İran’daki
idam uygulamasına bugün en çok karşı çıkanlar, ya kendi tarihlerinin hangi
temel üzerinde yükseldiğinin bilincinde değiller ya da emperyalizmin verdiği görevi
icra ediyorlar. Bilinçli yahut bilinçsizce yapılan her eylem-söylem iki
sınıftan birine hizmet eder, emperyalizmin verdiği görev icra edilirken yakın
tarihte -hatta bugün- neler yaşandığını kimsenin sorgulaması istenmiyor.
1999’da
İsmail Cem, AB Bakanı’na “Bak bizim ülkede de Kürtçe ve diğer dillerde şarkılar
söyleniyor” diyerek, Koma Amed ve Kardeş Türküler’in albümlerini hediye
etmişti. Kardeş Türküler’in politik açıdan liberalliği su götürmez, konserleri
yasaklanmadan sahne alması İHD’nin müzik icra etmesinden farksızdır. Buradaki
sorun -şimdilik İran başlığını kenara yazalım- Koma Amed'in Dergûş
albümünün hediye edilmesidir. Kulilka Azadi albümü hediye edilmez çünkü
bu albümün Dergûş’ün içeriğiyle uzak-yakın tek ortaklığı Kürtçe
olmasıdır. Artık Koma Amed’in Halepçe diye bir derdi yoktur. Öyle olsa egemenin
emperyaliste hediye edeceği bir albüm olmazdı. Bu dönüşüm nasıl yaşanmıştır?
Geçtiğimiz
aylarda Koma Amed, Diyarbakır’da yüz binleri toplayıp bir konser verdi. İlk
albümlerinin solisti Evdılmelik Şexbekir’in (Melek) posterini ekrana getirip
ona ithafen konuşma yapıldı. Aynı grup, bir röportajda Evdılmelik’i anarken
onun öyküsünü çarpıtarak veriyor. Rojavalı Evdılmelik Şexbekir’in öyküsünü
merak eden araştırırsa Koma Amed, Kürt halkının politik yönü, empoze edilen
İran karşıtlığı, Rojava’da neler olduğu ve bugünkü süreci daha net ve bütünsel
şekilde tarihsellik içerisinde anlamlandırabilir.
Evdılmelik’in
ve Kürt halkının öyküsü özdeştir. Koma Amed ve Kürt halkını dönüştüren süreç
aynıdır. “Bugün dünyada en güzel baş Kürd’ün başıdır" diye Avrupa
festivallerinde ve Med TV’de boy gösteren Yalçın Küçük ile bugün TV
ekranlarında “Öcalan çıkarsa, ilkelerimize uyduğu sürece partimize üye
olabilir, başımızın üstünde yeri var” diyen Perinçek, bu sürecin iki emir
eridir. O yüzden Sırrı Süreyya, herkesten habersiz Perinçek’i ziyaret etmiştir.
Hep birlikte hendeklere çekilen Kürt halkı olmuştur. Bugün bu sürecin oluşması
için postacı Sırrı’nın aynı dönemdeki rolü sorgulanmalı ve araştırılmalıdır.
Politika;
sınıf ve tarih bilinci, adalet ve samimiyet gerektirir. İdamlar özelinde İran
karşıtlığı yapan politik hareketler hiçbir şekilde samimi değildir. İdama karşı
çıkanlar, neden Epstein Adası’nda yaşanan vahşete sessiz kalır? Kobaneli
çocuklara oyuncak götürmesi için insanları yola çıkaranlar, neden dünya
halklarının çocuklarının emperyalistlerce katledilmesine ses çıkarmaz?
Evet,
politika ahlak gerektirir. Marx, din için “Kalpsiz dünyanın kalbi” demişti,
bugün sosyalizm çürümüş dünyayı kurtaracak tek ahlak yasasıdır, inanç da bu
kurtuluş yolunun bütünleyici mimarıdır. Belirli hareketlerin elinde tuttuğu
gücün peşinden gidip emperyalist sistemin ürettiği ahlaksızlığın hareketler
nezdinde yeniden üretilmesine -sırf marjinal karşıtlık motivasyonuyla- ortak
olmadığımız için bizlere saldırılıyor. Bu saldırıyı püskürtecek kadar tarih
bilincini ve ahlakımızı güçlendirebilecek potansiyel birin iki, ikinin üç
edilmesinde. O da bizlerin yan yana gelmesine bağlı. Savunma ve meşruluk, önce
zihinlerimizde başlar.
Sinan Akdeniz
21 Şubat 2026


0 Yorum:
Yorum Gönder