Pages

02 Nisan 2026

Teslimiyetin Beyaz Bayrağını Asla Sallamayın


2024 yılının 25 Temmuz’unda, Arap militan Corç İbrahim Abdullah, yaklaşık 41 yıl Fransız hapishanesinde kaldıktan sonra Lübnan’a döndü. Avrupa’nın en uzun süre hapis yatan siyasi mahkûmu artık özgür. New York Savaş Suçları kolektifinin bazı üyeleri, onu Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’nda karşıladı. Kalabalıkların akın ettiği havalimanında Abdullah, kısa bir konuşma yaptıktan sonra evine götürüldü.

Lübnan’ın kuzeyindeki Kubeyyat’ta büyüyen Abdullah, önce Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi (SSNP), daha sonra iç savaş sırasında solcu, enternasyonalist bir cephe olarak kurduğu Lübnan Silahlı Devrimci Grupları (LARF) ile Filistinlilerle ve bölgesel bir anti-emperyalist blokla birlikte mücadele etti.

1984’te Paris’te iki Batılı istihbarat ajanının suikastına karışmakla suçlandı. Lübnan’ın ilk sömürgeci efendilerinin mahkemelerinde ve zindanlarında Abdullah, sessizlikle karşılandı. Bunu emperyalizmin “suç yüklü barış”ı olarak adlandırdı. Bu barış ki bilinçli kayıtsızlıkla, çamura belenmiş kırların insana kattığı hoşnutlukla tanımlıydı. Ona göre, “Avrupa’nın doğuştan gelen hakkı olan bu paralı askerlere has sükuneti karşısında Sabra ve Şatila hâlen daha için için yanıyor”du.

Bu yaz ülkesine dönen Abdullah, on yıllarca süren iç savaşla şekli bozulmuş, savaş sonrası yağma devleti olarak yeniden kurulmuş, ABD-İsrail’in askeri saldırısıyla delik deşik edilmiş bir ülkeyle karşılaştı. Değişiklikler, çok belirgindi. Gene de, on yıllar boyunca, özellikle de bugün, Abdullah direniş yolundan asla sapmadı. Lübnan medyasına, topraklarına dönüşünün halkının Siyonizme karşı bitmeyen, dinmeyen mücadelesi sayesinde güvence altına alındığını söyledi.

“Direnişle birlikte, eve dönüş yolu asla kaybolmaz, ne benim için ne de hapsedilmiş yoldaşlarım için. Onların içerideki direnci, dışarıdaki azmimize bağlıdır.”

Aşağıdaki metin, Abdullah’ın 2024 yılında yazdığı, Fransa’daki Lannezman Hapishanesi dışında toplanmış destekçilerine okunan mektubun çevirisidir.

* * *

 

Değerli yoldaşlar, değerli dostlar,

Buradaki herkes, sergilediğiniz dayanışmaya da eylemlerinize de dikkat kesilmiş halde. Bakın, görün, bu uğursuz ve lanet yerdeki hava, hapishane kokan bu ortam, uzaklardaki eylemlerin aksiyle, hapishanedeki ölümcül günlük hayatın tarifsiz monotonluğuyla çarpıştığında nasıl da değişiyor.

Böylece tutsak arkadaşlarım, sanki bir büyüyle, kısa bir an için de olsa, art niyetler olmadan insan ilişkilerinin güzelliğini ve gücünü, bunca yıl parmaklıklar ardında olmalarına rağmen dayanışmanın güzelliğini keşfediyorlar.

Tutsaklar, o kültürel ve duygusal sefaletten sağ çıkıyorlar. Kimileri, yıllarca gerçek ilişkilerden mahrum kalmış durumda. Onlar da görüyor bu coşkuyu ve insanlıktaki uyanışı. O coşkuyu ve uyanışı onların gözlerinde okuyabilir, samimi ama ne yazık ki kısa süren duygusal patlamalarında işitebilirsiniz.

Yoldaşlar, dostlar, sloganlarınızın, şarkılarınızın ve her şeyin aksi, bu dikenli tellerin ve gözetleme kulelerinin ötesine uzanıyor, kafalarımızın içinde deviniyor, bizi bu uğursuz yerlerden çok uzaklara taşıyor.

Değerli yoldaşlar, dostlar,

Bu kırk birinci esaret yılının şafağında, sergilediğiniz bağlılığınızın sahip olduğu çeşitlilikle birlikte burada bulunuşunuz, tüm umutlarını dayanışmanızın ivmesini yitirmesine bel bağlayanların suratına atılmış bir tokattır. Bu durum, güç dengesinde mahpus devrimci kahramanlar lehine yaşanan değişimin her daim anti-kapitalist/anti-emperyalist mücadele alanında üstlenilen seferberliğin bir sonucu olduğunu ortaya koyuyor.

Bu nedenle, zerre tereddüt etmeden şunu söyleyebiliriz: mücadele halindeki yoldaşlarımıza sağlayabileceğimiz en önemli destek, devam eden mücadeleye olan acil ve gerçek bağlılığımızdır. Yoldaşların hapisteki varlıkları, serbest bırakılmalarının doğası gereği yol açacağı olası tehditlere galebe çalmalıdır. Bu da ancak dayanışmayla mümkündür.

Yoldaşlar, dostlar, küreselleşmiş kapitalizmin dünyevi krizi ve tüm çelişkilerinin keskinleştiği, savaşın, büyük çaplı katliamların, baskının, faşizmin, propaganda ve manipülasyonun, büyük mücadelelerin ve seferberliğin yaşandığı, her şeyden önce, ölüme mahkûm kapitalizmin doğasında var olan barbarlığın karşısında seferber olmuş gençliğin heyecan verici ayaklanmalarının yaşandığı bu dönemde… insanlık tarihinde ilk kez milyonlarca insan, devam eden bir soykırıma tanık oluyor. Soykırımcılar, 380 günden fazla bir süredir Gazze ve Batı Şeria’da şiddet uygulamaya devam ediyorlar, şimdi de Batı’nın başlıca emperyalist güçlerinin aktif desteğiyle, savaş alanlarını Lübnan’a doğru genişletiyorlar. Ancak, Filistinli halk kitlelerinin ve savaşçı öncülerinin kahramanca direnişi ve her şeyden önce dünyanın hemen her yerindeki kitlesel dayanışma eylemleri sayesinde, Filistin direniyor ve uluslararası sahnenin ön saflarında yeniden konumlanıyor.

Bununla birlikte, değerli yoldaşlar, değerli dostlar, Filistin’de hâlâ devam eden yerleşimci-sömürgeci faaliyetlere, bununla yakından ilişkili olan soykırım amaçlı savaşa karşı mücadelede aktif uluslararası dayanışmanın vazgeçilmez bir silah olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Emperyalist canavarın kalbinde, burada ve başka yerlerde, Filistin’deki ulusal kurtuluş hareketinin küresel çerçevesi ve potansiyel öznesi olan “Tarihsel Blok”un inşası sürecinde güç dengesindeki değişikliklere katılabilmemiz her zaman bu aktif dayanışma bağlı.

Değerli yoldaşlar, değerli dostlar,

Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da devam eden Siyonist barbarlığa karşı koymanın, onu durdurmak için mümkün olan her şeyi yapmanın acil bir gereklilik olduğuna hiç şüphe yok. Gerçek şu ki, Gazze’deki bu büyük ölçekli soykırıma rağmen, on binlerce şehit ve yaralının yanı sıra, Gazze’deki tüm yaşanabilir alanın korkunç bir biçimde tahrip edildiğini görüyoruz. Direniş, sarsılmaz bir irade ile yoluna devam ediyor. Filistinli halk kitleleri tarafından korunuyor ve destekleniyor.

Gazze, teslimiyetin beyaz bayrağını hiçbir zaman sallamayacak. Siyonistler de diğer her türden mücrim güç de Gazze’nin direnme iradesini kırmayı başaramayacak.

Soykırımcı Siyonizmin barbarlığını görüp de bize “başka yöne bakın” diyenlere yazıklar olsun!

Filistin ve şanlı direnişi için binlerce adım atılsın!

Kapitalizm, barbarlıktan başka bir şey değildir. Kendilerini farklı şekillerde ifade eden ama hep birlikte kapitalizme karşı çıkanlarsa onurlu insanlardır!

Ancak birlikte olursak, bir araya gelirsek kazanırız!

Filistin yaşayacak, zafer Filistin’in olacak!

Tüm yoldaşlarıma ve dostlarıma en samimi devrimci selamlarımı iletiyorum.

Yoldaşınız Corç Abdullah.

Corc Abdullah
26 Ekim 2024
Kaynak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder