05 Nisan 2026

,

Zarfta Filistin’e Dost, Mazrufta Siyonizm Yanlısı

Alexandria Ocasio-Cortez’in (AOC) direnişe karşı çıkan, Filistin yanlısıymış gibi görünen politik konumu, Siyonizme işgali sürdürmek için fırsat sunuyor.

AOC’nin “demokratik sosyalizm”ine bir alternatif bulabilmek için, bu politikaların Filistin’e ve halk mücadelesinin diğer tüm alanlarına tam olarak neden zararlı olduğunu açığa çıkartmamız gerekiyor. Böylesi bir alternatifi ortaya koymak, sosyal demokratlara yönelik eleştirinin önemli bir parçasıdır, aksi takdirde, inandırıcı bir çözüm sunmadan aşırı solcu kalıplara teslim oluruz.

Bir Marksist olarak sosyal demokrat politikacıları eleştiriyorum fakat bir yandan da söz konusu isimlere destek sunanların genelde maruz kaldıkları tek “sosyalizm” versiyonun bu olduğunun da farkındayım.

İşçi sınıfına mensup Amerikalıları sosyal demokrasiden uzaklaştırmak, bugünün acil görevidir. Bu görevi ifa edebilmek için sosyal demokratların kendilerini hangi halk devrimi güçlerine karşı konumlandırdıklarına açıklık getirmek zorundayız.

Küresel anlamda bu güçler, ABD’nin emperyalist saldırganlığına karşı direniş savaşları yürüten kitle hareketleridir ve Filistin direnişi, AOC gibi liderlerin karşı çıktığı en önemli mücadeledir. Bu mücadeleye karşı olduklarını biliyoruz, çünkü bu “ilerici” liderlerin her biri, Filistin’in özgürlük mücadelesiyle aynı safta yer alma fırsatı bulduklarında, tam da işgalcinin tercih ettiği şeyi yaptılar. Bu politikacılar, Siyonizmin eşi benzeri görülmemiş bir varoluşsal tehlike içinde olduğu, ondan her zamankinden daha çok nefret eden bir dünya tarafından kuşatıldığı, onun yüzüne sevimli bir maske geçirebilecek sözcülere ihtiyaç duyduğu bir anda, Siyonizmi “ilericilik zemininde” aklama aracı olarak iş gördüler.

Z kuşağının büyük çoğunluğu, Siyonizmin iflah olmaz bir maraz olduğunu anladığı için, bu politikacılar, Filistin davasına her ihanet ettiklerinde kendilerini asıl tabanlarından daha da uzaklaştırıyorlar. Bernie Sanders ve AOC, Siyonist işgalcinin “savunma” amaçlı askeri teçhizatına para akıtılmasına devam edilsin diye alınan kararlara oylarıyla destek sudular. Belediye başkanları Zohran, işgalcinin var olma hakkı olduğunu söyledi. Böylelikle Siyonizm yanlısı bir konum aldı.[1]

Bugünlerde AOC, “ABD’nin, dış yardım politikası ile ilgili attığı tvitte, “İsrail hükümetinin masum sivilleri roket saldırılarından ve bombalardan korumak için kritik öneme sahip olduğu kanıtlanmış Demir Kubbe sistemini finanse edebileceğine inanıyorum” diyerek[2], işgale yapılan yardımlarla mücadeleye katkı sunmadığını, bundan sonra da sunmayacağını ortaya koymuş oldu.

AOC, Demir Kubbe’ye yapılacak yardımlar lehine oy kullanmayacağı vaadini dillendirirken, bir yandan da Gazze’deki direniş koalisyonuna karşı konum almayı ihmal etmiyor. AOC’nin dili, bu seçimin işgalcinin sömürgeci savaşını onun yardımı olmadan yürütebileceğine olan güveninden kaynaklandığını açıkça söylüyor. Bu durum değiştiğinde, yani kubbe kimseyi korumayacak hale geldiğinde AOC, diğer tüm “ılımlı” Siyonist liderlerle birlikte, işgalcilerin arkasında yer alacak.

AOC’deki oportünizmin ne kadar aleni olduğu göz önüne alındığında, AOC’nin “Filistin yanlısı” imajını muhafaza edebilmesi, Zohran’ın konumundaki birine göre daha zor. Ancak bu isimler, Filistin’le ilgili olarak her zaman bir kapı bekçisi rolü oynayacaklar. Bunun bir göstergesi de Zohran’ın, New York şehrinin BDS’yi uygulamaya koyması yönündeki seçim vaadini hâlâ yerine getirmiyor olmasıdır.

Bunun yerine Zohran, orta yolu seçti ve daha önce alınan BDS karşıtı bir önlemi geri çekti, geri adım attı. Bu yanlışa dikkat çekmemiz gerekiyor, zira, bu isimlerin Filistin konusunda gerçekten ilkeli hareket etmeleri durumunda ne kadar büyük bir etki yaratacaklarını ortaya koyuyor. New York’un BDS’yi benimsemesi, diğer şehirleri de aynısını yapmaya teşvik eden devasa bir domino etkisi yaratacaktır. Zohran’ın bu kadar büyük bir taban kazanmasını sağlayan da bu gibi heyecan verici beklentilerdi. Ancak bu beklentiler karşılanmıyor. Bu, Marksistlerin pek de memnun olduğu bir şey değil. Ülkedeki en büyük “sosyalist” fraksiyonun Gazze soykırımına karşı mücadeleyi engellediği gerçeğiyle yüzleşmek istemiyoruz. Biz, bu liderlere kuyrukçuluk yapmak değil, gerçek manada halk kitlelerinin kontrolünde olan bir mücadele biçimi ortaya koymak için varız.

Sadece kendi komünist partim olan Amerika Komünist Partisi’nden bahsetmiyorum. Bir parti, mücadelenin temel itici gücü olan kitlelerin çıkarlarını ilerletmek için bir araçtır. Filistin’in kurtuluş mücadelesinde, hesaba katmamız gereken asıl kitle, Filistin halkının kendisidir. Bu, Filistin toplumu içerisinde reformizm ve teslimiyetçiliği eleştirenlerin vurguladıkları bir husustur. Bunun bir örneği, Ahbar gazetesinin altında çok sayıda Filistinli ve Arap düşünürün imzasının bulunduğunu söylediği 10 Mart tarihli açıklamadır. Açıklamada şunlar söyleniyor:

“Kurtuluşa ve ulusal projeye dair anlayışlar, mülteci kampı, köy, hapishane hücresi, siper ve tünel gibi direnişin sürdüğü mahallerin gerçek maddi koşullarından yola çıkarak formüle edilmelidirler. İthal liberal çerçeveleri ve işbirlikçi güçlerin ve sömürgeci merkezin tercihlerine ve çıkarlarına göre tasarlanmış hazır formülleri reddediyoruz. Bu modeller, Arap toplumsal ve politik güçlerini gerçek mücadeleden kopartmak ve etkisiz hale getirmek için toplumsal mühendislik araçları olarak kullanılırken, düşman acımasızca hedeflerine ulaşmaya devam etmektedir. Gerçek kurtuluş, tam kurtuluşun ön koşulu olarak, bilişsel sömürgeciliğin ortadan kaldırılmasıyla başlar. [...]

Bu bildirge, ulusal karar alma yetkisini aracı ve temsilci olarak hareket etmeye alışmış elitlerden alıp, direnişi sürdüren ve fedakârlıklarıyla tarihi şekillendiren kitlelere ve toplumsal ortamlara iade etmeyi amaçlamaktadır. Bu, dilencilik siyasetinin ötesine geçerek, sömürgeci yapıların yıkılmasına yönelik bir çağrıdır.”[3]

Filistin direnişinin benimsediği tavır budur. Bizim hareketlerimizin de başarılı olabilmesi için bu tavrın bir benzerini benimsemesi gerekir. Filistin’in kurtuluş hareketinden ve Küresel Güney’deki diğer mücadelelerden örnek alarak, sermaye ile işbirliği yapan sahte müttefikleri redde tabi tutmalıyız.

1967’de Siyonistlerin toprakları gasp etmeleri sonrası Filistinli komünistler, Filistin’deki farklı ekonomik sınıflar içerisinde davalarına destek sunacak temel müttefiklerin kimler olduğunu belirlemeleri gerektiği sonucuna vardılar ve köleleştirilmiş proleterler ile mahpus kitleleri başa yazmaya karar verdiler. Bu sınıf sorununu ele almaya yönelik çalışma, mücadelenin o zamandan beri çok daha ileriye gitmesini sağladı. Amerikan halkının mücadelesi örneğinde bu uygulamayı hayata geçirmemiz, Filistin’de ve diğer tüm ülkelerde bu tür işçi sınıfına mensup güçlerle aynı safta yer almamız, aynı zamanda ülke içinde en önemli sınıf müttefiklerimizin kimler olduğunu belirlememizi sağlayacaktır.

Profesyonel-yönetici sınıfıyla uyum sağlamayı amaçlayan ve bu emperyalizm yanlısı “ilericilerin” en çok hizmet etmeyi hedefledikleri unsur olan sol politikaları reddetmeliyiz. Yönetici sınıfımızın, emperyalist süper kârlarla ABD işçisine daha fazla rüşvet vererek, profesyonel-yönetici sınıfını genişletmek ve böylece imparatorluğun ileride yapacağı savaşlar için daha büyük bir toplumsal taban oluşturmak üzere yakında harekete geçeceğini gösteren birçok işaret var elimizde. Fakat işçi sınıfını sosyal demokratlara terk etmezsek, düşmanlarımız ele geçirmeden önce işçileri proleter mücadeleye dâhil etmezsek, bu strateji başarısız olacaktır. Ayrıca, emperyalizmin sunduğu faydalardan istifade edemeyecek toplum kesimlerine de ulaşmalıyız. Bu görevi üstlenirken, bilhassa kıra bakmalıyız, çünkü yönetici sınıfımız, işçi aristokrasisini yeniden inşa edebilse de, liberalizm, kaçınılmaz olarak metropol ile kırsal kesim arasındaki çelişkiyi daha da derinleştirir.

Filistin direnişinin ve tekelci finansal yönetimi devirme çabamızın en fazla güven duyacağı müttefiklerini, kitlelerin bu kesimlerinde bulacağız. Sosyal demokratlar, yakında sayılarını artırabilecekleri burjuvalaşmış Amerikalı işçilerle Siyonizmi ilerleme söylemi kılıfı ardında koruyan komprador elitler arasında bir ittifak kurmaya çalışıyorlar. Biz, emperyalist düzenin yıkımında ortak çıkarı olanlar arasında bir ittifak tesis etmek suretiyle, sosyal demokratlara tabanda galebe çalacağız, onlara nefes aldırmayacağız.

Rainer Shea
4 Nisan 2026
Kaynak

Dipnotlar:
[1] Michael Schirtzer, “Zohran Mamdani is a Zionist”, 28 Haziran 2025, Substack.

[2] AOC, “Iron Dome”, 1 Nisan 2026, X.

[3] Akhbar, “Toward a Revolutionary Charter for Comprehensive Liberation”, 10 Mart 2026, Ahbar. Türkçesi: İştiraki.

0 Yorum: