi merkezi bir otorite tesis edilmeli, merkezi
otoriteyi tesis edip onun uygulanabilmesi amacıyla devletten istifade edebilmek
için proletarya diktatörlüğü kurulmalıdır.
Birçok
kişi, benimle aynı fikirde olmayacak, çünkü birçok Hristiyan, gıdadan veya
başını sokacak bir evden mahrum olan insanlara sırtını dönerken, kapitalizmi
servet biriktirmek için bir araç olarak kullanıyor. Katolik, Protestan,
Evanjelik, Mormon kiliselerinde durum bu şekildedir.
Bu
insanlar, mevcut üretim biçimini benimsiyorlar çünkü üstyapı, bunun üzerine
kurulu. İnsanlar din, siyaset ve medya üzerinden bu üretim biçimini savunuyorlar.
Bu kurumlar, insanların önyargılarını sürekli besliyor.
Hristiyanlar,
ahlak anlayışlarını Kitab-ı Mukaddes’te arayacaklar, sosyalizm ve komünizmin
ahlaki açıdan haklı ve kaçınılmaz olduğunu görecekler.
Marxist Hoodlum
17 Aralık 2025
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder