ABD,
üst düzey generallerinin tamamını görevden alıyor. Şimdiye dek görevden
alınanların sayısı on ikiyi buldu.
Bu,
sadece kara işgalinin artık daha da muhtemel hale geldiğinin kanıtı değil,
aynı zamanda ABD'nin belki de tarihindeki en büyük stratejik yenilgiyle karşı
karşıya olduğunun da bir işareti.
Trump,
Hegseth ve ekibi, haftalardır bize İran’ın hava savunmasının kalmadığını,
donanmasının yok olduğunu, kara kuvvetlerinin yıprandığını, balistik füze
cephaneliğinin tükendiğini söylüyor.
İran,
her gün daha fazla insansız hava aracı düşürüyor, sık sık ABD-İsrail uçaklarına
ateş açıyor.
İran,
istediği zaman balistik füzeler fırlatmaya devam ediyor. Daha dün Tel Aviv’e yönelik
saldırısında gördüğümüz üzere, füze ateşleme hızını periyodik olarak artırıyor.
Donanma da varlıklarını yer altında saklayarak, çalışmaya devam ediyor.
Trump,
Hürmüz Boğazı’nın kolayca ele geçirilebileceğini söylüyor, ancak öte yandan,
ABD’nin NATO’daki müttefiklerini, sağduyulu davrandıkları ve gemilerini intihar
görevine göndermedikleri için eleştiriyor.
Trump,
“Rejimi cehennemle tanıştırdıklarını” söylüyor, ama çoğunlukla sivilleri hedef
alıyorlar. Tüm Batı istihbarat teşkilâtları, hatta İsrail bile, rejim
değişikliğinin mümkün görünmediğini değerlendirmesinde bulunuyor.
Dünya
ekonomisi darbe alıyor, Körfez ülkeleri asla eskisi gibi olmayacak. ABD’nin bilhassa
seksenlerden itibaren askeri düzlemde inşa ettiği nüfuz ortadan kaldırılıyor.
Washington
ve Tel Aviv’in yenildiği iddiasında bulunduğu Lübnan Hizbullahı, İsrail’e ağır
darbeler indiriyor.
İran,
kayıplarını örtbas etmek veya kendi halkına yalan söylemek zorunda kalmıyor, kayıplarını
telafi etmek için sahte zaferler uydurmuyor. ABD, sürekli kendisine teselli
verecek yayınlar yapıyor, İsrail, tüm o biçare haliyle, her şeyi sansürlüyor. Kabul
ettikleri asker kayıplarının sayısı öyle düşük ki duyanları güldürüyor!
F-35
savaş uçağı programı için yüz yıl harcanan paraya denk askeri bütçesi bulunan
İran, sadece F-35’lere ateş açmakla kalmadı, aynı zamanda bölgedeki ABD
üslerinin çoğunu da yerle bir etti.
Bir
zamanlar baskın süper güç olan ABD, şimdi o kadar çaresiz ki, sadece
göstermelik bir felâkete yol açacak kara işgaline girişiyor. Bu hamle, İran’ın
işine yarayacak. ABD, kimi adaları ele geçirmeyi başarsa bile, Hürmüz Boğazı’nı
açamayacak, neticede büyük bir bedel ödeyecek.
İsrail’in
İran’ın sivil altyapısını yerle bir edip, Suriye’de olduğu gibi uzun vadede
rejim değişikliğine yol açma beklentisi üzerine kurulu stratejisi, ABD’ye net
bir çıkış yolu sunmuyor.
ABD’nin
çaresizliği o kadar büyük ki, İran petrolüne yönelik bazı yaptırımları, Rusya’ya
yönelik yaptırımları ise tümden kaldıracağını açıkladı. Aynı zamanda sahte
zafer ilanları ve hızla boşa düşen, anlamsız tehditlerle petrol fiyatlarının
fırlamasını bir şekilde durdurmaya çalışıyor.
Eğer
ABD, bölgeden çekilerek savaşı gerçekten sonlandırmayı seçerse, İran bölgenin
en büyük gücü olarak ortaya çıkacaktır. Yaptırımların kaldırılması ve İran’ın
diğer taleplerinin karşılanması konusunda bir anlaşmaya varılamazsa, ABD kaçar,
ancak İsrail hedef alınmaya devam eder.
Bu,
ABD için tam anlamıyla bir felâkettir.
Hayır,
nükleer silahlar bile çare olmayacaktır.
Gidişatın bu şekilde devam etmesi durumunda, ABD, bölgenin çok ötesinde yankıları olacak,
tarihinin en kötü stratejik yenilgisiyle karşı karşıya kalacaktır.
Robert Inlakesh
3 Nisan 2026
Kaynak

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder