2024
yılının 25 Temmuz’unda, Arap militan Corç İbrahim Abdullah, yaklaşık 41 yıl
Fransız hapishanesinde kaldıktan sonra Lübnan’a döndü. Avrupa’nın en uzun süre
hapis yatan siyasi mahkûmu artık özgür. New York Savaş Suçları kolektifinin
bazı üyeleri, onu Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’nda karşıladı. Kalabalıkların
akın ettiği havalimanında Abdullah, kısa bir konuşma yaptıktan sonra evine
götürüldü.
Lübnan’ın
kuzeyindeki Kubeyyat’ta büyüyen Abdullah, önce Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi
(SSNP), daha sonra iç savaş sırasında solcu, enternasyonalist bir cephe olarak
kurduğu Lübnan Silahlı Devrimci Grupları (LARF) ile Filistinlilerle ve bölgesel
bir anti-emperyalist blokla birlikte mücadele etti.
1984’te
Paris’te iki Batılı istihbarat ajanının suikastına karışmakla suçlandı. Lübnan’ın
ilk sömürgeci efendilerinin mahkemelerinde ve zindanlarında Abdullah,
sessizlikle karşılandı. Bunu emperyalizmin “suç yüklü barış”ı olarak adlandırdı.
Bu barış ki bilinçli kayıtsızlıkla, çamura belenmiş kırların insana kattığı
hoşnutlukla tanımlıydı. Ona göre, “Avrupa’nın doğuştan gelen hakkı olan bu
paralı askerlere has sükuneti karşısında Sabra ve Şatila hâlen daha için için
yanıyor”du.
Bu
yaz ülkesine dönen Abdullah, on yıllarca süren iç savaşla şekli bozulmuş, savaş
sonrası yağma devleti olarak yeniden kurulmuş, ABD-İsrail’in askeri
saldırısıyla delik deşik edilmiş bir ülkeyle karşılaştı. Değişiklikler, çok
belirgindi. Gene de, on yıllar boyunca, özellikle de bugün, Abdullah direniş
yolundan asla sapmadı. Lübnan medyasına, topraklarına dönüşünün halkının
Siyonizme karşı bitmeyen, dinmeyen mücadelesi sayesinde güvence altına
alındığını söyledi.
“Direnişle
birlikte, eve dönüş yolu asla kaybolmaz, ne benim için ne de hapsedilmiş
yoldaşlarım için. Onların içerideki direnci, dışarıdaki azmimize bağlıdır.”
Aşağıdaki
metin, Abdullah’ın 2024 yılında yazdığı, Fransa’daki Lannezman Hapishanesi
dışında toplanmış destekçilerine okunan mektubun çevirisidir.
* * *
Değerli
yoldaşlar, değerli dostlar,
Buradaki
herkes, sergilediğiniz dayanışmaya da eylemlerinize de dikkat kesilmiş halde.
Bakın, görün, bu uğursuz ve lanet yerdeki hava, hapishane kokan bu ortam,
uzaklardaki eylemlerin aksiyle, hapishanedeki ölümcül günlük hayatın tarifsiz
monotonluğuyla çarpıştığında nasıl da değişiyor.
Böylece
tutsak arkadaşlarım, sanki bir büyüyle, kısa bir an için de olsa, art niyetler
olmadan insan ilişkilerinin güzelliğini ve gücünü, bunca yıl parmaklıklar
ardında olmalarına rağmen dayanışmanın güzelliğini keşfediyorlar.
Tutsaklar,
o kültürel ve duygusal sefaletten sağ çıkıyorlar. Kimileri, yıllarca gerçek
ilişkilerden mahrum kalmış durumda. Onlar da görüyor bu coşkuyu ve insanlıktaki
uyanışı. O coşkuyu ve uyanışı onların gözlerinde okuyabilir, samimi ama ne
yazık ki kısa süren duygusal patlamalarında işitebilirsiniz.
Yoldaşlar,
dostlar, sloganlarınızın, şarkılarınızın ve her şeyin aksi, bu dikenli tellerin
ve gözetleme kulelerinin ötesine uzanıyor, kafalarımızın içinde deviniyor, bizi
bu uğursuz yerlerden çok uzaklara taşıyor.
Değerli
yoldaşlar, dostlar,
Bu
kırk birinci esaret yılının şafağında, sergilediğiniz bağlılığınızın sahip
olduğu çeşitlilikle birlikte burada bulunuşunuz, tüm umutlarını dayanışmanızın
ivmesini yitirmesine bel bağlayanların suratına atılmış bir tokattır. Bu durum,
güç dengesinde mahpus devrimci kahramanlar lehine yaşanan değişimin her daim
anti-kapitalist/anti-emperyalist mücadele alanında üstlenilen seferberliğin bir
sonucu olduğunu ortaya koyuyor.
Bu
nedenle, zerre tereddüt etmeden şunu söyleyebiliriz: mücadele halindeki
yoldaşlarımıza sağlayabileceğimiz en önemli destek, devam eden mücadeleye olan
acil ve gerçek bağlılığımızdır. Yoldaşların hapisteki varlıkları, serbest
bırakılmalarının doğası gereği yol açacağı olası tehditlere galebe çalmalıdır. Bu
da ancak dayanışmayla mümkündür.
Yoldaşlar,
dostlar, küreselleşmiş kapitalizmin dünyevi krizi ve tüm çelişkilerinin
keskinleştiği, savaşın, büyük çaplı katliamların, baskının, faşizmin,
propaganda ve manipülasyonun, büyük mücadelelerin ve seferberliğin yaşandığı,
her şeyden önce, ölüme mahkûm kapitalizmin doğasında var olan barbarlığın karşısında
seferber olmuş gençliğin heyecan verici ayaklanmalarının yaşandığı bu dönemde…
insanlık tarihinde ilk kez milyonlarca insan, devam eden bir soykırıma tanık
oluyor. Soykırımcılar, 380 günden fazla bir süredir Gazze ve Batı Şeria’da
şiddet uygulamaya devam ediyorlar, şimdi de Batı’nın başlıca emperyalist
güçlerinin aktif desteğiyle, savaş alanlarını Lübnan’a doğru genişletiyorlar.
Ancak, Filistinli halk kitlelerinin ve savaşçı öncülerinin kahramanca direnişi
ve her şeyden önce dünyanın hemen her yerindeki kitlesel dayanışma eylemleri
sayesinde, Filistin direniyor ve uluslararası sahnenin ön saflarında yeniden
konumlanıyor.
Bununla
birlikte, değerli yoldaşlar, değerli dostlar, Filistin’de hâlâ devam eden
yerleşimci-sömürgeci faaliyetlere, bununla yakından ilişkili olan soykırım amaçlı
savaşa karşı mücadelede aktif uluslararası dayanışmanın vazgeçilmez bir silah
olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Emperyalist canavarın kalbinde, burada ve başka
yerlerde, Filistin’deki ulusal kurtuluş hareketinin küresel çerçevesi ve
potansiyel öznesi olan “Tarihsel Blok”un inşası sürecinde güç dengesindeki
değişikliklere katılabilmemiz her zaman bu aktif dayanışma bağlı.
Değerli
yoldaşlar, değerli dostlar,
Gazze,
Batı Şeria ve Lübnan’da devam eden Siyonist barbarlığa karşı koymanın, onu
durdurmak için mümkün olan her şeyi yapmanın acil bir gereklilik olduğuna hiç
şüphe yok. Gerçek şu ki, Gazze’deki bu büyük ölçekli soykırıma rağmen, on
binlerce şehit ve yaralının yanı sıra, Gazze’deki tüm yaşanabilir alanın
korkunç bir biçimde tahrip edildiğini görüyoruz. Direniş, sarsılmaz bir irade
ile yoluna devam ediyor. Filistinli halk kitleleri tarafından korunuyor ve
destekleniyor.
Gazze,
teslimiyetin beyaz bayrağını hiçbir zaman sallamayacak. Siyonistler de diğer
her türden mücrim güç de Gazze’nin direnme iradesini kırmayı başaramayacak.
Soykırımcı
Siyonizmin barbarlığını görüp de bize “başka yöne bakın” diyenlere yazıklar
olsun!
Filistin
ve şanlı direnişi için binlerce adım atılsın!
Kapitalizm,
barbarlıktan başka bir şey değildir. Kendilerini farklı şekillerde ifade eden
ama hep birlikte kapitalizme karşı çıkanlarsa onurlu insanlardır!
Ancak
birlikte olursak, bir araya gelirsek kazanırız!
Filistin
yaşayacak, zafer Filistin’in olacak!
Tüm
yoldaşlarıma ve dostlarıma en samimi devrimci selamlarımı iletiyorum.
Yoldaşınız
Corç Abdullah.
Corc Abdullah
26
Ekim 2024
Kaynak

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder