22 Şubat 2026

,

Malcolm’ın Bana Öğrettiği Üç Şey



Beni bir süredir takip eden yoldaşlarım, benim Hacı Malik Şabaz’ın, yani Malcolm X’in öğrencisi olduğunu, onu gururla takip ettiğini cümle âleme ilan eden biri olduğumu bilirler.

Hatta Michael Brown ve Treyvon Martin sonrası devrimci siyasete örgütlenen tüm kuşağımın tıpkı Kara Panter Partisi gibi Malcolm’ın evladı olduğunu söyleyebilirim. Beni radikalleştiren bir görüntü varsa o da hiç şüphe yok ki Spike Lee’nin Malcolm X (1992) filminin açılış konuşmasıydı.

Peki bizi Malcolm X’e bağlayan neydi? O bana ne öğretti? Size ne öğretebilir?

1. Başkalarının size özgürlük getirmesini beklemek aptalca bir iştir. Müşterek görüşümüz bu olmalı. Ama ne var ki bugün birçok insan, o kadar zamandır sosyal demokrat köleliğin baskısı altında ki, Alexandria Ocasio-Cortez’in kendilerini özgür kılacağını zannediyor. Sömürgeleştirilmiş halklar (Siyahi Amerikalılar, Porto Rikolular, Hawaililer ve diğer yerli halklar) bu imparatorluk tarafından ezildi, köleleştirildi, topraklarını o çaldı. Bu imparatorluk, birkaç kişiye büyük servetler sundu, çoğu yerleşimciye ise (Du Bois’in sözleriyle) bizimkinden çok daha yüksek bir yaşam standardı için gerekli temeli temin etti. Malcolm, bu sistemden ve bu insanlardan yardım dilemenin aptalca bir iş olduğunu, dilenmenin kimseye saygı kazandırmayacağını, aksine hor görülmesine neden olacağını öğretti. Zalimlere tazminat veya başka türde bir yardım için, arkasında hiçbir güç olmadan el açtığınızda gülünç duruma düşmekten başka bir şey yapmış olmazsınız. Gücü olan biri neden gücü olmayan birine boyun eğsin ki? Huey P. Newton, Siyasetin İşlevsel Tanımı eserini bu gelenek içinde yazdı. Bu yazıda Newton, taleplerimizin on yıllardır neden görmezden gelindiğinin sebeplerini ortaya koyuyor: Olayların istediğimiz şekilde seyretmesini sağlayacak gücümüz de becerimiz de yok. Düşmanlarımızın istediğimiz şekilde davranmasını sağlamak, güç kullanma yeteneğine ihtiyaç duyar. Bu güç olmadan, taleplerimiz gerçek talepler değil, güvenle göz ardı edilebilecek önerilerden başka bir şey değildir.

2. Afrika’nın birliği ideolojisi ve bu birlik için mücadele, Siyahi insanların mevzi kazanması için tek doğru yoldur. Birbiriyle kavgalı kabilelere bölünmek, felaket, kölelik ve yıkımın yoludur. Avrupalılar, bölünmüş halde karşılaştığımız ve bizi daha da böldükleri için bize zarar verebildiler ve gelişim sürecimizi sekteye uğratabildiler. Malcolm, Marcus Garvey’nin kurduğu Zencilerin Genel Gelişimi Derneği’ne (UNIA) bağlı bir ailede büyüdü, tarihteki en büyük Siyahi örgütünü kuran Marcus Garvey’nin öğretileriyle erken yaşta tanıştı. Afrika’nın birliği, özünde, hem kıtada hem de diasporada yaşayan tüm Afrika kökenli insanların birliğini esas alan fikir ve pratiktir. Afrika kıtasının sosyalist bir temelde siyasi ve ekonomik birliği, Siyahi insanların artık güçsüz ve etkisiz bir halk olarak saygısızlığa uğramamasını ve alay edilmemesini sağlayacak o büyük gücü yaratacaktır. Afrikalıları yurt içinde ve yurt dışında birleştirme fırsatını ancak bir aptal (veya bir FBA) kaçırırdı. Malcolm, tüm siyasi hayatı boyunca bu hedef için çalıştı. Amerika’nın çürümüş, artık şişmiş olan cesedine tutunmak da çözüm değil. Biz, sadece ismen Amerikalıyız, tıpkı mücadeledeki yerli yoldaşlarımız gibi, “Amerika” denen bu canavarın esir alınmış sömürge tebaasıyız. Kurtuluşumuz onun yıkımıdır; onunla uzlaşmaz çelişki içindeyiz. Bizi hiçbir barış veya reform kesmez.

3. Her ne pahasına olursa olsun kurtuluş... Yerleşimci “solcular”, Filistin direnişini, tıpkı zamanında Kara Panter Partisi’ni ve Malcolm’ı kınadıkları gibi kınıyorlar. Bunun yerine, düşman tarafından kontrol edilen etkisiz yöntemlere, örneğin seçimlere, bizimle ilgilenmeyen temsilcilere dilekçe vermeye ve benzerlerine bel bağlamamızı istiyorlar. Peki biz, nezaketle birilerine ricada bulunarak mı yoksa savaş yoluyla mı özgürleştik? Bu yerleşimciler, bu topraklara nasıl sahip oldular? Dilekçelerle mi yoksa zorla mı? Tarih ortaya koyduğu, Marksizmin öğrettiği gibi sınıf mücadelesi, sömürgeci ve sömürgeleştirilen arasındaki mücadele, her daim muhtelif düzeylerde şiddet içerir. Muktedirler iktidarlarına düşkündürler ve onu her isteyene kuzu gibi teslim etmezler. Size barışçıl yollarla iktidara ulaşabileceğinizi söyleyen herkes ya ciddiyetsizdir, ya egemen sınıf tarafından beyni yıkanmıştır ya da düşmanınızdır. Her iki durumda da onları dinlememelisiniz.

Şehit edilişinin 61. yıldönümünde, bu dersler, örgütlenmenizde ve onun mücadelesinde size yol göstersin. Malcolm, sizde ve bende, Filistin’de, Minneapolis’te ve insanların özgürlük için mücadele ettiği her yerde yaşıyor.

Black Red Guard
22 Şubat 2026
Kaynak

0 Yorum: