Beni
bir süredir takip eden yoldaşlarım, benim Hacı Malik Şabaz’ın, yani Malcolm X’in
öğrencisi olduğunu, onu gururla takip ettiğini cümle âleme ilan eden biri
olduğumu bilirler.
Hatta
Michael Brown ve Treyvon Martin sonrası devrimci siyasete örgütlenen tüm
kuşağımın tıpkı Kara Panter Partisi gibi Malcolm’ın evladı olduğunu söyleyebilirim.
Beni radikalleştiren bir görüntü varsa o da hiç şüphe yok ki Spike Lee’nin Malcolm
X (1992) filminin açılış konuşmasıydı.
Peki
bizi Malcolm X’e bağlayan neydi? O bana ne öğretti? Size ne öğretebilir?
1.
Başkalarının size özgürlük getirmesini beklemek aptalca bir iştir. Müşterek
görüşümüz bu olmalı. Ama ne var ki bugün birçok insan, o kadar zamandır sosyal
demokrat köleliğin baskısı altında ki, Alexandria Ocasio-Cortez’in kendilerini
özgür kılacağını zannediyor. Sömürgeleştirilmiş halklar (Siyahi Amerikalılar,
Porto Rikolular, Hawaililer ve diğer yerli halklar) bu imparatorluk tarafından
ezildi, köleleştirildi, topraklarını o çaldı. Bu imparatorluk, birkaç kişiye
büyük servetler sundu, çoğu yerleşimciye ise (Du Bois’in sözleriyle)
bizimkinden çok daha yüksek bir yaşam standardı için gerekli temeli temin etti.
Malcolm, bu sistemden ve bu insanlardan yardım dilemenin aptalca bir iş
olduğunu, dilenmenin kimseye saygı kazandırmayacağını, aksine hor görülmesine
neden olacağını öğretti. Zalimlere tazminat veya başka türde bir yardım için,
arkasında hiçbir güç olmadan el açtığınızda gülünç duruma düşmekten başka bir
şey yapmış olmazsınız. Gücü olan biri neden gücü olmayan birine boyun eğsin ki?
Huey P. Newton, Siyasetin İşlevsel Tanımı eserini bu gelenek içinde
yazdı. Bu yazıda Newton, taleplerimizin on yıllardır neden görmezden
gelindiğinin sebeplerini ortaya koyuyor: Olayların istediğimiz şekilde seyretmesini
sağlayacak gücümüz de becerimiz de yok. Düşmanlarımızın istediğimiz şekilde
davranmasını sağlamak, güç kullanma yeteneğine ihtiyaç duyar. Bu güç olmadan,
taleplerimiz gerçek talepler değil, güvenle göz ardı edilebilecek önerilerden
başka bir şey değildir.
2.
Afrika’nın birliği ideolojisi ve bu birlik için mücadele, Siyahi insanların
mevzi kazanması için tek doğru yoldur. Birbiriyle kavgalı kabilelere bölünmek,
felaket, kölelik ve yıkımın yoludur. Avrupalılar, bölünmüş halde
karşılaştığımız ve bizi daha da böldükleri için bize zarar verebildiler ve
gelişim sürecimizi sekteye uğratabildiler. Malcolm, Marcus Garvey’nin kurduğu
Zencilerin Genel Gelişimi Derneği’ne (UNIA) bağlı bir ailede büyüdü, tarihteki
en büyük Siyahi örgütünü kuran Marcus Garvey’nin öğretileriyle erken yaşta tanıştı.
Afrika’nın birliği, özünde, hem kıtada hem de diasporada yaşayan tüm Afrika
kökenli insanların birliğini esas alan fikir ve pratiktir. Afrika kıtasının
sosyalist bir temelde siyasi ve ekonomik birliği, Siyahi insanların artık
güçsüz ve etkisiz bir halk olarak saygısızlığa uğramamasını ve alay
edilmemesini sağlayacak o büyük gücü yaratacaktır. Afrikalıları yurt içinde ve
yurt dışında birleştirme fırsatını ancak bir aptal (veya bir FBA) kaçırırdı.
Malcolm, tüm siyasi hayatı boyunca bu hedef için çalıştı. Amerika’nın çürümüş, artık
şişmiş olan cesedine tutunmak da çözüm değil. Biz, sadece ismen Amerikalıyız,
tıpkı mücadeledeki yerli yoldaşlarımız gibi, “Amerika” denen bu canavarın esir
alınmış sömürge tebaasıyız. Kurtuluşumuz onun yıkımıdır; onunla uzlaşmaz
çelişki içindeyiz. Bizi hiçbir barış veya reform kesmez.
3.
Her ne pahasına olursa olsun kurtuluş... Yerleşimci “solcular”, Filistin
direnişini, tıpkı zamanında Kara Panter Partisi’ni ve Malcolm’ı kınadıkları
gibi kınıyorlar. Bunun yerine, düşman tarafından kontrol edilen etkisiz
yöntemlere, örneğin seçimlere, bizimle ilgilenmeyen temsilcilere dilekçe
vermeye ve benzerlerine bel bağlamamızı istiyorlar. Peki biz, nezaketle
birilerine ricada bulunarak mı yoksa savaş yoluyla mı özgürleştik? Bu
yerleşimciler, bu topraklara nasıl sahip oldular? Dilekçelerle mi yoksa zorla
mı? Tarih ortaya koyduğu, Marksizmin öğrettiği gibi sınıf mücadelesi, sömürgeci
ve sömürgeleştirilen arasındaki mücadele, her daim muhtelif düzeylerde şiddet
içerir. Muktedirler iktidarlarına düşkündürler ve onu her isteyene kuzu gibi teslim
etmezler. Size barışçıl yollarla iktidara ulaşabileceğinizi söyleyen herkes ya
ciddiyetsizdir, ya egemen sınıf tarafından beyni yıkanmıştır ya da
düşmanınızdır. Her iki durumda da onları dinlememelisiniz.
Şehit
edilişinin 61. yıldönümünde, bu dersler, örgütlenmenizde ve onun mücadelesinde
size yol göstersin. Malcolm, sizde ve bende, Filistin’de, Minneapolis’te ve
insanların özgürlük için mücadele ettiği her yerde yaşıyor.
Black Red Guard
22
Şubat 2026
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder