Günümüz
toplumu karşımıza ne tür sahneler çıkartıyor?
Savaş
ve güç kullanma hakkı, halklar, sınıflar ve bireyler nezdinde hükmünü yürütüyor.
Kapitalist üretimde kapitalist ile işçi arasında savaş cereyan ediyor. Rekabet sürecinde
kapitalistler kapitalistlerle, işçi işçiyle cebelleşiyor. Sosyalizm, herkesin
herkese karşı olan bu savaşına kalıcı bir sınır koymayı amaçlıyor. İnsanlar
arasında barışı, uluslar arasında barışı, sınıflar arasında barışı savunuyor.
Ancak, savaşa yol açan nedenler var olduğu sürece barışa dair hiçbir umudumuz olamaz.
Tüm
bunların sebebi; ücretli kölelik pratiğiyle, ticari dolandırıcılıklarıyla,
ticaretin her alanındaki aldatmacayla, yaşamın tüm fiziksel ve ruhsal
ihtiyaçlarının karşılanmamasıyla, grev ve lokavtlarıyla, açlık, mikrop yuvası
konutlar ve işyerleriyle işçileri toplu halde katleden mevcut sınıf
egemenliğidir.
Emeğin
Bastille’i
Ücret
sisteminin temeli üzerinde, emekçi halkın boyunduruk altına alınması ve
sömürülmesi için kurulmuş olan mevcut toplumsal ve politik kurumların devasa
yapısı yükseliyor: proletaryanın Uri Kalesi, sınıf devletinin kasvetli hapishanesi;
halkın büyük çoğunluğunu esir almış, düşünceyi öldürmüş, iradeyi kırıp kişiliği
yok etmiş ve egemen adaletsizliğe boyun eğmeyen herkese tehditkar bir şekilde
toplarını doğrultmuştur.
Devlet
ve toplumda barışın, düzenin, özgürlüğün ve adaletin bir anlam ifade etmesi
için ücret sisteminden vazgeçilmelidir. Bu ücret sistemi ve azınlığın emek
araçlarının (aletler, makineler, toprak, madenler, demiryolları vb.)
tekelleşmesi sayesinde, tüm değeri ve zenginliği yaratan emek, yoksulluğa ve
köleliğe mahkûm edilmektedir. İşveren, ücretli kölelerinin emeğiyle zenginleşir,
onlara ücret olarak sadece çalışmalarının karşılığının bir kısmını öder:
ödenmeyen kalanını ise “kâr” olarak cebine atar. Burada sıradan soygundan farklı
bir pratik söz konusudur: bu soygun, mevcut sınıf yasaları tarafından asla cezalandırılmaz.
İşçilerinin emeğinin bir kısmını onlardan alıkoyan ve bu kısmı temellük eden
işverenle, elindeki tabancayla yolcunun mallarının sadece bir kısmını gasp
eden, ancak bu nedenle kanun önünde daha az haydut sayılmayan “insancıl” yol eşkıyası
arasında gerçekten de esaslı bir fark var mıdır?
Kapitalizm
İşçi Sınıfını Nasıl Soyar?
Ücret
sistemine dayalı mevcut üretim biçimi, bir yandan mülkiyetin azınlığın elinde
toplanmasına ve bu azınlığın aşırı sahiplik sonucu yozlaşmasına; diğer yandan
ise kitlelerin yoksullaşmasına ve sefalete yol açmaktadır. İşçi, yarattığı
zenginliklerin ortasında en küçük ihtiyacını bile karşılayamamaktadır:
Yoksulluk, sağlıksız atölyeler ve fabrikalar onun yaşam gücünü çalarken,
işveren de emeğinin karşılığını ondan çalmaktadır. Uzun süren hastalıklar ve
erken ölüm, onu beklemektedir. Aile hayatı yoktur, çünkü aldığı ücret, geçimini sağlamaya
yetmediği için, karısı ve çocuğu da onunla birlikte fabrikaya gitmek
zorundadır. Yeni doğan kız ise ya fahişe olup kısa ve sefil bir hayat sürer ya
da gider bir işçiyle evlenip güneş girmeyen bir evde uzun ama sefil bir hayat
yaşar.
Sosyalist
Cumhuriyet Tek Çözümdür
Sosyalistlerin
talepleri, az çok eğitimli ve düşünme yeteneğine sahip herkes için çok açıktır.
Yönetici sistemin suistimallerine karşı çıkan ve bu suistimallerin ortadan
kaldırılmasını amaç edinen her parti ve sınıf gibi, Sosyalist Parti de aynı
yerde durmaktadır. İç ahengini yitirmiş olan devlet ve toplumun bencil ve
aldatılmış taraftarları tarafından iftiraya ve saldırıya uğrar: sosyalizmin
düzeni bozduğu, sınıfların çatışmasına neden olduğu, mülkü, aileyi ve kültürü
yok ettiği, en şehvetli zevklere düşkün olduğu, kadını derinlemesine aşağıladığı
söylenir. Gerçek, bundan daha eksiksiz ve utanç verici bir şekilde
çarpıtılamazdı. Eski toplum, bizzat kendisinin işlediği suçları bize isnat
ediyor çünkü bizim kendisini ölüme mahkûm ettiğimizi biliyor.
Bugün
asıl düzensizlik hüküm sürmektedir. Sosyalizm, düzeni talep eder.
Bugün
dünyaya savaş ve sınıf mücadelesi hâkimdir: Sosyalizm ise barış ve çıkar
uyumunda ısrar eder, sınıfların ortadan kaldırılması yoluyla sınıf mücadelesini
yok eder.
Günümüzde
mülkiyet, insanların büyük çoğunluğu için bir yalan, azınlık için ise bir
soygundur. Sosyalizm, mülkiyeti herkesin malı haline getirecektir. Onu bir
gerçeğe dönüştürecek, işçiye toplum içinde emeğinin karşılığının tamamını
güvence altına alacak ve kapitalist yağma sistemini temelinden yıkacaktır.
Günümüz
toplumu, aileyi dağıtıyor. Sosyalizm ise ahlakı bozan sınıf egemenliğini
ortadan kaldırdığı için ailenin haklarına gereken değeri verecektir.
Devlet
ve toplum, insanların kültürünü daha başlangıçta boğmak, halkın büyük
çoğunluğunu manevi ve fiziksel olarak köreltmek, yönetici azınlığı yozlaştırmak
için birbirleriyle yarışırken, sosyalizm, her birey için eşit ve mümkün olan en
iyi eğitimi, tüm insanların yeteneklerinin pratik gelişimini, sanat ve bilimin
sistematik ilerlemesini ve sanat ile bilimin halkın ortak malı olmasını
savunur.
Kapitalizmde
Kadının Durumu
Toplumun
ve devletin içinde bulunduğu yanlış koşullar sebebiyle kadınlar, bugün
haklardan yoksun. Birçok kadın ya mecburen evleniyor ya da fuhşa mahkûm
ediliyor. Cinsiyetler arası ilişki, doğal olmayan ve ahlaksız bir ilişkidir.
Sosyalizm, kadının olduğu kadar erkeğin de özgürleşmesini sağlayacaktır.
Kadının tam politik ve toplumsal eşitliğini, erkekle eşit konumunu savunur.
İster zenginlik veya çıkar için evlilik perdesi altında utanarak yürüsün,
isterse sokakta utanmazca boyanmış ve çıplak dolaşsın, fuhşu ortadan
kaldıracaktır.
Artık
yeter. Gerçek koşullardan yola çıkarak, ütopik hayallere kapılmadan, kültürün
kazanımına dayanarak, sınıfın devletini, sınıfın yasalarını ve sınıfın
yönetimini ortadan kaldırmak için çabalıyoruz.
Amacımız
şudur: Eşit ekonomik ve politik haklara sahip özgür bir demokrasi; birlikte
çalışmaya dayalı özgür bir toplum. Devletin ve toplumun tek amacı, herkesin
refahıdır.
Amacımıza
ulaşmak için kendimizi örgütlemeliyiz. Örgütlenme olmadan etkili propaganda
veya eylem olamaz. Birleşik örgütlenme, gücün birikimi, bir odak noktasında
toplanmasıdır. Yalnızlık her bireyi güçsüz kılar; bölünmüş güç, güç değildir.
Birlik, sadece gücü artırmakla kalmaz, onu kat kat çoğaltır.
Kapitalizm
Dünya Genelinde İnsanlığa Baskı Uygulamaktadır
Ekonomik,
dolayısıyla politik koşullar, tüm medeni ülkelerde esasen aynıdır. Günümüzde
hiçbir devlet, Çin Seddi ile diğerlerinden kopmuş değildir. Yapay sınırlara
rağmen, tüm medeni ulusların ortak bir evrimi ve ortak bir tarihi vardır. Her
ülke, diğerlerini etkiler, onlardan etkilenir. Bu nedenle, tüm partiler bugün
az çok beynelmileldir. Bizim partimizse ulusal sınırları tanımadığı, tümüyle
insani bir konumda durarak, her şeyde kesinlikle insani ölçütlere bağlı
kalarak, bölünmüş ulusların üyelerinde yalnızca insan ve kardeş gördüğü için,
diğer tüm partilerden daha büyük ölçüde beynelmileldir.
Faaliyetlerimizin
en yakın ve doğrudan etki alanı vatandaşı olduğumuz devlet olsa da, dünya
vatandaşlarını ve evrensel insan kardeşliğini unutmuyoruz. Biz biliyoruz ki,
emekçilerin ve ezilenlerin davası için nerede mücadele ediliyorsa, orada bizim
davamız da eylemdedir.
Adaletin
peşindeyiz, adaletsizliğe karşı savaşıyoruz. Özgür emeği savunuyoruz, ücretli
köleliğe karşı mücadele ediyoruz.
Herkesin
refahını hedefliyor, sefalete karşı mücadele ediyoruz.
Herkesin
eğitimini hedefliyor, cehaletle, barbarlıkla mücadele ediyoruz.
Bizim
amacımız barış ve düzendir. Katliamlarla, sınıf savaşlarıyla ve toplumsal
anarşiyle mücadele ediyoruz.
Biz
sosyalist devleti hedefliyoruz, despotik sınıf devletine saldırıyoruz.
Bunları
arzulayan ve bu hedefler için mücadele edecek olan herkes, bize katılsın, tüm
gücüyle davamız için, sosyalizm davası için, insanlık davası için çalışsın,
zira yakında zafere ulaşacağız.
Wilhelm Liebknecht
18 Ağustos 1900
Kaynak


0 Yorum:
Yorum Gönder