Yirmi
yıl boyunca dünya, onun sesini işitti ama yüzüne aşina değildi. Cibaliye
sokaklarından dünyayı sarsan bir çatışmanın merkezine dek uzanan yolculuğunda
Ebu Ubeyde, Gazze direnişinin simgesi haline geldi. Bugün itibarıyla hikâyesi,
şehadetle son buldu. Ardında, Filistin’de ve dünyada yankılanan sözler bıraktı.
Yıllarca
dünya, onun sesini duydu ama yüzünü görmedi.
Hamas’ın
askeri kanadı Kassam Tugayları’nın sözcüsü, hep maske takarak konuştu.
Onun
görüntüsü, adı ve kişisel hikâyesi, hep gizli kaldı.
Ancak
bu kez, tıpkı eylemleri ancak ölümünden sonra bilinen birçok direnişçi gibi, ona
da halkın karşısına bir şehit olarak çıkmak nasip oldu.
Sanki
büyük işler, gizliliğin perdesini yırtarak ortaya çıkmaya mahkûmdu.
Ebu
Ubeyde Kimdir?
Uzun
yıllar “Ebu Ubeyde” müstear adıyla bilinen Huzeyfe Samir Ubeyde Kahlut, 1984
yılında ailesinin o dönemde yaşadığı Suudi Arabistan’da bir mülteci olarak
dünyaya geldi.
Ailesinin
kökenleri, Siyonist milislerin 1948’de diğer yüzlerce Filistin kasaba ve
köyüyle birlikte yerle bir ettiği Askalan bölgesindeki Neceliye köyüne dayanıyor.
Çocukken
ailesiyle birlikte Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampına geldi.
Daha
sonra Gazze İslam Üniversitesi’ne kaydoldu. Burada şeriat ve dinin esasları
üzerine eğitim aldı.
Güçlü
bir hitabet yeteneğine sahip olan Ebu Ubeyde, meziyetini direnişin sesini halka
iletme konusunda kullandı.
Zamanla,
halkın ve toplumsal bilincin derinliklerine yerleşerek, dünyanın en çok tanınan
simgelerinden biri haline geldi.
Filistin’in
kurtuluş davasına destek olanlar, özellikle gençler arasında, onun taktığı
maskeyi takmak, mücadeleye dair bir ifade ve dayanışma biçimine dönüştü.
Yıllar
boyunca dile getirdiği sözleri, geniş çapta yaygınlaşan sloganlar ve ikonik
ifadeler haline geldi.
Savaş
Alanına ve Dile Biçim Veren Ses
Kassam
Tugayları’nın resmi askeri sözcüsü olarak Ebu Ubeyde, o güvenilir varlığıyla,
işgale karşı çatışmacı bir üslup sergiledi.
Savaş
alanındaki gelişmeleri aktardı. Askeri operasyonları izah etti. Mücadelenin
yerel, bölgesel ve uluslararası bağlamını analize tabi tuttu.
Arap
ve Müslüman kamuoyuna ve uluslararası eylemcilere doğrudan hitap ederek destek
topladı ve dili biçimlendirdi.
İsrailli
yerleşimcilerin yanı sıra İsrail’in askeri ve siyasi kurumlarının ortak hayal
gücünde, medya savaşındaki etkisi ve psikolojik baskısı nedeniyle ortadan
kaldırmak istedikleri merkezi bir figür haline geldi.
Cibaliye
Mülteci Kampı’ndan Direnişin Yüzü Haline Geldiği Savaş Alanına
İşgalin
gerçekliği, kamp sokakları ve aile hatıralarıyla şekillenen bir mülteci olan
Ebu Ubeyde, Kassam Tugayları’na katıldı.
Bu
katılım, Eylül 2000’de patlak veren Aksa İntifadası’nın ilk aşamasında
gerçekleşti.
2004’teki
“Öfke Günleri” denilen çatışmalar sırasında, direniş örgütleri, İsrail’in kuzey
Gazze’yi işgaline karşı koyarken, Ebu Ubeyde ilk kez medyanın karşısına çıktı.
Gazze’deki
bir caminin içinde düzenlediği basın toplantısında konuşan lider, bir dizi
direniş operasyonunu duyurdu.
O
andan itibaren direnişe bağlı askeri medya alanındaki yolculuğu başladı.
2006
yazında Refah’ın doğusunda İsrail askeri Gilad Şalit’in yakalandığının
duyurulmasından, 2014 savaşında Doğu Gazze’de düzenlenen, ölümlerle neticelenen
bir pusuda asker Şaul Aron’un yakalandığı haberinin iletilmesine varana kadar
her olayda Ebu Ubeyde, Filistin direnişinin başarılarına ses verdi.
Bunu,
kuşatma altında, tekrarlanan savaşlar ve kötü koşullar altında faaliyet
gösteren diğer örgütlerin sözcülerinin yanında, askeri yeteneklerini
geliştirmeye devam ederken yaptı.
Son
yirmi yıl boyunca yaşanan çatışma sürecinin her aşamasında Ebu Ubeyde, İsrail’in
kullandığı dile ve anlattığı hikâyelere karşı çıktı.
İsrail’in
suçlarını ve kara savaşları sırasında askerlerinin ve subaylarının
davranışlarını ifşa etti.
Halkın
direnişe destek vermesini sağladı. Batı Şeria, Kudüs, 1948’de işgal edilen
topraklar ve diasporadaki Filistinlileri mücadeleye katılmaya teşvik etti.
Analizleri
ve mesajları, adının tek başına öfke ve endişe kaynağı haline geldiği İsrail
toplumunda bile ona güvenilirlik kazandırdı.
Aksa
Tufanı
7
Ekim 2023’te Aksa Tufanı olarak bilinen operasyonun ilk saatlerinde Ebu Ubeyde,
askeri açıklamalar yapmaya başladı.
Bu
operasyon, Filistin’de ve bölge genelinde çatışmada önemli bir dönüm
noktasıydı.
İsrail
güçlerine karşı askeri ve istihbarat alanında bir yenilgi yaşatıldığını, İsrail’in
“Gazze kuşatması” olarak adlandırdığı bölgelerdeki askeri tesislerin ve
yerleşim yerlerinin ele geçirildiğini duyurdu.
Bu
bölgeler arasında 1948’de boşaltılan köyler de bulunuyordu. Bunlardan biri de
kendi ailesinin geçmişte yaşadığı kasabaydı.
Günler
sonra, İsrail’in Gazze Tümeni’ne karşı yürütülen askeri planın ayrıntılarını
açıkladı.
Yoğun
risklere ve ABD ve diğer Batılı güçlerin desteğini arkasına almış olan İsrail
istihbarat servislerinin sürekli takibine rağmen, Ebu Ubeyde, soykırıma
tanıklık edilen aylar boyunca konuşmayı sürdürdü.
O,
Filistinlilere, Arap ve İslam dünyasına, Filistin’e dünya genelinde destek
sunanlara Gazze’nin sesi olduğunu gösterdi.
Son
konuşmalarına kadar İsrail’in işlediği suçlara karşı mücadele çağrısında
bulunmaya devam etti.
İsrail
kamuoyuna yaptığı açıklamalarda, Ebu Ubeyde’yi gerçekleştirdiği soykırımın
temel hedeflerinden biri olarak takdim etti.
Söz
konusu açıklamalar, özellikle direniş savaşçılarının kuşatmaya, sınırlı
kaynaklara ve Gazze’deki benzeri görülmemiş yıkım düzeyine rağmen İsrail
güçlerine kayıplar verdirmesiyle birlikte, İsrail yerleşimcileri arasında büyük
yankı uyandırdı.
Ebu
Ubeyde, soykırım amaçlı savaş sırasında Gazze’ye destek vermeyen Arap
rejimlerini, başlarındaki zenginleri ve din adamlarını da sert bir şekilde
eleştirdi.
Sözleri,
kıtlık ve yıkım ortamında on binlerce çocuk, kadın ve sivilin öldürülmesiyle
ortaya çıkan kamuoyundaki hayal kırıklığının yansımasıydı.
Aynı
zamanda, Batı Şeria’da, Kudüs’te, 1948’de işgal edilen topraklarda, ayrıca,
Lübnan’da, Irak’ta, Yemen’de, İran’da ve diğer cephelerde çatışmalara katılan
savaşçıları sürekli olarak methetti.
Direniş
örgütleri arasındaki birliğin önemini vurgulayan Ebu Ubeyde, Filistin’le
dayanışma içerisinde hareket eden uluslararası destekçileri de takdirle
karşıladı.
Kişisel
kayıplara ve kendi ailesinin üyelerinin öldürülmesine rağmen, Ebu Ubeyde,
İsrail’e kamuoyu önünde meydan okumaya devam etti.
Savaşta
azimli olacağına dair yemin etti, mücadeleyi savunma, fedakârlık ve kurtuluş
savaşı olarak nitelendirdi.
Ebu
Ubeyde, vefatıyla birlikte, kendisinin de bir vakitler yasını tuttuğu o uzun direniş
önderleri listesine adını yazdırdı.
Ancak
o, Filistin’in hafızasında kolektif bir simge olarak kalmaya devam edecek.
Bilhassa
Aksa Tufanı operasyonu sırasında yaptığı konuşmalar, geride kamuoyunun
bilincinde yankılanmaya devam eden ifadeler bıraktı, onu Gazze direnişinin en
kalıcı sembolik seslerinden biri haline getirdi.
Quds News Network
29
Aralık 2025
Kaynak

0 Yorum:
Yorum Gönder