02 Mart 2026

,

Komünist Enternasyonal

Komünist Enternasyonal, proletarya devriminden doğmuş ve onunla birlikte gelişmiştir. Gerçek tarihsel temelini üç büyük proleter devlet attı: Rusya, Ukrayna ve Macaristan sovyet cumhuriyetleri.

Friedrich Engels, 12 Eylül 1874’te Adolph Sorge’ye yazdığı bir mektupta, dağılmakta olan Birinci Enternasyonal ile ilgili şunu söyler:

“Enternasyonal, on yıl boyunca Avrupa tarihine hükmetmiştir. Bu anlamda, Enternasyonal geçmişte yaptığı çalışmalara gururla bakabilir. Ancak bugüne eskimiş haliyle gelmiştir. Ben, Marx’ın çalışmalarının birkaç yıl boyunca görevini yerine getirmesi ardından, kurulacak bir sonraki enternasyonalin doğrudan komünist olacağına ve ilkelerimizi uygulayacağına inanıyorum.”

İkinci Enternasyonal, Engels’in inancını haklı çıkarmadı. Ancak savaştan sonra ve Rusya’daki olumlu deneyimin ardından, devrimci enternasyonalin, komünist kazanımların teşkil edeceği enternasyonalin hatları net bir biçimde ortaya çıktı.

Enternasyonal, Almanya’daki Spartaküs Birliği ve Rusya Komünist Partisi (Bolşevik)’in programı doğrultusunda geliştirilen bu temel tezlerin kabulüne dayanmaktadır:

1. İçinde bulunduğumuz çağ, tüm dünya kapitalist sisteminin çözülme ve başarısızlık çağıdır. Eğer kapitalizm, tüm telafisi mümkün olmayan karşıtlıklarıyla birlikte ezilmezse, bu Avrupa uygarlığının da başarısızlığı anlamına gelecektir.

2. Bu dönemde proletaryanın görevi devlet iktidarını ele geçirmektir. Bu ele geçirme, burjuva yönetim aygıtının ortadan kaldırılması ve proleter yönetim aygıtının örgütlenmesi anlamına gelir.

3. Bu yeni hükümet, sanayi proletaryasının ve yoksul köylülüğün diktatörlüğüdür, bu diktatörlük, sömürücü sınıfların sistematik olarak ezilmesi ve mülksüzleştirilmesinin aracı olarak iş görür. Proleter devlet denilen devlet türü, sahte burjuva demokrasisi, oligarşik mali egemenliğin ikiyüzlü bir biçimi değil, emekçi halk kitlelerinin özgürlüğünü gerçekleştirecek proletarya demokrasisine denk düşer. O, parlamentarizm değil, kitlelerin kendi seçtikleri organlar aracılığıyla kendi kendisini yönetmesidir. Kariyerist bürokrasiyi değil, kitlelerin kendileri tarafından oluşturulan, kitlelerin ülke yönetiminde ve sosyalist inşa görevinde gerçek katılımıyla gerçekleşen idari organlarını esas alır. Konseylerin ve benzeri örgütlerin iktidarı, proleter devletin somut biçimidir.

4. Proletarya diktatörlüğü, sermayenin derhal kamulaştırılması ve üretim araçlarının özel mülkiyet hakkının ortadan kaldırılması, bunların tüm ulusun mülkiyetine dönüştürülmesi emridir.

Proletarya hükümetinin görevi, büyük ölçekli sanayinin ve örgütlenme merkezlerinin, bankacılık sisteminin toplumsallaştırılması, büyük toprak sahiplerine ait toprakların kamulaştırılması ve kapitalist tarımsal üretimin toplumsallaştırılması (ki “Toplumsallaştırma”, özel mülkiyetin ortadan kaldırılması, mülkiyetin proleter devlete devredilmesi ve işçi sınıfının kontrolü altında sosyalist yönetimin kurulması olarak anlaşılmalıdır), büyük ölçekli ticaretin tekelleştirilmesi, şehirlerdeki büyük sarayların ve kırsaldaki kalelerin toplumsallaştırılması, işçi yönetiminin getirilmesi ve ekonomik işlevlerin proletarya diktatörlüğünün organlarının elinde toplanmasıdır.

5. Sosyalist devrimin iç ve dış düşmanlara karşı savunulmasını sağlamak ve ülke içerisinde mücadele eden proletaryaya mensup diğer hiziplere yardım etmek için, burjuvazinin ve ajanlarının tamamen silahsızlandırılması ve istisnasız tüm proletaryanın silahlandırılması gereklidir.

6. Mevcut dünya durumu, devrimci proletaryanın farklı fraksiyonları arasında azami teması, hatta sosyalist devrimin zaten zafer kazandığı ülkelerin topyekûn birliğini gerektirmektedir.

7. Mücadelenin temel yöntemi, proleter kitlelerin, kapitalist devlete ait güçlerle açıktan çatışmayı da içeren eylemliliğidir.

Tüm dünya proletaryası ve sosyalist hareketi, yüzünü kararlılıkla Komünist Enternasyonal’e çevirmiştir. İşçiler ve köylüler, ne kadar karışık ve belirsiz olsa da, Rusya, Ukrayna ve Macaristan’daki sovyet cumhuriyetlerinin, dünyanın ezilenlerinin tüm özlemlerini ve umutlarını somutlaştıran yeni bir toplumun hücreleri olduğunu görüyorlar. Proleter devrimleri dünya kapitalizminin saldırılarına karşı savunma fikri, kitlelerin devrimci coşkusunu canlandırmaya hizmet etmelidir: bu alanda, Sovyet Cumhuriyeti’ne yönelik her türden saldırıyı durdurmak için İngiltere, Fransa ve İtalya’daki sosyalist partilerin zinde ve eş zamanlı eylemlerini koordine etmek gerekmektedir. Batı kapitalizminin Rus proletaryası karşısında elde edeceği zafer, Avrupa’yı yirmi yıl boyunca en vahşi ve acımasız gericiliğin kollarına bırakacaktır. Buna mani olmak, dünyaya emek ve adalet içinde barış getirebilecek tek kuruluş olan Komünist Enternasyonal’i güçlendirmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamalıdır.

Antonio Gramsci
L'Ordine Nuovo [“Yeni Düzen”]
24 Mayıs 1919
Kaynak

0 Yorum: