Komünist
Enternasyonal, proletarya devriminden doğmuş ve onunla birlikte gelişmiştir.
Gerçek tarihsel temelini üç büyük proleter devlet attı: Rusya, Ukrayna ve
Macaristan sovyet cumhuriyetleri.
Friedrich
Engels, 12 Eylül 1874’te Adolph Sorge’ye yazdığı bir mektupta, dağılmakta olan Birinci
Enternasyonal ile ilgili şunu söyler:
“Enternasyonal,
on yıl boyunca Avrupa tarihine hükmetmiştir. Bu anlamda, Enternasyonal geçmişte
yaptığı çalışmalara gururla bakabilir. Ancak bugüne eskimiş haliyle gelmiştir. Ben,
Marx’ın çalışmalarının birkaç yıl boyunca görevini yerine getirmesi ardından, kurulacak
bir sonraki enternasyonalin doğrudan komünist olacağına ve ilkelerimizi uygulayacağına
inanıyorum.”
İkinci
Enternasyonal, Engels’in inancını haklı çıkarmadı. Ancak savaştan sonra ve
Rusya’daki olumlu deneyimin ardından, devrimci enternasyonalin, komünist
kazanımların teşkil edeceği enternasyonalin hatları net bir biçimde ortaya
çıktı.
Enternasyonal,
Almanya’daki Spartaküs Birliği ve Rusya Komünist Partisi (Bolşevik)’in programı
doğrultusunda geliştirilen bu temel tezlerin kabulüne dayanmaktadır:
1.
İçinde bulunduğumuz çağ, tüm dünya kapitalist sisteminin çözülme ve
başarısızlık çağıdır. Eğer kapitalizm, tüm telafisi mümkün olmayan
karşıtlıklarıyla birlikte ezilmezse, bu Avrupa uygarlığının da başarısızlığı
anlamına gelecektir.
2.
Bu dönemde proletaryanın görevi devlet iktidarını ele geçirmektir. Bu ele
geçirme, burjuva yönetim aygıtının ortadan kaldırılması ve proleter yönetim
aygıtının örgütlenmesi anlamına gelir.
3.
Bu yeni hükümet, sanayi proletaryasının ve yoksul köylülüğün diktatörlüğüdür,
bu diktatörlük, sömürücü sınıfların sistematik olarak ezilmesi ve
mülksüzleştirilmesinin aracı olarak iş görür. Proleter devlet denilen devlet türü,
sahte burjuva demokrasisi, oligarşik mali egemenliğin ikiyüzlü bir biçimi
değil, emekçi halk kitlelerinin özgürlüğünü gerçekleştirecek proletarya
demokrasisine denk düşer. O, parlamentarizm değil, kitlelerin kendi seçtikleri
organlar aracılığıyla kendi kendisini yönetmesidir. Kariyerist bürokrasiyi
değil, kitlelerin kendileri tarafından oluşturulan, kitlelerin ülke yönetiminde
ve sosyalist inşa görevinde gerçek katılımıyla gerçekleşen idari organlarını
esas alır. Konseylerin ve benzeri örgütlerin iktidarı, proleter devletin somut
biçimidir.
4.
Proletarya diktatörlüğü, sermayenin derhal kamulaştırılması ve üretim
araçlarının özel mülkiyet hakkının ortadan kaldırılması, bunların tüm ulusun
mülkiyetine dönüştürülmesi emridir.
Proletarya
hükümetinin görevi, büyük ölçekli sanayinin ve örgütlenme merkezlerinin,
bankacılık sisteminin toplumsallaştırılması, büyük toprak sahiplerine ait
toprakların kamulaştırılması ve kapitalist tarımsal üretimin toplumsallaştırılması
(ki “Toplumsallaştırma”, özel mülkiyetin ortadan kaldırılması, mülkiyetin
proleter devlete devredilmesi ve işçi sınıfının kontrolü altında sosyalist
yönetimin kurulması olarak anlaşılmalıdır), büyük ölçekli ticaretin
tekelleştirilmesi, şehirlerdeki büyük sarayların ve kırsaldaki kalelerin toplumsallaştırılması,
işçi yönetiminin getirilmesi ve ekonomik işlevlerin proletarya diktatörlüğünün
organlarının elinde toplanmasıdır.
5.
Sosyalist devrimin iç ve dış düşmanlara karşı savunulmasını sağlamak ve ülke
içerisinde mücadele eden proletaryaya mensup diğer hiziplere yardım etmek için,
burjuvazinin ve ajanlarının tamamen silahsızlandırılması ve istisnasız tüm
proletaryanın silahlandırılması gereklidir.
6.
Mevcut dünya durumu, devrimci proletaryanın farklı fraksiyonları arasında azami
teması, hatta sosyalist devrimin zaten zafer kazandığı ülkelerin topyekûn
birliğini gerektirmektedir.
7.
Mücadelenin temel yöntemi, proleter kitlelerin, kapitalist devlete ait güçlerle
açıktan çatışmayı da içeren eylemliliğidir.
Tüm
dünya proletaryası ve sosyalist hareketi, yüzünü kararlılıkla Komünist
Enternasyonal’e çevirmiştir. İşçiler ve köylüler, ne kadar karışık ve belirsiz
olsa da, Rusya, Ukrayna ve Macaristan’daki sovyet cumhuriyetlerinin, dünyanın
ezilenlerinin tüm özlemlerini ve umutlarını somutlaştıran yeni bir toplumun
hücreleri olduğunu görüyorlar. Proleter devrimleri dünya kapitalizminin
saldırılarına karşı savunma fikri, kitlelerin devrimci coşkusunu canlandırmaya
hizmet etmelidir: bu alanda, Sovyet Cumhuriyeti’ne yönelik her türden saldırıyı
durdurmak için İngiltere, Fransa ve İtalya’daki sosyalist partilerin zinde ve
eş zamanlı eylemlerini koordine etmek gerekmektedir. Batı kapitalizminin Rus
proletaryası karşısında elde edeceği zafer, Avrupa’yı yirmi yıl boyunca en
vahşi ve acımasız gericiliğin kollarına bırakacaktır. Buna mani olmak, dünyaya
emek ve adalet içinde barış getirebilecek tek kuruluş olan Komünist
Enternasyonal’i güçlendirmek için hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamalıdır.
Antonio Gramsci
L'Ordine Nuovo [“Yeni Düzen”]
24 Mayıs 1919
Kaynak

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder